00:00T24 ekranından herkese merhaba. Ben Ayşe Naz Bulamur.
00:13Ben Azal Sipahi. Ekran aşkına da bizleri ekrana bağlayan dizi ve film gibi yapımları mercek altına alıyoruz.
00:19Peki Naz Hocam bu bölümümüzün konusu hangi yapım?
00:22Sonuç Başarı'nın 1989 yılında yönettiği ve şimdi mobide gösterime giren Uçurtmayı Vurmasınlar filmini tartışalım.
00:30Senaryo Feride Çiçekoğlu'nun aynı adlı romanından uyarlanmış ve yazar da filmdeki siyasi mahkumlar gibi 12 Eylül darbesi sırasında tutuklanmış.
00:40Biz filmde Ankara cezaevindeki koğuştaki kadınların hayatlarını, 5 yaşındaki bir çocuk olan Barış ve çok sevdiği İnci ile arasındaki ilişki üzerinden izliyoruz.
00:51Evet ve 35 yıl sonra restore edilmiş haliyle de film tekrardan karşımızda.
00:56İlk olarak filmdeki mekanı konuşalım isteyeceğim.
00:59Aslında film Ulucanlar cezaevinde geçiyor ancak iç mekan çekimleri Sultanahmet cezaevinde yapılmış zamanında.
01:06İlk sahnede de Nur Sürel'in canlandırdığı İnci karakterinin daha uzaktan Ankara kalesinden bu Ulucanlar cezaevine baktığını görüyoruz.
01:15Zaten mekan işte hapishane çok belirleyici filmdi.
01:19Siz mekana dair neler söyleyeceksiniz hocam?
01:22Şimdi ilk sahnede İnci Ankara kalesinden şehre doğru baktığında aslında cezaevinin çevresindeki evler de birer hücreye benziyor.
01:31Ve koğuş gibi olan o darıcık sokaklarda da bir tek çocuklar var.
01:35Yani toplum böyle sanki her daim kontrol eden mekanlara sıkışmış ve tüm şehir sanki bir hapishaneye dönüşmüş.
01:44Ve yüksek duvarların çevrili olan avluda o kadar büyük bir denetim var ki İnci diyor ki simitçinin gevrek sesi bile giremezdi diyor.
01:54Ve duvarlar da böyle yeşil tonlarında böyle bir küflenmiş sanki içinde yaşayanlarla birlikte çürümüş bir halde.
02:02Ama biraz da umut var çünkü ilk sahnede bu hapishanenin avlunun duvarını gördüğümüzde sanki yarısında gölge ve yarısında güneş var.
02:10Yani güneş ışığı da bir umut simgesi.
02:13Ve bu hapishaneyi de bir şekilde sahiplenmiş de bu kadınlar.
02:17Yani İnci diyor ki işte eskiden çok pisti, leş gibiydi, lağım suyu akıyordu diyor.
02:23Ve şimdi bir karakterin de sizin burası ne güzelmiş hiç de cezaevi gibi değil dediğini duyuyoruz.
02:29Evet çünkü kadınlar hapishaneyi bile güzelleştirmeyi beceriyorlar yani.
02:33Ellerinden geldiğince yaşanacak bir yer haline getirmeye çalışıyorlar.
02:38Ve sizin de bahsettiğiniz Barış karakterimiz aslında bu umudu işte bu güzelleştirmeyi belki bu işte yeşillenmeyi canlı tutan karakter.
02:48Peki çocuk perspektifi bu filmdeki ve İnci Barış ilişkisi nasıl işleniyor?
02:54Annesi ile koğuşta büyüyen Barış'ın gözünden baktığımızda avlunun duvarları çok daha yüksek gözüküyor.
03:02Ve Barış ile birlikte gardiyanları diz hizasında gördüğümüzde daha da korkunç geliyorlar bize.
03:08Yani seyirci olarak biz de hapsoluyoruz.
03:11Yüksek duvarlar ve küçük Barış arasındaki kontrast bence sıkışmışlık duygusunu da pekiştiriyor.
03:18Bence İnci bir anne figürü gibi ve pozitif yapılandırma sayesinde hapishaneyi 5 yaşındaki bir çocuk için eğlenceli kılıyor.
03:28Yani çocuğun avluda görebildiği tek şey güneş ve kuşlar.
03:32Ve onlarla arkadaş olup sohbet etmesini sağlıyor.
03:35İşte çocuk soruyor babam ne zaman gelecek neden gelmiyor?
03:39Ve İnci diyor ki hadi gel biz bunu kuşlara soralım.
03:42İşte bak güneş sana el sağlıyor.
03:44Ve böylece düşler ve hayallerle aslında çocuk bir nevi mutlu.
03:49Bir de bana göre İnci çocuğa burada işte iftira, ihanet, komünizm gibi kavramları anlatırken bir yandan izleyiciye de ders vermiş oluyor.
03:59Evet ve renkli kitaba bakıyorlar mesela.
04:01Renkli kitapta tabi ihanet, iftira, komünizm çıkmamış karşılarına.
04:05Uçurtmada ilk defa aslında avluda Barış görüyor ve ondan sonra İnci'ye sesleniyor ve İnci ne olduğunu anlıyor.
04:12Biraz da filmdeki bu toplumsal cinsiyet rollerinden bahsedelim istiyorum.
04:17Nimet Arınka'nın Tendeki İsyan diye bir kitabı vardı.
04:20Daha böyle hapishane dövmeleri üzerineydi bu kitap.
04:23Ve orada bu beklemek hani tırnak içinde kavramından bahsediyordu.
04:27Eğer tutsak olan kadınsa ve hani erkek özgürse bir partnerlik ilişkisinde diyelim.
04:33Karı koca öyle böyle nişanlı işte sevgili.
04:36Erkekler beklemiyor bu kadınları dışarıda.
04:40İşte özgür olsunlar ilişkimize devam edelim gibilerinden.
04:43Ancak tutsak erkek olunca dışarıdaki kadın genelde erkek partnerini bekliyor diye anlatıyor.
04:49Ve filmde de biz bu tutsak kadınların işte evli olanının ya da işte hani partneri olanının aslında böyle bir kuma tehdidiyle yaşadığını izliyoruz.
04:59Barış'ın annesi Fatma kocasının suçunu işlenmiş.
05:02Çünkü işte erkek olan dışarıda kalır ve onlara bakar gibi bir mantık gütmüşler.
05:08Ve yine aynı Fatma kuma olduğunun söylentisini duyduğu yeni gelen bir mahkum kadınla da saldırıyor.
05:16Gidip tokat atıyor.
05:17Peki toplumsal cinsiyete dair başka neler izliyoruz Uçurtmayı Vurmasınlar'da?
05:22Başka bir sahnede hamile bir kadının sancısı tuttuğunda revirde doktor yok.
05:28Yani doktoru görmesi bir kadın mahkumu çok zor.
05:31Ama küçük Barış'ın sünneti durumunda durum çok çok farklı.
05:36Yani parti vermelerine bile izin verildi.
05:39Herkes çevresinde pervane.
05:41Hani en sert gardiyan kadın bile yumuşadı.
05:44Çünkü tırnak içinde erkekliğe adım atmak herkes için çok önemli.
05:49Ve sünnet olana kadar pembe yeleğiyle izlediğimiz Barış sünnet olduktan sonra bir redkit eşofman üstü giyiyor.
05:57Ve cinsiyet torununa da uygun bir şekilde lacivert beyaz bir kazak giydiriyorlar.
06:02Biz pembe yeleği bir daha hiç görmedik filmde.
06:05Evet bir de bir sahnede çok kısa Barış'ın genitalini görüyoruz aslında.
06:10Belki kız çocuğu olsaydı bunu da görmeyebilirdik.
06:14Genelde hani böyle erkek oğlan çocuklarının altı salonun ortasında alınır ama kız çocukları arka odaya götürülür ya.
06:21Belki öyle bir şey de söylemek mümkün.
06:24Bir de mesela bu sünnet olayı da aslında Barış'ın yeni doğan Ahmet'i kıskanmasından sonra tertip ediliyor.
06:30Barış da kendini işte hani böyle pabucu damağı atıldı gibi hissetmesin diye.
06:34Çünkü böyle konuşmalar da oluyor.
06:36Tabi tek kıskançlık Barış'ınki değil.
06:38İşte koğuştaki kadınların da birbirleri arasında kimi çekişmeler var.
06:42Bu koğuş dinamiklerine dair neler söyleyebiliriz hocam?
06:46Bence filmdeki koğuş dinamikleri Türkiye dinamiklerini gösteriyor.
06:50Çünkü hapishanenin içinde de dışında da daha çok ilişkiler tehditle kavga gürültüyle yürüyor.
06:56İşte hapishanede de yemek kuyruğunda birbirine tokatlayan kadınlar, birbirine cadaloz diyenler.
07:02İşte kuma gelen bir kadına vuran Fatma'yı izliyoruz.
07:06Ve burada önemli olan aslında cezanın ekip başından gelmesi.
07:11Ekip başı da bir mahkum.
07:13Şimdi gardiyanlar her koğuşu aynı anda hepsini denetleyemez.
07:17O yüzden en etkili kontrol mekanizması gardiyanın yokluğunda bile mahkumların kurallara uymasını sağlamak.
07:25Ve o yüzden de ekip başı seçiyorlar.
07:27Yani bir mahkum diğerlerine ceza veriyor.
07:30Yani kurallara uymayana, olay çıkarana cezalandıran da bir mahkum.
07:35İşte gardiyanlar da hep tehditle iş görüyorlar.
07:38İşte bu çocuk bir daha konuşursa ıslah evine gönderirim.
07:41Ve bu denetim mekanizması bana göre hapishane dışında da var.
07:45Yani içeride de dışarıda da pek özgürlük yok.
07:49Hep genelde azar ve tehdit üzerine kurulu ilişkiler.
07:52Ama filmde dikkat ettim bir tek siyasi mahkumlara karşı biraz daha saygı var.
07:57Evet ve mesela siyasi bir mahkum olan Zeynep ekip başı iken çok daha adil davranmaya çalıştığını görüyoruz Zeynep'in.
08:06Zeynep ekip başı olmaktan alınıp yerine Sümbül ekip başı yapıldığında Sümbül de aynı şeyi görmüyor.
08:14Sümbül de siyasi bir tutuklu değil.
08:17Daha sonra ama Sümbül'ü de gönderiyorlar bir şekilde.
08:21Ve aşure de aslında filmde bu dayanışmayı, ortaklaşmayı, kolektifliği ve belki de bir arada uyum içinde olabilmeyi simgeliyor.
08:31Peki sizce filmin adı neden uçurtmayı vurmasınlar?
08:35Uçurtmaya gelelim.
08:36Uçurtma neyi sembolize ediyor?
08:38Nasıl bir metafor?
08:39Yani uçurtma bir umut yani ne olursa olsun özgürlük adına direnişe devam etmek.
08:44Yani avluda tebeşir ile bir uçurtma çizmek ve onun uçmasını düşünmek bile güzel.
08:50Hani uçurtmayı vurmak demek, o özgürlük hayalinin de ölmesi demek.
08:54Ve filmde herkes tutsak yani her zaman filmin hapishanenin içi ya da dışı gibi bir ayrım yok.
09:01Ve İnci hapishaneden çıkınca Barış için bir uçurtma uçuruyor.
09:06Ve avluda herkes sevinirken hapishane müdürünü bir telaş kaplıyor.
09:10Yani burada spoiler veriyorum ama hemen hışımla eline bir silah alıyor.
09:15Yani çok hazin bir sahne yani buradaki otoritede hiç akılsal duyu kalmamış.
09:20Ve tam vuracakken geri çekiliyor uçurtma.
09:24Yani gene bir ümitle bitiyor film ve bir bayram havası görüyoruz.
09:28Herkes dans ediyor avluda.
09:30Peki uçurtmayı İnci mi uçuruyor hakikaten?
09:32Ben onu tam anlayamadım mesela.
09:34Çünkü uçururken gördük mü emin olamadım.
09:36Evet o artık bizim hayal gücümüzde kalmış.
09:38O bir bilinmeyen bir şey şekilde bırakılıyor sanki değil mi?
09:42Çünkü izliyor ama onu yaparken de görmüyoruz.
09:46Koşarken uçurtmayla falan böyle.
09:48Evet oradaki umut hem özgürlüğe olan bir inanç.
09:52Hem de İnci'nin o çocuğu unutmayacağına dair de bir umut.
09:57Çünkü İnci gittikten sonra çok üzülüyor Barış tabii ki.
10:01Hapishanedeki tek arkadaşı o.
10:03Ve o İnci sözünü tutsun ve uçurtmayı uçurtsun istiyor.
10:08Ama İnci gerçekten sözünü tuttu mu tutmadı mı bilinmez.
10:12Hani ilk sahneye baktığımızda sanki sözünü tutmuş gibi.
10:16Çünkü kaleye tekrar geri dönüyor.
10:18Ama o mu uçurttu o mu uçurmadı mı hiçbir zaman bilemiyoruz.
10:27Peki hocam Uçurtmayı Unutmasınlar filmi neden izlenir?
10:30Şimdi bence 1980'lerde geçen film aslında günümüzü de anlatıyor.
10:35Yani biz hala uçurtmanın özgürce uçma ümidine kapılıyoruz.
10:40Yani hepimiz de kim olursak olalım ne düşünürsek düşünelim.
10:44Özgürce var olma hayalimiz var.
10:46Yani hepimiz anlaşılmak istiyoruz.
10:48Ve film didaktik değil.
10:51Bence çok katmanlı bir film.
10:53Çünkü mahkumlara gelen mektuplar var.
10:55Yazılan dilekçeler var.
10:57Ve farklı eğitim seviyesi ve sınıftan gelen karakterlerin bir buluşmasını izliyoruz.
11:03Yani çok sesli bir film.
11:05Evet yani günümüzdeki geçerliliğini de kesinlikle koruyor.
11:08Ve hani tabii ki de gözyaşı metreyle falan ölçmüyor ama ben bayağı etkilendim.
11:13Yani hani dokunaklı ve çok naif bir yerden de dokunaklı geldi aslında bana film.
11:18Peki neden izlenmez dersiniz?
11:20Bence izlenmeli diyorum.
11:22Çünkü kendi tarihimizi bilmek ve bir nevi de yaşadığımız kısır döngüyü de fark etmek adına izlenmesi gereken bir film.
11:30Zamanında filmin yönetmeni 2018'de yani daha doğrusu filmle alakalı verdiği bir söyleşide bu politik bir film değil.
11:39Bir sevgi filmi diye bir şey söylüyor.
11:43İsteyenler de hani mesela çok politik bir film izleyeceğini düşünenler yönetmenin bu sözüne kanıp izlemeyebilirler.
11:49Ama bence gayet politik bir film.
11:51Bir de izleyip nasılmış yani hem sevgi hem politik de olabiliyor muymuş ne oluyormuş diye bakabilirler diye düşünüyorum.
11:59Zaten birçok yazarın yazdığı üzerine sevgi ve aşk gibi duygular çok politiktir zaten.
12:05Neyi sevdiğimiz ne sevmediğimiz her zaman o ideolojinin politikanın bir parçasıdır bence.
12:10Kesinlikle.
12:12O zaman bir sonraki bölümümüzde buluşalım değil mi?
12:14Evet bir sonraki Ekran Aşkına da tekrar görüşmek üzere.
12:17Hoşçakalın.
Yorumlar