Bu makale, Eski Emniyet Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in yargılandığı bir davada yaptığı çarpıcı açıklamaları ve mahkeme sürecindeki gerginlikleri konu almaktadır. Yılmazer, Ergenekon ve diğer kumpas davalarının operasyonel süreçlerinde dönemin Başbakanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül ile koordineli çalıştığını iddia etmektedir. Savunmasında, özellikle eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanması gibi kritik kararların siyasi iradenin talimatıyla gerçekleştiğini öne sürmüştür. Avukat Hüseyin Buzoğlu’nun bu iddiaları derinleştiren soruları ise mahkeme heyeti ve savcı tarafından davanın kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle engellenmiştir. Kaynak, geçmişteki bu büyük soruşturmaların siyasi sorumluluğunun ve yargıdaki müdahalelerin tam anlamıyla aydınlatılmadığını savunmaktadır. Sonuç olarak yazı, kumpas davalarının perde arkasındaki devlet ve siyaset ilişkilerini gün yüzüne çıkarmayı hedefleyen bir hukuki tartışmayı özetler.
00:00Bir mahkeme salonunda yaşanan inanılmaz bir yüzleşmeyi ve siyasi dengeleri sarsabilecek o kritik soruların nasıl sorulduğunu sonra da nasıl ustaca susturulduğunu gelin hep birlikte inceleyelim.
00:11Peki hiç düşündünüz mü bir avukat çıkıp ülkenin en tepesindeki ismi doğrudan hedef alan sorular sormaya kalkarsa ne olur?
00:21İşte şimdi Türkiye'de bir mahkeme salonunda yaşanan ve adaletin sınırlarını zorlayan tam da o anı mercek altına alıyoruz.
00:30Her şey aslında bambaşka bir davada başlıyor. Yani o çok bilinen Erkenekon davasında değil, Selam Tevhid olarak bilinen bir başka davada.
00:39İşte orada hiç beklenmedik bir gelişme oluyor ve bir anda ortaya tarihi bir fırsat çıkıyor.
00:44Tabi bu olayı tam olarak anlamak için biraz geriye gitmek lazım. 2000'lerin sonlarında Türkiye'yi sarsan o meşhur davalar dönemine, Erkenekon'dan Poyrazköy'e, Odat TV'ye, ülkenin en üst düzey komutanları, aydınları, gazetecileri bir bir hedefe konulmuştu.
01:00İşte Selam Tevhid davası da bu zincirin en kritik halkalarından biriydi.
01:04Ve işte o mahkeme salonunda iki kilit isim karşı karşıya geliyor.
01:08Bir yanda o davaların adeta beyni olarak görülen dönemin güçlü istihbarat şefi Ali Fuat Yılmazer, diğer yanda ise o davalardan birinde mağdur olmuş ve yıllardır cevap arayan Avukat Hüseyin Buzoğlu.
01:19Şimdi bu duruşmadan önce Yılmazer zaten televizyona çıkıp ortalığı epey karıştıran bazı iddialarda bulunmuştu.
01:26Avukat Buzoğlu da bunu fırsat bilip işte şimdi bu iddiaları resmi kayıtlara geçirme zamanı dedi ve o anı beklemeye başladı.
01:32İddianın merkezinde ne vardı? İşte bu cümle Ergenekon döneminin en sansasyonel tutuklanmasının yani eski genelkurmay başkanının tutuklanması emrinin bizzat dönemin başbakanı tarafından verildiği iddiası.
01:44İşte en kritik nokta da burada başlıyor zaten.
01:47Avukat Buzoğlu yakaladığı bu fırsatı nasıl kullandığı, Yılmazer'i kameralar önünde söylediği bu iddialar hakkında mahkeme salonunda nasıl sorguya çekti?
01:56Yılmazer mahkemede adeta bir şema çiziyor.
02:00Diyor ki İstanbul'daki amirlerim beni engelliyordu, ben de dosyayı aldım, önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e gittim, o beni İçişleri Bakanı'na, o da en son Başbakan Erdoğan'a yönlendirdi.
02:13Yani en tepeye kadar çıktığını anlatıyor.
02:15Ve bakın ifadesinin en can alıcı noktası şu sözleri oluyor.
02:20Bu aslında operasyonlar boyunca doğrudan başbakandan talimat aldığına dair çok net bir beyan.
02:26Yani her şey onun bilgisi ve talimatıyla oldu demeye getiriyor.
02:30Ama tam da sorular daha spesifikleşip en tepeye doğru yaklaştıkça mahkeme salonunun atmosferi bir anda değişiveriyor.
02:38Savcı ve hakim hemen devreye giriyor.
02:41Avukat Buzoğlu o kritik soruyu soruyor.
02:43Başbakanla Ergenekon davasının meşhur savcısı Zekeriya Öz arasında geçtiği iddia edilen o görüşmeler hakkında bir şey bilip bilmediğini.
02:52Yılmazer'in cevabı ise şok edici derecede net ve kısa oluyor.
02:56Müdayeleler başlamadan hemen önce ağzından sadece iki kelime dökülüyor.
03:00Evet var.
03:01Ve işte o anda salonda bir ses yükseliyor.
03:04İtiraz!
03:05Savcı sorunun nereye varacağını anladığı an hemen ayağa fırlıyor.
03:10Savcı avukata dönüp diyor ki, bu sorunun muhatabı sanık mı?
03:14Ben sizin amacınızı anladım.
03:16Yani aslında sorunun içerinden çok avukatın niyetini sorguluyor ve bir anlamda onu durdurmaya çalışıyor.
03:21İşte burada aslında iki farklı görevin çarpışmasını görüyoruz.
03:25Bir tarafta avukat var, ben bu işin siyasi bağlantılarını, gerçeği ortaya çıkarmak istiyorum diyor.
03:31Diğer tarafta ise mahkeme siyasi figürlerle ilgili soruları anında engelleme yoluna gidiyor.
03:37Ve sonunda mahkeme başkanı son noktayı koyuyor.
03:39Savcıdan yana tavır alıp, tamam bu soruyu kabul etmiyorum, başka soruya geçelim diyerek konuyu kapatıyor.
03:44Avukat pes etmiyor tabii, bu sefer Yılmaz Er'in daha önceki iddialarını özetleyip en net, en doğrudan soruları sormaya çalışıyor ama adeta bir duvara çarpıyor.
03:55İlk engellenen soru şu, operasyonları ve tutuklamaları başbakanın talimatıyla yaptığınıza dair beyanlarınız doğru mu?
04:02Yani aslında avukat, televizyonda söylediklerinin mahkemede de arkasında mısın diye soruyor.
04:08Mahkeme başkanının cevabı yine çok net, bu soruyu kabul etmiyorum, bunun bu dosyayla ilgisi yok.
04:13Avukat bu sefer en bomba iddiayı soruyor.
04:17Peki, başbakanın özellikle eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ'un tutuklanması için emir verdiği doğru mu?
04:25Mahkeme başkanı yine aynı kararlılıkla, evet bu soruyu da kabul etmiyoruz diyor ve o sorunun da kayıtlara geçmesini, cevabının duyulmasını engelliyor.
04:36Duruşma bittikten sonra avukat Hüseyin Buzoğlu, bir mahkemenin asıl görevinin ne olması gerektiğine dair çok önemli bir şey söylüyor.
04:43Diyor ki, yargı, siyasi iktidarı korumak için değil, maddi gerçeğin ortaya çıkması için vardır.
04:49İşte bu maddi gerçek kavramı aslında bütün bu yaşananların tam merkezinde duruyor.
04:55Yani kimin adı geçerse geçsin, sonuçları ne olursa olsun, bir davada gerçekte ne olduğunun ortaya çıkarılması ilkesi.
05:02Ve bütün bu olanlar aklımıza şu temel soruyu getiriyor.
05:05Bir mahkeme gerçeğe giden en kritik soruları engellediğinde aslında adaleti mi korumuş olur yoksa gücü mü?
İlk yorumu siz yapın