Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 12 dakika önce
Yazar Orhan Pamuk ile Masumiyet Müzesi’nde: 'Eşyaların sırrına inanıyorum'

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un müzeye çevirdiği Çukurcuma'daki evde gerçekleştirdiğimiz özel söyleşide, eşyaların hatıraları geri getirme gücünü, koleksiyonculuğun sarsıcı doğasını ve müzenin bir şehir hafızası olarak geleceğe bıraktığı mirası konuştuk.

İLGILI HABERLER : http://tr.euronews.com/2026/03/17/yazar-orhan-pamuk-ile-masumiyet-muzesinde-esyalarin-sirrina-inaniyorum

Üye ol: Euronews şimdi 12 ayrı dilde

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, Güran Yusuf'a hoş geldiniz.
00:02Bugün Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk ile birlikteyiz.
00:052008 yılında Masumiyet Müzesi adlı romanı yayınlandı.
00:082012 yılında da müze açıldı.
00:10Bu yıl Netflix'te yayınlanan dizisiyle de Masumiyet Müzesi geniş çapta kitlelere ulaştı.
00:15Bugün Masumiyet Müzesi'nde bizi ağırladığınız için çok teşekkür ederiz Orhan Bey.
00:18Ben teşekkür ediyorum.
00:20Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum cümlesi artık dünya edebiyatının en çarpıcı açılışlarından biri olarak kabul ediliyor.
00:26Sizce bu cümleyi bu kadar güçlü yapan şey, mutluluk mu, kayıp mı yoksa bilmemesi mi?
00:31O cümlede hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.
00:35Romanda şu cümleyle bitiyor.
00:37Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.
00:40Üç tane kelime var romanın ilk cümlesinde ve son cümlesinde kullanılan.
00:46Mutluluk, hayat ve bilmek.
00:48Ve bu üçü benim için, benim romancılığımda çok önemli üç kavram.
00:53Mutluluğu olabiliriz ama bunu bilmeyebiliriz.
00:55Nitekim baş kahraman Kemal bu konuda dertleniyor.
00:59Hayat, hayatın bence en önemli değeri mutluluktur.
01:05Ben Tolstoy, benim için en büyük yazardır.
01:08Bütün romanlarında hayatın anlamı, mutluluğun nedenleri bunları araştırmıştır.
01:13Masumiyet Müzisi de bütün bu konularla meşgul olan bir roman olduğu için
01:17mutluluk, hayat ve hayatın anlamı ve bilmek, hayat ve mutluluğun farkına varmak bu kelimelerle başladım.
01:25Bu kelimelerle biten iki cümleyle başladım.
01:28Bu kelimelerle biten bir cümleyle bitirdim.
01:30Masumiyet Müzesi'ni yazarken bu hikayenin bir gün gerçek bir müzeye dönüşeceğini en başından beri biliyor muydun?
01:36İki, romanda yazdığım gibi romanın son yüz sayfasında Kemal bu müzeyi nasıl kurduğunu ayrıntılarıyla anlatır.
01:43Yani ben bir gün bir roman yazdım, çok popüler oldu sonra müzesini yapayım demedim.
01:49Aynı anda hem müzeyi hem romanı düşündüm.
01:52Nitekim şimdi içinde bulunduğumuz bu binayı 1998'de satın aldığımda daha romanı yazmaya başlamamıştım.
02:00Demek ki burası İstanbul'un Çukurcuma, Cihangir, Taksim civarı bir muhiti.
02:06O zaman kahramanımın, kadın kahramanımın burada oturacağını bu müzeye dönüştürdüğüm eve aldıktan sonra karar verdim.
02:15Eşyaları, müzede sergilenen eşyaları aldıkça romana yazıyordum.
02:19Çünkü romanın esası şudur, bir adam bir kadına öyle bir aşık olur ki aşk da öyle bir mutsuz bir şekilde
02:26gelişir ki adam mutsuzluktan kadını hatırlatan pek çok eşyayı biriktirir.
02:32Ben önce eşyaları aldım biriktirdim, onlara bakarak da romana yazdım.
02:38Burada aslında bizim diğer sorumuzun da cevabını vermiş oldunuz.
02:42Bu bir mutluluk arşivi mi diye soracaktık ama daha çok mutsuzluğun arşivi diyebilir miyiz?
02:46Masumiyet Müzesi'nde bir arşiv yanı var.
02:49Zaten ben müzeleri severim ve arşivler bizim toplumun hafızalarıdır, toplumda yaşanan şeyleri biriktiren yerlerdir, metinlerdir.
03:01Ama arşivlerde metinler ve kağıtlar birikir.
03:04Müzelerde ise toplumun hafızası olan eşyalar biriktirir.
03:08Masumiyet Müzesi için aynı zamanda İstanbul'da 1950'lerden günümüze kadar geçen hayatın bir çeşit tarihinin müzesi denilebilir.
03:20Mütevazi bir şehir müzesidir.
03:22Aynı zamanda Masumiyet Müzesi bir romana dayanan bir müze olmaktan başka ve şehir hayatının özellikle batılaşmış layık burcuva hayatının eşyalarını
03:32gösterir bize.
03:33Peki müze fikri aklınıza nasıl düştü?
03:36Kataloğu olan Şeylerin Masumiyeti kitabında anlattığım gibi müzenin ilk fikri Osmanlı Hanedanı'nın son üyesi olan Prens Şehzade Ali Vasip
03:47Efendi ile
03:48ben Osmanlı Hanedanı'nın üyelerinin Türkiye'ye girme yasağı kalktıktan sonra yani 1970'lerin sonu 80'lerin başında tanıştım.
04:00Kendisiyle aynı masada oturma şerefine ulaştım ve para sıkıntıları içerisindeydi.
04:06Ve Mısır'da Antoniades, İskenderiye'de Antoniades Müzesi'nin müdürlüğünü yapıyordu.
04:12Ona seven, saygı duyan insanlar da size Türkiye'de bir iş bulalım diyordu.
04:16Çünkü parasız olduğu için iş arıyordu ve konuşmamız sırasında da gençliğini ıhlamurdaki kasırda geçirdiğini, sarayda geçirdiğini anlatmıştı.
04:31Benim de aklıma o zaman şu fikir geldi.
04:34Acaba ıhlamur kasrına müdür yapılsa Osmanlı Padişahı ki tarihte de buna benzer örnekler var.
04:41Çin'de de olmuş, eski imparator, müziği müdürü olmuş.
04:44Güzel olur diye düşündüm ama o zaman entelektüel olarak şu düşünce canlandı gözünde.
04:50Bir kişi bir müzede bir müzenin hem nesnesi hem öznesi olabilir mi?
04:56Bir müzedeki nesneler orada sergilediğiniz ne bileyim füsünün sigaraları, füsününların günlük hayatta kullandığı tuzluklar, kapkacak fotoğraflar.
05:06Bunlar nesnelerdir bir müzede.
05:08Bir de müzede bir anlatım hikaye vardır ona müzenin öznesi denir.
05:14O hikayeyi biri söyler.
05:15Bir müzede sergilenen şey ile anlatıcı ses aynı olursa acaba ne olur?
05:22Bu bir deneysel romanlar yazan, yeni değişik romanlar yazmak isteyen bir yazarım ben.
05:28İlk defa aklımda bu fikir geldi ve gelişti.
05:32Yani öyle bir müze yapayım diye düşündüm anlatıcı kendi hayatındaki şeyleri, eşyaları, bir kadına nasıl aşık olduğunu, o aşk yüzünden,
05:42o aşkın mutsuz olması dolayısıyla biriktirdiği eşyaları sergilesin.
05:46Aynı zamanda bu kişi demek ki kendi eşyaları da sergiliyor.
05:50Sonra ziyaretçileri karşılıyor ve müzeyi gezdiriyor.
05:54Ziyaretçileri karşılıyor, müzeyi gezdirirken bu adamın kullanacağı ses romanda benim kullandığım birinci tekil şahıs sesidir.
06:04Romanın sonunda Kemal'in herkes bilsin ki çok mutlu bir hayat yaşadım dediğini görüyoruz.
06:09Evet ama herkes de görüyor ki Kemal çok mutsuz.
06:12Aşktan kıvrılana kıvrılana öpüyor.
06:14Bu kitabı okuyanlar daha çok mutlu aşıklar değil, mutsuz aşıklar bu kitabı sever.
06:18Ya da aşk acısı çekenler bu kitap, özellikle erkekler, kadınlar da bu kitapta özdeşleşirler.
06:25Ama aşk acısı çekti, aşk yüzünden mensup olduğu orta yukarı sınıf, batıllaşmış sınıftan dışlandığı, mutsuz bir hayat yaşamadığı ve en
06:35sonunda kitapta da gösterdiğim gibi gelip bana romanın hikayesi anlattığı için
06:40Kemal birazcık günlük hayatta kullandığımız tabirle kafası karışıktır, komplekslidir, dertlidir.
06:47Onun için kitabını okuyup kendi hikayesini sosyetenin yaptığı gibi okurların da gülebileceğini düşündüğü için
06:54hayır öyle değil, herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım der.
06:58Ama aynı zamanda bize şunu da ima eder roman.
07:02Beş yüz sayfalık roman okudunuz, bir müziğe gelip bu romanı gezdiniz, şimdi de diziyi seyrediyorsunuz.
07:07Evet çok mutsuz oldum ama hayatın anlamı sıradan, olaysız, aşksız bir hayat yaşayacağıma mutsuz bir aşk yaşayayım.
07:15O zaman asıl mutluluk derin bir hayat yaşamaktır, aşkta mutlu olmak değildir demeye getirir Kemal.
07:21Ya da bu derecede aşık olmak insanı mutlu kral.
07:25Ama bu derecede aşık olmak demek hikayenin ve aşk hikayesinin mutsuz gittiği anlamına gelir.
07:32Çünkü ünlü şair, Fransız, Aragon'un dediği gibi mutlu aşk yoktur.
07:36Eğer bir mutlu aşk varsa güzel çocuklar, mutlu bir evlilik olur ama ben onun romanını yazmam.
07:41Romanlarınızda çoğunlukla eşyaların anılarla denk düşmesini görüyoruz.
07:45Bana kalırsa eşyaların bir halesi, batı, françesi, aurası vardır.
07:51Her eşyanın etrafında sanki hatıralardan, onun hakkındaki ön yargı, eşya hakkındaki ön yargılarımızdan farkında olmadığımız hatıra ve ön yargılardan oluşan
08:02bir hale vardır.
08:03Ve masumiyet müzesi bir müze olarak ve bir roman olarak da bunun üzerine kurulmuştur.
08:09Evet, hikayede, gerçekçi hikayede Kemal eşyaları biriktirir.
08:14Çünkü çalmaya başla, çünkü sevgilisine bir türlü uyaşamıyordur ve o eşyalara sahip olmak hiç olmazsa sahip olamadığı, o eşyalar sahip
08:23olamadığı sevgilisinin yerine geçer.
08:26Ben inanıyorum ki romanlarıma eşyalar üzerinden, yalnız masumiyet müzesini başka romanlarında eşyalara dikkat ederek yazan bir romancıyım, her şeyi göreceğim,
08:37başka yazarlara kıyaslandığım zaman ve eşyaların bir sihri, büyüsü olduğunu hatırlarım.
08:44Bakın size bir örnek vereyim, bir sinemaya gideriz, belki de mutluyuz, sevgilimize gittik, el ele seyrettik, sonra onu kaybettik, yıllar
08:51geçti, unuttuk gitti.
08:52O aşktan da kurtulduk diyelim, Kemal gibi takılmadık.
08:56Sonra yıllar sonra o gittiğimiz o sinemanın biletini unuttuğumuz bir paltonun cebinde durulursa bütün o hatıralar, bütün o acı geri
09:05gelir.
09:06Eşyaların unuttuğumuz hatıraları, beynimizin, ruhumuzun içinde gizlenen hatıraları geri getirme gücü vardır.
09:14Ve bütün masumiyet müzesi, projesi yani romanı ve müzesi, dizi, benim planladığım bir şey değildim, memnunum diziden.
09:23Bu eşyaların hatırlatma gücüne dayanır.
09:27Kemal şimdi de mutlu olamıyor ama geçmişte ve gelecekte.
09:30Hem müzesini düşünürken eşyaları sakladığı için memnunum bir müze yapacağım diyor ve gelip bana anlattı hikayesini.
09:36Hem de şimdi mutlu olamadığı için şu andaki aşk acısını geçiştirmek, teselli etmek, füsunu görememenin verdiği acıyı hafifletmek için kullanılır.
09:48Ben buna inandığım gibi insanoğlunun da sevgilimizin, eski erkek arkadaşımızın, eski kız arkadaşımızın eşyalarını biriktiririz.
09:58Sonra başkasıyla evlenir, başkasıyla mutlu oluruz ama gene onları bir köşede saklarız.
10:03Çünkü kendimizin, kendi hatıralarımıza, kendimize saygı duyarız ve o eşyalar saygı duyduğumuz.
10:10Kötü de olsa, mutsuzlukla da yaşamış bile olsa kendi geçmişimizi bize temsil ederler ve yaptığımız iş ayıp bir şey değil,
10:19saygın bir şey değil.
10:20Masumiyet müzesi aslında herkesin gizlice yaptığı eski sevgilinin eşyalarını biriktirip yeni sevgiliden saklamayı saklamıyor, gösteriyor.
10:29Ben herkes bilsin, çok mutlu hayat yaşadım ve füsunun eşyalarını biriktirdim ve bildirin müzesini yaptım, buyurun diyor.
10:3760 dile çevrilmiş, dünyanın çeşitli ülkelerinde tanıtılmış bir roman, tanınmış bir roman.
10:42Zaten bu sene dizinin yayınlanmasıyla da popüleritesi iyice arttı.
10:45Müze yılları içinde nasıl bir ziyaretçi profili oluşturdu?
10:48İlk yıllarda senede gelen ziyaretçi sayısı 16 bindi.
10:53Günde 50-60 kişiye biz memnunduk ama buna rağmen bu 50-60 kişinin getirdiği bilet parasıyla müze arayakta duruyordu.
11:00Müzeme devletten hiçbir zaman destek almadım.
11:03Siyasi nedenlerden değil, devlet verse ben alırdım, ilgilenmediler.
11:07Ama öte yanda Türk ve uluslararası ziyaretçiler yalnızca Avrupa'dan değil, bu müzenin Asya'dan, Çin'den, Kore'den, Avrupa'da ülkelerden ve Avrupa'dan da
11:20ziyaretçiler alıyor.
11:22Özellikle ilk yıllarda müze Avrupalı, Alman, Hollandalı, benim kitaplarımın çok sevildiği ülkelerden gelen ziyaretçiler sayesinde ayakta durdu.
11:32Onlara çok müteşekkirim.
11:34Şimdi diziden sonra ziyaretçi sayısı çok arttı.
11:38Sene günde 60-70 ziyaretçi geliyordu eskiden.
11:42Şimdi şu ara bir günde 500 kişi geliyor dizinin etkisiyle.
11:46Müze, müze boş olduğu zamanlarda bile ama kendi içerisinde çalışan insanların maaşını çıkarırdı.
11:55Ben kendi cebimden zaman zaman vakfa destek verdim.
11:59Kazandığım paraları bir müzeye koydum.
12:01Nobel Edebiyat ödülü olmasaydı bu müzeyi yapacak param olmazdı.
12:05O sayede ödül parasını müzeyi yaparak da değerlendirdim.
12:09Ama Türk, Türkiye'de okumuş romansever müzeye giden sınırlı bir kesim ziyaret etti yıllarca.
12:18Aynı şekilde Türkiye'ye gelen batılı turistler de buraya gelip müzemi ziyaret ettiler ve bir anlamda desteklediler.
12:25Müzem açıldığından beri web sitelerinde İstanbul'da görülecek 15 yer, 20 yer gibi çeşitli turist rehberi nelerinin web sitelerinde İstanbul'da görülecek
12:3815 yerden biri olmasına her zaman gurur duydum.
12:42Ve onun için batılı ziyaretçilerin müzemi ayakta tutmama, bugüne kadar getirmemde ziyaretçi sayısını yüksek tutmakla bana yardım ettiklerini düşünüyorum.
12:54Şimdi birden beri bu dizi çıkınca daha çok Türk ziyaretçi kapıda kuyruk olmaya başladı.
13:01Onlara da çok müteşekkürüm ve müzenin daha uzun yıllar ziyaretçilerin desteğiyle ziyaretçilere açık olduğu için yaşayacağını bu diziden sonra iyice
13:10emin oldum ama hiçbir şey belli olmaz.
13:13Peki gelecekte Masumiyet Müzesi'ni nasıl bir miras olarak görmek istersiniz?
13:17Masumiyet Müzesi hem bir şehir tarihinin orta yukarı sınıf İstanbul Burjuvazisi'nin ya da baş kahraman kız da daha küçük
13:27Burjuva'dır.
13:28İstanbul layık Burjuvazisi'nin ve İstanbul günlük hayatının eşyaları müzesi olarak görmek isterim.
13:34Yazar Orhan Pamuk böyle bir şey hayal etmiş.
13:37Böyle bir roman hem de romanı yazarken bunun müzesini düşünmüş.
13:42Bu da enzeri olmayan özgün bir şey.
13:46Hani romanı yazdım da popüler oldu biraz da buradan insanları cezbedelim demedim.
13:50Bu eşyaları tek tek toplarken romanı onlara bakarak yazıyordum.
13:55Bu da ilginç bir şey.
13:56Üç gene de bu her şeyden önemlisi bu müzenin kendine özgü bir atmosferi havası var.
14:04İstanbul şehir dokusu içerisinde bir gelereksel bir eski Rum binası birden içine giriyorsunuz.
14:11Bambaşka bir atmosferle karşılaşıyorsunuz.
14:14Müzeler mekan olarak mimari olarak bizleri başka bir dünyaya çeker.
14:19Bugün özellikle batıda bazı yukarı sınıf okumuş kişiler kiliseye gideceklerine pazar günleri müze ziyaret yapıyorlar.
14:27Yani manevi hayatlarını müzelerle dolduruyorlar.
14:31Ve gelecekte de insanların ben burada olmadığım zaman bile manevi hayatlarına fiziksel olarak yalnızca bir metin ve kitap olarak değil.
14:39Bu müze sayesinde fiziksel olarak kalacağımı hissediyorum.
14:44Yalnız ben kalmayacağım.
14:45Benimle birlikte aynı hayatı yaşamış, aynı telefonları, aynı tuzlukları, aynı şapkaları, aynı elbiseleri, aynı şemsiyeleri kullanmış insanlar.
14:55Burada Türklerin, İstanbul'da yaşayan insanların 1974 ile 2000 arasında nasıl yaşadıklarını görecekler.
15:04Ve bu yaşantıyı canlı tutmak için bütün bu eşyalar arasında geçen hikayeyi yazdığımı hatırlayacaklar.
15:10Ve böyle bir şey yaptığımı, orijinal bir şey yaptığımı da düşünerek belki bizim hayatımıza saygı duyacaklar, ilgi gösterecekler.
15:20Bu da benim Kemal'deki olmayan derin bir tesellim de bu müzeyi kurmuş olmak, ayakta tutmak ve onun romanını, bir çeşit
15:29katalog görevini gören romanını yazmış olmaktır.
15:32Teşekkür edeceksiniz.
15:33Ben teşekkür ediyorum.
Yorumlar

Önerilen