Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 hafta önce
Yazar Nazım Peker, Türkiye’deki asgari ücret belirleme sürecini ve açıklanan yeni rakamın toplumsal yansımalarını eleştirel bir dille ele almaktadır. Metinde, çalışan nüfusun büyük bir kısmının bu ücretle geçinmek zorunda kalmasına rağmen, artış oranının beklenen enflasyonun ve açlık sınırının altında kalması temel sorun olarak vurgulanmaktadır. Karar mekanizmasındaki asimetrik yapı ve işçi temsilcilerinin sürece dahil edilmemesi, belirlenen tutarın meşruiyetini ve vicdani boyutunu sorgulanır hale getirmektedir. Yazar, ekonomik yönetimin dar gelirliyi yoksullukta eşitleme eğiliminde olduğunu savunarak, hayat pahalılığı karşısında bu maaşın temel insani ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalacağına dikkat çekmektedir. Sonuç olarak, siyasi manevraların ve komisyon kararlarının ardındaki gerçek yaşam mücadeleleri üzerinden karamsar bir tablo çizilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Türkiye'de milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkileyen, her sene sonunda nefeslerin tutularak beklendiği bir rakam var, asgari ücret.
00:08Peki bu rakam nasıl belirleniyor ve açıklanan son karar çalışanlar için gerçekten ne anlama geliyor?
00:15Gelin şimdi bu sürecin perde arkasına ve sonuçlarına biraz daha yakından eleştirel bir gözle bakalım.
00:21İlk olarak gelin meselenin büyüklüğünü bir anlayalım.
00:24Yani asgari ücret neden Türkiye'de bu kadar hayati, bu kadar merkezi bir konu?
00:29Çünkü bu sadece küçük bir grubun değil, adeta bütün bir ülkenin ekonomik kaderini ilgilendiren bir mesele.
00:37Bakın rakamlar gerçekten çok çarpıcı.
00:40Uzmanlara göre Türkiye'deki kayıtlı çalışanların neredeyse yarısı, yani yaklaşık %50'si asgari ücretle evini geçindiriyor.
00:47Düşünebiliyor musunuz? Her iki çalışandan biri.
00:50İşte bu oran bile tek başına konunun ne kadar kritik olduğunu bize gösteriyor.
00:55Peki bu durum normal mi?
00:57Aslında hiç değil. Gelişmiş ekonomilere baktığımızda asgari ücretle çalışanların oranı genellikle toplam iş gücünün çok çok küçük bir kısmıdır.
01:06Yani bu karşılaştırma bile Türkiye'deki tablonun ne kadar sıra dışı olduğunu gözler önüne seriyor.
01:11İyi de milyon euro bu kadar yakından ilgilendiren bu kritik kararı kim, nasıl alıyor?
01:16Şimdi gelin işin mutfağına, yani kararı veren kuruma ve bu sürecin neden bu kadar çok tartışıldığına daha yakından bakalım.
01:24Kararı veren yapının adı Asgari Ücret Tespit Komisyonu.
01:28Masada üç taraf var.
01:30Hükümet, işçi sendikaları ve işverenler.
01:33Her birinden de beşer temsilci katılıyor.
01:36Yani kağıt üzerinde baktığınızda oldukça dengeli bir güç dağılımı hedeflenmiş gibi görünüyor.
01:41Değil mi?
01:42Ama işte, teoriyle pratik her zaman aynı olmuyor.
01:46Bu teorik dengeye rağmen işçi temsilcileri bu yılki son toplantılara katılmama kararı aldı.
01:52Peki neden?
01:53Gerekçeleri çok netti.
01:54Sözümüz dinlenmiyor, önerilerimiz dikkate alınmıyor diyorlardı.
01:58Peki, işçi sendikalarının bu sitemine karşı hükümet kanadından nasıl bir tepki geldi?
02:04O dönemin çalışma bakanı Vedat Işıkan'ın yanıtı şöyle oldu.
02:08İşçi temsilcilerinin katılmaması bir sorun değil.
02:11İşte bir yanda sesimiz duyulmuyor diyen işçi tarafı, diğer yanda katılmamanız sorun değil diyen hükümet.
02:18Süreçteki kopukluğu sanırım bu iki cümle çok net özetliyor.
02:22Ve analizde dikkat çekilen bir başka kritik nokta daha var, tahmini enflasyon politikası.
02:28Ne demek bu?
02:29Şu demek, son iki senedir asgari ücret zammı, geçmişte yaşadığımız yani gerçekleşen enflasyona göre değil, hükümetin gelecek yıl için öngördüğü enflasyon hedefine göre belirleniyor.
02:41Peki o hedef tutmazsa ne oluyor?
02:44Ki genelde de tutmuyor.
02:45İşte o zaman olan çalışanın alım gücünü oluyor.
02:49Maaş yıl içinde eriyip gidiyor.
02:50Peki bu kadar tartışmalı bir sürecin sonunda ortaya çıkan rakamlar bize ne söylüyor?
02:56Ve bu rakamlar milyonlarca insanın günlük hayatını, sofrasını nasıl etkiliyor?
03:02Hadi şimdi işin o kısmına yani gerçeğin kendisine bakalım.
03:05Ve işte komisyonun belirlediği nihai rakam.
03:10Yeni aylık net asgari ücret 28.075 TL.
03:14Şimdi çok basit bir matematik yapalım.
03:17Rakamlar ne diyor?
03:18TÜİK'in o yönem için açıkladığı resmi enflasyon oranı %31.7.
03:23Peki asgari ücrete yapılan artış ne kadar?
03:25%27.
03:27Yani yapılan zam daha en başından resmi enflasyonun bile gerisinde kalıyor.
03:32Bu farkın ise gerçekten çok ciddi bir sonucu var.
03:35Bu hesaplama asgari ücretin yani bir ailenin sadece temel gıda masraflarını karşılaması gereken açlık sınırının bile altına düşmesine yol açıyor.
03:45Peki bu rakamlar gerçek hayatta sokaktaki insanın cebinde neye dönüşüyor?
03:50Gelin o insani maliyete bakalım.
03:52En büyük gider kalemiyle başlayalım.
03:54Kira.
03:55Malum hızla artan kira bedelleri maaşın çok büyük bir bölümünü daha ilk günden alıp götürüyor.
04:02Eee bitiyor mu?
04:03Hayır.
04:03Buna bir de aile sorumlulukları ekleniyor.
04:06Bu maaşla geçinen insanların çoğunun okul çağında çocukları var ve onların masrafları da bütçeye önemli bir yük getiriyor.
04:14Ve son olarak temel ihtiyaçların ötesindeki en basit insani isteklere gelelim.
04:19Ailece dışarıda bir yemek yemek, hafta sonu bir sinemaya gitmek ya da küçük bir geziye çıkmak gibi sosyal aktiviteler.
04:26İşte bu bütçeyle bunlar artık bir lüks olmaktan çıkıp neredeyse imkansız hale geliyor.
04:32Peki bütün bu tablonun ışığında gelecek ne gösteriyor?
04:36Analiz, mevcut politikanın yarattığı çok ciddi bir belirsizlik ve riskle bizi baş başa bırakıyor.
04:41Ve işte bu analiz bizi şu can alıcı soruyla bırakıyor.
04:45Peki ya hükümetin 2025 yılı için öngördüğü enflasyon hedefi de tutmazsa ne olacak?
04:50Bu milyonlarca insanın geleceğini doğrudan etkileyen ve üzerinde hepimizin düşünmesi gereken şimdilik cevapsız bir soru.
İlk yorumu siz yapın
Yorumunuzu ekleyin

Önerilen