00:00Merhaba, bugün elimizde gerçekten ilginç, hatta biraz kışkırtıcı bir metin var.
00:04Düşünün, bir cep telefonu oyunu ve toplumsal bir başarısızlık teorisi.
00:09Bu ikisi nasıl bir araya gelebilir ki?
00:11Gelin bu metaforlarla dolu metni birlikte deşifre edelim.
00:14Ve yazar sözde tam da bu iki kelimeyle başlıyor.
00:17Yaşayan ölüler.
00:18Gerçekten de insanı hemen meraklandıran güçlü bir giriş.
00:22Peki bu basit ama çarpıcı ifadenin altında ne yatıyor?
00:26İşte asıl mesele bu.
00:28İnsan durup düşünüyor değil mi?
00:30Yani bildiğimiz bir mobil oyun.
00:31Toplum hakkında bize ne söyleyebilir ki?
00:34İşte bu sorunun peşine takılacağız.
00:35Çünkü yazar gündelik, hatta basit sayılabilecek bir eylemden yola çıkarak çok ama çok daha büyük bir eleştiriye varıyor.
00:42Peki yazar bu büyük teoriyi nereden başlatıyor?
00:45İşte her şeyin başladığı yere yazarın kendi kişisel deneyimine gidelim şimdi.
00:50Konu basit bir mobil oyun.
00:52Şimdi yazarın anlattığına göre son zamanlarda popüler bir zombi oyununa fena halde sarmış durumda.
00:58Hani bilirsiniz bir yandan ya zaman kaybı mı acaba diye düşünüyorsun ama bir yandan da aman dinlendiriyor işte diyerek oynamaya
01:05devam ediyorsun.
01:06Oyunun mantığı da çok basit.
01:07Önüne gelen, bitmek bilmeyen zombi ordularını temizlemek.
01:10İşte tam da bu noktada işler ilginçleşmeye başlıyor.
01:14Yazar ekranda o zombileri birbiri indirirken kafasında bir ampul yanıyor.
01:18Bu sanal sahnenin ona gerçek hayattan bir şeyi hem de çok tanıdık bir şeyi hatırlattığını fark ediyor.
01:24İşte bu bağlantı bütün bu analizin temelini oluşturacak.
01:28Peki tamam anladık.
01:30Ama kim bu yaşayan ölüler?
01:32Yazarın asıl metaforuna yani bu benzetmenin kime yapıldığına gelelim şimdi.
01:37Yazarın kurduğu analoji aslında çok basit.
01:40Bir tarafta oyundaki o ne kadar vursan da bitmek bilmeyen zombi ordusu var.
01:44Diğer tarafta ise yazarın tabiriyle gerçek hayatta karşımıza çıkan yaşayan ölülerin diasporası.
01:50Yani bir yere kök salamamış, her yere yayılmış bir gruptan bahsediyor.
01:55Peki bu yaşayan ölüler nerede karşımıza çıkıyor?
01:58Yazar bu olguyu özellikle iki alanda gözlemlediğini söylüyor.
02:02Biri siyaset, diğeri ise sivri toplum kuruluşları yani bildiğimiz STK'lar.
02:07Gelin yazarın bu yaşayan ölü tanımını biraz daha açalım.
02:11Yazara göre bunlar kim?
02:12Özellikle STK'larda hani bir dönem falan değil, on dönem gibi çok uzun süreler görev yapmış.
02:18Artık başarısız olmuş ama bu başarısızlıklarının üzerini bir şekilde örtmeye çalışan eski liderler.
02:24Evet, şimdi konunun en can alıcı, belki de en tartışmalı kısmına geliyoruz.
02:28Çünkü yazarın kullandığı metafor basit bir başarısızlık eleştirisinin çok ötesine geçiyor.
02:34Burada artık işin içine derin bir hınç, bir kırgınlık giriyor.
02:38Peki, iyi de bu insanları ne motive ediyor?
02:41Yani bu zombileri harekete geçiren şey ne?
02:44Yazarın bu soruya cevabı gerçekten çok çarpıcı ve sert bir imgeye dayanıyor.
02:50Yazar bu kişileri aynen şu ifadeyle tanımlıyor.
02:53Bozdukları kızlıklarının acılarını çekenler.
02:56Evet, biliyorum oldukça ağır ve provokatif bir benzetme.
03:00Şimdi bununla yazarın ne demek istediğini bir çözümlemeye çalışalım.
03:03Çünkü bu metnin kilit noktalarından biri.
03:06Burada şunu netleştirmek lazım.
03:08Yazar bu ifadeyi tabii ki kelime anlamıyla kullanmıyor.
03:12Bu tamamen sembolik bir anlatım.
03:14Peki, neyi sembolize ediyor?
03:16Geri dönüşü olmayan, telafisi mümkün olmayan büyük başarısızlıkları
03:21ve belki daha da önemlisi kendilerinin başaramadığı alanlarda başarılı olan yeni kişilere karşı duydukları
03:27o derin, yakıcı, hıncı ve kıskançlığı.
03:30Tamam, yazarın tesisini anladık.
03:32Peki bu yaşayan ölüler nasıl hareket ediyor?
03:35Nasıl savaşıyor?
03:37Yazara göre onların savaş alanı gerçek dünya değil, sanal alem.
03:41Yazar, onların saldırı yöntemini aslında üç temel prensibe dayandırıyor.
03:45Bir, asla doğrudan yüzleşmiyorlar, hani er meydana çıkmıyorlar.
03:49İki, bütün saldırılarını, öfkelerini sanal ortamlardan, klavye başından yapıyorlar.
03:55Ve üç, tamamen gerçeklikten kopuk bir haldeler.
03:58Yani ne yaptıklarını, ne söylediklerinin gerçek hayattaki karşılığını pek umursamıyorlar.
04:03Yazarın kendi diliyle bu durumun nasıl anlattığına bir bakın.
04:06Gerçekten çok renkli.
04:07Diyor ki, bu sanal saldırıları zombileşen ayıların hırsıyla ve bir tür sarhuş edebiyatı yaparak gerçekleştiriyorlar.
04:15Aslında bu, öfke dolu, tutarsız, klavye başı atışmalarının çok canlı bir tasveri.
04:20Ve bu da dizi yine o gerçeklikten kopma meselesine getiriyor.
04:24Yazar, yeni bir metaforla, bu sefer spor dünyasından bir benzetmeyle diyor ki,
04:29bu kişiler aslında oyunun çoktan bittiğini, kendilerinin sahadan atıldığını farkında bile değiller.
04:35Onlar hala maçın devam ettiğini sanıyorlar.
04:38Ve geldik son bölüme, burada yazar tanımladığı bu olgu için kullandığı farklı etiketleri bir araya getiriyor.
04:44Yani aslında kendine özgü bir terminoloji, bir kelime darcı oluşturuyor.
04:49Metinde aslında üç farklı ama aynı anlama gelen terim kullanılıyor.
04:53Zombi diyor, bunu daha bilimsel, teknolojik bir terim olarak görüyor.
04:57Bizim kültürümüzden hortlak kelimesini kullanıyor.
05:00Ve en net ifadeyle yaşayan ölü diyor.
05:03Ama hepsi aslında aynı tip insanı ve aynı durumu anlatmak için kullanılıyor.
05:07Yani toparlayacak olursak, yazarın bütün bu metinle yapmaya çalıştığı şey ne?
05:12Aslında modern zamanlara özgü bir başarısızlık türünü.
05:15Hani şu hınçla, kıskançlıkla dolu ve kendini sanal dünyada belli eden başarısızlığı tanımlamak için,
05:20yepyeni bir dil, özel bir kelime darcı inşa etmek.
05:24Evet, gerçekten de güçlü, yer yer çok sert bir metaforu birlikte adım adım inceledik.
05:29Bu da bizi aslında çok daha büyük bir soruya getiriyor.
05:32Kullandığımız metaforlar, ister bu metindeki gibi zombi olsun, ister savaş ya da başka bir şey,
05:37bu metaforlar dünyayı algılayışımızı, olaylara bakışımızı aslında ne kadar derinden şekillendiriyor.
05:43İşte bu, belki de üzerine en çok düşünmemiz gereken soru.
Yorumlar