00:00Merhaba, bugün size bir gazetecinin hikayesini anlatacağım.
00:03Ama bu öyle bildiğiniz, duyduğunuz hikayelerden değil.
00:07İçi boş övgülerle dolu bir günde, bir gazetecinin yaşadığı o filtresiz, ham mücadeleye gelin birlikte tanık olalım.
00:16Hadi başlayalım. Gözünüzde lütfen hareketli, kalabalık bir haber odası canlanmasın.
00:21Hayır, bizim hikayemiz daha şafak bile sökmemişken, herkes uyurken başlıyor.
00:26Tek bir amacı olan bir gazetecinin yanında buluyoruz kendimizi.
00:31Ve bu gazeteci, evinden kilometrelerce uzakta, İzmir'de.
00:35Bütün şehir mışıl mışıl uyurken, o güne başlıyor.
00:39İşte bu an bile, modern gazeteciliğin o bitmek bilmeyen, hatta diyebiliriz ki acımasız döngüsünü ilk andan itibaren gözler önüne seriyor.
00:49Peki ne yapıyor bu saatte? Aslında her şeyi yapıyor.
00:52Önce dünyaya, sonra ülkeye bakıyor, gündemde ne var ne yok diye.
00:56Sonra oturup kendi yerel haberlerini, yazılarını kaleme alıyor.
00:59Ama bitmedi, gün içinde çektiği röportajların videolarını düzenliyor.
01:03Ve tabii ki bütün bunları YouTube'dan Facebook'a, TikTok'a kadar her yerde yayınlıyor.
01:08Sonra ne mi oluyor? Her şey başı sarıyor.
01:10Analiz et, düşün ve yarına hazırlan.
01:12Peki bu kadar yoğunluk içinde neye odaklanıyor?
01:16İşte burası önemli.
01:18Önüne gelen her şeyi haber yapmıyor tabii ki.
01:21Kendine göre haber olmayanları direkt eliyor.
01:24Yaptığı bu seçim bile aslında bize hem onun meslekiye duruşunu,
01:29hem de günümüz medyasının nasıl bir yer olduğunu anlatıyor.
01:33Mesela neyi haber saymıyor?
01:35Kapalı kapılar ardında yapılan o kahvaltılı toplantılar,
01:38kurumların kendi kendilerini övdüğü etkinlikler,
01:41içinde tek bir kadının bile temsil edilmediği buluşmalar,
01:44ya da bir önceki yardımın hesabını vermeden yenisini isteyen federasyonlar.
01:48Bunların hiçbiri onun için mürekkebe değmez.
01:51O, reklam kokan hareketler değil, gerçek haber peşinde.
01:55İşte bu tavır, birazdan yaşanacak o büyük çelişkinin de temelini atıyor aslında.
01:59Neyse, gece boyu çalıştıktan sonra,
02:02tam artık iki saat uyuyayım dediği o anda,
02:05telefonu titriyor.
02:06Gelen o mesaj bütün gününün seyrini değiştirecek.
02:09Hem de nasıl?
02:11Düşünsenize, yorgunluktan gözleri kapanıyor,
02:14uyumak üzere.
02:15Ve o anda telefonuna resmi bir bildirim düşüyor.
02:19İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz?
02:21O bir gazeteci olmasına rağmen,
02:24o günün ne olduğunu tamamen unutmuş.
02:27Mesaj, valilik basın bürosundan geliyor,
02:30kendisini ve tüm meslektaşlarını onurlandırmak için gönderilmiş,
02:34oldukça resmi bir kutlama mesajı bu.
02:36Meğer, o gün 21 Ekim'miş.
02:38Yani Dünya Gazeteciler Günü.
02:40Hani 1860'da ilk özel Türkçe gazetenin çıkışını kutlamak için belirlenen o özel gün,
02:46işte o mesaj bunu hatırlatıyor.
02:49Ve işte hikayemizin tam da kalbine geldik.
02:52Bir tarafta kulağa çok hoş gelen resmi kutlama mesajları,
02:56diğer tarafta ise o gazetecinin yaşadığı acı gerçekler,
03:00sözler ve hayatlar arasındaki o devasa uçurum.
03:03Gelen mesajda ne yazıyor biliyor musunuz?
03:05Doğru, ilkeli ve objektif görev anlayışıyla,
03:08toplumu aydınlatırsınız.
03:10Yani medyanın demokrasi için,
03:12kamu hizmeti için ne kadar önemli olduğuna dair bolca parlak süslü sözler.
03:17İşte bu zıtlık her şeyi özetliyor.
03:20Mesajlarda deniyor ki,
03:22ilkeli ve objektifsiniz.
03:23Gazetecinin iç sesi ne diyor,
03:25iyi de bu mesajlar karın doyurmuyor ki.
03:28Mesaj,
03:29topluma aydınlatıyorsunuz.
03:31Gerçeklik,
03:32madem öyle,
03:32neden bir abonelik satın almıyorsunuz?
03:35Mesaj,
03:36demokrasiyi güçlendiriyorsunuz.
03:38Gerçeklik,
03:39ya da bir reklam vermeyi düşündünüz mü?
03:41Mesaj,
03:42yorulmaz kamu hizmetkarlarısınız.
03:44Gerçeklik,
03:45tamam da,
03:46IBAN'ımı göndersen bir faydası olur mu?
03:47İşte o anki ruh hali tam olarak bu.
03:51Bu hayal kırıklığını bir rakamla özetleyelim mi?
03:54800 bin.
03:55Koskoca 86 milyonluk bir ülkede,
03:58bir günde satılan toplam gazete sayısı bu.
04:00Yani o övülen toplumu aydınlatıyor denilen basına,
04:04halkın verdiği somut destek işte bu kadar.
04:06Peki,
04:07bu 800 bin gazetenin hepsi o övülen türden haberler mi içeriyor?
04:12Pek sayılmaz.
04:13Baktığınızda,
04:14yarısından biraz fazlası genel haberler,
04:16dörtte biri spor,
04:18geriye kalan yüzde 20'ye yakın kısım ise,
04:20bulmaca,
04:21at yarışı,
04:22magazin,
04:22yani o ciddi gazetecilik denen şeyin payı,
04:25o küçük rakamın içinde daha da küçülüyor.
04:28İşte tüm bunlar üst üste gelince,
04:31gazetecimiz,
04:32yeter artık diyor.
04:33Oturup bir kutlama mesajı yazmak yerine,
04:36hissettiği o iki yüzlülüğü anlatan bir yazı kaleme almaya karar veriyor.
04:40Ve yazısına öyle bir başlık atıyor ki,
04:43aç gözeteciler günü.
04:44Evet,
04:45yanlış duymadınız,
04:46bütün o boş övgüleri bir kenara itip,
04:49o da doğrudan mesleğin gerçeğine,
04:51yani ekonomik zorluklara çekiyor.
04:53Yetkililere de çok basit,
04:55biraz da alaycı bir teklifte bulunuyor.
04:57Diyor ki,
04:58bize övgüler dizmek yerine,
04:59bugün sadece bir bayiye gidip,
05:01tek bir gazete satın alsanız,
05:03gerçek desteğin süslü kelimelerle değil,
05:05böyle basit bir eylemle olacağını söylüyor.
05:07ama onun öfkesi sadece bu ihmale,
05:11bu görmezden gelinmeye değil,
05:13aynı zamanda bu işi onuruyla yapmaya çalışan meslektaşlarına,
05:17çukurdaki bir şeyden daha aşağı diyen siyasetçiyi de unutmuyor.
05:21Yani,
05:22bir yanda sahte övgüler,
05:24diğer yanda açık hakaretler.
05:26İşte bu ikiyüzlülüğe isyan ediyor.
05:29İşte tüm bu yaşananlar,
05:31bizi de şu can alıcı soruyla baş başa bırakıyor.
05:33Eğer takdir bu kadar boşsa,
05:36bu kadar samimiyetsizse,
05:37bir gazetecinin gerçek değeri nedir?
05:40Ve biz,
05:40özgür bir basını,
05:42gerçekten nasıl desteklemeliyiz?
Yorumlar