Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 23 saat önce
Milli Çözüm Dergisi - Yalan, İmana Aykırıdır ve En Tehlikeli Yalan; Kişinin Kendini Kandırmasıdır

www.millicozum.com

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Yalan, imana aykırıdır ve en tehlikeli yalan, kişinin kendini kandırmasıdır.
00:06Yalan, bir insanın kendisini karşısındaki kişiden veya kesimden daha suçlu, daha zayıf, daha aşağı ve daha savunmasız gördüğü için başvurduğu
00:16bir anı kurtarma ve durumu kotarma tarzıdır.
00:19Elbette yanlış, yakışıksız ve bayağı bir tavırdır.
00:24Çünkü bir yalan, başka bir yalanı doğuracak ve yalan söyleyen kişi, kendisini çırpındıkça dibe çöken bir yalan bataklığının içinde bulacaktır.
00:33Oysa yalan, Kur'an'ın dikkat çektiği gibi, Allah'ın dışında başka veliler, kurtarıcı merkezler ve emri dinlenen sapkın rehberler
00:42edinenlerin örneği, kendine yuva ören örümcek örneğine benzer.
00:46Gerçek şu ki, evlerin en dayanıksız olanı örümcek evidir. Keşke bir bilselerdi.
00:52Yani, yalana sığınan aslında yılana sığınmış olacaktır.
00:56Yalan, insan ahlakını ve fıtrat, yaratılış ayarlarını bozup yalama eden ve artık çevresinde güvenilmeyen bir konuma taşıyacaktır.
01:05Bu karakter tahripçisi ve tehlikeli durumdan kurtulmanın tek çaresi, yanlışlık ve haksızlıklarını bırakmak, samimi pişmanlıkla özür dileme olgunluğuna kavuşmak ve
01:16artık onurlu ve olumlu bir ahlaki dürüstlüğe sahip olmaktır.
01:20Zira doğruluk, huzur ve mutluluk kaynağı, yalan ise bayağlık ve aşağılık kompleksinin bir yansımasıdır.
01:27Yalan, o anı kurtarsa da bütün gelecek zamanlarını karartacak bir yaklaşımdır.
01:32Tembellik ederek, üstlendiği görevi zamanında ve istenilen oranda yapmayan, başkalarının farkına vardıklarında utanacağı ve itibar kaybına uğrayacağı,
01:43erdeme ve edebe aykırı davranışlara bulaşan, haksızlık ve ahlaksızlık sayılan durumlara karışan,
01:49rakipleriyle meşru ve münasip yöntemlerle yarışamayıp, hileli ve hayali başarılarla övünüp avunmaya çalışan, zavallı insanların başvurduğu bir zırvacılıktır.
01:58Ey iman edenler! Allah'tan korkun, kendinize çeki düzen verin ve her konuda yalandan sakınıp, mutlaka doğru ve uygun, anlaşılır, yararlı,
02:09sedid, çerçevesi sağlama alınmış, istismara kapalı söz söyleyin.
02:14Ki Allah, amellerinizi, karşılıklı muamelelerinizi ıslah etsin, iyileştirip düzeltsin ve günahlarınızı bağışlayıp kötülüklerinizi gidersin.
02:23Çünkü yalancılık, mahrumiyet ve mahcubiyettir. Doğruluk ise hayır ve berekettir.
02:29Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, artık o, en büyük kurtuluşla, huzura ve başarıya erişmiştir.
02:36Ahzab suresi, 70 ila 71 ayetlerinin uyarısını hiç unutmamalıdır.
02:42Ve hele çocukların ebeveynlerine, anne-babaların aile bireylerine ve birbirlerine,
02:48öğrencilerin öğretmenlerine, işçi ve memurların amirlerine, ticaret ehlinin müşterilerine,
02:55siyasilerin ve devleti yönetenlerin halk kesimlerine karşı söyledikleri yalanlar daha da tahribatçı ve laçkalaştırıcıdır.
03:03Ama bunlardan da beteri, gönüllü hizmet ekiplerinin yetkililerine ve birbirlerine,
03:08şahitlerin ve suç isnat edilenlerin hakimlere,
03:12yeşat ve ıslah edici rehber rolündeki şahsiyetlerin kendilerine güvenen ve destek veren kimselere karşı,
03:19üstünlük taslamak ve keramet satmak için yalan söylemeleri çok daha yıkıcı ve yozlaştırıcıdır.
03:25Özellikle kendi cemaati ve tarikatı dışındaki herkesi aldatmanın ve takiye yapmanın caiz olduğu kanaatini taşıyanlar,
03:33aynen Yahudi kafalıdır.
03:35Kur'an bizi şöyle uyarmaktadır.
03:37O halde, yazıklar olsun yalan söyleyerek gerçeği sürekli ters yüz edip duran,
03:43Kur'ani hükümleri hain yöneticilerin keyfine göre yanlış yorumlayıp yozlaştıran,
03:48günaha ve zorbalığa düşkün olan herkesin vay haline.
03:51Casiye Suresi 7. Ayet
03:54Din düşmanı ve inkârcı takımının iftira ve hakarete yöneldiği,
03:58FETÖ'cüler gibi ABD hizmetkârı cemaatlerin ise istismar ettiği Büyük İslam âlimi Bediüzzaman şöyle uyarmaktadır.
04:05Yol ikidir.
04:07Ya sükut etmektir, susmaktır.
04:09Çünkü söylenilen her sözün doğru olması lazımdır.
04:12Veya sıtktır, doğru konuşmaktır.
04:14Çünkü İslamiyetin esası sıtktır, doğruluktur.
04:18İmanın hassası, temel özelliği sıtktır, doğruluktur.
04:21Bütün kemalata îsal edici, iyiliklere, olgun ve onurlu derecelere ulaştırıcı sıtktır.
04:28Ahlâk-ı âliyenin, yüksek ahlâkın esası ve hayatı sıtktır, doğruluktur.
04:33Terakkiyatın mihveri, maddi ve manevi ilerlemenin merkezi sıtktır, doğruluktur.
04:39Âlem-i İslam'ın nizamı, İslam âleminin düzeni, huzur ve felahı sıtktır, doğruluktur.
04:44Nev-i Beşeri, Kâbe-i Kemalâta îsal eden, insanlığı ahlak ve terbiye ufkuna ulaştıran sıtktır, doğruluktur.
04:52Ashab-ı Kirâm'ı, sahabeleri, bütün insanlara tefevuk ettiren, üstün kılan sıtktır, doğruluktur.
04:58Muhammed-i Haşimî aleyhissalâtü vesselâm'ı, meratib-i Beşeriye'nin,
05:03insanlık derecesinin ve nübüvvet mertebesinin en yükseğine çıkaran sıtktır, doğruluktur.
05:08Hatta, hayat imtihanın amacı, insanın doğrulardan mı yoksa yalancılardan mı olduğunun ortaya çıkarılmasıdır.
05:15Yemin olsun, biz onlardan önceki kavimleri de çeşitli imtihan kasıtlı, fitne ve belalardan geçirdik.
05:22Böylece, Allah, kesinlikle dininde ve davasında sadıkları da bilecektir, bilmektedir
05:28ve gerçekten yalancı sahtekârları da bilip belirleyecektir.
05:31Ankebut Suresi 3. Ayet
05:33Evrensel doğruluk modeli olan ve El-Emin sıfatını taşıyan, yani kendisi mümin ve metin,
05:40herkes de kendisinden emin olan Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin örnek yaklaşımı.
05:46Doğruluk dendiğinde aklımıza gelen ilk isim, yüreklerimizi ferahlatan,
05:50insanlığın iftihar tablosu El-Emin, Muhammed-ül Arabi sallallahu aleyhi ve sellem hazretleridir.
05:56Onun, sallallahu aleyhi ve sellemin yalan karşısındaki tavizsiz duruşu,
06:02hem tarih ilmiyle kayıt altına alınmış, hem sosyal bilimin kriterlerince doğrulanmış bir hakikattır.
06:08Şanı Yüce Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem,
06:11ferdi ve sosyal açıdan asla yalana tevessül etmemesiyle ve ona karşı net ve sert duruşuyla,
06:17insanlık için değişmez, eskimez ve erişilmez bir insan modelidir.
06:21İslam'ın iki nur pınarı olan kitap ve sünnetçe,
06:25Efendiler Efendisi'nin sallallahu aleyhi ve sellem,
06:28bu örnek ve orijinal hali, her kültürün insanınca kolayca anlaşılabilecek derecede açık olarak ortaya serilmiştir.
06:35Kur'an-ı Kerim, Efendiler Efendisi'nin bu milim şaşmaz doğruluğunu,
06:40Ey Resulüm, gerçekten sen pek yüce ve ulu bir ahlak üzerindesin diye tarif ve takdir ederken,
06:46O'nun yolunda gidenlere de,
06:48Andolsun sizin için Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredip Rabbine bağlananlar ve Kur'ani gerçekleri
06:56ananlar için,
06:57Allah'ın Resulü'nde her konuda uyulacak en güzel ve mükemmel bir örnek vardır.
07:02Ayetinin işaretiyle ve,
07:04Peygamber size ne verirse artık onu alın, sizi neden yasaklayıp sakındırırsa,
07:09artık ondan da uzaklaşın ve Allah'tan korkun emriyle bir bağlılık modeli takip etme çerçevesi çizmektedir.
07:16Sahih hadis rivayetleri, Kur'an'ın ayet ve hidayetine paralel olarak,
07:21Efendiler Efendisi'nin sallallahu aleyhi ve sellem,
07:24boğru söz esasına dayalı eşsiz ahlakını bize haber vermektedir.
07:28Öyle ki, esas prensip, emrolunduğu gibi dost doğru olma.
07:32Ey Resulüm, emrolunduğu gibi dost doğru ol,
07:35seninle beraber küfür ve kötülükten tevbe edenler de böyle davransın
07:39ve sakın azgınlaşıp haddinizi aşmayın,
07:42çünkü O, bütün yaptıklarınızı gören ve amaçlarınızı bilendir.
07:46Hud Suresi 112. Ayeti hiç değişmediğinden birkaç misal meseleyi aydınlatmaya yetmektedir.
07:53Sahabe-i Kiram, radiyallahu anh, şöyle nakletmektedir.
07:56Sorduk, Ey Allah'ın Resulü, mümin korkak olur mu? cevaben,
08:02Evet, yakışmaz ama bazen olabilir, buyurdular.
08:05Peki, mümin cimri olur mu? diye sorduk.
08:08Yine, Evet, uygun değildir ama beşer hali olabilir, buyurdular.
08:13Biz bu sefer, peki ya Resulallah, mümin yalancı olur mu? diye sorduk.
08:18Bunun üzerine, Hayır, çünkü imanla yalanın bir arada bulunması münasip değildir, buyurdular.
08:24Hz. Ömer, radiyallahu anh, bize Câbiye'de hitap etti ve dedi ki,
08:29Resulullah aleyhisselam, tıpkı benim sizin aranızdaki şu kalkmam gibi,
08:34bizim aramızda hitap için ayağa kalktı ve dedi ki,
08:37Ashabım, bunları takip edenler, tabi'in ve onları da takip edenler,
08:42etba-ud-tabi'in hakkında bana riayetkar olun.
08:45Benim hatırım için onlara da saygılı bulunun.
08:48Çünkü onlardan, etba-ud-tabi'inden sonra yalan yaygınlaşacak.
08:52Öyle ki, kişi kendisinden şahitlik istenmediği halde, yalan şehadette bulunacak.
08:58Yemin talep edilmediği halde, yemin edip duracak.
09:02Resulullah aleyhisselam, size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi? diyerek,
09:07bunu üç kere tekrar etmişlerdi.
09:09Biz, evet deyince, Allah'a şirk koşmak,
09:12anne ve babaya haksızlık ve saygısızlık yapmak ve cana kıymak buyurdular.
09:17Bu sırada dayanmış durumdaydı, sonra yere oturup,
09:20Haberiniz olsun, yalan söz ve yalan şahitlik ise bütün günahların ve kötü sonuçların kaynağıdır,
09:27diyerek bunu o kadar tekrar etti ki,
09:29keşke kesse artık ve kendisini daha fazla üzmese temennisinde bulunduk.
09:34Allah dostları ne güzel konuşmuşlar.
09:37Hâlık'ın sayısız adı vardır, en başı haktır.
09:40Haktan uzaklaşanın akibeti berbattır.
09:43Çetin bir ruh tufanının yaşandığı bugünün dünyasında,
09:46kötülüğü ve çirkinliği bütün insanlarca kabul edilen yalanın,
09:50nasıl olup da bu kadar yaygın hale geldiği,
09:53bireysel ve toplumsal yıkıcı etkileri üzerinde dikkatle düşünülmelidir.
09:58Hakkın rızasının ve hakikatin hatırının her şeyden önemli olduğu gerçeği,
10:03her türlü ilmi ve ahlaki vasıtalar kullanılarak gösterilmelidir.
10:07Günümüzün insanını, gerçek medeniyete, adalet ve emniyete ulaştırmanın
10:12ve hayatı zehirleyen yalandan korumanın yolu,
10:14konuşurken, yazarken, hepsinden önemlisi yaşarken,
10:19sadece ve her halde gerçeği ifade etme cesaret ve ciddiyetine erişmekten geçmektedir.
10:24Çünkü Haç Suresi 30. Ayeti,
10:28yalan konuşmakla murdar putlara tapınmayı arka arkaya zikretmiştir.
10:32İşte böyle, kim Allah'ın haram kıldıklarını gözetip hükümlerini yüceltirse,
10:37Rabbinin katında kendisi için elbette hayırlıdır.
10:40Size, haklarında yasaklar okunanlar, haram sayılanlar dışındaki hayvanlar helal kılınmıştır.
10:46Öyle ise, iğrenç bir pislik olan putlara, şeytani sistem olan tağutlara tapınmaktan sakının
10:52ve yalan yanlış, haksız ve batıl söz söylemekten,
10:56asılsız iddia ve ithamlara girişmekten de kesinlikle kaçının ki,
11:00rızama ve huzura erişesiniz.
11:02Haç Suresi 30. Ayet
11:04Yalanın en yaygın ve tahribatçı türlerinden birisi de suizanda bulunmaktır.
11:10Tahminimce, şu kötülüğü filan kişi yapmıştır.
11:13Zannımca, filan kişiler şu haksızlığa ve ahlaksızlığa bulaşmıştır gibi.
11:17Şahitsiz, bilgisiz ve belgesiz olarak insanları karalamak ve töhmet altına sokmak da yalandır ve haramdır.
11:24Hatta Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem,
11:28kişiye yalan olarak her duyduğunu konuşup yayması yeterlidir buyurmuşlardır.
11:32Ve zaten, insanların yaptığı yanlışlıkları konuşmak gıybet,
11:36ama hiç yapmadıkları ve bulaşmadıkları kötülükleri zan ve tahmin kılıfıyla aktarmak ise iftiradır.
11:43En tehlikeli ve sinsi yalan ise, kişinin kendini kandırmasıdır.
11:48Doğruluğun en önemli göstergesi ise,
11:50insanın kendisini olduğu gibi tanıması ve tanıtması, yani içi dışı bir olmasıdır.
11:56Yalanın en tehlikelisi ise, insanın kendini kandırması,
12:00çiğ ve çirkin yönlerini kapatması ve kirli hain niyetlerini ustalıkla saklamasıdır.
12:05Şeytan, insanları çeşitli mazeretlerle, telkinlerle, aldatıcı davetlerle kendi yoluna çekmeye çalışır.
12:12İnsanlara yaratılış amaçlarını unutturarak,
12:16onları dünyevi çıkarlara, geçici kolaylıklara yöneltip saptırır.
12:19Eğer bir insan, şeytanın bu çağrısına uyar ve her şeyi yaratmış olan Rabbimizin çağrısından yüz çevirirse,
12:27işte o zaman doğruyu görebilmesi zorlaşır.
12:30Allah, Kur'an'da böyle insanların durumunu, Zuhruf suresindeki ayetlerde şöyle buyurmaktadır.
12:35Artık, her kim Rahman'ın zikrini, Kur'an-ı Kerim'i görmezden gelir,
12:41hükümlerinden ve haberlerinden yüz çevirip başka şeylere yönelirse,
12:45biz, insan suretli bilgiç sanılan bir şeytanı ona musallat kılarız,
12:49üzerine kabuk gibi sardırıp bağlatırız ve onun kötü emellerine kendisini uşak yaparız.
12:55Artık bu şeytan, onun yakını, yoldaşı ve kaptanıdır.
12:58Gerçekten bunlar, şeytanlaşmış insanlar, onları kandırıp saptırdıkları insanları,
13:04hak yoldan alıkoyup batılın ve barbarlığın peşine takmaktadırlar.
13:08Bunlara aldananlar ise, hâlâ kendilerinin gerçekten hidayete erdiklerini,
13:14en doğru ve hayırlı yönde yürüdüklerini sanmaktadırlar.
13:17Sonunda o şeytanlara ve şarlatanlara aldanan kişi,
13:21ahirette bize geldiği zaman kendilerini kandırıp kullananlara,
13:25keşke benimle senin aranda iki doğu, doğu ile batı uzaklığı olsaydı.
13:29Meğer ne kötü yakın dostmuşsun sen, deyip suçlayacak ve pişmanlık duyacaklardır.
13:34Cenab-ı Hak onlara, bu söylenmeleriniz bugün size kesin olarak bir yarar sağlamayacaktır.
13:40Çünkü bile bile zulme saptınız, şeytani odakların peşine takıldınız.
13:44Şüphesiz artık azapta da ortaksınız.
13:47Ey Nebim, öyleyse sağır olanlara sen mi dinletip gerçeği duyuracaksın
13:52veya kalp gözü kör olan ve açıkça bir sapkınlık ve haktan uzaklık içinde bulunanı sen mi hidayete kavuşturacaksın?
14:00Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi, Allah bu insanları sağır ve kör olarak nitelendirmiştir.
14:06Kuşkusuz burada söz konusu olan fiziksel anlamda bir sağırlık ve körlük değildir.
14:10Allah bu insanların manevi açıdan kör ve sağır gibi hareket ettiklerini,
14:15doğru yola yapılan daveti duymazlıktan, gerçekleri görmezlikten geldiklerini bildirmiştir.
14:20Kısacası, bu insanlar akıl ve vicdanlarına uymayarak Allah'ın emirlerini ve hesap gününü göz ardı etmekte
14:27ve bu şekilde kurtulabileceklerini zannetmektedirler.
14:31Oysa bu insanlar yalnızca kendilerini aldatıvermektedirler.
14:34Şunu öncelikle belirtmeliyiz ki, kendilerini kandıran insanlar, dünya üzerinde az sayıda bulunan istisna kişiler değildir.
14:42Kur'an'da bildirildiği gibi, hayır, onların çoğu gerçeği bilmez cahildirler, bundan dolayı yüz çevirmektedirler.
14:49Ve yine, insanların birçoğu Rablarına kavuşmayı gerçekten inkar etmektedirler.
14:54Burada söz edilen kişilerden olmamak için herkesin kendisi adına bir kez daha düşünmesi
15:00ve kendini kandıranlardan olmamak için çaba göstermesi gerekmektedir.
15:04Çünkü dünyadayken doğrulara gözlerini kapatarak kendini kandırmak,
15:08ahirette insana yarar değil, büyük bir zarar verecektir.
15:12Sorguya çekilince, aklıma gelmedi, bilmiyorum diyebileceğini zannederek kendini aldatanlar,
15:17insanın hayatı boyunca yaşadığı her anı bir filmin karelerine benzetecek olursak,
15:23bir yaşamın trilyonlarca kareden oluştuğunu düşünebiliriz.
15:26Bu trilyonlarca kareden her biri, insan için tanınmış bir fırsat demektir.
15:32İnsanın hayatındaki her an, gerçekleri düşünmesi, doğruları görebilmesi için hesap gününden önce kendisine verilmiş bir nimettir.
15:40Bu nimeti hayra kullananlar, düşünerek, dünya hayatının gerçek yönünü kavrayabilen kimselerdir.
15:47Düşünmeyenler ve yaşamlarını gaflet içinde sürdürenler ise bu fırsatı boşa verenlerdir.
15:52Kuşkusuz, düşünmek kavramından herkes farklı bir anlam çıkarabilir.
15:57Kiminin, düşünmekten anladığı geleceğini garanti etmektir.
16:01Geleceğe dair planlar yapmak, yatırımlarda bulunmak, düşünmenin bir göstergesidir onlar için.
16:07Kimi ise düşünmeyi, geçmişin muhasebesini yapmak olarak görmektedir.
16:11Durmaksızın geçmişte yaptıklarını, kazandıklarını veya kaybettiklerini düşünüp dertlenir.
16:17Kimi ise sadece bugünü düşünmenin, yarını hiç düşünmemenin faydalı olduğu kanaatindedir.
16:23Bu, onun hayat felsefesidir.
16:25Günü gününe yaşar, belli bir amacı ve izlediği yolu da yoktur.
16:30Sabah kalktığında kahvaltıda ne yiyeceğini düşünür, işe giderken hangi vasıtaya bineceğini düşünür,
16:36öğlen yemeğine kimlerle çıkacağını düşünür, akşam gelecek misafire ne yemek yapacağını düşünür,
16:41hangi şirketin hisse senetlerini almasının kârlı olacağını düşünür,
16:45ertesi günkü futbol maçına bilet bulup bulamayacağını düşünür,
16:49okul partisine kiminle gideceğini düşünür.
16:51Kısacası, çoğu insanın zihni günlük, sıradan ve sati düşüncelerle meşgul edilir.
16:57İşte yeryüzündeki yüz milyonlarca insan, bu ve benzeri düşüncelerle ömrünü geçirir.
17:02Ve görülen odur ki, maalesef insanların çoğu, dünyevi durumlar ve nefsani duygular dışındaki derin konular ve gerçek sorunlar ve sorumluluklar
17:12üzerinde düşünmeye pek gerek görmemektedir.
17:15Ancak burada, düşünmekten kastedilen, insanın yaşamının gayesini, çevresindeki yaratılış delillerini,
17:22Allah'ın kainatta tecelli eden muhteşem sanat eserlerini, ölümü, ahireti, hesap gününü, yeryüzünde hak ve adaretin hakimiyet gayretini düşünmektir.
17:32İşte insanların çoğunluğunun eksik olduğu yön budur.
17:36Maalesef insanlar, senelerce eğitim görüp, biyolog, mühendis, tıp doktoru, profesör olur,
17:42ama hayatında bir kez bile hiç yokken nasıl var olduğunu, bunun da mutlaka bir amaç üzerine olduğunu düşünmezler.
17:50Tez hazırlar, doktora yapar, asistan olur, öğretim üyesi olur, insanlara şifa dağıtan bir doktor olur, avukat olurlar,
17:57ama niçin ve nasıl yaratıldıklarını ve yaratılışlarını Allah'a borçlu olduklarını hiç tefekkür etmezler.
18:05Kitaplar yazar, televizyonlarda açık oturumlara katılır, her konuda düşünüp fikir beyan ederler,
18:10ama bir kere olsun ölümü ve sonrasında Allah'a verecekleri hesabı akıllarına getirmezler.
18:16İşte böyle insanlar büyük bir ziyan içindedirler.
18:20Çünkü her insan er ya da geç ölümle karşılaşacak ve Allah'a olan kulluğundan sorguya çekilecektir.
18:27Düşünmemiş olmak hiç kimseye bir yarar vermeyecektir.
18:31Ahirete gittiğinde ise kaçtığı gerçekleri yaşayarak kavrayacak ve Allah'ın huzurunda hesap verirken,
18:37bilmiyordum, aklıma gelmedi, düşünemedim gibi samimiyetsiz mazeretlerin geçerli olmadığını açıkça görecektir.
18:45Allah bir ayetinde insanlara hesap gününün, zalimlere ise kendi nefsi ve suni mazeretlerinin hiçbir yarar sağlamayacağı gün olduğunu haber vermiştir.
18:56Başka ayetlerde de bu gerçek haber verilmiştir.
18:59Artık o gün zulmedenlerin ne asılsız mazeretleri bir yarar sağlayacak,
19:04ne de Allah onların hoşnutluk dileklerini ve müsamaha beklentilerini kabul buyuracaktır.
19:10Biliyordum ama zaman ve şartlar müsaade etmedi diyerek kendini kandıranlar,
19:15Allah, Kur'an'ı tüm insanlara yol gösterici bir rehber, Resulullah'ı da en güzel örnek olarak yollamıştır.
19:22Kıyamete kadar tüm insanlar, Kur'an'da bildirilen emirlere göre davranmakla,
19:27ibadetleri uygulamakla yükümlü tutulmuşlardır.
19:30Allah'ın Kur'an'da istisna olarak bildirdiği durumlar dışında her insan,
19:35Allah'a iman edip etmediği, ibadetleri yerine getirip getirmediği konusunda din günü hesaba ve sorguya alınacaktır.
19:43İşte bu yüzden, kendi kendine bir takım mazeretler uydurarak,
19:47Allah'a kulluk ve topluma karşı sorumluluk görevini yerine getirmeyen kişi, kendisini aldatmaktadır.
19:53Bu açık gerçeğe rağmen, insanlar sürekli olarak içinde bulundukları şartları bahane edip,
19:59Allah'a ve topluma karşı olan sorumluluklarından kaçınmaktadır.
20:03Okul yıllarında ayrı, iş hayatına atılınca ayrı, evlenip çocukları olunca ayrı bahaneler uydurulmaktadır.
20:10Din ahlakını yaşamaya ve Kur'an adaletine hakim kılmaya samimi niyetleri olmadığı için,
20:16çeşitli durumlar, ibadetlerini yerine getirmelerine engel sanılmaktadır.
20:20Öne sürdükleri engellerden en başta gelenleri de,
20:24müsait zamanlarının olmaması ve şartların uygun bulunmaması iddiasıdır.
20:28Oysa, günlük yaşamları içinde insanlar, pek çok işe rahatlıkla zaman ayırırlar.
20:33Özellikle bir çıkarları söz konusu olduğunda,
20:37gerekirse başka isteklerinden fedakarlık eder ama yine de o iş için gereken zamanı ayarlarlar.
20:42Ayrıca bulundukları şartlar o işi yapmalarını engelliyorsa,
20:46bu engelleri kaldıracak çözümleri de çok çabuk düşünüp bulurlar.
20:50Ancak insanların geneline bakıldığında,
20:53ibadetler konusunda aynı kararlılığı göstermedikleri anlaşılır.
20:57Namaz kılmak istiyorum ama hiç zaman bulamıyorum.
21:00Çalışıyorum, nasıl oruç tutabilirim?
21:03Okula gidiyorum, ders çalışmam lazım, ibadete vakit ayıramam.
21:07Burası yazlık, burada oruç tutamam gibi mazeretler öne süren insanlara,
21:11çevrenizde sık sık rastlamışsınızdır.
21:13Aynı şekilde, sabırlı bir insan olmak istiyorum ama olaylar çok üst üste geliyor.
21:18Öfkelenmek istemiyorum ama ortam çok stresli.
21:21Benzeri bahanelerle çirkin bir ahlak gösteren insanları çokça görmüşsünüzdür.
21:26Bu insanlar aslında onurlu ve sorumlu bir insan olma ve Kur'an ahlakını yaşama konusunda samimiyetsiz bir yaklaşım içindedirler.
21:34Çünkü biraz önce de belirttiğimiz gibi,
21:37insanlar dünyaya yönelik bir çıkar umduklarında,
21:40zamanı ve şartları göz ardı ederek, gerektiğinde her türlü çözümü bularak istedikleri şeyi yaparlar.
21:46Ama konu, kendilerini yaratan ve yaşatan Allah'a karşı yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olduğu zaman,
21:52hemen imkansızlıklardan şikayet etmeye başlarlar.
21:55Bu konunun daha somut bir şekilde anlaşılabilmesi için şöyle bir örnek verelim.
22:00Bir insana, günde bir saatini ayırarak bir iş yapması karşılığında çok yüklüdür miktarda para teklif edilse,
22:07örneğin aylık kazandığı maaşın 10 mislinin ödeneceği söylense,
22:11bu kişi içinde bulunduğu şartlar ne olursa olsun hemen teklifi kabul eder.
22:16Üstelik bu insan bir yandan üniversite sınavına hazırlanıyor olabilir veya aynı zamanda bir işte çalışması gerekebilir.
22:23Her ne olursa olsun, gerekirse uykusundan fedakarlık yapar, gerekirse kendini ayırdığı vakitten kısar ama zaman gibi bir konuyu problem olarak
22:32öne sürmez.
22:33Aynı şekilde tüm şartlarını da hemen bu işe uygun hale getirir.
22:37Bu, dünya üzerindeki insanların çoğu için geçerli olan, inkar edilemez bir gerçektir.
22:42O gün insana, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeyler, yaptığı ibadet ve hizmetleri yerine getirmesi gerektiği halde terk ettikleri hepsi
22:52bir bir kendisine haber verilecektir.
22:54Aslında gerçek şu ki, insan kendi nefsine karşı bir basirettir.
22:59Hesap günü bir takım mazeretler belirtse de, nefsinin kötülüklerine bizzat kendisi şahittir, herkes kendi ayarını ve amacını bilmektedir.
23:07Ahirette, kendi mazeretlerini ortaya atması, bir takım yalan bahanelere sığınması bile, gaflet ve cehaletinin ve Allah'ı takdir edememenin bir
23:16neticesidir.
23:17İşte bu yüzden siz de dikkat edin, sakın bu insanlar gibi ahirette geçerli olmayacak mazeretleri dünyada öne sürerek kendinizi kandırmayın.
23:26Ayette bildirildiği gibi, her memazeret ortaya atarsanız atın, siz aslında bunun geçerli olmadığını kavrayabilecek bir basirete sahip kılınmış insanlarsınız.
23:35Eğer nefsinize uyarsanız, bunun hesabını Rabbimiz olan Allah'a veremez ve çok ağır cezalara çarptırılırsınız.
23:42Sizin zaten şu an dünya üzerinde varoluş amacınız Allah'a kulluk etmektir ve bunun gereği olarak tüm insanlığa karşı sorumluluk
23:50yüklenmektir.
23:51Yapmanız gereken diğer işlerin hiçbiri bundan daha öncelikli ve önemli değildir.
23:56Çünkü ebedi kurtuluşunuz ancak Allah'ın rahmetini kazanmakla mümkündür.
24:01Yorgunum, hastayım diyerek Allah'a ibadetten kaçanlar ve mazeret uyduranlar, insanların din ahlakını yaşamama konusunda öne sürdükleri mazeretlerden biri de
24:12fiziki rahatsızlıklardır.
24:13Örneğin, Allah'a ibadette isteksiz olan bir kişi, gerçekte hasta olmadığı halde, hastayım, yorgunum gibi bahanelerle kendisini ve çevresindekileri kandırma
24:24yoluna gider ve sorumluluklarını yerine getirmekten kaçınır.
24:27Oysa, bu kişi unutmamalıdır ki Allah her şeyi bilir.
24:32İnsanın hiçbir hareketi, hiçbir düşüncesi Allah'tan gizli kalmayacaktır.
24:37Aklından geçen her düşünce, kalbinde hissettikleri ve bilinç altında gizli olanları Allah bilip durmaktadır.
24:44Kur'an'da haber verildiği gibi, şüphesiz Allah, gönüllerin özünde saklı duranı bilendir.
24:49Allah, ağır yükleri ve zor hükümleri sizden hafifletmek ister.
24:54Çünkü insan, fıtratı ve tabiatı, dayanıklılığı az ve zayıf olarak halkedilmiştir.
25:00Ve zaten, İslam sıkıntı değil, kolaylık dinidir.
25:04Biz hiç kimseye düş yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz.
25:07Elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap, herkesin hayatı ve bütün davranış kayıtları vardır.
25:13Ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılacak değillerdir.
25:16İnsanların çoğu ise, Allah'ın merhametine ve lütfuna karşılık, son derece nankörce bir tavır ortaya koymaktadır.
25:24Dünyaya olan hırs ve bağlılıklarından ötürü, ibadetlerini, İslam ve insanlık görevlerini yerine getirmeme konusunda sürekli olarak başka bahanelere sığınılmaktadır.
25:34Elbette, bunu yapmakla yalnızca kendilerini kandırıp zarara sokacaklardır.
25:39Nasıl olsa Allah beni affeder diyerek şeytana aldananlar, insanların çoğu Allah'ın varlığını bilir ve kabul ederler ama onun kudretini
25:49gereği gibi takdir edip ona hürmet ve itaate yanaşmazlar.
25:53Yanılmaya düştükleri konu, Allah'ın varlığı değil, Allah'ın sıfatlarıdır.
25:58Örneğin, Allah'ın kullarına karşı çok lütufkar, bağışlayıcı ve merhametli olduğunu düşünürler de, Allah'ın, inkarcılardan intikam alan, onlara azap
26:08eden, zalimleri ve hainleri kahreden sıfatlarını düşünmeye pek yanaşmazlar.
26:13Allah'ı gereği gibi takdir edemeyen bu insanların, Allah korkuları ya hiç yoktur veya çok sınırlıdır.
26:20Bu da insanın ahireti açısından çok tehlikeli bir durumdur.
26:24Çünkü Allah korkusu olmayan, yaptıklarının karşılığında ceza göreceğine inanmayan bir insan, her türlü kötülüğü ve zulmü rahatlıkla yapabilir.
26:32Allah'ın yasakladığı, haram kıldığı her türlü suçu işleyip, sonra da nasıl olsa Allah affeder gibi gerçeklerden uzak, sapkın bir
26:41düşünceye kapılabilir.
26:42İşte bu yüzden şeytan, insanlara hep bu yönden yaklaşır ve insanların kendilerini nasıl olsa affedilirim düşüncesiyle kandırmalarına neden olur.
26:52Yoksa kötülüklere batıp, manevi yara alanlar, vicdanları bozulanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı ve bir tutacağımızı, hayatlarının
27:03ve ölümlerinin de aynı olacağını mı zannetmektedirler?
27:06Bunlar ne kötü hükümler ve asılsız kanaatlerdir.
27:09Allah, gökleri ve yeri hak olarak ve nice hikmetler amaçlayarak yaratıp var etmiştir.
27:15Öyle ki, her nefis kazandıklarıyla karşılık görsün diye imtihan için dünyaya gönderilmiştir.
27:21Onlara asla zulmedilmeyecek, herkes amelinin karşılığını görecektir.
27:26Allah'a döneceğiniz ve her şeyden hesap vereceğiniz günden sakının.
27:30Faiz günahıyla huzura çıkmayın.
27:32Sonra herkese kazandığı eksiksizce ödenecek ve onlara asla ve zerre kadar haksızlık yapılmayacaktır.
27:39Ancak şunu da belirtmeliyiz ki, elbette her insan yaşadığı müddetçe birçok hatalar yapabilir ve işlediği suçlardan, yaptığı hatalardan dolayı pişmanlık
27:49da duyabilir.
27:49Çünkü insan, hata yapmaya yatkın bir varlıktır.
27:52Hiçbir insanın hatasızlık veya kusursuzluk iddiası olamaz.
27:56İşte bu yüzden, insan dünyada bulunduğu sürece hangi günahı işlerse işlesin, hemen bağışlanmak için Allah'a tevbe edebilir.
28:04Allah, her insana ölene kadar tevbe etme imkanı vermiştir.
28:08Ama Kur'an'da hangi tevbenin samimi tevbe olduğu ve kabul göreceği de haber verilmiştir.
28:14Bu konuda asla şüpheye düşmemeli ve Allah'tan ümit kesmemelidir.
28:19Sonunda mutlaka cennete gideceğim düşüncesiyle kendini avutanlar, dini, olduğu gibi ve bir bütün halinde yaşamayan toplumlarda,
28:27insanların kendilerini kandırdıkları konulardan biri de, kendilerinin cennete girmeye peşinen hak sahibi olduklarını düşünmeleridir.
28:34Bu insanların büyük çoğunluğunun, ölümden sonra hayat olduğunu kabul etmelerine rağmen,
28:40İslam ahlakını ve Kur'an ahkamını yaşamamalarının nedeni, kendilerinin mutlaka cennete gideceklerine dair olan zanlarıdır.
28:47Bu gibi kişilerin nereden böyle bir kanaate vardıkları bilinmez.
28:51Ama büyük çoğunluğu, kendisini diğer insanlarla kıyaslayarak sadece iyi yönlerini görür
28:56ve bu yüzden de başkalarına ve azıtmış çoğunluğa göre iyi bir insan oldukları ve bu durumda cennete girmeye hak kazandıkları
29:04kanaatine varır.
29:05En şaşırtıcı olanı da, bu insanların iyilik kavramını, Kur'an'a göre değil de cahiliye kıstaslarına göre değerlendirmeye kalkışmalarıdır.
29:13Allah'ın hoşnut olacağı bir yaşamı ve ahlakı değil, bulundukları toplumun hoşnut olacağı bir yaşamı ve ahlakı seçerler
29:21ve cahiliye kıstaslarıyla yaptıkları değerlendirme sonucunda kendilerini kandırarak cennete gireceklerini düşünürler.
29:28Hiç kuşkusuz, Allah'tan cennetini ümit etmek ve istemek güzel bir beklentidir.
29:33Ama bu temenninin samimi olduğunun en önemli göstergelerinden birisi,
29:37kişinin hayatının her anında cennete yakışacak bir iman ve ahlak sergilemesi ve Allah'tan korkup sakınarak hareket etmesi olacaktır.
29:46Aksi takdirde, yani Allah'ın razı olmayacağı bir yaşam tarzı içindeyken,
29:51kulluk görevlerini yerine getirmeden ve hak uğrunda cihad edip çile çekmeden cennete gideceğini ileri sürmek,
29:57son derece samimiyetsiz bir yaklaşım olacağı gibi, bu düşünce kişinin kendisini kandırmasından başka bir şey değildir.
30:04Bir insan, Kur'an'da tarif edilen cehennem ortamını öğrenip tefekkür ettiğinde,
30:09bir saniye dahi cehennemde bulunmayı göze alamayacaktır.
30:12Hatta cehennemde bulunmak bir yana, cehenneme yaklaşmaktan bile şiddetle kaçınacaktır.
30:17Çünkü cehennem, bir insanın dünyada tahayyül dahi edemeyeceği çok şiddetli zorluklarla,
30:23acılarla, sıkıntılarla, azaplarla, çirkin ve çekilmez kahırlarla dolu bir zindandır.
30:29Allah, Kur'an'da cehennem azabının, insanların yok olmak isteyecekleri kadar şiddetli bir azap olduğunu bildirmiştir.
30:36Elleri boyunlarına bağlı olarak, cehennemin en sıkışık ve bunaltıcı bir yerine atıldıkları zaman ise,
30:42orada ebedi yok oluşu, ölüp kurtuluşu isteyip kıvranacaklar ama bu da ellerine geçmeyecektir.
30:48İnkârcılar, münafıklar ve zulüm yapanlar cehennem yetkilisine,
30:53Ey Malik, söyle, Rabbin bizim işimizi bitirsin ve öldürüp yok etsin diye seslenip yalvaracaklardır.
30:59O ise, gerçek şu ki, siz burada ebediyen kalacaksınız ve bu azaba mecburen katlanacaksınız diyerek onları susturacaktır.
31:07Ve Hazreti Yusuf, Ey hiç yoktan göklerin ve yerin kusursuz yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim tek ve gerçek velim sensin,
31:17Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat, duasını etmişti.
31:22Bu durumda kimse kendisini kandırmasın, Allah'a boyun eğip teslim olmadığı ve Rabbimizin rızasını kazanmadığı sürece,
31:30hiç kimse cennetin kapılarından içeri giremeyecektir.
31:33Allah bir ayetinde, bunun imkansız olduğunu insanları çok açık bir örnekle bildirmiştir.
31:40Şübhesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayıp hakka uymaya yanaşmayanlar var ya,
31:47onlar için göğün rahmet kapıları, Allah'ın yüce makamları ve cennet yurtları asla açılmaz
31:53ve halat ya da deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar da, ki insanlara göre imkansızdır bunlar, cennete sokulmazlar.
32:01Biz suçlu günahkarları işte böyle cezalandırırız.
32:04Herkes öyle düşünüyordu, ben de onlara uymaya mecbur kaldım diyerek yalan atanlar,
32:10insanların yanılgıya düştükleri pek çok konuda topluluk psikolojisinin, yaygın ve yerleşik gafletin etkisi vardır.
32:17Özellikle Kur'an nizamından ve İslam ahlakından uzak yaşayan toplumlarda,
32:22yanlış ya da kötü de olsa çoğunluğun denimsediği düşünce ya da tavırlar,
32:27kişi tarafından da benimsenmeye başlanır.
32:29Kişi aslında vicdanen doğruyu bilmesine rağmen,
32:33sırf kalabalığın etkisiyle, bu kadar kişinin bir bildiği vardır gibi hatalı bir fikirle,
32:38vicdanını susturur ve çoğunluğa uyar.
32:40Halbuki çoğunluk hiçbir konuda ölçü olamaz.
32:44İnsanlara doğruyu yanlıştan ayırt etmeleri için indirilmiş olan ölçü,
32:48yalnızca Kur'andır ve bunun en güzel ve örnek uygulayıcısı Resulullah'tır.
32:53Kur'an, sünnet, akıl ve bilim dışında bir takım kıstasları kabul edenler ve uyanlar çok büyük hatalara kayacaktır.
33:01Nitekim Allah Kur'an'da, insanları çoğunluğa uymamaları konusunda açıkça uyarmıştır.
33:07Şayet hakka ve hayra değil de, kalabalıklara, yeryüzündekilerin veya bulunduğunuz ülkedekilerin şuursuz çoğunluğuna uyacak olursan,
33:15seni Allah'ın yolundan şaşırtıp saptırırlar.
33:18Çünkü kalabalıklar, onlar ancak nefsi hevalarına, zan ve kuruntularına uymaktadırlar.
33:24Ve Kur'an'ı ölçü almayan kalabalıklar, sadece zan ve tahminle yalan uydurmaktadırlar.
33:29Çoğunluğa uymanın temelinde, herkes öyle düşünüyor ve davranıyordu, ben de onlara uymaya mecbur olduğumu sandım gibi aciz ve geçersiz bir
33:39mantık yatmaktadır.
33:40Yani kişi doğru bildiğinden vazgeçip çoğunluğa uymadığı takdirde, insanların tepkisine uğramaktan, onlar tarafından kınanmaktan ya da dışlanmaktan korkmaktadır.
33:50Bu, genç yaşlı tüm insanlar arasında son derece yaygın bir şeytani mantıktır.
33:56Sırf bu yüzden, ibadetlerini ve görevlerini yerine getirmekten kaytaran, bir ömür boyu Allah'ın rızasını unutup çoğunluğun rızası için yaşayan
34:04insanlar vardır.
34:05Oysa insan, çevresindeki yüzlerce, binlerce insanın değil, sadece Allah'ın rızasını aramakla sorumlu kılınmıştır.
34:13Aynı şekilde insan, kimin ne düşüneceğini hesaplamak ve buna göre hareket etmek durumunda da kalmamalıdır.
34:20Allah, Kur'an'la ve Resulullah'la sallallahu aleyhi ve sellem insanları her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturmuş durumdadır.
34:29İnsan yalnızca Allah'a hesat verecek ve Kur'an'a, Resulullah'a uyup uymadığından sorulacaktır.
34:35Bilim adamları, dini inkar ediyordu, onlara kandım diyerek kurtulacağını sananlar,
34:40İnsanların dini inkar etmek için öne sürdükleri mazeretlerden biri de, Allah'ı ve ahiret gününü inkar etme yanılgısına düşen bilim
34:48adamlarının varlığıdır.
34:50Özellikle içinde yaşadığımız dönem, bilimin ve teknolojinin ciddi şekilde ilerlediği, bilimsel açıdan tarih boyunca yaşanmamış pek çok tecrübenin ve gelişmenin
34:59yaşandığı bir yüzyıldır.
35:01Bilim ve teknolojinin sağladığı imkanlarla, evrendeki düzen ve tasarım daha net ortaya çıkmakta,
35:07Allah'ın yarattığı sistemlerin kusursuzluğu daha iyi anlaşılmakta,
35:11canlıların sahip olduğu pek çok yaratılış gerçeği daha yakından tanınmakta,
35:16Kur'an'ın mucizeleri teker teker keşfedilmeye başlanmaktadır.
35:19Ancak tabii, bir de bilimi kendi dünyevi çıkarları için kullanan, inkarcı zihniyetlerini onunla desteklemeye çalışan kişiler de vardır.
35:27Bu kişiler, bilim adamı sıfatıyla ortaya çıkmakta, ancak bilimi, gerçekleri araştırıp bulmak için değil, kendi ideolojilerini beslemek için kullanmaktadırlar.
35:38Bu kişiler, evrendeki ve canlılardaki kusursuz yaratılışı ve mucizevi özellikleri görmezden gelerek,
35:44her şeyin tesadüfler sonucu kendiliğinden var olduğu gibi, gerçek dışı, akla ve vicdana aykırı bir iddia ile ortaya çıkmaktadırlar.
35:53Bu çevrelerin amacı, Allah'ın varlığını inkara kalkışmak ve toplumları da küfre kaydırmaktır.
35:59Bu yolla, hiç kimseye karşı sorumluluk duymayan, başıboş bireylerden oluşan,
36:04her türlü haksızlık ve ahlaksızlığın yaygın olarak yaşandığı toplumlar oluşturmak amaçlanmaktadır.
36:10İnkar edenler, iman edenlere derler ki, siz bizim yolumuzu izleyin, eğer varsa günahlarınızı ve hatalarınızı biz yüklenelim.
36:18Oysa kendileri, onların hatalarından hiçbir şeyi yüklenecek değillerdir.
36:22Gerçekten onlar, elbette yalancı kimselerdir.
36:26Şüphesiz onlar, hem kendi yüklerini, hem kendi günah yükleriyle birlikte sebep oldukları başka kötülük yüklerini de yüklenecekler
36:33ve kıyamet günü din adına düzüp uydurduklarından dolayı mutlaka sorguya çekileceklerdir.
36:39Küfrün ve kötülüğün tohumu yalandır.
36:41Dünyevileşen insan, varoluşunu ve hayat olgusunu ebedi aleme göre değil de,
36:47gelip geçici dünya hayatına göre manalandırdığından ciddi bir aldanma sürecine kapılmaktadır.
36:53Günümüzde insanoğlu, modernite rüzgârlarıyla aslına ve ruhuna yabancılaşmaya başlamıştır.
36:59Moderniteyi takip eden süreçte ise, maddi manevi her şeyi paramparça ederek,
37:04anlamlandırmaya çalışan yıkıcı ve yozlaştırıcı postmodern felsefelerle,
37:08insanlık iyiden iyiye sersemletilmiş durumdadır.
37:11İnsanların, neciyim, nereden geldim, nereye gidiyorum sorularını,
37:16kendi kendilerine ve birbirlerine sormamaları için neredeyse her şey yapılmaktadır.
37:21Kitle iletişim vasıtalarında ve Hollywood'un başını çektiği film ve dizi senaryolarında sürekli işlenen,
37:27hayatı hızlı yaşama felsefesi, insanları adeta başıboş yaşamaya şartlandırmaktadır.
37:32Var olmanın esas gayesi olarak dünyadan keyif alma,
37:36tüketim çılgınlığıyla birlikte beyinlere pompalanmaktadır.
37:39Adeta insanlar, varlığını ve birliğini, kainatın her zerresinde,
37:44hadsiz mühürlerle bildiren yüce yaratıcı, haşa, sanki yokmuş gibi bir hayat sürmeye mahkum bırakılmaktadır.
37:50Ve bu akıl almaz oyunda başrol ise, hakikatin hilafından başka bir şey olmayan, yalana verilmiş durumdadır.
37:57Evet, bugün yalan, onu yasaklayan dinlere ve öğretilere rağmen,
38:01belki de hiçbir dönemde olmadığı kadar maalesef revaçtadır ve yaygındır.
38:06Üstelik bugün söyledikleri, dün söylediklerini tutmayan yalancı devlet adamları ve yalaka yandaşları,
38:12toplumda rağbet ve kıymet kazanmaktadır.
38:14Tim Raymond'ın 20 Kasım 2005 tarihli The Sunday Times gazetesinde yazdığı
38:19''Hakikat elle tutulamayacak kadar yakıcı mı?'' başlıklı makalesinde
38:23ve araştırmacı Brian Martin'in Social Anarşizm dergisinin 35. sayısında kaleme aldığı
38:29''Daha iyi bir dünya için yalan söylemek'' başlığını taşıyan ilmi makalesinde,
38:34Batılıların yalana karşı takındıkları genel tutumları ve yaklaşımları açıkça gözler önüne serilmektedir.
38:39Raymond'ın ifadelerine göre, Batı'da yalan söyleme, delilik sınırında bir ömür süren
38:45ve sonunda da deliren nihilist felsefeci Nietzsche'nin
38:48''Yaşamak için yalanlara ihtiyacımız var'' hezeyanıyla paralellik arz etmektedir.
38:53Batı'da ve batıl anlayışta yalan, en az hakikat kadar hayatın bir parçası kabul edilmektedir.
38:59Öyle ki, eskiden beri bir şekilde insanın kendi çıkarlarını korumak,
39:03bir kar veya fayda sağlamak için söylediğine inanılan yalanı,
39:07bugün herhangi bir psikolojik hastalığı olmayan ve toplumda çok başarılı kabul edilen insanlar bile
39:13rahatlıkla sebep olmadığı halde söyler duruma gelmiştir.
39:17Toplumda hemen herkesin her fırsatta yalan söylemeye meyilli olması,
39:21insanlarda doğruyu söylese de nasıl olsa inanılmayacağı düşüncesini oluşturduğundan,
39:27hakikati söylemek sanki lüzumsuz ve kıymetsiz bir hal almaktadır.
39:31Bu menfi durumda yeni yalanlardan oluşan fasit daireler doğurmaktadır.
39:35New Scientist dergisinin 253 ayrı araştırmaya dayanarak ilan ettiği bir rapora göre,
39:41insanlar inandırıcı yalan söyleme konusunda o derece ustalaşmışlar ki,
39:46ortaya çıkarılan yalan nispeti yaklaşık %53'tür.
39:50Bu nispete, yalanları ortaya çıkarma hakkında uzmanlaşmış polislerin,
39:54psikologların, terapistlerin ve hakimlerin söz ve fiilleri de dahildir.
39:59Dr. Sean Spence, British Research dergisinde,
40:03insanlar yalan söylemeye karar verdiğinde,
40:05beyinde ne gibi değişiklikler olduğunu ortaya koyan bir makale yazmıştır.
40:09Bu araştırma, yalan söylemek için yapılan her teşebbüste,
40:13prefrontal korteksin hep aynı bölgesinde yoğun bir uyarılma faaliyeti oluştuğunu ortaya çıkarmıştır.
40:19Öfke ve saldırdanlık dahil, otomatik olarak amigdala bölgesinde oluşan dürtülerin iradi olarak kontrol edilmesinde vazifeli,
40:27prefrontal korteks bölgesiyle, yalan söyleme anında yoğun şekilde uyarılan bölgenin aynı olduğu anlaşılmıştır.
40:34Buradan çıkan neticeye göre, yalan söyleme durumu oluştuğunda,
40:38hem doğru hem de yalan söylemeye müsait yapıdaki insan fıtratında,
40:42ağırlıklı olan hakikati söyleme eğilimi,
40:45beyindeki bu bölgenin otomatik olarak artan uyarılma faaliyetleriyle bastırılmaya çalışılır.
40:50Spence'ın tespitlerine göre, yalan söyleme durumunda,
40:54beynin sergilediği bastırma ve direnç gösterme faaliyetinin yoğunluğu,
40:58diğer dürtüleri kontrol etmede gösterilen aktivite derecesinden oldukça yüksek durumdadır.
41:03Bu araştırmanın ortaya koyduğu önemli hakikat şudur ki,
41:07aslında yalan söylemek, fıtratı aykırıdır ve bozulmamış insan için,
41:11Martin, hakikati söylemekten çok ama çok daha zordur.
41:15Kant, Austin ve Aquinas'ın temellerini attığı Hristiyan ahlakına göre yalan,
41:19çok hususi haller haricinde, bu dine inanmış toplumlarda yasaklanmasına rağmen,
41:25maalesef günümüzde hala revaçtadır ve yaygındır.
41:28Martin'in yaklaşımları tahlil edildiğinde de manzara çok farklı çıkmamaktadır.
41:33Martin, hakikat teoride öne çıkarılmasına rağmen,
41:36batıda yalanın her yerde kullanıldığını,
41:38çünkü çocuklara nasıl yalan söyleyeceklerini ailelerin bizzat alıştırdığını saptamıştır.
41:44Batılı hayat tarzı denimsendikçe, maalesef Müslümanlar arasında da yalan yaygınlaşmıştır.
41:50Postmodernite, haz duygusunun her türlü yolla tatminini hoş görme ve her fikre saygılı olma anlayışıyla,
41:57yalan söylemeyi kolaylaştırmış, hatta imaj kültürüyle daha da meşrulaştırmıştır.
42:02Martin'e göre, bu teşvik, kahredici yalan anlayışının temellerinden birini oluşturmaktadır.
42:07Makaledeki referanslardan biri olarak sunulan Ford'a göre ise,
42:12toplum öyle bir hal sergilemektedir ki,
42:14insanlar bozulmamış gerçeğe ve doğruya tahammül etmekte zorlanmaya başlamıştır.
42:19İnsanlar, duymak istedikleri şeyler söylendiğinde, bunları yalan olarak görmeme eğilimine kaymıştır.
42:26İnsanların büyük bir kısmı, tabiatta ve sosyal hayatta kendi rollerinin önemsizliğini kabule yanaşmama,
42:32başkalarının kendi konumlarıyla alakalı yalanlarını ise doğru saymaya yatkındır.
42:37Hatta ne acıdır ki, bu konularda kendi kendilerini dahi aldatmamaktan kaçınmamaktadırlar.
42:43Belli ki, insanlar kainattaki yerlerini konumlandırırken, nihilist ve ateist felsefelerin de tesiriyle şişirilmiş egoları sebebiyle,
42:52Cenab-ı Rabbül Alemin'le aralarında halık-mahluk münasebetini kuramadıklarından,
42:57kendi hiç hükmündeki varlık seviyelerini kabullenmekte, zorlanmakta ve kendi kendilerine yalan söyleme çirkefine batmaktadırlar.
43:05Batılı psikologların ifadeleri de, modern Batı toplumlarında yalan karşısında düşülen
43:10aciziyetin itirafının izlerini taşır.
43:13Çocuklarda yalanın gelişmesini incelemiş olan Maria Vasek,
43:17yalan için gerekli olan maharetler olmadan insanın var olamayacağını savunurken,
43:23benzer hatadan kendini alıkoyamayan Eniye Berk ise,
43:26yalanı, dünyayı düzene sokmak için başvurulan, birbirinden farklı fertlerin aralarındaki problemleri çözmelerini sağlayan,
43:34acıyla başa çıkabilmeye yardımcı olan, ferdiyetçiliği yakalayabilmeye destek veren ve insanı hayata bağlayan bir mekanizma olarak tanımlamaktadır.
43:43Beyaz yalan, biraz yalan, aldatmacası
43:46D. Ku'nun 22 Nisan 2004 tarihli Bir Yalan, Öbür Yalana Götürür başlıklı makalesinde,
43:54etraflıca ele aldığına göre, Batı dünyasında söylenildiğinde kimseye zarar vermediği varsayılarak hoş görülen
44:01ve sosyal olarak kabul gören yalanlar, masumluğu ve uygunluğu savunulan beyaz sıfatı ile taltif edilmiş
44:08ve beyaz yalanlar olarak adlandırılmıştır.
44:11Bu durum, Batı toplumlarının ve çağdaşlık diye onların peşine takılan Müslümanların,
44:16yalan konusunda düştüğü vartayı bir defa daha açıkça ortaya koymaktadır.
44:21İnsan karakterinin çocukken şekillendiği gerçeğinden yola çıkılacak olunursa,
44:26beyaz olarak tarif edilen yalanların, zamanla alışkanlığa dönüşerek,
44:30yerlerini bir gün kömür karası yalanlara bırakacağını tahmin etmek herhalde güç olmayacaktır.
44:35Bu nedenle, beyaz yalanların hiçbir zararı olmadığı iddiaları safsatadır.
44:41Çünkü beyaz yalan, hakikati kısmen gizlemenin veya çarpıtmanın başka bir yolu veya tarzı olduğu düşüncesini çağrıştırması
44:48ve yalana kapı aralaması açısından tahripkardır.
44:52İçinde yaşadığı Batı'ya göre, haylı zıt ve müsbet bir duruşu olan meşhur İngiliz yazar Jonathan Swift,
44:58kendi ülkesinde revaç bulmuş olan aldatmayı ve yalan konuşmayı eleştirme adına,
45:03Gulliver'in misafir olduğu atlar ülkesinin sözlüğünde,
45:06yalanı karşılayan tek bir kelimenin yer almadığını savunmaktadır.
45:10Zira, yalan öyle bir kezzaptır ki, damlası dahi hayatı ve insanı eritmeye yeterli sayılır.
45:17Bu sebeple, yalanın beyazı siyahı olmaz, radyasyon gibidir.
45:21Zararda şahıs, zaman ve mekan ayırt etmez.
45:24Sadece bugünü harap etmekle kalmaz, geleceği de ipotek altına alır.

Önerilen