00:00Gelin bugün çok konuşulan ama detayları hep es geçilen bir konuya sınırın sıfır noktasına gidelim.
00:05Bugün yazar Yusuf Dülger'in Türkiye'nin savaşsız işgali başlıklı o hayli ses getiren makalesini masaya yatırıyoruz.
00:13Amacımız ne mi?
00:14Yazarın sunduğu verileri, sahadaki gözlemlerini ve o çarpıcı jeopolitik tezlerini tamamen objektif bir mercekten adım adım incelemek.
00:23Ortada Türkiye-Surya sınırında geçmişten günümüze uzanan gerçekten gizemli ve bir o kadar da düşündürücü bir tablo var.
00:31Hazırsanız sınır politikalarının perde arkasındaki bu devasa yapbozun parçalarını birleştirmeye başlayalım.
00:37Düşünsenize, evinizi, yurdunuzu bırakıp bilmediğiniz bir ülkeye doğru yola çıkıyorsunuz.
00:42Biri size neden geldiğinizi sorduğundaysa verebildiğiniz tek cevap şu.
00:46Git dediler, geldim. Bunu kim yaptı bilmiyorum.
00:50İnanılmaz değil mi?
00:50İşte yazarımız Yusuf Dülger'in 2011 yılında bizzat bir Suriyeli sığınmacıdan duyduğu bu söz tüm anlatının merkezindeki gizemi oluşturuyor.
00:59İnsanlar akın akın geliyorlar ama neden geldiklerini kendileri bile bilmiyorlar.
01:03Peki bu insanları bevirsizliğe sürükleyen o görünmez el aslında kime aitti?
01:08Şimdi bu gizemi çözmek için filmi biraz başa sarmamız lazım.
01:122009 yılına gidiyoruz.
01:14Çünkü 2011'de patlak veren o tuhaf olayların tohumları aslında ta o zaman atılmıştı.
01:19Karşımızda 2009'daki bir mayın temizleme yasa tasarımından başlayan Anayasa Mahkemesi'nin iptaline ve oradan da 2011'de sınırda görülen o kafa
01:29karıştırıcı altyapı hazırlıklarına uzanan zincirleme bir süreç var.
01:32Olayların nasıl birbirine bağlandığını anlamak için hikayenin en başına o ilk yasaya bir göz atmamız şart.
01:38Yıl 2009 dönemin hükümeti geçmişte Türkiye-Surya sınırına döşenmiş olan mayınların temizlenmesi için bir yasa taslağı hazırlıyor.
01:48Sunulan resmi gerekçe kulağa son derece mantıklı ve faydalı geliyor aslında.
01:52Sınırdaki bu tehlikeli mayınları temizleyelim ve bu devasa alanı tarıma kazandıralım.
01:58İlk bakışta harika bir kalkınma projesi gibi duruyor öyle değil mi?
02:02Ancak işin detaylarına o küçük yazılara inildiğinde yazarın da altını kalın harflerle çizdiği çok tartışmalı bir durum ortaya çıkıyor.
02:10Bütün o tartışmaların koptuğu yer işte bu 44 ve 49 rakamlarında gizli.
02:16Dülger'in mercek altına aldığı plana göre mayınları temizleme işi sıradan bir ihale falan değildi.
02:21Bu iş İsrail'i bir şirkete verilecek ve asıl can alıcı nokta karşılığında bu stratejik sınır topraklarının işletme hakkı tam
02:3044
02:30hatta bazı kaynaklara göre 49 yıllığına bu yabancı şirkete bırakılacaktı.
02:34Dile kolay yarım asırlık bir kiralama.
02:37Sınır güvenliği ve yabancı bir şirkete verilen bu uzun vadeli imtiyaz Ankara'da kelimenin tam anlamıyla deprem etkisi yaratıyor.
02:45Mecliste tansiyon bir anda zirveye çıkıyor ve siyasi bir bölünme yaşanıyor.
02:50İktidar kanadı bu tasarıya blok halinde evet oyu verirken muhalefet cephesi yabancı bir şirkete böylesi bir imtiyazın verilmesine şiddetle karşı
02:57çıkarak hayır diyor.
02:58Bu yoğun tartışmaların ardından Taslak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal ediliyor.
03:03Ancak süreç orada kapanmıyor, yasa daha sonra bazı revizyonlarla meclisten geçiyor ve Türkiye-Suriye sınırının o kapalı yapısı fiilen açılmış
03:11oluyor.
03:12Peki sonra ne oldu?
03:13Hızla zamanı ileri saralım ve 2011'in Haziran ayına gidelim.
03:17Yazarımız Yusuf Dülger, Güneydoğu Anadolu seyahati sırasında Reyhanlı üzerinden cilve gözü sınır kapısına doğru ilerliyor.
03:24Tarih 26 Haziran ve inanın bana o gün yazarın sınırda karşılaştığı manzara açıkçası sıradan bir sınır kapısı hareketliliğinin çok ama
03:34çok ötesindeydi.
03:36Sınır kapısına henüz 4-5 kilometre varken Dülger, devasa bir şantiye alanıyla karşılaşıyor.
03:42Dozerlerle, dev kepçelerle kilometrelerce arazi dümdüz edilmiş, yere çakıl ve kum serilmiş, alanın etrafı tellerle çevrilmiş ve devasa projektörlerle ışıl
03:52ışıl aydınlatılmış.
03:53Dahası sınırın ötesinden gelen insanlar, resmi görevliler tarafından son derece planlı, organize bir şekilde karşılanıyor.
04:01Adeta devasa bir kamp, bir karşılama tesisi.
04:04İşte tam burada insanın zihnine o malum soru takılıyor.
04:09Dülger de haliyle soruyor.
04:10Yahu ortada henüz patlak vermiş bir savaş yok, deprem yok, sel yok.
04:14Peki o zaman Suriye'de büyük bir kriz çıkmadan önce neden sınırın hemen içine bu kadar büyük ve hazır bir mülteci
04:20altyapısı inşa ediliyor?
04:22Geleceği mi gördüler?
04:23İşte bu durum yazarın tezinin temelindeki en büyük ve en aklı şüpheyi oluşturuyor.
04:28Yazarımız bir yolunu bulup kampın içine giriyor ve yaklaşık bir saat boyunca oradaki insanları o telaşı gözlemliyor,
04:36durumu anlamak için yanlarına yaklaşıp doğrudan soruyor.
04:39Sizi buraya kim getirdi?
04:40Ve analizimizin başında duyduğumuz insanın tüylerini diken diken eden o kafa karıştırıcı cevabı alıyor.
04:46Gideceksiniz dediler geldim.
04:48Bunu kim yaptı bilmiyorum.
04:50Sığınmacılar kendi kaderleri üzerinde oynanan bu devasa oyunun piyonları gibiler.
04:55Yönlendiriliyorlar ama hiçbir şey bilmiyorlar.
04:57Hadi diyelim mülteciler şaşkın.
04:59Peki ya bölge halkı?
05:01Dülger sınır kapısının hemen yamacındaki bir Türk köyüne uğruyor.
05:04İnanır mısınız oranın yerlisi olan köylüler de en az Suriyeliler kadar şokta.
05:09Şöyle diyorlar.
05:11Biz de anlamıyoruz, bilmiyoruz, ortada bir şey var ama…
05:15Yani ne gelenler ne de sınırın bu tarafında yaşayan vatandaşlar bu devasa göç dalgasının arkasındaki asıl nedeni kavrayabilmiş değil.
05:23Gözle görülür bir şeyler dönüyor ama kimse adını koyamıyor.
05:26O halde asıl meseleye dönüm noktamıza gelelim.
05:30O gün sahada yaşanan tüm o gizemli ve kafa karıştırıcı olayların perde arkasında aslında ne dönüyordu?
05:36İşte bu noktada 2011'in tozlu yollarından çıkıyor ve yazarın günümüzde yaptığı o kapsamlı jeopolitik analize adım atıyoruz.
05:44Bakalım Dülger tüm bu taşları nasıl yan yana getiriyor?
05:47Yusuf Dülger tüm bu süreçleri değerlendirerek okuyucularıyla dört temel çıkarım paylaşıyor.
05:52Bizde kaynağa tamamen sadık kalarak onun ulaştığı bu sonuçları tarafsız bir dille madde madde ele alacağız.
05:59Bu çıkarımlar sıradan gibi görünen bir yerel sınır hareketliğinin nasıl devasa bir jeopolitik krizin habercisi olduğuna dair yazarın kendi okumasını
06:08temsil ediyor.
06:09Yazarın ilk ve belki de en sert eleştirisi siyasi arenadaki söylemler ile arka plandaki fiili eylemler arasındaki büyük çelişki üzerine.
06:18Dülger bir yanda meydanlarda çok yüksek sesle dile getirilen sert İsrail karşıtı söylemler varken diğer yanda aynı iktidarın Türkiye'nin
06:28en stratejik sınır topraklarını İsrailli bir şirkete yıllarca kiralamaya kalkışmasına dikkat çekiyor.
06:35Yazara göre bu girişim sınırı güvensiz hale getiren ilk ve en büyük hamleydi.
06:40Yazar bu olaylar zincirini üç adımlı bir domino etkisine benzetiyor.
06:44Birinci adımda az önce bahsettiğimiz gibi sınır güvensiz hale getirildi.
06:48İkinci adımda bu açık sınır politikası Suriye'nin içeriden zayıflatılmasındaki litrol oynadı.
06:54Ve üçüncü en kritik adım Dülger zayıflayan ve kaosa sürüklenen bu bölgeye İsrail'in nüfuz ettiğini ve günümüzde Türkiye için
07:02güneyden doğrudan bir tehdit haline geldiğini iddia ediyor.
07:04Gelelim yazarın ikinci ve üçüncü iddialarına.
07:08Dülger, Türkiye'nin de yer aldığı batılı koalisyonun müdahalesine oldukça eleştirel yaklaşıyor.
07:13Bu koalisyonun mevcut Suriye yönetimini devirmek adına ülkeyi nasıl büyük bir kaosa sürüklediğini ve nihayetinde batıya bağımlı kıldığını savunuyor.
07:22Ve sonuç mu?
07:24Yazarın ifadeleriyle o eski katı devlet sınırı maalesef kontrolsüz bir yol geçen hanına, bir terör ve uyuşturucu koridoruna dönüştü.
07:32Tabi yazarımız bu analizini sadece geçmişte bunlar oldu diyerek tarihi bir eleştiri olarak bırakmıyor.
07:38Aksine hepimizi ilgilendiren çok kritik bir uyarı da bulunuyor.
07:42Geçmişte göz ardı edilen bu politikaların, o arka planda işleyen sessiz planların bedelini bugün toplum olarak hepimizin ödediğini özellikle vurguluyor.
07:51Ve analizimizi yazarın hepimize yönelttiği o sarsıcı soruyla bitiriyoruz.
07:56Eğer bugün bizler kafamızı kuma gömer, bu olumsuzluklar üzerinde durup hatalarla yüzleşmezsek, yarın bizi hangi çok daha büyük acılar bekliyor
08:05olacak?
08:06Yusuf Dülger'in makalesi, sınır güvenliği ve jeopolitik stratejiler üzerine hepimizi derinlemesine düşünmeye davet eden gerçekten çarpıcı bir metin.
08:14Bu incelememizin olaylara biraz daha farklı bir pencereden bakmanızı sağladığını umuyorum.
08:19Vakit ayırdığınız için teşekkürler.
08:21Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere, hoşçakalın.