Skip to playerSkip to main content
  • 1 day ago
Değerli takipçilerimiz bizi izleyip takip ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Dileriz izledikleriniz ilgi , alakanıza göre olup keyifli vakit geçirmenizi sağlar.
Yayınlarımızı;
https://www.youtube.com/watch?v=tmc92hm1cuw
https://jintv.net/tr/
adreslerinden,
Twitter @jintvofficial_t
Instagram jintvofficialtr
Telegram JinTvOfficial
Bluesky @jintvofficialtr.bsky.social‬
Digital Medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz

Category

📺
TV
Transcript
00:05MÜZİK
00:27Merhaba sevgili Metropol Deniz.
00:29İzleyicileri Türkiye'de roman kimliği çoğu zaman ya görünmez kılınıyor ya da belli klişelerle anlatılıyor.
00:37Oysa romanlar dediğimiz zaman kendine özgü kültürleriyle, yaşamlarıyla, iç içe geçmiş çok katmanlı mücadeleleriyle aslında çok daha derin bakılması gereken
00:48bir kültürü görüyoruz.
00:51Bugün tüm bunlara mutlu bir romanın aşk hikayesi oyunuyla bakacağız.
00:55Sevda karakterinin aslında hem aşkı arayışı hem de roman bir kadın olarak yaşadıkları.
01:09Yıkıldım dedim ama ayaktayım.
01:12Çünkü neden biliyor musun canım benim?
01:14Her şeyini kaybet ama neşeyini kaybetme.
01:17Ölüme gidelim dedin de mazot mu yok dedik be!
01:22Niner küçükken anlatırdı. Genç kızlara mı salat oluyorlarmış?
01:26Özellikle tuvalette.
01:30Ayakları ters dönmüş olabiliyormuş.
01:34Allah bir güç verdi dakikada dört tane yaptım.
01:37Oyunun hem yazarı hem de oyuncusu İlayda Abay hem de yönetmeni Cansu Ekici bizimle beraber olacak.
01:45Az önce biz de oyunu izledik.
01:47Gerçekten temposu çok yüksek bir oyundu.
01:51Öncelikle yazar olduğunuz için sizinle başlamak istiyorum.
01:54Neden bir roman hikayesi yani roman bir kadın hikayesi yazmak istediniz?
01:59Öncelikle bu bizim aslında ikinci oyunumuz.
02:01Ben daha önce Denizler Bizi Çağırdı adında iki kişilik bir erkek oyunu yazmıştım.
02:07Daha sonra Mutlu Bir Romanın Aşk Hikayesi çıktı.
02:11Öncelikle Edirne'li olmamla alakalı olarak çıkmış olabilir.
02:15Çünkü benim belleğimde bir roman kimliğini en azından anlamak üzerine bir deneyim var belleğimde.
02:23Onun dışında da aslında bir gerçek hikaye bu.
02:27Tanıdığımız bir aile dostumuzun kızı çingene bir erkekle sevgili oluyor.
02:35Yine aynı şekilde aileler izin vermiyor vs.
02:38Ama onlar evleniyorlar.
02:41Şu an mutlular.
02:41Hatta ikinci çocukları oldu.
02:43Kendileri oyunumuza da geldiler.
02:44Biraz o hikayeyi tersine çevirerek hem roman bir kimlik, roman bir kadın nasıl olabilir, roman bir kadının yaşadığı hayat, yaşadığı
02:57zorluklar, ötekileştirilmeler nelerdir ve aşkı nasıl deneyimler biraz bu sorular üzerinden aslında ortaya çıktı bu hikaye.
03:06Peki o isimdeki Mutlu Vurgusu yani orada sanki biraz bir ironi de var gibi.
03:12Evet yani hem ironi denilebilir mi?
03:16Belki denilebilir bilmiyorum ama ironi şöyle bir yerden olabilir.
03:21Bir şekilde o hayatı mücadele etme biçimi aslında.
03:26Çünkü romanları biz hep çok karikatürize edilerek gördüğümüz için özellikle medyada şey zannediyoruz hani her şey olduya bittiye geliyor.
03:37İşte gülünüp belirlenip hayatına devam ediliyor gibi bir yerden ama belki de bir yerde de evet bu şekilde devam ediyordur
03:45ama bu hayatı devam etme biçimidir diye düşündüğüm için bu mutlu baskısını dramaturgik olarak da çok üzerinde durup ele aldık.
03:55Sizinle devam edelim Cansu.
03:57Şimdi oyunda işte roman denince senin de ifade ettiğin gibi hem klişe ama hem de aslında o kültürün kendi içerisinde
04:05gelen bir müzik durumu da var.
04:08Siz de bunu oyunda bayağı kullanıyorsunuz o müziği.
04:11Yönetirken yani onlara nasıl karar verdin işte İlahi'de oyunu yazdığında o müzikleri nasıl kullanacağına yani hem bir yerde klişeden çıkarmaya
04:20çalışıyorsunuz ama aynı zamanda bu da bir kültürün parçası.
04:24Evet.
04:25Ya bu bizi zorlayan şeylerden bir tanesiydi.
04:29Çünkü gerçekten söylediğiniz gibi hem o yani bir roman olmanın bir kültürü var.
04:37Orada bütün gün dinlediğin şarkılar bunu bir parçası.
04:42İşte komşusuyla dedikodu ederken kullandığı kelimeler ve o tekerlemeler, maniler bunun bir parçası.
04:50Olmaz mı?
04:53Ağaçta kes tane, dökülür tane tane.
04:56Benim bir arkadaşım var dünyada bir tane.
04:59Bilmiyorum ama öğrenirim herhalde.
05:02Yumurtanın sarısı, yere düştüğü yarısı, düşmanlarım çatlası, oldum kuaför karısı.
05:10Mani mani ekelam.
05:14Sevdiğime benden selam.
05:17İçincinip üzülme.
05:20Kavuşuruz elbet biz ama.
05:22İşte başka birisiyle kavga ederken ya da tartışırken ki ses tonunu kullanış biçimi bunun bir parçası.
05:29Aslında baştan ayağa yani baştan ayağa müziği olan bir insan çalışmak zorundasın.
05:38Yani böyle bir zorluğu vardı.
05:42Bir açıdan da benim için keyifliydi aslında.
05:45Çünkü müzikal ve işte ritmin dilde duyulması, işte bedende hissedilmesi benim hep ilgimi çeken bir konu.
05:56O yüzden İlayda'yla da bu konuda çok güzel uyum sağladık.
06:00O da zaten yazarken bütün o yazarken dinlediği şarkıları bahsedebiliriz tersi size.
06:07Yani oradan hem feyzi aldık.
06:11Bir yandan da kendi tasarladığımız da bir şeyler olsun istedik.
06:16Kendi kullandığımız bir şeyler de olsun istedik.
06:18Bir tane müziğimiz kendi tasarımımız.
06:22Onun dışında oyunda kullandığımız, müzik olarak kullandığımız şeyler hep hemen aşina, herkesin aşina olduğu şeyler.
06:30Yani aslında seyirci de bir tanıdıklık yaratmak istedik.
06:33Yani bunu biraz bu yüzden tercih ettik.
06:36Ama bir yandan da kendi ritmini de üretebilsin hem bu ekip hem bu oyuncu ve rol kişisi sahnede kendi ritmini
06:47de üretebilsin istedik.
06:49O yüzden böyle yaklaştık.
06:51Şimdi Sevda biraz Edirne ile olması, pardon Sevda karakterini o kadar çok şey yapmışım ki İlayda birazcık Edirne ile olması
06:58ile beraber roman kültürüyle olan o aşinalığını ifade etti.
07:03Sen peki romanları tanır mıydın ya da bu oyunla mı daha çok tanıdın?
07:07Benim aslında, ben İstanbul'da doğdum, büyüdüm.
07:15Bir tane bakıcım varmış bebekken bir üç yaşından okula başlayana kadar falan bana o bakmış.
07:23O çingeneymiş mesela.
07:25Bana küfürler öğretiyormuş falan.
07:27Ben hatırlamıyorum, yüzünü falan hatırlıyorum.
07:30Onun evine gittiğimi, oyunu oynadığımı falan da hatırlıyorum.
07:33Ama böyle cici anne diyordum ben ona.
07:36Onu böyle çok seviyordum.
07:38Onun dışında aslında benim bir yakınlığım yok.
07:42Yani tanıdığım, bağlantıda olduğum, gözlemleme fırsatı edindiğim bir roman yok.
07:47Sokakta gördüklerim dışında.
07:49Ve tabii ki medyanın bize pompaladığı o roman kimliği dışında.
07:56Bir tane de ötekileştirme anım var.
08:00Bilmiyorum çok şey mi ama ilkokulda ben çok esmerdim böyle kapkara bir şeydim.
08:06Ve böyle yazları çok fazla yanıyordum falan.
08:09O yüzden okula başladığımda böyle bütün şey boyunca simsiyah.
08:13Hala esmerim de bundan daha kara.
08:15Ve böyle o yüzden beni ilkokulda birinci sınıftayken çingene diyerek aşağılamaya çalışıp dışlıyorlardı.
08:26Ve altıncı, yedinci sınıftaki ablalar yapıyordu bunu.
08:30Benim bir tane böyle pamuk gibi bembeyaz bir arkadaşım vardı.
08:35Onunla görüşmemi engelliyorlardı.
08:38İşte servislerini almıyorlardı falan.
08:40İlayda seninle devam edelim.
08:42Şimdi aslında ikiniz de söylediniz.
08:43Medyanın bize pompaladığı, medyanın aktardığı diye.
08:47Medya nasıl özellikle roman bir kadın çiziyor?
08:51Ve sen bunu nasıl kırmaya çalıştın?
08:53Bunun karşısına ne koydun?
08:55Yani aslında birçok biçimde gerçekten uzak bir şey çizdiğini düşünüyorum.
09:05Yanılsama çizdiğini düşünüyorum yani.
09:08Çok ilk akla gelen tabii ki birçok kişinin belleğinde olan Cennet Mahallesi diye bir dizi vardı.
09:16Gerçekten uzak bir meseleyle karikatürize edilmiş bir şeydi o.
09:22Biz biraz bunun dışına çıkmaya çalıştık galiba.
09:25Yani en temelde bunu söyleyebilirim şu anda.
09:27Aslında bizim oyunda en çok öteki dediğimiz şey,
09:31hani oradaki ötekinin de öteki olması durumu,
09:35hani çift taraflı bir ötekilik meselesini aslında ele almaktı.
09:39Çingene olan kimlikteki kişi için de öteki diye bir kavram çok net sınırlarla çiziliyordu.
09:46Çingene olmayan kişiler için de çingene'lik çok net kavramlarla çiziliyordu.
09:50Aslında çift taraflı bir ötekilik vardı.
09:51Biraz bunu aslında ele almaya çalıştık ve bence medyada o karikatürize edilen dünyada ben bunu görmedim diyebilirim.
10:02Senin var mı?
10:04Yani ben daha çok espri unsuru, güldürü işlevi taşıyan tipleme, bazı tipleme özelliklerinin abartıldığı,
10:14işte dilinin, dil kullanımının iyice ağdalı hale getirildiği ve bunun da komedisinin yapılmaya çalışıldığı.
10:23Yani işte kimse ne iş yapıyor belli değil.
10:28Nasıl yaşıyorlar, neyle geçiniyorlar, neyin mücadelesini veriyorlar belli değil.
10:32Erkekler çalışıyor mu, kadınlar çalışıyor mu belli değil.
10:36Hani böyle bir, sadece bir işlevi taşıması için kullanılıyorlardı benim televizyon kültüründe gözlemlediğim.
10:48Ve biz bunun biraz, aslında şöyle, yani hikayenin kendisi bence bu konuda o kadar güçlü ki,
10:56yani ben okurken, ilk okurkenki deneyimimden belki bahsedebilirim.
11:03Hakikaten böyle şey hissediyordum.
11:04Yani bu insanlar benim bilmediğim, tanıdık olmadığım acılarla karşılaşıyorlar.
11:12Ve bunlarla yüzleşiyorlar, bunlarla mücadele ediyorlar.
11:17Benim her normal gördüğüm bir toplumla aslında zıtlık içindeler.
11:28O kadar homojen değiller.
11:31Kendi içlerinde bir adalet mekanizmaları var.
11:35Kendi içlerinde bir kültürleri var aslında.
11:40Ve bu hikaye başlı başına zaten onu o kadar gösteriyordu ki,
11:46ilk karşılaştığım zorluk benim şey oldu.
11:48Ya ben bunu nasıl, yani hikayeye çıkıp anlatsak da yeter aslında o kadar böyle güzel bir metin var ki ortada.
11:57Yani bunu çıkıp okuyabiliriz.
11:58Niye rejiyle uğraşayım ki falan.
12:02Ben de aslında tam bunu soracakmışım.
12:04Çok güzel anlattın, hani o hikayeyi, sevda karakterini ne anlatmaya çalıştın.
12:08Bunu sahneye nasıl koydun, yani onu yansıttın diyecektim.
12:13Ama zannediyorum bu da zorlanılan noktalardan biri mi oldu?
12:16Tabii öyle, yani şöyle ilk çıkış noktamız tek kişilik olmasıydı.
12:24Oradan yola çıkarak aslında birazcık şey, yani bildiğim tekniklerle taktiksel falan yaklaşmaya çalıştım.
12:33Hani hikayeyi en iyi aktaracak şekilde, reji onun önüne geçmeyecek şekilde.
12:41Hikayeyi nasıl birlikte daha anlaşılır kılabiliriz?
12:44Zaten anlaşılırdı ama böyle daha nasıl şey kılabiliriz?
12:50Renkli.
12:51O mahalleyi nasıl veririz?
12:52Evet, dram oturgunuz emrinin de kattı.
12:559-8'lik bir şekilde nasıl anlatabiliriz bu hikayeyi?
12:58Yani ritmini bozup, anlatıyı kronolojik şeyinden değiştirip nasıl yapabiliriz?
13:05Bir de temsil meselesi yani en çok dikkat ettiğimiz şey.
13:09Tek kişinin aslında çok kalabalık bir dünyayı temsil etmesi bizim aslında en önceliğimiz olan şeydi.
13:17Peki o tek kişi neyi temsil etmeye çalışıyordu yazdığın andan itibaren?
13:22Ne vardı yani kafanda?
13:23Bir kere işte cinsiyet olarak bir kadın, ötekileştirilmiş bir kadın.
13:29Zaten kadın olmak biraz öteki olmak anlamına geliyor.
13:33Kimlik olarak öteki.
13:37Ve aslında görmediğimiz bir hikayeyi temsil etmekti benim için.
13:43Yine o Aserkin'in bir kadın, çingene bir kadın, roman kimliğindeki bir kadının yaşadığı
13:51hem sistem tarafından hem toplum tarafından yaşadığı tüm zorlukları aktarabilmek de aslında temelde istediğim şey.
14:01Bir de müziği de yine konuşalım istiyorum.
14:04Yani müzikle de çok şey anlatılıyor tabii ki yani doğal olarak bir roman deyince.
14:10Senin müzikle ilişkin nasıl ve sevdayla onu nasıl yoğurdun, nasıl yansıttın?
14:16Ben sevdayı böyle bir paragraf bir şey yazmıştım.
14:22Böyle işte Güllü dinliyordum bir yandan.
14:26O ışıklar içinde uyusun, Güllü'yü de bu sene maalesef kaybettik.
14:30Hatta bu süreçte yani oyun sürecinde bütün dinlediğimiz sanatçılardan Ferdi Tayfur'u ve Güllü'yü kaybettik.
14:37Bizim için bu oyunun çıkma sürecinde hem yazarlık bölümünde hem de prova sürecinde gerçekten bize çok büyük katkıları olan kişilerdi
14:46bunlar.
14:47O yüzden hani Güllü, Ferdi Tayfur, başka Kibariye gibi isimler aslında bu oyunun çıkması için gerçekten bize çok alan tanıdılar
15:03da diyebilirim.
15:04Yani alan sağladılar çünkü onların hikayelerin, onların şarkılarındaki hikayeler bizi daha da hani doldurdu.
15:14Daha da buralarda bir şeyler üretmeye alan açtı.
15:18Peki böyle yazarken mi o şarkılar geliyordu?
15:22Evet evet yazarken hem geliyordu hem de dinliyordum.
15:24Ve onun sayesinde işte komşu Remziye'nin bir şey anlatması daha şey oluyordu, açık oluyordu, daha berrak oluyordu benim için.
15:36O şekildeydi.
15:37Şimdi hem dedin işte kadın olmak zaten bir anlamda, işte öteki olmak bir de romanlık var.
15:45Bunlar peki seyirciyle nasıl karşılaştı?
15:49Yani seyircinin buradaki reaksiyonları nasıl?
15:53Yani şu ana kadar ki süreci soruyorsanız eğer, biz güzel yorumlar aldık her defasında.
16:00Birçok yerde de oynadık İstanbul dışında da.
16:02Bugünkü oyunumuz bizim 55. oyunumuzdu.
16:08Artık tiyatro baz olarak bir ekip olarak yani.
16:11Antalya'da da oynadık, Aydın'da da oynadık.
16:14Birçok yerde Çanakkale'de de oynadık, Edirne'de de oynadık.
16:17Hep güzel, olumlu yorumlar aldık aslında.
16:20Seyircinin dahil olması yani bizim için çok kıymetli.
16:26Bunları söyleyebilirim galiba.
16:28Oyunun kendisinin bir böyle klişelerden beslenen bir tarafı da var ya.
16:33Aslında hikayede işte fabrikada çalışan genç kız işte orada bir şefi var.
16:40O şefinden hoşlanıyor ve onlarla arasında bir aşk hayaller, romantik hayaller, parka gidiyorlar falan.
16:48Yani aslında bu hikayeye de seyirci alışık yani aşina bir hikaye.
16:55Yeşilçam kokan bir hikaye.
16:58Biraz onun da şeyini kullanıyor sanırım.
17:01Yani mesela bazı sahnelerde özellikle İstanbul dışında gittiğimiz turnelerdeki sahnelerde
17:08seyircilerden çok şey gördük izlerken.
17:12Aa ne deme falan gibi böyle.
17:16İşte İlayda'nın repliğini tamamlama.
17:19Ses oyuna şey bağırarak repliğini tamamlama falan.
17:24Böyle şeyler çok gördük.
17:27Aslında böyle bir tiyatrocu kimliğiyle bakınca hani ya bu bir oyun pardon oluyorsunuz ama
17:33aslında çok da keyif verici bir keşif oldu bizim için bu.
17:37İnsanlar hem alkış tutuyor, kimisi diyor ki kalkıp oynayasın geldi falan diyor.
17:43Ama bir yandan da hikayenin içindeki o şeyleri de takip eden insanlar.
17:49Bir de şeydi yani Taşra'da özellikle Taşra mı demeliyim bilmiyorum ama İstanbul dışında oynadığımız yerlerde
17:56özellikle işte Çamlık'ta bu aşk deneyimi bir şekilde kadınların belleğinde var.
18:04O gerçekten işte gizli gerçekten flörtüyle işte şu anki belki eşi o kişi bilmiyorum ama
18:12yıllar önce flört ettiği bir şey var ve çok bilinen bir hani her yerde gittiğimiz her yerde
18:19o Çamlık mekansal olarak o bellekte var ve herkesin çok hoşuna giden bir şey oluyor.
18:26Ve genelde seyircilerin tepkileri işte ben şey de duyduğum da oldu.
18:31Ben de kocamla Çamlık'ta buluşuyordum diyen şu an işte torunları olan bir kadın falan.
18:39Gerçekten bunları duymak hani bunları tekrar birilerinin yaşadığı çok önceden yaşadığı
18:46ama hala belleğinde olan mekansal olarak hikayeleri gün yüzüne çıkarmak ve bunun karşılık gelmesi seyirciden çok tatlı anlar yaratıyor.
18:56Pek çok önyargıyı da veriyorsunuz ya oyunda işte yemek yani romanların yemeği yenir yenmez temizlik işte pislerdir vesaire gibi.
19:07Yani şu an ilk aklıma gelen bunlar ama tabii ki çok daha fazlası da var.
19:12Ya aslında pek çoğumuz da ister istemez bu önyargıların içerisinde de bulunuyoruz.
19:19Hala çarpışıyoruz aşmaya çalışıyoruz.
19:22Hiç peki bunları böyle ya ben de bunu yapmışım mı hissettiniz mi oyunu izleyenlerden
19:27veya işte bir farkındalık olduğunu hani o Çamlık konusu gibi öyle bir örnek var mı?
19:38Cansu'nun küçüklük hikayesi.
19:42Cansu'nun başka biçimde bir zorbalanmayı.
19:44O ablayı bulduk.
19:46Ya aslında olmadı herhalde.
19:49Yani kim...
19:50Belki de içinde yaşadı ama dile getirmedi.
19:53Ya da mesela şey söylendiğini hatırlıyorum yani bir tane oyunda bizi roman bir abi seyretmişti.
20:03Sahnede görevliydi hatta.
20:06Ve koşarak oyun çıkışında İlayda'yı bulup bizi çok güzel anlatmışsınız, çok teşekkür ederiz deyip kendi hikayesini anlatmıştı ona.
20:18Bu benim için etkileyici bir örnek.
20:21Sen ne hissettin?
20:22Ben çok yani çok güzeldi benim için.
20:25Bir kere oynadığımız yerde Edirne Keşan'dı zaten.
20:30O yüzden gerçekten hani roman kimliğinin yoğunluklu olduğu bir yerdi.
20:36Üstüne öylesine heyecanla kulise gelip yani kendi hikayesini anlatmaya başlaması çok güzeldi.
20:44Yani gerçekten hani bir yerlerde birilerinin bir duygusuna temas ettiğim, sirayet ettiğim, işaret ettiğim anlamına geldiği için çok mutlu olduğum
20:55bir anda.
20:57Oyunu aslında bayağı etraflıca konuştuk ve zor yani genelde çok kimsenin işte programın açılışında da söylediğim gibi bakmak istemediği, bakmaya
21:07cesaret edemediği, bazen gözünü çevirmediği bir oyun ve çok özel.
21:10Ama bir taraftan da işte uzun yıllardır bu mesleğin içerisindesiniz, sanat yapmaya çalışıyorsunuz.
21:18Biraz da hani bağımsız tiyatroları da sizinle konuşalım isterim.
21:22Yani mesela böyle ötekileştirilen oyunları oynamakta, yer bulmakta zorlanıyor musunuz?
21:28Buralar nasıl yani bağımsız tiyatroları bugün nasıl görüyorsunuz?
21:33Bu aslında bambaşka bir röportaj konusu olabilir.
21:36Yani kendi başına çok derin bir konu.
21:40Zaman zaman aslında çoğunlukla biz destek buluyoruz.
21:50Yanlışsam şey yapabilirsin.
21:53Çok zorlanarak evet.
21:54Evet, şey yani birazcık ekonomik olarak döndürmemiz zor oluyor.
22:05Aslında bunların hepsini kastediyorum zaten.
22:08Evet, bazen seyirci azlığı sıkıntımız oluyor.
22:14Bazen yer bulamamak problem oluyor.
22:17Ya da bulduğumuz yer koşullara uymuyor.
22:21Yani bizim oyunumuzun koşullarına uymuyor.
22:23Biz oyunu adapte etmeye çalışıyoruz mekana göre.
22:27Biz genellikle böyle hani gerekirse sokakta bile oynayabiliriz mantığıyla yaklaşmaya çalışıyoruz.
22:36Ama bunu biraz böyle oyunu kendisinden de kaybettirmeyecek şekilde yapmaya uğraşıyoruz, emek harcıyoruz.
22:43Bu yolda hani bizi, bizim işimizi zorlaştıran şeyler bazen seyirci oluyor, bazen talep olmaması oluyor.
22:56Bazen sahne ücretlerinin çok fazla olması veya işte turne fiyatının, maliyetinin çok yüksek olacak olması bizi geri adım atmamıza sebep
23:10oluyor.
23:10Yani prodüksiyonlu tiyatrolara talep bin çok olması mesela.
23:15Bu da aslında şu an son zamanlarda çok fazlasıyla kendi aramızda konuştuğumuz ve eleştirdiğimiz bir durum.
23:21Başka ne söyleyeyim mi?
23:22En temel de aslında...
23:23Bunlar da aslında aşılabilir.
23:24Belki senden de biraz onu dinleyebiliriz.
23:27Yani nasıl aşılabilir bilmiyorum.
23:31Yani bu böyle şey büyük büyük şey denmez gibi hani yani.
23:36Ya da siz aşmak için neler yapıyorsunuz?
23:38Çok büyük fahnelere işte.
23:39Kolektif olmak muhabbet.
23:53Bunun dışında da şey, büyük sahneleri değil de her yerde bir hikaye var.
23:59Aslında biraz oralara da gitmek gerektiğini düşünüyorum seyirci açısından.
24:04Ben de evet ben bu işin içinde olan bir insanım ama bunun dışında da her şeyden önce bir seyirciyim.
24:10Ve işte büyük sahnelerde prodüksiyonlu ve tanınan celebrity diyebileceğimiz kişileri izlemektense o küçük sahnelerdeki hikayelere de ihtiyacımız var.
24:22Onların da izlenmeye, görülmeye ihtiyacı var.
24:26Belki buralara daha çok seyirci olarak talep edersek, talebimizi arttırırsak daha iyi sonuçlar elde edebiliriz gibi geliyor.
24:38Bence de işin en büyük sorumluluğu sanırım seyircinin pratiğini, kendi pratiğini örgütlemesinde yatıyor gibi geliyor bana.
24:48Çünkü onlar şekillendiriyor bu piyasayı.
24:52Elimizden geldiğince oynadığımız sahnelerin işletmecileriyle, oradaki çalışan emekçi arkadaşlarla,
25:01o gün yüz yüze geldiğimiz kişilerle ve organizasyon yapan ekiplerle hep böyle bir temas içinde ve dayanışma içinde olmaya çalışıyoruz.
25:12Ki onların da dayanışmasına ihtiyaç duyuyoruz.
25:15Yani hem onların bize olduğu gibi.
25:19Buna mesela şu an burada oynadığımız sahneye örnek verebiliriz.
25:23Üsküdar'daki Samimi Tiyatro.
25:27Gerçekten çok tatlı bir ekip.
25:29Her oyun oynadığımız gün buraya böyle keyifle geliyorum.
25:32Gerçekten kendi adıma söyleyeyim.
25:34Ve siz de...
25:35Şu an kameranın arkasında kalpler yüklüyorlar sizi.
25:39İzleyicilerimiz göremiyor ama...
25:41Evet, siz de gördünüz bugün.
25:42Oyun öncesi bir prova yapmak gibi bir aslında çok meşakkatli bir şekilde bir prova yapmak gibi bir durumumuz olmadı.
25:49Çünkü artık sahneyi çok iyi biliyoruz.
25:51Herkesi çok iyi tanıyoruz.
25:53Neye ihtiyacımız olup olmadığını onlar da biz de çok iyi biliyoruz.
25:57Bu aslında bir ekip için, tiyatro ekibi için.
26:00Özellikle misafir bir tiyatro ekibi için çok büyük bir lüks.
26:03Çünkü bu sebeple iki saatte biz aslında organize olup gerçekten sahneye çıkabilecek duruma geliyoruz.
26:10Bu hepimiz için çok önemli.
26:13Hem onların aslında zamanını almıyoruz.
26:15Hem kendi zamanımızı heba etmiyoruz.
26:18Çünkü birbirimize ihtiyacımız var her halükarda.
26:21Onların bize, bizim onlara.
26:22Bir şey daha eklemek istiyorum.
26:24Tabii ki.
26:25Bir de bence sahne, aslında mekan etrafındaki lokali de bir şekilde şekillendiriyor ve onu örgütlüyor.
26:36Yine mesela burası çok böyle etrafında sahne olmayan, yalnız gözüken bir mekan.
26:44Ama aslında bir mahalle.
26:46Ama bu mahalledeki herkes burayı biliyor ve herkes buradaki programı takip ediyor.
26:52Bu kültürü oluşturmuşlar.
26:56Çok özel bir şey.
26:57Kadıköy'ün göbeğinde de bir sahnemiz olabilir.
27:00Beyoğlu'nun ortasında da bir sahne olabilir.
27:02Oranın örgütlülüğünden faydalanırsın.
27:05Ama böyle merkez diyeceğim.
27:09Merkezin biraz daha uzandı.
27:11Çeperindeki mekanlar bize o açıdan çok daha kıymetli geliyor.
27:15Ve orada kendi kendilerine bir, kendi lokallerinde kendi kültürlerini oluşturuyor olmalı.
27:21Bana çok kıymetli geliyor.
27:23Bir de mahalle kültürünün bu kadar çok artık işte olmadığı, yok edilmeye çalışıldığı, plazalarla, kentsel dönüşüm projeleriyle vs.
27:32Gerçekten söylediğiniz gibi çok çok kıymetli.
27:36Umarız bu yani daha yerel, lokal tiyatroların da sayısı artar.
27:42Ben de ilk girdiğim andan itibaren aslında bu şeyi ismiyle müsemma.
27:48Samimi tiyatro gerçekten kıymetli.
27:51O yüzden diğer oyunlarına da gelin.
27:55Samimi tiyatro sizi seviyoruz.
27:57Teşekkür ederiz bize.
27:57Genel olarak ekibi de buranın da kadın.
28:00Alanı açtığınız için de çok teşekkür ederiz bize.
28:02Çok teşekkürler tekrar.
28:03Çok teşekkür ederiz.
28:04İyi ki geldiniz.
28:05Sağ olun.
28:13Yıkıldım dedim ama ayaktayım.
28:16Çünkü neden biliyor musun canım benim?
28:18Her şeyini kaybet ama neşeyini kaybetme.
28:22Ölüme gidelim dedin de mazot mu yok dedik be!
28:27Nina küçükken anlatırdı.
28:29Genç kızlara mı salat oluyorlarmış?
28:30Özellikle tuvalette.
28:34Ayakları ters dönmüş olabiliyormuş.
28:36Ben the nextillos istiyorum.ifice
28:39you.palvelette.
28:42Teşekkürler.
Comments

Recommended