- 6 dakika önce
Milli Çözüm Dergisi - Bediüzzaman’a Göre Mucize Kavramı ve Ehl-İ Beyt’in Siyasi Misyonları.
www.millicozum.com
www.millicozum.com
Kategori
🗞
HaberlerDöküm
00:00Bediüzzaman'a göre Mucize Kavramı ve Ehli Beyt'in Siyasi Misyonları
00:0519. Mektup
00:06Bu Risale 300'den fazla mucizeyi beyan eder.
00:10Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem peygamberliğinin mucize oluşunu bildirdiği gibi, kendisi de o mucizenin bir kerametidir.
00:19Nakil ve rivayetleri aktarmakla beraber, yüz sayfayı geçtiği halde, kitaplara müracaat edilmeden, ezberden, dağ başlarında, bağ köşelerinde, 3-4 günde, her gün 2-3 saat çalışmak suretiyle tamamının 12 saatte yazılması harika bir hadisedir.
00:37Yani, Hazret-i Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem ümmetinden olup ciddi ve sürekli bir eğitim bile alamamış, kendi ifadesiyle yarı ümmi bir İslam haliminden.
00:49Garip, hamisiz, desteksiz, en ağır sıkıntılar ve imkansızlıklar içindeki birisinden.
00:55Böylesi olağanüstü haller ve kerametli hizmetler meydana gelirse, fahri kainat efendimizden zuhur edecek mucizelere elbette şaşmamak gerekir.
01:04Bunların inkârı, sadece akıl zafiyeti ve nasipsizliktir.
01:08Bu Risalenin başındaki esaslar çok mühimdir.
01:11Hem buradaki hadislerin, hemen hemen tamamı hadis imamlarınca kabul edilmiş ve sahih olmakla beraber, Resul-i Ekrim'in peygamberliği ile alakalı kesin hadiseleri bildiriyor.
01:22Bu Risalenin meziyetlerini söylemek lazım gelse, yine bunun kadar bir eser yazmak gerekeceğinden, arzulu olanları bu Risale'yi bir kere okumaya davet ediyoruz.
01:31Hatırlatma, bu Risale'de çok hadisi şerif naklettim.
01:36Yanımda hadis kitapları bulunmuyor, yazdığım hadislerin ifadelerinde, kelimelerinde yanlışım varsa da düzeltilsin ya da hadisi bil manadır denesin.
01:45Çünkü makbul görüşe göre, mana itibariyle, asıl muhtevaya sadık kalma şartıyla, benzer veya eş anlamlı kelimelerle hadis nakletmek caizdir.
01:55Yani, hadisin yalnız manasını alıp başka kelimelerle söylenebilir.
01:59Madem öyle, lafızlarda yanlışım varsa, hadisi bil manadır diye bakılsın.
02:05Mucizat-ı Ahmediye, sallallahu aleyhi ve sellem
02:08Birinci nükteli işaret
02:10Şu kâinatın sahibi ve her şeyin tasarrufunu elinde bulunduran zat olan Cenab-ı Hak, elbette her şeyi bilerek yapıyor, hikmetle idare ediyor, her tarafı görerek çekip çeviriyor, her şeyi bilerek, görerek terbiye ediyor.
02:24Ve her şeyde şahit olunan hikmetleri, gayeleri, faydaları iradesiyle hükmü altında tutuyor.
02:31Madem yapan bilir ve her şeyi bilerek yapmaktadır, öyleyse, elbette bilen konuşur, konuşacaktır ve kullarına marziyatını, razı ve memnun olduklarını anlatacaktır.
02:43Madem konuşacak, elbette şuur ve akıl sahipleriyle konuşmayı bilenlerle konuşacaktır.
02:49Madem şuur ve akıl sahipleriyle konuşacak, elbette onların içinde mahiyeti en kuşatıcı ve şuuru en tam olan insanla konuşacaktır.
02:59Madem insanla konuşacak, elbette insanlar içinde muhataplığa en layık ve mükemmel olanlarla konuşacaktır.
03:06Madem en mükemmel, kabiliyeti en yüksek, ahlakı en yüce ve insanlığa rehber olacak zatlarla konuşacaktır.
03:14Elbette, dost ve düşmanın ittifakıyla, en yüksek kabiliyette, en yüce ahlak ve karaktere sahip,
03:21insanlığın dörtte biri kendisine uymuş, yeryüzünün yarısı manevi hükmü altına girmiş,
03:27getirdiği nurla istikbali 1400 sene aydınlatmış,
03:30insanlığın nurani kısmının ve müminlerin sürekli, günde beş defa onun Allah'a bağlılığını yenileyip,
03:37kendisine rahmet ve saadet duası ettiği, kendisini övdüğü ve sevdiği Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile konuşacaktı.
03:45Ve konuşmuşlardı, onu Resul yapacaktı ve yapmıştı, insanlığa rehber kılacaktı ve kılmıştır.
03:52İkinci nükteli işaret, Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem,
03:57peygamberlik davasını ilan etmiş, Kur'an-ı Azimüşşan gibi bir fermanı göstermiş,
04:02ve hakikati delilleriyle bilen tahkik ehli, hakikati araştırıcı ilim sahipleri zatlara göre,
04:08bine varan açık mucizeler ortaya koymuşlardır.
04:12O mucizelerin bir bütün olarak varlığı, peygamberlik davası kadar kesindir.
04:17Kur'an-ı Hakim'in birçok yerinde nakledilen, en inatçı kafirlerin,
04:21Resul-i Ekrem'e sallallahu aleyhi ve sellem, sihir isnadında bulunmaları gösteriyor ki,
04:26o inatçı kafirler dahi, mucizelerin varlığını ve gerçekliğini inkar edememişler.
04:33Yalnız kendilerini aldatmak veya kendilerine uyanları kandırmak için haşa sihir demişlerdir.
04:39Evet, Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem,
04:43mucizelerin yüz tevatür kuvvetinde, yani yanlışlığına ihtimal bulunmayacak bir ittifakla,
04:49farklı yollardan aktarılan, doğru ve güvenilir haber derecesinde bir kesinliği vardır.
04:54Mucize, kainatın hâlıkının onun davasını bir tasdikidir, sadak hükmüne geçer.
05:01Mesela, sen bir padişahın meclisinde, o seni gördüğü halde desen ki,
05:07padişah beni filan işe vazifelendirdi.
05:09Senden bu iddiaya bir delil istendiğinde, nasıl ki padişah evet dese, seni tasdik etmiş demektir.
05:16Öyle de, padişah adetini ve vaziyetini senin ricanla değiştirirse,
05:21davanı evet sözünden daha kesin, daha sağlam bir şekilde tasdik etmiş olur.
05:26Aynı şekilde, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem,
05:30ben bu kainatın hâlıkının elçisiyim.
05:32Delilim de şudur, o, sünnetullah denen devamlı adetini benim duam ve ricamla değiştirmektedir.
05:39İşte, parmaklarıma bakınız, beş musluklu bir çeşme gibi su akıtıyor.
05:44Aya bakınız, parmağımın bir işaretiyle iki parça oluyor.
05:48Şu ağaca bakınız, beni tasdik etmek için yanıma geliyor, şahitlik yapıyor.
05:53Şu bir parça yiyeceğe bakınız, iki üç adama ancak yettiği halde,
05:57işte iki yüz, üç yüz adamı doyuruyor,
05:59diye dava etmiş ve böyle yüzlerce mucizeyi göstermiştir.
06:03Kaldı ki, o zatın doğruluğunun ve peygamber olduğunun delilleri yalnız mucizeleriyle sınırlı değildir.
06:10Belki, dikkat sahipleri için hemen hemen bütün hareketleri, fiilleri, halleri, sözleri, ahlakı, tavırları, karakteri ve görünüşü, doğruluğunu ve ciddiyetini ispat etmektedir.
06:23Hatta, İsrailoğullarının meşhur âlimlerinden Abdullah İbni Selam gibi,
06:28pek çok kimse, o zat-ı ekremin, sallallahu aleyhi ve sellem, yalnız simasını görünce,
06:34şu simada yalan yok, şu yüzde hile olamaz, diyerek imana gelmişlerdir.
06:40Gerçi varlığın hakikatini ve yaratılış hikmetini, araştırma ve ispat yoluyla bilen âlimler,
06:46peygamberlik delilleri ve mucizelerinin bin kadar olduğunu demişlerdir.
06:50Fakat, binlerce, belki yüz binlerce peygamberlik delili vardır.
06:54Ve farklı fikirlerden, yüz binlerce insan, yüz binlerce yolla, o zatın peygamberliğini tasdik etmiştir.
07:02Yalnız, Kur'an-ı Hakim, kırk mucizelik yönünden başka,
07:06Resul-i Ekrem'in, sallallahu aleyhi ve sellemin, nebi oluşunun bin delilini gösteriyor.
07:12Madem insanlık tarihi boyunca peygamberlik vardır,
07:15ve peygamber olduğunu dava edip, mucize gösteren yüz binlerce zat gelip geçmiştir.
07:20Elbette, hepsinden daha kesin bir şekilde, Resul-i Ekrem'in, sallallahu aleyhi ve sellem, peygamberliği sabittir.
07:28Çünkü, İsa, aleyhisselam ve Musa, aleyhisselam gibi Allah'ın bütün elçilerine nebi dedirten ve peygamberliklerine dayanak olan deliller,
07:38onların vasıfları, vazifeleri ve ümmetlerine karşı muameleleri,
07:43Resul-i Ekrem'de, sallallahu aleyhi ve sellem, daha mükemmel, daha kuşatıcı bir surette mevcuttur ve zuhur etmiştir.
07:51Madem peygamberlik hükmünün esas gayesi ve sebebi,
07:54Resul-i Ekrem'in, sallallahu aleyhi ve sellem, zatında daha mükemmel bir şekilde bulunur,
08:00elbette bu hüküm, bütün peygamberlerden daha açık bir kesinlikle onun için de sabittir.
08:06Öyleyse, nübüvveti de, mucizeleri de kesindir.
08:10Üçüncü Nükteli İşaret
08:11Resul-i Ekrem'in, sallallahu aleyhi ve sellem, mucizeleri çok çeşitlidir.
08:17Peygamberliği bütün kainatla alakalı olduğu için,
08:20kainattaki hemen bütün varlık türleriyle münasebetli birer mucizeye mansardır.
08:25Mesela, nasıl ki şanlı bir padişahın, yaveri Ekrem'i, yani en yüksek memuru,
08:32çeşitli hediyelerle, farklı kavimlerin bulunduğu bir şehre geldiği vakit,
08:36her tokluluk, onu karşılamak için bir temsilci gönderir, kendi biliyle ona hoş geldin der, onu alkışlar.
08:43Aynen öyle de, Ezel ve Ebed Sultanının en büyük memuru, Resul-i Ekrem, sallallahu aleyhi ve sellem,
08:50alemi şereflendirip, yeryüzünün ahalisi ve kıymetlisi olan insanlığa, elçi olarak geldiği
08:56ve bütün kainatın halıkından, kainatın hakikatleriyle alakalı nurlar ve manevi hediyeler getirdiği zaman,
09:04taştan, sudan, ağaçtan, hayvandan, insandan tut da, aya, güneşe ve yıldızlara kadar,
09:11her çeşit varlık, kendine has diliyle, ellerinde birer mucizesini taşıyarak,
09:16onun peygamberliğini alkışlamış ve ona hoş geldin demiştir.
09:20Şimdi, o mucizelerin hepsinden bahsetmek için ciltlerce kitap yazmak gerekir.
09:26Hakikatleri, araştırmaya ve ispata dayalı bir şekilde bilen, takva sahibi, peygamber varisi zatlar,
09:33peygamberlik delillerini etraflıca izah eden pek çok eser yazmıştır.
09:38Biz, yalnız kısaca, işaretler türünden, o mucizelerin kesin ve manevi, sayısız yolla,
09:44yanlışlığına ihtimal bulunmayacak şekilde nakledilen kuşatıcı misallerini göstereceğiz.
09:49İşte, Resul-i Ekrem'in, sallallahu aleyhi ve sellem, peygamberliğinin delilleri,
09:55Öncelikle iki kısımdır.
09:57Birinci kısım, irhasat denilen, peygamberliğinden önce ve dünyaya gelişi sırasında görülen halikulade hallerdir.
10:05İkinci kısım, nübüvletle görevlendirildikten sonraki diğer peygamberlik delilleridir.
10:11Bunlar da iki kısımdır.
10:13Birincisi, Resul-i Ekrem'den sonra peygamberliğini tasdık mahiyetinde meydana gelen harikalardır.
10:19İkincisi, saadet asrında mazhar olduğu harika hallerdir.
10:23Şu ikinci kısımda ikiye ayrılır.
10:26İlki, zatında, karakterinde, suretinde, ahlakında, kemalinde görülen peygamberlik delilleridir.
10:34İkincisi, dış dünyaya ait şeylerde mazhar olduğu mucizelerdir.
10:38Bunlar da iki kısımdır.
10:40Biri, manevi ve Kur'anidir.
10:42Diğeri, maddi ve eşya ile ilgilidir.
10:45Bunun da iki kısmı vardır.
10:46Birinci kısım, peygamberlik davasını ilan ettiği vakit, kafirlerin inadını kırmak veyahut müminlerin iman kuvvetini artırmak için meydana gelen harikulade haller, mucizelerdir.
10:59Ayın yarılması, parmağından su akması, az bir yiyecekle çoklarını doyurması, hayvan, ağaç ve taşların konuşması gibi,
11:07yirmi çeşit ve hepsi manevi tevatür derecesinde olan bu mucizelerin her birinin çok tekrarlanan misalleri vardır.
11:13İkinci kısım, gelecekten haber verdiği hadiselerdir ki, Cenab-ı Hakk'ın öğretmesiyle haber vermiş ve bunlar söylediği gibi doğru çıkmıştır.
11:23İşte biz de şu son kısımdan başlayıp o mucizeleri kısaca bir fihrist şeklinde göstereceğiz.
11:30Dördüncü nükteli işaret
11:32Resulü Ekrem'in, sallallahu aleyhi ve sellem,
11:35gaybı ve her şeyi sonsuz ilmiyle bilen Cenab-ı Hakk'ın öğretmesiyle bildirdiği gayba dair haberler hadde hesaba gelmez.
11:43Kur'an'ın mucizeliği hakkındaki yirmi beşinci sözde çeşitlerine işarete bulunarak o haberleri bir derece izah ve ispat etmiştik.
11:52Bu yüzden Resulü Ekrem'in geçmiş zamana, önceki peygamberlere, ilahi hakikatlere,
11:59yaradılış kanunlarına ve ahirette olacaklara dair gaybî haberlerini yirminci söze havale edip,
12:05şimdilik onlardan bahsetmeyeceğiz.
12:08Yalnız, kendinden sonra sahabenin ve âli beytin başında gelecek,
12:12ümmetinin ileride yaşayacağı hadiseler hakkındaki sözlerinin hepsinin doğru çıktığını,
12:17gaybî haberinden bir iki örnekle ispatını göstereceğiz.
12:21Ve şu hakikatin tamamen anlaşılması için, altı esası bir giriş mahiyetinde beyan edeceğiz.
12:271. Esas
12:28Resulü Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem,
12:32gerçi her hali, her tavrı doğruluğuna ve peygamberliğine şahit olabilir.
12:37Fakat her halinin, her tavrının harikulade olması şart değildir.
12:41Çünkü Cenab-ı Hak, onu beşer suretinde göndermiştir ki,
12:45insanlığa, toplum hayatında, dünya ve ahiret saadetini kazandıracak amellerde,
12:50hareketlerinde rehber ve imam olsun,
12:52her biri, Allah'ın birer kudret mucizesi olan, her gün meydana gelişini alışılmış hadiseler içinde,
12:59harikulade Rabbani sanat ve ilahi kudretin tasarruflarını göstersin.
13:04Resulü Ekrem, sallallahu aleyhi ve sellem,
13:07eğer bütün fiillerinde beşerilikten çıkıp harikuladelik ortaya koysaydı,
13:11bizzat imam olamaz, davranışlarıyla, hal ve tavırlarıyla ders veremezdi.
13:16O yalnızca, peygamberliğini inatçılara ispat etmek için,
13:20harikulade işlere mazhar olur ve ihtiyaç anında ara sıra mucize gösterirdi.
13:25Fakat teklif sırrı olan, imtihan ve tecrübenin gereğince,
13:29elbette mucizeler apaçık ve muhatabını ister istemez tasdike mecbur bırakacak şekilde gerçekleşmezdi.
13:36Çünkü imtihan sırrı ve insana yüklenen sorumluluğun hikmeti,
13:40akla kapı açılmasını, fakat iradenin elden alınmamasını gerektirir.
13:44Eğer mucizeler çok açık bir şekilde gerçekleşse, o vakit aklın seçme hakkı kalmaz.
13:50Ebu Cehil de Hz. Ebu Bekir radiyallahu anh gibi tasdik eder,
13:54imtihan ve teklifin faydası ortadan kalkar.
13:57Kömürle elmas aynı seviyede kalırdı.
14:00Hayret vericidir ki, mübalağasız, binlerce meşrepten, binlerce çeşit insan,
14:05Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem,
14:08bu tek mucizesiyle, bir peygamberlik deliliyle, bir sözüyle, yüzünü görmekle veya buna benzer birer alametiyle iman ettikleri halde,
14:18bu binlerce farklı insan, her şeyi dikkatle inceleyen, ölçüp tartan ve düşünen bu zatları imana getiren binlerce peygamberlik delili,
14:27sahih nakillerle ve kesin neticeleriyle şimdiki bir kısım bedbaht insanlara kâfi gelmiyor olmalı ki dalalete sapıyorlar.
14:34İkinci esas, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hem beşerdir,
14:41davranışlarının önemli kısmı beşeriyeti itibarı, insanlık icabı iledir,
14:46hem de Resul'dür, peygamberliği itibarı ile Cenab-ı Hakk'ın tercümanı ve elçisidir.
14:52Peygamberliği vahya dayanır.
14:54Vahiy ise iki kısımdır.
14:56Birincisi açık vahiydir ki, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem,
15:00onda sadece bir tercümandır, tebliğcidir, ona müdahalesi yoktur, Kur'an ve bazı kutsi hadisler gibi.
15:08İkinci kısım ise gizli ve örtük vahiydir.
15:11Bu kısım, özü vahiye ve ilhama dayanır,
15:13fakat etraflı izahı ve tasviri Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selleme aittir.
15:19Vahiyden gelen özet halindeki o hadiseyi etraflıca tasvir ederken,
15:23Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bazen yine ilhama ya da vahya dayanır
15:29veyahut onu kendi ferasetiyle açıklar.
15:32Kendi içtihadı ile yaptığı etraflı izah ve tasvirleri ise,
15:36ya peygamberlik vazifesi noktasında mukaddes bir manevi kuvvetle ve yetkiyle izah eder
15:42ya da örf, adet ve halkın seviyesine göre beşeriyeti noktasında beyan eder.
15:47İşte bunun için her hadisin bütün kısımlarına mutlak, saf vahiy nazarıyla bakılmaz.
15:52Allah Resulü'nün beşeriliğin gereği olan fikir ve davranışlarda,
15:57peygamberliğin yüce alametleri aranmaz.
15:59Madem bazı hakikatlar ona kısaca, özet olacak, mutlak bir suretle vahiy şeklinde gelir,
16:05o da bunları kendi ferasetiyle herkesin anlayışına göre tasvir eder.
16:09Bu tasvirlerdeki müteşabih ve anlaşılması zor noktalara,
16:13bazen açıklayıcı ve akla yaklaştırıcı tefsir, hatta tabir gerekir.
16:18Çünkü bazı hakikatler var ki onları anlamak temsille kolaylaştırılır.
16:23Mesela bir vakit Hazreti Peygamber'in bulunduğu mecliste derinden bir gürültü işitildi.
16:28Buyurdu ki, şu gürültü yetmiş senedir yuvarlanıp şimdi cehennemin dibine düşen bir taşın gürültüsüdür.
16:35Bir saat sonra yetmiş yaşına giren meşhur bir münafık öldü diye haber ulaştırıldı.
16:40Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellemin belagatlı bir temsille bildirdiği hadisenin tevili ve yorumu da böylece anlaşıldı.
16:48Yani Efendimiz gıyaben bir teşbih yapmıştı ve aynen çıkmıştı.
16:52Üçüncü esas, nakledilen haberler eğer tevatır suretinde ise,
16:57yani yalan üzerinde birleşmelerine ihtimal bulunmayan kimseler tarafından farklı yollarla aktarılıyorsa kesindir.
17:04Tevatür iki kısımdır.
17:06Biri açık, diğeri manevi tevatür.
17:08Manevi tevatür de iki kısımdır.
17:11Birincisi, sükutidir.
17:13Yani bir şeyin kabul edildiği susmak suretiyle gösterilmiştir.
17:17Mesela bir adam bir topluluk içinde, o topluluğun gözü önünde bir hadiseyi haber verdiği zaman,
17:23oradakiler kendisini yalanlamaz, ona susarak karşılık verirse, o haberi kabul etmiş gibi olurlar.
17:29Bilhassa topluluk bildirilen hadiseye alakadarsa,
17:32tenkide hazır, hata kabul etmez ve yalanı çok çirkin gören bir topluluksa, elbette susması, o hadisenin gerçekleştiğine kuvvetli bir delildir.
17:42Manevi tevatürün ikinci kısmı şudur.
17:45Bir hadisenin gerçekleştiği zivayet ediliyor.
17:47Mesela bir kıyıya yiyecek iki yüz insanı doyurmuş deniliyor, fakat onu bildirenler ayrı ayrı suretlerde haber veriyor.
17:56Biri bir çeşit, biri başka bir tarzda, diğeri başka şekilde anlatıyor.
18:01Fakat hepsi aynı hadisenin gerçekleştiğinde birleşiyorlar.
18:05İşte şu halde hadisenin meydana geldiği manası yönüyle tevatür bulmuştur, kesindir.
18:11Farklı şekillerde rivayet edilmesi buna zarar vermez.
18:15Hem tek bir kişi tarafından nakledilen bir haber, bazı şartlarda tevatür gibi kesinlik ifade eder.
18:21Yine bazen olur ki, bir kişi tarafından nakledilen o haber, dış emarelerle kesinlik bildirir.
18:28İşte Rasûl-ü Ekrem'den sallallahu aleyhi ve sellem bize aktarılan mucizelerin ve peygamberlik delillerinin büyük kısmı ya açık ya da manevi veya sükuti tevatürdür.
18:39Bir kısmı da gerçi tek bir kişi vasıtasıyla nakledilmiş haberlerdir.
18:44Fakat öyle şartlarda, sahih hadisleri sahih olmayanlardan maharetle ayıran ehli hadis âlimlerinin nazarında kabul gördükten sonra tevatür gibi kesinlik ifade etmeleri gerekir.
18:55Evet, hadis âlimlerinin hakikati araştırarak delilleriyle bilenlerden hafız tabir ettikleri zatlar,
19:02en azından yüz bin hadis hafızasını almış, yine hakikate delilleriyle ulaşmış binlerce hadis âlimi,
19:09bazıları sabah namazını elli sene yatsı abdestiyle kıldıkları aktarılan takva sahibi hadis âlimleri
19:15ve başta Buhari ile Müslim olmak üzere kütüb-ü sitte-i hadisiye sahibi olan hadis dahileri,
19:21allameleri tarafından tasih ve kabul edilen rivayetler tek bir kişiden nakledilmiş olsa da tevatır kesinliğinden geri kalmaz.
19:29Evet, hadis ilminin hakikati araştırıp delilleriyle bilen âlimleri, hadis tenkidinde ehil zatlar.
19:37Hadisle o derece yakınlık kurmuşlar ki, Resûl-ü Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem ifade tarzına,
19:44yüce üslubuna ve beyan şekline aşina olup meleke kazanmışlar.
19:49Yüz hadis içinde bir uydurma hadis görseler, mevzudur der.
19:52Bu hadis olamaz, Hazret-i Peygamber'in sözü değildir diyerek onu reddederler.
19:57Sarraf gibi hadisin cevherini tanır, başka sözü onunla karıştırmazlar.
20:03Yalnız İbn-ül Cevzi gibi bir takım muhakkik zatlar tenkitte aşırıya gidip bazı sahih hadislere de uydurma demişler.
20:10Fakat bu, her uydurma şeyin manası yanlıştır demek değildir.
20:15Bu söz hadis değil manasına gelir.
20:17Soru
20:18Hadis rivayetinde nakledenlerin isimlerinin sıralanıp senet gösterilmesinin faydası nedir ki,
20:24lüzumsuz yere malum bir hadise hakkında filandan, filandan, filandan nakletti derler.
20:30Cevap
20:31Bunun faydası çoktur.
20:32Mesela bir faydası şudur.
20:34Bu senetle o listeye dahil olan vesikalı, delilli ve doğru sözlü hadis alimlerinin bir fikir birliği
20:41ve o senede dahil edilen tahkik ehlinin bir çeşit ittifakı gösterilir.
20:46Adeta o senette ismi bulunan her bir imam, her bir büyük alim o hadisin hükmünü imzalıyor,
20:53sahih olduğuna dair mührünü basıyor.
20:55Soru
20:56Neden mucizeler, diğer zaruri dini hükümler gibi tevatir suretinde pek çok farklı rivayetle çok önem verilerek nakledilmemiş?
21:05Cevap
21:06Çünkü dine ait birçok hükme, insanların büyük kısmı çoğu zaman muhtaçtır.
21:12Farz-ı ayin yani her Müslümanın yerine getirmekle vazifeli olduğu farzlar gibi o hükümler herkesi ilgilendiriyor.
21:19Mucizelere gelince herkesin her bir mucizeye ihtiyacı yoktur.
21:24Eğer ihtiyacı olsa da bir defa işitmesi kafidir.
21:27Adeta farz-ı kifaye yani bazı Müslümanların yerine getirmesiyle sorumluluğun herkesten kaktığı farzlar gibi bir kısım insanlar onları bilse yeter.
21:37İşte bunun içindir ki bazen bir mucizenin varlığı ve gerçekleştiği bir hükmün varlığından o derece daha kesin olduğu halde onu rivayet eden bir iki, hükmü rivayet edense on yirmi kişi olur.
21:50Dördüncü esas
21:51Resul-ü Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem gelecekten haber verdiği bazı hadiseler küçük, basit birer hadise değildir.
22:01O, tekrarlanan, kapsamlı hadiseleri küçük birer misalle ve benzetme yoluyla haber verir.
22:08Haluki o hadisenin çeşitli yönleri vardır.
22:11Resul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem her defasında bir yönünü beyan eder.
22:16Sonra hadiseyi rivayet eden o yönlerin hepsini birleştirir.
22:20Akla mantığa aykırı bir şekil meydana gelir.
22:23Verilen haber gerçeğe zıt gibi görünür.
22:26Mesela, Hazreti Mehdi'ye dair Peygamber Efendimiz'den gelen çeşitli rivayetler var.
22:32Ayrıntıları ve tasvirleri başka başkadır.
22:35Halbuki yirmi dördüncü sözün bir dalında ispat edildiği gibi,
22:39Resul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem vahye dayanarak her bir asırda müminlerin manevi kuvvetini ve metanetini korumak,
22:48dehşetli hadiselerde ümitsizliğe düşmemelerini sağlamak ve onları manen İslam aleminin nurani bir silsilesi olan Ali Beyt'ine,
22:57Ehli Beyt yoluna ve soyuna bağlamak için Mehdi'nin geleceğini haber vermişlerdir.
23:02Ahir zamanda gelecek Mehdi gibi her bir asır Ali Beyt'ten bir nevi Mehdi, belki Mehdiler çıka gelmiştir.
23:10Hatta Ali Beyt'ten sayılan Abbasi halifelerinden Büyük Mehdi'nin pek çok vasfını kendinde toplayan birer Mehdi bile zuhur etmiştir.
23:19İşte Büyük Mehdi'den önce gelen, onun benzerleri, numuneleri olan Mehdi sıfatlarına sahip halifelerin ve kutup şahsiyetlerin vasıfları,
23:28asıl Mehdi'nin vasıflarına karışmış, o yüzden rivayetler arasında ihtilaflar meydana gelmiştir.
23:34Beşinci esas
23:35Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
23:39La yâlemul gâybe illallahu hükmünün sırrınca, gâybı kendi kendine bilemezdi.
23:45Cenab-ı Hak ona bildirir, o da haber verirdi.
23:48Cenab-ı Hak hem hakim hem rahimdir.
23:51Hikmeti ve rahmeti, gâyba ait şeylerden çoğunun gizlenmesini gerektirmiştir.
23:56Kapalı kalmasını takdir etmiştir.
23:58Çünkü şu dünyada insanın hoşuna gitmeyen şeyler daha çoktur.
24:03Onları meydana gelmeden önce bilmek, insana ıstırap verir.
24:06Bu sırdandır ki, ölüm ve ecel gizli tutulmuş, insanın başına gelecek musibetler de gâyb perdesi ardında kalmıştır.
24:14İşte Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem, ümmetine karşı çok hassas merhemetini fazla rencide etmemek,
24:22âl ve ashabına karşı şiddetli şefkatini fazla incitmemek için,
24:26ahirete yolculuğundan sonra âlinin, ehli beytinin, ashabının ve ümmetinin başına gelecek müthiş hadiseleri ona tamamen ve etraflıca göstermemek,
24:36Cenab-ı Hakk'ın hikmetinin ve rahmetinin gereğidir.
24:39Yine de bazı hikmetler için mühim hadiseler dehşetli bir surette olmamak kaydıyla ona öğretilmiş, o da haber vermiştir.
24:47Hem Cenab-ı Hakk güzel hadiseleri kısmen özet halinde, kısmen etraflı bir şekilde bildirmiş, o da nakletmiştir.
24:55Onun verdiği haberleri de en yüksek derecede bir takva, adalet ve doğrulukla çalışan ve
25:01وَمَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا فَالْيَتَبَوَّ مَكْعَدَهُ مِنَ النَّارِ
25:06Hadisindeki tehditten şiddetle korkan ve
25:09فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ كَذَبَ عَلَى اللّٰهِ
25:11Ayetindeki sert tehditten şiddetle kaçınan kamil hadis alimleri bize eksiksiz, sağlam bir şekilde aktarıp bildirmişlerdir.
25:20Altıncı esas
25:21Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem,
25:24halleri ve vasıfları siyer ve tarih kitaplarında anlatılmıştır.
25:28Fakat o vasıfların ve hallerin büyük kısmı, Hz. Peygamber'in beşeriliğine bakan özelliklerdir.
25:35Halbuki o mübarek zatın, manevi şahsiyeti ve kutsi mahiyeti o derece yüksek ve nuranidir ki,
25:42siyer ve tarih kitaplarında anlatılan vasıflar, o yüce ve şerefli şahsiyete, o yüksek kıymete uygun düşmemektedir.
25:49Çünkü, el-sebebu kel-fa-ili sırrınca, her gün, hatta şimdi dahi,
25:54bütün ümmetinin ibadetleri kadar muazzam bir ibadet sevabı amel defterine ilave edilen ahir zaman nebisidir.
26:02Cenab-ı Hakk'ın, sonsuz rahmetine nihayetsiz bir şekilde, sınırsız bir kabiliyetle mazhar olduğu,
26:08her gün ümmetinin sayısız fertlerinin hadsiz duasını alan son ve en büyük teygamberdir.
26:13Hem şu kainatın neticesi ve en mükemmel meyvesi, alemin yaratıcısının tercümanı ve sevgilisi olan o mübarek zatın mahiyetinin bütünü
26:23ve kusursuz vasıflarının hakikati, siyer ve tarih kitaplarına geçen beşeri hal ve tavırlara sığmaz.
26:29Mesela, Hz. Cebrail ve Hz. Mikail'in iki yardımcı muhafız gibi,
26:34Bedir Savaşı'nda yanında bulunduğu mübarek bir zatın,
26:37çarşıda bedevi bir Arapla at pazarlığı için çekişmesi, bir tek Huzeyme'yi şahit göstermekle görünen tavırlarıyla uyuşmaz.
26:46İşte yanlış yolda gitmemek için her vakit, Resul-ü Ekrem'in, sallallahu aleyhi ve sellem,
26:52beşeriliği itibarı ile işitilen sıradan ve insani vasıflarından başımızı kaldırıp,
26:57gerçek mahiyetine ve peygamberlik mertebesindeki nurani manevi şahsiyetine bakmak gerekir.
27:03Yoksa insan ya hürmetsizlik etmiş olur ya da şüpheye düşer.
27:08Bu sırrın izahı olarak şu temsili dinleyin.
27:11Mesela bir hurma çekirdeği var.
27:13O çekirdek toprak altına gömülüp büyüyerek koca, meyveli bir ağaç olur.
27:18Hem gittikçe dal budak salar, boy atar.
27:21Veya tavus kuşunun bir yumurtası var.
27:23O yumurtaya sıcaklık verilir, bir tavus civcivi çıkar.
27:27Sonra mükemmel, her tarafı kudret kalemiyle yazılı ve yaldızlı bir tavus kuşu olur.
27:33Gittikçe daha da büyür ve güzelleşir.
27:36Evet, o çekirdeğe ve yumurtaya ait sıfatlar, haller var.
27:40İçlerinde incecik maddeler bulunur.
27:42Hem onlardan meydana gelen ağaç ve kuşun da,
27:45o çekirdek ve yumurtanın basit, küçük mahiyetlerine, vaziyetlerine nispeten,
27:50büyük ve yüce sıfatları, mahiyetleri vardır.
27:54Şimdi, o çekirdeğin ve yumurtanın vasıflarının, ağacın ve kuşun vasıflarına bağlayıp,
27:59onlardan da bahsetmek gerekir ki, insan her vakit başını çekirdekten kaldırıp ağaca baksın,
28:06gözünü yumurtadan kuşa çevirip dikkatli davransın ve böylece aklı, işittiği vasıfları kabule yanaşsın.
28:13Yoksa, bir dirhem çekirdekten bin batman hurma elde ettim ve,
28:18şu yumurta gökyüzünde kuşların sultanıdır denilse,
28:21çoğu insan bunları yalanlayacak ve inkara sapacaktır.
28:25İşte Resul-i Ekrem'in, sallallahu aleyhi ve sellem, beşeriliği o çekirdeğe ve yumurtaya benzer.
28:31Peygamberlik vazifesiyle parlayan mahiyeti ise, tuğba ağacı ve cennetteki hüma kuşu gibidir.
28:38Hem Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem, daima mükemmelleşme halindedir.
28:43Miracı süreklidir.
28:44Bu yüzden, o zatın çarşı içinde bir bedevi ile çekiş diye düşünüldüğünde,
28:50hayal gözünü kaldırıp, ref refe bilen, Cebrail'i arkada bırakarak,
28:54Kâb-ı kavseine koşup giden nurani şahsına bakmak gerekir.
28:58Yoksa insan ya hürmetsizlik etmiş olacak,
29:01ya da nefsi-i emmaresi o harika tavırlara inanmayacaktır.
29:05Beşinci nükteli işaret
29:06Hazret-i Peygamberimizin, gayba dair buyurdukları hadislerin birkaç örneğini söyleyeceğiz.
29:12Birincisi, Resul-i Ekrem'in, sallallahu aleyhi ve sellem,
29:17bir gün minberdeyken, sahabe cemaati içinde şöyle ferman ettiği,
29:21sahih nakille ve tevatür derecesinde bir kesinlikle bize ulaşıp gelmiştir.
29:26Şüphesiz benim bu torunum Seyyid'dir.
29:28Allah, onun vasıtasıyla, Müslümanlardan iki büyük fırkanın arasını bulacaktır.
29:33İşte kırk sene sonra, İslam'ın en büyük iki ordusu karşı karşıya geldiği vakit,
29:39Hazret-i Hasan radiyallahu anh, Hazret-i Muaviye radiyallahu anh ile barışıp,
29:44en şerefli, en büyük ceddinin, Hazret-i Peygamberin,
29:47gayba dair mucizesini tasdik etmiştir.
29:50İkincisi, sahih rivayetle, Resul-i Ekrem, Hazret-i Ali'ye demiş ki,
29:55biatini bozanlarla, hak ve adaletten sapanlarla ve dinden çıkanlarla savaşacaksın.
30:01Böylece hem Cemel vakasını, hem Sıffin savaşını, hem de hariciler hadisesini haber vermiştir.
30:08Yine Hazret-i Ali'ye radiyallahu anh, Hazret-i Zübeyir ile birbirlerine muhabbet besledikleri bir zaman şöyle buyurur vermiştir.
30:16Bu, sana karşı savaşacak fakat haksız olarak sana karşı çıkacaktır.
30:20Hem pak zevcelerine demiş ki,
30:22içinizden biri mühim bir fitnenin başına geçecek ve etrafında çokları katledilecektir.
30:28Ona Hav-ebin köpekleri havlayacaktır.
30:31İşte otuz sene sonra, Hazret-i Ali'nin, Hazret-i Aişe, Hazret-i Zübeyir ve Hazret-i Talha'ya karşı Cemel vakasında,
30:39Muaviye'ye karşı Sıffin'de ve haricilere karşı Harura ile Nehravan'da savaşması,
30:44şu sahih ve kesin hadislerin ve gayba dair haberlerin fiilen bir tasdikidir.
30:49Yine Hazret-i Ali'ye bir kişiyi gösterip,
30:52senin sakalını, senin başının kanıyla ıslatacak bir adam buyurarak birine haber vermiştir.
30:57Hazret-i Ali o adamı tanırmış, o, Abdurrahman İbni Mülcemül Harici'dir.
31:03Hem haricilerin içinde, Züssüddeyne denilen bir adamı, alameti olan garip bir nişanla haber vermiştir.
31:10Haricilerden öldürülenler içinde o adam bulunmuş,
31:13Hazret-i Ali onu haklı olduğuna delil göstermiş ve peygamber mucizesini ilan etmiştir.
31:19Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem,
31:22Ümmü Seleme'nin ve daha başkalarının sahih rivayetleriyle şöyle haber vermiştir.
31:27Hüseyin, Tafta, Kerbela'da katledilecektir.
31:31Elli sene sonra o ciğer dağlayan hadise aynen meydana gelmiş,
31:35gayba ait bu haberi aynen zuhur etmiştir.
31:38Hem Rasul-i Ekrem tekrar tekrar bildirmiş ki,
31:42Ali beytim, benden sonra yel kavune katlan ve teşriden, yani katle, belaya ve sürgüne maruz kalacak, hakaret ve eziyet çekecektir ve bunu bir derece izah etmiştir.
31:54Aynen dediği gibi çıkmış ve gaybi haberleri meydana gelmiştir.
31:57Bu makamda mühim bir soru yöneltilmektedir.
32:01Deniliyor ki,
32:02Hz. Ali, halifeliğe o derece layık olduğu halde,
32:06Rasul-i Ekrem'e yakınlık derecesine, harikulade cesaretine ve ilmine rağmen,
32:11neden hilafet makamına önce o geçirilmedi ve neden onun halifeliği zamanında İslam alemi pek çok karışıklığa maruz kaldı?
32:18Cevap
32:19Ali beytten bir kutbu azam şöyle demiştir.
32:23Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem,
32:25Hz. Ali'nin radiyallahu an halife olmasını arzu etmiştir.
32:30Fakat gaybtan ona Cenab-ı Hakk'ın muradının başka olduğu bildirilmiştir.
32:35O da arzusunu bırakıp Allah'ın dileğine boyun eğmiştir.
32:39Cenab-ı Hakk'ın muradının hikmetlerinden biri şu olmalı.
32:42Rasul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem,
32:45ahirete göç etmesinden sonra, eğer Hz. Ali başa geçseydi,
32:49onun halifeliği zamanında meydana gelen hadiselerin şehadetiyle
32:53ve tavizsiz, korkusuz, tam bir zühtle, kahramanca, kimseye muhtaç olmayan tavrı
33:00ve aleme şöhret salmış yiğitliği itibarıyla,
33:03sahabenin ittifak ve birliğe en çok ihtiyaç duyduğu zamanda,
33:07pek çok insanda ve kabilede rekabet damarını harekete geçirip,
33:11ayrılığa sebep olması kuvvetle muhtemeldi.
33:13Hz. Ali'nin halifeliğe daha sonra geçmesinin bir sırrı da şudur.
33:18Çok farklı kavimlerin birbirine karışmasıyla,
33:21Hz. Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem haber verdiği gibi,
33:25sonradan ortaya çıkan 73 fırkanın fikirlerinin esaslarını taşıyan o kavimler içinde,
33:30fitneye yol açan hadiselerin meydana geldiği zamanda,
33:33Hz. Ali gibi harikulade bir cesaret ve feraset sahibi,
33:37Haşim'i ve Ali beytten kuvvetli, hürmet gören bir zat lazımdı ki,
33:42bu çalkantılara ve kışkırtmalara dayanabilsin.
33:45Evet, dayandı.
33:46Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem,
33:49ben Kur'an'ın ayet ayet indirilip tebliğ edilmesi uğrunda savaştım,
33:53sen de manasının doğru yorumlanması,
33:56yanlış tevil ve tatbikine engel olunması için savaşacaksın,
34:00buyurarak haber verdiği gibi.
34:01Hem Hz. Ali olmasaydı,
34:04dünya saltanatının Emevi hükümdarlarını tamamen yoldan çıkartması muhtemeldi.
34:09Halbuki karşılarında Hz. Ali'yi ve Ali beyti gördüklerinden,
34:13onlara karşı dengeli, ölçülü olmak ve Müslümanların gözünde mevkilerini muhafaza etmek için,
34:19Emevi devlet reislerinin hepsi, ister istemez kendileri olmasa da,
34:23herhalde dışarıdan teşviklerle ve uygun görmeleriyle,
34:26onlara tabi olanlar ve taraftarları, bütün kuvvetleriyle İslam ve iman hakikatlerini,
34:32Kur'an'ın hükümlerini korumaya ve yaymaya çalıştılar.
34:35Hakikati araştırıp delilleriyle bilen yüzbinlerce müçtehit,
34:40kamil hadis alimi, evliya ve asfiye yetiştirdiler.
34:43Eğer karşılarında Ali beytin çok kuvvetli velayeti,
34:47dini hayata tatbiki ve fazileti olmasaydı,
34:50Abbasilerin ve kendi devletlerinin son delirlerindeki gibi,
34:53tamamen çığırlarından çıkmaları muhtemeldi.
34:56İmam-ı Şafii'nin buyurdukları gibi,
34:59Hazreti Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem,
35:02peygamberlerin sonuncusu olması,
35:04haşa onun için bir noksanlık mıdır ki,
35:07Hazreti Ali radıyallahu anh,
35:09Efendimizin de Hulefai Raşid'in hazeratının sonuncusu olması,
35:13kendisi için bir eksiklik sayılsın.
35:15Eğer denilse ki,
35:17neden halifelik Resul-i Ekrem'in âli beytinde devamlı kalmadı,
35:20halbuki buna en layık olan, halifeliği en çok hak eden onlardı.
35:25Cevap, dünya saltanatı aldatıcıdır ve geçicidir.
35:29Âli beyt ise,
35:30İslam hakikatlerini ve Kur'an'ın hükümlerini muhafaza etmekle vazifeliydi.
35:35Halifelik ve saltanat makamına geçen,
35:37ya peygamber gibi masum olmalı,
35:39ya da Raşid halifeler,
35:41Ömer İbni Abdülaziz-i Emevi ve Mehdi-i Abbasi gibi,
35:45kalben dünyaya alakasını kesmeli,
35:47harikulade bir zühde sahip bulunmalı ki aldanmasın.
35:50Halbuki Mısır'da âli beyt namına kurulan Fatımî Devleti'nin hilafeti,
35:55Afrika'da Muvahiddin hükümeti ve İran'da Safeviler göstermiştir ki,
36:00dünya saltanatı âli beyt'e yaramaz bir durumdur.
36:03Asıl vazifeleri olan dini korumayı ve İslamiyet'e hizmeti onlara unutturur.
36:08Halbuki saltanatı terk ettikleri zaman,
36:11İslamiyet'e ve Kur'an'a parlak ve yüksek bir surette hizmet yolu tutulmuştur.
36:15İşte bak, Hz. Hasan'ın neslinden gelen kutup zatlar,
36:19bilhassa dört büyük kutup ve bilhassa Gavs-ı Azam Şeyh Abdülkadir Geylani,
36:24hem Hz. Hüseyin'in neslinden gelen imamlar,
36:27bilhassa Zeynel Abidin ve Cafer-i Sadık,
36:30her biri manevi birer Mehdi hükmüne geçmiş,
36:33zahiri zulmü ve zulmeti dağıtıp,
36:36Kur'an nurlarını ve iman hakikatlerini yaymış,
36:39en şerefli cedlerinin birer varisi olduklarını göstermişlerdir.
36:42Eğer denilse, Nurani Saadet asrında,
36:46nübarek Müslümanların başına gelen o dehşetli kanlı fitnenin hikmeti ve rahmet yönü nedir?
36:51Çünkü onlar bu denli kahrahak etmemişlerdi.
36:54Cevap,
36:54Nasıl ki baharda uğurlu ve yağmurlu bir esinti,
36:58bütün bitki türlerinin, tohumların, ağaçların kabiliyetlerini harekete geçirir, geliştirir,
37:04onların her biri kendine has çiçekler açar,
37:07yaratılışının gereği olan birer vazifeyi yerine getirir,
37:10aynı şekilde,
37:11sahabe ve tabi'in başına gelen fitneler de,
37:14çekirdekler hükmündeki ayrı ayrı çeşitli kabiliyetleri harekete geçirip kamçıladı.
37:19İslamiyet tehlikede,
37:21yetişin, yangın var diye,
37:23şuurlu ve sorumlu her cemaati korkuttu.
37:26İslamiyeti muhafaza etmeye koşturdu.
37:28Her biri,
37:29kendi kabiliyetine göre,
37:31İslam camiasının çok sayıdaki ve çeşitli vazifelerinden birini omuzuna aldı.
37:36Tam bir ciddiyetle çalıştı.
37:37Bir kısmı hadis-i şeriflerin korunmasına,
37:40bir kısmı dinin hükümlerinin uygulanmasına,
37:43bir kısmı iman hakikatlerinin anlaşılıp yaşanmasına,
37:47bir kısmı da Kur'an'ın ahkamının ve ahlakının muhafazasına çalıştı
37:51ve bunun gibi her bir topluluk farklı bir hizmeti üstlendi ve çalıştı.
37:56İslamiyet vazifesinde hummalı bir şekilde gayret gösterip,
37:59hayırlı faaliyetler yaptı.
38:01Türlü renklerde çok çiçek açtı.
38:03O fırtınayla, pek geniş olan İslam aleminin her tarafına tohumlar atıldı.
38:08Dünyanın yarısının İslamiyetle gül bahçesine çevrilmesine yaradı.
38:12Fakat maalesef,
38:14o güllerin ve gül bahçesinin içinde bidatçı zümrelerin dikenleri de çıktı.
38:18Adeta, Cenab-ı Hakk'ın kudret eli,
38:21o özel asrı celalle çalkalayıp eledi,
38:24şiddetle hareket ettirip çevirdi,
38:26himmet sahiplerini gayrete getirip elektriklendirdi.
38:29O hareketten kaynaklanan bir merkez kaç kuvvetiyle,
38:33pek çok münevver müçtehidi,
38:35nurani hadis alimini,
38:37kutsi hafızları,
38:38asfiyeyi,
38:39kutup zatları,
38:40İslam aleminin her tarafına uçurdu,
38:43hicret ettirdi.
38:44Doğudan batıya kadar,
38:45Müslümanları heyecana getirip,
38:47Kur'an'ın hazinelerinden istifade etmeleri için gözlerini açtırdı
38:51ve gönüllerini harekete geçirdi.
38:54Şimdi saadete geliyoruz.
38:55Resul-ü Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem,
38:59gayba dair haber verdiği gibi gerçekleşen hadiseler binlercedir,
39:03pek çoktur.
39:04Biz yalnız birkaç küçük misaline işaret edeceğiz.
39:07İşte, başta Buhari ve Müslim,
39:10sahihliğiyle meşhur kütüb-ü sitte-i hadisiye sahipleri,
39:13aktaracağımız haberlerin çoğunda ittifak etmişlerdir.
39:17O haberlerin büyük kısmı,
39:18manen tevatür derecesindedir.
39:20Bir kısmı da,
39:22hakikati araştırıp delilleriyle bilen alimlerin sahihliklerinde birleşmesiyle,
39:26tevatür derecesine ulaşmış gibi kesindir denebilir.
39:30Resul-ü Ekrem, sallallahu aleyhi ve sellem,
39:33kesin ve sahih rivayetle ashabına şöyle haber vermiş.
39:37Siz bütün düşmanlarınızla üstün deleceksiniz.
39:40Hem Mekke'yi, hem Hayber'i, hem Şam'ı, hem Irak'ı, hem İran'ı,
39:45hem de Mescid-i Aksa'yı fethetmeye muvaffak olacaksınız.
39:48O zamanın en büyük devletleri hakkında,
39:51İran ve Rum padişahlarının hazinelerini aranızda bölüştüreceksiniz buyurmuş.
39:56Tahminim böyle veya zannederim dememiş,
39:59görür gibi kesin bir dille haber vermiş ve haber verdiği gibi çıkmıştır.
40:03Halbuki bunları söylediği sırada,
40:05hicrete mecbur kalmıştı,
40:07sahabeleri azdı,
40:09Medine'nin etrafı ve bütün dünya ona düşmandı.
40:11Yine kesin ve sahih nakille,
40:14çok defa,
40:15benden sonra Ebu Bekir ve Ömer'e uyunuz diyerek,
40:18Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ömer'in kendisinden sonra kalacaklarını,
40:23halife olacaklarını ve mükemmel bir surette,
40:26Allah'ın rızası ve peygamberin arzusu dairesinde hareket edeceklerini,
40:30hayırlı hizmetler yapacaklarını bildirmiştir.
40:33Hazreti Ebu Bekir'in az,
40:34Hazreti Ömer'in ise çok yaşayıp,
40:36pek çok fetih yapacağını haber vermiştir.
40:38Hem buyurmuş ki,
40:40Yani, bir dönem gelecek,
40:50yeryüzü doğudan batıya kadar tamamen ümmetimin eline geçecek,
40:54yani hükmüne girecektir.
40:56Hiçbir ümmet o kadar mülk ve hakimiyet elde etmemiştir.
41:00Haber verdiği gibi çıkmış ve aynen yaşanmıştır.
41:03Hem kesin ve sahih nakille,
41:05Bedir Savaşı'ndan önce,
41:06Burası Ebu Cehil'in,
41:08Burası Utbe'nin,
41:10Burası Ümeyye'nin,
41:11Burası da filan ve falanın yıkılıp devrileceği yer deyip,
41:14Kureyşli müşriklerin reislerinin her birinin nerede katledileceğini göstermiş ve buyurmuş ki,
41:20Übey İbni Halef'i ben kendi elimle öldüreceğim.
41:24Bu da haber verdiği gibi çıkmış ve aynen yaşanmıştır.
41:27Yine kesin ve sahih rivayetle,
41:29Bir aylık mesafede,
41:31Şam civarında,
41:32Mute adlı mevkideki meşhur savaşta çarpışan sahabilerine görür gibi ferman etmiş,
41:37Sancağı Zeyd aldı,
41:39Az sonra şehit edildi.
41:40Ardından,
41:41Cafer İbni Ebi Talip aldı,
41:43O da şehit edildi.
41:44Peşinden İbni Reval'a aldı,
41:46O da şehit edilince,
41:48Sancağı Allah kılıçlarından bir kılıç aldı.
41:51Savaş alanındaki hadiseleri birer birer ashabına haber vermiş.
41:55İki üç hafta sonra,
41:56Yağla İbni Münye savaş meydanından gelmiş,
41:59O daha söylemeden,
42:00Dost doğru sözlü Resulü Ekrem,
42:02Sallallahu Aleyhi ve Sellem,
42:04Savaşı teferruatıyla anlatmış.
42:06Yağla,
42:07Ya Resulallah,
42:08Dediğin gibi aynen öyle oldu diye yemin etmiştir.
42:12Hem kesin ve sahih nakille,
42:13Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem,
42:16Buyurmuş ki,
42:17Hilafet benden sonra otuz sene devam edecektir.
42:20Hilafet benden sonra otuz sene devam eder,
42:23Sonra hükümdarlığa döner.
42:25Bu iş,
42:25Nübüvvet ve rahmet olarak başladı,
42:28Rahmet ve hilafet olarak da devam eder,
42:30Sonra da zalim hükümdarlık,
42:32Ve nihayet zorbalık ve ceberutluğa gelir dayanır.
42:35Hazreti Hasan'ın altı ay hilafetiyle,
42:38Çihar yarı güziğinin,
42:40Dört seçkin dost olan Raşit halifelerin hilafet zamanlarını,
42:43Ve onlardan sonra idarenin saltanat şekline dönüşmüş olacağını,
42:47Ardından o saltanatın zorbalığa gelip dayanacağını,
42:51Ve ümmetin içinde bozgunculuğun başlayacağını haber vermiştir,
42:54Söylediği gibi çıkmıştır.
42:56Hem kesin ve sahih nakille,
42:58Şöyle ferman etmiş,
42:59Osman Kur'an okurken öldürülecek,
43:02Allah Osman'a hilafet gömleği giydirecek,
43:05Halbuki fitne güruhu o hilafet gömleğini çıkarmaya,
43:08Onu hilafetten indirmeye çalışacak.
43:11Bu sözlerle,
43:12Hazreti Osman'ın halifeliğe getirileceğini,
43:15Azli'nin isteneceğini,
43:16Ve mazlum bir şekilde,
43:18Kur'an okurken katledileceğini haber vermiş,
43:20Haber verdiği gibi çıkmıştır.
43:22Yine kesin ve sahih rivayetle,
43:25Hacamatla mübarek kanını aldırıp,
43:27Abdullah İbni Zübeyir,
43:28Bereket vesilesi olarak o kanı,
43:30Efendimiz'e danışmadan şerbet gibi içtiği zaman,
43:34Vailun linnâsi minke ve vailun leke minel âziye,
43:37Yani,
43:37Birçok insanın senden,
43:39Senin de bazı insanlardan çekeceğiniz var,
43:41Buyurmuşlardır.
43:43Bu hadisiyle,
43:44Abdullah İbni Zübeyir'in,
43:45Harika cesaretiyle ve kışkırtılmak suretiyle,
43:48Ümmetin başına geçmeye çalışacağını,
43:50Müthiş hücumlara maruz kalacağını,
43:53Ve insanların onun yüzünden dehşetli hadiseler yaşayacağını haber vermiş,
43:57Söylediği gibi olmuştur.
43:59Abdullah İbni Zübeyir,
44:00Emeviler zamanında Mekke'de halifelik ilan ederek,
44:03Kahramanca çok çarpıştı.
44:05Nihayet o şanlı kahraman,
44:07Haccacı zalim,
44:08Büyük bir orduyla üzerine saldırınca,
44:11Şiddetli çarpışmalardan sonra şehit edildi.
44:14Hem kesin ve sahih nakille,
44:16Emevi devletinin ortaya çıkışını,
44:18Padişahlarının çoğunun zalim olacağını,
44:20İçlerinde Yezid ve Velid bulunacağını,
44:23Ve Hazreti Muaviye'nin ümmetin başına oturacağını haber vermiştir.
44:27Ve iza melekta fe escih fermanıyla,
44:30Ona yumuşaklığı, hoşgörüyü ve adaleti tavsiye etmiştir.
44:34Ve,
44:34Yahrucu veledül Abbasi bir rayatis suudi ve yemlikune ad'afe ma melekû deyip,
44:40Emevilerden sonra Abbasi devletinin kurulacağını ve varlığını uzun müddet devam ettireceğini bildirmiş, söylediği gibi çıkmıştır.
44:48Yine kesin ve sahih rivayetle buyurmuş ki,
44:51Cengiz ve Hülagun'un dehşetli fitnelerini ve Arap Abbasi devletini mahvedeceklerini haber vermiş,
45:00Haber verdiği gibi gerçekleşmiştir.
45:03Hem kesin ve sahih nakille,
45:05Sa'd İbni Ebi Vakkas gayet ağır hastayken ona şöyle demiş,
45:09Yani ileride büyük bir kumandan olacağını, çok fetih yapacağını, zafer kazanacağını,
45:21pek çok millet ve kavmin ondan fayda göreceğini, yani onun sayesinde İslam'a gireceğini,
45:27kafir ve zalimlerin çoklarının ondan zarar göreceğini, devletlerinin onun eliyle yıkılacağını haber vermiş, haber verdiği gibi çıkmıştır.
45:36Hz. Sa'd, İslam ordusunun başına geçmiş, İran devletini yerle bir etmiş ve birçok kavmin İslam dairesine girmesine,
45:44hidayete ermesine vesile olmuşlardı.
45:46Hem kesin ve sahih rivayetle, Resul-ü Eklem, imana giren Habeş Melik-i Necaşi,
45:52hicretin 7. senesinde vefat ettiği gün bunu ashabına hatırlatmış, hatta cenaze namazını kılmıştır.
45:59Bir hafta sonra, Necaşi'nin aynı gün vefat ettiğine dair haber Medine'ye ulaşmıştır.
46:04Yine kesin ve sahih nakille, dört seçkin dostu olan Raşit halifelerle beraber, Uhud veya Hira dağındayken dağ titremiş, sarsılmış.
46:14Resul-ü Ekrem daha buyurmuş ki,
46:16Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali'nin şehit olacaklarını haber vermiş, haber verdiği gibi çıkmıştır.
46:27Şimdi, ey bahtsız, kalpsiz ve akılsız adam!
46:31Muhammed-i Arabi akıllı bir adamdı deyip, o hakikat güneşine karşı gözünü yuman ve Peygamberimizin vahiyle değil,
46:38zekavetiyle bunları bilip aktardığını savunan zavallı insan.
46:4215 çeşit külli mucizesinden sadece bir bölümü olan gayba dair haberlerin, belki yüz kısmından birini işittin.
46:50Manevi tevatür derecesinde kesin olan bir kısmını duydun.
46:53Gayba dair şu haberlerin yüzde birini, akıl gözüyle gören bir zata bile,
46:58ferasetiyle geleceği keşfettiği için büyük dahi denir.
47:02Bundan dolayı, haydi senin gibi dahi desek,
47:05en büyük yüz dahinin derecesinde kutsi bir dehaya sahip bir seçkin ve yetkin insan,
47:10hiç yanlış görür ve yanıltıcı haber verir mi?
47:13Yanlış ve uydurma haber vermeye tenezzül eder mi?
47:16Böyle yüz derece büyük bir dehaya sahip bir zatın,
47:19iki cihan saadetine dair sözlerini dinlememek,
47:22elbette yüz derece divaneliğin ve nasipsizliğin alameti değil midir?
47:27Resul-i Ekrem'in, sallallahu aleyhi ve sellem,
47:30kendisinden sonraki olaylarla ilgili bütün haberleri,
47:33aynen çıktığı gibi,
47:35ahir zamanla ilgili,
47:36Mehdiyet devrimi ve Hazreti İsa'nın decceli devireceği
47:40ve İsrail'in Siyonizmin hizaya getirileceği dönemlerle ilgili
47:43bütün haber ve müjdeleri de gerçekleşecektir.
47:47Bu parça, altın ve elmasla yazılsa layıktır.
47:49Hazreti Peygamber Efendimiz'in sadece bir elinin mucizelerine bakın.
47:55Efendimiz'in avcunda küçük taşların zikir ve tesbih edip duyulması.
47:59وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ
48:01Ey Resulüm!
48:03Attığın vakit sen atmadın,
48:04lakin Allah attı.
48:06Enfal suresi 17. ayet.
48:08Sırrıyla,
48:09aynı avucunda küçücük taşların ve toprağın,
48:13top ve gülle gibi düşmanı hezimete uğratması.
48:16وَنْ شَكْقَ الْقَمَرْ
48:17Ay parçalandı.
48:19Kamer suresi 1. ayet.
48:21Açık ve kesin hükmüyle,
48:23aynı elinin parmağıyla gökyüzünde ayı iki parçaya ayırması.
48:27Hem aynı elin on parmağından çeşme gibi sular akması
48:31ve bir ordunun içip doyması.
48:33Yine aynı elin hastalara ve yaralılara şifa olması,
48:37bir sıvazlamasıyla yaralarından ve sakatlığından kurtulması.
48:40Elbette, o mübarek elin,
48:43Cenab-ı Hakk'ın ne kadar harika bir kudret mucizesi olduğunu gösteren kanıtıdır.
48:48Adeta, o mübarek elin avucu,
48:51dostlar içinde Allah'ın tesbih edildiği küçük bir zikirhanedir ki,
48:55küçücük taşlar dahi içine girse,
48:57Cenab-ı Hakk'ı zikir ve tesbih etmeye başlamaktadır.
49:00O el, düşmanlara karşı küçücük bir Rabbani cephanedir ki,
49:05içine taş ve toprak girse,
49:07gülle ve bomba olup zalimlerin başında patlamaktadır.
49:10O el, yaralılar ve hastalar için küçücük rahmani bir eczanedir ki,
49:16hangi derde temas etse derman olmaktadır.
49:19O el, Celal ile, hiddet ve şiddetle kalktığı vakit,
49:22ayı parçalayıp iki yay şekline sokmaktadır.
49:25Ve Cemal ile, şefkat ve merhametle döndüğü vakit,
49:28o el, kevser akıtan, on musluklu bir rahmet çeşmesi olup susuzları doyurmaktadır.
49:34Acaba böyle bir zatın,
49:36bir eli bu hayret verici mucizelere mazhar ve vesile oluyorsa,
49:40o zatın, kainatın yaratıcısı katında ne kadar makbul ve davasında ne kadar sadık bulunduğu
49:46ve o el ile biat edenlerin ne kadar bahtiyarılacakları açıkça anlaşılmaz mı?
49:51Ya Rabbi, bizleri bu zata biat, itaat ve sadakatten ayırma.
49:57Amin.