daha çok gri günlerin olur senin. evin yine karanlık değil mi?
şimşekler çakacak, zaten dağılmış zihninde. düşeceksin, kaldırmayacaklar. azıcık gülsen, ağlatırlar...
ama göz yaşı değil onlar, yağmurun senin. bulutsa gözlerin. su olur yağar sözlerin, sustuğunda.
gri, gökyüzü değil. iç içe girmiş siyahın ve beyazındır. sen göğe bakar, onu gri sanarsın. o seni bulutum sanar da, sana ondan yağar. siyahta, tüm bu curcunadan utanmadan renk olmuş, evini ve göğsünü eze eze sarar.
bir defa bile, tek tane zaman, korkmadan, hiç içine baktın mı? ya bu şimşekler âşklarınsa? ya onlarsa?...
kaç adama dokunduysan, her gökgürültüsünde duy! onların acı bağırışlarını. yıldırım olup düşmeden tepene. duy.
gülümsediğinde, bıçakların sayısı artar. hepsi sırtına saplı, dönüpte sayamazsın.
ama pencereden bakınca, göz yaşlarımı saymak var. akanları senin içine... akamayanları penceremde.
Be the first to comment