Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 8 ay önce
yazıyorsam sebebi var/fakir yılmaz
www.kuzeyanadolugazetesi.com
**SAYIN VALİM BENZİNLE YANAN FİTİLLİ ÇAKMAĞIMI VER ELE GİT!
Havaalanı olmadığından havada değil, yer uçağı denen otobüsle geldiğim memleketimde gördüklerimi, yaşadıklarımı yazıp, anlatacağım derken gece yarısı çıkan yeni kararname ile aralarında Ardahan Valisinin de olduğu bir çok valinin yerlerinin değiştiğinin haberini alıyordum..
Ve, Serhat Ardahan Dernekler Federasyonu SARDAFED olarak Ardahan’da 5 gündür mücadele ettiğim 8 yıldır yapılamayan yeni bir ‘Ardahan’ı Tanıtma Günü’ izni için maaşsız mesajımı valilikte geçirip, yoğun çabam ve çalışmam boşuna mı?’ diye düşünürken son şans diyerek, havaalanı olmayan Ardahan’ı, eski Atatürk Havaalanında ki Çevre Bakanlığının bünyesinde bulunan ama ne hikmetse AK Parti İstanbul İl Başkanı Yardımcısının komisyon başkanı olduğu iddia edilen, Hatay, Rize ve Bingöl Federasyon Başkanlarının canları kimi isterse ona verdiği iddia edilen İstanbul Bakırköy’de bulunan İstanbul Millet Bahçesinde bir kez daha tanıtma adına bir mektup ele alıp, diasporaya, içi boş kaz lobisiyle kahramanca mücadele ettiğim bir esnada çıkan son kararname ile Ardahan’dan Karaman’da giden Vali Hayrettin Çicek’e whatsapp aracılığıyla gönderiyordum..
Dedim ya ‘Umut Fakir ekmeğidir..’ diyerek..
Ve aşağıda ki mektubu başladım yazmaya..
Sayın valim merhaba..
Sayın valim öncelikle yeni yerinizin hayırlı olmasını, dostluğumuzun ömür boyu sürmesi umuduyla saygılarımla..
Devamı için TIKla.. www.kuzeyanadolugazetesi.com

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Bugün elimizde öyle bir mektup var ki, belki de Türkiye'de bir valiye yazılmış en tuhaf, en dokunaklı mektup.
00:07İçindeki talepse sadece tek bir cümle, bana çakmamı ver.
00:10Gelin bu basit cümlenin arkasındaki o inanılmaz hikayeyi birlikte çözelim.
00:15Evet, mektup tam olarak bu cümleyle başlıyor.
00:19İlk bakışta ne kadar görüp, hatta şiirsel duruyor değil mi?
00:22Ama aslında bu cümle çok derin, çok kişisel bir travmanın anahtarını taşıyor.
00:28Peki, ama bu ne demek olabilir?
00:31Bir insan bir validen neden böyle bir şey istesin ki?
00:35İşte bu garip talebin sırrını çözmek için her şeyin başladığı yere, günümüzdeki bir mücadeleye gitmemiz lazım.
00:42Çünkü bu aslında öyle sıradan bir mektup değil.
00:45Bu, iki önemli isim arasında yıllardır süren bir mücadelenin adeta son çığlığı, bir umut yakarışı.
00:53Hikayemizde iki ana karakter var.
00:55Bir tarafta memleketi için, toplumu için mücadele eden bir gözeteci Fakir Yılmaz.
01:00Diğer tarafta ise bu talebin kaderini elinde tutan ve görevden ayrılmasına sayılı günler kalmış olan Vali Hayrettin Çiçek.
01:09Bakın olay şu, Yılmaz tam 8 yıldır memleketi Ardahan'ı İstanbul'da tanıtmak için bir etkinlik düzenlemeye çalışıyor.
01:17Ama bitmek bilmeyen o meşhur bürokratik engellerle boğuşuyor.
01:20Tam 8 yıl Vali'nin tayin haberi gelince Yılmaz bunun son şansı olduğunu anlıyor ve bu sefer aracıları kaldırıp talebini doğrudan Vali'nin kendi WhatsApp'ına gönderiyor.
01:32İşte mektubun o tuhaf çakmak talebinin anlamı da tam burada ortaya çıkıyor.
01:37Yazar, Vali'yi ikna edebilmek için onu zamanda geriye, kendi çocukluğundaki kapkaranlık bir güne götürüyor.
01:44Zaman, 1980 askeri darbesinin hemen sonrası.
01:49Ülkenin dört bir yanında korku ve belirsizlik hakim.
01:53İşte takvimler 1982'yi gösterdiğinde askerler yazarın köyünü basıyor ve babasını evinde tam da tıraş olurken yaka paça alıp götürüyorlar.
02:04Manzarayı bir gözünüzün önüne getirin, babası yüzünde hala tıraş köpüğüyle evinden sürükleniyor.
02:10Askerler o kadar acımasız ki o köpüğü silmesine bile izin vermiyorlar.
02:14Bu küçücük ayrıntı bile o anın ne kadar insanlıktan uzak olduğunu anlatmaya yetiyor aslında.
02:19Yılmaz'ın babası dipçik darbeleri altında, etrafı silahlı askerlerle çevrilmişten, o sıkı güvenlik çemberini bir kişi delip geçmeyi başarıyor.
02:29Herkes nefesini tutuyor.
02:31Bir düşünün, böyle bir anda bir dostun, bir komşunun ne yapmasını beklersiniz?
02:37Herkes o kişinin son bir insani temas kurmak, belki bir teselli sözü söylemek için öne atıldığını düşünüyor.
02:44Belki yüzündeki köpüğü siler, belki son bir kez sarılır, belki de sadece hakkını helal et der, değil mi?
02:51Kalabalık bu korkunç adaletsizlik karşısında küçücük bir şefkat anı bekliyordu.
02:56Ama duyacakları şey her şeyi değiştirecekti.
02:58Ama hayır, babasının yanında çalışan, adamın ağzından dökülen cümleler şunlardı.
03:04İnanabiliyor musunuz?
03:05Bir insanın hayatının en zor anında, bir başkasının aklındaki tek şey, küçük kişisel bir eşya.
03:12Bu sözler, oradaki herkesi adeta donduruyor.
03:15İşte bu acı dolu anı, o gün yaşanan o büyük hayal kırıklığı, valiye yazılan mektubun tam da kalbini oluşturuyor.
03:23Yazarın bugünkü mücadelesi için kullandığı o kadar güçlü bir metafor ki, paralellik gerçekten de inanılmaz.
03:30Yılmaz aslında şunu söylüyor.
03:33Bugünkü blokrasi, tıpkı o gün babamın çalışanının yaptığı gibi, küçük, anlamsız detaylara, prosedürlere takılıp kalıyor.
03:41Ve bu sırada asıl büyük resmi, yani bu projenin arkasındaki insan hikayesine, bir topluluğun tutkusunu tamamen gözden kaçırıyor.
03:49Ve bu da bizi bugüne, yazarın görevden ayrılmak üzere olan valiye yaptığı o doğrudan ve tutkulu çağrıya geri getiriyor.
03:57Mektubunda aynen böyle diyor.
03:59Mesajı o kadar net ki, lütfen büyük resme odaklanın.
04:03Küçük anlamsız detaylara değil, lütfen o hatayı tekrarlamayın.
04:07Yani Yılmaz, validen aslında şunu istiyor.
04:10Lütfen o günkü çalışan gibi davranmayın.
04:12Gelin bu küçük detayların, bu blokrasinin üzerine çıkın, şu izni imzalayın ve bu topluluğun nihayet memleketleri Ardahan'ı kutlamasına izin verin.
04:22Gelin o çakmağı, yani umudu bir kez daha birlikte ateşleyelim.
04:27Ve işte bu hikaye bizi bu çok güçlü soruyla baş başa bırakıyor.
04:30Bir başkasının mücadelesiyle karşılaştığımızda biz neyi görüyoruz?
04:35Acı çeken insanı mı, yoksa sadece o insanın elindeki çakmağı mı?
04:38Empati, bakış açısı ve insanlık adına neye odaklanmayı seçtiğimiz belki de en önemli soru bu.

Önerilen