Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 gün önce
Döküm
00:00Sayın seyirciler, Kur'an-ı Kerim tefsiri derslerine bugün başlamış bulunuyoruz.
00:05Bu derslerde İslam alimlerinin Kur'an-ı Kerim'i açıklamak uğrunda söyledikleri sözleri
00:11mümkün olduğu kadar aslına sadık kalmak suretiyle sizlere aktaracağız.
00:17Bu sohbetlerimizde Kur'an-ı Kerim'in daha iyi anlaşılması bizim için en önemli bir hedef olacaktır.
00:25Şimdi Fatiha Suresi ile işe başlıyoruz.
00:28Allah nasip ederse bundan sonra sırayla Kur'an-ı Kerim'in Bakara Suresi ve diğer surelerindeki ayet-i kerimeleri
00:36izah edip açıklamaya ve bu suretle onlardan istifade etmeye gayret edeceğiz.
00:43Şimdi Fatiha-i Şerife Suresi Kur'an-ı Kerim'in ilk suresi olması bakımından bu isim ile adlandırılmıştır.
00:52Aslında Fatiha-i Şerife'nin daha başka isimleri de vardır.
00:56Esseb-ül Mesani, Ümmül Kitab gibi isimlerle de Fatiha Suresi isimlendirilmektedir.
01:04Fatiha bildiğiniz gibi başlangıç manasına gelir.
01:09Kur'an-ı Kerim'in başlangıç suresi olması bakımından da buna layıktır.
01:13Aslında Kur'an-ı Kerim'deki bilgilerin, insanlara gösterilmek istenilen hedeflerin aslını ve esasını teşkil etmesi bakımından da
01:23hakikaten Ümmül Kur'an ismine tam manasıyla layık bir sure-i şerifedir.
01:29Bu Sure-i Celle'nin bu özelliklerini nazar itibara alarak manasını iyice öğrenen Müslümanlar, Müminler,
01:38Fatiha-i Şerife'den azami derecede istifade ederek onun manasını gönüllerine, ruhlarına sindirmelidirler.
01:46Bilindiği gibi Müslümanlar Fatiha Suresini günün bütün namazlarının rekatlarında, kıyam esnasında okumaktadırlar ve tekrarlamaktadırlar.
02:00Fatiha bizim ölülerimize gönderdiğimiz en kıymetli hediyedir.
02:05Tabi sevabını gözeterek, Allah'tan ecir bekleyerek Cenab-ı Hakk'a rica ve minnet sadedinde arz ettiğimiz en güzel dualarımızdan bir tanesidir.
02:17Hem bir Kur'an Suresidir hem de dua mahiyetinde okunmaktadır.
02:23Bu bakımdan Fatiha Suresini müminlerin mana ve muhteva olarak öğrenmelerinde büyük faydalar söz konusudur.
02:31Fatiha-i Şerife bildiğiniz gibi Besmele ile başlamaktadır.
02:37İmam-ı Şafii Hazretleri Bismillahirrahmanirrahim cümlesini Fatiha Suresinin içinden bir ayet olarak kabul etmiştir.
02:46İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri ise Besmele-i Şerife'yi Fatiha'dan telakki etmemiştir.
02:52Haddi zatında Bismillahirrahmanirrahimin Kur'an-ı Kerim'den bir ayet olduğu konusunda tereddüt yoktur.
03:00Çünkü Nemil Suresinde
03:02Estaizu billah
03:04İnnehu min Süleymane ve innehu Bismillahirrahmanirrahim
03:09Ayet-i Kerimesinde Bismillahirrahmanirrahimin Kur'an-ı Kerim'den bir bölüm olduğu
03:15bir ayet-i kerimenin bir cüz'ünü teşkil ettiği
03:18gayet açık bir şekilde ortaya konulmuştur.
03:22Bu bakımdan biz Fatiha'ya okurken de Bismillahirrahmanirrahim ile başlıyoruz.
03:28Ve bu suretle ister Fatiha'nın kendisinden bir parça olsun, ister müstakil bir ayet olarak bulunsun,
03:36faslı olarak gelmiş olsun, Fatiha-i Şerife ile birlikte biz devamlı surette Bismillahirrahmanirrahim'i okuyoruz.
03:44Bismillahirrahmanirrahim bildiğiniz gibi Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle başlarım veya başlamam gerekir şeklinde bir mana ifade etmektedir.
03:58Bismillahirrahmanirrahim Cenab-ı Hakk'ın adını anarak hayırlı ve faydalı işlerde mutlaka okunan
04:06ve Müslümanların genel olarak besmele tabir ettikleri bir cümledir.
04:11Yani antizatın da fiili mukadder olarak gelmiştir, zikredilmemiştir ama
04:17Bismillahirrahmanirrahim, Rahman ve Rahim olan Allah-u Teala'nın adıyla başlıyorum veya başla manasına emir olarak alimler tarafından açıklanmıştır.
04:31Kur'an-ı Kerim'e, Fatiha suresine Allah'ın adını zikrederek, anarak başlıyorum demek suretiyle biz işin başlangıcında,
04:44başlangıcında Cenab-ı Hakk'ın rahmet-i ilahiyesine dehalet etmiş, sığınmış oluyoruz.
04:51Ondan istimdat etmiş oluyoruz.
04:53Ya Rabbi senin rahmetinle, inayetinle, faydalı ve hayırlı işlere ben cüret, takat ve kuvvet buluyorum.
05:04Bunları senin lütfunla, rahmetinle gerçekleştirebiliyorum diyerek
05:09Cenab-ı Zülcelal Hazretlerinin rahmet-i ilahiyesinin önemine biz bu surette işaret etmiş bulunuyoruz.
05:16Bu Kur'an-ı Kerim'de ilk sureyi okurken devamlı söylediğimiz Besmele-i Şerife'yi aynı zamanda hayırlı ve faydalı işlerde de zikrediyoruz.
05:28Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde,
05:31Kullü emrin zîbâlin lem yubdâ bil besmeleti fâhûve ebter buyurmuşlardır.
05:39Hayırlı ve faydalı hiçbir iş yoktur ki Besmele ile başlanmamışsa o işin sonu yoktur.
05:45O akimdir yani neticesizdir.
05:48Ondan bir bereket ve fayda elde edilemez buyurmuşlardır.
05:52Onun için müminler bütün faydalı ve lüsumlu, hayırlı işlerinde devamlı surette
05:59Bismillahirrahmanirrahim demeyi, Allah'ın ismiyle hayırlı işlere başlamayı kendilerin için bir vazife telakki etmişlerdir.
06:08Bunu güzel bir adet haline getirmişlerdir.
06:11Fatiha-i Şerife suresine Besmele ile başlayan mümin Allah'ın huzurunda olsun, diğer zamanlarda olsun bu sureyi Celle'ye okurken
06:21Elhamdülillahi Rabbil Alemin cümlesiyle söze başlamaktadır.
06:29Cenab-ı Hak Fatiha suresini bu cümle ile açmaktadır.
06:32Yani hamd her türlü övgü, sena, her türlü üstünlük izafesi Allah'a aittir, Allah'a mahsustur.
06:42Bu cümleyi tefsir alimleri cümletün haberiyetün huside bihes sena'u alallah diye tefsir etmişlerdir.
06:53Yani bu bir haber cümlesidir.
06:56Yoksa dua cümlesi değildir.
06:58Yani her türlü övgünün Allah'a mahsus olduğunu bizzat kulun ifade etmesidir.
07:05Buna hükmetmesidir.
07:07Hamd Allah'a aittir, Allah'a mahsustur.
07:10Her türlü övgü Allah'a mahsustur.
07:14Yani her türlü övgüye layık olan Allah'tır.
07:18Demek istemektedir mümin.
07:21Bu da Cenab-ı Zülcelal Hazretleri'nin gerçekten hakiki manada bu övgiye layık olmasındandır.
07:30Bu övgüyü Cenab-ı Hakk'ın hak etmiş olmasındandır.
07:34Başkalarının da övgüye layık olan tarafları vardır.
07:38Med edilecek yönleri vardır.
07:40Fakat gerek sıfatları gerekse fiilleri itibariyle Allah-u Teala hakikaten her türlü senaya, her türlü övgüye Cenab-ı Zülcelal Hazretleri mutlak surette layıktır.
07:57Bu bakımdan Cenab-ı Zülcelal Hazretleri'ne insanlar ihsanından dolayı şükrederler.
08:05Ama bir ihsan olmasa bile akıl ve mantık yoluyla insanın basiretiyle anlayış ve idrakiyle anladığı kadarıyla Allah'ın sıfatlarındaki Cenab-ı Hakk'ın fiillerindeki işlerindeki mükemmeliyet,
08:24olgunluk dolayısıyla insan aklen ve mantıken Allah'ın büyüklüğünü, azametini, her türlü övgüye layık olduğunu içinden gelerek derin bir teslimiyet ve taslik ile ifade eder.
08:41İşte hant budur. Bu bakımdan hantte insanın mutlaka bir nimete kavuşmuş olması şartı aranmaz şükürde olduğu gibi.
08:51Hant kelimesi bu bakımdan daha umumi bir mana ifade etmektedir şükre nispetle.
08:57Onun içindir ki müminler Allah'a hant ederek Fatiha suresini okumaya başlarlar.
09:04Allah'ın sıfatlarını, Cenab-ı Kibriya'nın büyüklüğünü daha şumullü bir şekilde ifade etmek için de
09:14Rabbil alemin elhamdülillahi Rabbil alemin, alemlerin Rabbı olan Allah'a mahsustur hamd diyoruz.
09:26Alemler dediğimiz zaman gözde görülen ve görülmeyen, bilinen ve bilinmeyen, maddi ve manevi, her türlü akla gelen varlık neyse, ne kadar varlık varsa
09:39onların hepsinin sahibi, efendisi, nimetini veren, ihtiyaçlarını gönderen manasınadır.
09:48İnsan bütün bu özellikleriyle Cenab-ı Hakk'ı tanıdığı zaman daha samimi, daha içten bir ifadeyle Cenab-ı Hakk'a elbette ki hamd edecektir değil mi?
10:00İnsan bu şekildeki bir idrakin neticesinde Cenab-ı Hakk'a gönlünden koparak, içinden gelerek, imanının bir tecelli ve tezahürü olarak hamd edecektir.
10:14Ve bu suretle bu hamdin onun imanının ifadesi olma bakımından ifade ettiği bir başka mana söz konusudur.
10:24Onun içindir ki mümin elhamdülillahi Rabbil alemin, alemlerin Rabbı olan, Rabb kelimesi burada çok önemli,
10:34sahip manasına geliyor, malik manasına geliyor, seyyid efendi manasına geliyor.
10:39Ve ondan sonra bir de Rabbani'in kelimesinde olduğu gibi, aynı şekilde Rabb kelimesinin ifade ettiği insanların önderi,
10:52her bakımdan tabi oldukları varlık manasına geliyor.
10:55Bir de terbiye eden, rızkını gönderen, ihtiyaçlarını ihsan eden, her türlü eğitimini, düzenini,
11:03düzenini, her türlü ihtiyacını karşılayarak onu belli bir hedefe yönlendiren manalarına gelmektedir ki.
11:11Şimdi ayet-i kerimenin birinci bölümünde,
11:14Elhamdülillahi Rabbil alemin demiştik.
11:18Yani, alemlerin Rabbı olan Allah'a mahsustur hamd.
11:23Allah-u Teala'nın özelliğini, Cenab-ı Hakk'ın önemli özelliğini vurgulamak maksadıyla ayet-i kerimenin devamında,
11:31Er-Rahmanirrahim, Rahman ve Rahim olan Allah'ın, Allah'a mahsustur diyoruz.
11:39Rahman ve Rahim, rahmeti, bütün mahlukatı, bütün mevcudatı kuşatmış olan Allah'ın,
11:47dünyadayken hiç insanlar arasında tefrik etmeden, kendisine itaat ve isyan eden herkese,
11:56nimetlerini hiç ayrım gözetmeksizin gönderen, ihsan eden Allah manasında,
12:03alimler tarafından manalandırılan, anlamı bu şekilde açıklanan Rahman kelimesinin,
12:09ifade ettiği bu şumullü mana dolayısıyla, sadece ve ancak Allah için kullanılması lazım geldiğine de İslam alimleri işaret etmişlerdir.
12:21Biz günlük hayatta, biliyorsunuz, çocuklarımıza Abdurrahim veya Rahim diyebiliyoruz.
12:28Ama Rahman diyemiyoruz.
12:30Çünkü Rahman sıfatı yalnız Allah'a mahsustur.
12:33Rahmeti çok geniş olan, insanlara olan merhameti sonsuz olan Cenab-ı Zülcelal Hazretleri demek.
12:43Sırf ona mahsustur bir sıfat olması bakımından, sadece Rahman kelimesini insanlar hakkında kullanmıyoruz.
12:51Abdurrahman diyoruz insanlar için kullanmak icap ettiği zaman.
12:55Yani Rahman'ın kulu olan Allah.
12:57Ama Rahim kelimesi için İslam alimleri cevaz vermişlerdir.
13:02Rahim de denilebilir, Abdurrahim de denilebilir.
13:06Rahim, ahiret gününde rahmeti sadece inanan ve itaat eden kullarına ait olacak, onlara münhasır olacak Allah demek.
13:17Allah'ın rahmetinin orada gerçek müminlere tecelli edeceğine işaret bulunduğunu İslam alimleri ifade etmişlerdir.
13:26Her halükarda Allah'ın rahmet sıfatının ne kadar önemli olduğunu vurgulayan bu ayeti kerimelerle birlikte biz görüyoruz ki
13:37Allah-u Teala Hazretleri'ne insan bu rahmet sıfatının da tecellisi olarak hamd etmek mecburiyetindedir.
13:47Vicdanen, aklen, insafen insan bu şekilde hareket etmek zaruretini hissedecektir.
13:55Görüyorsunuz İslamiyet insanlara herhangi bir hakikati telkin ederken ne kadar onu gerçeklerle yüz yüze bırakmakta,
14:05insanoğluna aklı ve mantığıyla gerçek manada hakikatleri görerek, körü körüne değil.
14:14Yani taassupla değil ama anlayarak ve idrak ederek, inandırarak, ikna ederek, gönlünde bir kanaat hasıl ederek insanlara gerçekleri telkin etmektedir.
14:28Kur'an-ı Kerim'in daha başlangıcından itibaren ayeti kerimeler bu özelliği taşımaktadır.
14:35İnsanoğlunu devamlı hakikatlerle yüz yüze getirme, onu inkar edemeyeceği, göz ardı edemeyeceği gerçeklerle karşı karşıya getirip,
14:46onun ruhunda ve gönlünde bir itminan, bir teslimiyet, gerçek manada bir inanç hasıl etmektedir.
14:54Yoksa zoru zoruna, hani bazılarının dedikleri gibi domatik olarak, körü körüne insanları belli şeylere teşvik etmemektedir İslamiyet.
15:05İman da zaten budur aslında.
15:08Araştırarak, sorarak, tetkik ederek, işin künhüne ve hakikatine vasıl olarak insanın bir gerçeğe teslimiyet göstermesi, gönül vermesi manasınadır.
15:22İlerideki ayeti kerimelerin tefsirinde bu hususlara daha geniş olarak inşallah temas edeceğiz.
15:29İşte hamd kelimesini biz, hamd Allah'ın, alemlerin Rabbi olan, Rahman ve Rahim olan Allah'a mahsustur derken,
15:39bu gerçeği kupkuru bir ifade olarak söylemiş olmuyoruz.
15:43Bunu gönlümüzün bütün samimiyetiyle, izanımızla, idrakimizle söylüyoruz.
15:50Bu bakımdan mümin ifadelerinde gerçekçidir, samimidir, içten davranmaktadır.
15:58İçten gelen ifadelerin, içten gelen bir inancın neticesi olduğu içindir ki,
16:06müminin imanı samimiyet ifade etmektedir.
16:09Ya ondan dolayıdır ki Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de müminlere sadikun buyurmuştur.
16:16Sadık sözlerinde gerçekçi olan, doğru olan kimseler, yani içiyle dışı bir olan insanlar,
16:24hamd kelimesini ifade eden müminler, böylelikle bu gerçeği gönüllerine sindirmiş oluyorlar.
16:30Maliki yevmiddin, ayet-i kerimenin 3. bölümünde, din gününün sahibi olduğu zikredilmektedir.
16:41Yani Cenab-ı Hak, aslında her şeyin dünyada da, ahirette de, gerçek manada sahibidir.
16:50Ama dünyada sahiplik başka varlıklarla karışmaktadır.
16:56İnsanlar ariyeten de olsa, emaneten de olsa, geçici ve muvakkaten de olsa,
17:04bu dünyada bazı şeylere sahip olduklarını zannetmektedirler.
17:09Yani muvakkat bir süre için, geçici bir süre için insanların bazı şeyleri vardır dünyada.
17:14Benim evim diyoruz, benim dükkanım diyoruz, benim malım, benim mülküm diyoruz.
17:21Ve ecdadımızın dediği gibi, mal canın yongasıdır.
17:25Demişler, hakikaten insan, sahip olduğu şeylere bir sahibiyet ve maligiyet hissiyle bağlıdır.
17:32Ve dolayısıyla, insanoğlu bu dünyada bazı şeylerin elinden bir süre sonra çıkacağını bilse de,
17:40sahipliğiyle insan övünmektedir.
17:42Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun il sahibi demiş ecdadımız.
17:48Ama insan çoğu zaman bu gerçeği düşünmemekte ve dünyada mutlaka kendisi için bir sahiplik iddiasında bulunmaktadır.
17:57Ama kıyamet gününde, hesap gününde, din günü dediğimiz, hesap ve ceza günü olarak alimler tarafından manalandırılmıştır.
18:07Yani insanların, dünyada yaptıklarının bütün hesabının görüleceği ve neticesinin ortaya konulacağı gün demek.
18:16Din günü bu demek.
18:17O günün mutlak sahibi Allah'tır, Cenab-ı Hak'tır.
18:22O gün başkaları için bir sahiplik söz konusu değildir.
18:26Diyen insanlar, herhangi bir şey, şu benimdir diyemeyecekler o günde.
18:31Cenab-ı Hak soracak, limenil mülkü'l yevm, bugün mülk kime aittir?
18:38Lillahil vahidil kahhar, her şeye gerçek manada sahip olan, hakim olan Allah'a mahsustur diyecek herkes.
18:48Bu gerçeği ister istemez, mecburen herkesi itiraf etmek zorunda kalacak.
18:54İşte bundan dolayıdır ki, o günün sahibine Maliki Yevmiddin demişlerdir.
19:01Maliki Yevmiddin, İmam Asım ve İmam-ı Kisayi'nin dışındaki kıraat imamları, Meliki Yevmiddin şeklinde ayeti kerimeyi okumaktadırlar.
19:11Biz, Hanefiler genellikle Maliki Yevmiddin şeklinde okuyoruz.
19:16Hacca giden kardeşlerimiz, orada cemaatla namaz kılarlarken, umumiyetle şahit olmuşlardır.
19:22Maliki Yevmiddin yerine Meliki Yevmiddin, mana bakımından arasında önemli bir fark yoktur.
19:28Alimler bu konuda Malik ile Melik'in birbirinden ayrıntılı farklarını açıklayarak bir takım izahlarda bulunmuşlardır.
19:37Fakat bugün burada bunun yeri değildir.
19:40İkisi de sahip ve Malik, kral bir şeye hükmeden, bir şeyi hakimiyeti altında bulunduran manasına gelmektedir ki,
19:48netice itibariyle aynı kapıya çıkmaktadır ikisi de.
19:52Ondan sonra mümin, hamdin manasını bu şekilde detaylı olarak idrak ile anladıktan sonradır ki,
20:03Cenab-ı Hakk'ın kendisine öğretmesiyle bu özellikleri haiz olan,
20:09bu sıfatlarla muttasıf olan Allah'tan başkasına insan arzu-ubudiyet edemez, kulluk edemez.
20:21İnsan sadece ve ancak bu özellikleri olan Allah'a kulluk eder manasında,
20:29bu anlayış ve idrakin getirdiği bu berrak noktada diyor ki,
20:35İyyâke ne'abudu ve iyâke nesle'in.
20:40Ya Rabbi sadece ve sadece sana kulluk ediyor ve senden yardım istiyoruz.
20:49İbadet ve taatımızı, yaptığımız faydalı ve hayırlı işleri,
20:55her türlü mesaimizi ancak senin rızanı gözeterek yapıyoruz.
21:00Senin rızanı kazanmak maksadıyla, sana kulluk olsun diye, arzu-ubudiyet olsun diye yapıyoruz.
21:09Ve sıkıntı ve ihtiyaçlarımızı, her türlü meşakkat ve müşkil ve sıkıntılı anlarımızda karşımıza çıkan eziyetleri aşmak,
21:22imtihanları başarmak için senden yardım istiyoruz.
21:27Cenab-ı Hakk'ın sonsuz rahmet ve nimetinden istimdat ediyoruz.
21:33Bu çok önemli bir nokta.
21:34İnsanın ruhen gelişmişliğinin, kemalinin fevkalade bariz bir tecellisi oluyor.
21:42İşte bakın görüyorsunuz ki iman, insanın ruhundaki bu mükemmel tekemmülün, gelişmenin, olgunluğun tezahüründen başka bir şey olmuyor.
21:54Mümin böyle bir imanla, böyle bir olgunlukla Allah'a yönelirse,
21:59böyle samimi bir teslimiyetle Cenab-ı Hakk'a iltica ederse, elbette ki Cenab-ı Hakk onun bu arzusunun, bu isteğinin, bu tezarrunun karşılığını mutlaka verecek, onu karşılıksız bırakmayacaktır.
22:17Fatiha-i Şerife'de bildiğiniz gibi evvela Allah'a hamdden bahsedilmekte, Allah'ın sıfatları ve özellikleri belirtildikten sonra,
22:26ibadetin ve taatın Allah'a kulluk vazifesinin sadece ve sadece Allah için yapıldığı
22:33ve her türlü yardımın da gerçek manada sadece ve ancak Allah'tan istenilmesi gerektiği hakikati, gerçeği vurgulanmakta.
22:44Bu suretle bu hakikat ortaya konulmaktadır.
22:47Bundan sonra işte kul Cenab-ı Zülcelal Hazretleri'ne gönlünün bütün samimiyetiyle, iştenliğiyle arz ettiği bu hakikatlerin akabinde,
22:57Cenab-ı Hakk'a elbette ki bir tezarruda, niyazda bulunmaktadır.
23:02De ve ona hitap ederek,
23:04Ya Rabbi, İhdinas Sıratel Müstakim, İhdinas Sıratel Müstakim.
23:10Ya Rabbi, Sen bizi doğru yola ilet, doğru yolu bize göster, doğru yolda bulundur.
23:20İnsanlara ihsan ettiğin her türlü kabiliyeti, istidadı, her türlü beceri gücünü,
23:28hayırlı ve faydalı işlerde kullanmaya, rızana uygun işlerde onlardan istifade etmeyi nasip et.
23:38Ya Rabbi, Sen bize doğru yolu göster, hidayet et.
23:42Hidayet etmek, irşad etmek, göstermek, sevk etmek, belli bir yöne yönlendirmek vanasına gelmektedir Kur'an-ı Kerim'deki bu tabir.
23:53İşte biz Allah hidayetten ayırmasın diyoruz, doğru yolu insanlara nasip etsin diye dua ediyoruz.
24:01Hakikaten insanlar bazen ellerindeki imkanları, Allah'ın ihsan ettiği kabiliyet ve yetenekleri bazen şer yolunda da, kötülük yolunda da kullanabiliyorlar.
24:15Bu Allah'ın insanlara verdiği bir bahtsızlıktır Allah korusun.
24:19Bu bakımdan en büyük mutluluk, saadet, Allah'ın ihsan ettiği kabiliyetlerin Allah rızasına uygun olarak faydalı, lüzumlu ve insanlığa hayrı olan işlerde kullanmak suretiyle taakku etmektedir.
24:38İnsanlar biliyorsunuz, insanlara ne kadar faydalı olurlarsa, o nispette Allah katında kıymetli olurlar.
24:46Hayrün nâz, men yenfe'un nâz buyurulmuştur hadis-i şerifte.
24:51İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.
24:57Şu halde insan yeteneklerini, kabiliyetlerini yanlış yolda kullanırsa, o insanın bu kabiliyetlerle övünmesi yerine yerinmesi gerekmektedir.
25:08Çünkü Allah'ın ihsan ettiği nimetleri, o kimse hedefinden başka yerlerde kullanarak israf etmektedir.
25:19Büyük bir vebal altına girmektedir.
25:22Ve biz bunu açıklıyoruz.
25:24Cenab-ı Hakk'ın bize ihsan ettiği ayet-i kerimelerle daha da vuzaha kavuşturarak,
25:29اِهْدِنَا الصِّرَاتَ الْمُسْتَقِيمِ
25:31صِّرَاتَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ
25:36Kendilerine ihsanda bulunduğun kimselerin yoluna.
25:41Bakın, yol dediğimiz zaman bunun somut ve müşahhas olarak, elle tutulur, gözle görülür bir şekilde anlaşılması lazım.
25:51Yani konkret olarak, batılı tabiriyle, elle tutulur, gözle görülür tarzda insanlar bir numune-i imtisal olarak,
26:04canlı bir örnek olarak karşılarında gördükleri ve anladıkları kadarıyla güzel ve iyi nedir, hayırlı nedir,
26:14Allah'ın ihsanına kavuşmuş, nimetine kavuşmuş insanların yolu olan güzel ve faydalı yola.
26:22Öyle bir yola bizi gönder ki ya Rabbi, bizi öyle bir yolda bulundur, öyle bir işte bizi istihdam et,
26:29öyle bir işte hizmette bulunmayı bize nasip et ki, o iş, o faydalı yol,
26:35senin kendilerine ihsanda bulunduğun kıymetli ve mübarek kullarının yoludur.
26:40Yani kendilerine ihsanda bulunduğun, iyilik ettiğin, nimetlerini gönderdiğin kimselerin yoluna bizi ilet ya Rabbi.
26:53Ne kadar güzel.
26:54Müminin bütün istekleri böyle açık ve seçik, net olarak Allah'a arz edilmektedir.
27:02Öyle gizli kapaklı değil.
27:03Samimiyet, işten geldiği gibi dua ve tasarru, işten geldiği gibi Cenab-ı Hakk'a yakarış, her şeyin başında gelmektedir.
27:14Duaların kabul olmasının da zaten şartı budur.
27:17Samimiyet ve ihlas her şeyin başıdır.
27:21Mümin içinden geldiği şekilde, inandığı ve teslim olduğu şekilde Rabbine yalvaracak, yakaracak ve bu suretle Cenab-ı Hak da ona bu isteklerini kendisine hiçbir karşılık gözetmeksizin ihsan edecektir insan.
27:38Cenab-ı Zülceler Hazretleri'ne bu şekilde dua ediyoruz.
27:42Ya Rabbi bize kendilerine ihsanda bulunduğun kullarının yolunu göster.
27:50Faydalı ve hayırlı yolda bizi bulundur.
27:52Onlar gibi senin rızana hizmet eden halisan li vecilla, tamamen işlerinden gelerek, her türlü riyadan, gösterişten uzak, halis bir niyetle, ihlasla sana yalvaran, senin yolunda hizmet eden kullarının yolunu bize nasip eyle.
28:13Onlar gibi her türlü gösterişten uzak, sümadan tamamen uzak bir anlayış ve idrak ile gerçek bir samimiyetle yolunda bulundur Ya Rabbi diyoruz.
28:25Ondan sonra arkasından da bir başka açıklama daha getiriyoruz.
28:30Ya Rabbi bizi gayril magdubi aleyhim ve labdallin gazabına uğrayan, senin cezana müstehak olan ve dalalete düşmüş, sapıtmış, doğru yoldan çıkmış aklını, idrakini, ilmini, irfanını, elindeki imkanları,
28:52gerek kendisi, gerekse insanları saptırmak maksadıyla kullanan ve bu suretle insanlar arasında sapıklık sebebi, sapıklık aracı olan insanlardan da bizi etme.
29:09Sapıtma, dalalete düşürme, bizi sen sureti katiyede senin razı olduğun yoldan ayırma Ya Rabbi.
29:19Yaptığımız işlerle senin gazabına, cezana müstahak olacak bahtsızlığa bizi düşürme.
29:29Ne kadar güzel.
29:30Fatiha-i Şerife suresinin manasını bu şekilde şumullü, bu şekilde kapsamlı bir şekilde bir tarzda anlayan ve idrak eden mümin,
29:41böyle bir anlayış ile huzur hakta bu Sure-i Celle'yi okuyacak olursa, elbette ki bunun bütün bu duaların arkasından amin diyerek,
29:55büyük bir teslimiyetle Allah'ın huzurunda boyun bükerek, Ya Rabbi dualarım kabul et niyazında bulunacaktır.
30:04Ve onun bu niyazı da sureti katiyede kesin olarak cevapsız kalmayacaktır.
30:11Bu mümin için büyük bir ruh gücüdür, son derece kuvvetli bir moral gücüdür, maneviyat garantisidir.
30:21Ve bu suretle mümin ruhunun derinliklerinde fevkalade büyük bir manevi haz duyacak,
30:29büyük bir metanet ve irade sahibi olarak hayırlı işlerinde zaman zaman karşılaştığı güçlükler,
30:38sıkıntılar, imtihanlar ve mihnetler dolayısıyla hiçbir zaman sukut hayale uğramayacak,
30:45hiçbir zaman düş kırıklığına uğramayacak, hiçbir zaman da irade bozukluğuyla bir paniğe de düşmeyecektir insanoğlu.
30:56İnsanoğlu için bu fevkalade önemlidir.
30:59İnsan biliyorsunuz psikolojik bir varlıktır ancak.
31:02Biyolojik özellikleri bulunan fakat psikolojik özellikleri fevkalade ağır basan
31:09ve bu özellikleri dolayısıyla diğer mahlukattan, yaratılmışlardan son derece farklı özellikleri bulunan bir varlıktır.
31:18İnsan kendisini ruhen bu şekilde yetiştirir, ruhi bir metanet kazanır,
31:24irade sağlamlığına kavuşacak olursa,
31:27elbette ki o insanın zaman zaman dünya hayatının beklenmeyen gelişmeleri karşısında
31:33sarsıntılardan uzak bir şekilde hayatını büyük bir selamet içerisinde devam ettirmesi
31:41ve başarısızlıklara devamlı sünger çekerek bunların ardından yeni başarılar ümit etmesi
31:48insan için en büyük arzudur.
31:51Çünkü insan bu dünyada Allah'ın bir hikmeti olarak ne kadar yaşayacağını bilmemektedir.
31:57Bu bakımdan insan devamlı yaşayacakmış gibi
32:01hayata her an hazırlıklı ve hayattan çok şey bekleyen
32:06onun meşru ve helal olan zevklerinden, nimetlerinden istifade ederek
32:12Allah'ın verdiği imkanları en iyi ve en mükemmel şekilde değerlendirip
32:17devamlı hayra koşan insan olacaktır.
32:20İslamiyet insanın bu dünyada en güzelini, en iyiyi, en mükemmeli başarması için
32:29hayatı ve ölümü yarattığını ifade etmiştir.
32:31İnsanoğlu bu dünyada boşu boşuna yaşamamaktadır.
32:35En güzeli yapabilmek için insanın en büyük irade gücüne,
32:39en sağlam metanete sahip olması ve en güçlü ruh yapısına
32:45balik olması gerekmektedir.
32:47İşte Fatiha Suresini gerçek manada idrak edip
32:51manasını ruhuna sindiren müminler
32:53bu özelliğe, bu Fatiha Suresinin derin ve anlamlı manasını
32:59gönlüne sindirmek suretiyle
33:01kendilerinde böyle bir meziyet, böyle bir özellik
33:05meydana getirme imkanına sahiptirler.
Yorumlar

Önerilen