00:00Herkese merhaba, bugün sizi çok etkileyici bir hikayeye götüreceğim.
00:03Her şey eski bir Türk meseleyle başlıyor ama aslında anlattığı şey topluluk olmanın, aidiyetin ne demek olduğu.
00:10Gelin hep beraber bakalım bir kitap fuarında geçen sıradan bir gün nasıl oluyor da
00:15hem geçmişin hayaletlerini hem de bugünün korkularını aynı anda karşımıza çıkarıyor.
00:20Hikayemiz işte bu çok bilinen ama bir o kadar da güçlü deyişle başlıyor.
00:25Sarı öküzler bitince sıra uyuyan kara öküzlere gelir.
00:28Peki ne demek bu? Aslında bir topluluğun kendi sonunu nasıl hazırladığının hikayesi bu.
00:34Yani aralarından biri kurban edilirken sessiz kalanlar var ya,
00:38işte onlar farkında olmadan sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlar demektir.
00:44Bu uyarıyı lütfen aklımıza tutalım çünkü anlatacağımız hikayenin tam da merkezinde bu var.
00:49Yani meselin özü aslında tam olarak bu.
00:51Birlik olamayan, içlerinden biri teker teker avlanırken sesini çıkarmayan bir topluluk aslında kendi sonunu hazırlıyor.
00:59Bu, bölünmeye ve o tehlikeli sessizliğe karşı yapılmış zamansız bir uyarı.
01:04Şimdi gelin bu eski uyarının günümüzde nasıl ete kemiğe büründüğünü görelim.
01:09Hikayemiz anlatıcımızın İstanbul'daki o devasa tüyap kitap fuarını ziyaretiyle başlıyor.
01:14Hani bir bağ kurmak, bir bütünün parçası olduğunu hissetmek için gidersiniz ya.
01:18Ama o bunun tam tersiyle, bir dağınıklığın, bir çürümenin izleriyle karşılaşıyor.
01:23Fuarda gözüne çarpan ilk şey, yöre derneklerinin standları arasındaki o inanılmaz fark oluyor.
01:29Bir anda diğer toplulukların cıvıl cıvıl organize standları varken,
01:33kendi memleketi Ardağ'ın standı sanki âlâ acele toplanmış, bomboş, terk edilmiş bir köy dükkanı gibi.
01:40Bu manzara aslında çok şey anlatıyor.
01:42Onun için bu sadece boş bir stand değil tabii ki.
01:45Bu, kendi topluluğunda uzun zamandır gördüğü o bölünmüşlüğün, o gerilemenin acı bir fotoğrafı gibi.
01:51Düşünün, her yıl binlerce insanın terk ettiği bir memleketin fuardaki yansıması da tam olarak bu oluyor.
01:57Ve fark ediyor ki bu sıkıntılı hal sadece kendi topluluğuna üzgü değil.
02:02Şöyle bir etrafına bakınca anlıyor ki bu fuarın geneline yayılmış bir durum.
02:05Dini yayınlar bile masrafını çıkaramamaktan yakınıyor, stand sahipleri ekonomik zorluklardan şikayetçi,
02:12hatta Milli Eğitim Bakanlığı'nın standı o eleştirdiği Arda Han standından bile daha perişan, bomboş duruyor.
02:18Ve şimdi günün akışının tamamen değiştiği, çok beklenmedik bir ana geliyoruz.
02:23Öylesine bir sohbet nasıl oluyor da bir aile tarihinin en derin, en gizli sırlarından birini ortaya çıkarıyor, işte buna şahit olacağız.
02:33Anlatıcımız, fuar kalabalığında bir grup yazarla karşılaşıyor.
02:36Kulak misafiri olduğu sohbet, bir nesil öncesinin siyasi mahkumları üzerine.
02:41İşte bu sohbet, onun için her şeyi değiştirecek bir kapıyı aralamak üzere.
02:46Yazarlar bir kitaptan bahsediyorlar, kitabın içinde bir fotoğraf varmış.
02:51Aynı hücreyi paylaşan iki adamın fotoğrafı.
02:54Konu, meşhur Diyarbakır cezaevi ve 70'li yılların siyasi mahkumları.
02:59Ve işte o an geliyor.
03:01Anlatıcı, o fotoğraftaki kişilerden birinin kendi babası, Fevzi Yılmaz olduğunu öğreniyor.
03:07Yanındaki kişi ise ünlü Kürt yazar ve aydın Musa Anter.
03:12Düşünebiliyor musunuz?
03:13Yıllardır hiç konuşulmamış, üstü örtülmüş bir gerçek, bir kitap fuarının ortasında bir anda karşısına çıkıveriyor.
03:20Yani bu sıradan bir aile fotoğrafı değil.
03:23Bu, ailenin o sessiz geçmişini, Türkiye'nin en çalkantılı dönemlerinden birine ve o dönemin en kilit isimlerinden birine bağlayan tarihi bir belge aslında.
03:32Fotoğraf 1975'te, o dönemde adı işkencelerle anılan Diyarbakır cezaevinde çekilmiş ve Musa Anter'in kızının anılarını anlattığı bir kitapta yayınlanmış.
03:43Ve işin en ironik kısmı ne biliyor musunuz?
03:45Tam bu tarihi keşfi yapmışken, o somut kanıta yani kitabın kendisine ulaşmak istiyor ama nafile.
03:52Kitap fuarda tükenmiş.
03:54O an için o delile ulaşması imkansız hale geliyor.
03:57Şimdi düşünün, anlatıcımız zihninde geçmişe dair bu şok edici bilgiyle fuardan ayrılıyor.
04:03Ve tam o sırada, en başta konuştuğumuz o eski meseldeki tehdit, aniden ve korkutucu bir şekilde bugünün gerçeği oluveriyor.
04:13Tam fuardan çıkarken telefonuna bir bildirim düşüyor.
04:15Bir son dakika haberi.
04:17İşte bu haber, gün boyunca hissettiği o dağınıklık ve endişe hissini tek ve somut bir noktada birleştirecek.
04:23Haber şu, kendi küçük memleketi Ardahan'dan bir başka tanınmış yazar, Levent Gültekin, gözaltına alınmış.
04:29Geçmişin hayaletleri ve bugünün gerçekliği, işte o an tehlikeli bir şekilde birbirine kenetleniyor.
04:36Bu son haberle birlikte Yapboz'un bütün parçaları yerine oturuyor.
04:40Fuardaki o parçalanmış topluluk hissi, geçmişten gelen o fotoğraf ve öküzlerle ilgili o ürpertici mesel hepsi birleşiyor.
04:48İşte tam o anda anlıyor ki, o mesel sadece eski bir hikaye değil, o an bizzat yaşanıyor.
04:55Sarı öküzler birer birer avlanırken, sıranın artık uymakta olan kara öküzlere geldiğini iliklerine kadar hissediyor.
05:03Ve bütün bu hikaye bizi tek bir can alıcı soruyla baş başa bırakıyor.
05:07Bir topluluk bölündüğünde, birine yönelen tehditin aslında hepimize yöneldiğini göremediğimizde ne olur?
05:14Cevabı aslında basit.
05:15Sessizlik ve bölünmüşlük sıradakinin kim olacağını belirler.
Yorumlar