Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 4 hafta önce
Milli Çözüm Dergisi - Kaside-i Bürde ve Hz. Peygamberimizin Hırkasını Verdiği Şair

www.millicozum.com

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Kaside-i Bürde ve Hazreti Peygamberimizin hırkasını verdiği şair, Medine civarındaki Müzeyne kabilesinden olan Kaab bin Züheyr, içinden 11 şair çıkan bir ailede yetişmişti.
00:12Babası Züheyr bin Ebi Sülemi ve kardeşi Büceyr de şair idi.
00:17Kaab bin Züheyr'in babası, Hristiyan ve Yahudi alimlerinin yanlarına gider, onları dinlerdi.
00:23Onlardan, ahir zamanda bir peygamber gönderileceğini işitmişti.
00:27Ayrıca Kabe'ye asılan muallak şairlerdendi.
00:31Züheyr, bir gece rüyasında gökten bir ip uzatıldığını, o ipten tutmak için elini uzattığı halde yetişemediğini görmüşlerdi.
00:39Bu rüyasının, ahir zamanda gelecek olan peygambere yetişemeyeceğine ve ömrünün o gönderilmeden biteceğine işaret olduğunu sezmişti.
00:48Fakat oğulları, Kaab ve Büceyr'e, ahir zaman peygamberi gönderilince ona iman etmelerini vasiyet etmişti.
00:55Büceyr, Medine'ye gidince, peygamberimiz ona İslamiyet'i tebliğ etti ve Müslüman olmasını söyledi.
01:02O da hemen kelime-i şehadet getirerek Müslümanlığı seçti.
01:06Kaab bin Züheyr, kardeşi Büceyr'in Müslüman olduğunu öğrenince ona çok bücendi.
01:12Hemen bir şiir yazıp, peygamberimize ve İslamiyet'e karşı hoş olmayan sözler söylemişti.
01:17Kardeşi Büceyr, buna tahammül edemeyip, durumu peygamberimize arz etti.
01:21Bunun üzerine peygamberimiz buyurdu ki, kim, Kaab'a rastlarsa, onu öldürsün.
01:28Çünkü onun talihsiz ve terbiyesiz tavrı, İslam'ın izzetine ve Müslümanların haysiyetine karşı kışkırtıcı bir hakaretti.
01:36Kardeşi Büceyr, Kaab'a bir mektup yazıp gönderdi.
01:40Mektupta, başının çaresine bak diye yazarak durumu bildirdi.
01:44Ayrıca, Kaab'ın yazdığı kötüleyici şiire karşılık bir de İslam'ı ve Resulullah'ı methedici şiir yazdı.
01:50Bu şiirinde özetle şöyle dedi.
01:53Ey Kaab, kabul etmeyip, yerdiğin bu İslam dininden daha gerçek ve daha sağlam bir din olamaz.
02:00Sen de kurtulmak istiyorsan, putları bırak, bir olan Allah'a iman et, Müslüman ol ki saadet bulasın.
02:07Kıyamet gününde kaçılamayacak olan cehennem ateşinden, Müslüman olup iman edenlerden başkası kurtulamayacaktır.
02:14Kaab bin Züheyr, derin derin düşünmeye başlamıştı.
02:18Yavaş yavaş gönlü aydınlanmaktaydı.
02:20Nihayet Müslüman olma kararı aldı.
02:23Medine yollarına düştü.
02:24Peygamber efendimizi metheden ve kendisinin de tevbe edip Müslüman olduğunu bildiren uzun bir şiir yazdı.
02:31Medine'ye varınca, gizlice Cüheyni kabilesinden olan bir arkadaşının evine gidip misafir kaldı.
02:37Ertesi gün sabah, evine misafir olduğu kişi, onu Peygamberimizin yanına götürdü.
02:42Kaab bin Züheyr, devesini mescidin önüne çöktürüp içeri girdi.
02:46Peygamberimizin yanına yaklaşıp, kendini tanıtmadan dedi ki,
02:50Ya Resulullah, Kaab bin Züheyr, yaptıklarına pişman ve Müslüman olarak aman dilemeye gelmiş bulunuyor.
02:58Ben onu sana getirsem, aman verip Müslüman olmasını kabul eder misiniz?
03:03Peygamberimiz, evet buyurdu.
03:04Bunun üzerine Kaab, Ya Resulullah, ben şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur.
03:11Sen de onun Resulüsün.
03:13Efendimiz, sen kimsin diye sorunca, ben Kaab bin Züheyr'im diye yanıtladı.
03:18Ashab-ı kiram, onun Kaab bin Züheyr olduğunu anlayınca, ensardan biri ayağa kalkıp,
03:24Ya Resulullah, müsaade et boynunu vurayım deyince, Peygamber Efendimiz buyurdu ki,
03:29Bırak, vazbeç ondan, o, içinde bulunduğu halden pişman ve hakka dönmüş olarak gelmiştir.
03:36Bu sırada Kaab bin Züheyr, Müslüman olduğunu bildiren bir kaside okumaya başladı.
03:41Bu kasidesinde, uzun bir girişten sonra, asıl mevzuya geçip, Müslüman olduğunu, tebe ettiğini ve af dilediğini dile getirdi.
03:50Son kısmında da, Peygamberimizi ve ashab-ı kiramı metheden beytleri söyledi.
03:54Peygamberimiz, Kaab bin Züheyr'in, Banet Suadü, sevgili uzaklaştı.
04:01Sözleriyle başlayan bu kasidesini beğenip, memnuniyetini belirtmişti.
04:05Onu affetti.
04:06Bürdesini, hırkasını çıkarıp onun omuzlarına koydu.
04:10Bu sebeple, Kaab bin Züheyr'in kasidesi, Kaside-i Bürde ismiyle meşhur oldu.
04:16Hz. Kaab, 645 senesinde Şam'da vefat etti.
04:19Resulullah'ın hediye ettiği bu hırka, Hz. Muaviye tarafından Kaab bin Züheyr'in varislerinden satın alınıp muhafaza edilmiştir.
04:28Sırasıyla Emevilere, onlardan Abbasilere, daha sonra da Mısır'ın fethinde Mekke Şerifi tarafından diğer kutsal emanetler ile birlikte Yavuz Sultan Selim Han'a teslim edilmiştir.
04:40Günümüze kadar korunan bu hırka, Hırkayı Saadet ismiyle bilinmektedir.
04:44Bugün, hala İstanbul'da Topkapı Müzesi'nde Hırkayı Saadet odasında muhafaza edilmektedir.
04:51Hz. Peygamberimizin, Kaside-i Bürde'nin girişi olan Banet Suadü bölümünde edebe ve hırmete uygun düşmeyen ve kabaca kadın vücudunu tasvir eden bazı beytlere sabretmesi,
05:02İslam'ı, Resulullah'ı ve Ashab-ı Kiram'ı öven sonraki bölümlerinin ve içindeki hikmetli dizelerin dinlenmesi ve değerlendirilmesi içindir.
05:11Sezai Karakoç'un Fransızca tercümesinden dilimize çevirdiği Kaside-i Bürde'de kafa karıştıracak ve yanlış yorumlara yol açacak ifade ve benzetmeler vardı.
05:21Belki bunların bir kısmı Fransızca çeviriden kaynaklıydı.
05:25Ama Kaside-i Bürde'nin Arapça aslına uygun ve çok hikmetli teşbih ve benzetmelerle uyumlu bir açılımı daha doğru ve yararlı olacaktı.
05:33Özetle, biz bu tercümeyi birebir manasıyla değil, verilmek istenen mesajıyla aktarmaya çalıştık.
05:39Kaside-i Bürde
05:41Hırka Kasidesi
05:42Ey gönül!
05:44Habibullah'ı hatırlatan selem ağaçlarını mı?
05:48Oradaki dostları mı andın ki birden böyle göz bebeğin kanlandı, gözyaşların aktı, kabardı yüreğinde hasret damarı?
05:57Yoksa bir yel mi esti Medine'nin kazime yönünden peygamber kokusu getiren?
06:02Yoksa Eden Dağı'nın üstünde kapkaranlık gecede dünyayı aydınlatan şimşek mi çaktı?
06:10Gözlerine ne oldu ki dur ağlama desen de coşar ırmak olur vuslata koşan?
06:16Ya kalbine ne dersin, yetiş ey huzur dedikçe artar sevgilinin hasret acısı gamı?
06:23Aşk gizli kalır mı kimseden, niçin aldatır kendini insan?
06:28Çün, gizledikçe gözlenir eseri, gönül yanıp dururken ve gözden akar çen çeşme gibi gözyaşı, gizlemenin olmaz faydası.
06:37Aşk olmasaydı döker miydin gözyaşını böyle taze ve dert yüküyle toprağa?
06:44Gözünde uykuların kaçar mıydı andığında ban ağacını, alem dağını ve fahri kainatı?
06:51Aşık inkar etse ne çıkar, gerçek şahitleri var.
06:55Derdine, hasretine, yaşla bulanık gözler, sararmış yüzler, zayıf ten ve göz çukurları, onun canlı tanıkları.
07:04Aşktan değilse neden bu peki?
07:06Bir yanağında kırmızı gül gibi, mahcubiyet terleri, bir yanağında sarı gül döküntüsü, izi, kızılırmak, yeşilırmak yatağı.
07:16Evet, o kutlu yarın hayali gelip beni birden uyandırdı ve hasretiyle yandırdı.
07:22Evet, zaten sevgi böyledir, gelir gamlarla, mahveder bütün vücut hazlarını.
07:28Ey aşkım sebebiyle bana dil uzatan ve kınayan gafil!
07:31Utanır mıydın ki bilseydin, yanık aşklarıyla meşhur özüre oymağı gençlerinden, daha mazurum, daha beterim açıkçası.
07:40Gizlenir gibi değil ki bu sır, işte sen de öğrendin, gül iken küle dönme.
07:44Şimdi, dedi içeyini, kat bu derde bir dert desen, zaten yok sonu, yok başı.
07:51Sakın aşka düşme öğüdünü esirgemedin, sağ ol benden ama.
07:55Tutamadım onları, çünkü tutuktur zaten sevenin kulakları.
07:59Yaşlı adama, ağarmış saçına başına, utanmadan, yalan söylüyorsun dedim.
08:04Oysa, nasıl inkar ve itham edilebilir ağaran saçın beyazlığı?
08:09Aşk tuzağına kapılmış kimseler, öğüt mü dinler ajanlar?
08:13Kendi karanlığına gömülmüş ak saç, nasıl ışıtsın bu karanlığı?
08:18Güzel fiillerle bir karşılama ve buluşma şöleni hazırlayamadı nefsim sevgiliye.
08:22Garip misafir ise apak ve ansızın çıka geldi, karşılayan bile olmadı.
08:27Bilseydim ki, yok bende o sevgiliyle bir karşılaşma gücü bile, siyaha boyadığım bir panonun ardına saklardım kendimi ve bu sırrı.
08:36Hidayet erişmezse, kim çeker benim nefsimi bu hoyratlık ve fasıklık alanından?
08:42Nefsime gem vurmalıyım, çılgın atları zapt edip, dört döndüren süvariler gibi tıpkı.
08:47Günahları işleye işleye, bir yandan da günahı bitireyim dersin belki içinden.
08:52Ama Allah'tan utanarak, sabır ve sebat yoksa, yemek vücudu arttırır, günahta günahı.
08:59Nefs, tıpkı memedeki çocuk gibidir.
09:01Onu terbiye edip vaktinde kesmezsen sütten, koca adam olur da hâlâ emzik ister, barar sütü mamayı, beceremez ayakları üstünde durmayı.
09:11Nefsine sen hakim ol, o olmasın sana hakim, yoksa insanlıktan çıkarsın.
09:18Çünkü nefs, neye hakim olursa, onu ya öldürür, ya süründürür hasılı.
09:25Nefsi arzular sürüsü ve şehvet dürtüsü, bırakırsan yayılır her yöne, görmeli gözetmeli.
09:32Otu çok tatlı gelen yaylalara başıboş bırakıp yaymazlar koyunları, çünkü onları gözetler yaban kurtları.
09:39Nefsin tattırdığı hazzın çoğu, insanı katleden tatlı zehir gibidir.
09:43Ağıyı, altun tasta bal katıp da sunarlar, bunlar onun suç ortağı.
09:49Açlığın ve tokluğun hilelerinden koru kendini, dizginli azgın nefsini.
09:54Evet, çok yemek de azdırır ama çok açlık, tokluktan da zararlı.
09:59Gözünden yaşlar boşalt ki, ne haramlar doldurmuştun vaktiyle.
10:03Ve sığın tövbe gölgelerine, odur en serin hurma altı ve bağışlanma fırsatı.
10:08Şeytana ve nefsine uyma, onlara baş kaldır, yiğitçe isyan et ki kurtulasın.
10:15Şeytanın akla yakınmış gibi gelen sözlerini bile dinleme, onlar çıbandır, deş ve bul püf noktalarını.
10:22Şeytanlar ve caydırıcı şarlatanlar bazen hasım kılığındadır, bazen hısım, bazen hakem.
10:28Ama düpedüz hilekardırlar, her fırsatta aldatırlar seni, hakimi, hasımı, hısımı.
10:34Allah'ım sen affet bizi. Bizzat söyleyip de tutamadığımız sözlerimizden, gösteriş hallerimizden.
10:42Çünkü diliyle ameli uyuşmayanlar ki, andırır kısırların nesliyle övünmesini tıpkı.
10:48Başkasına yap dedim ama ben yapmadım pek çok ibadet ve hizmeti.
10:52Dostlara yol işte bu yoldur dedim ama nefs beni o yola bırakmadı.
10:57Üstüme borç olan namazı kıldım, orucu tuttum ama o kadar, bunlar da baştan savma.
11:03Ölüm, evet ölüm, göz önündeyken bir parçacık arttırmadım cihadı takvayı.
11:09Kendime zulmettim, ihmal ettim geceleri ihya sünnetini, olamadım teheccüd ehli.
11:14Oysa can verdi gecelere namazla efendimiz, öyle ki şişerdi ayakları.
11:20Boş midesinin üstüne taş kor, derisini büzüp düğümlerdi, açlık hissetmesin diye peygamberimiz.
11:26Çekilen karnına kuşak bağlardı, yine azalmazdı açlığa sabrı.
11:30Altından ulu dağlar, Resulullah'a sundular da kendilerini minnetsiz harcasın diye.
11:36O reddetti kolaycılığı ve fırsatçılığı, gösterdi onlara gerçek ululuğu ve gerçek altını.
11:43Sürekli züht ve takvasını arttırdı, eksiltmedi o dağlarca zaruret ve mecburiyete rağmen.
11:50Evet, nedenli olsa da yok edemez ihtiyaç, gerçek insandaki temizliği ve pırıltıyı.
11:57Dünya ne oluyor ki Hak Nebi, ona muhtaç olsun, gözünü ve gönlünü onunla doldursun.
12:03Kainat ve dünya ona muhtaç ki, onun için değil midir varoluşu, yokluktan çıkışı.
12:08Bu dünyanın ve öte dünyanın, göze görünür görünmez tüm yaratıkların, acemin, arabın, bölük bölük bütün insanlığın, Hazreti Muhammed'dir kutlu başı.
12:20Bir eşi daha yoktur, onun emir ve nehi peygamberliğinde, devlet ve adalet düzeninde.
12:27Eveti tam evveti, hayırı tam hayırdı.
12:30Unutma o, gerçek ve örnek halifetullah'tı.
12:33Bize her yönden hücum eden, korkunun ve kuşkunun her türlüsünden ancak o sevgili kurtarabilir bizi.
12:41Onun merhameti, onun şefaati ve şefkati.
12:45Kim hürmetle döndüyse sesine, koşup yapıştıysa onun eteğine, yapışmış oldu kopmaz bir ipe.
12:52Odur sapasağlam sığınak ve tam kurtarıcı.
12:56İçiyle ve dışıyla, ahlak ve yaradılışta en üstündür öbür peygamberlerden bile.
13:01Zira hiçbirinin ilmi, keremi, onun gibi olamadı, onunkine ulaşamadı.
13:08Ve hepsi umar ve bekler Allah'ın Resulünden, hikmet ve rahmet denizinden bir avuç su.
13:14Ve hepsi umarlar Resulullah'ın rahmet yağmurundan bir damla su yollamasını.
13:20Dururlar huzurunda hepsi yerli yerinde.
13:23Kimi onun ilminden bir noktadır veya hikmetinden bir hareke ve bir zerredir bir kısmı.
13:30Ve mahşerde ona sığınacaklardı.
13:32Peygamber ruhu alıp, peygamber vücudunu, son ve mükemmel peygamber olunca,
13:38onu sevgili edindi seve seve kâinatı yaratan ve insanı donatan Rabbi mutlakı.
13:44Üstünlüğünde eşit ve ortak yoktu ona kimse, olamazdı.
13:49O, kelime-i tevhidde Rabbi ile zikredilen zattı.
13:52Güzelliği ise parçalanmaz, bölünmez bir ahsen-i takvim aynasıydı.
13:57Ne çıkacak, ne eklenecek bir şey vardı.
14:00Hristiyanların kendilerine gelen Resul için dediklerini dememek şartıyla.
14:04Öv övebildiğin kadar, yücelt yüceltebildiğince, zira o, hakkın ve halkın kahramanıydı.
14:12Korkmadan istediğin ölçüde her türlü şerefi bağla ona, layıktır.
14:17İstediğin ölçüde onun değerlilik hakkını tanı, sözlerin sadıktır.
14:22Erginliğine son yok ki orada durup kalsın, onu övmekle sadece sözlerine kıymet katarsın.
14:28Bu aciz dil, bu asi kul, nereden cesaret ve feraset bulsun da onu anlatmayı başarsın.
14:36Ey gafil! Resulullah'ın mucizeleri bile onun gerçeğinin yanında sönük kalır.
14:42Yoksa ismi anılınca çürüyen kemikler bile canlanıp ayağa kalkmalıydı.
14:47Aklın yetişmeyeceği tekliflerle, etmedi bizi imtihan, acıyıp şefkatle davrandı.
14:53Bizi sevdiğinden elbet.
14:54Biz de şükür inandık ona, şükür en ufak şüphe bize yaklaşmadı.
15:00Aleyhissalatü vesselamın gerçeğine ermekte ve hakikatini bilmekte, cümle alem aciz kaldı.
15:06Evet, uzak aciz kaldı, yakın aciz kaldı, acizlik çepçevre sardı dört yanı.
15:13Güneş de küçük sanılır uzaktan bakılınca, oysa dünya onun yanında, deryada damla.
15:19Göz dayanmaz ama, çıplak gözle bakıldı mı?
15:22Efendimiz de en yüce tecelli makamıydı.
15:26İnsan nasıl anlar bu dünyada onun gerçeğini?
15:29Ki rüyada görsen onu, sana yeter ömür boyu bu mutluluk ve onun nurlu bakışları ve ruhumuzu okşayışları.
15:36Biz müminlere Allah'ın ikramı.
15:39İnsanlığın bilip bileceği sınırlıdır, bilgilerinin sonu vardır ve oldukça kısıtlıdır.
15:44Şu kadar bil ki Nebiyullah'tır, yaratılmışların en iyisi, en güzeli, en hayırlısı.
15:51Ve bütün peygamberlerin halklarına gösterdikleri mucizeler Efendimizin hatırınaydı.
15:57Hepsi O'ndandı, O'nun nurundandı, O'nun habercisi, O'nun öncü ışıklarıydı.
16:02Çünkü Resulullah erdemlik güneşidir, öbür peygamberlerse yıldızlardır.
16:08O yıldızlar ki, güneşten aldıklarıyla aydınlatırlar karanlıkları.
16:13Kaynağı aleyhisselatü vesselamdı.
16:15Gel gör ve anla ki, Rabbim Habibine neler verdi, nasıl destekleyip süsledi onu.
16:21Ahlakını güzellikle sardı, müjdeyle, güler yüzlülükle onu benek benek noktaladı.
16:27Nebi'nin latifliği bir çiçek gibi, şeref ve değeri dolunaydır.
16:32O'nu anlamak ve anlatmak haddimizi aşar.
16:35O'nun cömertliği bir derya, yardımı ve ikramı tıpkı bahardı.
16:40O'nu çıkarsan zuhurattan ne kalırdı?
16:42Tek başına bir yerde O'nu görsen, heybetinden korkar ve dona kalırdın.
16:47Sanırsın arkasında sıra sıra asker vardı, sanki özel ve gizli bir ordu saklıydı.
16:53Resulullah'ın tebessümünden ve terlerinden doğmatkadır.
16:57O'nun nurunun yansımalarıdır sanki.
17:00Sedefte saklı bütün inciler, mercanlar.
17:03Zaten inciler hep aynı sedefte saklıydı.
17:06O'nun ayağının bastığı toprağın kokusundan daha güzel raiha var mıdır?
17:11Öyleyse ne mutlu o kişiye ki, koklamış ve öpmüş ola o kutlu toprağı.
17:16Doğuşundaki tarihi ve talihli değişimler, açıklar bize her bakımdan her açıdan fahri kainatı.
17:23Başlangıcı da iyi onun, sonu da hoştur doğuşu ve asla batma işı.
17:28O doğum günü ki, hemen farkına vardı İran'daki mecusilerin uluları, kendileri için korkunun yaklaştığını, kendilerine cehennem azabının dokunacağını.
17:38Göçtü, darmadağın oldu Kisra'nın saray duvarları o gece yıkıldı, küfür ve zulüm devleti de bu duvardan başlayarak yarıldı, çatladı ve dağıldı.
17:48Son nefesini verdi korkudan mecusi meşalesi, söndü şeytanın ateşi ve kurudu Yahudi nehri, bilinmeyen bir yere alıp gitti dert yuvası başını.
17:58Ve sapık sahve halkı, her günkü gibi su aldıkları göle gittiklerinde, bu da nesi?
18:03Kurumuş, kül olmuş gördüler ve döndüler elleri boş, kızgın kudurmuş ve çatlamıştı dudakları.
18:10Sanki doğmuştu ateşte su, suda ateş duygusu.
18:14Karanlığı delen yıldız hatırına.
18:16Tabiat, o gün yoldan çıkmışları, tabiatından çıkararak karşılamış ve şaşırtmıştı.
18:21Sanki, sapıkların ve çarpıkların ateşi, sıkılıp terledi de sulanıp söndü üzüntüden.
18:27Suları ise, hüzünlerinden, ateş gibi kızıp kaynadı ve buharlaşıp kaynadı ve havaya dağıldı.
18:35Ah, görülebilseydi, cinler çığlık atarlardı.
18:38Nurlar ve ruhlar, saçarken havai fişeklerini, hak böyle tantanayla çıkıyordu ortaya.
18:44Muhteşemdi hakkın sesi ve ihtişamı.
18:47Ama nasipsizler, kör oldular, sağır oldular, felç oldular, bu muştuları duymadılar, kutlu haberleri almadılar,
18:54hakikati görmediler, sezmediler korkutuş yıldırımlarını.
18:58Müşrikler, bundan sonra o eğri dinimiz, belini doğrultup ayağa kalkamaz dediler.
19:04Çöküş haberini verdiler kahinleri, ozanları ve şeytanın uşağı şarlatanları.
19:10Görenler, gökte yıldızların aktığını görürlerdi.
19:13Açıkça kutlu bir değişim yaşanmıştı.
19:15Ve aynı anda, yerde putların devrildiği, tağutların yıkıldığı mucizeler ortaya çıkmıştı.
19:21Ve vah yolundan çekilip gitti, bozgun şeytanların şahı.
19:26İblis şaşkındı, bozgun askerleri ve şeytanın şakirtleri yerinde çakılıp kala kalmıştı.
19:33Nasıl ki, Kâbe'yi yıkmaya gelen Ebrehe'nin ordusu çil yavrusu gibi dağılmıştı.
19:38Ki, kuşlarca iki avuçtan atılan taşlarla bir ordu kör olmuş yere saplanmıştı.
19:44Sonsuz kudret sahibi Allah diledikten sonra, o taşların atılışı ve zalimleri yere batırışı,
19:51Rabbine yalvarır yalvarmaz balığın karnından atılan Yunus'un çıkışını andırmıştı.
19:57Yemin ederim, Hazret-i Nebi'nin bir işaretiyle ikiye bölünen aya,
20:02Miraç'ta peşine takılan kayaya,
20:04andiçerim Şems-i Ezelî'den nurunu alan Dolunay'a,
20:08ki ancak nasipsiz ve nesepsizlerdir ona karşı.
20:11Ve hicret sürecinde, o Habibullah'ı içine alan kutlu mağaraya andiçerim ki,
20:18kafirlerin gözleri içerideki sırdan ve ışıktan kör oldu da bakamamışlardı,
20:23hak saklamıştı nur yoldaşları.
20:26Andiçerim ki, muhbiri sadık mağaradaydı ve sıddık mağaradaydı,
20:31ama görmediler ve sandılar ki, orada kimsecikler yoktu ve olamazdı.
20:36Ne bilsinler ki, örümcek Resulullah için örmüştü ağını ve Allah bağlamıştı kafirlerin ayağını,
20:44güvercin onun için yuva yapmış, yumurta bırakmış, başında uçup durmaktaydı.
20:50Allah isterse, bir güvercin yuvası bir örümcek ağıyla da korurdu kutlu kullarını,
20:56öyle kat kat zırhlara ve yüksek kaleler kurmaya gerek duymazdı.
21:00Ve bir örnek daha, çağırınca peygamber, ağaçlar gelip eğilirdi huzurunda,
21:06dallarıyla, kökleriyle yürüyüp Efendimizin emrine uyarlardı, oysa yoktu ayakları.
21:12Çizgiler bırakarak yol ortasına, yazılar yazarak dalları budaklarıyla,
21:17Hazreti Nebi'nin çağrısına koşarlardı, çünkü o fahri kainattı.
21:22O bulut gibi ki, o sevgili nereye giderse, üstünde o da oraya giderdi.
21:27Daima ona, gün ortasında yakan güneşe karşı gölge yaparlardı.
21:32Dünyanın sıkıntısı binince boğazıma, hemen sarılır sığınırım Resulullah'a.
21:38O da şefkat ve merhametiyle hemen kucaklayıp kurtarır bu zavallıyı.
21:42İki dünyaya ait hiçbir şey yok ki, o hayır saçan Nebi Yullahtan,
21:47samimiyetle istemiş olayım da almamış olayım meramımı muradımı.
21:52Ey gafil! Aklın ermeyince, hemen inkara kalkma rüya vahiylerini.
22:00Belki gözleri uyurdu Resulullah'ın, ama kalbi asla uyumazdı.
22:05O en seçkin ve en yetkin varlıktı.
22:09Nübüvvetiyle o, tecelli gerçeğinin doruğuna çıkmıştı.
22:13Tezahürün son noktasıydı.
22:15Nasıl inkar olunabilir kutlu elçilerin ve erginlerin rüya durumları?
22:20Bu durum, Allah'ın kudret ve hikmet alanıdır.
22:24Vahiy, çalışmakla olur sanmayın.
22:26Onun mucizesidir.
22:28Peygamberin gaibi çizip anlatışı, asırlar sonrasını aktarışı.
22:33On binler şahit, bir dokunmakla nice hastayı iyi edip sağlığına kavuşturmuşlardı.
22:39Nice azgınlık ve çılgınlık zincirlerini kırıp,
22:43mahkumlarını kurtarmış ve selamete bulaştırmıştı.
22:46Kara kıtlık yılları olduğunda, onun duasıyla bereketli yollar açılmıştı öyle ki,
22:52sanki gecenin ortasında ansızın bir dolunay çıkmıştı ve bereket dağıtmıştı.
22:58İhtiyaç duasıyla bulutlar akıtıp durdu sularını öylesine ki,
23:02o kurak vadilerde sel olan sular bereket,
23:06çaylar çağlayıp müminlere nimetler taşımışlardı.
23:09Bırakın da konuşayım, anlatayım o Resul'ün mucizelerini ve ahlaki güzelliklerini,
23:16geceleri dağlarda yakılan şölen ateşleri gibi zulüm ve zulmet karanlıklarını aydınlatmıştı.
23:22İnciyi işlersen daha da değerlenir şüphesiz.
23:26Ama işlemesen de inci incidir.
23:28İncilikte farksızdır işlenmişi de hamıda.
23:31Hiç paslanıp kıymeti azalır mı altın?
23:34Altın herhalde altındır.
23:36Ama nasıl uzanabilir benim hayali övüşüm o kutlu nebinin yüceliklerine?
23:41Ki orada hüküm sürer, olgun aklın ve ahlakın harikalar mantığı.
23:47Dikkatle oku şu Kur'an'ı ki,
23:49haktır hepsi, Allah'tan gelen hüküm ve hikmet esaslarıdır.
23:54Allah kelamı, ezeli ve ebedidir, bize yeni ulaşmıştır,
23:59fakat yoktur öncesi başı.
24:01Zamanla kayıtlı değildir Kur'an'ın getirdiği kutsal haberler ve hükümler.
24:05Geçmiş kavimlerden kıyamete, odur mutlak haber ve hakikatlerin kutlu kaynağı.
24:12Devam edip gidiyor onun hükmü.
24:14Üstündür öbür peygamber mucizelerine ki,
24:17onların tesirleri ve hükümleri ebedi olmadı,
24:21oysa İslam kıyamete kadar kalacaktı.
24:24Öyle muhkemdir ki Kur'an'ın ayetleri, bir hamlede yıkar inkârı ve şüpheyi.
24:30Asla tartışma kabul etmez, Kur'an'ın hakime ve hakeme yok ihtiyacı.
24:36Kimse karşı çıkamadı ona, bazı ahmaklar ve ahlaksızlar yeltendiler ama,
24:42sonunda en düşmanı bile ona sığınmakta buldu var olmayı ve saygı duyulmayı.
24:47Kur'an'ın belagatı, düşmanlarının ve şeytanların davasını uzaklara fırlatır.
24:53Kötü niyetlinin elini, hareminden ırakta tutmaktır zaten,
24:58akıllı ve ahlaklı yiğide yaraşanı.
25:01Kur'an'daki anlamlar, kemiyette deniz dalgalarından büyük ve kapsamlı,
25:06keyfiyette ise güzellikte ve değerde cevahirden üstün ve sanatlı.
25:11Madem okuyunca gözün, gönlün nur doldu, aydınlandı, sana kutlu ufuklar açıldı,
25:18huzur ve zafer buldun her vakit.
25:21Öyleyse bu sağlam ipe, iyi yapış, sarıl sımsıkı.
25:25Okuyuşun, şayet korkusundansa, alev alev yanan cehennem ateşinin itfaliyesi sadece Kur'an'dır.
25:33Ateşi söndürmenin, yanık yürekle Mevla'yı çağırmaktır tek şartı.
25:37Kur'an sanki şöyle bir pınardır ki, yüzü simsiyah olanlar dahi gelip bir yıkanmakla bembayaz olur.
25:46Çünkü budur nur ve huzur pınarı.
25:49Ve o Kur'an, adalette sırat gibi kıldan ince, hak ve eşitlikte de hassas ve şaşmaz mizan gibidir.
25:57Ve İslam, insanlar ve kainatlar arası hak ayarlı adalet nizamıdır.
26:02Bakmayın bilmezlikten, görmezlikten gelişlerine, yüreği karaların inkâr ve itirazlarına.
26:10Onlar öyle bilir, öyle anlarlar ki Kur'an'ın gerçekliğini, ama mani olur imana kıskançlıkları ve kötülüğe tutsaklıkları.
26:19Eh, öyleyse şaşı ve hastalıklı gözler inkâr etsin.
26:23Göremiyor ya Kur'an'ın gerçekliğini, güneşi, gün ışığını, yaralı ağız da alamadığından bal şerbetinin lezzetini, tadını.
26:32Çölde hızlı hızlı giden kafileler, develeri iz bırakarak giden dilek sahiplerini görürsün.
26:39Yön tektir, o hayır kaynağının, Resulullah'ın ve Kur'an'ın felah kapısı.
26:44Sen ey Nebi, anlayanlar için bizzat var oluşunda ne büyük işaret ve mucizesin, nimetin kadrini bilenler için ne büyük nimetsin, sen en büyük hak armağanı.
26:57Ne hesabı mümkün, ne kitabı yazılır harikalarının ve zuhurat sırlarının, ama yine de usanmaz insan bir bir anmaktan onları.
27:07Ki sensin yaradılış şahikası. Uyanıp kalktın bir gece, yaslı bir yürekle kutsal bir yere gittin, sonra Kâbe'den Kâbe kavseine yöneldin.
27:18Kapkaranlık gecelerde dolunay nasıl ilerlerse alımlı alımlı ve artık miraç başlamıştı.
27:25Çıktın, boyuna çıktın, kâinat katmanlarını aştın, yükseldin Kâbe kavseine kadar,
27:31ki daha önce ne kimse çıkmıştı oralara, ne de hayal ve ümit etmişti, dünyadayken Mevla'ya varmayı.
27:39Seni hürmetle öne geçirdi her yerde peygamberler, resuller.
27:43Seni öne geçirip arkada durdular kendileri, hizmet geleneği icabı.
27:48Delip yedi kat göğü geçip gittin ötelere.
27:51Sen o üstün varlıklarla bölük bölük yükseldin ey resul.
27:55Başlarında sendin, başlarında sallanan sancak senin sancağındı.
27:59Öyle çıktın yükseldin ki, yarışanların hepsi kaldı yarı yolda.
28:04Yakınlıkta ilerisi, daha ötesi kalmadı.
28:07Bu kutlu vuslat sırrıydı.
28:10Bütün makamlar geride kaldı ey nebi, senin makamından çağrıldığın o an,
28:15tek din vahdet sırrına ermiştin.
28:18Artık nasıl tekse, gök ve kale sancakları.
28:21Devşirmek için yaratılış mucizesi yemişlerini,
28:24gözlerden saklı, gönüllerde sevdalı bir kutlu buluşmanın,
28:28hala çözülmedi gizliden gizli sırları,
28:31hala çizilmedi sınırları.
28:33Topladın övülesi gök çiçeklerini ve alemlerin üstünlüklerini tek başına.
28:38Ey nebi, açtın bütün menzilleri,
28:41yalnız, ıssız, kalabalıksız, hızlı hızlı.
28:44Tayin edildiğin iş nice ulu, nice kutlu
28:47ve sana tabi olanlar nice mutludur ey nebi.
28:51Bunları idrak ise hidayet nurudur,
28:53ne kutlu sana mahsus nimetler alanını müminlerin fikren dolaşması.
28:58Günler geçer, geceler geçerdi.
29:00Kafirler ve gafirler gün ne, gece ne,
29:03ömürlerinin kıymetini bilmezlerdi.
29:06Ancak haram ayı geceleri yaparlardı uyku bayramı,
29:09çünkü korku ve kuşku içinde yaşarlardı.
29:12Sonra, kutlu kurtarıcı atandı.
29:15Yüzen atlar denizinin üstünden,
29:17akardı maneviyat orduları.
29:20Atlar dalga dalga geçti okyanusları,
29:23ashab-ı kiramın coşkun kahramanları.
29:26Onlar ki, koşar Allah'a doğru,
29:29yaşar Allah için,
29:30tatlı canları dosta kurbandı.
29:32Mahveder, kökünden söküp atardı küfrü,
29:36ensar ve muhacirin şimşekten kılıçları.
29:39Ne mutlu sana bana,
29:41ey ulu İslam milleti!
29:43Şuurların örgüsü,
29:45huzurların kutlusu.
29:46Bize yaratan verdi o sağlam,
29:49o yıkılmaz yapıyı,
29:51İslam inancını ve ahlakını.
29:53Allah, bizi kendisine çağıranı,
29:55Cebrail ile çağırınca kendisine.
29:58O, peygamberlerin başı oldu,
30:00bizse ümmetlerin en şanslısı.
30:03Nasıl ürkerse koyunlar bir aslanın sesinden,
30:06heybetinden kaçacak delik ararsa,
30:08öyle perişan etti,
30:11o nebinin çıkış haberi,
30:13inkar yobazlarını,
30:14zulüm odaklarını,
30:16Hazreti Peygamber ve sadık sahabeleri,
30:18hiç terk etmedi savaş alanını,
30:21cihat meydanını.
30:22Şeytani düşmanlar,
30:24kasap çengellerine asılı,
30:26hayvan gövdelerine dönünceye kadar saldırırlardı.
30:29Düşmanların gözü hep kaçışta olurdu savaşlarda.
30:32Kafirler ve hainler hep korkak olurlardı.
30:36Sadıklarsa,
30:37leş kargaların kapıp kaçtığı,
30:40savaş alanında bıraktıkları kol ve bacaklarını kıskanırlardı.
30:44Onlarla kurtuldu yalnızlıktan,
30:46İslam milleti ve hak dini,
30:48sanki yad ellerden dönmüştü hakikat,
30:51tekrar yurdunu bulup sıla yapmıştı.
30:54Allah,
30:55kudret ordusuyla koruyacak,
30:57varlık var oldukça Resulullah'ı ve Kur'an'ı,
30:59ve İslam,
31:01sürekli garip ve yetim,
31:02hamisiz ve sahipsiz bırakılmayacaktı.
31:05Ashabın her biri bir dağdır savaşta,
31:08onlara çarpan,
31:10onlarla çarpışanlara sormalıydı savaş meydanında ne gördün diye düşmanları,
31:15onların kahramanlığını anlatmalıydı.
31:17Bedir'e sor,
31:18Huneyn'e sor,
31:19Uhud'a sor,
31:20sor bütün savaş alanlarına.
31:22Kesin sonuç,
31:23alışta ve zafere ulaşmada onlar mı üstündü,
31:26yoksa melek orduları mı?
31:28Onlar kanlı,
31:29kıpkırmızı çıkaranlardır,
31:31haramla kararmış vücutlara sokularak,
31:34yıldırımdan da çabuk çıkarıp,
31:36çelikten kılıçlarla destanlar yazanları.
31:39Cesur sahabiler sanki birer katipti,
31:42kılıçlar da kalemleriydi,
31:44hak geldi,
31:44batıl,
31:45zail oldu yazıyorlardı.
31:47Onlar,
31:48müşrik zalimlerin vücutlarına,
31:50ilahi intikam mührünü kazıyorlardı.
31:53Ashab,
31:53cihatla ve silahla donanmışlardı,
31:55ve yüzlerindeki iman nurundan tanınırlardı.
31:59Seçilirken ilk bakışta,
32:01nasıl hemen bilinirse,
32:03ağaçlar içinde,
32:04mis kokulu gül ağacı.
32:06Onların her biri,
32:07silahları içinde,
32:08saksı içindeki gonca gibi dururlardı.
32:11Zafer rüzgârları,
32:12yollarını gözleyenlere armağan ederdi.
32:15Onların Ahmet'i gülden aldıkları kokularını.
32:18Dağlarda fışkıran çamlar gibi,
32:20birden zuhur ederler atlar üstünde,
32:22iman kahramanları.
32:24Kolanların,
32:25ilmeklerin sıkılığı değildi dimdik tutan onları.
32:28Yüreklerin,
32:29bileklerin sağlamlığıydı.
32:31Kafaları karışır,
32:32dudakları uçuklardı,
32:34onların korkusundan düşmanların.
32:36Ayıramaz olurlardı kahramanı koyundan,
32:39karanlığı kardan ve kargadan kartalı.
32:41Onlara çölde rastlayan bir aslan bile,
32:44uslanır ve uysallaşırdı.
32:46Çünkü,
32:47ashabın beraberlerinde,
32:49peygamberin himmeti ve duası vardı.
32:51Kutlu Nebi'nin dostluğundan yardımını görmeyen tek kişi kalmamıştı.
32:56Düşmanından ise,
32:57tokadını tatmayana ve belasını bulmayana rastlanmamıştı.
33:01Resulullah,
33:02şefkat kanatlarını gerdi ümmet üstüne,
33:05dinin adalet kanıtlarını yaydı.
33:07Elbette kem gözlerden saklardı orman,
33:10aslan yuvalarını ve kıymetli yavrularını.
33:13Ne felsefe,
33:14ne mantık dayanamadı Kur'an'ın karşısında.
33:17Karanlık fikir gecelerini ışıttı,
33:18ilahi kaynaklı aydınlığı.
33:21Anlayana yeter peygamber mucizesi,
33:23okumamışken ve ümmi bir zat iken,
33:26tüm ilimlere vakıf olması.
33:28O cahiliyet çağında,
33:30öksüzlük ve yetimlik ortamında,
33:32o yüksek terbiye ve ahlakı,
33:34aklım erdikçe överim,
33:36affa sebep olur umarım itirafım,
33:38şairlikle ve şirkin yönetim kademelerinde geçen ömrün bütün suçlarını.
33:43İnkar ve isyanım boynuma boyunduruk,
33:46korkulu son hazırlar insana günahlar.
33:49Sürükledi nefis ve şeytan beni,
33:51sanki ben kurbanlık bir deve,
33:53onlar ipi ve halkasıydı.
33:55Eyvah!
33:56Cahillik ve çocukluk etmişim,
33:58boşa harcamışım kendimi bir ömür boyu.
34:00Yazıklar olsun ki,
34:02toplayıp devşirmişim,
34:03utandırıcı nice suç ve pişmanlıkları.
34:06Bir de düşünün,
34:08nefsimin ticaret zararını ve ömür sermayemin iflasını.
34:12Fâni dünya için dinini ve insaniyetini satanların perişanlık ve pişmanlığını.
34:19Ismarlama ve özel malzeme yerine,
34:21hazır ve muzır eşya düşkünü konumundayım.
34:24Nasıl olur,
34:25parayı peşin alıp yiyen,
34:27malı üretmek yerine,
34:28zevk-ü sefa süren ahmak imalatçı.
34:31Gerçi çok günahlar işledim ama,
34:33dönecek değilim Resûlullah'a verdiğim sözden.
34:37Artık onun sadık hizmetkârıyım,
34:39öyle kopar cinsinden değildir gönlümün bağı.
34:42Söz vermiştir, kurtaracaktır adıyla çağrılanı.
34:46Ve umarım beni onun adıyla hatırlarlar.
34:49Ve insanlık içinde kim olabilir ondan daha çok sözünde duranı.
34:53Yarın hesap gününde,
34:55o tutmazsa elimizden,
34:57senin için de benim için de vay halimize.
35:00Artık durul ve doğrul,
35:01hey sonsuz kayan adam,
35:03uçurumlar kurbanı.
35:05Haşa!
35:06O, mahrum etmez yardım isteyeni.
35:08Allah Resûlü Muhammed mührünün sırrıyla,
35:11kovmaz dostunu komşusunu,
35:13soğuk karşılamaz kendine sığınanı ki,
35:16başka sığınak var mı?
35:17Düşüncemi ve şiirimi,
35:19onu övmeye araç kıldığım günden beri,
35:22Resûlullah oldu benim hayat rehberim,
35:24kurtarıcılar kurtarıcısı.
35:26Lütfunu esirgemez en suçlu kişiden,
35:29çünkü rahmeten lil âlemindir.
35:31Hiç yağmur ihmal eder mi çiçekleri,
35:34ki süslemekte su tutmaz yalçın dağ uçlarını.
35:37Gözüm yok bu dünyanın parasında,
35:39pulunda,
35:40zerresinde.
35:41İstemem ballı zehirleri.
35:43İki avucunu açıp toplar ancak,
35:46şehvet ve servet tapıcısı şair,
35:48züheyr takımı.
35:49Ey nebiler nebisi,
35:51insanların en iyisi,
35:53en üstünü ve en yetkini,
35:55yalnız sana sığınılıp şefaat umulur.
35:58Herkesi kuşatacak ve hiç kimsenin kurtulamadığı,
36:01o dehşetli vakit kapıyı çaldı mı?
36:04Ey Allah'ın Resûlü,
36:06beni de bürümeye,
36:07örtmeye yeter.
36:08Şu kutlu ve kurtarıcı örtün.
36:11Mahşerde göründüğü o gün,
36:13intikam alan adıyla yüce yaratıcı.
36:15Adalet terazilerinin kurulacağı.
36:19Bu dünya ve öte dünya,
36:21senin bağış bolluğunun örnekleri,
36:23sonsuz nimetlerinin eserleridir.
36:26Levh ve kalem sırlarının hepsi bilgindedir.
36:29Sensin tüm ilmin ve hikmetin kaynağı.
36:32Düşme umutsuzluğa,
36:34büyük günahlar işlemişlik yüzünden,
36:36haddini aşıp,
36:38itiraz ve isyanın nedeniyle,
36:40mutlak bağışlayan,
36:41Rahim-u Rahman olan yanında,
36:43değildir büyüğü küçüğünden farklı.
36:46Günahların büyüklüğüne göre gelir,
36:49Rabbi Kerim'in afevû mahireti,
36:52lütfu inayeti.
36:53Umutsuz olma,
36:55umulur ki,
36:56dağıtılırken kullara yüce yaratanın acıyışı,
36:59bağışlayışı.
37:00Ey yüce Rabbim,
37:02yalvarışlarımı döndürüp çevirme bana geri,
37:05bizi mahrum ve mahcup eyleme sonsuz rahmetinden.
37:08Yeterli rakamlar eklemeden,
37:10kapama hesabımı,
37:12cehenneme atma bu zavallıyı.
37:14Ey Kerim ve Rahim Rabbim,
37:16bu kuluna yardım et,
37:18bu dünyada ve öte dünyada,
37:20yalnız ve yardımsız bırakma,
37:22çok zayıf ve çaresizim,
37:24korkulu olaylar ve durumlarda,
37:26yok bu zavallı kulunun bir parçacık olsun dayanıklılığı.
37:30Rabbim,
37:31izin ver çözülsün ve bizi bürüsün,
37:33ebedi salavat bulutları bir kez daha,
37:36hidayet ve şefkat nurları.
37:38Boşansın Resul üstüne,
37:40sicim sicim,
37:41selam yağmurları.
37:43Açılsın ebâbillerin zalimleri kahreden kanatları.
37:47Zafer ve galibiyet muştaları yağsın ehli beyti,
37:50sahabesi ve sadık ümmeti üzerine,
37:53taze ve tatlı.
37:55Yaşasın her an huzuru,
37:56o sana en yakın,
37:58eli açık,
37:59o hak yolunun uluları
38:00ve Resulünün ashabı kiramı.
38:03Ban, uzun ömürlü yabani incir ağacının yaprağını,
38:07gövdesini titrettikçe,
38:09bağdı sabah,
38:10serin seher yeli,
38:11kızgın çöllerde ve ıssız gecelerde ürperttiği sürece
38:15develerin kıllarını
38:16ve devecinin şarkılarını.

Önerilen