Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 5 ay önce
İlginç alışkanlıkları, öngörülmesi güç hamleleri, zamanın ötesindeki fikirleriyle hafızalara kazınan devrimcilerin ne yiyip içtikleri şimdiye kadar çoğunlukla göz ardı edildi. “Devrim Mutfağı” ise bu eksikliği gideriyor ve birbirinden çarpıcı örneklerle devrimcilerin hiç bilmediğimiz yönlerini ortaya koyuyor.

Marx’tan Lenin’e, Atatürk’ten Napolyon’a, Fidel’den Deniz Gezmiş’e, Clara Zetkin’den Rosa Lüxemburg ve Behice Boran’a uzanan bir seçkiyle, devrimcilerin sadece eylemlerini değil, sofraları, damak zevkleri, yoksunlukları, doygunlukları ve tercihleri de ilk kez bu denli ayrıntılı inceleniyor.

Kimi zaman zorlu koşullarda kurulan küçük sofralar, kimi zaman gösterişli diplomatik yemekler, kimi zaman da açlıkla sınanan hayatlar… Dr. Bengi Başaran ve gazeteci Umur Talu, anılar, makaleler, tanıklıklar ve tarihi belgelerle bu sofraların izini sürüyor.

Umur Talu ile T24’te buluştuk, kitabın ortaya çıkış sürecini, 37 devrimcinin seçimindeki kriterleri, arşivlerde rastlanan şaşırtıcı ayrıntıları, süfrajetleri ve devrimle mutfağın iç içe geçtiği tarihsel dönemeçleri konuştuk.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, ben T24'ten Evru Dedeoğlu.
00:03Bugün Umurtalı'yla beraberiz.
00:05Dr. Bengi Başaran'la birlikte hazırladıkları
00:07Devrim Mutfağı adlı kitabını konuşacağız.
00:10Devrim Mutfağı'nda 37 tane devrimcinin
00:13mutfak kültürleri, devrimci kişiliklerinin yanında,
00:17daha doğrusu politik kimliklerinin yanında
00:19hayata dair, tarihe nasıl iz bıraktıklarına dair
00:22çok detaylı bilgiler yer alıyor.
00:24Benim için çok ilgi çekici bir okumaydı.
00:27Bu nedenle de sizi de tanıştırmak istedim.
00:30Hoş geldiniz Umur Bey.
00:31Hoş bulduk, iyi yayınlar.
00:32Sağ olun.
00:34Fikir nasıl doğdu diye başlayacağım.
00:35Çünkü gerçekten çok enteresan bir fikir geldi.
00:38Bengi Hanım'la beraber çalışmak nasıldı?
00:41Arşivlere, anılara, belgelere nasıl ulaştınız?
00:43Çünkü biz hep o kişileri politik kimlikleriyle biliyoruz.
00:47Bu sosyal hayatta taraflarını hiç bilmiyorduk.
00:52O yüzden fikir nasıl doğdu merak ettim.
00:54Fikir aslında Dr. Bengi Başaran'ın fikriydi.
00:56O da başka bir makale için çalışırken Castro'nun dondurma sevgisiyle karşılaşıyor.
01:05Oradan ilham geliyor.
01:07Daha sonra bana söylediğinde ben de çok heyecanlandım, benimsedim.
01:11Biz daha önce dört belgesel yazıp çekmiştik birlikte.
01:14Yani çekimlerinde bulunmuştuk.
01:16Onun için bir alışkanlığımız da vardı birlikte çalışmaya.
01:20Sonra işte baktık acaba benzeri var mı dünyada diye.
01:25Yani bazen ampul yanar ama aslında daha önce çoktan yanmıştı.
01:32Bulamadık yani böyle derli toplu.
01:34Tabii tek tek var, makaleler var.
01:36Yoksa zaten biz de yazamazdık.
01:38Ama anılardan, akademik makalelerden, daha mizahi, sarkastik olan bir takım yayınlardan
01:48toplaya toplaya, düşüne düşüne.
01:52Tabii içinde devrim de geçiyor.
01:54Sadece mutfak yok.
01:55Hem başlıkta hem de o kişilerin hayatlarıyla ilgili.
02:00Yemeği, açlığı, toklığı, gurmeliği, lezzet düşkünlüğünü yahut hiçbir şey bulamamayı
02:09bunun içine herkesin hayatına göre yerleştirdik.
02:12İsimleri nasıl belirlediniz?
02:1337 tane devrimcinin hikayesi var.
02:15Aslında bazıları çift, bazıları üçlü.
02:18Yani Meksika üç kişi.
02:21Orada Pancho Vila ve Zapata çok bize şey geldi, maskülen.
02:26Onun için Petra Herrera'yı da ekledik oraya.
02:29Bir de şey, Benjamin Franklin'de Thomas Paine.
02:35Hemen hemen onun, tabii bir de Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Beyce Boran, Sevin Belli, İkili.
02:41Dolayısıyla 37 başlık.
02:43Ama aslında 40'ın üstünde şahsiyet var.
02:47İsimleri nasıl belirledik?
02:50Dünyada devrim denen ne varsa bunlar ille sosyalist devrim olması gerekmiyor.
02:55Kimi bağımsızlık savaşıyla karışık, kimi bağımsızlık yönü daha ağır basıyor.
03:01Ama hani devrimci bir değişim arzusu var.
03:04Başarıya ulaşmış ya da ulaşamamış.
03:06Hindistan ulaşmış, İrlanda ulaşamamış.
03:10Bir de hakikaten hem konuşarak hem teori geliştirerek bu yolda giden bazı isimleri aldık.
03:16Özellikle kadınlar ve dahil ederken işte Emma Goldman, Clara Zetkin, Rosa Luxemburg zaten o eylemci de aynı zamanda.
03:26Ama işte Harriet Tubman gibi belki de devrim sözcüğüyle de çok uzak.
03:31Ama aslında çok önemli bir şey yapan bir kadın yer aldı.
03:34Bu hareket çok çok önemli.
03:35Evet, işte Franz Fanon aslında bağımsızlık bir isyan önderi, teobüslerini psikiyatr.
03:44Böyle bir seçki yaptık.
03:46Tabii dışında kalan olmuştur.
03:48Ama isimler çok etkili ve hikayeler yani o politik kimlikleri, devrimci taraflarını okumak da çok etkili.
03:55Yani Amerikan devrimi ve İngiliz devrimi dendiği için tabii Cromwell İngiltere'den, Amerika'dan da George Washington'da bütün depolarına rağmen orada oldular.
04:06Bir de kitapta hani özellikle kadın hareketi açısından o hareketin nasıl şekillendiğini ve nasıl devam ettiğini de görebiliyorsunuz.
04:14İlk başlangıçtan bu yana.
04:16Süprejetler zaten özel bir başlık ama aynı zamanda Zetkin'de, Goldman'da hatta Lüksanburg'da da var bunlar.
04:25Hatta bazı erkeklerde de var yani.
04:27Mesela ben Lüksanburg'un o hayvan sevgisini ve o yazdığı mektubu hiç bilmiyordum.
04:32Mesela çok çok etkilendim.
04:33Biz de birçok şeyi zaten yol üstünde öğrendik.
04:36Benim sevdiğim bir yöntem o yani öğrenerek yazmak.
04:40Sonuç kitap biraz ona öyle bir yolculuk oldu.
04:46Şey dengesi de var yani vejeteryenizm, o zaman veganlık pek yok ama onun da hayvan hakları ile ilgili yani özellikle Rousseau'nun geliştirdiği teoride dengeli bir kitap oldu.
05:02Menüleri seçerken de yapılabilir olanları bulmaya çalıştık.
05:07Süt çorbası falan gibi çekti.
05:09Evet aslında bazıları da denendi.
05:13Denendi mi? Siz denediniz mi? Onu merak ettiniz.
05:16Biz çok azını denedik ama şimdi şöyle bir turne gibi bir şey oldu.
05:20Menülü söyleşi ve imza yapmak isteyenler var.
05:24Aa ne güzel.
05:25Ege'de özellikle. Bir tane yaptık zaten orada bir menü uygulandı yani.
05:30Tastro, Troşke, Atatürk hepsi birlikte oldu o menüde.
05:35Bakalım diğerleri nasıl olacak?
05:36Peki, Kant'ın insan nedir hakkında sorusuna karşı Faverbach insan yediği şeyler üzerinden tanımlanan bir varlıktır diyor.
05:46Benim çok ilgimi çöktü.
05:48Yediğimiz şeyler üzerinden mi yemediğimiz şeyler üzerinden mi tanımlanıyoruz sizce?
05:53İkisi de bence. İkisi de tabii Marx da aslında Hephaverbach'ın bu şeyinden etkileniyor.
05:59Yani teorisini geliştirirken ikisiyle de tanımlanıyoruz.
06:04Bazen yiyemediğimiz şeyler, istediğimiz halde yiyemediğimiz şeyler.
06:08Yani hayatın devirimi içinde zaten kitapta da o var.
06:11Yani bazılarının hoş sofraları var.
06:15Kendi damak zevklerini tatmin edebildikleri.
06:20Gramşı gibilerse açlıkla doğuyorlar, açlıkla ölüyorlar.
06:24Hatta bunu bir eleştiri, yeme eleştirisi de yapıyorlar.
06:28Evet, bazısı yapıyor.
06:30İşte ama hani Lenin mesela mutfağı eşinden daha iyi bir şef, aşçı diyelim.
06:36Mesela Lenin'le ilgili, Behi Ceboran, Lenin, Mihri Sevim Belli'yle ilgili mesela hiç bilmediğim bilgiler vardı.
06:44O da aslında bayağı mutfak zevklerinin çünkü olduğunu, hayata ne kadar bağlı ve neşeli olduklarını da görüyorsun.
06:51Tabii tabii yani Castro'da.
06:53Mesela tarih bunları hiç görmüyor zaten öyle sorular.
06:55Tarih görmediği gibi maalesef bazen devrimciler de görmüyor.
07:00Devrimciliği sadece hani yoklukla eşitliyorlar.
07:04Tabii ki yokluk içinde de mücadele ediyorsunuz.
07:07Tabii ki yoksunlar ve yoksullar içinde mücadele ediyorsunuz.
07:12Ama aynı zamanda insansınız ve onların da iyi şeylere ulaşması için mücadele ediyorsanız kategorik olarak reddedemezsiniz bunu.
07:21Engelsin şampanyaları var.
07:23Şimdi tam da onu soracağım.
07:25Bu devrimcilere ait mutfak pratiklerini incelerken sınıf atlamanın bu estetik tercihleri nasıl yeniden şekillendirdiğini gözlemleriniz mi?
07:35Yani o estetik güzellikler insanların hayatına girdikçe o sınıf atlamada bir çelişkiler doğdu mu?
07:43Ya da o estetik onların sosyal ideolojileriyle çarpışmış mı?
07:48Bazen o gerilimi yaşamış olabilirler ama çok da net örnekler var.
07:54Engels yoksulluktan gelen biri değil.
07:57Yani zaten bir fabrikatörün oğlu İngiltere'de.
08:00Ama aslında Marx'ın teorisine de en büyük ilhamı veren İngiltere'de işçi sınıfının durumu da onun eseri.
08:07Ama vejeteryenlere de saygı duyarak etin ne kadar gerekli olduğunu da bize anlatıyor.
08:13Son yazdığı çok etki.
08:15Evet aynı zamanda işte doğum gününde şişelerce şampanya tüketiliyor.
08:20Onun tanıkları da anlatıyor.
08:23Castro işte Gramma yatıyla Küba'ya çıktıklarında tabii deniz kabuklarını kemirerek başlayan bir yolculuk.
08:32Dağlarda ne bulurlarsa avcılık, toplayıcılık.
08:36Sonra köylüler geliyor işte derken Ermi Freze'nin bir şefi oluyor.
08:41Ama Havana'ya Batista kaçıp Havana'ya girdiklerinde Hilton Oteli'nde kalıp Polinezya restoranına koşturuyor.
08:49Yani sonra da Küba'da bir süt dondurma kamamber devrimi.
08:53Yani bunlar hani ama bir yandan da mücadele ediyorlar.
08:58Dolayısıyla çok da aykırı değil galiba ama Gramsci'yi de anlıyorum Sicilya'da çok yoksul bir aile.
09:04Bedeni hastalıklı zaten.
09:06Sonra da belki de en çokta da ulaşabileceği Kuzey İtalya'da zaten Mussolini'nin tutsağı olarak yıllarını orada geçiriyor.
09:15Ya aslında o insani ihtiyaçları kitapta görmek çok etkileyiciydi.
09:19Kesinlikle bir de tabi dramatik olanlar var.
09:22Çok dramatik olanlar var.
09:23Çey'nin son bir Bolivyalı kadın Çey'nin son çorbasını getiriyor.
09:30Onun tarifi var kitapta zaten.
09:33Michael Collins İrlanda'da aslında bir cenazeden dönüyor.
09:38Giderken pusuya düşürülmeden önce bira da çok sevmediği halde kader işte.
09:44İçtiği son içki bir pint bira.
09:47Ama zaten nereye gittiğini hangi sona gittiğini o sırada bilmiyor.
09:53Ve ilginç anekdotlar var.
09:56Garivaldi ve Troçkin'in o bütün gezginlikleri içinde tattıkları değişik lezzetler,
10:02tanıştıkları mutfaklar ki bunlar İstanbul'dan da geçiyor ikisi için.
10:08Böyle.
10:10Peki şu Roza Luxemburg ve Claire Zetkin'in kısmına gelmek istiyorum.
10:15Orada gerçekten hiç bilmediğim yönler vardı.
10:17Luxemburg'un tüm dertleri tokların vicdanına yüklemek istiyorum cümlesi.
10:22Bugünün kapitalist gıda zincirleri, küresel açlık ve gıda israfı bağlamında nasıl yeniden okumalıyız sizce?
10:29Bence direkt okumalıyız, doğrudan okumalıyız.
10:33Çünkü aslında bugüne dair çok büyük bilgiler de var.
10:36Küresel ölçekte baktığımızda tam da bu yani kastettiği şey.
10:40O vicdanı evet oraya yüklemeliyiz.
10:43Yani bir yoksulun yoksul için, yoksulun yoksul için üzülmesinin ötesinde esas bunu dert etmesi gerekenler bahsettiği tabakalar.
10:55Onlar da sözde küresel bir takım örgütlenmeler, yardımseverlikle falan sivaplar açıyorlar.
11:01Ama dünyanın sorunu o değil çünkü devrimlerde açlık, kıtlık bunların rolü o kadar yüksek ki.
11:10Hatta devrimlerin tehlikeye girişinde de.
11:13Onun dışında da işte Afrika, Latin Amerika buradaki problemlerinin içinde tek ürüne yöneltme,
11:19işte şeker kamışıydı, pamuktu neyse.
11:23Verimli arazilerin o insanları doyuracak gıdalardan mahrum bırakılması, tamamen ticarileştirilmesi.
11:30Bütün bunlar da Fanon'un anlattığı da bu.
11:33Onu en çok yaralayan Cezayir'deki aç çocukları görmesi.
11:37Mesela sonradan Sartre ve Bovar'la İtalya'da bir yemeğe oturduğunda onları bile öyle bir konuda, öyle bir yemek zevkinden ötürü eleştiriyor.
11:47Onlara yabancı geliyor, haksız geliyor.
11:52Aslında Lüksenburg'un öncesinde de Rusya'ya mal edilen zenginleri yiyin sözü var.
12:00Aslında yiyenseler fena olmaz şu devirde.
12:03Yani aslında tabii onlar yiyordu.
12:06Şaka tabii ki yani doğru.
12:09Peki Lenin'in ev işleri kadını ev kölesi yapar diye bir söylemi var.
12:14Clara Zetkin'in de tanıttıklarıyla bu devrim yemekhaneleri fikri oluşuyor.
12:22Bugünün bu bireysel, bireycilik çağında diyebilirim, neoliberal bireycilik çağında yeniden kamusal mutfakla tanışmamıza zemin hazırlar mı bu fikir sizce?
12:33Aslında çok da iyi fikir gibi geldi bana.
12:35Biraz ütopik biraz.
12:37Paradoksal bir şey de var.
12:39Aslında Fransız devrimi öncesinde bir yemek devrimi de başlamış durumda.
12:44Yemeğin bireyselleşmesi ve aristokratlara imtiyazında olan lezzetlerin halka açılabilmesi.
12:51Dolayısıyla hani her yemeğin bir arada geldiği ve han usulü uzun sofralardan daha bireysel sofralara geçiş.
13:01Devrimden sonra o şeplerini da alarak yemekleri çok kötü denilen Paris'i bir anda bir gurme merkezi haline getirme.
13:09Ama aynı zamanda da bir devrim ortamı bu.
13:12Devrimden sonra mutfağın değişimi falan da öyle.
13:15Lenin'inkinde şu var yani toplumun büyük çoğunluğu yoksul.
13:22Değerim zaten tehlikelerle yüz yüze.
13:25Sadece kolektif yemekhaneler değil aynı zamanda kolektif konutlar var.
13:31Nasıl kolektif?
13:33Herkesin diyelim küçük küçük o meşhur hani metaforlarda da söylenen şey.
13:39Küçük daireler mutfaksız ortak mutfak.
13:42Yani mutfak bir sosyalleşme alanı o toplu konutlarda.
13:46Büyük mutfaklarda da aynı zamanda kadının mutfaktan kurtarılmasının bir aracı olarak görülüyor.
13:53Ama işte orada çatıştığı bir yerde var Lenin'in şey teorisi.
13:59O cinsellik kısmında o kadar özgürlükçe değil.
14:03Ama mutfakta da böyle bir şey var.
14:05Tabii kolektif yemek yani yemekhaneler, okullar, işte iş yerleri bunlar bir sosyalleşme aracı aynı zamanda yahut toplu gidilen yerler.
14:17Ama her zaman bu devrimci mana taşımıyor.
14:21Yahut yoksulların erişimi her zaman açık değil.
14:25Ama kitabın bence çileği en son yazdığımız, araya koyduğumuz 1848 devrimi.
14:33Çünkü doğrudan sofradan başlıyor.
14:35Evet.
14:36Yani o...
14:37Biraz ondan bahsedelim aslında.
14:381830 ve 1848 iki devrim var.
14:43Yani Marx'ı etkileyen de zaten 30, sonra da 48.
14:4948'in özelliği manifestodan birkaç ay sonra.
14:52Ama o insanların kaçı manifestoyu okumuştu onu bilmiyoruz tabii.
14:56Ama manifestodaki manifest edilen şey biraz orada gerçekleşiyor.
15:01Çünkü Avrupa'ya da yayılıyor.
15:03Hatta Sars'lı, tahtlar, iktidarlar var.
15:062015 Türkiye'sinden anlatayım.
15:11Toplantı ve gösteri yürüyüşleri engelleniyor 1848 Paris'inde.
15:18Buna alternatif olarak yine 1830'larda doğmuş bir gelenekle uzun sofralar, ziyafet sofraları.
15:25Devrimi başlatan sofra bugün lüks markalarla bilinen, herkesin de Paris'e ilk gittiğinde koştuğu,
15:31Şanzelize'de yapılıyor. Çünkü daha düz bir, Paris'in o küçük sokaklarına göre uzun masa kurulabilir bir yer Şanzelize.
15:42Oradan sonra işte dağılıyorlar.
15:45Zaten o da yasaklanmaya çalışılıyor.
15:47O da polis müdahale ediyor.
15:48Biraz da bizim gezi sırasındaki o tünelden başlayan sofralar gibi tahvil edebiliriz.
15:54Concorde, Madeleine orada toplanıyorlar öğrenciler.
16:00Aslında yani devrim böyle akmaya başlıyor.
16:03Giderek ateş açılıp biraz da cenaze, Paris'te dolaştırılınca cenazeler.
16:10Nihayetinde ne oluyor?
16:12Tabii bir son krallık aslında 1848.
16:16Yani bir daha krallık olmuyor, imparatorluk oluyor Fransa'da daha sonra.
16:20Aslında bir burjuva devrimine dönüşüyor.
16:24Ama devrim mi devrim, ayaklanma mı ayaklanma, ziyafet mi ziyafet.
16:29Ziyafet.
16:30Peki, kitapta süfrajetler konusunda çok önemli bir ayrı başlık altın aslında bu.
16:38Kadınların seçme seçilme hakkıyla ilgili mücadele ederken,
16:42aynı zamanda mutfağa kapatılmalarına karşı bir isyan var orada.
16:46Zaten esas eleştiri de bu.
16:48Ama galiba hala bazı şeyler devam ediyor.
16:53Hala mutfak kadına ait ne kadar biz çalışsak da etsek de o sorumluluklarımızdan biri sadece.
17:00Ne diyorsunuz bu kanal?
17:01O chapter'dan da biraz bahsedelim.
17:03Süfrajetlerin oradaki ilginç, yani süfrajetler eylemci.
17:08Hani böyle teorinin ötesinde, talebin ötesinde ciddi sabotaj, sokak eylemleri,
17:15işte bütün bunlara girişen cesur kadınlar.
17:20Cesur kadınlar.
17:21Çok etkili de bir anlamda.
17:22Evet, yemeği de şöyle kullanıyorlar.
17:24Bir yemek kitabı yapıyorlar.
17:26Hatta Mark Twain, Jack London falan da katkıda bulunuyor bu kitaba.
17:31Yani yemek kitabını propaganda aracı olarak kullanıyorlar.
17:35Yemek kitabının içinde aslında işte eyleme çaresi, oy hakkı, seçme seçilme hakkına dair bir sürü şey.
17:42Birçok yemek kitabı politik aslında o dönemlerde çıkan.
17:48Tam tersi Orwell'in başına gelen, daha doğrusu başı gittikten sonra başına gelen,
17:54karısını ve onu aşağılamak için kralcı birinin çıkardı.
17:58Orwell'in mutfağıya, karısını biraz da bir pahişe gibi isimsiz yazarak,
18:04ne kadar bayağı bunların İngiltere gibi bir aristokratik bir yeri yönetmekten aciz,
18:11Cumhuriyetçiler olduğunu kanıtlamak için çıkıyor.
18:14Yani süprojetlerinki ilerici bir propaganda aracı.
18:17Bu da biraz karşı devrimci bir propaganda aracı.
18:21Onun dışında Sovyetler'de sonra çıkan broşürler var.
18:25Fransız devriminin yemek tarifleri, kitapları var.
18:29Yani dönem dönem patates ekmeğin önüne geçmek zorunda kalıyor.
18:34Patates tarifleri üstüne kitaplar, yayınlar oluyor.
18:38Yani dönemler, dönemlerdeki alışkanlıklar dışında dönüşümler de tabii çok fazla şey etkiliyor.
18:45Yani Fransız devriminin işte iki şeyinden,
18:48Mağara Paris'te işte bitkiler yahut sebze, meyve falan ektirip diktirmeye çalışırken,
18:55Robespierre bunların hepsini söktürüyor.
18:57Öyle bir Jacobin Gironde'den çekişmesi ve Fransız devriminin oradan çoğallamasında belki de o dönem,
19:07en etkili şey yiyeceğe koyulan nar koyalım mı koymayalım mı?
19:11Yani hep gıda, yiyecek, yemek, mutfak, hep başa...
19:15Aslında mutfak politik bir eylem aslında değil mi?
19:20Yani ya da hani hep şu an sadece has tarafından olaya bakılıyor ama
19:24bütün ben kitabı okurken de yani hep devrimlerin ona bir tarafında, bir noktasında sonuçta açız ve bunun için savaşıyoruz.
19:34Tabii tabii kesinlikle yani bir devrimin kitleselleşmesinin belki de ön koşulu bu.
19:40Yani daha iyi bir hayat, umurdu.
19:43Ne bileyim sosyalist bir devrime katılanların hepsinin bırakın kapitali,
19:49manifestoyu bile okumuş olmasından şüphe edebiliriz rahatlıkla Türkiye'den de bildiğimiz için.
19:55Tabii ki.
19:56Ama neyle katılıyor?
19:59O bütün onlardan süzülen daha iyi bir hayat.
20:01Evet, ailesi kendisi için daha iyi çalışma koşulları bunun umuduyla katılıyor.
20:07Ekmek için sonuçta katılıyor.
20:09Ekmek ve ayakta kalma çalışması.
20:11Tabii tabii.
20:12Peki Atatürk de yer alıyor kitapta.
20:14Evet.
20:15Atatürk'ün sade, bazen neredeyse yoksulca bir şey olmayan menüleriyle kurduğu halkla aynı sofrada olma olayı.
20:24O var ama bir yandan da tabii...
20:27İhtişamlı, güzel, sohbetli, uzun saatlerce.
20:30Onların demir baş konukları var.
20:34Bu gösterişli sofraları var.
20:36Bu aradaki farktan biraz bahsedelim.
20:40Yani o iki uçtan.
20:42Çünkü ikisini de yaşamış birisi.
20:45Bir kere askeri okul.
20:47Selanik mutfağından geliyor, annesinin mutfağından.
20:50Ama askeri okul, işte Trablus, Arap Yarımadası, çeşitli cepheler, Çanakkale, tayin yani sonuçta tayin, menü değil tayinle geçirilen yıllar yıllar var.
21:03Ama unutulan bir şey var.
21:05Özellikle askeri öğrenciliğinde, sık sık istik, yani Beyoğlu'nda, Pera'da.
21:10Orada sevdiği mekanlar var.
21:14Yemeği, içmeyi, orada değişik lezzetleri de biliyor.
21:17Ayrıca Fransa, Almanya, işte Karzbat'taki o geçici tedavi dönemi, bütün onlarda da zengin mutfaklarla tanışıyor.
21:27Dolayısıyla yemek zevki, hani nasıl...
21:30Hayat Gustosluğu olan bir şey.
21:31Tabii tabii, nasıl yani Fransız devrimi ve sonrasına dair çok sayıda kitabı varsa, aynı zamanda Augusto'lara dair de bir sürü fikri var.
21:41Tamamen köşk bir saray değil tabii.
21:44Yani oradaki dev deveden söz edemeyiz.
21:48Tabii ki.
21:48Orada diplomatik, politik, neyse konuklara yemekler biraz daha zengin çıkıyor.
21:54Kendi bazen daha mütevazi.
21:56Bir de son yılları tamamen bir özel diyetle geçiyor zaten.
22:00Peki, Deniz Gezmiş Mahinan, işte onlar da yer alıyorlar kitapta.
22:06O cezaevinde bir gıda direnişi var.
22:09Ama bu aslında bir onur mücadelesi değil mi?
22:12Yani o son yemek olayı, özellikle yiyecek konusundaki ısrarı bir politik eylem olarak görebilir miyiz?
22:20Tabii tabii, nasıl açlık grevi politik bir eylemse ki evrensel olarak öyle...
22:26Tabii ki.
22:27En son işte Akbelen köylüleri de biliyorsunuz işte meclis önünde zeytinleri kurtarmak için yaptı.
22:35Açlık grevi değilse bile işte ona benzer bir eylemdi.
22:39Karar çıkınca bıraktılar.
22:40Ama sonuçta yemek, açlık, direniş, tabağa fırlatmak, onu reddetmek...
22:48Tüm bunlar politik eylem.
22:50Bu konuda en tabii sert örnekleri İrlanda'da da yaşandı.
22:54Bobby Sands'lar falan.
22:56Elbette politik eylem yani ama yine deniz gezişme ait çeyen parantez açıp...
23:04Onların yolculukları güzel aile mutfakları ve sofralarıyla başlıyor.
23:08Hayat yolculukları.
23:09Genellikle de İstanbul'un Üsküdar tarafında.
23:13İkisi de Aydarpaşa Lise ile.
23:16Oradan gençliklerinde yine oradaki...
23:19O zaman kafe demeyelim de işte kahveler, büfeler, esnaf lokantaları, işte ucuz şaraplar...
23:28Arkadaş arasında içeren.
23:31Sonra İstiklal Caddesi'ne kayıyor.
23:34Hem Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı orada olduğu için orada toplantılar yapılıyor.
23:40Hem de pasajı da seviyorlar, işkembeciyi de seviyorlar.
23:43Tabii daha sonra girdikleri güzergahta öyle oturup ortalıkta yemek yiyecek halleri yok.
23:50Ama deniz gezmiş, işte avukatı, çelenkin, eşinin kuralleri...
23:54Eşinin kuralleri, borçaları.
23:55Son anında bile onu hatırlıyor.
24:01Mahir Çay'ın cezaevinden kaçtıklarında arkadaşları bayılıyor ve diyorlar ki o kadar gelen her şeyi yiyordu ki içeride abur cubur.
24:12Yani hep bu şey var, piknikleri var Mahir Çay'ın.
24:17Kravatla gittikleri çaylar var.
24:19Yani kitapta gizli bir ana fikir de şu.
24:23Yani devrimcilik mahsur kalmak da değil, mahsun kalmak da değil, yoksun kalmak da değil.
24:32Ama tabii ki şu var, bu mücadele içinde de sürekli keyif çatmak hiç değil.
24:37Ama bir şeyi tatmak, bir lezzeti almak, bir keyif almak amaç oysa eğer herkesin buna kavuşması çok da reddedilebilecek bir şey değil.
24:47Galiba bu, biraz önce de söyledim, Behice Boran'ı mesela özenli sofraları var, neşeli bir kadın, mutlu bir kadın, kendine bakan bir kadın.
24:57Ve biz bunları hiç bilmiyoruz.
25:00Hep onları o dişi enerji, yani dişi tarafları yok edip sadece devrimci kimlikleriyle var ediyoruz.
25:08Sevim belli de aynı şekilde.
25:10Çok güzel sofraları, meşhur sofraları varmış mesela.
25:13Oğlunun anlattıklarından okuluyoruz.
25:16Kadın devrimcilerin bu feminen halleri ya da kadın insani halleri neden yer almaz tarihte ya da kamuoyunda sizce?
25:26Neden korkuluyor o kadınlıktan?
25:29Aslında muhalifken bile ön yargılar taşımamızın sonucu.
25:33Yani o mutfaktaki, kadın mutfaktan kurtulacak ya ama bizim teoristlerimiz yahut liderimiz o mutfaktayken olmuyor.
25:44Onlar anne bir kere, eş.
25:46Kutsal kadın.
25:47İkincisi şunu da şey yapmıyor.
25:49İkisi de çok yoksul hanelerden gelmiyorlar.
25:52Yani Beyce Boran kolejli.
25:55Zaten sosyalist olması Amerika'da yani.
25:57Türkiye'de değil orada oluyor çalışmaları sırasında.
26:01Sevim belli yalıda büyümüş.
26:04Bu da radikal bir şey.
26:05Yani bu insanların bütün bu yetişme şartlarına, okudukları okullara, edindikleri mesleklere,
26:12Sevim belli doktor, Beyce Boran da sosyoloji doktoru.
26:15Buna rağmen yaptıkları tercih var.
26:19Biz nihayet olarak politik görüşlerini beğeniriz, beğenmeyiz falan ondan ayrı bir cesaret var.
26:25Bir dirayet var.
26:27O dönem işaret var.
26:27Bir kararlılık var.
26:29Üstelik de bunun ezasını, cezasını çok gördükleri halde.
26:32Buna hem ailelerinin yoksullaşmasında, şartlarının çok mütevazileşmesinde,
26:39hem maruz kaldıkları devlet baskısı, işte cezalar,
26:43artı bir de bütün bunları solcu olsun, sağcı olsun erkeklerin önünde yapmaya çalıştıkları için.
26:51Ama yoksa ikisi de güzel yemek yapmayı, güzel sofra kurmayı, cezaevinde bile iyi salata yapmayı seven insanmış.
26:58Arada bir soru atlamışım.
27:00Diğer o ceza, şu dondurma krizin, dondurma olayını bize bir paylaşın.
27:04Ben ona bayıldım.
27:05Küba.
27:05Evet, Küba.
27:07Ve eğer bu daha iyi dondurma yapmalıyız, eğer başarılı olmak istiyorsak.
27:12Evet, evet.
27:13Ya şey, Fidel dondurma sever zaten, severmiş yani.
27:17Marquez 18 diyor ama 24 top 7'i söyleyenler de var.
27:22Devrim öncesi Küba'yı az çok hani filmlerden falan canlandırabilirse, eğlenceli de bir yer yani.
27:28İşte orada bir Amerikan dondurma zinciri var, Küba'lılar da buna meraklı.
27:35Muhtemelen Fidel de oradan yemiştir yani devrimden çok öncesinden.
27:41Bunun daha iyisini yapmak istiyor.
27:43Fakat bunun daha iyisini yapmak için tabii devrim olunca oralar kapanmış falan.
27:47Kanada üstünden 28 unutmamışsam değişik o dondurmanın lezzetini Kanada üstünden diplomatik kanalla kaçırarak getiriyor.
27:59Ve Çelye var hem sevgilisi hem işte sekreteri Dağda'da İH'ye sorumlusu Dağda'larken.
28:06Çelye'ye bu görevi veriyor.
28:08Bundan daha iyisini yapın.
28:10Çok da güzel bir dondurma acayacak.
28:12Çünkü bir takım tanıklıklara göre Alice Harikalar Diyarında gibi bir yer açılıyor.
28:17Yani bunu da söylüyorum ki hani kaçınmamışlar anlatabiliyorum.
28:21Onun yerlisi de olsa onun bir şaşalı bir şey olmasını istemiş.
28:26Bir festival yeri gibi olmasını istemiş.
28:29Daha ziyade çocuklar geldiği için belki.
28:32Bir tanesi bu.
28:33Bunu başarıyorlar.
28:34O dondurmacı açıkmış hala.
28:36İkincisi kamambere takıyor.
28:40Kamamber üretiyor.
28:41Fransızlarla tartıştıklarında yani bir Fransız da kamamberin o kadar iyi olmadığını ondan anlıyor.
28:50Ve kamamberden vazgeçiyor.
28:51Ama süt devrimi yani sadece böyle fantezi şeyler, lezzetler için değil.
28:57Aynı zamanda çocukların altın beslenmesi için.
29:01Değişik ırk inekler getirtiyor yine Kanada üstünden bazıları.
29:06Bu arada büyük şansları var ki Kanada bir ABD değil.
29:11Birçok şey Kanada üstünden ceryan ediyor çünkü.
29:17Bazısı başarısız oluyor Küba ikliminde o ineklerin.
29:20Belki daha soğuk yerlerden geldikleri için.
29:23Bence en ütopik planı da minyatür inekler üretip her eve birer tane vermek.
29:30Ya burada şunu anlıyoruz işte geçim, şu, bu, eğitim, sağlık.
29:35Bütün bunlarla uğraşırken tamam halk sadece doysun değil de hani iyi doysunun peşinde de bir sürü arayış var.
29:42Hem de hayatın o zevkini de arasın.
29:44Evet, benim tahminimin çok çok altında takılan oldu yani.
29:48Ya hamburger yiyor diye.
29:51O biraz pop art bir şey.
29:54Şey hamburger mi sorusunu soran oldu.
29:58O hot dog yiyor.
29:59Kola içerken fotoğrafı var.
30:02Bezbol kıyafetli fotoğrafı var.
30:05Yani böyle şeylere takılmamış insanlar.
30:08Ayrıca en son artık dayanabilirim.
30:09Şunu da söyleyeyim kimi benim arkadaşım.
30:12Ya hamburger de Amerikan değil zaten.
30:14Alman kökenli.
30:15Yani adına bakarsan zaten doğrusu da oradan.
30:18Fidel'in dondurma sevdasına da inanmayabilirler.
30:21Ya dondurma hadi daha şey diyorlar.
30:24Hamburger çok Amerikan.
30:26Hiçbir şey hiçbir ülkeye ait değil yani.
30:28Her şey bir sürü dolaşıma girmiş.
30:33Kültürlerin birbirini etkilemesi.
30:35İşte yapıyoruz ya bazen yoğurt, peynir, kavgası Bulgaristan'la, Yunanistan'la, cacıklı şey.
30:41Mümkün değil ki ayırmak yani.
30:43Yani onların da aslında hiçbir anlamı da yok.
30:45Hiç yok.
30:46Ne seviyorsanız yani.
30:48Bir de birleştirici ve mutlu edici tarafına bakmak lazım galiba.
30:53Kesinlikle öyle.
30:54Benim kendi düşünce.
30:55Tabii tabii.
30:56Çok teşekkür ederim geldiniz.
30:57Ben teşekkür ederim.
30:58Harika bir kitap yazmışsınız.
30:59Ben yanımda olsaydı daha çok bir sohbet ederdik.
31:02Başka bir zaman diyoruz.
31:04Umarım.
31:05Bugün Umurtalı'yla beraberdik.
31:06Devrim Mutfağı'nı dönüştük.
31:08Haftaya tekrar görüşmek üzere.
31:09Sevgiler.
İlk yorumu siz yapın
Yorumunuzu ekleyin

Önerilen