- 29 minutes ago
Category
🗞
NewsTranscript
00:00:00Welcome to KONTV's KONTV's
00:00:17We hope that we have a new week.
00:00:19We have a new week of the year.
00:00:20Peace, peace, peace, get us.
00:00:23Good news for you to get to the world.
00:00:26We have a good news for you to give us a good news.
00:00:30We have a good news for you to see inşallah.
00:00:32We have a series of 13. Konya Kitap Weeks.
00:00:35We have a great interview for you.
00:00:39We have a great conference for you.
00:00:40We are very interested in our audience.
00:00:41We have a great guest, with a great guest,
00:00:42with a great guest with a few others.
00:00:43We will talk about Konya Kitap Weeks.
00:01:01Thank you very much.
00:01:16Hoş geldiniz. Nasılsınız?
00:01:17Elhamdülillah. Çok şükür. Sizlerle afiyet olsun.
00:01:20Çok teşekkür ediyorum.
00:01:21Yazarların okuyucularıyla buluşması sanırım çok güzel bir duygu.
00:01:26Yazdığı bir şeyi ya da paylaştığı bir şeyin karşılığını görebiliyor olmak,
00:01:32sizin cümlelerinizin karşı tarafta ne yansıttığını görüyor olabilmek çok güzel bir duygudur.
00:01:39Ve Konya Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlemiş olduğu 13. Konya Kitap Günleri de coşkuyla başladı.
00:01:46Siz de dün güzel bir söyleşiyle okurlarınızla buluştunuz.
00:01:50Nasıldır bir yazarla okurun buluşması?
00:01:54Bunu hiç fark etmemiştim.
00:01:56Bak okurum benden daha farklı bakmış meseleye diye o dönüşleri hissetmek.
00:02:02Biraz şöyle Konya Kitap Günleri'ni de konuşalım.
00:02:06Eyvallah. Teşekkür ediyorum.
00:02:07Şimdi Konya Kitap Fuarı çok sayıda değil miyim ama epeyce bir kitap fuarına katılmışlığımız olmuştur farklı şehirlerde.
00:02:18Konya bu işi en iyi yapanlardan biri.
00:02:21Yani organizasyon kabiliyeti, beşeri münasebetleri hakikaten çok başarılı.
00:02:27Yani burada olduğumuz için değil, görünen ve diğerlerinden de duyduğum, hissettiğim bu.
00:02:36Organizasyon oldukça nitelikli bir çalışma.
00:02:40Onun için emeğe geçenleri tebrik ediyorum.
00:02:43Tabii bir metin kaleme aldığınızda bu metni eğer ticari maksatlarla yapıyorsanız o genellikle teveccüh görmez toplumda.
00:02:54Mesela meşru ya da gayri meşru bir amaç için bunu yapıyorsanız bu genellikle bir karşılık görür.
00:03:03O meşruiyet sınırı tabii ki bizim için İslam'dır.
00:03:07İslami bir maksadınız var ya da gayri İslami bir maksadınız varsa her ikisinin de bir alıcısı, karşılığı bulunur.
00:03:15Bu tür fuarlarda daha çok şunla karşılaşırsınız, karşılaşıyoruz.
00:03:24Farklı okur profili bir arada bulunuyor.
00:03:27En önemli bir konferansa davet edilirsiniz.
00:03:29Genellikle okur olan olmayan karışıktır.
00:03:32Ama burada daha çok okuyucu geldiği için ve farklı katmanlardan okuyucular geldiği için
00:03:41onların sizin metinlerinizle ilgili söyledikleri, onların hayatına nasıl bir yansıdığı ve nasıl değişim geçirdiğini söylediklerinde
00:03:53şüphesiz o zaman yazdığınız şeyin kıymetli ya da kıymetsiz olduğunu fark etme imkanınız oluyor.
00:04:04Bizim metinlerimizde daha çok yaşamakta olduğumuz hayatı başka bir noktaya taşımaya yönelik bir metin olduğu için
00:04:13genellikle mesela dün birkaç tane aile geldi.
00:04:19Aile hayatlarındaki nasıl bir değişim yaşadıklarını anlattılar.
00:04:22O zaman diyorsunuz ki eyvallah bu kadar çok zahmete değiyor.
00:04:27Çünkü bazen bir kitap 5-6-7 yılınızı alıyor.
00:04:30Bazen çok daha uzun zamanlar alabiliyor.
00:04:35Daha kısa zamanlarınızı da alabilir ama bu zaman dilimi içerisinde çektiğiniz zahmetin
00:04:41bir aile bile olsa onun hayatını değiştirdiğini, ona yön verdiğini söylemiş olmaları
00:04:48ve bunu samimiyetlikle, iştenlikle söylemiş olmaları aslında murat ettiğiniz şeyin gerçekleştirdiğinin göstergesi
00:04:57herkes söyleyemeyebilir.
00:04:59Bizim için de en mutluluk verici yönü bu.
00:05:02Biz şuna bakmıyoruz.
00:05:04Kaç kişi katıldı isterse temel prensibim şu benim.
00:05:09Nereye davet edilirsek edilelim gittiğimiz yerde kaç kişinin bizi dinlediğini ben hiç umursamam.
00:05:16Bir kişi bile gelmişse ya da 500 kişi gelmişse o bir kişiyle 500 kişi arasında
00:05:22biz sahne sanatçısı değiliz ki alkış alalım diye orada sayıya bakarak,
00:05:27alkışın yüksekliğine, volümüne bakarak karar verelim.
00:05:32Samimiyet burada mühimdir.
00:05:34Ben Konya fuarlarında bu samimiyeti hep yakaladım.
00:05:38Tabii 100 kişi olur salonu dolduran ama hiçbiri bir şey almadan gider.
00:05:44Ama 3 kişi olur, 2 tanesine bir şey verilir ya da çarpıcı bir şekilde çıkar.
00:05:51O yeterlidir.
00:05:52Doğru sayının önemi yoktur.
00:05:54Ve salondan da çoğu zaman terk ederlerse konuşmacı, konuşmacı için bir motivasyon problemidir.
00:06:01Yani yıkıma yol açar.
00:06:03Halbuki sizi pür dikkat dinleyebilen bir az kitlenin kalabalık uğultulu bir kitleden her zaman daha iyidir.
00:06:14İyidir.
00:06:15Sizin tabii Kemal Özer olarak belli bir okuyucu kitleniz de vardır.
00:06:21Şüphesiz.
00:06:22Sizin aykırı yazılarınız, farklı bakış açılarınız, kimsenin söylemeye cesaret edemediği,
00:06:31hatta yok artık bu nasıl denilir diyebileceği cümleleriniz, düşünceleriniz de var.
00:06:39O yüzden bir kitleniz de var.
00:06:42Nasıl oluyor o dönüşler?
00:06:44Ya da evet tam burayı düşünmüştüm ama birisi söyledi.
00:06:49Birisi nihayet bunu dillendirdi diyenler oluyordur.
00:06:53Beni en çok etkileneni söyleyeyim size.
00:06:57Hiç görmedim, tanımadığım bir genç kız üniversite okumaya başlamış.
00:07:03Bizim kitapları okuduktan sonra etkilenmiş.
00:07:07Yurt yemeklerini yemiyor, kredi yurtlarda kalıyor.
00:07:10Yurt yemeklerini yemiyor.
00:07:13Yurdun karşısında bir fırın varmış.
00:07:16O fırından ekmek alıyor.
00:07:18Annesinin gönderdikleri ekmeğe katık yapıp yurtta yiyor.
00:07:21Bakın bir genç kızın samimiyeti.
00:07:24Ve orada sakallı bir adam varmış fırını işleten sahibi veya.
00:07:31Bütün bunları bana mail olarak gönderdiği için hep bu örneği vermeyi arzu ettiğim yerler olmuştur ama ilk kez anlatıyorum.
00:07:41Ve o sakallı amcaya gitmiş veya işte B'ye gitmiş.
00:07:47Demiş ki ekmeğinizde katkı maddesi var mı, ununuz nedir falan bazı sualler sormuş.
00:07:53O da yok kızım demiş de biz şöyle yapıyoruz, böyle yapıyoruz.
00:07:57Övmüş, bu çocuk da itimat etmiş.
00:08:01Sürekli o fırından ekmek almış.
00:08:03Bir gün ekmek almaya gittiğinde fırında çalışan tezgahtara ya da oradaki başka birisine o sakallının olmadığı bir zamanda
00:08:13bir başka müşteri, karı koca gelmişler bazı şeyler soruyorlarmış.
00:08:19O amcanın söylediklerinin tam tersini söylemiş çocuk.
00:08:24Çocuk yıkılmış.
00:08:25Tabii yıkılır.
00:08:25Ve o yıkıntısından sonra ne yapacağını şaşırmış, kime itimat edeceğini şaşırmış ve bunu kaleme dökmüş.
00:08:36Kendisi de 18 yaşında olduğunu yeni üniversiteye başladığın bir kız çocuk.
00:08:40Şimdi böyle bir şey sorulduğunda, konferanslarda bunu anlattım ama bir televizyon programında ilk kez anlatıyorum.
00:08:50Hep içimde böyle toplumun bu gençlerin hayallerini, güvenini, yıkıcı, küçük gübük duran yalanlarının bir gençliğin geleceğe bakışını,
00:09:04itimadını, topluma olan güvenini nasıl yıktığını anlatır ki, o gencin samimiyeti, ihlası o adamın bütün kazancını haramlaştırıyor.
00:09:14Çünkü yalan söylüyor.
00:09:16O çocuğun hassasiyetlerini çiğniyor.
00:09:20Ve o genç kızın belki bundan sonraki hayatta o babası yaşındaki, dedesi yaşındaki sakallı adamın veya İslam'a bakışını derinden
00:09:34bir şekilde yıkacak.
00:09:35Çocuğun mektubu, 8-10 yıl oldu bu mektup, ne zaman aklıma böyle bir şey gelse, içim böyle kaynıyor.
00:09:48Acaba diyorum bu toplum neden basit şeyler için bir gençliği, bir nesliği heba ediyor, yıkıyor, itimadını sarsıyor.
00:09:57İşte bizim bir metnimiz, bu metin de benim okuduğum metin de bir Resulullah'ın hayatını anlatan, beslenmesini anlatan,
00:10:10Müslümanlara nasihatlerini anlatan, sünnet-i seneyeye göre beslenmeyi anlatan bir kitabı okuyup,
00:10:18Resulullah'ın metinlerinden etkilenen ve ona göre yaşamaya çalışan bir çocuğun, bir de hanım kızın,
00:10:24hayatını alt üst edecek bir davranış yapan bir toplumda yaşamaktan.
00:10:28Bir taraftan utanıyorsunuz, bir taraftan da böyle bir neslin varlığı sizi mutlu kılıyor.
00:10:35Bir de yazdığınız metinlerin onlarda bir değişime yol açtığını görünce,
00:10:40elhamdülillah diyorsunuz, Cenab-ı Hak size hayırlı bir şeyi memur etmiş.
00:10:44O memuriyetin hakkını daha fazla verme mükellefiyeti doğuruyor bizim için.
00:10:49Yani bir taraftan sizin de omuzlarınızda bir yük oluyor bu.
00:10:54Yani bunu söylemeliyim, evet karşılığı olan bir şey ve benim artık daha fazla mesuliyetim var bu noktada.
00:11:01Kesinlikle.
00:11:02Bu ağır da bir yük aslında.
00:11:05Tabii Cenab-ı Hak kaldıramayacağınız yükü yüklemez.
00:11:08Sizi bir şeye memur etmişse, o memuriyette daha fazla çalışmanıza da sebebiyet veriyor.
00:11:14Daha fazla kişiye ulaşmanızı, daha fazla mesai harcamanızı, daha fazla meseleye odaklanıp hatalardan uzaklaşmanızı,
00:11:24yani kendi davranışlarınız açısından.
00:11:26Bu yüzden mesela Beşer'in yazdığı kitaplar her zaman hatalarla doludur.
00:11:32Bu fakir de bütün kitaplarını yeniden gözden geçiriyor.
00:11:37Şimdi 20 yıl önce yazdığım kitabı yeniden yazdım.
00:11:41Kitabın neredeyse tamamını yeniden yazdım.
00:11:46Yeni baskısıyla eski baskısına baktığınız zaman kitabı aynı kişi yazmış olamaz.
00:11:51Bambaşka bir şey.
00:11:52Kesinlikle farklı.
00:11:53Çünkü gelişmişiz, değişmişiz, yeni bilgiler ortaya çıkmış, yeni bilgilere erişmişiz veya ortaya çıkmamıştı ama biz o zaman erişememiz, şimdi erişmişiz.
00:12:06Bu hem insandaki tekamülü gösteriyor, hem de aslında yazdığınız metinlerdeki vebali ortaya koyuyor.
00:12:16Daha fazla gayret etmeniz, acele etmemeniz gerektiği.
00:12:19Şimdi ben bir metin çalışırken eski aceleciliğim yok.
00:12:25Yani ona Allah 50 kitap yaz diye bir mükellefiyet vermedi.
00:12:29Ona yaptığını iyi yapma mükellefiyeti verdi.
00:12:32Bu yüzden de oraya daha çok odaklanabiliyoruz.
00:12:34Ama o tekamül yolculuğunun oluyor olması bile bir şükür sebebi.
00:12:39Şüphesiz.
00:12:40İyi ki böyle bir olgunlaşma süreci yaşıyoruz.
00:12:43Hepimiz siz de söylediniz özelinde.
00:12:46Bizim için de aynı şey.
00:12:48İyi ki büyüyoruz.
00:12:50İyi ki bir o sakinlik, dinginlik geliyor.
00:12:53İyi ki bir oturuyor.
00:12:55İyi ki daha çok Müslüman kimliğimizin farkına varıyoruz.
00:13:00Rabbimize yaklaşma yolculuğu belki yaş aldıkça da oluyor bu.
00:13:04Hani kimi kırkından sonra olur, kimi elliden sonra olur ama o tekamül yolculuğu iyi ki oluyor.
00:13:10Yoksa bomboş bir hayat.
00:13:12Yani bu bile bir şükür sebebi.
00:13:14Şüphesiz yani tecrübe bir yaşanmışlık hikayesidir.
00:13:21Ve bu yaşanmışlığın içerisinde müsvet ve menfi pek çok unsur var.
00:13:26Kemalat yaşı eskiler kırk olarak belirtirdi ama şimdi galiba biraz bazılarında bu aşağı indi, bazılarında çok daha yukarı çıktı.
00:13:35Seksene gelip Kemalat'a erişememiş insanlarla da karşılaşabiliriz.
00:13:38Allah'a erişememiş insanlarla da görebiliriz.
00:13:45Fakat bize düşen bir şey var.
00:13:48Yaptığımızı en iyinin bir sınırı yok.
00:13:52Ama yaptığımız şeyin metni yazarken birisinin vaktini çalmamanız gerekiyor.
00:14:01İki, parasını çalmamanız lazım.
00:14:05Üç, bu metin zaten bir başkası tarafından sizden daha iyisi yapılmışsa bunu asla yapmamanız lazım.
00:14:12Eğer sizden daha iyi yapan birisi varsa, yapabilecek birisi varsa ve yapıyorsa bunu asla giymemeniz lazım.
00:14:20Türkiye'de çok kitap neşrediliyor.
00:14:23Dün kitap fuarında da söyledim.
00:14:25Bu kitapların çoğu çöp.
00:14:28Ve çöp olanların okuyucusu daha fazla.
00:14:31Daha fazla.
00:14:32Evet.
00:14:32Bu da çok garip.
00:14:35Millet ağdalı cümlelere bakıyor.
00:14:40Kısa metinlere bakıyor.
00:14:42Böyle kolaycılığa kaçıyor.
00:14:44Halbuki kolaycılık değil, kısalık ya da uzunluk değil.
00:14:49Çok kısa bir metin.
00:14:50Çok derin olabilir.
00:14:52Evet, kesinlikle öyledir.
00:14:53Hatta bu vesileyle söylüyorum, Osmanlı'nın sonu, Cumhuriyeti'nin ilk döneminde bir edebiyatçıya gazetede köşe yazısı yazmayı teklif ediliyor.
00:15:05Ona soruyorlar, soruyor yazar.
00:15:08Diyor ki, kısa mı istiyorsunuz, uzun mu istiyorsunuz yazıları?
00:15:11Fark etmez diyorlar, kısa ya da uzun olması önemli olan sizin yazmanız.
00:15:16O diyor ki, benim için fark eder.
00:15:19Nasıl diyorlar?
00:15:20Eğer diyor, uzun yazmamı istiyorsanız 5 lira vereceksiniz.
00:15:23Kısa yazmamı istiyorsanız 10 lira vereceksiniz.
00:15:26Tabii şaşkına dönüyorlar ya.
00:15:29Diyor ki, uzun aklıma geleni yazarım.
00:15:31Kısa, düşünerek, ince hesap yaparak ben bunu yazarım.
00:15:36Yani uzunu yazmak, oturup yazıp geç bilirsin ama onu özetleyebilmek, onu kısa cümlelerle daha şumullu hale getirebilmek zaman alıcı bir
00:15:47şeydir.
00:15:47Zaman alıcı.
00:15:48Ve bir tecrübedir.
00:15:49Yani ne kadar okuduğunuz, okuduğunuzu ne kadar sindirdiğiniz, sindirdiğinizi ne kadar ifade edebilme kabiliyetinizin olduğu.
00:15:58Bu da lisana vukufiyetlidir.
00:16:00Türkiye'de, Türkçe öldüğü için, Türkiye'de edebiyatçıların, akademisyenlerin, siyasetçilerin neredeyse tamamı Türkçe'yi bilmiyor.
00:16:13Evet.
00:16:13Tepeden tırnağa.
00:16:14Çok doğru.
00:16:15Siyasetçiler de daha.
00:16:17Siyasetçiler de zaten yok.
00:16:19Zaten yok.
00:16:20Akademisyenler de sıfır.
00:16:22Edebiyatçiler de kırıntısı var.
00:16:25Bazen beklemediğiniz birisinden bu şeyi görebiliyorsunuz.
00:16:29Yani Türkçe, Türkiye'de öldüğü için ve kelime sayısı dağarcığı çok düştüğü için, Agopça diyorum ben, bu yeni Türkçenin adı Agopça.
00:16:41Çünkü Agop, Dilaçar denilen haydutun yaptığı bir Türkçe bu.
00:16:46Ve bu Türkçe düşünce melekelerimizi kısırlaştıran, zihnimizi dumura uğratan, yüzlerce kelimenin yerine uyduruk bir kelimenin tercih edildiği, dolayısıyla da muhakememizi
00:17:00ortadan kaldıran.
00:17:01Mesela Cenab-ı Hak'tan niyaz edilir, kuldan temenni edilir.
00:17:06Dinleyin insanları, siyasetçileri, hocaları, vaaz edenleri.
00:17:10Allah'tan temenni ederim diyor.
00:17:11Allah'tan temenni edilmez.
00:17:12Allah'tan niyaz edilir.
00:17:14İşte psikoloji diyorsunuz.
00:17:17Psikolojin bozuk.
00:17:19Psikoloji kelimesinin karşılığında, latince bu kelimenin karşılığında bizim kullanabileceğimiz 20'den fazla halimizi anlatan kelime var.
00:17:28Hangisi, hangisini ifade ediyor?
00:17:33İşte o ifade edilen kelimelerden dahi haberdar olmayan bir adam yazı yazıyorsa, yazarlık olduğunu iddia ediyorsa, ben yazar olduğumu iddia
00:17:44edemiyorum.
00:17:45Yazdıkça bu iddiamdan uzaklaşıyorum.
00:17:49Yazdıkça, geçmiş metinlerime baktıkça iyice uzaklaşıyorum.
00:17:53Hatta en son geçen birisi Twitter'da DM'den bir şey yazmış.
00:17:56Ya sizin Türkçe hassasiyetinizi biliyorum ama şu metin göndermiş.
00:18:01Burada bu metninizde 3 tane uyduruk kelime var diye.
00:18:04Benim için ben de dedim ki özür diliyorum.
00:18:07Hakkını helal et.
00:18:08Geçmiş alışkanlıkları acelecilikten dolayı terk edemedim miyizden kaynaklanıyor.
00:18:15Daha fazla hassasiyet göstermem gerekiyor.
00:18:17Ama yakalanması da iyi orada.
00:18:19Yani sizin o hassasiyette olup onu hemen söyleyebilmesi de.
00:18:23Bu onun söylenmesi de toplumun hem sizi takip ettiğini hem de iddialarınızdaki zaaflarınızdan vurması da aslında terbiye edici bir şeydir.
00:18:36Bundan dolayı ulan bu kala sana ne demek edepsizliktir.
00:18:41Halbuki ben ona çok nazik, kibar bir şekilde ne kadar belki dinliyordur kim olduğunu da bilmiyorum şu anda.
00:18:47Bu arada Twitter'da duruyor.
00:18:50Yani özelimden yazmış.
00:18:53Ona birkaç cümleyle teşekkürümü arz ettim.
00:18:57Hakikaten çok kibar yazmış.
00:18:59O kibarlığından daha fazla bir kibarlıkla muamele etmemiz gerekiyordu.
00:19:05Bu bizi olgunlaştıran bir şey.
00:19:08Ama buna karşı da sana ne derseniz her şeyiniz yıkılır, harap olur, gider.
00:19:17Ama işte sizin orada terbiye edici olarak bakıyor olmanız da çok önemli.
00:19:23Yani siz hala oradan kendimi ne yapabilirim ya da kendi gelişimim için nasıl yol alabilirime bakıyorsunuz.
00:19:32Bu çok önemli.
00:19:34Ben yazarken önümde lügatler açık.
00:19:38Elimde bilmiyorum sayısını yanlış söylemiyorum ama onlarca diyeyim.
00:19:44Onlardan artık biraz uzaklaştım.
00:19:46Dijitalli kullanıyorum.
00:19:47Daha pratik oluyor zaman kazandırmak açısından.
00:19:51O lügatı açıyorum.
00:19:52Bakıyorum.
00:19:54Eyvah diyorum ya ben bu kelimeyi nasıl atladım diye.
00:19:59Hayıflanıyorum.
00:20:00O kelime o kadar içimize sindirilmiş ki okuduğumuz metinlerden dolayı.
00:20:06Şimdi şöyle okurum mesela.
00:20:07Kitap okurken bir kitap aldım elime okuyorum.
00:20:11Kitabın içerisinde yaşam kelimesi geçiyorsa ben hayat diye okuyorum.
00:20:17Mesela doğal diye bir kelime geçiyorsa orada ben onu tabiat diye okurum.
00:20:23Okurken artık böyle okuyorum.
00:20:24Zihnimi inşa etmek için yani kendimi hata etmekten ortadan kaldırmak için okurken bile kendimi o metnini düzelterek okuyorum.
00:20:34Müthiş bir şey ama bu.
00:20:36Bu yorucu bir şey ama.
00:20:37Yorucu bir şey.
00:20:38Fakat inşa edici bir şey.
00:20:40İnşa edici bir şey.
00:20:41Sizin beynim artık ben ona bir şey söylemeden o kelimenin düzgününü okuyarak gidiyor.
00:20:48Bu neyi kazandırıyor aslında?
00:20:50Bütün bu kadar cümleyi şunun için kurduk.
00:20:53Kısır Türkçe ile, kötü Türkçe ile, kötü ana dille bizim medeniyet inşa etmemiz, derdimizi anlatmamız, okuyucuya doğru şey sunmamız,
00:21:07orada bir inşa faaliyeti yapmamızın siyaseten de, iktisaden de, dinen de mümkün olmadığını,
00:21:13bugün ilahiyatçıların kullandığı Türkçeden Allah'a sığınıyorum.
00:21:17Yani bunu söylemek ne kadar ağır bir şey değil mi?
00:21:20İlahiyatçıların kürsüde kullandığı, yazdığı metinlerdeki, okunan hutbelerdeki dilden Allah'a sığınıyorum.
00:21:27O kadar çok kötü bir Türkçe kullanılıyor ki.
00:21:32Kim ne anlıyor?
00:21:33Ben bir şey anlamıyorum.
00:21:34O okunan hutbelerden, özellikle son bir seneki hutbelerden hiçbir şey anlamıyorum.
00:21:39Çünkü Türkçe, Allah'a gitmiş, yok.
00:21:43Yani bu kadar mısı olur, hatta bir vesile öyle söyleyeyim, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki konuşmaların 350 kelimeyi geçmediğine dair
00:21:52çalışmalar var.
00:21:53350 kelime.
00:21:55Bir İngiliz'in anaokuluna giden çocuk 1000 kelime kullanıyor.
00:21:59Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki yaşı 40 ile 80 arasındaki adamların kullandığı kelime 360, 400'de, 500'de.
00:22:06Yani bu kadar sığ bir Türkçe ile biz hiçbir şey inşa edemeyiz.
00:22:10Ödemeyiz.
00:22:10Herkesin oturup şu Türkçe evi çözmesi lazım.
00:22:13Doğru söylüyorsunuz.
00:22:15Peki şimdi hemen dünyayı insansızlaştırma savaşlarına geçeceğiz ama şu anlattığınız 18 yaşındaki kızın hikayesinden bir şu soruyu soracağım.
00:22:26Bir de oraya geçelim.
00:22:28Yeni nesilden bir şey olmaz laflarımız var ya bizim.
00:22:32İşte bitti artık işte bunlar sosyal medya 15 saniye kaydıran gençlik işte hani orada sakallı amcanın önce kendine bakıyor olması
00:22:43gerekirken biz hemen biliyorsunuz gençleri taşlarız.
00:22:46Hemen bir suç bulacak birilerini buluruz.
00:22:49Nasıl değerlendiriyorsunuz yeni nesli?
00:22:52Eğer bir suç varsa, eğer bir müeyde uygulanacaksa bu müeyde devleti ve ebeveynine uygulanması lazım.
00:22:58Bu çocukların hiçbirinin suçu yok.
00:23:00Doğru.
00:23:01Hiçbirinin en haylazından en uysalına kadar işledikleri en küçük ya da en büyük kabahatte kesinlikle devlet ve ebeveyn suçludur.
00:23:14Devlet derken devletin içindeki mekanizmayı oluşturan diyanetinden, cumhurbaşkanlığından, milli eğitiminden bütün unsurları kastederek söylüyorum.
00:23:25Bu çocukların, biz onlara doğru örnek olduk mu ki bu çocuklardan bir şey bekliyoruz?
00:23:31Hayır.
00:23:32Bu çocukların önünde sigara içiyorsun, çocuğa sigara içme diyorsun.
00:23:35Bu çocuğun önünde elini, telefonu bırakmıyorsun, o çocuğa telefonu bırak diyorsun.
00:23:39O çocuğa doğru bir lisan kullanmıyorsun, doğru lisanla konuş diyorsun.
00:23:43O çocuğa yanında kötü işler yapıyorsun, ondan sonra o çocuktan bunu bekliyorsun.
00:23:49Ve çocuğumuzla ilgilenmediğimiz bir dönemden geçiyoruz.
00:23:54Çocuğu terbiye edin, sizin çocuğunuza doğru yol gösteren adama tepki koyan bir toplum haline geldik.
00:24:00Dolayısıyla benim en ümit var olduğum grup, 25 yaş altı gruptur.
00:24:06En ümit var olduğum grup.
00:24:08Yani 30'un üstü benim hiç muhatabım değil.
00:24:13Çünkü bunlar davranışlarının yanlışlarını bile doğru olarak gördükleri için,
00:24:17bunlar düzeltmemiz mümkün değil.
00:24:19Bunlarla uğraş zaman kaybetmenin de bir manası yok.
00:24:21Bizim ne yapacaksak bu gençlere yapmamız lazım.
00:24:25Hiçbir zaman, hayatımın hiçbir zamanında, hiçbir yerde ben gençlerden ümitsiz olmadım.
00:24:30Olmaktan da Allah'a sığınırım.
00:24:32Çünkü bu çocukları hepimizden daha becerikliler, hepimizden daha ahlaklılar, hepimizden daha gayrekliler.
00:24:41Kötüler daha çok vitrine çıkarılıyor olmuş olması, gençliğin ahlaksız, kötü, yanlışta olduğu manasına gelmez.
00:24:48Kesinlikle bu ülkenin ümit var olmamız gereken ana omurgası çocuklardır, gençlerdir.
00:24:55Yani çocuk ifadesi daha şeydir ama, Türkçe'de de çocuk kötü bir kelimedir, eski Türkçe'de.
00:25:02Eski Türkçe'de duymayanlar da vesileyle söyleyelim.
00:25:05Cumhuriyet devründe çocuk kelimesi kullanılmaya başlandı.
00:25:08Birileri büyük küçük herkese çocuk diyordu.
00:25:10Çocuk domuz yavrusu demek eski Türkçe'de.
00:25:13Biz evlat diyorduk, başka kelimeler kullanıyorduk.
00:25:17Ama artık Türkçe'de mana değişikliğine uğradığı için, yani artık kötü manadan çıkıp toplumun içerisinde başka bir manaya evrildiği için,
00:25:27oradan artık kullanılabilir ama eski Türkçe'deki manası domuz yavrusu demek.
00:25:33Bu lügatleri açarsanız orada yazar zaten bu.
00:25:36Ama bizim bu çocuklara, bu gençlere, bu yollara daha fazla gayret, daha güzel örnek, daha iyi çaba.
00:25:43Şimdi 50 yaşındaki birisi gelip bizim kitabımızdan, bir metnimizden faydalandığını söylemesi elbette mutlu eder.
00:25:51Tabii ki.
00:25:51Ama 20 yaşındaki, 25 yaşındaki bir gencin söylemesi çok daha fazla mutlu eder.
00:25:57Kesinlikle öyle.
00:25:58Şimdi, konu başlığımız çok güzel ve dikkat çekici dedik.
00:26:04İnsansızlaştırma savaşı neyle başlıyor?
00:26:07Ki başladı.
00:26:08Pandemiden aslında biz orada bir darbeyi yedik ve o süreç içerisinde zaten aile bağları koptu, misafirlikler.
00:26:18Aman bana gelme, kapımı açma, pencereden bakma gibi bütün dünyayı tek tipleştiren bir süreç zaten yaşıyorduk.
00:26:28Sizin için bu insansızlaştırma savaşı ne zaman başladı ve ne?
00:26:34Dünyayı insansızlaştırma savaşı Hazreti Adem yaratıldığı gün başladı.
00:26:38Çünkü iblis Allah'a iman eden, ahirete iman eden, hesaba iman eden bir varlıktır.
00:26:47Yani imanın esaslarına yönelik iblisin bir inkarı söz konusu değil.
00:26:51İblis kibri yüzünden ve kendisinden daha üstün bir varlığa itiraz etti.
00:26:56İnsan, Cenab-ı Hakk'ın yarattığı varlıkların en tekamül etmişi, en muhteremi ve en üstünü.
00:27:05Yani bu üstün varlığın menfaati her türlü varlığın menfaatinin üstündedir.
00:27:14Bu sebepledir ki Adem Aleyhisselam'ın ile Hava Validemizin Müzdelife'de kıyılan nikahı şeytanın, iblisin en çok rahatsız olduğu, dünyada en
00:27:27çok mutsuz olduğu gün olarak kabul edilir.
00:27:29İki gencin nikahının kıyıldığı gün, iblisin en çok rahatsız olduğu andır.
00:27:36Yani insan nesilinin çoğalması, insanın artmış olması iblisi en çok rahatsız eden şeydir.
00:27:43Onu ifsat etmek için de daha çok çay sarf edecek.
00:27:45Üç kişiyle uğraşmak yerine, sekiz milyarla uğraşmak aynı şey değil.
00:27:49Dolayısıyla insanın çoğalması en çok rahatsız.
00:27:52İblis şöyle bir varlık değil, sanal, görmediğimiz bir varlık değil.
00:27:57İblis inşan şekline gelip bizimle konuşabilir, bizimle bir masaya oturabilir, bizi bir kılavuzluk, rehberlik, hocalık yapabilir bize.
00:28:07Böyle bir varlıktır.
00:28:08Yani bu tasavvuru asla hiç kimse aklından çıkartmasın.
00:28:11Bir masanın etrafında bir insanın kılığına girip orada herkesi terbiye edebilecek bir mürebbi kılığına girebilme hasleti olan bir şeydir.
00:28:23O imkan ona lütfedilmiş.
00:28:25Şimdi bu varlık ilk günden bu yana insan, bakın Firavun Hazreti Musa döneminde, Aleyhisselam döneminde erkekleri ortadan kaldırmaya çalışıyordu.
00:28:37Şimdi aynı uygulama tarihi çeşitli dönemlerinde var ama modern döneme yansıyan, modern dönem denilen günümüze yansıyan ilk büyük faaliyetler 1815
00:28:49'li yıllarda İngiltere'de yeni iktisatçılar denilen Darwin'in yeğeninin öncülük ettiği Yahudi bir tayfa tarafından İngiltere'de başlatıldı.
00:29:00Bu tayfa bir süre sonra Amerika'ya taşındı, Amerika'yı ifsad etmeye başladı.
00:29:08Amerika yeni kurulmuş bir devlet, Yahudilerin etkin olduğu bir yapı, tıpkı İngiltere gibi.
00:29:15O yeni kurulmuş devlette bir faaliyet var ama Amerika anayasasında doğum kontrolü, kürtaj vs. gibi aile ve ahlaka mugayir her
00:29:27türlü faaliyet yasaktır.
00:29:29Ne zamana kadar? 1955'e kadar.
00:29:321955'e gelen dönemde, 1900'lerin başında, 1915 olması lazım, Rockefeller Vakfı Nüfus Konseyi diye bir konsey kurdu.
00:29:44Yine İngiltere'de başlayan, daha çok hemşirelerin örgütlendiği, örgütletildiği yapılar, insan nüfusunu azaltmaya yönelik faaliyetler yaptılar.
00:29:55Bunların, bu yeni iktisatçıların üç tane şeyi vardı insanı azaltmak için.
00:30:01Bir, doğurgan kadınları öldürmek.
00:30:03Hastanelerde ya da başka imkan bulunan yerlerde bu kadından çoğu öldürüldü.
00:30:07İki, engelli, ruhi ya da bedeni rahatsızlığı olan insanların üretken olmadıkları ve bunların sadece yiyici oldukları,
00:30:20dolayısıyla öldürülmesi fikrini savundular ve bunun için de bu insanları çeşitli şekilde derde katlettiler.
00:30:31Üçüncü grupta yaşlı, artık üretimden çekilmiş, bugünkü tam emekli demeyelim ama artık sadece yiyip içen onlara göre varlık haline geldiklerinde,
00:30:45bunlar da tehlike olarak, bunlar tüketici, bizim tüketiciye ihtiyacımız yok deyip öldürülmelerini istediler,
00:30:55fırsat bulduklarında da bunu hastayken ya da başka usullerde öldürdüler.
00:30:59Bunun için dernekler kurdular, hemşireleri özellikle örgütlediler o geçmişte ve 1950'lere geldiğinde dünyada bir kısırlaştırma faaliyeti başladı.
00:31:14Bunu endüstriyle, gıda ile, ilaçla, aşıyla yapmaya başladılar ve feminizmle, aile düzenine hedef aldılar,
00:31:27toplum ahlakını hedef aldılar, gençleri, eskiden kadınlar daha az çalışır, erkekler daha çok çalışırdı.
00:31:35Buradan şu anlaşılmamalı, kadınlar çalışmamalı.
00:31:38Hayır, İslam'ın böyle bir yasağı, nehi olmadığı müddetçe biz kimse çalışmasın deme hakkına sahip değiliz.
00:31:43Bizim referansımız İslam.
00:31:44Ama bunlar kadını her alana sokarak, kadının güç yetiremediği ya da yapmaması gerektiği alanlara da sokarak orada bir ifsat başlattılar
00:31:55ve şunu yaptılar.
00:31:57Erkek 100 lira alıp evini geçindirirken, kadına 50, erkeğe 50 ya da kadına daha az ücret verdiler.
00:32:06İşte kadına 30, erkeğe 50, 80'e çektiler.
00:32:09İki kişi çalıştı, bir aileyi geçindiremez hali geldi.
00:32:13Ve 1955'e geldiğimizde Türkiye'de Milliyet Gazetesi'nin, Karacanların Milliyeti,
00:32:19nüfusun kontrol altına alınması gerektiği yönünde Amerikan telkinleriyle yayınlar yapmaya başladı.
00:32:26Dönemin İstanbul müftüsü buna itiraz ettiği için taşladılar.
00:32:32Fiziken taşlamadan söz etmiyorum, onunla ilgili yayınlar yaptılar.
00:32:37Ve 1963'e geldiğinde Türkiye'de ilk nüfus kanunu çıkarıldı, İnönü döneminde.
00:32:44Sonra Demirel'in iktidarı.
00:32:47Demirel'in iktidarında Rockefeller Vakfı, dönemin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayengil, ki Demirel'i idare eden odur.
00:32:57İhsan Sabri Çağlayengil bir Yahudi ve Mason.
00:32:59İhsan Sabri Çağlayengil üzerinden ve Amerika'daki Büyükelçiliğimiz üzerinden gönderilip getirilen Rockefeller mektuplarıyla Türkiye şekillendirildi.
00:33:10Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye'de bekarlık vergisi getirildi.
00:33:14Evlenmeyenlere, belirli yaşa gelip de evlenmeyenlere vergi vardı.
00:33:18Angarya vardı.
00:33:19Angarya'dan muaf tutuldu.
00:33:20Teşvikler yapıldı nüfusu artırmak için.
00:33:22Cumhuriyet ilk döneminde, özellikle 1960'lara kadar Türkiye nüfusu teşvik etti.
00:33:29Ve 1970'lerde 18 yaşın altı nesil, yani insan gençlerin sayısı %48'i geçmişti.
00:33:39Yani nüfustan iki kişiden biri 18 yaşın altındaydı.
00:33:44Bugün bu %20'ye düştü.
00:33:47O zaman yaşlı denilecek nüfus %3-5 iken bugün %15'e çıktı.
00:33:54Yani 65 yaşın üstü grup.
00:33:56Şimdi eskiden evlilik yaşı kabaca 18-20 bandındayken, bugün kadınlarda evlilik yaşı 28'in üstüne çıktı, erkeklerde 32'nin üstüne
00:34:07çıktı.
00:34:07Şimdi doğurganlık 14-30 yaş, 28 yaş aralığında en verimli dönemdir.
00:34:17Şimdi siz en verimli dönemde çocukları 4 artı 4 artı 4 artı 4, yok öncesinde iki anaokulu, sonradan yüksek lisans
00:34:27doktora falan filan diye hayatın içinden uzaklaştırıp başka bir dünyaya sevk ettiğiniz zaman aile düzeniniz gider.
00:34:38Şimdi Türkiye'nin 2000 yılındaki doğurganlığı 2.6'dan bugün 1.4'ün altına düştü.
00:34:472.5 sınırdır.
00:34:502.5'in altına gittiniz mi nüfusunuz çöker.
00:34:53Şimdi Fransa 1.7, Amerika 1.75, İskandinav ülkelerinde 1.7-1.8, Müslüman Türkiye'de dünyaya adalet dağıtması gereken veya
00:35:12tarihi böyle olan ve yeniden bu misyona doğru yürüyen Türkiye'de nüfus krizi var.
00:35:18Bakın çok büyük bir tehlike.
00:35:21Türkiye'nin iktisadi tehlikelerini aşabilir, siyasi tehlikelerini aşabilir, başka tehlikelerini aşabilir ama nüfusu bugün hadi her şeyi yoluna koyduk dediğinizde
00:35:3425 yılda %1.4'den %2'ye anca çıkarırsınız.
00:35:41Yani minimum 25 yılda.
00:35:45Fakat daha vahimi şu, devletin politikaları 2010'dan sonra tersine bir başbakan, o dönemin başbakan Tayyip Erdoğan tarafından tersine bir söylem
00:35:58geliştirildi.
00:35:59Fakat devlet daha hala Türkiye'deki nüfus tehlikesini fark edebilmiş değil.
00:36:06Siyasetçiler, bürokratlar bunu fark edebilmiş değil ya da fark ettilerse bile umurlarında değil hala.
00:36:12Yani bir kadına doğurdu bir çocuk için 1500 lira, 5000 lira.
00:36:17Ya dalga mı geçiyorsunuz siz 1500 lira için?
00:36:20Çocuk mu doğrulur?
00:36:21Eğer madde para için yapacak birisi düşünüyorsanız, para için yapacak.
00:36:25Ya çocuğum bir haftalık bez parasına siz nasıl böyle bir hata edersiniz?
00:36:31Kaldı ki bu iş para meselesi değil.
00:36:32Nedir mesela?
00:36:34Eğer para meselesi olsaydı Güney Kore 10 yıl nüfusu artırmak için 115 milyar dolar para harcadı.
00:36:43Nüfus düştü.
00:36:45Demek ki para değil.
00:36:46Parayla değil.
00:36:47Çünkü yaş ilerlerse, evlilik yaşı ilerlerse o evliliğin sürme düzeyi düşer.
00:36:55Boşanmaları görüyoruz.
00:36:57İki, yani kadın erkek arasındaki ünsiyet zayıflar.
00:37:00Herkes ben merkezli hale gelir.
00:37:04Çocuk yapmanın da bir yaş sınırı var.
00:37:06Evet.
00:37:07Zaten menopoz yaşı beslenmelerden kaynaklı, başka unsurlardan kaynaklı olarak şu anda 30'larda.
00:37:14Menopoz yaşınız, evlenme yaşınıza gelmişse siz yırtınsanız da çocuk yapamazsınız.
00:37:22Kaldı ki dar kıyafet modası, gıdalardaki katkı maddeleri, teknolojideki wifi, bluetooth yaygınlığı, ondan sonra su, gıdalardaki pestisit ağır metaller, gıdaların
00:37:40aşırı derecede işlenmiş olması,
00:37:41kısır, hibrit tohumlar, bütün bunlar üst üste koyduğunuz zaman ne erkeğin ne kızın çocuk yapma kabiliyeti ortadan kalmaz.
00:37:51Ve Türkiye'de şu anda yeni evli iki çiften biri çocuk yapma kabiliyetine sahip değil.
00:37:58Yeni evli iki çiften birinin çocuk.
00:38:01Şimdi gelseniz çocuk yapma kabiliyeti olmayan birisine bir milyar dolar verseniz mümkün mü?
00:38:07Mümkün değil.
00:38:08O zaman bir nüfus bir ülkenin geleceğidir.
00:38:11En büyük silahıdır.
00:38:14Nüfus, nüfuzdur.
00:38:16Nüfusunuz yoksa, Suudi Arabistan, Türkiye'nin dört katı toprağı var, otuz milyon nüfusu var, ülkeye sahip çıkamıyorsunuz.
00:38:23Kazakistan, Türkiye'nin on katı toprağı var, on katı yok da yedi, sekiz katı var herhalde.
00:38:28Yirmi küsur milyon toprağın nüfusunuz var.
00:38:31Almanya, Türkiye'nin yarısından daha az toprağı var, Türkiye'ye kadar nüfusu var.
00:38:37Şimdi Amerika'yı, Amerika'ya yapan şey nüfustur.
00:38:41Üç yüz elli milyon, üç yüz etmiş milyon dolayında nüfusu var.
00:38:44Çin'i, Çin yapan şey nüfustur.
00:38:47Bir nokta dört milyar nüfusu var.
00:38:49Hindistan şu anda yeni Çin olmaya evriliyor.
00:38:53Çin'i, şey Hindistan'ı, geleceğin Çin'i yapacak olan unsur nüfusudur.
00:38:59Japonya'yı, Japonya'yı yapan şey, tabii ki başka unsurlar da var ama ana unsur, nüfusunuz yoksa bütün unsurları ortaya
00:39:07koysanız bunu başaramazsınız.
00:39:10Türkiye'nin, insanların işte nasıl besleyeceğiz diye bir şüpheye düştüğü bir ülke olmasından dolayı hicap duyuyorum.
00:39:18Neden? Çünkü sizi ne aldığınız maaş, ne ailenizin yapısı sizi besler.
00:39:28Sizi razak olan Allah besler, bizi de.
00:39:30Şimdi biz razakın Allah olduğuna inanırsak, yani kamuda çalışan razakı devlet, özel sektörde çalışan razakı patron olarak gördüğünde orada bereketsizlik
00:39:44başlar.
00:39:44Razak olan Allah'tır, ondan başka kimse kimseyi rızıklandıramaz.
00:39:49Cenab-ı Hak yarattığı her varlığın rızkına kefil olduğunu söylüyor ve siz de para yüzünden çocuk yapmıyorsanız siz Allah'a
00:39:56itimat etmiyorsunuz.
00:39:57Bu bir şirktir.
00:39:59Ama işte bunu yeni nesile nasıl anlatacağız?
00:40:02Şimdi siz dediniz ki para değil, evet.
00:40:04Devletin verdiği işte o bir buçuk lira ya da iki lirayla çözülecek bir mesele de değildir.
00:40:09O zaman eğitim mi?
00:40:11Hayır.
00:40:12Eğitim, tabii eğitimsizlik daha başarılı bir şeydir.
00:40:16Şimdi mesela şöyle düşünün.
00:40:18Benim dedemin altı yedi çocuğu vardı.
00:40:21Babamın beş çocuğu var.
00:40:23Onun çocuklarına ikişer çocuğu var.
00:40:24Halbuki, bakın benim dedem kıtlık zamanında yaşıyordu.
00:40:29Evet.
00:40:30Babam yokluk zamanında yaşıyordu.
00:40:32Biz varlık zamanında yaşıyoruz.
00:40:33Evet.
00:40:34Bakın kıtlıkta bu çocuklar, sekiz, dokuz, on çocuk yapanlar varlıkta neden bir ikiye çocuğa düştüler?
00:40:44Bakın bu çok mühim bir sualdir.
00:40:46Varlık, kıtlık, yani bir un buluyorsa şükrediyor halime.
00:40:53Bir çuval un için iki amcam yaklaşık 50-60-70 kilometre uzağa gidip iki ay çalışıp ailenin, çünkü büyük aile,
00:41:05babam o zaman daha çocuk, iki amcam bir çuval un için iki ay iki tane koca adam çalışıp getirip aileye
00:41:17un getiriyorlar.
00:41:17Şimdi böyle bir dönemde herkesin yedi, sekiz çocuğu varken, rızık endişesi çekmezken ne oldu bize de rızık endişesi çeker hale
00:41:27geldik?
00:41:28Şimdi köyde yaşayan bir adamın çocuğunu beslemek için bir endişesi olmaz.
00:41:36Şehre geldiğinizde asgari ücrete, yani bugünün parasıyla 28 bin liraya geldiğinizde ev kiranızda 20 bin liraysa hep elinizde kağıt kalem,
00:41:47aklınızda kağıt kalem yoksa bile aklınızda ayın sonu gelir.
00:41:51Halbuki Türkiye 25 yıl önce kır nüfusu yüzde 40'tı.
00:41:56Bugün kır nüfusu yüzde 7, yani köylerde yaşayan yüzde 7.
00:42:00Bu yüzde 7'de de yaşlı, üretimi oradan aldınız, nesli de çektiniz buraya, herkesi asgari ücrete köle yaptınız.
00:42:08Bütün dünyada sistem bunun üzerine kurulu.
00:42:11Halbuki biz köyde üretebilecek adamı köyde tutsaydık, asgari ücret bugün yüz bin lira olacaktı.
00:42:17Yüz bin lira olacaktı.
00:42:18Herkes gül gibi geçinecekti, o da oradan gül gibi geçinecek, bu da buradan gül gibi geçinecek.
00:42:23Biz işçi hale ver hale gelecektik.
00:42:26Şimdi ne yapıyoruz?
00:42:27İşsizlik yüzde 8, 9, 10, 11.
00:42:31Bunu siz tarımda istihdam etseydiniz, kendi kendine yetebilir hale getirseydiniz,
00:42:36işsizlik diye hiç olmasa böyle bir derdiniz olmayacaktı.
00:42:39Bir bütünlüklü politika belirlemediğiniz zaman ülkenizin geleceğini heba edersiniz.
00:42:46Gelecek nüfus.
00:42:48Şu an Türkiye'de mesela Tayyip Bey bir, üç çocuk diye konuştuğunda, konuşmaya başladığında,
00:42:57lütfen arşivlere baksınlar, yanılıyor, üç çocuk bu ülkeyi kurtarmaz.
00:43:02Beş çocuk diyordum, Tayyip Bey şimdi beş çocuk diyor.
00:43:05Yanılıyor, tekrar söylüyorum, beş çocuk bu ülkeyi kurtarmaz şu anda.
00:43:08Çöktük çünkü.
00:43:10Bakın çöktük.
00:43:11Ben devleti idare ediyor olsam, beş çocuklu bir anne görsem, ona bir ev, bir araba veririm.
00:43:18Kaç liraya geçinebilir birisi?
00:43:20100 bin lira mı?
00:43:20100 bin lirada maaş veriyorum.
00:43:23Çünkü bir fabrika kuran adamdan çok daha fazla memleketin geleceğine hizmet etmiştir.
00:43:29O kadın kahramandır.
00:43:32Kazakistan'da 7 çocuk annesine devlet ve iş adamları servet yağdırdı yeni.
00:43:37Yani bir ay içerisinde.
00:43:39Büyük paralar verdiler.
00:43:41Macaristan'da bugün hala üç çocuğu garanti eden yeni evli çifte 33 bin euro para veriliyor.
00:43:49Şimdi biz şunu yapmak zorundayız.
00:43:51Yeni neslin bu kadar okuldu, yani 25 yaşına kadar, 30 yaşına kadar okulda bu çocukları tutarsanız,
00:43:59zaten o çocuklar evlenmesinin önüne engel olarak koyuyorsunuz.
00:44:02O zaman herkes yapacağın bir şey, ilkokulu 4 yılda, 5 yılda tutacaksınız.
00:44:07Ondan sonrasını köyde babasıyla tarım ve hayvancılık yapan birisine 3 yıl sonra, 2 yıl sonra orta kül diploması vereceksiniz.
00:44:165 yıl sonra lise diploması vereceksiniz.
00:44:20Yeter ki orada kalsın.
00:44:22Destekleyeceksin.
00:44:23Evet, şimdi bunu bütünlüklü bir politika haline getiremediğiniz zaman ve evlilik yaşını 16'ya düşürmesi lazım Türkiye'nin.
00:44:3118'den 16'ya düşürmesin.
00:44:32Amerika'da 16, İngiltere'de 16.
00:44:35Biz onlardan daha mı akıllıyız, daha mı uyanığız?
00:44:38Ama Amerika'da bazı eyaletlerde 14.
00:44:41Ha bu 14 yaşında evlensin, 16 yaşında evlensin manasında değil.
00:44:44Değil.
00:44:45Bazen tekamül 16 yaşında olur, bazen 14 yaşında, bazen 25 yaşında olur.
00:44:52Ergenlikle kişinin rüştü farklı şeyler.
00:44:55Bambaşka değil mi?
00:44:56Evet, dini mükellefiyet başlar ama dünyevi mükellefiyet başlamayabilir.
00:45:01Şimdi siz bugün 18 yaşından altında evlendi, çocuk çocuk sahibi oldu diye 10 bin kadar insan hapsi de tutuyoruz değil
00:45:09mi şu anda?
00:45:10Bu nüfusa ihanettir.
00:45:11Bu insanları, genç kızları, kadınları, çocukları sokağa bırakıyorsunuz, evin direğini içeri tıkıyorsunuz.
00:45:24Şimdi gençlere nasıl örnek olacaksınız?
00:45:26Gençler önünü açarak örnek olacaksınız.
00:45:28Gençlere masihatte bulunarak, onları erken evlendirerek, erken evlendirmediğiniz zaman gayrimeşru hayat artar.
00:45:35Zaten 20'li yaşlar, insanların her türlü hayatının enerjik olduğu bir dönemde siz onların ihtiyaçlarını karşılamazsanız o da gayrimeşruya yönelir.
00:45:47O zaman devlet olarak, aile olarak, millet olarak, cemaatler olarak, yani kimse bu yapılar, bunlar bunu teşvik etmesi lazım.
00:45:58Evlenmeyi güçleştiren bir nesil ortaya çıktı.
00:46:02Eskiden çok basit bir şekilde evlenilirken, bugün bir aile galiba bir buçuk iki milyondan aşağıya evlilik yapamıyor.
00:46:14Kadınların işi gücü zorlaştırmak.
00:46:17Gösteriş.
00:46:18Evet.
00:46:19Şimdi masraf, masraf, masraf.
00:46:21Ki zulmettiğiniz şey sizin evladınız.
00:46:24Evet.
00:46:24Ödemesini zorlaştırdığınız sizin, sizin dünürünüz.
00:46:27Artık ilelebet beraber eşeceğiz.
00:46:29Halbuki bu çocukları bir evlendirelim de eksikler ağır olur.
00:46:32Ben evlendiğimde televizyonum yoktu, buzdolabım yoktu, çamaşır makinem yoktu, koltuğum yoktu.
00:46:38Bundan hiçbiri yoktu.
00:46:40Hiçbiri yoktu.
00:46:41Peki, şu anda bunların hepsi var mı?
00:46:44Kaç kere değiştirmişiz?
00:46:45Hepsi var.
00:46:47Bir iki yıl içerisinde bunların hepsi de oldu.
00:46:49Fakat yeni anne babalar, kusura bakmasınlar, aşırı derecede görgüsüzler, aşırı derecede o ne diyor bu ne diyor baskınlar ve çocuklarının
00:47:03evlenmelerinden rahatsız oluyorlar.
00:47:06Halbuki eskiden evlenir, ona örnek olur, onunla beraber yaşar, bütün bunlar ortadan kaldırıldı.
00:47:15Çocuk da olmuyor.
00:47:16Şimdi sizin çocuk yapamıyorsunuz.
00:47:18Yani fiziken buna imkanınız yok.
00:47:21Yaştan dolayı yapamıyorsunuz, toplum baskılarından dolayı yapamıyorsunuz, çevre baskısından dolayı yapamıyorsunuz, devletin size dayattığı mekanizmadan dolayı yapamıyorsunuz.
00:47:33Sonra da diyorsunuz ki, bizim nüfusumuz niye düşüyor?
00:47:36Bunun nüfusun niye düştüğünden müşteki olanlar faillerdir.
00:47:41Yani devlet, siyaset, bürokrasi, dini çevreler ve merkezinde de aile.
00:47:50Ve biz önümüzdeki 5 yıl sonra şu anki okulların yarısı çöp olacak.
00:47:58Çöp olacak doğru.
00:47:59O yüzden eğitim dedin işte.
00:48:01Ben Konya Matip Lisesi'ni bitirdiğimde sınıfımız 73 kişi mezun olmuşuz aynı sınıftan.
00:48:0573 kişi.
00:48:06İlk okulu bitirdiğimde 53 kişi.
00:48:07Dün sordum, zaten çevreden biliyoruz, 15 kişi, 20 kişiyi geçmiyormuş sınıflar.
00:48:15Yakında 5 kişiye, çok yakında da öğretmen başına bir tane çocuk düşecek.
00:48:20Peki, yani öğretmen başına bir tane dediğiniz zaman, bir tane de düşmeyecek.
00:48:27Şu anda herhalde 1 milyon daha fazla öğretmenimiz var.
00:48:30Şu anda zaten doğan çocuk sayısı 900 binin altında.
00:48:36Daha vahimde şu, Türkiye'de her doğan çocuk kadar çocuk öldürülüyor.
00:48:44Kürtajla.
00:48:45Evet.
00:48:47Kürtajla.
00:48:47Türkiye'nin tıbbi bir mecburiyet olmadan, yani annenin hayatı, bir iki doktorun değil,
00:48:564-5-6 doktorun, büyük bir heyetin kararı, o kararı da bir üst organ tarafından onaylanmadığı müddetçe,
00:49:06kürtajın kesinlikle ve kesinlikle birinci günden sonuncu güne kadar yasaklanması gerekiyor.
00:49:12Türkiye'de girin internete, güvenli kürtaj diye siteler var.
00:49:17Doktorlar, muayenehanelerinde kürtaj yapıyorlar kayda almadan.
00:49:22Bu yüzden Türkiye'nin nüfusu, yani insanı yok etmekten söyledik, şeytani faaliyetleridir bütün bunlar.
00:49:29Kim yaparsa yapsın, kim bu tuzağa düşerse düşsün.
00:49:32Evet, devlet bunun için bir politik değişikliğe gitti, düzeltmeye çalışıyor.
00:49:36Düzeltmeye çalıştıkça düşüyor bakın dikkat edin rakamlara.
00:49:39Düzeltmeye çalıştıkça 0-2, 0-3, 0-4 puan düşüyor.
00:49:43Demek ki düzeltme usullerinde de hata var.
00:49:46Hata var, orada bir düzeltme yaşanması lazım.
00:49:49Bir reklam arası vereceğiz ama Ferda Hanımcığım'a selamlar gönderelim.
00:49:54Ferda Güner'i'yi çok da severim.
00:49:56Muhabbeti de benim için önemlidir.
00:49:58Değerli yazarımız Kemal Özer Beyefendi'yi programımızda konuk etmeniz çok isabetli olmuş.
00:50:03Kendisi ihlas ve imanla kaleme aldığı akılcı ve ufuk açıcı eserleriyle dikkat çeken,
00:50:08geleceği öngörebilen, basiret sahibi, kıymetli bir yazarımızdır.
00:50:13Değerli eşi ve editörü Nesrin Hanımefendi ile birlikte eserlerini büyük bir emek ve özenle okurlarıyla buluşturuyor.
00:50:20Devamını dileriz.
00:50:21Selam ve muhabbetler yollamış size de.
00:50:23Biz de yolluyoruz.
00:50:26Ferda Hanımcığım çok teşekkür ediyoruz.
00:50:28Orada olmanız bizim için de çok değerli.
00:50:30Kısa bir ara devam edeceğiz.
00:50:42Efendim devam ediyoruz.
00:50:44Yeni gelenler hoş geldiniz.
00:50:46Bugün gazeteci yazar Kemal Özer ile birlikte önemli konuları konuşuyoruz.
00:50:51Biraz 13. Konya Kitap günlerinden bahsettik.
00:50:54Yazarların okurlarıyla buluştuğu çok önemli bir organizasyon.
00:50:5816-25 Ekim tarihleri arasında Selçuklu Kongre Merkezi'nde yeniden hatırlatmış olalım.
00:51:04Onun dışında da aslında bizim için dünyayı ve özelinde Türkiye'yi çok fazla ilgilendiren nüfus sorunundan bahsediyoruz.
00:51:15Nüfusun çok önemli olduğundan, ailenin yok olmaması gerektiğinden.
00:51:21Hani hep diyoruz ya aile en büyük kalemiz diye.
00:51:23Gerçekten de öyle.
00:51:25Acılarımız, sevinçlerimiz, hüzünlerimiz, paylaşabileceğimiz en güzel, en büyük sığınağımız aileden bahsediyoruz.
00:51:32Ama şimdi yeni nesil tek başına yaşayıp tek başına ölmeyi,
00:51:38hatta bazen sokaklarda kalarak ölmeyi ya da bir huzur evi köşelerinde ölmeyi bu hikayeleri duydukça
00:51:46ben bazen diyorum ki ya biz Anadolu irfanıyız, Anadolu insanıyız.
00:51:52Hiçbir zaman anne babamızı öteleyebilen bir köşede onların gözündeki yaşı bile görmeye dayanamayan insanlardık.
00:51:59Ne haldeyiz diye düşünüyorum Kemal Bey'e anlatırken.
00:52:03Öyle değil mi Kemal Bey?
00:52:04Yani anne baba, ben hep öyle derdim babaannem ve anneannem için.
00:52:08Köşede oturun, tesbihinize girerken çıkarken dua edin.
00:52:12Bizim için yeter.
00:52:14Dua makinesi onlar çünkü.
00:52:16Yani ne olacak yeni nesil?
00:52:19Yalnız mı ölecek?
00:52:20Sokaklarda evsiz mi kalacak?
00:52:22Bu da var sorunun içerisinde.
00:52:25Keskisiz var ve hem de çok büyük bir dert olarak var.
00:52:30Fakat bunun müsebbibi yine ebeveyn.
00:52:34Ebeveyn eğer bir mutlu aile ortamı oluşturabiliyor, örneklik teşkil edebiliyor.
00:52:41Yani çocuğuna kitap oku diyorsunuz ama siz hiç elinizi açmıyorsunuz.
00:52:45Söylediğinizde Kur'an oku diyorsunuz.
00:52:47Siz hiç Kur'an-ı Kerim açmıyorsunuz.
00:52:50Siz bir kitap alıp çocuklarınızda hadi bir 5 dakikalık da olsa, 10 dakikalık, 15 dakikalık da olsa bir şey okuyalım
00:52:57da çocuklar beraber tartışalım, beraber müzakere edelim.
00:53:00Bakın bu 3 yaşında bir bebe de olabilir, 20 yaşında bir delikanlı da olabilir.
00:53:07Bunlarla örneklik teşkil edecek davranışlar ortaya koyamıyorsanız çocuklara asla kimse kabahat bulamıyor.
00:53:15Siz eğer gündüz kuşağı programlarını sizin yaptığınız gibi nitelikli şeyler yapmak yerine o onu nasıl aldattı, o öbürü bilmem ne
00:53:24yaptı, o nasıl cinayet işledi diye İstanbul medyası bunu bu şekilde yapıp anne baba da bunu izliyor ise,
00:53:34çocuk da bunu mecbur kalıp orada izliyorsa, bu aile düzenini tahrip ediyorsa, o televizyonun yayınını yapan, o televizyonun yapılmasına müsaade
00:53:43eden, onu izleyen herkes aynı suçun ortağıdır.
00:53:49Evet.
00:53:49Ve burada en masum olan gençliktir.
00:53:55Bunları yalnızlığa iten şey onları anlayamama, idrak edememe, çağın getirdiği yapıyı kavrayamamadır.
00:54:05Ebeveynin tecrübesi, ebeveynin geçirdiği evrelerden çocuğunun geçmemesini, ebeveyn olmak ne demek?
00:54:16Onların geçmemesini sağlamaktır.
00:54:19Biz böyle, bizim anne babamız şöyle hatalar yaptı ya da şöyle doğrular yaptı, her şey hata değildir.
00:54:25Şöyle doğrular yaptı, benim o zaman anne babama şöyle tepki ortaya koyuyordum.
00:54:30Aynı şeyi ben de çocuğuma yaparsam, benim çocuğum da aynı şeyi veya daha fazlasını bana yapar yerine,
00:54:40biz daha fazlasını çocuğumuza yapıyoruz, daha fazlasını gelinimize yapıyoruz, daha fazlasını damadımıza yapıyoruz,
00:54:48daha fazlasını kendi öz çocuğumuza yapıyoruz.
00:54:50Şimdi bunları yaptığınız zaman bu nesilden, bu nesil suçlamaya kimsenin hakkı yok.
00:54:55Eğer siz bu çocukları 16 yıl, 12 yıl orada, sonra 16 lise, üniversitede bitirip işsiz bırakıyorsanız
00:55:06ve bunları liseyi bitirtirip mesleksiz bırakıyorsanız
00:55:11ve bu çocuk çaresiz olarak hırsızlığa, arsızlığa veya toplumun hoş görmeyeceği, dinin hoş görmeyeceği,
00:55:18geleneğin, örfünün hoş görmeyeceği şeylere meyyal hale gelmişse,
00:55:24bundan dolayı çocuğa ceza veremezsiniz.
00:55:27Geçen biliyorsunuz bir şehrimizde bir adam kahvaltılık çalmış,
00:55:32bundan dolayı o işletmenin sahibi yakalanmış, polise götürmüş,
00:55:38adam tutuklandı biliyorsunuz. Kahvaltılık çaldığı için yaşlı bir adam tutuklandı.
00:55:44Eğer biz gerçekten adil bir irade yönetimimiz olsaydı,
00:55:49o şehrin valisi, o şehrin belediye başkanı ya da ilçe ise kaymakamı belediye başkanı,
00:55:56o şehrin Sosyal Dayanışma Vakfı'nın başkanı veya yöneticileri,
00:56:03o şehrin ileri gelenleri, o marketin sahibi tutuklanması gerekirdi.
00:56:11Yani sanamıyorum, 25-20 yıl, yani 2004-2005-2006 gibi olsa gerek,
00:56:20Antalya ya da Mersin'de benzer bir hadise yaşandı.
00:56:24O hadisenin kararı benim arşivimde var, mevcut.
00:56:28O zaman bir hırsızlık hadisesi yaşandı.
00:56:33Bir hakim, bu hırsızlığın keyfi mi, muhtaçlıktan mı yapıldığını inceledikten sonra,
00:56:41hakim beratına karar verdi ve kararında asıl yargılanması gereken mülki amirler diye yazdı.
00:56:52Bizim böyle bir hakimlik kararlarına, mahkeme kararlarına ihtiyacımız var.
00:56:58İş yargımız var.
00:56:59Şimdi toplumu, yani gençleri yargılarken, onları bir zan altında bırakırken ya da onların işledikleri hataları muhakeme ederken,
00:57:11kendimizi unutuyoruz, kendi davranışlarımızı unutuyoruz.
00:57:15Örneklik teşkil, siz yolda geçerken arabanızın camını açıp tükürüyorsanız,
00:57:20arabanızın camını açıp sigara izmaritinizi atıyorsanız, petinizi atıyorsanız,
00:57:26işte neyse çöpünüzü atıyorsanız, sonra da bunu bir genç görüyorsa,
00:57:33ona da bir müeyyide uygulanmıyorsa,
00:57:36bu gence sizi kim, hangi hakla suçlayabilir?
00:57:40Bu ailede de böyle, yani bunun sayısını çoğaltabiliriz, daha uzun cümleler kurabiliriz.
00:57:46Ama tepeden tırnağa, hepimiz suçluyuz, hepimiz kusurluyuz ama bu çocuklar değil.
00:57:55Bu çocuklar değil.
00:57:58Bir çocuk suçuşluyorsa, onun ana babasını tutuklamanız lazım.
00:58:04Onun hocalarını tutuklamanız lazım.
00:58:07Neden iyi örnek olmadın diye sormak gerekiyor.
00:58:11Biz büyük hatalar yapıyoruz toplum olarak.
00:58:14Biz o irfanı kaybettik.
00:58:16O irfan, sözünü ettiğiniz irfan, keşke olsaydı bizde, kalsaydı, kaybettik.
00:58:22Evet, küllenmiştir, altta duruyordur, yeniden ortaya çıkacaktır.
00:58:27Evet, mayasında vardır denir ya.
00:58:29Ama kaybettiğimizi itiraf edelim.
00:58:31Bundan dolayı ağlayalım.
00:58:33Kabullenip reaksiyon gösterin.
00:58:33Bundan dolayı kendimizi sorumlu tutalım.
00:58:36Bundan dolayı fert fert muhasebe yapalım.
00:58:41Devlet olarak muhasebe yapalım.
00:58:43Ve devlet artık şu eğitim zorbalığından vazgeçsin.
00:58:47Bu dayatmaktan vazgeçsin.
00:58:49Efendim liseyi dört yıllarına, üç yıl çıkartın.
00:58:51Dokunmayın kardeşim, dört yıllarına, beş yıla çıkarın.
00:58:54Ne fark ediyor?
00:58:54Siz şu zorunlu eğitimden vazgeçin.
00:58:57Dün konferansta da söyledim.
00:58:59İlahiyat fakültesini bitirip, Kur'an-ı Kerim okumasını bilmeyen bir nesil yetiştiriyorsunuz.
00:59:05İmam Hatip Lisesi'ni bitirip, Kur'an-ı Kerim okumasını bilmeyen bir nesil yetiştiriyorsunuz.
00:59:09Ben Konya İmam Hatip Lisesi'ne kaydolduğum zaman, bundan 47 yıl evvel, önce hafız olanlar alınıyordu.
00:59:20Kontenjan kalmışsa, Kur'an kursu diploması olanlar alınıyordu.
00:59:23Kur'an kursu diploması olanların başarılı olanlar, daha yüksek notu olanlar önce alınıyordu.
00:59:29Sonra hala kontenjan kalmışsa, bu ikisini sahip olmayıp da, Kur'an okumasını bilenler alınıyordu.
00:59:37Diploması yok ama gerçekten Kur'an-ı Kerim okuyordu.
00:59:40Şimdi siz bunları, Kur'an kursunu ortadan kaldırmışsınız, ara bir formülle çözmeye çalışıyorsunuz.
00:59:46Yapmayın.
00:59:46Allah rızası için vazgeçin bundan.
00:59:48Siz çocukların eğitim yılını uzatarak bu işi çözemezsiniz.
00:59:56Eğitim, sizin yeni nesliniz çok zeki, çok daha iyi muhakeme etme kabiliyetine sahip.
01:00:03Herkesin çocuğu zeki.
01:00:04Daha iyi muhakeme edebiliyor.
01:00:06Alıcıları çok yüksek.
01:00:07Ve bu çocuklar, siz 8 yılda okumadığınızı 4 yılda hallediyorlar.
01:00:132 yılda hallediyorlar.
01:00:15Bu gerçeği görerek yapın.
01:00:16Amerika'da size lise diplomanız var mı diye kimse sormuyor.
01:00:20Üniversite diplomanız var mı diye kimse sormuyor.
01:00:22Becerili misiniz?
01:00:24Hangi beceriye sahipsiniz?
01:00:25İsmini vermeyeceğim.
01:00:26Bir şirketin Türkiye Genel Müdürü.
01:00:29Bundan yaklaşık 25 yıl evvel Fethiye'de yaptığımız bir toplantıda ben ona şöyle bir sual yönetmiştim.
01:00:38Konya'dan başka arkadaşlar da vardı.
01:00:40Demiştim ki sizin şirkette görev almak için şartlarınız nedir?
01:00:46Dedik ki hiçbir şartımız yok.
01:00:48Biz yok.
01:00:48Nasıl dedim?
01:00:49Evet, bizim bir alanda bir insana ihtiyacımız var.
01:00:54O alanda siz müracaat ederseniz biz size 3 gün, 5 gün, 10 gün bu işi yapıp yapmayacağınıza bakarız.
01:01:03Diplomas o.
01:01:04Sizin diploman beni ilgilendirmiyor ki.
01:01:06Benim becerim beni ilgilendiriyor.
01:01:08Ama şimdi biz çocuklardan diploma istiyoruz.
01:01:11Hatta diplomayı alıp hiçbir yeteneğini geliştiremeyen, hiçbir yeteneğini fark edememiş ya da anne babanın dayatmasıyla bir meslek seçmiş.
01:01:23Belki orada kabiliyet yok.
01:01:24Belki bambaşka bir alanda çalışacak.
01:01:27Ya da mezun ettiğini hemen yerleştirecek bir yerde yok.
01:01:31O çocuk habire okuyarak.
01:01:32Menderes döneminde Fransa'dan bir profesör gelmiş.
01:01:37Türk eğitim sistemiyle ilgili konferans vermiş.
01:01:4070-75 sayfalık bir kitap olarak basmışlar.
01:01:43Kitap Fakir'de mevcut.
01:01:45O konferansı hem Fransızcasını hem Türkçesini basmışlar.
01:01:50Bu betinde, o profesör buradaki verdiği konferansta diyor ki,
01:01:55ben size şaşıyorum.
01:01:58Bu şekilde diyor, eğitim yaparak Türkiye'nin geleceğini heba ediyorsunuz.
01:02:031950'lerde söylüyor.
01:02:05Çünkü o zamanki nesilde çok kaliteli bakın.
01:02:08Yetiştirilen, o zaman ortaokul mezunlar bugün üniversite mezunlarından daha vasıflıdır.
01:02:16Diyor ki, biz eğitim sistemini sizden kopyaladık.
01:02:20Siz bizim çöpümüzü kopyalıyorsunuz.
01:02:23Bunu anlatıyor.
01:02:24Diyor ki, Fransa'da bir insanın kamuda çalışabilmesi için en az 15'er gün 24 dalda staj yapması gerekiyor.
01:02:40Tuvalet de temizleyecek, sokağa da süpürecek, kaymakam bile olsanız,
01:02:44önce 15 gün tuvalet temizleyeceksiniz.
01:02:4615 gün şoförlük yapacaksınız.
01:02:4815 gün sokak süpüreceksiniz.
01:02:5115 gün bir veznenin yanında çalışacaksınız.
01:02:5315 gün bir müdürün yanında çalışacaksınız.
01:02:56Her yerde çalışacaksınız.
01:02:58Size de bir görev verilecek.
01:02:59Onu yapıp yapamayacağınızı belirleyecekler ve bu durumunuza göre sizin o tuvaleti temizleyen,
01:03:06o müdür, o şoför, o kimse, o veznedar, bunlar sizin hakkınızda not verecekler.
01:03:17Yani onun üniversitesi oradaki insanlar olacak.
01:03:21Kamuda görev alabilmeniz için halkı anlamanız gerekiyor.
01:03:28Toplumdaki doğru ya da, kamudaki doğru ya da yanlış uygulamaları vatandaş olarak bilmeniz gerekiyor.
01:03:35Amir, üniversiteyi bitiriyorsunuz, bir ilçeye kaymakam olarak gönderiliyorsunuz.
01:03:39Yok böyle bir şey.
01:03:40Kaymakamlar alınmasın, kusura bakmasın ama böyle bir şey olmaz.
01:03:43Hukuk fakültesini bitiriyorsunuz, bir iki yıl staj yapıyorsunuz, hakim oluyorsunuz.
01:03:47Böyle bir şey olmaz.
01:03:49Böyle bir şey olmaz.
01:03:51Sahayı bilmek.
01:03:52Bunun bazı şeylerden geçirilmesi lazım.
01:03:56Çünkü verdiğiniz bir karar, bir insanın hayatını karartabilir.
01:04:00Çok önemli.
01:04:01Bir kaymakam, vali olmanız için diplomaya bakmayacaksınız, kabiliyete bakacaksınız.
01:04:06Bu şehrin bir eşrafını, çok kabiliyetli bir adamını oturup buraya vali tayin edebilmelisiniz.
01:04:13Türkiye'de vali olabilmeniz için kanunen ilkokul mezunu olmanız yetiyor.
01:04:18Yetiyor.
01:04:19Şu anda atamıyorlar ayrı bir şey.
01:04:21Hep bürokrasinin içinden gidiyor.
01:04:22Ama vali olabilmeniz için sizin mülki idareyi yönetebilecek bir ve devletin işleyişini de kavrayabilecek bir kabiliyete ihtiyacınız var.
01:04:34Kesinlikle.
01:04:34Bütün bu mekanizmaları biz diplomaya endeksledik.
01:04:38Yani bütün bunları sadece şunun için söyledim.
01:04:41Bu kadar çok eğitim mekanizmasından geçiriyorsunuz.
01:04:44Bir alanda, diyelim ki ilahiyat fakültesinde bir profesör oldunuz.
01:04:50Bir alanda, bir konuda, bahsin bir cüzünde doktora yaptınız.
01:04:56O cüzün bir başka yerinde doçentlik tezi hazırladınız.
01:05:01Sonra profesör oldunuz.
01:05:03Aha siz ulema kesiliyorsunuz bizim başımıza.
01:05:06İlim böyle bir şey değil.
01:05:08Alim böyle bir şey değil.
01:05:10Siz kıdemli hoca oldunuz.
01:05:14İlahiyat hocası oldunuz.
01:05:16Ya da edebiyat hocası oldunuz.
01:05:17Ama siz alim değilsiniz.
01:05:19Ha siz kendinizi yetiştirirseniz siz alim olabilirsiniz.
01:05:22Biz bütün mefhumları birbirine girift hale getirdik.
01:05:26Buradan da o nesil örnek olarak aldığı şey.
01:05:32Yani burada herhangi bir kurumu, herhangi bir yapıyı, herhangi bir şeye hedef olarak değil.
01:05:36Ben ülkenin gördüğüm, bir düşünce insanı olarak gördüğüm, muhakeme etmeye çalıştığım meselelerini dile getirmeye çalışıyorum.
01:05:46Şimdi bütün bunları biz gençliğe fatura ettiğimiz zaman çocuklara gayri meşru hayat yaşıyorsa da siz kötü örnek olduğunuz için.
01:05:56Onları terbiye etmediğiniz için, onları helalle beslemediğiniz için, onları helale harama karşı şuurlandırmadığınız için.
01:06:06Deminki örnek verdiğimiz kız çocuğunun örnek olması gereken adam yalan söylediği için bir ekmek için.
01:06:12Yalan söylediği için.
01:06:15Onun hayallerini, güvenini, itimatını yıktığınız için o çocuk yanlış yaparsa o çocuğun mesulü asla o çocuk değildir.
01:06:24Değildir.
01:06:27Ve biz kendimize gelmemiz gerekiyor.
01:06:31Ülkece, milletçe kendimize gelmemiz lazım.
01:06:34Sokakta gördüğünüz bir kız çocuğuna kendi kızınız gibi muamele etmiyorsanız, sokakta gördüğünüz bir delikanlıya kendi oğlunuz gibi muamele etmiyorsanız,
01:06:44Sokakta gördüğünüz bir çocuğu kendi çocuğunuz gibi görmediğiniz müddetçe, vallahi de billahi de cennete gidemezsiniz.
01:06:54Almazlar, sokmazlar içeriye.
01:06:56O çocuk bu memleketin çocuğu.
01:06:59O çocuk bizim çocuğumuz.
01:07:01Yarın gelininiz olacak, yarın damadınız olacak belki de.
01:07:04Sizin hor gördüğünüz çocuk, yarın sizin aile düzeninizi bozabilir.
01:07:09Yani komşunun çocuğu bizim çocuğumuzdur.
01:07:13Komşunun iffeti, hayası, edebi, açlığı, tokluğu bizim meselemizdir.
01:07:18Bunu böyle görmediğiniz zaman, apartmanlara insanları yığın yığın koyduğunuz zaman kimse kimsenin derdini bilmez.
01:07:26Kimse kimsenin halini bilmez.
01:07:29İşte kaybettiğimiz ana nokta burası.
01:07:33Rantı büyüttüğünüz zaman herkes rantın peşinde koşar.
01:07:36Ahlakı büyüttüğünüz zaman da herkes ahlakın peşinde koşar.
01:07:40Doğru.
01:07:41Çok güzel bir sohbetti.
01:07:42Çok teşekkür ediyorum.
01:07:43Eğer bir gün yine Konya'ya gelirseniz ki Konyalısınız gelirsiniz zaten.
01:07:48Bir de şu bizim dini hassasiyetlerimizle nasıl oynadığı konusunu sizinle konuşmayı çok isterim.
01:07:55İşte hoca, hacılar, ne bileyim cemaatlerle, yeni neslin ona bakışı, dinden nasıl uzaklaştı.
01:08:05Bu konuyu sizinle mutlaka konuşmanın sözünü almak için söylüyorum.
01:08:09Çok teşekkür ediyorum.
01:08:11Çok teşekkür ediyorum.
01:08:11Çok sağ olun.
01:08:13Ne söylersiniz son olarak?
01:08:16Söyleyecek çok şey var.
01:08:18Ama herkesin şunu unutmaması gerekir.
01:08:21Önce kendi nefsime hitaben söylüyorum.
01:08:26Biz öleceğiz.
01:08:28Hesaba çekileceğiz.
01:08:30Her şeyden hesaba çekileceğiz.
01:08:32Sokakta her yer kamera dolu.
01:08:34Her davranışımız kaydediliyor.
01:08:36Ama onlardan evvel Allah-u Teala yanımıza koyduğu meleklerle ve bizatihi kendisi bizim her şeyimizi kaydediyor.
01:08:46Müsbet ya da menfi her şeyimiz kaydediliyor.
01:08:49Biz inkar etsek de, biz kabul etsek de bunlar hepsi kaydediliyor.
01:08:55Hepimizin nasuh tevbe edip yeniden iman etmeye ihtiyacımız var.
01:08:59Hepimizin tevbe edip yeniden iman etmeye ihtiyacımız var.
01:09:03Hepimizin helali harama, kamu hukukuna riayet ihtiyacımız var.
01:09:06Sizinle aramızda bir maddi hukuk oluşursa belki helalleşiriz.
01:09:12Siz ya da ben hakkımı helal ederim, helalleşebiliriz.
01:09:16Ama kamunun hukukunu, kiminle nasıl helalleşeceksiniz?
01:09:22O zaman kamunun hukukunu hadi ben siz o bu helal ettik.
01:09:28Ya 85 milyon, ya bundan sonra gelecek nesil, ya emanet, size emanet edilmiş şeyin hukukuna riayet etmiyorsanız, hangi birimde olursanız
01:09:39olun.
01:09:39İster kapıda güvenlik görevlisi olun, ister bir yerde başkan olun, ister bir yerde memur olun.
01:09:47Siz o emaneti, dünyevi hesabını geçin.
01:09:53Uhrevi olarak Allah'a hesap vereceğiniz şuurunda olursanız, o kapıdan giren herkes mutlu girer, mutlu çıkar ve size dua eder.
01:10:03Eğer mutsuz çıkarsa da lanet okur.
01:10:05Sizi, sizi bulmazsa mahallenizi, mahallenizi bulmazsa şehrinizi, şehrini bulmazsa o lanet ülkenizi bulur.
01:10:14Hepimiz için bu emanette.
01:10:17Bir kamuda bir bardak çay içmişseniz, iki bardak çay parasını birine fakire tasadduk edin.
01:10:24Veren ele olmayı Allah hepimize nasip etsin.
01:10:27Bir topluma söyleyebileceğim en önemli şey bu olduğu kanıtında.
01:10:31Çok güzel bir tavsiyeydi.
01:10:33Umarım sizin de dediğiniz gibi, önce siz kendi nefsinize söylüyorsunuz.
01:10:37Ben kendi nefsim için alıyorum, izleyicim de kendi nefsi için alsın.
01:10:41Çok teşekkür ediyorum.
01:10:42Ben teşekkür ederim.
01:10:43Efendim, programı sonlandırıyoruz.
01:10:45Perşembe günü neler oluyor aktüelde?
01:10:47Biz yılın, 2026 yılının ahisi Mehmet Güneş amcaya gittik.
01:10:54Onun o yıllardır o çekiç sesiyle, o sabah ezanıyla, o açtığı dükkanında neler yaşadığını anlattı bize.
01:11:05O kadar önemli ki, Kemal Bey ile de konuştuk ya biz bunu.
01:11:09Daha 12-13 yaşında başladım Ayşegül dedi, işte ömrüm artık sona geldi.
01:11:15Çocukları yetiştiriyorum dedi, oğlanları büyüttüm dedi, meslek onlara emanet ettim dedi.
01:11:21Böyle alın teriyle, besmeleyle her gün o kepengi açtı, o kepengi yine besmeleyle kapattı.
01:11:28Ve bu sene, 2026 yılının ahisi Konya'dan çıkmıştı.
01:11:32Biz de onu bulduk, onunla sohbet ettik.
01:11:35Böyle program yaparken bir taraftan onun hayat hikayesi, bana çok da ibretlik mesajlar almamı sağladı cebime.
01:11:42Hepsini koydum.
01:11:43Çok teşekkür ediyoruz Mehmet amcaya.
01:11:46Onu izleyeceksiniz Perşembe 18'de.
01:11:49Cuma'da ömrüm olursa görüşmek üzere.
01:11:51Allah'a emanet olun.
01:11:54Yarım asrı aşan hayat hikayesiyle bugün neler oluyor da olacak?
01:12:05Bazı insanlar vardır, ömürlerini yalnızca bir mesleğe değil, bir değere adarlar.
01:12:12Sabahın ilk ışıklarıyla açılan bir dükkan.
01:12:15Çekiş sesleriyle başlayan bir gün.
01:12:18Alın teriyle şekillenen demir.
01:12:26Bir ustanın gerçek mirası, dükkanında bıraktığı eserler değildir yalnızca.
01:12:33Asıl miras yetiştirdiği çıraklardır.
01:12:37Çünkü usta ölür, dükkan kapanır, makineler susar.
01:12:42Ama öğretilen bir meslek, bir insanın ellerinde yaşamaya devam eder.
01:12:5640-50 tane çırak yetiştirdim.
01:12:59Kendi çocuklarımı da yetiştirdim.
01:13:01Hepsine bizim vermek istediğimiz helal kazanç, güzel ahlak.
01:13:06Şimdi önce, meslekten önce ahlak, karakter, müşteriye davranış şekli.
01:13:11Kendi evladını yetiştirmen de kolay oluyor.
01:13:14Disiplini uyguladığın için.
01:13:15Babamız bizi çıraklıktan yetiştirdi, yanına geldik.
01:13:19Veyahallara odasında her türlü emeği var babamızın.
01:13:21Çok teferrahtlı bir makine olduğu için bütün parçaları tek tek hazırlayıp elimizden geçiyor.
01:13:25Zahmetli bir iş oluyor.
01:13:27Elemanlar, kalfalar buradan geçerken geliyorlar, selam veriyorlar.
01:13:31Ben çok mutlu oluyorum.
01:13:33İş yerini çok sevdim, çok sevdim bu iş yerini.
01:13:35Evimizden geldiği kadar kaliteli ürün seçim alıyoruz.
01:13:47Bugün yılın Türkiye ahisi Mehmet Güneş Usta'yla birlikte çok önemli bir yayın gerçekleştirdi.
01:13:57Neler oluyor?
01:13:59Perşembe günü yeni bölümüyle KON TV'de sizlerle.
01:14:12İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:14:35İzlediğiniz için teşekkür ederim.