00:00Şimdi size öyle bir hikaye anlatacağım ki bir yanda devletler arası bir kriz, diğer yanda küçücük bir kasabanın para derdi.
00:07Ne alaka diyorsunuz değil mi?
00:09İşte bu iki olay iki bambaşka protestoyla inanılmaz bir şekilde birbirine bağlanıyor.
00:15Evet, hikayemizin kalbinde iki tane nota var.
00:18Ama sakın karıştırmayın.
00:21Biri Türkiye'nin Yunanistan'a çektiği o bildiğimiz resmi diplomatik nota.
00:26Diğeri ise, ha işte o bambaşka.
00:29Bir gazetecinin bir topluluk liderine karşı başlattığı kişisel ama bir o kadar da halka açık bir isyan.
00:36Gelin bakalım bu iki nota neymiş ne değilmiş.
00:39Şimdi gazetecinin neden bu kadar sinirlendiğini, neden bu kadar ileri gittiğini anlamak için önce bir filmi geriye sarmamız lazım.
00:46O günlerde Türkiye'de hava nasıldı bir ona bakalım.
00:48Çünkü her şey o gergin atmosferde başlıyor.
00:51Düşünün, ülke birbiri ardına gelen acı haberlerle sarsılıyor.
00:54Önce Gürcistan'dan bir kaza haberi, sonra kendi askerlerimizi taşıyan uçağımızın düşmesiyle gelen 20 şehit.
01:01Tam bu acılar tazeyken bir de üstüne Yunanistan'la diplomatik bir kriz patlıyor.
01:05Yani zaten hassas olan sinir uçları iyice geriliyor.
01:08Ortam adeta bir barut fıçısına dönüyor.
01:10İşte o diplomatik krizi ateşleyen şey bu.
01:13Tam da Türkiye'yi şehitlerine ağlarken Yunanistan Hava Kuvvetleri'nin resmi hesabından bu paylaşım geliyor.
01:19Günün fotoğrafı ve sapasağlam C-130'lar.
01:23Yani yazarın da dediği gibi bu resmen sizin uçağınız düştü ama bakın bizimkiler burada dimdik ayakta demek gibi bir şeydi.
01:30Tabii ki bu ateşin üzerine benzin dökmek gibi bir etki yarattı.
01:34Ve bu gerginliğe bir katman daha eklendi.
01:35Tam bu olaylar olurken İran Cumhurbaşkanı'nın ölümü üzerine Türkiye'de ulusal yaz ilan edildi.
01:42Ama daha birkaç gün önce şehit olan 20 askerimiz için böyle bir yaz ilan edilmemişti.
01:47İşte bu durum kamuoyunda büyük bir tepki doğurdu.
01:50İnsanlar sormaya başladı.
01:51Bir dakika kendi evlatlarımız için neden yaz tutmuyoruz da bu soru öfkeyi daha da büyüttü.
01:56Peki tüm bu büyük, ulusal hatta uluslararası meselelerin Ardahan'daki yerel bir futbol takımı ile ne ilgisi olabilir?
02:03İşte hikayenin ilginçleştiği yer tam da burası.
02:07Şimdi o büyük sahneden inip küçük bir kasabaya Serhat Ardahan Spor'un mücadelesine odaklanalım.
02:13Bakın Serhat Ardahan Spor sıradan bir kulüp değil.
02:16Kasabanın göz bebeği bir nevi gurur kaynağı.
02:19Ama gelin görün ki takım maddi imkansızlıklardan dolayı dağılmanın eşiğine gelmiş, maça çıkacak hali kalmamış.
02:26Ve işte tam bu noktada hikayemizin kilit rakamı devreye giriyor.
02:30200 bin lira. Takımı kurtaracağı söylenen, sözü verilen bir para.
02:34İşte bütün düğüm bu paranın etrafında atılıyor.
02:38Perişan açlar orada.
02:40Yazarın parayı alabilmek için attığı mesajda kullandığı ifade bu.
02:43Düşünebiliyor musunuz?
02:44Bu sadece bir para meselesi değil.
02:46Oyuncuların ne kadar zor durumda olduğunu, ne kadar çaresiz bırakıldığını anlatan bir feryat aslında.
02:52Peki bu parayı kim verecekti?
02:54Sözü kim vermişti?
02:55İşte burada gazetecinin hedefindeki tek bir isim var.
02:59Topluluk lideri Sayın Ergüder.
03:01Olay şu, Ankara'da takım için bir bağış gecesi düzenleniyor.
03:06Ve yazarın iddiasına göre bu geceyi düzenleyen Arda Feth Başkanı Ergüder,
03:11toplanan 200 bin liralık yardımı takıma bir türlü ulaştırmıyor.
03:15Yani ortada kameralar önünde verilmiş ama tutulmamış bir söz iddiası var.
03:20E gazeteci de doğal olarak soruyor.
03:22Başkanım, para nerede?
03:23Oyuncular perişan.
03:25Peki karşıdan nasıl bir cevap geliyor dersiniz?
03:27Yazarın anlattığına göre ne zaman parayı sorsa Ergüder'den gelen cevaplar hep aynı.
03:32Şehit cenazesiyle ilgili mesajlar, ülkenin yası ile ilgili paylaşımlar.
03:36Gazeteci bunu şöyle yorumluyor.
03:37Adeta bana şimdi paranın sırası mı?
03:39Memleket yassayken ne parası bu?
03:41Demeye getiriyordu.
03:42Yani iddiaya göre ülkenin ortak acısı kişisel bir sorumluluktan kaçmak için bahane olarak kullanılıyordu.
03:48İşte bu noktada gazetecinin sabrı taşıyor ve aklına parlak bir fikir geliyor.
03:54Madem devlet kendisine yapılan bir saygısızlığa nota vererek cevap veriyor,
03:59o zaman ben de bana ve temsil ettiğim topluluğa yapılan bu haksızlığa kendi notamı veririm diyor.
04:05Nota, normalde diplomatik bir terim değil mi?
04:08Hükümetlerin birbirini protesto ettiği resmi bir belge.
04:11Ama bizim gazeteci bu kelimeyi alıyor ve kendi mücadelesinin bayrağı yapıyor.
04:16Kendi yazısını, kendi talebini bir nota olarak ilan ediyor.
04:20Bu çok zekice bir hamle.
04:22Çünkü bir anda kişisel bir para meselesini kamuoyunun önünde hesap sorulan resmi bir protestoya dönüştürüyor.
04:29Ve ortaya şöyle ironik bir tabla çıkıyor.
04:31Bir yanda Türkiye'nin notası işe yarıyor, Yunanistan geri adım atıyor, o paylaşımı siliyor, bir de taziye yayınlıyor.
04:38Diğer yanda ise gazetecinin kendi notası, iddiasına göre Sayın Ergüder'den ne bir cevap, ne bir özür, ne de vaat edilen para geliyor, tam bir sessizlik.
04:47İşte bu çifte standart yazarın isyanını daha da körüklüyor.
04:51Ve şunu da netleştirelim, mesele sadece o 200 bin lira değil, bu para sadece bardağı taşıran son damla.
04:58Yazar bu nota ile aslında çok daha büyük bir sorunu gündeme getiriyor.
05:02Kulübün milyonluk borcu nereye gitti, karar defteri nerede, takıma bağışlanan arsaya ne oldu?
05:07Yani aslında valiye kadar uzanan, topyekun bir bu takıma sahip çıkın çığlığı bu.
05:12Ve yazısını da çok net bir tehditle bitiriyor aslında.
05:15Sonunda yazarın ortaya attığı soru hepimizin düşünmesi gereken bir soru aslında.
05:31Bir yanda ülkenin ortak acısı, yası var, diğer yanda ise kişisel sorumluluklar, verilen sözler.
İlk yorumu siz yapın