00:04Eee ne zaman bana bir çocuk vereceksiniz?
00:09Kocacığım ayıp ama.
00:13Enişte çocuk doğurmak tek başına olmuyor ki.
00:16Sen tohum ekmezsen biz nasıl doğuralım?
00:20Kocam ne derse ben onu yaparım.
00:28Faruk ne yapıyorsunuz?
00:32Muhtar Bey tam zamanında geldiniz.
00:35Başka çarem kalmadı.
00:37Bütün ilçe kuraklıkla boğuşuyor.
00:40Köyün kuyuları kurudu.
00:41Su kaynağı bulamazsak herkes susuz kalacak.
00:45Neyse ki.
00:48Ermiş Hakan su kaynağı bulabiliyor.
00:52Ama on gümüş istiyor.
00:56Komşu köy elli gümüş teklif etti.
00:59Ben oraya gitmedim bile.
01:03Evet köyümüz size güveniyor.
01:06Bir dakika yani bu parayı enişten mi ödeyecek?
01:10Enişten zengin olabilir ama enayi değil ya.
01:14Sersüreyya kızım yanlış anladın.
01:17Bu para köy halkı arasında bölüştürülecek.
01:20Ama köyümüz fakir.
01:22Ben de düşündüm ki Faruk önce ödesin.
01:25Sonra hep birlikte Faruk'a ve geri öderiz.
01:30Muhtar Bey on gümüş bir şey değil.
01:32Ama sakın dolandırılmayın.
01:34Olur mu?
01:37Saygısızlık ediyorsun genç adam.
01:39Sözlerine dikkat et Faruk.
01:41Ermiş Hakan çok yeteneklidir.
01:43Daha da yıllarca ibadet etmiş.
01:46İlke bir insandır o.
01:48Muhtar Bey bu dünyada doğaüstü güçler diye bir şey yok.
01:51Sözde ermişler çoğu zaman insanları kandırır.
01:54Suyu ben bulabilirim.
01:55Ona gerek yok.
01:56Gerçekten mi?
01:58Bu konu köy için çok önemli.
02:01Sakın şaka yapma.
02:02O daha az süt kokan bir velet.
02:05Nasıl su bulabilir ki?
02:07Muhtar Zeki iyi düşün.
02:09Eğer su bulamazsa tekrar bana geldiğinde...
02:13...ücret bin gümüş olur.
02:15Eğer suyu bulamazsam sana bin gümüş veririm.
02:19Ciddi misin?
02:20Elbette ciddiyim.
02:22Peki ya ben suyu bulursam ne olacak?
02:24Şimdi kuraklık var.
02:26Nehirde su bile yok.
02:27Bu velet asla bulamaz.
02:29Bahse giriyorum.
02:30Eğer suyu bulursan...
02:32...şu altın tabelayı süküp atarım.
02:34Anlaştık.
02:35Yeraltı su bulma cihazı gerçekten işe yarıyor.
02:38Neredesi olduğunu net gösteriyor.
02:39Bakalım şimdi ne yapacaksın?
02:50Faruk!
02:51Elindeki o şey dene...
02:53...daha önce hiç görmedi mi?
02:55Güvenilir mi?
02:55An başındayız.
02:56En yakın nehir kilometrelerce uzakta.
02:59Burada su olması imkansız.
03:01Kesin kaybedecek.
03:03Muhtar Bey su buldum.
03:05Bu kadar çabuk mu buldun?
03:07Su kaynağı nerede?
03:08Hadi göster bakalım.
03:10Su tam ayağımın altında.
03:12Kazmaya başlayın.
03:14Ben de sandım ki...
03:16...özel bir yeteneğin var.
03:18Ama o kadar da yetenekli değilmişsin.
03:20Böyle bir yerde su olmaz.
03:21Su var mı yok mu kazınca anlarız.
03:24Ne bekliyorsunuz katsanıza.
03:25Kazın kazın.
03:27Hadi kazın hadi.
03:33Su çıktı.
03:35Aman aman.
03:37İnanamıyorum.
03:39Çekti.
03:39Bu imkansız.
03:41Böyle kurak bir yerde su olması imkansız.
03:44Suyu buldum.
03:46Şimdi bahsi yerine getirme zamanı.
03:50Senin sadece şansın yaver gitti.
03:52Bu sayılmaz.
03:53Yeter artık.
03:54Tabelasını indirin.
03:56Emredersin.
03:58Dur.
04:03Bunun bedelini ödeyeceksiniz.
04:08Köyümüz kurtuldu.
04:10Muhtar Bey hemen köye haber verin.
04:12Suyu çekip tarlaları sulayın.
04:13Artık böyle kandırmacalara da inanmayın.
04:18Babacığım su kaynağı bulamazsak halk perişan olacak.
04:22Vergi kaçırdıkları için ceza alan Levent Ağa ve Belia'nın başını çektiği bu eşraf kesin dedikodumuzu çıkarır.
04:29Bu söylediklerini bilmiyor muyum ben?
04:33Bu kuraklık yüz yılda bir olur.
04:36Benim de elimden bir şey gelmiyor.
04:39Efendim.
04:40Efendim.
04:41Söğütlü dere köyünde bir yermiş ortaya çıktı.
04:43Su kaynağı bulmuş.
04:45Saçmalama.
04:47Ömrümün yarısını okuyarak geçirdim.
04:49Böyle şeylere inanmam ben.
04:51Dağ üstü güç diye bir şey yok.
04:54Sen de bu söylentiye inandın mı hemen?
04:58Yemin ederim doğru efendim.
05:00Adamlarımı kontrol için gönderdim.
05:02Söğütlü dere köyünde her evde içme suyu varmış.
05:04Duyduğuma göre Faruk adında bir genç özel bir yöntemle su kaynağı bulmuş.
05:09Bu doğru mu?
05:10Doğru.
05:10Babacığım.
05:12Doğru olup olmadığını gidip kendimiz görelim.
05:16Eğer doğruysa bizim sorunumuz da çözülmez mi?
05:21Tamam.
05:22O zaman Söğütlü dere köyüne bizzat ben gideceğim.
Yorumlar