Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 6 saat önce
Bu yazı, Türkiye’deki genç neslin yurt dışına gitme arzusunun altında yatan temel toplumsal ve yapısal sorunları derinlemesine analiz etmektedir. Yazara göre bu göç dalgasının ana sebebi sadece ekonomik yetersizlikler değil; aynı zamanda liyakat eksikliği, hukuki güvensizlik ve akademik özgürlüklerin kısıtlanmasıdır. Gençlerin emeğinin karşılığını alabileceği şeffaf bir gelecek ve adil bir rekabet ortamı arayışında oldukları vurgulanmaktadır. Metin, ülkenin yarınlarını kurtarmak için hamasetten uzaklaşarak, kurumsal reformlara ve bilimsel üretime değer veren bir sisteme geçilmesi gerektiğini savunur. Sonuç olarak, Türkiye'nin sahip olduğu insan kaynağı potansiyelini koruyabilmesi için güven veren bir devlet yapısının inşası zorunlu bir çözüm olarak sunulur.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bir ülkenin sağlığını anlamak için bilirsiniz her zaman öyle büyük ekonomik verilere, grafiklere falan bakmak gerekmez.
00:07Bazen en doğru teşhis en kişisel anlarda gizlidir.
00:11Mesela havalimanlarındaki vedalaşmalarda.
00:13İşte bugünkü konumuzun tam da kalbinde bu cümle var.
00:17Bir ülkenin gerçek röntgeni gençlerinin bavuludur.
00:21Bu laf olsun diye söylenmiş bir söz değil, resmen bir teşhis.
00:25Çünkü o bavullar sadece kıyafet taşımıyor değil mi?
00:28İçinde umutlar var, hayal kırıklıkları var ve en önemlisi bir ülkenin geleceğine dair endişeler var.
00:35Evet gençlerin gitmesi ilk bakışta kişisel bir tercih gibi durabilir.
00:38Ama aslında çok daha fazlası.
00:41Toplumsal bir semptom bu.
00:42Tıpkı bir röntgen filminin vücudun içini göstermesi gibi o hazırlanan bavullar da ülkenin içindeki görünmeyen sorunları, o derin çatlakları gözler
00:50önüne seriyor.
00:51Gelin şimdi bu röntgen bize ne anlatıyor ona bir bakalım.
00:54Tamam şimdi meselenin kökenine ineceğiz.
00:57Ama önce şu en sık duyduğumuz ama aslında pek de bir şey açıklamayan sebepleri bir aradan çıkaralım.
01:03Çünkü ilk akla gelenler genelde buzdağının sadece görünen kısmı oluyor değil mi?
01:08Elbek de maaşlar önemli.
01:10Kimse aksini söyleyemez.
01:11Ama sorun sadece para olsaydı inanın çözümü çok daha basit olurdu.
01:16Gidenler ay sonunda alacakları yüksek bir maaş çekimden çok daha fazlasının peşinde.
01:21Yüksek enflasyon evet hayatı inanılmaz zorlaştırıyor.
01:25Fakat bu da hastalığın kendisi değil sadece bir belirtisi.
01:30Gençleri asıl yoran şey enflasyonun arkasında yatan, o ne olacağı belli olmayan, o öngörülemez istikrarsızlık hissi.
01:38Deviz kuru da tabii ki tablonun bir parçası ama hepsi değil.
01:41O zaman şöyle yapalım.
01:43Gelin tüm bu ekonomik göstergeleri bir anlığına kenara koyalım ve asıl soruyu soralım.
01:47Bu gençler gerçekten neden gidiyor?
01:49İşte asıl mesele bu üç kelimede saklı.
01:53Öngörülebilirlik, adalet ve potansiyel.
01:56Ne demek bu?
01:57Gençler sabah uyandıklarında yarının ne getireceğini az çok tahmin edebildikleri bir ülke istiyor.
02:04Başarının, torpile, şansa değil, emeğe ve liyakate bağlı olduğu adil bir oyun alanı istiyor.
02:10Ve tabii ki hayallerinin peşinden koşabilecekleri, kendilerini gerçekleştirebilecekleri bir alan arıyorlar.
02:16İşte her genç profesyonelin kendine sorduğu o ilk ve en temel soru bu.
02:21Ben bu kadar çalışırsam, çabalarsam bunun karşılığını alabilecek miyim?
02:25Yani harcadığım emeğin, döktüğüm terin bir değeri olacak mı?
02:29Yoksa hepsi bir belirsizlik denizinde kaybolup gidecek mi?
02:32Ve bu, bu soru belki de en korkutucu olanı.
02:36Peki ya başarılı olursam?
02:37O zaman önüme duvarlar örülür mü?
02:40Düşünsenize, başarının ödüllendirilmek yerine bir engele dönüşebileceği korkusu.
02:45Bu korku en parlak beyinleri bile durdurabilir.
02:48Ve son olarak üçüncü kritik soru.
02:50Bir fikir üretirsem, bilimle uğraşırsam arkamda bir destek bulur muyum?
02:54Yani sistem ilerlemek isteğini kanatlandıracak mı?
02:58Yoksa ayağına taş mı bağlayacak?
03:00Cevap aslında çok basit.
03:01Az önce sorduğumuz bu üç soruya, net, güvenilir, evet gibi bir yanıt alınamıyorsa, zihinlerde tek bir seçenek kalıyor, bavulu hazırlamak.
03:10Çünkü unutmayın, belirsizlik gitmek için en geçerli sebeptir.
03:16Peki tamam, bütün bu öngörülebilirlik ve adalet arayışının kökeninde ne yatıyor?
03:20Gelin şimdi her şeyin başladığı o tek ve en kritik kavrama bakalım.
03:24Yani güven meselesine.
03:26Bakın, bu gördüğünüz ilerleme zincirinin sırası inanılmaz önemli.
03:30Biz genelde ne yaparız?
03:32Ekonomiye en başa koyarız.
03:33Ama bu büyük bir hata.
03:34Çünkü sağlıklı bir ekonomi bir sebep değil, bir sonuçtur.
03:38Gördüğünüz gibi her şey işini düzgün yapan tarafsız kurumlarla başlar.
03:42Bu kurumlar hukukun üstünlüğünü sağlar, hukuk da toplumda güveni oluşturur.
03:46İşte ekonomik refah ancak ve ancak bu sağlam güven zeminin üzerine inşa edilebilir.
03:51Yani genç bir mühendis, bir doktor ya da bir sanatçı için olay sadece cüzdanına girecek para değil.
03:57Onlar yeteneklerine, harcadıkları çabaya saygı duyulmasını istiyor.
04:01Sistemin liyakatla işlemesini, en iyinin, en çalışkanın hak ettiğini almasını istiyor.
04:06Kısacası emeklerinin boşa gitmeyeceğini girmek istiyorlar.
04:09Sorunun teşhisini koyduk.
04:11E peki çözümle, işte şimdi somut adımlara, yani bir kurallar ülkesini nasıl inşa ederiz ona odaklanma zamanı.
04:19Bu tablo, işe yaramayan laflarla, gerçekten işe yarayan yaklaşımlar arasındaki farkı o kadar güzel gösteriyor ki,
04:27sol taraftaki gibi sabredin, şükredin gibi boş teselliler yerine gençlerin duymak istediği şeyler sağ taraftaki somut sözler.
04:36Sabredin demek çözüm değil ki.
04:38Çözüm, oyunun kuralları herkes için adil ve şeffaf olacak güvencesini vermektir.
04:42Ve işte, düğümün çözüldüğü yer tam da burası.
04:47Adil ve kurallı bir sistem kurulmadan, yani o cümleler hayata geçmeden, yapacağınız hiçbir ekonomik reform kalıcı olamaz.
04:55Neden? Çünkü temeli çürük bir binanın üzerine gökdelen dikemezsiniz.
05:00Ayakta kalmaz.
05:01Evet, artık yavaş yavaş sona yaklaşıyoruz.
05:03Şimdi bütün bu anlattıklarımızı, ülkenin sahip olduğu devasa potansiyel ile mevcut uygulamalar arasındaki o derin uçurum üzerinden özetleyelim.
05:13Bu tablo temel sorunu mükemmel bir şekilde ortaya koyuyor değil mi?
05:16Bakın bir yanda ne var?
05:18Fikir dolu, enerji dolu, muazzam bir beşeri sermaye.
05:21Peki diğer yanda ne var?
05:23Bu potansiyeli her gün eriten mevcut uygulamalar, yani pratiğimiz.
05:28İşte bey göçü dediğimiz şey, bu iki tablo arasındaki farkın en acı verici sonucu.
05:32Ama bütün bu karamsar tabloya rağmen bir umut var.
05:36Çünkü en değerli kaynağımız, yani bu ülkenin pırıl pırıl insanları hala burada.
05:42O zihinler, o bitmek tükenmek bilmeyen enerji ve her şeyi değiştirme potansiyeli inanın hiçbir yere gitmedi.
05:49Ve bu bölümü hepimizin üzerine uzun uzun düşünmesi gereken o kışkırtıcı soruyla bitirelim.
05:55Bir ülke yeniden nasıl ayağa kalkar?
05:58Madem o muazzam potansiyelimiz hala burada duruyor, peki o potansiyeli özgür bırakacak o adil sistemi, o kurumsal yapıyı nasıl inşa
06:06edeceğiz?
06:07İşte bu sorunun cevabı aslında bu ülkenin geleceğinin de cevabı olacak.
Yorumlar

Önerilen