- 2 gün önce
Söyleşi: Murat Sabuncu
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar Orhan Pamuk, ‘Masumiyet Müzesi’ dizisi gösterime girdikten sonra Türkiye ve dünyadaki ilk söyleşisini T24'e verdi. Pamuk, T24 yazarı Murat Sabuncu’ya verdiği söyleşide ‘Masumiyet Müzesi’nin en temel hikâyesinin ‘erkeklerin kadınları esir alan aşk anlayışı’ olduğunu söyledi. Pamuk, değerlerinin farklı olduğunu vurguladığı Kemal karakteriyle paylaştığı ortak nokta için “Kemal yaşadığı aşk hikâyesi nedeniyle herkes tarafından alay edildiği için sınıfından düşüyor; ben de edebiyat merakım yüzünden, solculuğumdan o sınıftan düştüm, dışlandım” dedi.
Orhan Pamuk'un 2008 yılında yayımlanan 'Masumiyet Müzesi' romanı, Netflix'in global platformunda yaklaşık 200 ülkede aynı adla gösterime giren dizisi eşliğinde bir kez daha gündemde.
Türkiye'den Nobel Edebiyat Ödülü kazanan ilk ve tek yazar olan Orhan Pamuk; dizi yayına girdikten sonra Türkiye ve dünyada ilk söyleşiyi T24'e verdi. Pamuk, T24 yazarı Murat Sabuncu'nun 'Masumiyet Müzesi' romanı ve dizisi üzerine yönelttiği sorular kapsamında; ‘masumiyet’ kavramından edebiyata, set tecrübesinden yazma süreçlerine, eski Türkiye’den bugüne ve sınıfsal farklılıkların dönüşümüne uzanan görüşlerini paylaştı.
Pamuk, romanın Füsun'la birlikte baş kahramanı olan Kemal için “Kötü bir karakter. Ben Kemal değilim ama Kemal gibileri tanımakla geçti hayatım” diyen Pamuk, bu karakterle iki noktadaki benzerliği olduğunu belirtirken, şunları söyledi:
“Kemal’le paylaştığım iki şey var. Bir; Nişantaşı’nda büyüdük. İki; yaşadığı aşk hikâyesinden herkes tarafından alay edildiği için sınıfından düşüyor; ben de edebiyat merakım yüzünden, solculuğumdan o sınıftan düştüm, dışlandım” ifadesini kullandı. Pamuk, “Romancının paradoksu şudur; ‘Kemal ben değilim dersiniz’ ama okurun inanmamasını istersiniz. Kemal ben değilim ama o kadar güzel yazmışım ki okur ‘bunu yaşamadan yazmış olamaz, mutlaka yaşamış olmalı’ diyor. Bu en iyi iltifattır (…) Masumiyet Müzesi’ni izleyenler Kemal'e kızmakla kalmıyor bana da kızıyorlar,her şeyimiz harika demek için edebiyat yapılmaz, bunlar için vakit kaybetmeye değmez.”
'Masumiyet'e "eskiden hepimiz masumduk, şimdi kötüyüz" gibi bir anlam yüklemediğini belirten Pamuk, 'masumiyet'le yukarıdan aşağıya herkese hitap eden tek kanallı televizyon dünyasını, zenginlerin de yoksulların da aynı filmleri izlemesini, sınıfsal farklılıklara rağmen ortaklaşılan kültürü, bir konuya dair bilgisizliği, saf olma hâlini kastettiğini anlattı.
Diziyi, rejiden oyunculuklara ve mekân düzenlemelerine kadar çok beğendiğini anlatan Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi dizisiyle Hollywood'da ve Yeşilçam'da örnekleri sık görülen "şikâyetçi yazar" konumuna düşürülmediğini belirtti. Pamuk, "Romanıma sadık bir şekilde, onları zorlaya zorlaya, kollarını büke büke romanımı kelime kelime senaryoya çektirttim. Ama diziyi onlar yaptı. Mekânlar dahil harika yapmışlar. Memnuniyet duygusuyla seyrettim" görüşünü paylaştı.
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar Orhan Pamuk, ‘Masumiyet Müzesi’ dizisi gösterime girdikten sonra Türkiye ve dünyadaki ilk söyleşisini T24'e verdi. Pamuk, T24 yazarı Murat Sabuncu’ya verdiği söyleşide ‘Masumiyet Müzesi’nin en temel hikâyesinin ‘erkeklerin kadınları esir alan aşk anlayışı’ olduğunu söyledi. Pamuk, değerlerinin farklı olduğunu vurguladığı Kemal karakteriyle paylaştığı ortak nokta için “Kemal yaşadığı aşk hikâyesi nedeniyle herkes tarafından alay edildiği için sınıfından düşüyor; ben de edebiyat merakım yüzünden, solculuğumdan o sınıftan düştüm, dışlandım” dedi.
Orhan Pamuk'un 2008 yılında yayımlanan 'Masumiyet Müzesi' romanı, Netflix'in global platformunda yaklaşık 200 ülkede aynı adla gösterime giren dizisi eşliğinde bir kez daha gündemde.
Türkiye'den Nobel Edebiyat Ödülü kazanan ilk ve tek yazar olan Orhan Pamuk; dizi yayına girdikten sonra Türkiye ve dünyada ilk söyleşiyi T24'e verdi. Pamuk, T24 yazarı Murat Sabuncu'nun 'Masumiyet Müzesi' romanı ve dizisi üzerine yönelttiği sorular kapsamında; ‘masumiyet’ kavramından edebiyata, set tecrübesinden yazma süreçlerine, eski Türkiye’den bugüne ve sınıfsal farklılıkların dönüşümüne uzanan görüşlerini paylaştı.
Pamuk, romanın Füsun'la birlikte baş kahramanı olan Kemal için “Kötü bir karakter. Ben Kemal değilim ama Kemal gibileri tanımakla geçti hayatım” diyen Pamuk, bu karakterle iki noktadaki benzerliği olduğunu belirtirken, şunları söyledi:
“Kemal’le paylaştığım iki şey var. Bir; Nişantaşı’nda büyüdük. İki; yaşadığı aşk hikâyesinden herkes tarafından alay edildiği için sınıfından düşüyor; ben de edebiyat merakım yüzünden, solculuğumdan o sınıftan düştüm, dışlandım” ifadesini kullandı. Pamuk, “Romancının paradoksu şudur; ‘Kemal ben değilim dersiniz’ ama okurun inanmamasını istersiniz. Kemal ben değilim ama o kadar güzel yazmışım ki okur ‘bunu yaşamadan yazmış olamaz, mutlaka yaşamış olmalı’ diyor. Bu en iyi iltifattır (…) Masumiyet Müzesi’ni izleyenler Kemal'e kızmakla kalmıyor bana da kızıyorlar,her şeyimiz harika demek için edebiyat yapılmaz, bunlar için vakit kaybetmeye değmez.”
'Masumiyet'e "eskiden hepimiz masumduk, şimdi kötüyüz" gibi bir anlam yüklemediğini belirten Pamuk, 'masumiyet'le yukarıdan aşağıya herkese hitap eden tek kanallı televizyon dünyasını, zenginlerin de yoksulların da aynı filmleri izlemesini, sınıfsal farklılıklara rağmen ortaklaşılan kültürü, bir konuya dair bilgisizliği, saf olma hâlini kastettiğini anlattı.
Diziyi, rejiden oyunculuklara ve mekân düzenlemelerine kadar çok beğendiğini anlatan Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi dizisiyle Hollywood'da ve Yeşilçam'da örnekleri sık görülen "şikâyetçi yazar" konumuna düşürülmediğini belirtti. Pamuk, "Romanıma sadık bir şekilde, onları zorlaya zorlaya, kollarını büke büke romanımı kelime kelime senaryoya çektirttim. Ama diziyi onlar yaptı. Mekânlar dahil harika yapmışlar. Memnuniyet duygusuyla seyrettim" görüşünü paylaştı.
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:00:00TN4'ten herkese merhaba. Bugün Türkiye ve Dünya Erebiyatı'nın en önemli isimlerinden Nobel Ödüllü Orhan Pamuk'la beraber Masubiyet Müzesi
00:00:08kitabını ve dizisini konuşacağız.
00:00:10Hem de aslında biz de onun misafiriyiz. Masubiyet Müzesi'nde bunu konuşacağız. Heyecanlı bir soktu olacak diye düşünüyorum. Başlayalım.
00:00:18Orhan Bey merhabalar.
00:00:19Merhaba, günaydın.
00:00:20Günaydın, bir sabahlar.
00:00:21Orhan Bey, çok konuşuluyor dizi ama kaç sene evvelten gelen bir kitap bu.
00:00:27Kitabın başlangıç aşamasını da biraz sizinle konuşmak istiyorum. Hatta bir kitabınızı okumuştum.
00:00:33Roman'ı yazma fikri 1982 yılında bir aile toplantısında Osmanlı padişahı, 5. Murat'ın torunu Şehzade Ali Vasip Efendi ile
00:00:41tanıştığınızda aklına düşmüş.
00:00:43Çünkü, evet buyurun.
00:00:46O gün, o yemekte hangi cümle ya da hangi an sizi bu yandım şarkıda geçiyor?
00:00:51Osmanlı, Ali Vasip Efendi. Osmanlı hanedana artık Türkiye'ye giremiyordu ama Ecevit'in Erbakan'la birlikte çıkardığı bir haftan sonra
00:01:00Ali Vasip Efendi Türkiye'ye dönebildi.
00:01:03Ben o sırada 30 yaşlarında genç bir romancıydım. Bir aile toplantısında kendisine yan yana oturma şerefine ulaştım.
00:01:10Ve şöyle de otururken, şimdi Osmanlı hanedanı iktidarda olsaydı Ali Vasip Efendi padişah olacaktı.
00:01:18Ama padişah değildi.
00:01:19Yoksulluk içerisinde Mısır'da Antoniades Sarayı'nın müze bekçisi, müze yöneticisiydi.
00:01:26Bana kendisi bütün porseneller, tabaklar, gümüş takımlar benim uhdemdeydi demişti.
00:01:33Öyle bir şekilde dedi ki sanki bir Osmanlı padişahı Girit Adası bizim uhdemizdeydi.
00:01:38Bu da beni çok etkilemiştir çünkü bir yandan da siyasal İslamcı parti onu siyasete sokmaya çalışıyor.
00:01:46Bir yandan ülkemizin gizli servisleri onu kontrol ediyor böyle siyasete girmesin diye.
00:01:52O onlardan kaçıyor.
00:01:53Aslında Ecevit'e sevgi ve sempati duyuyordu ama siyasete falan girmeye niyeti yoktu.
00:01:59Ama Türkiye'de bir iş alıyordu ve diyordu ki ben Mısır'da işte müze yöneticiliği yaptım.
00:02:04Lafın ucu oraya bir şekilde geldi ki ıhlamur sarayında geçirmiş gençlik yıllarını liseye giderken ben de kendisine cesaretle sordum.
00:02:12Efendim ıhlamur sarayında yaverilerinden bahsediyordu.
00:02:15Ihlamur sarayında ne yapıyordunuz yaverilerinizle?
00:02:18Yaverilerimle matematik çalışırdı dedi.
00:02:20Aynı anda benim aklıma ting ting ting bir roman böyle gelir aklınıza.
00:02:25İki şey geldi.
00:02:25O zaman kendisi Ali Vasıp Efendi ıhlamur sarayının müze müdürü olsun.
00:02:32O zaman bir adım daha attım kendine.
00:02:34O zaman o müzenin katoluğunu da kendisi yazabiliyor.
00:02:38O zaman bir adım daha attım.
00:02:39Hayal gücü öyle bir şey.
00:02:41O zaman bir insanın bekçisi olduğu ya da rehberi olduğu müzede aynı zamanda sergilenen eşya olması.
00:02:49Kemal'in, Füsun'un durumu budur.
00:02:52Yani bir kişinin bir müzedeki hem koleksiyonu yapan hem de müzeyi gezdiren hem müzedeki eşyaları birbirine bağlayan hikayeyi anlatan hem
00:03:02de Ali Vasıp Efendi'nin hayalini ziyaretçilere şöyle yapacaktı.
00:03:07Efendim işte bu da Osmanlı Hanedanı'nın şehzadesinin oturduğu yatak yediydi diyecek.
00:03:14Sonra kırmızı çizgiyi geçirecek.
00:03:16Yatağa yatarak işte efendim burada çok da mazik işte efendim burada böyle uyurdum diyecekti.
00:03:21Masumiyet Müzesi romanının sonra müzesinin müzeyle romanı aynı anda yaptım.
00:03:28Bunu elli kere de söyledim.
00:03:29Ne de söylemeye devam edeceğim aynı anda düşündüm.
00:03:31İlk fikri budur.
00:03:33Bir kişi yaşadığı bir hayattan geri kalmış yataklar, eşyalar, porselenler kendisi de diyor uhtemdeydi.
00:03:40Tabi porselenler uhtemdeydi.
00:03:42Bir de matematik dersi vermek, bir haberden matematik dersi almak.
00:03:47Bakın romanda da dizide de matematik dersi vermek de var.
00:03:50Bir anda insan yaratıcı yazar roman, bütün romancı arkadaşlar böyledir.
00:03:55Bir anda bir fikir gelir aklınıza.
00:03:57Mesele bir romanın bir fikrin gelmesi değil.
00:03:59O fikre inanmak, yıllarca o fikri takip etmek, eşyalar biriktirmek, onu geliştirmek, onu kendine göre değiştirerek romanı ve müzeyi aynı
00:04:09anda yaptım.
00:04:10Dediğiniz roman ve müzeyi aynı anda bir de orja toplama noktası var.
00:04:15Nasıl toplandınız orjeleri?
00:04:16Yani hani baktığımız zaman şu anda zaten müze değil.
00:04:19Sizin müzenizde bu yayını çekiyoruz.
00:04:21Nasıl toplandı bu kadar?
00:04:23Şimdi bazen düşünürüm.
00:04:25Müzemde sergilenen yani bunlar, bütün bu hikaye, kurgusal bir hikaye elbette.
00:04:31Kemal'in müzede sergilediği füsünün eşyaları ya da yaşadığı dönemin eşyaları.
00:04:35Masumiyet müzesi, bir küçük müzesi olarak küçük bir şehir müzesidir de.
00:04:40Ama burada Kemal'in füsünün aşıkken topladığı eşyalar değil mi?
00:04:45Bu masumiyet ve hikayede o eşyalar.
00:04:47En önemli birinci eşya işte alt katta gördüğümüz füsünün düşen ve ta romanın sonunda Kemal'in incelikli fark edemediği erkek
00:04:56kabalığı ya da ilgisizliğiyle fark edemediği kendi aşkına fazla dolu olduğu için.
00:05:00Bütün bu eşyaların 3-4 kaynağı vardır onları sayalım.
00:05:03Bir, ben aileme, anneme, dostlarıma söylediğim böyle bir roman yazıyorum.
00:05:10Böyle ne bileyim eski örgü şişleriniz, şularınız, bunlarınız ne var onların dolaplarını karıştırdım.
00:05:16Herkes hem güler ne yapacaksın oğlum bunları yapma bir müzene kim gelir senin müzene derler.
00:05:21Hem de iyi niyetlerle belirledi.
00:05:23Bir, yani demek ki hayattan gelen eşyalar, tuzluklar falan.
00:05:27Pardon aileden gelen.
00:05:29İki, gene buna Marcel Duchamp'ın ya da çağdaş sanatçıların hazır, ready made dediği hazır verilmiş eşyalar.
00:05:40Yani sokaklarda, dükkanlarda satılan tuzluklar, dönem eşyaları.
00:05:45Onları benim ailem kullanmadı ya da Kemal'e benzenin birisinin ailesinden borç almadım ya da hediye edilmedi.
00:05:50Ben onların dükkan dükkan İstanbul'un antikacılarından, antikacı demeyelim bit pazarlarından topladım.
00:05:57Bir de iftar ederek söylüyorum burası bir müzene ama burada sergilenen eşyaların hepsi ucuz, hiçbir pahalı, değerli bir şey yok.
00:06:04İkinci kategori budur.
00:06:06Üçüncüsü isim, en iyi, en belirgin örneği Meltem gazozundadır.
00:06:11Yani bir dönem ayrıntısı, diyelim ki büyük gazozlar, büyük uluslararası şirketler Türkiye'ye giriyordu 60'ların sonunda, 70'lerin başında.
00:06:20Yerel, ne diyelim, sodalı içecekler, yerel gazozlar zor durumdaydı ama hala yapılıyordu.
00:06:27Bunların örnekleri var.
00:06:29Ben de romanıma böyle bir şeyi yapmak istedim.
00:06:31Bunun üzerine hayali bir marka icat ettim Meltem diye.
00:06:35Onun reklam kampanyasını yaptık, şişesini yaptık, filmini çektik, Alman Mankenkız'ı bulduk.
00:06:43Herkese yardım etti, herkese teşekkür ederim.
00:06:45Ama Meltem gazozu yarı gerçek bir şeydir.
00:06:50Kurgusal bir redimedir, kurgusal bir eşyadır.
00:06:54Bu üç kaynak yani.
00:06:55Bir, hayattan ailemden aldıklarım.
00:06:58İki, dükkan dükkan gezerek topladıklarım.
00:07:00Üç, sanatçılara gittim.
00:07:02Biz Meltem gazoz diye bir şey yapacağız arkadaş.
00:07:04Ben bunun şişesini yapamam.
00:07:05Bunu sen yapar mısın dedik.
00:07:07Ve bu o zamanlar Meltem gazoz diye bir şey yoktu.
00:07:10Ben icat ettim Meltem gazoz diye.
00:07:12Ve onun reklam filmini ben yaptım.
00:07:14Ama böyle de bir sürü eşya vardır romanda ve dizide.
00:07:18Çünkü bu müzeden eşyaları aldılar ve dizide kullandılar.
00:07:23Söyüşün ikinci bölümünde konuşacağız ama her eşyanın aslında bir de anlamı var.
00:07:27Meltem gazozu mesela.
00:07:28Onun sloganı.
00:07:31Evet.
00:07:31Yani mesela o da çok...
00:07:33Ben şakacı.
00:07:34Batılların şakacı ya da ironi, istihza yapan, ironi yapan şakacı bir yazarım.
00:07:41Meltem gazozunun siz her şeye layıksınız reklam filmi.
00:07:46Tabii ki egoist Kemal'in bir kadınla, güzel, hoş bir kadınla evlenirken bir de başka kadının hayatını karartma hikayesini biraz
00:07:55da meşrulaştırıyor.
00:07:58Okur.
00:07:59Benim kitabımda bu çeşit ikinci anlamlar, istihzalar, ironiler, şakalar olduğuna alışmıştır.
00:08:07Şimdi çok dizi olunca çok popüler, çok yaygın kitlelere ulaştı.
00:08:13Ben de sizin gibi bakıyorum sosyal medyaya.
00:08:15Kemal'e haklı bir öfke var ama onu daha konuşacağız.
00:08:18Konuşacağız onu.
00:08:19Kemal'e mutlaka geleceğiz zaten.
00:08:20Şimdi New York Times'da diziden evvel yaptığınız röportajda esasında bu dizi ya da film fikrinin yıllar evvel Amerika'da bir Hollywood
00:08:30ile çalışan büyük bir şirketle ilk anlaşmayı yaptığınız.
00:08:34Daha sonra teksti elinize aldığınız zaman çok farklı.
00:08:38Açıkça söyleyebilirim.
00:08:40O şirket de çok saygın bir şirketti.
00:08:44Yapmak da istiyordum ama burada buldukları yerel onları ay yapım değil başka bir şirket bulmuştu.
00:08:51Onu söylemek istemiyorum.
00:08:52Onlar da başka senaristler buldu.
00:08:54O bana önerilen ilk senaryoyu kabul etmeme imkan yoktu.
00:08:57Çünkü açıkça da şaka olarak da söylüyorum.
00:08:59Çünkü Füsun Gebek alıyordu bu senaryoda.
00:09:02Şimdi benim romanım roman olmaktan çıkıyor.
00:09:04Yalnızca bir adı kalıyor.
00:09:05Masumiyet Müzesi'nin müzesi için kitabının adını şöhreti için ben bunu neresinden düzelteyim ben de bunun üzerine dehşete kapıldım.
00:09:13Çünkü çok memnundum Hollywood şirketine bir dizi yapılması için kontratım vardı.
00:09:19Ama kontratım şirkete çok iktidar veren, romanı değiştirme hakları veren bir kontraktı.
00:09:27Ben dehşete kapılarak şimdi bu Füsun maşallah çekebilirler de hukuki olarak hakları var.
00:09:32Bir çekerlerse ben artık kitabını satmış, her türlü değiştirmeye izin vermiş, kötü yazar kitabına ihanet etmiş, yazar okurlarına ihanet etmiş
00:09:42yazar olacak.
00:09:43Diğer de Amerika'da bunu sordum, soruşturdum durumum, avukatlara soruyorum.
00:09:48Onlar dediler ki bir kategori var Hollywood'da bilinen kitap, known book onu fazla değiştiremezsin.
00:09:54Sizin kitabını tanınan, siz ödüllü bilmem ne yazarsınız bu kadar değiştirme hakları yok.
00:09:59Bunun üzerine, bunun üzerinden Hollywood'daki bir avukatlık şirketi, hukuk şirketi baya iki yıl süren bir mücadeleden sonra kontratı, para aldığım
00:10:13bir avansı geri vererek kontrattan kurtuldum ve serbest kaldım.
00:10:18Bütün bu beni üzen bir süreçtir, bütün bu sürecin bir sonucu oldu.
00:10:21Türkiye'de ve dünyada herkes, aa Orhan Pamuk dava olmuş bilmem ne, ben serbest kalır kalmaz, her büyük bir ilgi vardı
00:10:27zaten.
00:10:28Veya Ay Yapım da takip ediyordu Ay Yapım yöneticileri, Kerem Bey de konuşuyordum, ben tamam sizinle yaparım ama bu davanın
00:10:36sonuçlandırması gerekiyordu.
00:10:37Sonuçlanınca da Ay Yapım'la bir kontrat yaptım.
00:10:41Ay Yapım Kerem Çatay'ın sizi ikna etmesi, çünkü zor bir tıkışmadan geldiniz.
00:10:47Nasıl ikna oldunuz, neyce?
00:10:48Şöyle, Ay Yapım Türkiye'nin en büyük dizi yapım, film yapım şirketi.
00:10:54Zaten Kerem Bey'in babası Ekrem Bey'le ta 12-13 yıl evvel Cevdet Bey'e oğullarını acaba yapsak mı
00:11:00diye görüşmüştük.
00:11:01Onların ciddiyetini biliyordum.
00:11:03Ama daha önemlisi, şimdi size anlattığım gibi Hollywood'daki ilk kontratın beni ne kadar üzdüğünü anlattım onlara ve onlara dedim ki
00:11:10Hollywood'a yaptığım gibi sizden bir para alayım, sonra siz istediğiniz filmi çekeyim, boğulmayacak abi.
00:11:16Siz buna razı mısınız?
00:11:17Anse Hemingway'in Hollywood'la çalışmış dünyanın en önemli Amerikan yazarlarından biri.
00:11:22Çok ünlü bir lafı vardır.
00:11:26O der ki Hollywood'la ilişki şöyle olmalıdır ideal yazarlar için.
00:11:30Git Hollywood il sınırına, eyalet sınırına neyse.
00:11:33Sen kitabını ver, onlar da sana parasını ver.
00:11:36Sonra güle güle de hiç burnunu sokmayın Hollywood'a, Kaliforniya'ya girmesin yazarlar der.
00:11:42Ben Ense Hemingway'in büyük üstad bu öğütünü dinlemedim.
00:11:47Arkadaşlarıma, Kerem Bey diyeyim ki birlikte ben para falan istemiyorum.
00:11:51Çünkü sonunda kötü bir senaryo çıkabilir.
00:11:53Çok üzülürüm.
00:11:54Kendi romanıma ve kahramanlarıma ihanet etmek istemiyorum.
00:11:58Siz şuna varsanız yaparım.
00:11:59Oturalım, siz bana en iyi senaristi bulun.
00:12:02Ertan Kurtalan bence Türkiye'de en iyi senaristi şu anda.
00:12:05Ben onunla çalışayım.
00:12:07Siz de gelin istiyorsanız.
00:12:08Ve böylelikle biz bir buçuk yıllık bir çalışma şeyine gittik.
00:12:11Ders çalışan öğrenciler gibi.
00:12:13Bazen şaka gibi söylüyorum.
00:12:15Fisun da Kemal gibi.
00:12:16Onlar bir buçuk ayda bir Ertan Kurtalan işte diyelim kitabın 50 sayfalık, 30 sayfalık, bazen 200 sayfalık, bazen 10 sayfalık
00:12:24bölümünü bir haftalık bir bölüm olarak veriyor.
00:12:2830-40 sayfa olarak veriyor.
00:12:30Ben onu altını çizerek evde okuyorum.
00:12:32Sonra romanın o kısımlarını okuyorum ya.
00:12:34Ve ondan sonra tekrar hani eskiden Marksist metinden okunan şeyler gibi, öğrenciler gibi, gençler gibi buluşuyoruz.
00:12:41Burası mı olur, burası mı olur?
00:12:42Çok tatlı çalıştık.
00:12:44Hiçbir zaman kavga olmadı.
00:12:45Yani Ertan Kurtalan, Kerem Çatay ve ben bizim evde çoğu zaman, her zaman buluşurduk.
00:12:52Çay içerdik.
00:12:53Metin'in üzerinden konuşurduk.
00:12:55Ve ben eleştirilerimi ya da fikirlerimi, önerilerimi söylerdim.
00:12:59Bu çalışma çok tatlıydı ve çok anlayışlıydı.
00:13:02Onun Kevin Bey'ini özlemle hatırlıyorum.
00:13:04Ve böyle böyle çalıştık, çalıştık, çalıştık.
00:13:07Ve dizinin bütün 9 bölümünde senaryosu çıktı ortaya.
00:13:11Ben dedim ki zaten diyelim daha önemli ayrılır.
00:13:14Kaç para verecek, başka şartlar bilmem ne bilmem ne.
00:13:17Tamam anlaştığımız gibi oldu.
00:13:19Şimdi o senaryonun her sayfası imzalandı.
00:13:22Şaka olarak o senaryodan ayrılırlarsa,
00:13:24Sibirya'ya sürgüne yollanacaklar falan gibi mandeler koydum ki içim rahat etsin.
00:13:29Ama şunu da eklemek isterim.
00:13:30Bana kalırsa çok güzel bir dizi oldu.
00:13:33Çok gurur duyuyorum arkadaşlar.
00:13:35Benim senaryoyu kontrol etmem bir yere kadar.
00:13:39Ondan sonrası yapımcıların, çevre düzenlemesinin, oyuncuların ve tabii ki Zeynep Günay'ın ve Ay Yapım'ın büyük başarısı.
00:13:47Orhan Bey, tabii sizin çok titiz çalıştığımızı herkes biliyor.
00:13:52Çalışık hani zor olduğunuzu da söylüyor.
00:13:54Demek ki bu birçuk sene boyunca gayet iyi çalıştık.
00:13:57Bir tartışma çıkmadı.
00:13:58Sosyal medyada sizinle ilgili çok böyle esprili bir fotoğraf gördüm.
00:14:01Siz çekimin yapıldığı koltukta oturuyorsunuz.
00:14:04Arkada set işçileri falan filan.
00:14:06Kimi ne de düşünüyor şu anda herkes gerginlerdir diye.
00:14:09Esprili bir şey var gördünüz mü?
00:14:10O sosyal medyada paylaşıyorum.
00:14:11Gayet şey aslında hani hep bir şey buldum mesela ben o görüntüyüm.
00:14:16Ben vıdı vıdı hassasiyetimi, vıdı vıdı aman orası öyle değil böyle olsun kısmını yalnızca senaryo yazımında kullandım.
00:14:25Yalnızca Ertan Bey ile kendisine çok müteşekkirim.
00:14:29Kerem Bey ile çalışırken vıdı vıdı yaptım.
00:14:31Ondan sonra çevre düzenlemesi filmi çekiliyor.
00:14:35Sete, stüdyoya gitmedim.
00:14:38Nişantaşı'nı aynen çok başarılı yapmışlar.
00:14:40Ona hiç karışmadım.
00:14:42Onlar fotoğraflar çekerek, eski fotoğraflara bakarak büyük emekler vererek şahane bir çevre düzenlemesi yaptılar.
00:14:48Ben de hiçbir Türk dizisinde bu kadar ayrıntılara sadık etkileyici bir çevre düzenlemesi öğrenmedim.
00:14:54Ben bir de onu da söylemek isterim.
00:14:56Film çekilirken üç kere gittim yalnızca.
00:15:00Bir kere Ömer Kavur ile bizim gizli yüz diye bir film yaptık.
00:15:04Ben bir kere gittim.
00:15:04Orası öyle değil, burası böyle dedim ve Ömer Kavur beni azarlamıştı.
00:15:07Onu bana sonra başka zaman arkada içeride söyle.
00:15:11Şimdi burada herkesin önünde söyleme diye.
00:15:13Ben aynı duruma düşmemek için Zeynep Hanım'ın çekimlerine gitmedim.
00:15:17Ama gittiğim zaman da Zeynep Hanım benim söylediklerimi çok güzel, çok tatlı konuşuyorduk.
00:15:22Zeynep Hanım'la Ömer Kavur'da olmayan tatlı bir arkadaşlığımız var.
00:15:26O benim üstün bir otorite değil.
00:15:28Ben onun üstünde otorite değilim.
00:15:29İkimiz arkadaşız.
00:15:31Bu da bence filmin havasına uydu.
00:15:33Zeynep Hanım'ı çok övmek isterim.
00:15:36Çok başarılı buluyorum.
00:15:37Onu da ayrıca konuşuruz.
00:15:38Orhan Bey, tabii burada bir şekilde siz oyuncuların seçiminde ya da yönetmenin tercihinde söz sahibi oldunuz mu?
00:15:48Yani oyuncular seçilirken...
00:15:49Bir tek senaryo dışında Zeynep Hanım'ı kuvvetle ısrar ettim.
00:15:55Ama siz bilirsiniz diyerek.
00:15:57Senaryoda bu öyle olacak arkadaş, bu değişmez.
00:15:59Zeynep Hanım'ın kulüp dizisini çok beğenmiştim.
00:16:02Özellikle birinci yılını.
00:16:05Benim Ufuk 61'ü demek Türkiye'de bunlar konuşabiliyorsa çok da güzel çekmişti.
00:16:10Şimdi aslında Zeynep Hanım'ın yönetmenliğini övmek isterim burada.
00:16:17Gerçekten ağzınızla kuş tutan dünyanın en harika senaryosunu yazsanız bile en sonunda bir film senaryo değil bir rejisör gerekiyor.
00:16:24Ve onun özellikle kahramanların suratlarına yoğunlaşarak o sırada hissettiğimiz duyguları kahramanların suratlarında, virgül eşyalarda, virgül pencereden gözükenlerde görebilmesi büyük bir
00:16:43yetenek.
00:16:44Onun o yeteneğin arkasında ise Zeynep Hanım'ın oyuncuları yönetmesi.
00:16:49İşte üç dört kere gittim ama orada tanık oldum.
00:16:53Zor, hızlı çekilmiş bir dizi ve diyelim ki bir karakterin içinde bulunduğu durumu önce anlatıyor.
00:17:01Bak şimdi şu oluyor, şuna aşıksın, kocam burada ama öte yandan bu da var.
00:17:07Bütün hepsine aynı ve karakteri önce oynayacağı role çok güzel hazırlıyor ve ne istediğini de biliyordu.
00:17:14Yönetmen Zeynep Hanım hakkında biraz daha konuşalım.
00:17:17Kulüp dizisindeki performanstan bahsetmiştiniz.
00:17:21Aynı zamanda Zeynep Hanım aşkı, kıskançlığı, acıyı, birlikteliklerindeki anı çok iyi geçirdi izleyiciye.
00:17:31Benim romanım Kemal'in kafasının içine gömülmüş, evet panoramik bir romandır.
00:17:37Gene de bir toplumun, Türkiye'nin işte o nişantaşı toplumu diyelim alaycı bir şekilde,
00:17:43orta yukarı Burjuvazisi'nin bir tablosudur.
00:17:47Öte yandan Fatih, 5. bölümde, Fatih'te geçen bölümlerde de bir İstanbul tablosuna doğru yönüşür.
00:17:54Zeynep Hanım, Kemal'in dünyasına gömülü olan romanı, Füsun'un dünyasını da ortaya çıkarak,
00:18:02romanda olmayan Füsun sahneleri var dizide, çok beğendim onları, hiçbir itirazım yok.
00:18:06Ve kadının da ne hissetmiş olabileceğini söyleyerek diziyi başka bir boyuta taşıdı.
00:18:17Benim yalnız Kemal'in duygularını değil, Füsun'un duygularını ve bütün çevreyi, ayrıntıları Füsun'un gözünden de gördük.
00:18:28Zeynep Hanım'ı özellikle kamerayla, kamerasıyla kahramanların ruh durumuna yaklaşırken,
00:18:35onların kıskançlıklarını, yalnızlıklarını, kararsızlıklarını, hatta daha da önemlisi bir şey söylerken aslında başka şey düşünüyor olmalarını,
00:18:49mesela Füsun, kusura bakma babanın cenazesine gelemedim der Kemal'e.
00:18:57Aslında o çift anlamlı bir konuşmadır.
00:19:01Füsun demek ister ki kaçtım gittim senden, kusura bakma ama hala senden birazcık da Kemal'e de bir kemik atar.
00:19:08Hala senden ilgileniyorum.
00:19:09Kemal'i de kendisiyle ilgilenmeye devam etmesini hem ister, hem de cenazeye gelmedim, kusura bakmayayım derken,
00:19:16ben de çıktım gittim senden kaçtım başkasıyla evlendim der.
00:19:20Roman bu tür çift anlamlı konuşmalarla doludur.
00:19:25Ne bileyim daha romanın başında Sibel kadınların, bak seni sahte çantayla kandırmışlar,
00:19:32kadınların seni ne kadar kolay, bu kadar kültürlüsün gene anlayamıyorsun dediği sahnede
00:19:38ya da gene aynı sahnede Kemal der ki işte bir asıl çantalar, o da belki Sibel.
00:19:49Bir de sahte çantalar, Kemal'e o da öptü sun.
00:19:53Roman bu çeşit iki çift anlamlar, bir anda hissettiğiniz şey değil tam tersini söylemeleri üzerine kurulmuştur.
00:20:02Ve kendisiyle yapılan bir konuşmada okudum, Zeynep Hanım bunların zorluğu olduğunu söylüyor ama bu zorluğu çok güzel halletmiş.
00:20:10Biz kahramanların ikircikli, iknemli durumlarına karar verememelerini romanda, dizide çok iyi hissediyoruz.
00:20:21Bunları romanda gene Kemal kendi düşüncesi olarak şöyle düşünüyordum, böyle düşünüyorum diye söyleyebilir.
00:20:27Ama dizide bunları söyletemezsiniz, bu duyguyu bize çok iyi vermiş.
00:20:31Zeynep Günay'la röportajı TM4'te Binnaz Sektenber yaptı.
00:20:35Ben de Zeynep Hanım'la röportajını okudum, çok da ilham verici bir yönetmen.
00:20:39Zeynep Hanım'la ilgili son bir şey daha sorup öde geçmek istiyorum, siz de atıfta bulundunuz.
00:20:44Kitabı çıktığında da okudum, doğal olarak Zeynep'e'den bir daha okudum diziyle şey yapayım diye.
00:20:49Hakikaten Füsun'un Füsun olduğu, karşı çıkması Kemal'e, kendi hayatı, kendi hayatın bir şekilde zorlamaya çalışması,
00:20:58kitaptan daha çok sanki dizide daha öne çıkan bir noktada hepimiz için kendini gösterdi diye düşünüyorum.
00:21:05En sonunda belki temel sorun, şu bundan gene de daha da konuşabiliyoruz.
00:21:09Sonunda Füsun intihar mı ediyor?
00:21:13Yoksa bir köpek, aman şurada arkamızda duran köpek, biblolardan, köpeklerden biri,
00:21:19bibloları da olan köpeklerden biri ezilmesin diye acemi şoför olduğu için,
00:21:24o da uzun uzun işleniyor, şoför yeni ehliyet alıyor.
00:21:27Kaza yapmamak için, direksiyonu kırdığı için mi, kaza mı oluyor?
00:21:31Roman bu konuda açık değildi ama Zeynep Hanım'ın bir yorumu var ve çok da saygı duyuyorum.
00:21:37Zeynep Hanım, Füsun'un bir çeşit, tıpkı Anna Karenina gibi bir çeşit intihar ettiğini açıkça söylüyor.
00:21:45Bu bir yorumdur ve aman yanlış olmuş asla demiyorum bir katkı ama o kitapta olmayan bir yorum.
00:21:52Ama Füsun'un ne kadar ezildiğini, aslında Türkiye'de aşık olan erkeğin söyleminde o söylemin kadını esir aldığını,
00:22:05erkeğin kendi aşk söylemine aşık olduğunu, kadına değil kadınla ilgilenmediğini,
00:22:10bütün Türkiye'deki aşk hikayelerinin %80'i, %90'ı budur.
00:22:15Erkek o kadar hakim dedi ki dünyaya kendi aşk şiiri, aşk romanı, aşk filmi yazarken kendisini ve aşkını över de
00:22:25kadının neler çektiğinden söz etmez.
00:22:29Belki de Masumiyet Müzesi'nin geçmesini istediğim en temel hikayesi budur.
00:22:34Tabii orada Füsun'un intiharı yorumu çok önemli.
00:22:38Siz yazar olarak ortada bıraktınız.
00:22:41Zeynep Hanım yönetme olarak bunu bu şekilde düşündü.
00:22:44Fakat o araba kullanma sahnesine gitmeden evvel,
00:22:48senin otenin önünde ikisi bankta otururlar.
00:22:51Kavgadan sonra Füsun'un söylediği seni öldürmek istiyorum diye bir asla cümle de vardır.
00:22:56Yani o bir aslında intihar mıdır, ortadan mı bırakılır mıdır, beraber bir ölüm noktası mıdır tartışılı bir acı.
00:23:04Şimdi burada romanı okurken aslında seni öldürmek istiyorum.
00:23:07Fazla üzerinde durmayabilirsiniz.
00:23:08Burada Ertan Kurtalan'a teşekkür etmek isterim.
00:23:11Çünkü romanın iskeleti diyeceğimizi bütün en püf noktalarını böyle cımbızla çapakarak çekmiş
00:23:18ve onları çok güzel başka bir çizgiyle birleştirmiş.
00:23:22Ben bunu yapamazdım.
00:23:23Başka kimse yapamazdı.
00:23:25Gerçekten Ertan Bey çok yetkin bir senarist.
00:23:28Biz böylelikle yalnızca o cümleleri okuyarak şu kitabın, hikayenin dramatik yapısını,
00:23:35esas noktalarını ne bileyim sinir uçlarını takip edebiliriz.
00:23:40Ve orada Füsun'un, onu da dikkatinizi çekelim.
00:23:43Zeynep Hanım iki kere gösteriyor bize.
00:23:46Bir sekizinci bölümde, bir kısa dokuzuncu bölümde seni öldürmek isterim.
00:23:50Yani Füsun'un kendisine aşık erkeklerin kurbanı oldu.
00:23:55Bunun kitabımın temel meselelerinden biri olduğunu, aşık erkeğin söylemine inanmayın.
00:24:03Orhan Pamuk aşk romanı yazmış.
00:24:06Buradaki Kemal'in dünyasına inanmayın.
00:24:08Çünkü buradaki aşk söylemi aslında kadını ezmek, baskılamak, esir almak ya da kadına ilgisiz,
00:24:15erkek kadına ilgili değil, kendi aşk söylemine ilgilidir.
00:24:19Divan Edebiyatı'ndan günümüzde okuduğumuz aşk romanlarının çoğunda erkek kendisiyle meşguldür.
00:24:24Bu roman dahil.
00:24:26Ama hiç olmazsa bu romanın bir yerinde öyle değil.
00:24:29Füsun bağırıyor, seni öldürmek isterdim diyor.
00:24:33Evet, kitabının sonunun %50'si ben de düşünüyordum Füsun'un intihar etmek isteyeceğini.
00:24:39Ben de romanın ve dizinin sonunda gördüğümüz Füsun öfkeli bir Füsun'dur.
00:24:45İstediği hayatı aşık erkekler yüzünden yaşayamamış bir insanın öfkesi vardır romanın sonunda, dizinin sonunda Füsun'da.
00:24:53Aslında her oyuncu, Orhan Bey ayrı ayrı konuşulmayı bence hak ediyor.
00:24:59Çünkü her rol o kadar, sanki her rol bir başrol gibi diye söyleyebilirim.
00:25:04Evet, oyuncuları ne kadar övsem bitirelim.
00:25:06Yani oralar çok önemli.
00:25:07Mesela ben Sibar'den de çok etkilendim.
00:25:11Oya Un Ustası.
00:25:12Evet, harika oynuyordu o.
00:25:14Kendisini tanıtma kokteyliyle gördüm de saçma sapan bir şaka yaparken çok teşekkür edemedim kendisine.
00:25:22Özellikle Kemal'le, Kemal'e öfke duyduğu, sen çok iğrençmişsin dediği sahnede.
00:25:29Ondan sonra yavaş yavaş hayat dolu bir kadınken yavaş yavaş Kemal'in saçmalıkları hakikaten iğrençlikleri yüzünden yavaş yavaş kırılmasında, solmasında,
00:25:41solmasını çok güzel yalnız diyor.
00:25:43Çok parlak bir oyuncu.
00:25:45Kemal'e öfkelendiği zaman alnındaki damar ortaya çıkıyordu.
00:25:49İnanarak oynuyordu.
00:25:50Kendini vererek oynuyordu.
00:25:51Şahane bir oyuncu olduğunu söyleyebilirim Oya Hanım'dan.
00:25:57Nişan sahnesi de Yalı'da, ailesinin yanında Kemal'le aşkı yeniden yakalama umudunu yaratma çalışıcı sahnelerdi aslında çok iyi.
00:26:06Evet.
00:26:06Durumu kurtarmak için gösterdiği enerjiye.
00:26:09Burada hem romanda hem dizide aynı.
00:26:11Hem ona çok saygı duyuyoruz.
00:26:14Hem çok seviniyoruz.
00:26:14Asıl evlenilmesi gereken kız diye düşünüyoruz.
00:26:17Kemal'e de kızıyoruz.
00:26:18Ne buldun bu Füsun'da diye.
00:26:24Nişan sahnesi dediğiniz için şunu eklemek istiyorum.
00:26:27Burada Zeynep Hanım'ın ben Nişan'da uzun uzun anlattığım gibi belki de romanın en uzun sahnesidir.
00:26:32O ise kısacık Füsun'un bir gözü yaşlı görüntüsünü vermiş Nişan'da.
00:26:39Roman tam öyle değil, daha ayrıntılı ama işte rejisör olma, yönetmen olma bu.
00:26:47Orada kendi yazdım olsun benim de gözlerim sunandı.
00:26:51Bilmem anlatabiliyor muyum.
00:26:53Zeynep Hanım burada duyguları ortaya çıkarmakta şahane.
00:26:57Bu da bizi belki ileride konuşacağımız.
00:26:59Şimdi de konuşabilirim.
00:27:00Melodram konusuna geliyor.
00:27:01Bu roman kesinlikle melodramatiktir.
00:27:05Dizi de daha da melodramatik olmuş.
00:27:09Melodram önce bir tane melodram 18. yüzyıl, 19. yüzyıl başında bir şekilde kara gözle hacivat gibi bir şeydir.
00:27:18İki tane kahraman, ne gerçekçilik var, nasıl para kazanıyor, hangi sınıftan, ne olduğu belli.
00:27:22Belli ki aristokratlar, ölümler, intiharlar hep göz yaşartıcı konuların ve sahnelerin sıralandığı
00:27:32ama hiçbir şekilde gerçekçi olmayan bu tiyatro eserlerine melodram denir.
00:27:38Daha sonra 19. yüzyıl romancıları Balzac mesela melodramı çok iyi kullanmıştır.
00:27:45Vadideki zambak melodramanın Allah'ıdır.
00:27:48Ama Balzac bu göz yaşartıcı duygusal anlar ile Karl Marx'ın da hayran olduğu toplumsal tabloyu birleştirmiştir.
00:27:59Masumiyet Müzesi de bunu yapmaya çalışıyor.
00:28:01Evet bir melodramaz roman olarak da, dizi olarak da ve dizide melodram özellikleri de vurgulanmış.
00:28:08Ve çok saygı duyduğum, çok değerli sessizlikler, melodramatik anlar var.
00:28:12Müzik de bize şahane bir şekilde yardım ediyor.
00:28:15Ama öte yandan roman, dizi de biraz öyle, bir toplumsal panorama da bize gösteriyor, toplumsal eleştiri de gösteriyor.
00:28:24Melodramlarda erkeğin egoistliği ya da toplumun hangisi, kaç çiftliği var, kaç şeyi var, doğru mu, gerçekçilik yoktur.
00:28:31Gerçekçi melodramı Balzac, Henry James'i keşfetmiştir.
00:28:37Ve ben de bu geleneği Henry James'den Balzac'a melodramatik hayal gücü dediğimiz modern romanda işlenen,
00:28:48melodramatik temaların bilinçle işlenen, sosyalleştirilmiş toplumsal tabloyu ve eleştiriyi gören bir melodramdır Masumiyet Müzesi.
00:28:56Tabii bu melodrama hayat katan yine sanatçılardan gitmek istiyorum.
00:29:02Mesela Vecihe karakterindeki Tilbe Saran.
00:29:05Öyle bir anne portresi çiziyor ki, yani ben özellikle Füsun'u tırnak içinde isteme sahnesindeki o kararsız anlarından çok çarpıldım
00:29:19açıkçası izleyen olarak.
00:29:20Tabii bu romanda, Bir Nisan Taşlı'nın romanı, benim hayatımdan çok şey var ama sınırlı olarak.
00:29:26Romancılar hep böyle bir, hayatınızdan bir şeyler alırsınız, sonra ona hayal gücüyle bir şeyler eklersiniz, başka bir karakter çıkar ortaya.
00:29:33Vecihe Hanım, Tilbe Saran'ın oynadığı Vecihe Hanım'da benim annemden çok şey var.
00:29:38Annem de aynen onun yaptığı gibi bana işte aferin giyme, böyle bir hafif yarı azarlayıcı bir tonla şöyle yapmışsın, böyle
00:29:45yapmışsın, aferin güzel olmuşsun, yakışıklı olmuşsun.
00:29:47Pat diye bir de sırtıma vurur ama kambur durma derdi aynen, ben de onu roman attım.
00:29:51Tilbe Hanım'ı seyrederken, yer yer anahtarı verirken iki kere dikkat et demesi çok yerinde, çok hizal oynuyor o.
00:30:02Bir de belki onun da bir Nisan Taşlı olduğunu biliyorum ben.
00:30:06Kendi yaşadığı kültürü yansıttığı bir çevrede oynadığı için ama cuk oturmuş diyebilirim.
00:30:11Zaten bu dizide hani Batılıların casting gibi oyuncu ile, karakter ile oyuncuyu eşleştirme hüneri şahane, çok güzel.
00:30:22Oyuncular hepsi oturmuşlar bana kalırsa.
00:30:26Vecihe Hanım'dan, annenizden etkilendiniz.
00:30:29Peki Kemal'in babasını oynayan Bülent Emin Yarar var.
00:30:34O da çok iyi bir performans sergiliyor.
00:30:36Özellikle beni bu bir lokantada baba oğlun bir itiraf sahnesi vardı.
00:30:42Onda da ailenizden bir şey var mı ki Orhan Bey?
00:30:46Bir nokta var mı?
00:30:47Kemal'in babası için Bülent Emin'in oynayacağını bana bir resmi gösterdiklerinde bir tek burada.
00:30:54Bu beyefendi bence olmaz.
00:30:56Çünkü tipi benzemiyor.
00:30:57Hatta Masumiyet Müzesi'nde Kemal'in babasının bir küçük heykeli de vardır.
00:31:03Daha böyle, daha ne diyelim, beyaz tipli, esmer olmayan, daha züppe tipli biri düşünmüştüm.
00:31:11Ama öyle güzel oynadı ki orada özellikle kendisinin de bir gizli sevgilisi olduğunu, oğlunu anlatırken.
00:31:18O ayrıca, bunu da itiraf edelim madem burada, son derece otobiyografik.
00:31:24Ben buna benzer bir şey söyledim.
00:31:25Babam da aynen romanda olduğu gibi bir itiraf yaptı bana hayatının sonuna doğru.
00:31:30Gözlerinden de yaşlı olarak görerek.
00:31:31Ben bir yandan tipi babama benzemiyor dediğim oyuncumuzu bir baktım.
00:31:37Aynen babam olmuş, şey derken benim gözlerim sulandı.
00:31:40Çok iyi bir oyunculuk.
00:31:43Ve kesinlikle Kemal'in babası oluyor.
00:31:46Evdeki konuşmalara fazla ilgilenmeden, dalgın dalgın televizyona bakmalar.
00:31:51Arada bir mutlu olmalar.
00:31:53Ama oğlunun da daha sonra benzerine yaşayacağı bir ilişkiyi yaşamış olduğu için hissettiği suçluluk duygusu ve yenilgi duygusunu çok güzel
00:32:01temsil etti.
00:32:02Baba oğul şeyi hakikaten beni de çok etkiledi o dizide, kitap odaya etkiliyordu.
00:32:09Bir de Füsun'un babası Ercan Kesal.
00:32:13O da çok başarılı bir oyuncu.
00:32:14Ve orada da bir taraftan kızını korumaya, kollamaya çalışan, bir taraftan çaresizlik yaşayan maddi olarak.
00:32:22Ercan Kesal, Füsun'un annesi ne kadar her şeyi ayarlamaya çalışan manipülatif yönlendiriciyse, Füsun'un babası ise acıyı içine atan.
00:32:35Eh, o geleneksel bir baba ve kızının evliyken bir başka artiz olmak için bir başkasıyla yakınlık kurmak istediğini, evlenmeden bir
00:32:47başkasıyla yattığını öğreniyor ve bunun utancını yaşadığını söylüyor.
00:32:51Belki de bunu evlenmeden bence bir başkasıyla yatmanın utancı dedik.
00:32:55Belki bu dizinin, bu romanın anlaşılması için bunun altını çizmem gerekir.
00:33:01Unutmayalım arkadaşlar, herkese bunu söylemek isterim.
00:33:04Belki de kameraya bakarak söylemem gerekir.
00:33:06Olaylar 1970'de geçer ve o zamanlar bekaret, bir kızın evlenmeden önce bir erkekle yatmış olması şimdi olduğundan çok çok daha
00:33:17önemli bir konuydu.
00:33:18Ben bu kitabım Fransızca'ya çevirirken nasıl oldu hatırlıyorum.
00:33:24Yahu bu kitap Türkiye'de anlaşılır ama bu bekaret konusu bizde 70'lerde, 80'lerde hala vardı.
00:33:31Fransız editim merak etme Orhancığım bizde de var, bizde de almayacaklardır.
00:33:34Bizde de hala Fransızca Türkiye'den çok Avrupa'yı modern olmasına rağmen bu konu vardı dedi.
00:33:39Ama sosyal medyadan sağdan soldan işittiklerimde bu konunun bekaret konusunun, bu koddaki tabunun hem konuşulamaz hem de çok önemsenir.
00:33:51Bir şey hem konuşulamıyor hem çok önemli.
00:33:54Yani tabu ve romanın çalışmasına anlaşılması için bu tabunun ayrıntılı olarak bilinmesi gerekiyor.
00:34:01Dizinin belki de sorunu, ben romanda bunu açıkça yazıyorum.
00:34:06Kemal o zamanlar şöyleydi, böyleydi, şöyleydi, böyleydi bir kadınla.
00:34:10Bunu da romanda Kemal'in sesi olarak işitiyoruz.
00:34:13Bir kadınla evlenmeden evvel birlikte olursanız, bekaret konusu artık kaybolmuşsa,
00:34:18o zaman kadın erkeğe güveniyordur ve erkek mutlaka o kadınla evlenmelidir.
00:34:24Evlenmezse çok şerefsizlik yapmış olur diyor ve Kemal'in ikilemini açıkça söylüyor.
00:34:30Ama bu ne kadar bir dizinin akışı içerisinde, okurların derine gidiyor.
00:34:37Roman bunu tekrarlıyor.
00:34:38Bu romanda önemli bir konu ve diziyi seyrederken seyircilerin unutmaması gereken konu.
00:34:45Dizinin uluslararası başarısını bazen düşünüyorum.
00:34:48Bu acaba anlaşılacak mı?
00:34:50Çünkü bekaret konusu her ülkede kendine göre yaşanan bir şey.
00:34:53Her ülkede unutulan ve tabu olduğu için de milletlerin unutmak istedikleri annelerinin, anneannelerinin,
00:35:00belki hala kendilerinin yapmakta olduğu, işte karım benden evvel birisiyle, bir başkasıyla yaptı mı?
00:35:07Julian Barnes'ın hala yaşlı yazar, İngiliz yazarın son romanlarından birinin de konusudur.
00:35:14Bu kıskançlık konusu ve bazen bunu bekaret olarak yaşıyoruz, bazen kıskançlık olarak yaşıyoruz.
00:35:20Ki de bizimki gibi hala baba erkil toplumlarda bu çok belirleyici bir konudur ve çok önemli bir sosyal konudur.
00:35:27Ama çok çirkin, tatsız bir konudur da ve herkes de bunu bir zamanlar buna değer vermiş olduğunu,
00:35:32hala önemlisi dinin, bekaret konusunu herkes unutmak ister.
00:35:35Ama dizi bunu ya da roman bunu ortaya çıkarıyor.
00:35:38Ama konuşmadan ortaya çıkarmak, romanda açıkça yazıyorum da dizide o kadar söylenmiyor.
00:35:44Bazen o zaman Kemal'in ya da Füsun'un bu kadar çile çekmesi anlaşılıyor mu acaba diye de düşündüğüm zamanlar
00:35:52oldu.
00:35:52Evet, herkesin bu konulara bakışı tabii farklı olabilir ama illa bir romancıdan o dönem yazdığı ya tartışılan konular üzerinde
00:36:01herhangi bir tırnak içinde ahlapçıya da başka türlü bakış beklemek de çok mantıklı olmayabilir hale değil mi?
00:36:07Yani niye bu konuya çok girildi o dönem?
00:36:10Ona aslında bekaret değil.
00:36:12Bugün Romeo ve Juliet'i düşünüyoruz bizim için iki ad.
00:36:16Bugün bu masumiyetimiz için de Kemal ile Füsun da diyebiliriz.
00:36:24Bazen de bir arada düşünmüştüm buna ben masumiyetimizi demeyeyim.
00:36:28Kemal ile Füsun, Romeo ile Hüsrev ile Şirin gibi.
00:36:34Ama en sonunda Romeo ve Juliet birlikte olamazlar, yakınlaşamazlar.
00:36:39Çünkü iki ayrı cemaatin insanlarıdır.
00:36:44Şimdi bugün ya da onun uyarlaması olan Batı yakası hikayesi, Amerikan başarılı filmi aşağı yukarı zaten Romeo ve Juliet.
00:36:52Orada da iki tane diyelim ki sokak çetesine ait oldukları için sevgililer birbirlerini bulamazlar.
00:36:59Ama kaç kişi bilir bunu?
00:37:01Mesele aslında aşkı aşk yapan şey kız ile oğlan arasındaki engellerdir.
00:37:06Ve bizler o engelleri seyrekmeyi, o engelleri ortaya çıkaranlara kızmayı severiz.
00:37:14Bunu aşkı aşk yapan şey tarafların birbirleriyle kavuşamamasıdır.
00:37:19Ve seyirci de bunu severiz.
00:37:22Aşkı aşk yapan sonunun mutlu olması değil, mutsuz olmasıdır.
00:37:27Aragon'un ümmü lafı vardır.
00:37:29Mutlu aşk olmaz ya da olur da güzel bir evlilik, güzel çocuklar olur.
00:37:32Ben öyle bir roman yazmak istemedim.
00:37:35Zaten aşk romanı yazmak istiyorsanız ve sonu mutlu olabilir.
00:37:39Bazen de düşünüyorum belki de internet öyle bir ilerleyecek.
00:37:42Dijital AI dediğimiz şey o kadar ilerleyecek ki bir gün verecek ki herkes istediği romanı satın alacak.
00:37:49Dijital olarak verecek AI'ye.
00:37:50Sonra ben mutlu son istiyorum diyecek.
00:37:52Hop size mutlu sonu verecekler diye düşünüyorum.
00:37:55Ama ben mutlu son yazmak istemedim.
00:37:57Birazcık da Kemal'in bir müze yapmasını istediğim için.
00:38:01Ben onları evlendirebilirdim de.
00:38:03Ve zaten kitap da buna açık.
00:38:05Niye sonunda bu kadar uğraştılar, uğraştılar, tam evlenecekler.
00:38:08Füsun niye intihar etti?
00:38:10Bunu da konuşmak isterim.
00:38:12Evet.
00:38:14Oğan Bey tabii bu noktalara giderken, oncadan gidelim.
00:38:18Füsun'da da intihar ettiği gereken ileriki soruları da size tormayı düşünüyorum.
00:38:23Füsun, Feridun yani Füsun'un evlendiği isim yani Bora Akın.
00:38:29Öyle bir karakterle giriyor ki aslında devreye.
00:38:34Özellikle bu sinemacılarının olduğu yerde, oradaki o tartışmalar, kadınlar üzerinden giden diyaloglar belki farkında, belki bir şekilde içinde ama bir
00:38:44idare eder karakter çiziyor ama başarılı çiziyor.
00:38:47Nasıl bulduğunu söylüyor?
00:38:47Şimdi Refa, Bora Akın'ın suratını görüyor görmez.
00:38:50Bana soruyorlar, Füsun'un suratını Eylül Hanım gibi düşünmüş müydin?
00:38:56Kemal'i Selahattin gibi düşünmüş müydin diye düşünmemiştim.
00:39:01Ama Bora Akın'ı aynen Feridun gibi düşünmüştüm.
00:39:06Aynı suratı karşımda gördüm ve gerçekten hani dizide aynı kitapta kendim.
00:39:13İlk roman okurken kahramanların suratlarını kendi hayatımızdan bulduğumuz suratlarla resimleriz.
00:39:19Buna yazar istediği kadar burnu şöyleydi, kafası şöyleydi, saçları şöyleydi diye yazsın.
00:39:25Biz roman okurken kelimeleri kendi hafızamızdaki resimlerle hibmetli resimleriz.
00:39:34Bu Bora Bey'in oynadığı Feridun rolinin arkasında ise gene yaşamsal, öz yaşamsal, otobiyografik bazı ayrıntılar var.
00:39:42Bir zamanlar evliliğimi ilk yıllarında Yeşilçam için ben de senaryo yazayım bari, ekmek parası falan, Ceddet Bey'in çıktı ilk
00:39:49yıllarda dedim.
00:39:50Ve o zamanlar benim romanda Pelur Bar diye anlattığım çok ona benzeyen Papyrus diye bir bar vardı.
00:39:57Bütün Türk Yeşilçam'ı oraya gider, iş almak istiyorsanız, Yeşilçam'da iş almak istiyorsanız, figüranlar değil ama figüran üstü oyuncular,
00:40:06her gün orada kahve, çay, içki, akşamüstü içki olmak üzere dururlar.
00:40:10Çekilmekte olan filmler için insanlar geliyor.
00:40:14Kontratlar, Hollywood'da o bar, Pelur Bar ya da Papyrus, onun örneği ona çok yakın anlattığım,
00:40:21bir çeşit sinema yapma mutfağı kulüsüydü.
00:40:25Ve orada sürekli dizilerde olanlar, efendim genç oyuncu adaylarının ırzına geçen rejisörler,
00:40:33yapımcılar, paralarını filmci kızlarla yemek isteyen,
00:40:37Türkiye öyle kapalı bir ülkeydi, adam zengin olur, evliliğinden memnun,
00:40:41kendisine aşık olacak, aşk yaşamak ister,
00:40:44Yeşilçam'a gider, film destekliyorum der.
00:40:47Böyle hikayeler anlatılan Kemal biraz o duruma düşüyor.
00:40:50Bütün bunları ben evliliğimin ilk yılında bir senaryo yazayım, para kazanayım diye gittiğim,
00:40:55Papyrus Bar ve çevresindeki insanlardan öğrendim ve olduğu gibi de romana taşıdım.
00:41:02Tabii Fisun'la Kemal'e geçeceğim ama bir karakter daha var ki,
00:41:05hakikaten her sahnesinde çok belirgin bir oyunculuk gösterdi.
00:41:12Zayin karakteri yani Onur Ünsal.
00:41:15Yani onun işte...
00:41:17O da çok güzel oynuyor.
00:41:18Çok iyi oynuyor.
00:41:19Alman mankenli gelişi, son sahnede Sibel'le evlenme noktası.
00:41:23Bir defa Zayin kendine güvenli parası olan Burjuva erkek,
00:41:31Kemal'den de kendine yüksek bir karakteri var, kendine güveni var, Kemal'i yönlendiriyor.
00:41:36Kemal'in bir kıza bu kadar fazla takılmasını haklı olarak anlayamıyor ya da haksız olarak anlayamıyor.
00:41:41Artık herkes kendine göre önemsiz.
00:41:43Ve o rahatlığı, o gücü oyuncumuz çok güzel vermiş.
00:41:47Çok da onun oynadığı oyundan da çok memnunum.
00:41:51Ve tabii şimdi en önemli iki karakter tabii biri Füsun.
00:41:57Yani Eylül Lüze Kandemir.
00:42:00Selahattin Paşalı'ya karar verildi hemen.
00:42:03Ama baş kadının rolünde kim oynayacak ona karar verilmedi.
00:42:07Ben gene uzaktan izliyorum.
00:42:09Çünkü ben bir tek senaryoyu denetledim.
00:42:11Gerisine karışmıyorum dedim ve bu sözüme sadık kalmak istiyorum.
00:42:14Merak ediyorum.
00:42:15En sonunda bize onu seçtiler.
00:42:18Eylül Lüze Kandemir'i ve Zeynep Hanım onu da çok zeki, Orhan Bey çok zeki dediğini hatırlıyorum.
00:42:24Bu da ben zaten hayır olmaz demezdim.
00:42:28Beğendim.
00:42:29Güzel bir oyuncu.
00:42:31Şimdi ona söyleyeceğim yolunun açık olması.
00:42:36Herkesin hayalinde benim de hayalimde başka bir Füsun vardı.
00:42:39Ama o oynaya oynaya ve yavaş yavaş o Füsun olduğunu çok iyi görüyorum.
00:42:46Selahattin bunu zaten Paşalı bunu görmüş.
00:42:52Dizinin çekimi sırasında Eylül Hanım'ın geliştiğini, inşallah daha da gelişecek.
00:42:59Ben onun Türkiye'de bir star olmasını hayal ediyorum.
00:43:02Olabileceğini zekasından dolayı oyunculuğun zekasını oyunculuğunda gösteriyor.
00:43:08Orada sorun ki Zeynep Hanım da böyle bir oyun talep ediyor.
00:43:12Kahramanın içinde bir duygu olacak.
00:43:14Yürgül.
00:43:15Tamamen bununla çelişen bir başka duygu olacak.
00:43:18Yani birincisi nedir?
00:43:19Ailesine sadık, artık tanımadığı böyle kolay yatmayan bir aile kızı, virgül, meşhur artist olmak isteyen birisi.
00:43:29Aynı anda bütün romandaki ve dizideki bütün karakterler gibi aynı anda birbiriyle çelişen bu iki şeye inandığını
00:43:36ya da bu ikisi arasında kafasının karıştığını Eylül Hanım çok güzel gösteriyor.
00:43:41Gözleri bir şey diyor, ağzı ve dudakları başka bir şey diyor.
00:43:44Ve bunu yapmak, oyunculuk benim anladığım kadarıyla bunu yapmak.
00:43:49Elbette burada ve bütün oyuncular bana kalırsa Zeynep Hanım'ın ona şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın bana da dedi.
00:43:55Orhan Pamuk olmayı da bana da öğretti.
00:43:58Oldum olamadım ayrı.
00:43:59Ama oyuncular gerçekten onun istediği şeyi ve defalarca tekrarlayarak öyle değil böyle bak şu duyguyu unutuyorsun diyerek.
00:44:06Ben Zeynep Hanım'ın kulise çekimlere gittiğim zaman 3-4 kere Zeynep Hanım'ın onları nasıl yönettiğini bu kadar bilgi
00:44:14verip onları yönetirken onları da rahatlatıyordu.
00:44:17Çünkü çok akıllı ve her şeyi kontrol eden ve gören ve ne istediğini bilen bir yönetmenin emrinde ya da gölgesindeyseniz
00:44:25kendinizi rahat hissediyorsunuz.
00:44:26Eylül Hanım'ın başarısının arkasında en çok Zeynep Hanım'ın olduğunu düşünüyorum evet.
00:44:33Zeynep Hanım'ın hakikaten çok iyi yönetten.
00:44:35Fakat Eylül Hanım da sanıyorum cıvıl cıvıl bir genç kızdan ilk bölümlerde.
00:44:40Çok mutsuz bir kadına doğru gidişi o kadar iyi vermiş ki.
00:44:48Bazı önemli sahnelerden bahsetmek isterim.
00:44:52Mesela onlar dizinin ve romanın anlaşılması için önemli sahnelerdir.
00:45:00Ben mesela inanıyorum ki romancının aslında öznel düşünceleri yazdığı roman hakkında önemli değildir.
00:45:07Ben bir edebiyat profesörüyüm Kolombiya Üniversitesi'nde romancı Tolstoy, Dostoyevski ya da başkası ne niyet etmiş onları mektuplarında okuyabiliyoruz.
00:45:15Ama yazdığı metin başka bir anlama gelebilir.
00:45:18Ama ben şimdi yazar olarak Füsun Kemal'e şemsiyemi almaya geldim ziyaretinde geldiği zaman aslında onunla ona yakın olmayı,
00:45:28onunla ilk defa seviştiği zaman en kıymetli hazinesini neyse artık o verdiği zaman Füsun Kemal'i Sibel'den almayı planlıyordu.
00:45:41Ben yazar olarak bu benim niyetim.
00:45:43Füsun bize okurlara dönüp ben böyle düşünüyordum demiyor.
00:45:46Ama ben bir kahramanı yazarken her düşüncesini yazmam.
00:45:50Unutmayın ki romanı Kemal'in gözünden görüyoruz.
00:45:53Kemal anlayamıyor kendisine sunulan.
00:45:55Bu da belki de Hazreti İbroman'daki Hazreti İbrahim kurban hikayesine bir gönderme de var.
00:46:02Kendisine bir şey veriliyor Kemal'in.
00:46:04Kemal bunun değerini ne kadar biliyor.
00:46:08O değer karşılıksız verilen, o kurban olma durumu.
00:46:12Füsun kendini Kemal için birden bir neden göstermeden aynen hem Kur'an-ı Kerim'de olan hem İncil'de olan bir şey
00:46:22feda ediyor.
00:46:23Kemal bunun değeri altında eziliyor ve yanlış davranıyor.
00:46:28Yanlış davranmak nedir?
00:46:29Toplumun kendisinden beklediği davranış tarzının dışına çıkmaya başlıyor.
00:46:34Ve o kurban hikayesi ki müzemizde de o bölüm, o konu var.
00:46:42Bunlar büyüyerek kitabın temel sinir uçlarından, temel izleklerinden diri oluyor.
00:46:50Hazreti İbrahim'in afişi var.
00:46:54O çünkü çok sevilen.
00:46:55Burada vasumet müzesinin içinde ve onu gördüm.
00:46:58Bu arada sosyal medyada da o etkinlik kurban sahnesi niye dizide yok tabii.
00:47:03Her şey diziye aktarılamaz ama o artık bir noktadan sonra yönetmenin seçimi,
00:47:13kitaptaki, romandaki kurban sahnesi Füsun'un bir kurban olması.
00:47:18Ama burada romanda bir başkası Füsun'u kurban etmez.
00:47:23Füsun kurban ederek ve bu karşılıksız bir şey vererek Kemal'e etkiler.
00:47:30Hazreti İbrahim ya da kurban Yeşilçam'ın çok sevdiği bir konudur.
00:47:37Burada ayrıca romanın bir kısmı Yeşilçam'da geçti.
00:47:39Benim Pelürbağ diye demin de anlattığım konulara girdiği için ben de bu afişi görünce bunu romanıma yerleştirmem gerektiğini anladım.
00:47:48Zaten eşyaları buldukça romanımı değiştiriyor.
00:47:51Romanı o eşyaların üzerinden geçecek bir şekilde yazıyordum.
00:47:54Çünkü şimdi içinde bulunduğumuz müzeyi de hayal ediyordum.
00:47:59Kemal'e geçeceğim ama demin söylediğiniz bir cümle beni çok düşündürdü.
00:48:04Füsun'un da Sibel'i Kemal'den alma gibi bir duygusunda bir yazar olarak...
00:48:12Roman bunu söylemiyor.
00:48:14Söylemiyor.
00:48:14Dizi söylemiyor.
00:48:15Ben şimdi yazar olarak söylüyorum.
00:48:16Yani orada...
00:48:26Çünkü...
00:48:27Ama o yatmak istiyor ve yatıyor.
00:48:28Böyle değil.
00:48:31O gene de iddialı bir kız.
00:48:34Artist olma isteğine bakalım.
00:48:36Kemal'e kendine güvenine bakalım.
00:48:38Herkes ona hayran.
00:48:39Dükkana gelen bütün erkekler kendilerini tutamayıp ona asılıyorlar.
00:48:42O da bu durumun farkında.
00:48:44Ve o da bir seçim yaparak Kemal'i seçiyor.
00:48:46Ve sizi dün akşam gördüm.
00:48:48Çok birbirinize yakışıyorsunuz diyor ama bütün düşüncelerini söylemiyor.
00:48:51Ben tanıyorum Füsun'u sizi.
00:48:52Ben size doğrusunu söyleyeyim.
00:48:54Şuydu tabii Kemal'e diye Selahattin'i başladı.
00:48:57Bir defa Selahattin şahane oynuyor.
00:48:59Herkes bunu yazmış.
00:49:01Daha fazla tekrar etmeli.
00:49:03Selahattin'in oğlu bütün filmde baştan aşağı oynadığı için çok hakim.
00:49:07Damgasını vuruyor.
00:49:09Özellikle ayna sahnesinde hani öğreniyor işte.
00:49:15Bunlar ne güzel çiçekler böylelikten sonra tanıtayım.
00:49:18Kocam Feridun diyor.
00:49:21Dan dan dan dan.
00:49:22Dan birden herkese şaşırtacak sahne.
00:49:25Eğer romanı okumadıysanız Kemal merdivenlerden yukarı çıkıyor.
00:49:30Kendisi sarsılmış vaziyette.
00:49:32Hayatın anlamı ama hepimiz olur.
00:49:34Birden beri sınavda çaktığımızı, sevgilimizin bir başkasıyla çoktan evlendiğini öğrendiğimiz ve karşımızda duruyor.
00:49:41Sevgili ne yaparız?
00:49:42Herhalde bir banyoya kaçıp, tuvalete kaçıp aynaya bakmak, yalnız kalmak istemişsin.
00:49:46Bir tekimi orada yapıyor ve koleksiyonu diyebileceğimiz birinci eşyayı bir ruju alıyor, dudaklarına sürüyor ve orada bir aynaya bakış var.
00:49:57Selahattin sen kralsın demek geliyor içimden orada bir aynaya bakıyor.
00:50:00Hem Selahattin hem de Zeynep Hanım.
00:50:03O belki de Türk sinemasının, Türk dizi sarihinin en güzel sahnelerinden biri.
00:50:07Onu karşılaştırabileceğim.
00:50:11Robert De Niro'nun taksi şoföründe, are you talking to me?
00:50:16Benle mi konuşuyorsun?
00:50:17dediği yaptığı, o acayip ürpertici sahneye benzeyen bir aynaya bakış sahnesi var ki şahane.
00:50:24Başka buna benzer çok güzel sahneleri de var.
00:50:27Hem gözleri başka, Selahattin Bey de gözleri bir şey derken dudaklarının kenarıyla başka bir şey diyor.
00:50:34sinsi sinsi okurun da seyircinin de çirkin bulduğu hesaplar yaparken aynı anda iki kızı idare etmeyi gayet normal, doğal bir
00:50:43şeymiş gibi düşünürken son derece sevimsiz bir diğer yandan Selahattin Paşa diyor.
00:50:50Bu yüzden de müteşekkirim çünkü Kemal romanda daha kötü biri.
00:50:55İnsanlar pek çok okur, roman okur.
00:50:57Ay bu iğrenç Kemal Orhan Pamuk niye bunu yazmış?
00:51:00Aslında bu konuya girmek isterim.
00:51:01Kötü kahraman, edebiyatta kötü kahraman Kemal kesinlikle hele romanın başında çok kötü bir kahraman, bireyci, zevk peşinde bir burcu olarak
00:51:12görebiliriz.
00:51:13Ama şunu da söyleyeyim ben Kemal değilim.
00:51:15Ben Kemal gibileri tanımakla geçti hayatım.
00:51:17Kemal hiç idealist bir insan değil.
00:51:19Ama derken romanın ikinci kısmında bu çektiği acı da az gözüküyor.
00:51:24Kemal romanda Fisunlar'ın evine 8 yıl gidip geliyor.
00:51:28Bu ben roman çıktığı zaman hatırlıyorum okuyucular tarafından biraz sıkıcı bulunmuştu.
00:51:33Ama ben bir yandan da Kemal'in takıntısını ve bir yandan da o koleksiyonu nasıl yaptığını şu müzede sergilediğimi göstermek,
00:51:40anlatmak istiyordum.
00:51:41Dahası sıkıcı da bir şekilde de olsa orta sınıflarının Türkiye'deki hayatını anlatmak istiyordum.
00:51:47Bir zamanlar 1970'lerde Türkiye'deki yaşanan hayat öyleydi ki bir tane televizyon kanalı vardı TRT1.
00:51:54En zengini de, en fakiri de, en yoksul yerdeki kahvede seyredilen, en zengin yerde, en zengin, en ayrıcalıklı insanlar aynı
00:52:05diziyi seyrederlerdi.
00:52:06Ve kitabın adına masumiyet müzisi dememin nedenlerinden biri de budur.
00:52:11Yani bu insanlar bana öyle gelirdi ki masumiyetin anlamı tabii ki bekaret kültürüyle ilgili bir anlamı var.
00:52:17Ama bir de Türkçe'de de vardır bu anlam. Ben bu konudan masumum abi. Bilmiyorum, naivim, safım.
00:52:25O insanların, yukarı sınıfların, ne aşağı sınıfların aynı televizyon dizilerinin bu seyretmeleri bana masum gelirdi.
00:52:33Bilmem anlatabiliyor muyum?
00:52:34Ve onun için de orta bütün toplumu birbirine bağlayan televizyon kültürünün masumiyeti mi?
00:52:41Ya da herkesin aynı şeyi seyredip sınıf farkı yokmuş gibi davranması bana masum gelirdi.
00:52:47Ya da farkında olmamak.
00:52:49Kitap iki anlamlı konuşmalar.
00:52:51Asıl şeyin söylenmemesi üzerine dizide öyle kurulmuştur.
00:52:55Ve insanlar hep olduklarından daha masummuş gibi davranırlar.
00:52:59Ve esas konuya bir türlü gelemezler.
00:53:02Kemal 8 yıl Füsunlar'a gider ama gitme sebebi anca 8 yılın sonu da evlenmeye karar verdiklerinde konuşulmaya başlanır.
00:53:12Masumiyetten masumiyet müzesi derken masumiyetten eskiden hepimiz saftık şimdi hepimiz kötü olduk anlamını asla düşünmüyorum.
00:53:22Ama bir çeşit bilmemezlikten gelme, bilmeme durumu.
00:53:26Ben bu konudan masumum deriz.
00:53:28Bu konudan haberim yok deriz.
00:53:30Ya da çok kültürlü değilim deriz.
00:53:32Ya da çok ince yanından almıyorum deriz.
00:53:34Ya da masumiyet orada ya da söylenmemiş sözler üzerine bekaret kültüründen 8 yıl bir adamın evden eşyalar alıp biriktirmesine
00:53:45ve herkesin sanki bunu yaptığını bilmiyormuş gibi davranmasına kadar büyük bir yelpazeyi de kapsıyor.
00:53:52Füsun'un masumiyetten Füsun'un bekaretini ya da masumiyetini kastediyorum belki.
00:53:57Ama başka daha derin kitabını anlatmak istediği, daha derin bir şey var ben bu kadar anlattım belki anlatabildim mi?
00:54:04Belki de kitapta da anlatamadım.
00:54:06Çok şey anlattığınızı düşünüyorum ama demin söylediğiniz cümle biraz önemli.
00:54:11Esasında sınıfsal farklılık böyle ne kadar farklı olursa olsun televizyon üzerinden aynı dünyaya bakan insanlardı.
00:54:17Evet bir zamanlar Türkiye böyle bir yayıldı.
00:54:20Şimdi gene tekrar ayrıldık iyi.
00:54:21Türkiye'de ilk televizyon çıktığı zaman benim şaşırdığım şey en yoksul kahveden, en yoksul Türkiye'nin en ayrıcalıksız yerinden en zengin
00:54:30insanlarına aynı kültürü paylaşırlardı.
00:54:32Belki de bu bir zamanlar ideal edilen toplum bu değil midir?
00:54:35Herkesin aynı kültürü paylaşması.
00:54:37Böyle masum bir halimiz vardı.
00:54:38Böyle bir toplum değiliz şimdi.
00:54:40Yine bir Kemal'le bir trip başka bir cümle geçmek istiyorum.
00:54:44Şimdi Kemal'in hakikaten hem roman çıktıktan sonra hem diziden sonra dünya edebiyatındaki en nefret eden kayakterlerden biri diye çok
00:54:53fazla yorum geldi.
00:54:54Ama dünya edebiyatında önemli yazarların yazdığı böyle nefret edilen pek çok pek daha var aslında.
00:55:01Birazcık ben şimdi edebiyat profesörü maskemi takarak konuşmak istiyorum.
00:55:07Edebiyatta kötü karaktere yer vardır.
00:55:10Kötü karaktere çok önemi vardır.
00:55:11Bana kalırsa en önemli bir iki kötü karakter Moby Dick'in baş kahramanı Kaptan Ahab çok kötü bir karakterdir.
00:55:20Ama biz romanı okurken onun o büyük balinayla savaşını anlamamıza yarar onun kötülüğü.
00:55:26Ama gelmiş geçmiş herkesin bildiği en kötü karakter, en popüler karakter okurun gizli gizli sevdiği kötü karakter Dostoyevski'nin Karamazov
00:55:35kardeşlerindeki Baba Karamazov'dur.
00:55:37Onun üç ya da bir tane de gayrimeşul çocuğu vardır, dört çocuğunun hepsi babalarının ne kadar kötü olduğunu bilirler.
00:55:45O kadar kötüdür ki o baba hepsini de öldürmek ister sonunda biri öldürür.
00:55:50Zaten romanın teması gizliden babayı öldürme isteği üzerine kurulmuştur.
00:55:55Çünkü baba o kadar kötüdür.
00:55:57Ama o baba Karamazov öte yanda okurken Dostoyevski'ye saygı duyacağımız bizi gülümseten bir kötü kahramandır.
00:56:06Kemal belki bizi gülümsetmiyor.
00:56:08Bir derinliği vardır ve bütün bir hikayenin çalışması için öyle bir kahramana ihtiyacımız vardır.
00:56:13Evet Kemal kötü bir kahraman, kötü bir karakter.
00:56:16Ben ayrıca bundan söyler söylemez hop hop ben Kemal değilim.
00:56:20Benim Kemal'le paylaştığım iki şey var.
00:56:22Bir Nişantaşı'nda büyüdük, bir de o yaşadığı aşk hikayesi yüzünden herkes tarafından alay edildiği için sınıfından düşüyor diyebiliriz.
00:56:30Ben de edebiyat merakım yüzünden ya da işte genişliğimde edebiyat merakının bir başka yanıcı, solculuyum hala öyleyim.
00:56:38Ben o sınıftan düştüm, dışlandım, acayip bir adam oldu.
00:56:42Nasıl Kemal o duyguları ben yazar olduğum için benden beklenen şeyleri yapmadım hayatta.
00:56:48Herkes benim de Nişantaşı'nda mühendis, bir şirket ve müdür böyle bir şey ya da şirket sahibi biri olmamı beklerken
00:56:53hayır ben romancı olacağım dedim.
00:56:55Bunun başlarda sıkıntı da yapıldı.
00:56:58Başlarda Kemal gibi hissettim.
00:56:59Toplumun, yaşadığınız Nişantaşı sınıfının, orta sınıfının, zenginlerin size biçilmiş hayatın dışına çıkarsanız size nasıl yavaş yavaş dışlarlar bunu da Kemal
00:57:11üzerinden kendi yaşadıklarımı belki biraz anlattım ama altını çizelim.
00:57:14Kemal benden uzak bir karakter.
00:57:16Ben Kemal'in değerleriyle benim değerlerim aynı değil bu ayrıca naif, saf bir şekilde yapıyorum kendimi korumak için.
00:57:24Romarşıta da hep bu size söylendi ki siz hep değilim dediniz.
00:57:27Ama bir taraftan da tabi bu çok da baskın bir karakter, önlü bir karakter.
00:57:31Ama sanki Selahattin Paşalı Kemal siz misiniz sorusu biraz kendine doğru çekmiş.
00:57:38Bir kıskançlık var mı?
00:57:42Romancının paradoksu şudur.
00:57:44Siz Kemal'den değilim dersiniz ama aslında okurun inanmamasını istersiniz.
00:57:50Ben 10 kere Kemal ben değilim diyecek.
00:57:52Okur ben yemem sen olsun diyecek.
00:57:54O ne demek?
00:57:55O benim hünelimi gösterir.
00:57:56Gerçekten Kemal ben değilim ama o kadar güzel yazmışım ki okur düşünüyor ki ya bunu yaşamadan yazmış olamaz.
00:58:02Bu da bir yazara yapılabilecek.
00:58:03En iyi iltifat hayal gücüyle yarattığı şeylerin bunu hayal gücüyle yazmış olamaz mutlaka yaşamış olmalı diye düşünmesidir.
00:58:12Okura ne zaman uydurduğum şeylere hayır bunu sen yaşamışsın desinler bana ben de o zaman bunu büyük bir iltifat olarak
00:58:19kabul ederim.
00:58:20Peki bu genel anlamda baktığımız zaman sizin oyunculuk deneyiniz nasıl oldu?
00:58:28Yani mesela siz o sahneleri nasıl çektiniz?
00:58:30Uzun mu oldu?
00:58:31Hemen kısa birkaç sahnede bitti mi?
00:58:34Ben açıkçası önemli.
00:58:35İki kere seyrettim kendi oyunculuğumu.
00:58:37Çok net söyleyeyim.
00:58:38Başarısız olduğumu düşünüyorum.
00:58:40Ama senaryo yazarken Ertan Bey ve başkaları bana bunu denden bunu rica ettiler.
00:58:47Ben de heveslendim açıkçası.
00:58:49Keşke yapmasaydım demiyorum ama yaptım da iyi oldu da demiyorum.
00:58:54Orada bir çeşit Orhan Pamuk heykeli mankeni gibi gezindim ayak altında.
00:58:59Bu da gerekiyordu belki.
00:59:00Onun için bir müteşekkirim.
00:59:03Çıkardığım sorunlardan dolayı çıkartmışsa eğer özür dilerim.
00:59:06Kendimi önemsediğim için koymadım oraya.
00:59:08Onları istediği için koydum.
00:59:09Çalıştığını düşünüyorum.
00:59:10Çok önemli değil.
00:59:11Çok küçük bir rol.
00:59:12Ama ben oyuncu olamam.
00:59:13Ben lisedeyken, Robert Kolej'deyken okul tiyatro şeyinde oynamak istedim.
00:59:20Tiyatro kulübündeydim.
00:59:23Ama en sonunda dekor yapma, resim yapma işi düştü.
00:59:25Çünkü sahne ışıklarını görünce kaçmak istiyordum.
00:59:28Ben oyuncu olamam.
00:59:29Ama romanı okuyanlar bilirler ki Orhan Pamuk bu romanda girişte, sonuçta, son bölümde hep
00:59:36dayaklarını anlattığım bir kişidir.
00:59:38Yani siz buraya zorlama bir şekilde değin de bütün romanın içindeki bir kişi olarak dediniz.
00:59:43Çünkü kitabın son bölümü de size anlatılan bölümler.
00:59:46Klasik edebiyat tarihinde çerçeve hikaye diye bir şey vardır.
00:59:49Romanda yalnızca Orhan Pamuk'a Kemal'i yaşadıktan sonra ben size müzemi anlatayım.
00:59:53Siz belki de bir katalog roman yazarsınız falan diyor.
00:59:56Dizide hem başta hem sonda diyor.
00:59:58Ben de çerçeve hikayede kendimi oynadım.
01:00:01Baş kahraman geliyor.
01:00:02Sonra geçmişe gidiyoruz ve olaylar başlıyor.
01:00:06Orhan Bey kitapta da doğal olarak bizde de seks bütün önemli bir parçası olarak.
01:00:11Seks yani cinsellik.
01:00:13Sevişme.
01:00:13Sevişme, cinsellik.
01:00:15Peki öyle diyelim.
01:00:16Siz çok daha doğru söylediniz.
01:00:19Görselleştiğinde daha mı anlam kazanıyor sizce bu?
01:00:21Yoksa sıradanlaşıyor mu bu görüntüler?
01:00:25Çünkü yazın hayal ettirmesiyle görselin doğudanlığı açısından insanın kafasında farklı bir şey buluşuyor.
01:00:31Sıradanlaşmıyor da ben romanda ben de cinselliği yazdım.
01:00:35Seviştiklerini yazdım.
01:00:36Ama ayrıntılarına çok kibar bir gilderim.
01:00:39Siz ne kadar kibar dilde cinselliğe romanda girerseniz ve cinselliğin kendisi değil onun toplumsal sonuçları işte bekaret gibi ya da
01:00:48şunu gibi ya da sonuna kadar gitmişler gibi ya da şurasını gördüm burasını gördüm gibi.
01:00:54Çünkü kitapta bunları ne kadar şiirsel ve kibar bir dille anlatırsam da anlatayım.
01:00:59En sonunda dizide bunu görsel olarak görüyoruz.
01:01:03Ve ben da aslında kendi duygumu söyledim.
01:01:06İki kere seyrettim cinsel sahneler.
01:01:08İki kere seyrettim diziyi.
01:01:10Ve o zaman bir utanç duydum.
01:01:13Nedir bu utanç diye sorarsanız önce utancın rengini söyleyeyim size.
01:01:1714, 12, 13 yaşlarında annemle babamla sinemaya giderdik.
01:01:22Derken bir öpüşme.
01:01:23Bırakın size sevişme demiyorum.
01:01:25Öpüşme sahnesi olurdu.
01:01:26Ve ben Allah'ım ne olur bu sahne bitsin.
01:01:28Çok utanırdım annemin babanın yanında.
01:01:30Baş kahramanla, baş kahramanların dudaktan öpüşmesini seyredince.
01:01:36Aynı duygulara kapıldım.
01:01:38Yani cinsel bir şeyler oluyor.
01:01:40Ve bunun burada sanki benim kabahatim, benim suçum, ben istemişim gibi.
01:01:46Cinsellik bizimki gibi bir toplumda çok bastırılmış bir şey.
01:01:50Bizimki gibi bir toplumda, bütün dünyada bastırılmış bir şey.
01:01:54Öte yandan en edepsiz şeyler yayınlanıyor.
01:01:58Gene de orada bir utanç duyuyorum.
01:02:00Benim romanımda böyle bir cinsellik vardı.
01:02:03Dizide başka türlü.
01:02:05Zeynep Hanım bir bütünlük içerisinde cinsel sahneleri, cinsel diyeceğimiz sahneleri çekmiş.
01:02:11Hatırlatalım.
01:02:1218 yaş üzerindekiler için yapılmış bir dizi.
01:02:15Bana kalırsa sevişme sahneleri en önemli sahneler değil.
01:02:18Ama böyle bir, unutmayalım ki Kemal çok soruyor en sonunda Zayim ona.
01:02:26Nedir bu ya bu takıntı?
01:02:28Seninki de biraz fazla olmadı mı?
01:02:29Biraz demeye getiriyor ki şu kelimeyi kullanmıyor Zayim.
01:02:32Narsistik sen aslında kendi aşkını övüyorsun.
01:02:35Bizi bıraktın, bizi beğenmedin falan gibi bence onları önemli sahne olarak görüyorum.
01:02:40Zayim de çok güzel oluyor.
01:02:41Kemal de orada.
01:02:42Ya çok basit diyor, çok güzel sevişiyorduk.
01:02:45Şimdi bu lafın üzerine bir Zeynep Hanım'ın sevişme göstermesi gerekli.
01:02:51Ben tekrar ne kadar gösterirse göstersin, bunu ne kadar esirdik yaparsa yapsın.
01:02:56Ben gene de o sahneleri seyrederken bir çeşit bir utanma hissinden kapıldım.
01:03:01Ama dizinin bütünlüğü, romanın bütünlüğü içerisinde onlar dengeyle oturmuştu bence.
01:03:06Peki cinsellik dışında soruyorum, roman ve dizi arasında nasıl bir farklılıklar var size göre?
01:03:12Yani hangisinin daha kuvvetli olduğunu düşünüyorsunuz?
01:03:15Şimdi ne istediğinize bakar bu.
01:03:17Zeynep Hanım dizinin gerektirdiği talebe cevap vermiş.
01:03:22Roman, Kemal'in kafasının içine gömülmüştü ve birinci tekil şahısla.
01:03:27Emel anlatıyor da anlatıyor.
01:03:28İstediği kadar birinci tekil şahısı dışına çıksın.
01:03:31O rampa bunda iteklemesiyle Kemal, Kemal kendi dünyasını anlatıyor.
01:03:35Roman, Kemal'in aşk acısını uzun uzun uzun uzun ve eşyalar üzerinden uzun uzun işliyor.
01:03:43Dizide bunlar çok gözükmüyor.
01:03:44Bilakis dizide Kemal'in toplumsal konumu ve kadınların yaptığı daha çok ortaya çıkıyor.
01:03:50Dizi Füsun'un yanına dönüp romanda panoramik bir tablo var.
01:03:54Dizide de var panoramik bir toplumu bir panoramasını görüyoruz Burjuva sınıfına.
01:04:02Ayrıca özellikle Beşen Fatih, Fatih'te geçen Kemal'in bir çeşit kendi dışına çıkıp kabahati belki de hayattaki takıldığı yerin Füsun
01:04:11değil.
01:04:11Kendi Burjuval'ı oldu.
01:04:13Türk halkından uzak olması, başka bir dünya araması.
01:04:17Hatırlatırım arkadaşına siz kimsiniz ya falan diyor.
01:04:20Sen bizden azalık, bizi beğenmedin.
01:04:22Uludağ'a falan niye gelmiyorsun, bizi beğenmiyor musun?
01:04:25Diyince siz kimsiniz diyor.
01:04:26Kemal, orada Kemal'e yakınım.
01:04:28Burjuva dünyasından memnun olmadığı için de, bunu Zeynep Hanım da görmüş ve çok güzel bu konuda bir konuşması var.
01:04:35Olmadığı için de Füsun aşkını abartıyor, bir müze yapıyor olabilir kendini.
01:04:40Başka biri bir benim sanatçı olman gibi bir Kemal'in Füsun yapmasında, Nişantaşlı Kemal'in bir müze yapmasında,
01:04:46benim romancı olmam gibi bir yan da var.
01:04:49Bunun için bütün bunların hepsi birbirine karışmış vaziyette.
01:04:53Diziyi seyrederken ne hissettiniz?
01:04:56Kimi zaman, bir defa sürekli bir memnuniyet hissettim.
01:05:01Böyle iyi olacağını tahmin ediyordum.
01:05:03Çünkü senaryoyu da kilitlemiştim.
01:05:05Ama şunun altını çizmek isterim.
01:05:06Ben senaryoyu romanıma sadık bir şekilde, onları zorluya zorluya,
01:05:11kollarını büke büke senaryomu, kelime kelime romanımı çektirttim.
01:05:14Senaryoyu Ertan Bey senaryosunu, benim romanımı değil, çektirttim.
01:05:17Ama bununla iş bitmez.
01:05:20Bununla şahane, şimdiki gibi şahane bir dizi olmaz.
01:05:23Ama onlar da, ben zaten büyük bir çoğunlukla Amerika'da ders veriyordum.
01:05:27Onlar yaptılar.
01:05:28Ve diziyi seyrederken bir noktadan sonra çevre düzenlemesinin şahane olduğunu,
01:05:33nitekim ne bileyim merhamet apartmanındaki daire.
01:05:37Onu çok güzel yapmışlar.
01:05:39İçikimlerin hepsi çok güzel olmuş.
01:05:41Nişantaşı Meydanı her şeyle harika yapmışlar.
01:05:45Ben diziyi, oyunculara da güvendiğim için ve çok güzel oynuyorlardı.
01:05:50Hiçbir zaman garipsemeden, hiçbir zaman yabancılaşmadan ama güzel yapmışlar diye seyrettim.
01:05:57Memnuniyet duygusuyla seyrettim.
01:06:00Unutmayın ki çok klasik Yeşilçan ya da Hollywood yazar ilişkisi şudur.
01:06:06Yazar popülerlik ve para ya da ne bileyim zevki için verir romanını.
01:06:13Her yazar romanının bir dizi yapılmasını bir şekilde ister.
01:06:15Bu da doğal bir şey.
01:06:17Bunun pek çok dürtüsü vardır.
01:06:20Ama ondan sonra hiçbir zaman yazarın istediği çekilmez yazar ihanete uğradığını düşünür.
01:06:27Basın toplantıları, arkadaşlara şikayet, şikayetçi yazar.
01:06:31Bütün Hollywood edebiyat ilişkisi şikayetçi yazarlarla bulundu.
01:06:35Ben birinci kötü Hollywood deneminden sonra şikayetçi yazar olmak istemiyorum dediğim.
01:06:42Ve Zeynep Hanım, Ay Yapım ve bütün oyunculara beni şikayetçi yazar durumuna sürüklemedikleri için,
01:06:48mutlu yazar olarak iki kere seyrettirdikleri için çok müteşekkir.
01:06:52Roman demiyorum ki dizi, romanıma metin olarak sadık.
01:06:56Ama o dünyayı ben bile kulamazdım.
01:06:58Siz bir düğün sahnesi yazıyorsunuz ya da bir otelde bir öğle yemeği sahnesi yazıyorsunuz ya da Nişantaşı'nda bir yürüyüş
01:07:06yazıyorsunuz.
01:07:06Her şeyi anlatmıyorsunuz ki.
01:07:09Edebi metni, resme, fotoğrafa, filme, diziye çevirmek, yazarın düşünmediği bin tane yeni görsel şeyi bulmak, ayrıntıyı bulmak, onu yerleştirmek demektir.
01:07:20Özellikle görsel ayrıntılar bakımından, çevre düzeni bakımından dizi harika.
01:07:25Bu da yetmiyor. Oyuncular harika. Bu da yetmiyor ama Zeynep Hanım'ın onların yüzlerine yaklaşması,
01:07:33Zeynep Hanım'ın sessizlikleri, kameraya yaklaşması, duyguları dramlaştırmak için kendisine güvenmesi ve yer yer çok yavaşlıyor.
01:07:42Ağır ilerlemesi ve müzik de çok yardım ediyor. Çok önemli.
01:07:45Neccio, Kamil Akkor, Ayda, Pekkan, Verdi, Pavarotti'ye çok iyi bir müzik seçkisi var.
01:07:51Özellikle Neccio'nun müziği eşliğinde o yürüyüş sahnesi çok başlıyor.
01:07:55Mesela bakın o yürüyüş sahnesi, dizinin en güzel sahnenin ama romanda öyle bir şey yoktu.
01:08:00Sanki bir yol ayrımını çok iyi vermeye...
01:08:02O Zeynep Hanım'ın buluşu. Ben de onu seyrederken bir şaşkınlık oldum ona.
01:08:09Ama çok da güzel çalışıyor. İç, şimdi burada söylüyorum, bir itirazım yok.
01:08:16Bu kadar her şeyin uyması biraz tesadüf diye de düşünüyorsanız,
01:08:20aynı şekilde belki de romanı okumayan diziyi seyrederlere yardım etmek için söylüyorum.
01:08:25Kemal, Verdi ile romanın sonunda ilgileniyor.
01:08:30Verdi, demin de sözünü ettiğimiz, melodram dediğimiz, melodramatik müziğin tanrısıdır, bir numaralısıdır.
01:08:38Ve Kemal, Verdi'nin, Scala'da, Kemal'in öldüğü otel ile Milano'daki ünlü Scala tiyatrası,
01:08:47bütün melodram operatlerinin oynandığı, 200 metre mesafedir Verdi, provalara gider.
01:08:55Sonra o otelde oturur. Ben de o otelde çok kaldım.
01:08:58Kemal'i de orada öldürdüğüm için de orada kalmaya devam ettim.
01:09:02Verdi'nin melodramatik müziğiyle sona eriyor.
01:09:06Ve müzik çok iyi kullanılmış.
01:09:09Ben bir müzik kültürü ve bilgisi olan birisi olmadığım için bunu iyi seçmişler, şunu iyi seçmişler demeyi,
01:09:15hadsizlik, kendini bilgiyi dışıma taşma olarak görüyorum.
01:09:19Müzik ama eğer bir film, dizide müzik ya duygulara abartan ya da duygulara ters düşen,
01:09:27duyguların artını çizen ya da duygulara bir soruyla karşılık veren bir şeyse çok güzel kullanılmış dizide.
01:09:33Daha evvelki soruşturduğunuzden eşiniz Aslı Hanım'ın romanlarınızı yazarken okuduğunu,
01:09:39siz de tartıştığını biliyorum.
01:09:41Aslı Hanım nasıl buldu diziyi?
01:09:43Yani sizin onunla...
01:09:44Aslı Hanım tabii ki diziyi beğendi.
01:09:46Ben bir kere kendim başım stüdyoda seyrettim.
01:09:49Birlikte seyrederken arada bir durdurup durdurup böyle söylüyordum.
01:09:52O da diziden çok memnun.
01:09:55Aslı Hanım'a aynıca bunu da söylemek istiyorum.
01:09:58Zeynep Hanım'ın liseden yatakaynağı arkadaşıdır.
01:10:02Yönetmen Zeynep Hanım'ın liseden arkadaşıdır.
01:10:06O da onun diziyi izleme duygularına yardım etti.
01:10:10O Zeynep Hanım'la arkadaş olmakla da gururlanıyordu.
01:10:14Karışık duygular içerisinde seyrettik.
01:10:17Ben daha iki kere, tam iki kere ayrı zamanlarda altı aya yayılmış bir şekilde ben diziyi seyrettim.
01:10:23Ama bir üçüncü kere daha seyretmek istiyorum.
01:10:24Belki bu konuda bir şeyler yazmayı da düşünüyorum.
01:10:27Son iki soru bu bölümün.
01:10:28Bir tanesi siyasi bir romanınız var.
01:10:32Kar, Kars'ta geçer, muhafazakarlar, Türkler, Kikler, Milliyetçiler arasındaki tartışmalar, gerininler.
01:10:38Peki bu dönem Orhan Bey, siz bunu dizi yapmak isteseniz, Ay Yapım ya da Netflix, bu istekte olur muydu siz?
01:10:46Yoksa bölemsel olarak ki şu an...
01:10:48Şimdi mesela siz belki daha fratik olarak şunu soruyorsunuz.
01:10:51Bugün sizin kar romanını yapmak isteseler ne olur?
01:10:55Ben devletten çok net bir dert çıkacağını sanmıyorum.
01:10:59Ama biz de ona dikkat ederdik.
01:11:01Her şey söylenmiyor Türkiye'de ama biz de onlara uyum gösterirdik.
01:11:05Ama bir dizi, kendim şu üç dört bir haftada gördüm ki öyle popüler oluyor ki herkes öfkeleniyor.
01:11:13Herkes kendini dizi üzerinden ifade etmek istiyor.
01:11:16Devlet de biz de öyle bir şekilde çekerdik.
01:11:19Karı çeksek yazaklamazdı.
01:11:20Ama toplumun infiali öfkesi, tepkisi çok olurdu.
01:11:26Olsun, belki diziler bunun için çekiyoruz.
01:11:28Olsun, okurlar diziyi seyrederler, Kemal'e kızıyorlar.
01:11:32Kendinize Kemal'e kızmakla kalmıyor, bana da kızıyorlar.
01:11:35Ama belki de sanat sizi yalnızca, ay her şey çok güzel, bizim kapalarımızın içerisindeki düşünceler harika.
01:11:42Her şeyimiz harika demek için edebiyat yapılmaz, dizi yapılmaz.
01:11:46Bunlar için vakit kaybetmeye değmez.
01:11:48Edebiyat, sanat böyle popüler olmaya aday bir dizi bile biraz eleştiri yapmalı.
01:11:54Bu bağlamda karın çekilmesinin mümkündür.
01:11:57Çekebilmek isterim.
01:11:58Bu tehlikeleri, bu riskleri de göze alırım.
01:12:01Ama çekmek isteyen babayit lazım.
01:12:04Peki, son soru.
01:12:06Gala gelesi Netflix'te 192'de gösterileceği bir düzenin aynı anda söylendi.
01:12:12Biraz rakamlarından konuşalım.
01:12:13Mesela Masumöy Büzesi kaç dilde baskı yaptı?
01:12:16Peki de kaç saat?
01:12:17Müzeye son dönemde bu diziden sonra geldi.
01:12:19Çok teşekkür ederim bana bu fırsatı verdiğiniz için.
01:12:21Kitap tabii ki çok satıyor, rekorlar kuruyor.
01:12:27Ama asıl müzeye çok insan geliyor.
01:12:29Ondan biraz bahsetmek isterim.
01:12:32Masumiyet Müzesi'nin galiba açılışının 14. 15. yılındayız.
01:12:36Masumiyet Müzesi kendinden Nobel Edebiyat Ödülü'nden aldığım parayı bu müzenin yapımında kullandım.
01:12:43Ama ondan fazla hep düşünüyordum ki cebimden para da veririm müzeye.
01:12:48Çünkü kim gelir benim müzeme öyle olmadı.
01:12:50Asıl başarımı bu müzenin açılmasıyla bugün arasında geçen 15 yılda bu müzeye gelen insan sayısı düşmedi.
01:13:00Hem yurt içinden hem yurt içinden.
01:13:03Ama müze ben cebimden para koymadan başta koydum.
01:13:07Kendi kendine ayakta durdu.
01:13:09Bu benim için çok ilginç bir şeydi.
01:13:12Ben hep ileride zorlanabileceğimizi zannediyordum.
01:13:16Kitap da satmaya devam etti.
01:13:19Ve şimdi tabii ki çok ilgi var.
01:13:21Bir başka paradoks.
01:13:25Kitabın satışı da düşmedi çıkmasından sonra.
01:13:28Yapı Kredi Bankası'ndaki arkadaşlarıma sorduğu zaman niye bu kitap satıyorsun?
01:13:32Ben itiraf edeyim.
01:13:33Masumiyet Müzesi benim en iyi romanım değildir.
01:13:35En iyi romanlarım kara kitap, veban geceleri ve belki kar, kardır.
01:13:46Benim adım kırmızıdır.
01:13:47Bunlardır en iyi kitaplarım.
01:13:50Roman olarak Masumiyet Müzesi onlardan sonra geliyor.
01:13:54Ama bir müzesi olması diyelim.
01:13:56O müzenin de çağdaş bir çağdaş sanat yerleştirmesi olması.
01:14:02Masumiyet Müzesi romanını değişik bir yerde tuttular.
01:14:05Ben aslında romanı yazarken ilk önce bir katalog şeklinde yani biraz daha deneysel, modernist öyle bir şey yazacağım ki.
01:14:13Füsun'un küpesi diyecek romanda.
01:14:15Siz okuyacaksınız.
01:14:16Ondan sonraki eşya.
01:14:17İşte bakalım ne varmış.
01:14:18Füsun'un, Jenny Cologne Çanka onu da söyleyelim.
01:14:23Jenny Cologne Fransız, Türkiye'de gelip doğu seyahati diye İstanbul'dan bahseden Fransız yazar,
01:14:30herhalde Nerval'in uğruna intihar ettiği sevgilisinin adıdır.
01:14:34Benim romanlarımda ancak uzmanların fark edeceği böyle detaylar vardır.
01:14:39Jenny Cologne, Gerard de Nerval'in şair ve genç yaşta intihar edecek kadar romantik bir aşka kaplı.
01:14:46Ve Jenny Cologne da bir film yıldızı gibi o zamanların operet sanatçısıdır.
01:14:50Ona aşık olur ama ona yüz vermez.
01:14:52O da kendini direğe asarak intihar eder.
01:14:54O görsün, birazcık o görsün.
01:14:56Ben seni ne kadar çok sevmiştim diye.
01:14:58Çantaya da o Jenny Cologne'un adını verdim.
01:15:00Ama bunu size ittifaz söylüyorum.
01:15:02Benim romanlarım bu tür ayrıntılarla doludur.
01:15:04İleride belki edebiyat tarihçileri falan keşfeder.
01:15:07Bilmezseniz hiçbir şeyi kaşırmazsınız.
01:15:09Bu çeşit küçük ayrıntıları romanlarımın içine gömmeyi, kitabi bir insanım bunları kullanmayı böyle severim.
01:15:15Orhan Bey, ilk bu ayrıntılar var.
01:15:17İlki edebiyat var.
01:15:18Bu bölümde edebiyat tarihi üzerine, sizin üzerinizde, matematik bir sürede de çok bitaylı bir konuşma yaptık.
01:15:24Bir ikinci bölümümüz de olacak.
01:15:26Sayın izleyenden ikinci bölümde biraz daha matematik ücreti üzerinden hareketle bu işin felsefi ve siyasetini izleyeceğiz.
01:15:35Teşekkür ederiz.
01:15:39İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar