Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 hafta önce
Bu köşe yazısı, Türkiye’nin demografik yapısını ve sınır güvenliğini tehdit eden göç politikalarını eleştirel bir bakış açısıyla ele almaktadır. Yazar, 2009 yılında Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi girişimiyle başlayan süreci, ülkenin savunma hattının zayıflatılmasının ilk adımı olarak nitelendirir. 2011 yılında sınır kapılarında tanık olduğu düzensiz hareketlilik üzerinden, sığınmacı akınının doğal bir süreçten ziyade planlı bir organizasyon olduğunu savunur. Metne göre, uygulanan dış politikalar neticesinde Suriye’nin istikrarsızlaşması, Türkiye’nin güney sınırlarını terör ve uyuşturucu rotasına dönüştürmüştür. Sonuç olarak yazar, yaşanan bu kontrolsüz göç dalgasını Türkiye’nin geleceğine yönelik stratejik bir tehdit ve "savaşsız bir işgal" biçimi olarak tanımlar.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Gelin bugün çok konuşulan ama detayları hep es geçilen bir konuya sınırın sıfır noktasına gidelim.
00:05Bugün yazar Yusuf Dülger'in Türkiye'nin savaşsız işgali başlıklı o hayli ses getiren makalesini masaya yatırıyoruz.
00:13Amacımız ne mi?
00:14Yazarın sunduğu verileri, sahadaki gözlemlerini ve o çarpıcı jeopolitik tezlerini tamamen objektif bir mercekten adım adım incelemek.
00:23Ortada Türkiye-Surya sınırında geçmişten günümüze uzanan gerçekten gizemli ve bir o kadar da düşündürücü bir tablo var.
00:31Hazırsanız sınır politikalarının perde arkasındaki bu devasa yapbozun parçalarını birleştirmeye başlayalım.
00:37Düşünsenize, evinizi, yurdunuzu bırakıp bilmediğiniz bir ülkeye doğru yola çıkıyorsunuz.
00:42Biri size neden geldiğinizi sorduğundaysa verebildiğiniz tek cevap şu.
00:46Git dediler, geldim. Bunu kim yaptı bilmiyorum.
00:50İnanılmaz değil mi?
00:50İşte yazarımız Yusuf Dülger'in 2011 yılında bizzat bir Suriyeli sığınmacıdan duyduğu bu söz tüm anlatının merkezindeki gizemi oluşturuyor.
00:59İnsanlar akın akın geliyorlar ama neden geldiklerini kendileri bile bilmiyorlar.
01:03Peki bu insanları bevirsizliğe sürükleyen o görünmez el aslında kime aitti?
01:08Şimdi bu gizemi çözmek için filmi biraz başa sarmamız lazım.
01:122009 yılına gidiyoruz.
01:14Çünkü 2011'de patlak veren o tuhaf olayların tohumları aslında ta o zaman atılmıştı.
01:19Karşımızda 2009'daki bir mayın temizleme yasa tasarımından başlayan Anayasa Mahkemesi'nin iptaline ve oradan da 2011'de sınırda görülen o kafa
01:29karıştırıcı altyapı hazırlıklarına uzanan zincirleme bir süreç var.
01:32Olayların nasıl birbirine bağlandığını anlamak için hikayenin en başına o ilk yasaya bir göz atmamız şart.
01:38Yıl 2009 dönemin hükümeti geçmişte Türkiye-Surya sınırına döşenmiş olan mayınların temizlenmesi için bir yasa taslağı hazırlıyor.
01:48Sunulan resmi gerekçe kulağa son derece mantıklı ve faydalı geliyor aslında.
01:52Sınırdaki bu tehlikeli mayınları temizleyelim ve bu devasa alanı tarıma kazandıralım.
01:58İlk bakışta harika bir kalkınma projesi gibi duruyor öyle değil mi?
02:02Ancak işin detaylarına o küçük yazılara inildiğinde yazarın da altını kalın harflerle çizdiği çok tartışmalı bir durum ortaya çıkıyor.
02:10Bütün o tartışmaların koptuğu yer işte bu 44 ve 49 rakamlarında gizli.
02:16Dülger'in mercek altına aldığı plana göre mayınları temizleme işi sıradan bir ihale falan değildi.
02:21Bu iş İsrail'i bir şirkete verilecek ve asıl can alıcı nokta karşılığında bu stratejik sınır topraklarının işletme hakkı tam
02:3044
02:30hatta bazı kaynaklara göre 49 yıllığına bu yabancı şirkete bırakılacaktı.
02:34Dile kolay yarım asırlık bir kiralama.
02:37Sınır güvenliği ve yabancı bir şirkete verilen bu uzun vadeli imtiyaz Ankara'da kelimenin tam anlamıyla deprem etkisi yaratıyor.
02:45Mecliste tansiyon bir anda zirveye çıkıyor ve siyasi bir bölünme yaşanıyor.
02:50İktidar kanadı bu tasarıya blok halinde evet oyu verirken muhalefet cephesi yabancı bir şirkete böylesi bir imtiyazın verilmesine şiddetle karşı
02:57çıkarak hayır diyor.
02:58Bu yoğun tartışmaların ardından Taslak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal ediliyor.
03:03Ancak süreç orada kapanmıyor, yasa daha sonra bazı revizyonlarla meclisten geçiyor ve Türkiye-Suriye sınırının o kapalı yapısı fiilen açılmış
03:11oluyor.
03:12Peki sonra ne oldu?
03:13Hızla zamanı ileri saralım ve 2011'in Haziran ayına gidelim.
03:17Yazarımız Yusuf Dülger, Güneydoğu Anadolu seyahati sırasında Reyhanlı üzerinden cilve gözü sınır kapısına doğru ilerliyor.
03:24Tarih 26 Haziran ve inanın bana o gün yazarın sınırda karşılaştığı manzara açıkçası sıradan bir sınır kapısı hareketliliğinin çok ama
03:34çok ötesindeydi.
03:36Sınır kapısına henüz 4-5 kilometre varken Dülger, devasa bir şantiye alanıyla karşılaşıyor.
03:42Dozerlerle, dev kepçelerle kilometrelerce arazi dümdüz edilmiş, yere çakıl ve kum serilmiş, alanın etrafı tellerle çevrilmiş ve devasa projektörlerle ışıl
03:52ışıl aydınlatılmış.
03:53Dahası sınırın ötesinden gelen insanlar, resmi görevliler tarafından son derece planlı, organize bir şekilde karşılanıyor.
04:01Adeta devasa bir kamp, bir karşılama tesisi.
04:04İşte tam burada insanın zihnine o malum soru takılıyor.
04:09Dülger de haliyle soruyor.
04:10Yahu ortada henüz patlak vermiş bir savaş yok, deprem yok, sel yok.
04:14Peki o zaman Suriye'de büyük bir kriz çıkmadan önce neden sınırın hemen içine bu kadar büyük ve hazır bir mülteci
04:20altyapısı inşa ediliyor?
04:22Geleceği mi gördüler?
04:23İşte bu durum yazarın tezinin temelindeki en büyük ve en aklı şüpheyi oluşturuyor.
04:28Yazarımız bir yolunu bulup kampın içine giriyor ve yaklaşık bir saat boyunca oradaki insanları o telaşı gözlemliyor,
04:36durumu anlamak için yanlarına yaklaşıp doğrudan soruyor.
04:39Sizi buraya kim getirdi?
04:40Ve analizimizin başında duyduğumuz insanın tüylerini diken diken eden o kafa karıştırıcı cevabı alıyor.
04:46Gideceksiniz dediler geldim.
04:48Bunu kim yaptı bilmiyorum.
04:50Sığınmacılar kendi kaderleri üzerinde oynanan bu devasa oyunun piyonları gibiler.
04:55Yönlendiriliyorlar ama hiçbir şey bilmiyorlar.
04:57Hadi diyelim mülteciler şaşkın.
04:59Peki ya bölge halkı?
05:01Dülger sınır kapısının hemen yamacındaki bir Türk köyüne uğruyor.
05:04İnanır mısınız oranın yerlisi olan köylüler de en az Suriyeliler kadar şokta.
05:09Şöyle diyorlar.
05:11Biz de anlamıyoruz, bilmiyoruz, ortada bir şey var ama…
05:15Yani ne gelenler ne de sınırın bu tarafında yaşayan vatandaşlar bu devasa göç dalgasının arkasındaki asıl nedeni kavrayabilmiş değil.
05:23Gözle görülür bir şeyler dönüyor ama kimse adını koyamıyor.
05:26O halde asıl meseleye dönüm noktamıza gelelim.
05:30O gün sahada yaşanan tüm o gizemli ve kafa karıştırıcı olayların perde arkasında aslında ne dönüyordu?
05:36İşte bu noktada 2011'in tozlu yollarından çıkıyor ve yazarın günümüzde yaptığı o kapsamlı jeopolitik analize adım atıyoruz.
05:44Bakalım Dülger tüm bu taşları nasıl yan yana getiriyor?
05:47Yusuf Dülger tüm bu süreçleri değerlendirerek okuyucularıyla dört temel çıkarım paylaşıyor.
05:52Bizde kaynağa tamamen sadık kalarak onun ulaştığı bu sonuçları tarafsız bir dille madde madde ele alacağız.
05:59Bu çıkarımlar sıradan gibi görünen bir yerel sınır hareketliğinin nasıl devasa bir jeopolitik krizin habercisi olduğuna dair yazarın kendi okumasını
06:08temsil ediyor.
06:09Yazarın ilk ve belki de en sert eleştirisi siyasi arenadaki söylemler ile arka plandaki fiili eylemler arasındaki büyük çelişki üzerine.
06:18Dülger bir yanda meydanlarda çok yüksek sesle dile getirilen sert İsrail karşıtı söylemler varken diğer yanda aynı iktidarın Türkiye'nin
06:28en stratejik sınır topraklarını İsrailli bir şirkete yıllarca kiralamaya kalkışmasına dikkat çekiyor.
06:35Yazara göre bu girişim sınırı güvensiz hale getiren ilk ve en büyük hamleydi.
06:40Yazar bu olaylar zincirini üç adımlı bir domino etkisine benzetiyor.
06:44Birinci adımda az önce bahsettiğimiz gibi sınır güvensiz hale getirildi.
06:48İkinci adımda bu açık sınır politikası Suriye'nin içeriden zayıflatılmasındaki litrol oynadı.
06:54Ve üçüncü en kritik adım Dülger zayıflayan ve kaosa sürüklenen bu bölgeye İsrail'in nüfuz ettiğini ve günümüzde Türkiye için
07:02güneyden doğrudan bir tehdit haline geldiğini iddia ediyor.
07:04Gelelim yazarın ikinci ve üçüncü iddialarına.
07:08Dülger, Türkiye'nin de yer aldığı batılı koalisyonun müdahalesine oldukça eleştirel yaklaşıyor.
07:13Bu koalisyonun mevcut Suriye yönetimini devirmek adına ülkeyi nasıl büyük bir kaosa sürüklediğini ve nihayetinde batıya bağımlı kıldığını savunuyor.
07:22Ve sonuç mu?
07:24Yazarın ifadeleriyle o eski katı devlet sınırı maalesef kontrolsüz bir yol geçen hanına, bir terör ve uyuşturucu koridoruna dönüştü.
07:32Tabi yazarımız bu analizini sadece geçmişte bunlar oldu diyerek tarihi bir eleştiri olarak bırakmıyor.
07:38Aksine hepimizi ilgilendiren çok kritik bir uyarı da bulunuyor.
07:42Geçmişte göz ardı edilen bu politikaların, o arka planda işleyen sessiz planların bedelini bugün toplum olarak hepimizin ödediğini özellikle vurguluyor.
07:51Ve analizimizi yazarın hepimize yönelttiği o sarsıcı soruyla bitiriyoruz.
07:56Eğer bugün bizler kafamızı kuma gömer, bu olumsuzluklar üzerinde durup hatalarla yüzleşmezsek, yarın bizi hangi çok daha büyük acılar bekliyor
08:05olacak?
08:06Yusuf Dülger'in makalesi, sınır güvenliği ve jeopolitik stratejiler üzerine hepimizi derinlemesine düşünmeye davet eden gerçekten çarpıcı bir metin.
08:14Bu incelememizin olaylara biraz daha farklı bir pencereden bakmanızı sağladığını umuyorum.
08:19Vakit ayırdığınız için teşekkürler.
08:21Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere, hoşçakalın.

Önerilen