Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 dakika önce
SAYIN SAVCILAR PAZARLANAN İSTANBUL MİLLET BAHÇESİ KİMİN?

Bugün size değil savcılara seslenecem..
Ve direk sesleniyorum..
BAKIRKÖY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
İstanbul

PAZARLANAN İSTANBUL MİLLET BAHÇESİ KİMİN? VE HANGİ KORSAN KOMİSYONCA İŞLETİLİYOR?
Sayın Cumhurbaşkanımızın önerisiyle hayata geçirilen;
İstanbul Bakırköy’de bulunan eski Atatürk Havalimanı arazisinde yapılan ve açılışı bizzat sayın Erdoğan tarafından yapılan İstanbul Millet Bahçesi’nin de yetkili olmayan kişiler tarafından oluşturulduğunu düşündüğümüz ve bize göre korsan nitelik taşıyan bir komisyon aracılığıyla bugüne kadar kaç stk'ya nasıl, hangi yasal yolla pazarlanabildiği ve buradaki etkinliklerin ne tesadüftür çoğunluğu aynı organizatör firma tarafından faturasız, fişsiz, sözleşmesiz yapıldığı hususu savcılığınızca araştırılmasını..

Kurumsal bir yapı olan ve Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla tüm halkın ve sivil toplum kuruluşlarının hizmetine sunulan bahçelerden olan bir millet bahçesinin; resmî yetkisi bulunmayan, ancak siyaseten etkili olduklarını iddia eden kişilerin, keyfi ve komisyon karşılığı ortaya koydukları tutum ve davranışlarıyla, keyifleri ve özel ilişkileri doğrultusunda milletin olan bu alanı istedikleri kişi ve kurumlara verilip, istemediklerine verilmemesi kabul edilebilir değildir.

Biz, Serhat Ardahan Dernekler Federasyonu ve bileşenlerin yasal ve etik yolları izleyerek ‘Havaalanı olmayan Ardahan Havaalanında Tanıtılacak’ başlığı ile gerçekleştirmek istediği ‘Ardahan Tanıtım Günleri’ için izin istediği İstanbul Bakırköy/Yeşilköy Millet Bahçesi etkinlik alanı, Ardahan Valiliği izni olmadan Ardahan Konfederasyonuna ve Serhat Ardahan Dernekler Federasyonuna ve diğer Ardahan federasyonlarının altında bulunan ama başta yasal, resmi görevli olmayanlarca nasıl ve hangi izin, yasa, kanunla veya şüpheli olan çok özel bir karar ile bir derneğe verilir.?
Ki bu uygulama geçtiğimiz yıl boyunca diğer İl federasyonları ile dernekleri arasında yapılmış ve buradan milyonlar denecek gelirlerin nereye, kimilerini cebine, faturasız, fişsiz girdiğini sorulup araştırılmasını düşünmekteyiz.

AYNI UYGUNSUZ BU DURUMUN, DİĞER İLLERİN BİR ÇOK KONFEDERASYON VE FEDERASYONLARIN ADINA UYGULANDIĞI ileri sürülen İstanbul Bakırköy İlçesi Yeşilköy mevkiinde bulunan İstanbul Millet Bahçesi’nin; kamu görevlilerini etki altına alan ‘AK Parti İstanbul İl Başkanının Talebi ve Sözüdür’ diyen wapsabına atılan mesajla bizzat Vali’ye ‘Falana verilecek’ diyerek imzalı evrak gönderen AK Parti İstanbul STK’lardan sorumlu İl Başkanı denen bir kişinin başında olduğu görünen 4 kişilik yasal ve yetkili olmadıklarını iddia ettiğim komisyon ‘stk’ları küstürmeyin, yanınıza alın..’ diyen Sayın Erdoğan’a rağmen yanlış yapmıştır, yapmaktadır.

Bunun en açık örneği;
DEVAMI İÇİN tıkLA.. www.kuzeyanadolugazetesi.com

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, bugün sizlerle siyasette sıkça karşılaştığımız ama belki de üzerinde pek durmadığımız bir konuyu,
00:06ikiyüzlülük meselesini ve bu meseleyi açıklamak için kullanılan oldukça ilginç bir metaforu,
00:11kağıttan kaplanları ele alacağız.
00:14Peki, yol haritamız nasıl olacak?
00:16Önce, kafa karıştırıcı bir karşılaştırmayla başlayacağız.
00:20Sonra, yazarın ana fikrini, yani o meşhur metaforu tanımlayacağız
00:24ve en sonunda da bu kavramın kimler için kullanıldığına hep birlikte bakacağız.
00:28Her şey bir muamma ile başlıyor aslında.
00:32Yazar, yakın zamanda yaşanan ve Türk bayrağı ile ilgili olan iki olayı önümüze koyuyor.
00:38Ama işin ilginç yanı, bu iki olaya verilen tepkiler arasında dağlar kadar fark olması.
00:44İşte, yazarın asıl dikkat çekmek istediği nokta tam da burası.
00:48Bu iki olayı yan yana koyarak aslında en başından bir çifte standart tablosu çiziyor.
00:54Bir tarafta neredeyse bir linç kültürü, öfke patlamaları,
00:58diğer tarafta ise yazarın göstermelik olarak nitelediği samimiyetsiz bir tepki.
01:04Yani yazar için meselenin özü, bayrağa ne olduğu değil.
01:07Asıl soru şu, bu seçici öfke, bu çifte standart,
01:11ülkenin siyasi ruh hali hakkında bize ne söylüyor?
01:14Yazar, bunun siyasetin tam kalbinde yatan derin bir ikiyüzlülüğün kanıtı olduğunu iddia ediyor.
01:20Peki, yazar bu çelişkiyi, bu tutarsızlığı nasıl açıklıyor?
01:25İşte bu soru bizi analizinin merkezine, o kilit metafora götürüyor.
01:30Evet, kağıttan kaplan.
01:31Yazar bu terimi şöyle tanımlıyor.
01:33Dışarıdan bakıldığında çok güçlü, çok tehditkar görünen,
01:36ama aslında içi boş, sahte ve en ufak bir zorlukta hemen yıkılıp gidecek yapılar.
01:41İşte az önce gördüğümüz o farklı tepkileri açıklamak için kullandığı anahtar tam olarak bu.
01:47Yazarın kendi cümleleriyle bu durumu nasıl özetlediğine bir bakalım.
01:50Bu cümle, yazarın bakış açısını çok net ortaya koyuyor.
01:54Ona göre bu durum bir anomali değil, sistemin ta kendisi.
01:58Peki, yazarın bu kağıttan kaplan etiketini yapıştırdığı kimler var?
02:02Liste oldukça ilginç, hem ülke içinden hem de dışından isimler ve gruplar görüyoruz.
02:08Listenin ilk sırasında Suriye'den bir grup var.
02:10H-Tahrir-el-Şam, yani kısaca H-T-Ş.
02:15Yazara göre, H-T-Ş'nin durumu oldukça çelişkili.
02:18Düne kadar terörist olarak aranan bir grup, bugün kardeşim diye anılabiliyor.
02:23Hatta yazar, bu grubun toprak karşılığında dış destekle Şam'a aldığı gibi ciddi bir iddiada bulunuyor.
02:29Yani gücünün ve statüsünün kalıcı değil, tamamen siyasi çıkarlara göre şekillendiğini söylüyor.
02:34Sırada yine Suriye'den bir başka aktör var, YPG.
02:38Yazar, YPG'yi Amerika'nın IŞİD gardiyanları olarak tanımlıyor.
02:42Onları para almakla ve bölgede büyük acılara sebep olmakla suçluyor.
02:46Yani onlara da kendi halklarının değil, dış güçlerin çıkarlarına hizmet eden bir yapı olarak bakıyor ve bu yüzden güçlerinin sahte olduğunu iddia ediyor.
02:55Analizdeki bir sonraki kağıttan kaplan adayı ise Iraklı Kürt lideri Mesut Barzani ve onun siyasi çevresi.
03:03Yazara göre Barzani, geçmişteki çözüm sürecinin bitmesinde rol oynadı.
03:07Ve en önemlisi, Rojava'daki 70'ten fazla Kürt partisinin varlığını bir dağınıklık olarak görüp, bu bölünmüşlüğün gerçek bir güç oluşturmayı engellediğini savunuyor.
03:16Eleştiri okları sadece ülke dışına yönelmiyor.
03:19Yazar, son olarak ülke içindeki bazı federasyonları ve sivil toplum kuruluşlarına hedefini alıyor.
03:25Yazar, bu yerel grupları da oldukça sert bir dille eleştiriyor.
03:29Bazı federasyonların tek bir derneğe teslim olduğunu, aktivizmlerinin samimiyetten uzak sadece sanal dünyada gösteriş için yapıldığını iddia ediyor.
03:38Kısacası, onların da dışarıya yansıttıkları imajın aksine içlerinin boş ve etkisiz olduğunu söylüyor.
03:44Yazar, bu sahte dediği yapıların maskesini bir bir düşürdükten sonra madalyonun diğer yüzünü çeviriyor ve bize tam zıttını yani ona göre gerçek olan mücadeleyi gösteriyor.
03:55Yazarın kendi ifadesiyle, gerçek kaplanlar ile aslanların mücadelesine bakın.
04:00İşte bu cümle argümanın yönünü tamamen değiştiriyor.
04:04Eleştiriden takdir ettiği örnekleri öne çıkarmaya geçiyor.
04:08Peki kim bu gerçek aslanlar?
04:09Yazara göre bunlardan biri kendi gazetecilik faaliyetleri ve bir kuruluşla yürüttüğü çalışmalar.
04:16Bir diğeri ise siyasi çevrelerce unutturulmaya çalışıldığını iddia ettiği Selahattin Demirtaş'ın verdiği siyasi mücadele.
04:25Yazar bu örnekleri o kağıttan kaplanların sahteliğinin karşısına gerçek ve cesur bir duruş olarak koyuyor.
04:32Peki tüm bu kağıttan kaplanlar ve gerçek aslanlar karşılaştırmasından sonra yazar bizi nereye getiriyor?
04:39Siyasetteki algı ve gerçeklik üzerine vardığı sonuç ne?
04:43Yazarın ana tezi aslında şu, siyasi arena göründüğü gibi olmayan, gücü gerçek bir temele dayanmaktan çok bir performanstan, bir gösteriden ibaret olan aktörlerle dolu.
04:55Yani bu bütün analiz, gücün görünüşüyle gerçekliği arasındaki o ince çizgiyi sorgulatan bir deneme aslında.
05:03Ve kaynak metin bizi gerçekten düşünmeye iten şu güçlü soruyla bitiriyor.
05:08Sembollerin bu kadar ateşli bir şekilde tartışıldığı bir ortamda, gerçek gücü sahne şovundan nasıl ayırt edeceğiz?
05:14Yazar bu siyasi tiyatronun perdesini aralayıp kimin gerçekten ipleri elinde tuttuğuna daha dikkatli bakmamız gerektiğini söylüyor ve son kararı bize bırakıyor.
Yorumlar

Önerilen