Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 4 ay önce
Birbirinden değerli edebi eserleri kaleme alan usta ellerin hikayesi “Yaşadığımız Günler” ile Ülke TV ekranlarına taşınıyor. Yaşadığımız Günler, pek çok esere imza atmış yazarları, şairleri, edebiyatçıları, ilahiyatçıları, düşünce insanlarını konuk ediyor ve hayat hikayelerini bizzat kendilerinden dinliyor.

Bambaşka dünyalara kapı açan edebi eserlerin yazarlarının hisleri, düşünceleri, bilinmeyen yönleri ve karşılaştıkları zorlukları bizzat kendilerinden öğrenen Yaşadığımız Günler, izleyenlerini merak dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Okuyucusuna hayaller kurduran, kimi zaman güldüren kimi zaman ağlatan kimi zaman da eşsiz duygular yaşatan bu eserlerin yazarlarının hayalleri neydi peki? Onların hayat serüveni romanlardaki gibi mutlu sonla mı bitiyordu yoksa hüzünlü bir son mu?
Döküm
00:00MÜZİK
00:30MÜZİK
01:00MÜZİK
01:30Efendim ben 1947 yılında Adıyaman'ın Besni ilçesinde dünyaya geldim.
01:41Besni şu anda Adıyaman'a bağlıydı. Ben doğduğum zaman Malatya'ya bağlıydı.
01:48Ondan önce Maraş'a, ondan önce Antep'e, ondan önce de Halev'e bağlı bir ilçe idi.
01:54MÜZİK
01:55Kendine has kültürü, görgüsü, medeniyeti, edebiyatı olan bir şehirdi.
02:05Bir yerde de geçmişte ilim ve irfan yuvasıydı.
02:13Tam ne zaman nasıl doğduğuma dair bilgiler o zaman kaydedilmez idi.
02:19Bir gün anneme sorduğumda sen büyük karda doğdun dedi.
02:25Çünkü o zamanlar insanlar ya büyük karda doğarlardı yahut büyük selde doğarlardı.
02:33Böyle bir tarihte doğdukları söylenirdi.
02:37Dolayısıyla Adıyaman'ın Besni ilçesinde doğdum.
03:11Besni demin söylediğim gibi bir kültür merkezi idi.
03:18Sebebine gelince doğu batı kuzey güney yollarının kesişme noktasında bir yerdi.
03:27Şehir olarak ve şehir ahalisi de genellikle esnaf ve iş adamlarından müteşekkildi.
03:38Bir yandan da beyler, emirler dediğimiz yöreyi yöneten beyler ve ağalardan müteşekkildi.
03:48Dolayısıyla burası bölgeye bir yerde hakim vaziyetteydi.
03:55Devletin temsilcisi durumundaydılar.
03:58Dolayısıyla doğudan Adana'dan itibaren Adana, Maraş, Malatya, Sivas, Erzurum üzerine giden yol Besni üzerinden geçerdi.
04:10Aynı zamanda Kayseri, Maraş, yine buradan Urfa, Mardin ve Irak üzerine giden yol buradan geçerdi.
04:26Halep, Şam üzerinden gelen yol buradan geçerdi.
04:32Hasılı kelam ta Roma devrinden beri, Romalılar devrinden beri gelen yol güzergahının üzerinde bulunması hasebiyle kültürlü bir şehirdi.
04:45Bu şehrin İslamiyet'e tanışması çok eski dönemden olmuştu ama şehrin yarısı Ermeniydi, yarısı Müslümandı.
04:57Zaman zaman Müslümanların hakimiyetine girmişti, zaman zaman Ermeni hakimiyetinde kalmışlardı.
05:05Fakat Besni halkı dinine düşkün idi.
05:10Benim yetiştiğim zaman da öyleydi.
05:15Besni'deki dini hayatı besleyen iki kurum mu?
05:45Birisi camiler, diğeri de tekkeler.
05:50Tekkeler de çok yaygındı Besni'de.
05:53Çok tekke yoktu.
05:54Daha çok Kadiri tekkesi yaygındı.
05:57Ve Kadiri tekkesi çok güçlüydü.
06:00Buna mukabil camiler müftülükle, müftülüğün emrindeydi.
06:05Camilere halk çok itibar ederdi.
06:09Fakat o devirde camilerle tekkeler arasında bir rekabet de vardı.
06:16Birbiriyle devamlı yarış halindeydiler.
06:20Ama bu çok ortaya çıkmazdı.
06:22Halkın daha dindar ve ibadetine düşkün olan kısımlar, kısmı olanlar camiye gelirlerdi.
06:31Camilerdeki hücrelerde ilmihal ve dini dersler, dini kitapları okurlar.
06:39Orada din eğitimi alırlardı.
06:42Tekkelere gidenler ise daha çok zikir yapar, sohbet eder ve genel olarak gazel, ilahi okuyarak, edebi eserlerle kendilerini tatmin ederlerdi.
06:57Fakat burada şöyle bir şey vardı.
06:59Bu her iki kitlede de bir kültürel zenginlik vardı.
07:04İnsanlar herhangi bir şeyi sorduğunuz zamanda size Yunus Emre'den, Füzuli'den, Nesimi'den ve devrin şairlerinden bir mısra okuyarak cevap verirlerdi.
07:18O kadar ki onu edebiyatla hayatı iç içe girdirirlerdi.
07:24Ayet ve hadis okuyanlar da vardı ama ayet ve hadis okuyanlar ilim sahibi olmadıkları için çok derinlikli değillerdi.
07:34İzlediğiniz için teşekkür ederim.
08:04Benim yetiştiğim zamanda din adamları da artık şeylerini yitirmişlerdi.
08:18Yani Arapça bilen iki tane hoca vardı.
08:22Biri Müftü Efendi'ydi, biri de Hasan Hoca diye birisi vardı.
08:27Müftü Efendi CHP devrinin müftüsü olduğu için halk Müftü Efendi'ye itibar etmezdi.
08:35Nedense müftüye karşı bir antipatileri vardı.
08:40Buna karşılık Tekke'ye itibar ederlerdi.
08:43Ama aslında Tekke'de CHP'liydi.
08:46Onlar da çünkü o günlerde şehirlilerin hepsi CHP'liydi.
08:52Çünkü CHP şehirlilere büyük itibar ederdi.
08:55Her türlü imkan şehirlilerin elindeydi.
08:58O yüzden bir de onlar CHP'nin devleti kurtardığı kanaatindeydiler.
09:04Ve dolayısıyla şehir yakın zamanlara kadar, yani rahmetli Özal zamanına kadar hemen hemen hep CHP'li olmaya devam etti.
09:17Özal zamanından itibaren o alışkanlığını bıraktı.
09:22Şimdi dolayısıyla böylesine zengin diyebileceğimiz bir kültürel hayat vardı.
09:28Herhangi bir insana bir soru sorduğunuz zaman mutlaka size bir şiirle cevap verirlerdi ki,
09:37şimdi bu medeniyetin gelişmesinde önemli bir safhayı teşkil eder.
09:43Dolayısıyla kelimenin tam manasıyla bir şehirlilik kültürü vardı.
09:49Ve bu kültürden dolayı da kendilerini çok üstün görürlerdi.
09:53Şehirliyiz biz derlerdi ve şehirlilik kültürü Osmanlı'nın her tarafında olduğu gibi besinde de yaygındı.
10:33Babam ilk oğlu olduğu zaman kendi babasının adını koymuş.
10:48Babası Bekir, hatta ona Karcı Bekir derlerdi.
10:53Karcılıkla da alakası yok ama nedense sülale karcılar diye bilindiği için Karcı Bekir, Bekir koymuş.
11:00Tabii ondan sonra bir kardeşim olmuş, ona Mustafa, o da amcasının adıymış, onu koymuş.
11:10Babam çerçilik için köye gittiği zaman ki o zamanlar üç ay, beş ay köyleri gezer, zor gelirlerdi.
11:18O sırada ben dünyaya gelmişim.
11:22Şimdi ben dünyaya gelmişim, babam yok.
11:25Babamın olmadığını fırsat bilerek annem, o demiş kendi babasının adını koymadı mı, ben de kendi babamın adını koyarım demiş.
11:35Bana da Hacı Bekir demiş.
11:37Çünkü annemin babasının adı da Hacı Bekir'di.
11:40Dolayısıyla ailede iki tane Bekir olmuş.
11:45Babam döndüğü zaman demiş ki, hanım bir evde iki tane Bekir olur mu, bunu nereden koydun?
11:51Demiş, sen babayın adını koydun, ben de bunu koydum.
11:54Babam biraz kızmış, sert bir erkekti babam.
11:57Öyle şey yapmazdı.
11:58Fakat sonuçta gelmiş, üç ay geçmiş, çocuğun ismi konmuş, bir şey diyememiş.
12:06Böylece bir evde iki Bekir oldu.
12:10Halen büyük abim Bekir, o da yaşıyor.
12:14Allah uzun ömürler versin.
12:17Dedem katırcı kervanlarla gidip geliyor.
12:22Her gittiği yerde gönül şeyine de tutulduğu oluyor.
12:26Sonunda bir yerde bir gönlünü bir kadına kaptırıyor ve ninemi terk ediyor.
12:34İki çocuğuyla beraber besli de bırakıyor.
12:37Gidiyor o kadınla evleniyor.
12:39Evleniyor mu onu da bilmiyoruz yani.
12:42Ama ondan bir çocuğu var.
12:44Halamız derdik, biz sonra tanıştık.
12:47Fakat onu orada öldürüyorlar.
12:51Bir şeye kurban gidiyor.
12:53Ama babam küçük, küçük kardeşi küçük.
12:57Gidip onu koruyacak, toracak kimse de yok.
13:00Böylece kim vurduya gidiyor.
13:03Ninem, kocasının bu yaptığından dolayı çok üzülüyor.
13:10Hakikaten ağlayarak gözünü kaybediyor.
13:13Zikir ve ibadetle meşgul olmaktan başka bir şey yapmıyor.
13:18O iki çocuğunu, yavrusunu besleyebilmek için etrafındaki yakınlarından, komşularının desteğiyle ve kocasından kalan evi satarak onları besleyerek yetiştiriyor.
13:34Sonra onlar büyüyerek kendi kendilerine yetmeye çalışıyorlar.
13:41Yani babam ticarete başlıyor ama o da ayağını kırıyor.
13:47Ondan sonra onun da ayrı bir macerası başlıyor.
13:50Başlıyor.
14:23İbadet'i çok severdi.
14:25Bundan dolayı.
14:28Ayağı iyileşince tabii ki kazanç sağlayacak.
14:34Evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmaya başlamış.
14:36Bunun için çerçilik dediğimiz ki Besli'de çerçi demek köylere gidip köylere mal götüren ve oradan bir şeyler satan, bir şeyler alıp şehre getirip satan insan demekti.
14:51Babam öyle genel manada çerçilik yapmazdı.
14:57Altın ve gümüş yani kuyumculardan altın ve gümüşleri alır, götürür, köylerde satar.
15:05Oradan da eski altın ve gümüşleri alır, getirir şehirdeki kuyumculara satardı.
15:11Kendi kuyumcu değildi ama o işleri iyi bilirdi.
15:16Dolayısıyla uzun süre bunu yapmış.
15:20Fakat gönlü çok rahat olmamış.
15:23Çünkü bu Arapça merakı sarınca kendini sürekli Arapça öğrenmeye vermiş.
15:29Ve evde durmadan Arapça kitaplar okumaya başlamış.
15:34Tabii önünde bir hocası da yok.
15:36O Muhammed Efendi hoca da vefat edince kendi kendine Arapça öğrenmeye devam etmiş.
16:14Arapça öğrenmeye devam ederken tabii köylerde imam ihtiyacı hasıl olmuş.
16:28Millet dine doğru koşmaya başlayınca.
16:32İşte o zaman babama bir tanıdığı arkadaşı demiş ki İbrahim Efendi sen niye duruyorsun?
16:41Köylerde böyle ihtiyaç var.
16:42Bu çerçiliği bırak git köye imam ol demiş.
16:46Ve onu yine çerçilik vesilesiyle gittiği köylerden birisi imam olarak yıllık 950 lira hatırlıyorum.
16:57O zamanın parasıyla, parayla imam olarak tutmuşlardı.
17:03Evet.
17:04Ondan sonra evimizi oraya taşıdı.
17:06Ve biz kısa bir süre, 6 ay belki bir sene köyde ailece gittik.
17:13Fakat annem köy hayatına alışamadı.
17:16Onun şehirliliğin, köylülüğün zorluluğunu fark etti.
17:22Annem döndü, babam kaldı.
17:26Ama ben babamla beraber kaldım.
17:28Arapçamı geliştirmek için.
17:31Onun derdi bana hep ilim tahsil edeceksin derdi.
17:35Ve sen ilim tahsil et, ben yatağımı satar, borca girer yine seni okuturum derdi.
17:43Allah rahmet eylesin.
18:22İlk tahsilimi babamdan almaya başladım.
18:28Babam kendini yetiştirmiş, ilme meraklı bir insandı.
18:36Aslında o da tesadüfen ilme merak sarmıştı.
18:42Şöyle ki, babası ailesinde ilim merakı yoktu.
18:51O zamanlar daha çok insanlar geçim derdiyle meşguldüler.
18:57Ve ticaretle yahut işle, iş hayatıyla uğraşırlardı.
19:04Besni, sanatkar bellesiydi.
19:10Her şeyini kendisi üretirdi.
19:12Yani dokumacılığından tutun da ayakkabıcılığına kadar bölgeye mal üretip satan bir şehirdi.
19:20Babam da kendisi ticaret yapmak isterken, erken yaşta babası vefat etmişti.
19:30Babası kervanları olan Halep'ten mal alıp Sivas'a, Erzurum'a mal götüren birisi iken sonunda iflas etmiş birisiydi.
19:40Ve genç yaşta hayatını kaybetmişti.
19:43Babam bir kış günü komşu ziyaretine giderken yolda düşmüş ve ayağını kırmıştı.
19:51Altı ay evde yatakta yapmış.
19:54O zaman hastane diye bir şey yok.
19:56Ancak yaşlı kadınlar bakım yaparlardı.
20:00Babamın ayağını tedavi ederken, komşularında Muhammed Efendi Hoca diye bir zat varmış.
20:08O gelmiş, demiş ki gel yataktayken sana ben Kur'an ve Arapça öğreteyim demiş.
20:16Ninem Rahmetli de çok mütedeyim bir hanımdı.
20:20Aman ne iyi olur demiş.
20:23Ve Hoca Efendi her gün eve gelerek babama Kur'an öğretmiş.
20:30Sonra Arapça öğretmeye başlamış.
20:33Böylece babam da bir Arapça merakı başlamış.
20:35Sonunda Arapça'yı ilerletmek için çalıştı.
20:40Ve nihayet Demokrat Parti iktidarıyla birlikte Türkiye'de yavaş yavaş dini hayat serbestleşmeye başlayınca
20:49babam da Maraş'ın Pazarcık ilçesinde bir köye imam olarak gitti.
20:57Ve o köye ailemizi de taşıdı.
20:59Benimle, benden büyük kardeşim de bize Kur'an ve Arapça öğretmeye başladı.
21:07Böylece ilk tahsilimi babamdan aldım.
21:10Babam sadece Kur'an okutmakla kalmadı.
21:14Osmanlıca da okuttu bize.
21:17Ayrıca İlmihal derslerinin yanı sıra Arapça emsile, bina, maksut dersleri vermeye başladı.
21:25Ama onun bilgisi buraya kadardı.
21:59O sırada yeni haber alındı.
22:10Urfa'da medrese açılmaya başlamış.
22:13Yani Arapça okunmaya izin çıkmış.
22:16O zamana kadar Arapça okunması yasaktı.
22:191954 veya 1955 bu söylediğim seneler.
22:24Besniden yine babamın yakın tanıdığı bir arkadaşının oğlu Ali Hoca, babamın yanına geldi.
22:35Ben Urfa'ya Arapça okumaya gidiyorum dedi.
22:38Babamla ne konuştularsa, dedi ki sen Bekir'i de götürür müsün yanında dedi.
22:47Götürürüm dedi ama benim param yok.
22:49Harcayacak param da yok dedi.
22:52Onun babası da ona kuruş vermiyormuş.
22:55Babam dedi ki, senin de Bekir'in de masraflarını ben veririm.
22:59Ama babamın da parası yok.
23:01O zamanlar fakirlik çok yaygın.
23:03Öyle yani yıllık 900 lira gibi köylüden aldığı bir ücret var.
23:09Devlet memuru değil.
23:11Neyse razı oldular.
23:14Ben onunla birlikte 1954 yılının Mayıs ayında olmalı.
23:21tam da bilmiyorum.
23:24Urfa'ya Arapça okumaya gittim.
23:27Sekiz yaşında yahut yediyi yeni bitirmiştim.
23:32Tabii ki yabancı bir yere gidiyorum.
23:37Anneden, babadan ayrı olarak.
23:40Gittim oraya.
23:56Şimdi ben hayatımda ilk büyük şehir olarak Antep'i gördüm.
24:26Antep o zaman 50-60 bin nüfuslu bir şehirdi.
24:32Besni 6-7 bin nüfuslu bir şehirdi.
24:36Urfa 40 bin nüfuslu bir şehirdi.
24:391954'lerde hatırladığım kadarıyla.
24:43Ali Hoca ile beraber biz önce Antep'e geldik.
24:49Antep'te bir gece veya iki gece kaldık.
24:52O zaman öyle araba doğrudan işlemiyordu.
24:56Fırat'ın üzerinde köprü yoktu.
24:58Fırat'ın üzerinde köprü olmadığı için bir gün arabayla bireyciye kadar gelirdiniz Antep'ten.
25:06Sonra Fırat'ı sallarla veya gemilerle geçerdiniz.
25:12Ondan sonra bir başka arabaya biner Urfa'ya giderdiniz.
25:17Biz de Antep'den Urfa'ya gittik.
25:21Antep'ten Urfa'ya gidinceye kadar yollar toz, toprak.
25:26Zaten Besni'den itibaren yollar toz, toprak.
25:30Bir de otobüs falan işlemezdi o zaman.
25:32Kamyonlar vardı veya jiplerle vardı.
25:35Jip biraz zengin arabasıydı.
25:38Bizim o kadar para verecek halimiz yoktu.
25:41Bir kamyonun üzerinde gittik.
25:43Kamyonun üzerinde giderken ben çocukluk türkü söylemeye başladım.
25:49Böyle çocuk türküsü artık memlekette alıştığımız.
25:53Ali Hoca yanıma geldi.
25:56Dedi ki kulağımı çekti.
25:59Dedi bundan sonra türkü söylemek haram dedi.
26:02Sen dedi medreseye gidiyorsun, ilim okuyacaksın.
26:07İlim adamı türkü söylemez dedi.
26:10Hayda, Ali Hoca'dan ilk dersimi aldım.
26:15Neyse oradan gittik.
26:18Birecik'e gittik.
26:19Birecik'te yatacak yerimiz yok.
26:22Ali Hoca arabada tanıştığı bir adamın evinde bizi misafir ettirdi.
26:26Oradan ertesi gün Urfa'ya gittik.
26:29Urfa'da Halil Rahman Gölü'nün kenarında kamyonlar dururdu.
26:35Orada indi.
26:36Ben o zaman başımda şapka vardı.
27:03Entari giyerdim.
27:06Şapka vardı.
27:09Şehre indim.
27:11Çocuklar peşime takılmaya başladılar.
27:15Başımdaki şapkayı alıp benimle alay ediyorlar, oynuyorlar.
27:20Meğer Urfa'da şapka giymek küfürmüş.
27:23Besnide ise ninem rahmetli erkek çocuğu başı açık gezmez.
27:30Başı açık gezmek günah derdi.
27:33Ve mutlaka şapka giymemi söylerdi.
27:36Bizde ailede söz nenemindi.
27:39Nenem çok otoriter bir kadındı.
27:41Görgülü bir kadındı.
27:43Onun için annem ona hiçbir şey diyemezdi.
27:44Hatta yapacağı yemeğin ölçüsünü bile ona danışarak yapardı.
27:50O kadar şeyliydi.
27:52Gözü görmediği halde.
27:54Şimdi ben Besnide şapka giymemenin günah olduğuna alışmıştım.
27:59Urfa'ya geldim.
28:00Şapka giymenin günah olduğuna alıştım.
28:03Çocuklar peşimden düşmeye başladılar.
28:05Şapkamı aldılar, kaçtılar falan.
28:07Böyle bir garip hale girdik.
28:11Sonra yatacağımız yere gittik.
28:14Beykapısı camisindeki hücreye gittik.
28:18Orada herkes yaşlı.
28:20Benden başka çocuk yok.
28:22Ali Hoca yaşlı o 18 yaşlarında.
28:26Bir iki gün orada kaldım ben.
28:37Nerede kalacağız?
29:07Nerede okuyacağız belli değil.
29:10Ama halkta büyük bir coşku var.
29:13Arapça okuyanlara, dini ilimlere karşı merak, heyecanla büyük bir merak var.
29:20Ben de tabii babamdan aldığım Arapça eğitimden sonra Ali Hoca da bana biraz destek oldu.
29:28Ve Arapça bazı kelimelerin tasrifi dediğimiz sıra çekimini de öğrettiği için halkın yanında bana emsil eden sıra çektirirdi.
29:43Ve halk çok heyecanlanırdı.
29:45Allah Allah bu nasıl oldu?
29:46Demek ki o eski günler geçti.
29:49O dini ilimlerin yasak olduğu zamanlar geçti diye halk gözü yaşarır.
29:54Böyle heyecanlanırlardı.
29:56Dolayısıyla bizi bir cami hücresinde 5-10 talebenin bulunduğu bir yerde bize yer verdiler ve orada yatmaya başladık.
30:10Sonra Abdülhamit Hoca vardı, Molla Hamit Hoca.
30:14Gümrük Hanı diye çarşının içerisinde bir ham vardı.
30:18Oranın mescidi vardı.
30:20Gümrük Hanı zamanında o mescit kapanmış.
30:24CHP zamanında Gümrük Hanı askeri şey yeri haline getirilmiş.
30:30Dolayısıyla Demokrat Parti zamanında mescit açılmış ve Abdülhamit Hoca orada talebe okutmaya başlamış.
30:40İlk Urfa'da talebe okutan hoca oydu ve bir de eski köklü Buluntu Hoca diye bir hoca vardı.
30:49O yerliydi, o okutmuş devamlı.
30:51Abdülhamit Hoca ise Bingöl tarafından gelmişti.
30:55Zaten soyadı da Bingöl'dü.
30:58Abdülhamit Hoca'nın medresesine biz gittik, o kabul etti.
31:04Çarşının içinde bir medreseydi.
31:07O sırada camide çarşı cemaatı talebelerin ihtiyacını, yiyecek, yiyecek ihtiyaçlarını çarşıdaki cemaat karşılıyor.
31:18Çarşı cemaatı içerisinde bir zat beni görünce çok sevdi.
31:22Ali Hoca'ya dedi ki bu çocuk orada yatamaz dedi.
31:27Onu bir yer bulmamız lazım dedi.
31:30Ertesi gün bir zatı çağırdı.
31:34O zat Halil Bucak'tı ismi hiç unutmuyorum.
31:39Oteli varmış Urfa'nın yeni semtinde.
31:43Bucak Oteli dedi.
31:44Bu otelde size yer vereyim.
31:48Ali Hoca ile gelin, bir odada otelde kalın dedi.
31:53Böylece beni medresedeki odadan aldılar.
31:57Ali Hoca ile bize orada yer verdi.
32:00Ve Allah rahmet eylesin.
32:02Her ikisi de hem yiyeceğimiz yemeği, hem de orada kalışımızı sağladılar.
32:10Bir ay, bir iki ay böyle kaldı.
32:14Fakat Ali Hoca ile bir müddet sonra otel sahibinin arası biraz açıldı.
32:22Otel sahibi Ali Hoca'ya dedi ki, sen dedi en iyisi yine sen medreseye git.
32:29Ben bu çocuğu evime alayım dedi.
32:32Evime götürüm.
32:33Evde de çocukları var benim yaşımda.
32:36Kızları var, oğulları var.
32:37Onlarla hem oynuyoruz, hem şey yapıyoruz.
32:41Fakat çocukluk bu ya.
32:42Herhalde dadaştık mı, dalaştık mı, bir şey mi oldu?
32:46Şu anda hatırlamıyorum.
32:48Aradan beş altı ay geçti.
32:50Evin hanımı bir gün dedi ki,
32:53benim bütün eşyalarımı böyle bir beze bağladı.
32:57Kapının önüne koydu.
32:58Bir daha git, bu eve gelme dedi.
33:02Hayda.
33:03Ben kaldım dışarıda.
33:05Kaç yaşındayım?
33:06Dokuz yaşlarında falanım.
33:11Tabi bu arada Ali Hoca'nın askerliği yaptığı,
33:15o birecikte,
33:18o birecikte,
33:20bir müezzinlik buldu.
33:34Birecikte, bir müezzinlik buldu.
33:47Dedi ki, ben bireciğe gideceğim, bireciğe gidelim dedi.
33:51Birecik küçük bir yer.
33:53Orada aynı hocalar var mı?
33:56Birecikte, bir müezzinlik buldu.
33:58Bilmiyorum dedim bunu Abdülhamit Hoca'ya soralım.
34:02Abdülhamit Hoca'ya sorduk.
34:04Abdülhamit Hoca dedi ki, ben seni bırakmam dedi.
34:07Sen benim evladımsın dedi.
34:09Sen burada kalacaksın dedi.
34:11Ali Hoca'ya dedi, sen de gitme dedi.
34:14O dedi ama ben maaşa bağlanmak istiyorum dedi.
34:18Gitmek istiyorum dedi.
34:20Ali Hoca ısrar etti.
34:23Sonunda ikisinin yanında beni sorguya çektiler.
34:27Burada mı kalmak istiyorsun, gitmek mi istiyorsun dediler.
34:30Şimdi ben de Urfa güzel şehir, büyük şehir.
34:34İmkanları da güzel.
34:36Abdülhamit Hoca da beni çok seviyor.
34:38Diğer hocalar da çok seviyor.
34:40Ali Hoca da sert bir hoca.
34:42Öyle yani zaman zaman dövüyor, zaman zaman kızıyor.
34:46Çocuk bu ya.
34:47Ben de dedim ki, burada kalmak istiyorum dedim.
34:50Ali Hoca bana darıldı.
34:53Ve Ali Hoca bireciğe gitti.
34:56Ben otelde kaldım.
34:57Şey, otelcinin evinde kaldım.
35:01Bir müddet sonra otel sahibinin hanımı beni kapı dışarıda bıraktı.
35:07Öyle olunca Hoca'ya gittim.
35:10Hoca dedi tamam sen merak etme dedi.
35:13Beni aldı.
35:15Böyle bir gün dedi ki başka bir yerle sana yer buluruz dedi.
35:19O zaman bir diş hekimi Osman Bey'i vardı.
35:25Onların konağı vardı.
35:27O konakta dedi ki, yolda giderken onlara selam verdi.
35:31Buyurun hocam bir çay içelim derdi.
35:33Hoca kim gitse ayağa kalkar, hürmet eder.
35:35Buyurun hocam bir çayımızı içlerlerdi.
35:38O zaman çok büyük bir itibar vardı ulemaya.
35:40Bu çocuk kim deyince anlattı hoca.
35:44Hocam bunu bize ver, bizim misafirimiz olsun dediler.
35:48Bir altı ay kadar da onlarda kaldım.
35:51Medreseye gidiyorum.
35:53Yemek için ve akşamları onlarda kalıyorum.
35:57Altı ay sonra oradan da ayrılmak gerekti.
36:00Tabii herkes elin çocuğuna bakar mı.
36:05Ondan sonra bir başka yer buldu hoca.
36:09Hoca hep takip ediyordu.
36:12Sonunda bir başka bir Arap ailenin yanına verdi.
36:16O Arap ailenin yanında da epey maceralı bir şeyimiz oldu.
36:21Ve en sonunda dedim ki, hocam bu ailelerin yanında kalarak şey yapamıyorum.
36:27En iyisi medreseye de yeni öğrenciler geldi.
36:32Böyle benden biraz daha büyük odalar var.
36:36Halilurrahman şeyinin, gölün kenarında.
36:40O odalardan birinden hoca bana bir yer buldu.
36:44Ve orada bir odada ben kalıyorum ama ben yemek yapamıyorum.
36:50Başka bir ev buldu.
36:51Yemeği evde yiyorum.
36:53Orada da yatıyorum.
36:54Dersi de hocanın medresesinde okuyorum.
37:33Şimdi bu sıkıntıları her söylediğimde babam derdi ki, sıkıntı olmadan ilim olmaz derdi.
37:44Hatta bizim orada Sallaklı Hoca diye bir zat varmış.
37:49Çok söylenirdi benim çocukluğumda.
37:52O derdi ki, babam altı ay karpuz kabuğu kemirerek ilim tahsil etmişse ne ki derdi.
38:01Hep yani benim çektiğim çileleri, bu gittiğimde ya bunlar olmaz, bu niye gidiyorum ben dediğim zaman böyle derdi.
38:08Ve anneme ve kardeşlerime de sakın buna yüz vermeyin.
38:13Yoksa gitmez, istemez kalır evde der.
38:15Ve beni evde tutmamak için elinden geleni yapardı.
38:20Allah rahmet eylesin.
38:45Urfa'da 5 yıl kaldım.
39:0359 yılına kadar kaldım.
39:05Urfa'da daha sonra Cemal Güllüoğlu diye bir zatın yanında, yani yemeği onlarda yedim.
39:15O da çok kültürlü birisiydi, ailesi eşi de.
39:18Ki halen ailesiyle çocuklarıyla da görüşme halindeyiz.
39:24Diş doktoru Cemal Güllüoğlu var, onun damadı.
39:27Şimdi, ama Urfa'da çok iyi durumdayım.
39:34Hoca da bana çok şey veriyor.
39:36Fakat bilgi bakımından, yani Arapça ilim bakımından çok gelişmediğimi düşünmeye başladım.
39:57Dediler ki, oradaki arkadaşların birçoğu Urfa'da kalmayıp Diyarbakır'a gittiler.
40:23İlim Diyarbakır'da dediler.
40:24Ben de ilim peşinde koşuyorum, güya.
40:28Diyarbakır'da dediler ama ben Kürt değilim.
40:32Kürtçe bilmiyorum.
40:34Ne yapacağım?
40:35Adıyaman'dan bir ekip geldi.
40:38Genç çocuklar.
40:40Dediler ki, bunlar da biraz kaldılar.
40:42Dediler, yok Diyarbakır'da daha iyi alim varmış.
40:46Orada yeni medreseler açılmış.
40:48Diye hep rekabet de var.
40:50Oraya gidiyoruz dediler.
40:52Allah Allah, ben ne yapacağım, ben de katılsam mı dedim.
40:56Ben Kürtçe bilmiyorum dedim.
40:58Dediler ki, gel bize katıl, biz sana yardımcı oluruz.
41:03Sana destek veririz dediler.
41:09Ama Urfa'daki imkanım çok iyi.
41:38Hoca bana bol para veriyor, bol imkan sağlıyor.
41:42Bir de çok seviyor.
41:45Hocanın yanına gittim, izin istedim.
41:48Olmaz dedi.
41:49İzin vermem dedi.
41:51Ben seni yetiştirmek istiyorum, sen benim evladımsın dedi.
41:55Hocam ama ben kendi kendime bakıyorum, Arapça'da ibare çözme diye bir şey vardır.
42:04Bir ibareyi çözmek bilgiyi değerlendirir.
42:10İbare çözmede zorlanıyorum.
42:13Kendi kendime diyorum, bir eksiğim var ama nerede bu eksiklik?
42:16Bu eksiğimi anladım.
42:21Hocaya dedim ki, hocam ben gideceğim izin verirsen dedim.
42:25Vermem dedim.
42:56Arkadaşlar dediler ki, hiç şey yapma, sen eşyanı topla, bizimle beraber gel dediler.
43:03Onlar benden büyük yaştalar.
43:06Ben de artık 11-12 yaşlarındayım.
43:098-9 yaşlarında değilim yani.
43:1159 olduğuna göre.
43:1459-47 demek ki 12 yaşlarındayım.
43:17Kalktık o arkadaşlarla beraber, ben de Diyarbakır'a gittim.
43:22Urfa'daki bütün imkanlarımı bırakarak, rahatımı bırakarak, ilim tahsili peşinde koşmak için.
43:30Gittim Diyarbakır'a.
43:31Gittim Diyarbakır'a.
44:01Gittim Diyarbakır'a.
44:31Gittim Diyarbakır'a.

Önerilen