00:30Kazayı geçirdiğim an itibariyle tamamen görme engelim oluşmuştu.
00:33Hiçbir şey göremedim. Yani tamamen karanlıktı.
00:36Tedavi süreciyle gözlerim görmeye başladı.
00:39Ama 6-7 farklı göz doktoruna gitmemize rağmen gözümde sorun olmadı anlaşıldı.
00:44Yani şeker hastalarındaki gibi glokomdur, sarı noktadır, tavuk karası herhangi bir hastalık söz konusu değil.
00:51Sol gözüm sağ gözüme göre şu an daha iyi.
00:53Tablet, telefon vesaire gibi büyütüp yazıları okuyabilme şansım var.
00:57Kendi aracımızın temizliğini yaparken kanımdaki zehirlenme dediğimiz, aslında tanı koyulamayan ciddi anlamda ne olduğunu bilmediğimiz bir sorunla toksik zehirlenme yaşadım.
01:11Kapalı bir havada aracımı temizliyordum.
01:13Kapalı bir alan değil, hava kapalıydı.
01:15Yağmur yağmak üzere gibi.
01:17İşte koltukları falan temizliği, detaylı temizliği de çok sevdiğim için, hani nasıl kadınlar evlerini temizler, erkekler de arabaya detay.
01:24Bu koltuklarımı falan sildim, şey yaptım.
01:27O ara yağmur başlayınca, senin içine koşturup girebilmek yerine arabanın içinde kaldım ben.
01:33Kuruması için de çalıştırıp biraz kaloriferi açtım.
01:37Yani çok uykuyla problemi olmayan ben, bir iki saat uyuduğumu zannediyorum arabanın içinde.
01:42O ara hemoroite bağlı olarak bir kan düşüklüğüm de vardı.
01:47Uyandım, eve çıktım, duşumu aldım.
01:50Ertesi gün sırtımda ciddi bir ağrıyla, sanki iki tane hançer saplanmış gibi bir acı hissettim.
01:56Eşime hemen hastaneye gidelim dedim.
01:58Yani ben de ne olduğunu bilmiyorum.
02:00Yani anne yaşadığımı tahmin edemedim orada.
02:03Çok acil bir şekilde işte entübeye aldılar.
02:06Çünkü artık nefes alamaz hale gelmiştim.
02:08Ben kanımdaki ilk teşhis, ilk tanı, kandaki oksijenle azot yer değiştirmiş.
02:15Yani toksik zehirlenme dediğimiz olay gerçekleşmiş.
02:18Belasıl kelam Sakarya Araştırma Hastanesi'nde iki gün kadar entübede yaşadım.
02:24Yaşamaz bu adam dediler.
02:25Yüzde 99 ölür, uyanamaz dediler.
02:28Allah'ın hikmeti yani iki tane evladıma bağışladı diye düşünüyorum.
02:33Ben Rabbim onun hikmetinden sual olmaz.
02:36Bambaşka bir şey yani.
02:38O ol derse her şey oluyor.
02:39Uyandım.
02:40Her yer bembeyazdı.
02:43Gözlerimle ilgili sıkıntı yaşadım ve vücudumun her yerini eşe karası sokar gibi ciddi bir acı yaşıyordum.
02:48Yani hareket kabiliyetim çok sınırlıydı.
02:52Hastane ortamına 40 yaşına kadar hiç alışmadığım için oradan çıkmak istedim.
02:56Çıktık eve geldik.
02:58Daha sonra tedaviye Eskişehir'de devam edelim diye annemle Eskişehir'e döndüm.
03:0310 gün şehir hastanesinde yoğun bakımda kortizon tedavisi gördüm.
03:07Kortizon tedavisi belli ölçüde vücudumdaki hareketlendirmeyi arttırdı.
03:13Ama görme kaybı tamamen sıfıra inmişti.
03:17Hiçbir şey göremiyordum.
03:18Sıfırdı.
03:18Kortizon tedavisinden sonra yavaş yavaş görme gelmeye başladı.
03:22Sol gözümde %5 görebiliyordum.
03:24Sağ gözümde %2.
03:25Ama bu süreç sanki İdre'ye dönüp daha iyi olmaya başladı.
03:29Ben şu an %90 görme engelliyeyim.
03:32Aradan geçen 1,5 yıllık süreçte çalışamamam.
03:35Maluliyet emekliliği belli şeyler ama ben 45 yaşındayım.
03:39Ama 45 yaşından daha verimli bir adamım.
03:41Yani çalışmayı seven bir adamım.
03:44Ekonomik olarak çalıştığımı hak edip kazanıp aileme yardımcı olabilmek, kendi adıma bir şeyler yapabilmek adına yaşamın daha çok erken olduğunu
03:52düşünüyorum.
03:53Vitamin destekli şu an tedavi alıyorum.
03:55Ben tedavi süreci artık tedavisel boyut olmadığı için.
03:58Ama ben vücudumu kendini yenilediğini bildiğim için her gün daha iyiye gittiğini biliyorum.
04:03Yani bu psikolojik anlamda hani ben çalışmaz halde evdeyken ya da dışarı çıkarken bu hale gelebildiysem ben aktif bir şeyler
04:11yapıp üretebilirsem çok daha hızlı iyileşeceğimi biliyorum.
04:16Elhamdülillah daha iyiyim.
04:18Daha iyi olacağımı da biliyorum.
04:20Tubunda inanın cevap verebileceği birçok şey var.
04:22Yani onlar da yanılabiliyorlar.
04:24Yanılma payı var.
04:26Ya da insanların yapıları, fizibiliteleri çok farklı.
04:30İşte ben böyle bir yapıya sahibim.
04:32Daha iyi oluyorum.
04:33Ve gittikçe daha iyi olacağımı da inanıyorum.
Yorumlar