00:00Bazen öyle olur ya, iki film izlersiniz, konuları alakasız, dönemleri, coğrafyaları bambaşka ama ikisi de bittiğinde içinizde bıraktıkları his tuhaf
00:09bir şekilde aynıdır.
00:11İşte bugün birbirine hiç benzemeyen bu iki filmin dünyamızla ilgili aynı rahatsız edici gerçeği nasıl anlattığına yakından bakacağız.
00:19Dr. Sezener'in bu sözü aslında bugünkü sohbetimizin tam merkezinde duruyor.
00:24Düşünün bir film bize fantastik bir adalet sunuyor, diğeri ise suratımızda soğuk bir gerçeği çarpıyor.
00:31Ama ikisinin sonunda da boğazımızda bir düğüm.
00:34Peki bu hissin kaynağı ne? Gelin hep birlikte bu sorunun cevabını arayalım.
00:38İlk durağımız 2024 yapımı Ustayla Margarita.
00:43Bize her ne kadar tamamen kurgu da olsa içimizi soğutan tatmin edici bir adalet sunuyor.
00:49Kötülerin hak ettiğini bulduğu bir dünya vaat ediyor.
00:51Yalnız bu filmi anlamak için önce dayandığı eserin o inanılmaz ağırlığını bilmek gerekiyor.
00:58Düşünün Bulgakov'un bu romanı yazıldıktan sonra tam yarım asır boyunca baskı ve sansür yüzünden gün yüzüne çıkamıyor.
01:05Çekmecelerde, depolarda saklanıyor.
01:08Yani bu eseri sinemaya uyarlamak sadece bir film çekmek değil, resmen tarihe karşı bir cesaret gösterisi.
01:14Peki yönetmen Michael Lakshin bu kadar karmaşık bir yapıyı nasıl perdeye aktarmış?
01:19Bir matruşka bebek gibi düşünün.
01:22Üç farklı katmanı ustalıkla iç içe geçiriyor.
01:25Bir tarafta 1930'ların o boğucu baskıcı Moskova'sı var.
01:29Diğer tarafta yazarın hayal dünyasındaki antik Kudus.
01:34Ve tam ortada bu iki dünyaya da hükmeden şeytan Volant.
01:38Gerçek ve kurgu işte böyle birbirine kenetleniyor.
01:41İşte filmin en can alıcı noktası tam da bu.
01:45Film bize diyor ki ustanın şeytanı çağırmasına filan gerek yok.
01:49Baskı, sansürü o kadar dayanılmaz bir hale geliyor ki adalet arayışı sanatın ta kendisinden, yazarın kaleminden bir intikam gücü olarak
01:58doğuyor.
01:59Yani sanat kendi şeytanını ve dolayısıyla kendi adaletini yaratıyor.
02:04Ve tabii ki bu güçlü hikayeyi sırtlanan muhteşem oyuncular var.
02:07August Dill, şeytan Volant rolünde hem karizmatik hem de tekinsiz adeta parlıyor.
02:14Yevgeni Tikhanov, baskı altında ezilen ustanın ruh halindeki o bütün iniş çıkışları o kadar iyi yansıtıyor ki.
02:21Ve Clace Bank, tek bir bakışıyla Pontius Pilatus'un o bitmek bilmeyen vicdan azabını iliklerinize kadar hissettiriyor.
02:28Bu filmin neden sadece tarihi bir drama olmadığını anlamak için şu olaya bakmak yeterli.
02:33Bulgakov'un 1930'larda anlattığı o sansür ve baskı hikayesi var ya, günümüzde o kadar canlı, o kadar geçerli ki,
02:42filmin yönetmeni Michael Lockshan'ın adı, filmin Rusya'daki afişlerinden silindi.
02:46Düşünebiliyor musunuz?
02:48Bu bile tek başına filmin ne kadar güçlü bir uyarı taşıdığının kanıtı.
02:52Kısacası ustayla Margarita bize aradığımız o tatmini sonuna kadar veriyor.
02:57Şeytanın adaletini sağladığı, kötülerin cezasını bulduğu ve aşkın her şeye galip geldiği bir dünya.
03:02Kulağa çok güzel geliyor değil mi?
03:04Ama madalyonun biride diğer yüzü var, ya canavar cezasını hiç çekmezse, ya tarihin en büyük suçlularından biri, hayatının sonuna kadar
03:14özgürce yaşayıp, huzur içinde ölürse, işte şimdi o dünyaya geçiyoruz.
03:20İkinci filmimiz, Joseph Mengele'nin kayboluşu, bize adaletin fantastik yüzünü değil, gerçeğin ta kendisini gösteriyor.
03:28Ve bu gerçek, insanın kanını donduracak kadar rahatsız edici.
03:32Önce kimden bahsettiğimizi bir netleştirelim.
03:35Joseph Mengele, namı diğer, ölüm meleği.
03:38Auschwitz toplama kampında yaptığı insanlık dışı deneylerle, işlediği sayısız cinayetle, tarihin en karanlık figürlerinden biri.
03:46Yani filmin merkezindeki canavar, işte bu kişi.
03:49Bu zaman çizelgesi, durumun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne seriyor.
03:55Bakın, savaş bittikten sonra tam 30 yıl, 30 yıl boyunca kaçak yaşadı.
04:01Arjantin, Paragay, Brezilya dünyanın öbür ucuna gitti ama asla adalet önüne çıkarılmadı.
04:06Ve sonunda ne oldu biliyor musunuz?
04:08Yüzerken geçirdiği bir felçle, özgür bir adam olarak öldü.
04:13Yönetmen Kirill Celebranico, bu kaçış hikayesini anlatırken çok bilinçli, çok zekice bir stil seçmiş.
04:20Film siyah-beyaz ve neredeyse bir ameliyathane kadar soğuk, klinik bir havada ilerliyor.
04:26Her sahne, sanki bir canavarın hayatına yapılan duygusuz bir otopsi gibi.
04:31Bu da size, izleyici olarak, inanılmaz derecede rahatsız edici bir his veriyor.
04:36Peki, tam bu noktada akla şu soru geliyor.
04:39Neden?
04:40Yani neden böyle bir canavarın hayatını bu kadar detaylı anlatalım ki?
04:44Onu bir insan olarak göstermek, bir anlamda onu meşrulaştırmak, normalleştirmek değil midir?
04:50Yönetmenin cevabı çok net ve çok önemli.
04:52Mesele Mengele'nin kişiliği değil, mesele onu koruyan sistemin ta kendisi.
04:57Film, Mengele'yi tek başına bir canavar olarak değil,
05:00nazi ideolojisinin, ona yardım eden faşist ağların ve uluslararalası adalet mekanizmasının
05:06toptan çöküşünün bir sonucu olarak önümüze koyuyor.
05:09İşte bu, filmi bir biyografiden çıkarıp sarsıcı bir sistem eleştirisine dönüştürüyor.
05:14Ve şimdi, bu iki farklı filmi, bu iki farklı kötülük anlayışını birbirine bağlayan
05:20o inanılmaz, o akıl almaz noktaya geldik.
05:23Her iki şeytanı da, evet, aynı aktör canlandırıyor.
05:26August Diehl.
05:28August Diehl'in bu iki rolü, kötülüğün iki farklı yüzünü muhteşem bir şekilde özetliyor aslında.
05:34Bir yanda, adalet dağıtan, karizmatik, hatta neredeyse hayranlık duyabileceğimiz,
05:40doğaüstü bir şeytan var.
05:41Diğer yanda ise, sefil, paranoyak, acınası ve tiksinti veren,
05:46dirpertici derecede sıradan bir insan canı var.
05:49Biri adaleti getiriyor, diğeri ondan bir ömür boyu kaçıyor.
05:53Sonuç olarak, bu iki film, bize bireysel canavarlardan daha büyük bir resme bakmamız gerektiğini söylüyor.
05:59Asıl tehlike, o canavarları yaratan, besleyen ve koruyan sistemlerin ta kendisi.
06:04Bu belki de tüm bu anlatıdan çıkaracağımız en önemli ders.
06:09İster usta ile Margarita'daki yozlaşmış biyokrasi olsun,
06:12ister Mengele'nin kaçışını sağlayan uluslararası ağlar.
06:16İkisi de aynı şeyi gösteriyor.
06:18Kötülük tek başına var olamaz.
06:21Onu besleyen, koruyan ve aklayan bir makinaya, bir sisteme ihtiyaç duyar.
06:26Ve bu acı gerçek, Dr. Sezener'in de dediği gibi, her dönem için geçerli.
06:31Sistemler, düzenin devamı için ya da sırf kendi çıkarları öyle gerektirdiği için,
06:36en korkunç canavarları bile koruma altına alabilir.
06:39Bu filmlerin bize yaptığı o büyük uyarı da işte tam olarak bu.
06:43Bu iki film, aslında geçmişe tutulmuş birer ayna gibi.
06:47Bize sadece olanları değil, olabilecekleri de gösteriyor.
06:51Peki biz, kendi zamanımızda, kendi toplumumuzda hangi canavarları koruyan sistemleri farkında olmadan görmezden geliyoruz?
06:58İşte bu soruyla sizi baş başa bırakıyorum.
07:01İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar