- 1 gün önce
Geleneksel eğitim sistemlerine alternatif bir model geliştiren Ruxaneza Jineoposofik Biyosentrik Akademi, bilgiyi aktarmaktan ziyade birlikte üretmeyi ve bireylerin öykülerinden yola çıkarak öğrenmeyi merkeze alıyor. Sınav, öğretmen ve klasik eğitim anlayışını reddeden bu yapı; “eşlikçi", “öyküleşme" ve “kolektif bilgi" kavramlarıyla dikkat çekiyor.
Kategori
🗞
HaberlerDöküm
00:00Erbakır'da insan yaşamının bir bütünüyle ilgilenen bir akademi muhtemelen duymuşsunuzdur.
00:06Bugün biraz daha teferruatlarını öğrenmek için sevgili Sergen Sucu dostumuzla akademiyi konuşacağız.
00:13Merhaba diyelim akademi neyin nesidir diye soralım. Merhaba nasılsın?
00:17Merhabalar iyiyim sağ olun sizler.
00:19Teşekkür ediyorum eksik olma.
00:21Nedir bu akademi? İsmini bile ezberleyemedim.
00:23Ruha Nezaji Neaposofi Biosentrik Akademi ismi gibi akademinin öyküsü de uzun.
00:31Şimdi öncelikle akademi dediğimiz şeylerde ne yazık ki oldukça büyük ciddi sınıflar mevcut.
00:37Yani Sokrates'ten Aristoteles'e ve günümüzdeki devlet egemenlikli akademilere kadar.
00:43Sadece Türkiye'yi kastetmiyorum.
00:45Bu akademilerin tümünde meslek öğretisi var.
00:49İşte bilginin birçok ekseriyetiyle topluma, doğaya dair öğretildiği hatta işte anaokulundan, kreşine, ilkokulundan, üniversitesine kadar bir akademik zincirden geçiyor insan.
01:05Fakat bu akademik zincirin içerisinde ne yazık ki eğmek gibi bir kavram var.
01:09Eğilerek öğrenilen bir şey yoktur.
01:11Neolitikten beridir insanlık iki ekseriyetle büyük bir çatışma halindedir.
01:16Birincisi yaşamın iktidarı yani yaş ömrünün iktidarı, gerontokrasi.
01:22Diğeri ise bilgi iktidarı.
01:24Bu bilgi iktidarının ciddi düzeyde aşıldığı, tecritinin kırıldığı bir dönemde biz de tekrardan insanı bilgiyle ve bilgiye ulaşabilmenin en temel
01:35yöntemi ise
01:36mütabakathaneli bilgilerle bir akademik pratik sergiliyoruz.
01:41Akademimizde bir öğretmen yoktur, eğitimci yoktur.
01:44Eğitim terimini tercih etmiyoruz, kullanmıyoruz.
01:46Eşlikçi kavramını kullanıyoruz.
01:48Yani akademide suflör ve eşlikçiler bulunmakta.
01:54Tebabetle ilgili bir çalışma yapıyorsak tebabetle ilgili bir eşlikçi vardır.
01:58Burada amaç sadece bilgiyi vermek değildir.
02:01Aynı zamanda bizlerdeki kolektif bilgiyi de açığa çıkarmaktır.
02:05Akademi bir şey anlatmaktan ziyade bir soruyla başlar.
02:09Soruda herkesin öyküleştiği bir olguda bilgiyi yeniden harmanlamayı, yeniden doğurmayı temellendiriyoruz.
02:16Bu akademi benim rüyamdı açıkçası.
02:1912 yıllık bir rüyamdı.
02:21Son iki yılında da pratiklerini sergilemeye başlayacak bir çevre yaratabildik.
02:26Akademi benim rüyamdı ama bu rüyaya iştirak etmek isteyen oldukça arkadaşa ve eşlikçiye erişebildik.
02:33Bu anlamda rüyamız kolektif bir biçimiyle akademiden büyük zorluklar çeken,
02:38akademiye girebilen, akademiye giremeyen devlet, akademilerin içerisinde yer bulabilen, yer bulamayan.
02:43İşte bu 28 Şubat mağdurlarından tutalım da,
02:47işte politik sebeplerle akademiden mahrum kalanlara, akademik hakka erişemeyenlere.
02:53Bu bir iktidarı uygulamadır.
02:55Biz ise bunu şöyle ele alıyoruz.
02:58Bir eğitim vermeden, jineoposofi dedim akademin adına.
03:02Jineoposofi isminden de anlaşılacağı gibi,
03:05yaşamın bilgeliği, jin yaşamdır, dişi yaşam, doğurganlı yaşamın bilgeliği manasına geliyor.
03:12Bilmi değil, bilgeliği.
03:14Çünkü bilim iktidari ve erkeği bir kavramdır.
03:17Erkektir oldukça.
03:18Mevcut akademilerde de günümüzde insanlar bu kadar ciddi düzeyde sömürülüyor.
03:23Bir eğitim sürecinden geçiyorlar.
03:25Eğitim süreçleri ne yazık ki ne kadar özgürlükçü görünürse görünsün,
03:29devlet içerisinde, devletler içerisinde iktidari ve askeridirler.
03:34Çünkü amaç, devletin ihtiyaçlarını karşılamak, bireyin ihtiyaçlarını karşılamak değildir.
03:40Toplumun ihtiyaçlarını karşılamak değildir.
03:42Toplum, devletlerden sonra gelen bir kavram ne yazık ki günümüzde.
03:45Oysa ki burada önemli olan birey ve bireylerden doğan toplumsallıktır.
03:50Merkeziniz Diyarbakır'da mı?
03:52Hayır, merkezimiz Diyarbakır'da değil.
03:54Öyle bir merkezi kavram da kullanmıyoruz.
03:55Şu an Çanakkale'de bir akademi yerleşkemiz var.
03:59Bir de Diyarbakır'da bir atölyemiz var.
04:01İstanbul'da bir atölyemiz var.
04:03Akyaka'da bir atölyemiz var.
04:05Bizim amacımız sadece merkezi bir iştirak süreci değil, bir merkezileştirme olgusu değil.
04:11Yerinde akademileşmek, bilgiyi, kentin bilgisini, kentin şifa bilgilerini, toplumsal bilgileri yeniden doğurabilmek.
04:18Mevcut bilimi, mevcut yöntemleri reddetmeden ama mevcut yöntemlerin kirlendiği iktidari olgunun dışında birleştirerek bunların da mütabakatını sağlayarak.
04:28Yani geçmiş arkeik bilgilerin, insanın öyküsel bilgilerinin ve kanıta dayalı bilimin ortaklaştığı ve uzlaştığı bir akademik olguyu inşa ediyoruz.
04:40Bu inşamız da iki yıldır pratiktedir.
04:43Akademimize bir davet yöntemiyle iştirak edilebilir.
04:47Çünkü bir reklamla ya da bir şeyle insanları akademiyle buluşturmak istemiyoruz.
04:53Atölyelerin amacı akademinin birçok alanını toplumla temas ettirmek ve oradan akademiye davet edebilmek.
05:00Çünkü salt bir bireyi akademiye davet etmek insanlar sınavla giriyorlar günümüzde akademilere, üniversitelere.
05:07Böyle bir olguda insanların bütün öyküsünü, bilgisini sınavla tespit etmeye çalışan bir sistem içerisinde biz de davetle akademiye çağırmayı tercih
05:18ediyoruz.
05:18Nasıl bir davet o? Neyi?
05:19Öncelikle atölyeleşmek, öyküleşmek gerekiyor.
05:22Öyküleşmediğimiz bir bireyle bir akademik iştirak geçirmemiz oldukça zordur.
05:26Öyküsüz bir toplumsallığın sonuçlarını yaşıyoruz.
05:29Okullardaki öğretmenlerin kaçı çocukların öyküsüne iştirak edebiliyorlar ya da öyküsünün içerisindeler.
05:35Biz öyküsüzlüğün şu an vahşetini yaşıyoruz.
05:38Suç diye bir kavram var.
05:40Öykü bilinse suç ortadan kalkacak.
05:41İnsanlar birbirine dair bu kadar vahşice yaklaşmayacak.
05:45Biz kendimizi öyküden geri çekiyoruz.
05:47Bizim amacımız öncelikle öykü.
05:49Bireylerin öyküsüne erişebilmek.
05:50Mesela ben katılmak istesem ne yapmam gerekiyor?
05:52Biraz daha böyle basite indirgemek aslında söylüyorum.
05:56Ben atölyelerinizden herhangi bir akademinizin herhangi bir yerinde katılmak istiyorum.
06:02Ne yapmam gerekir?
06:03Sizin mi beni davet etmeniz gerekiyor?
06:05Onun koşulu ne?
06:06Benim gelmem için ne koşul lazım?
06:07Siz tabii ki bütün atölyelerimiz herkese açıktır.
06:10Bu manada bir kısıtlılık yoktur.
06:13Atölyelerimiz sosyal mecra üzerinden davetlerimiz yapılmakta.
06:17Diyarbakır Sur'da Zerzevan Konağı'nda şu an bir atölyemiz bulunmakta.
06:22Öncelikle amacımız atölyelerde yaptığımız mesela sabun üretimi, krem üretimi ya da işte kadın ve erkek üzerinden yürüyen iktidar çatışmaları üzerine
06:34atölyeler yapıyoruz.
06:35Bunlar bu atölyelerin çevresinde insanlarla öncelikle bir öyküleşiyoruz.
06:41Çünkü tanış oluyoruz.
06:42Tanış olmamız gerekiyor.
06:43Tanış olduktan sonra akademimiz 30 yaş altı gençler için ücretsizdir.
06:47Hiçbir ücret talep edilmemektedir.
06:50Engeller için ücretsizdir.
06:51LGBT bireyler için ücretsizdir.
06:54Onun dışında yaş tıkça yani gerontokratik, bilgisayar ve mülki birikim arttıkça akademinin talep ettiği bir ücret programı vardır.
07:03Bunun nakdi karşılığı da vardır.
07:05Aynı zamanda takas da akademiyi kabul etmektedir.
07:09Nakdi karşılık ve takas karşılığı ikisini bir arada yürütüyoruz, bir arada ilerletiyoruz.
07:15Çünkü dedim ya mütabakat gerekir.
07:17Tamamen takaslı bir sistem de şu an günümüz için oldukça kısıtlayıcıdır.
07:21Tamamen ekonomik bir sistem de kısıtlayıcıdır.
07:24Yani bu tariflerimden de anlayacağınız üzere akademinin amacı sorunlara bölgesel ve yerel çözümler üretebilmek.
07:31Almanya'da Androposofi diye bir üniversiteden mezun olmuştum.
07:35Androposofi diye bir akademik süreçten geçtim.
07:38Androposofi insan bilgeliği demek.
07:41İnsan bilgeliği oldukça iktidariydi.
07:43Biz şu an yaşamın ve doğanın bilgeliğinin izinde olmak istiyoruz.
07:48Çünkü iktidar temel anlamıyla bütün her şeyin bilginin, ekonominin, yaşamın, mülkiyetin tamamının kendi üzerinde bulunduran bir egemen yaklaşımın, baskıcılıktan da
08:03ziyade artık dönemin en büyük yiyici dalgasıdır.
08:08İktidardan ötürü çekmiş bir birey ya da iktidardan büyük zarar görmüş yapılar dahi iktidarın en derin olgularını da yaratmaktadırlar.
08:18İktidar karşıtlarının da iktidarını yaratmıştır.
08:21Böyle kanserli ve kısır bir dönemde hem sosyal hem de akademik manada bir ses çözüm ya da inşasal pratik deneyi
08:32sergilemek istiyoruz.
08:33Hep şöyle söylüyoruz diyoruz ki savaşlar için onlarca deney alanı var.
08:37Biz yaşam yaratmak isteyenler için daha fazla olmalı.
08:40Bunun için daha fazla alanlar yaratmalıyız.
08:44Ve Sur büyük bir savaş coğrafyası.
08:47Savaşın en büyük tanığı.
08:48Ben de 33 yaşındayım ama bir sürü savaşa tanıklık ettim.
08:52Bu gencecik yaşımızda artık 20 yaşındaki çocuklar, 10 yaşındaki, 5 yaşındaki çocuklar büyük tanıklıklar etmektedir.
09:00Yani belki 100 yıllık bir insan ömründe bu kadar tanıklık geçmiş dönemlerde edilmemiştir ama bu dönemde bir yıl bile büyük
09:07tanıklıklara sebebiyet veriyor.
09:09Ayakkabılarımı çıkarıp program yapmak çok nadir.
09:12Burası çok güzel bir yer.
09:14Sergen Hoca ile geldik ayakta yapacaktık röportajı.
09:17Oturarak yapalım dedik.
09:18Burası çok daha özel bir yer.
09:20Akademik olarak, akademi olarak bir de sağlıkla alakalı biraz önce tebabet dediniz ama sağlıkla da alakalı çalışmalar yapıyorsunuz sanırım değil
09:29mi?
09:29Evet.
09:31Şimdi zaten dedim ya tasarım, yazılım, mimari, kültür, ekonomi bunların hepsi sağlığın konusu.
09:40Sağlık ne demek?
09:42Sağ kalmak demek.
09:43Sağ kaldığın sürece bunlara temas etmek zorundasın.
09:46Sağlıklı kalabilmenin yolu da bunlarla alakalıdır.
09:49Kötü bir mimar da altında kalır ölürsün.
09:51Kötü bir yapay zeka ya da bir dijital unsur sana intihar ettirtebilir.
09:57Bunlar da sağlık değil mi?
09:59Sağ kalabilmek için modern dünyada, arkeik dönemde de böyleydi.
10:05Bugün başka şeyler gelişti.
10:07Dijitalizme geçtik.
10:09Bunların tümü sağlığın konusu.
10:10İnsana ait, doğaya ait, yaşama ait her şey hekimliğin konusudur.
10:15Bir mimar iyi bir mimar olursa iyi bir hekimlik yapar.
10:18Altında kimse kalmaz.
10:20Bir binayı inşa eden bireyler iyi inşa ederlerse hekimlik yaparlar.
10:24Hekimlik sadece doğrudan cerrahi işlem yapıp ilaç veren kişinin mesleği değildir.
10:31İşini iyi hikmetle yapanın işidir.
10:33Bütün mesleklerin hekimliği önemlidir.
10:36Gazeteciliğin de aynı şekilde.
10:38Topluma dair olguları ciddiyetle teşhir edebilirseniz tedavinin ikinci aşaması teşhis olur.
10:46Hasta gelirken teşhir eder.
10:47Neyini öyküsünü, yaşadıklarını.
10:49Siz o kendine kadar teşhir ederse o kadar ciddi teşhis koyabilirsiniz.
10:54Onun için öyküleşmek akademide de, tebabette de birinci sıradadır.
10:59Siz iyi bir teşhis koyarsanız iyi bir tedavi verirsiniz.
11:02İyi bir teşhir gelirse, iyi bir teşhis koyarsanız iyi bir tedavi çıkar ortaya.
11:08Tabii ki her şey için bu geçerlidir.
11:10Devlet içindeki olgular ve sorunlar için.
11:13Akademinin ana sorunları için doğru bir teşhir yapılamadığı için teşhis ortaya koyulamıyor.
11:18Güdük, Rezbi Akademi olguyla karşı karşıyayız.
11:22İlaç olarak yaptığınız bir şey var mı hocam?
11:24Eğer iyi bir evde yaşarsanız o sizin ilacınızdır, başınıza yıkılmaz.
11:27Tamam, o cepte.
11:28Eğer iyi yemek yerseniz o sizin ilacınızdır.
11:31O da.
11:32Bir şey yapmaya gerek yok.
11:34Önce mevcudu nasıl tüketebileceğimize karar vermeliyiz.
11:38İnsanın başına ne geliyorsa yemekten geliyor.
11:40Doğru.
11:40Birbirini yiyor, yemek yiyor, para yiyor, yaşam yiyor, kendini yiyor, onu yiyor, bunu yiyor.
11:46Biz en iyi insan kendi tutabilen insandır.
11:51Yemeğe karşı tutabilen insandır.
11:53Hem maddi hem manevi, felsefi yemeğe her biçimiyle tutabilen insandır.
11:58Zaten temel durum bütün iktidarların, mülkiyetleşmenin ana kaynağı yeme krizidir.
12:05Akademilerinizde bir ara bir sohbette şeyi duymuştum.
12:08Çeşitli yağlar falan yapıyorsunuz.
12:10İnsanların bir de kendi hayatlarını devam ettirmelerini sağlayan bazı şeyler yapıyorsunuz.
12:15Sabun üretimi gibi bir şey.
12:16Öyle duyduğumu hatırlıyorum.
12:18Evet, birçok ürün üretiyoruz.
12:20Bunu ilaç diye nitelendirmiyoruz.
12:22Ürünler bizim hem kendi kullandığımız ana ihtiyaç materyallerimizi üretiyoruz.
12:28İkinci, bize zarar vermeyecek ürünleri üretiyoruz.
12:33Yani diş macunu ana kullandığımız sabun, temizlik malzemeleri.
12:37Onun dışında aromatik yağlar çıkarıyoruz, tarım yapıyoruz.
12:41Çanakkale'de bir tarım alanımız var.
12:43Akyaka'da bir tarım alanımız var.
12:45Diyarbakır'da bunu hayata geçirmek istiyoruz.
12:47Yavaşça bizler öncelikle tarım yapacak bireyin akademideki iştirakıyla ve bu akademideki iştirakının sonlanmasıyla ne üretebiliyorsa aynı zamanda kendi özelliğini de
12:59ilan edebilmesi, kendi özelliğini de sağlayabilmesi için bir öyküleşmeden doğan komün yaratmayı hedefliyoruz.
13:07Yani bir diş macunu üretiyorsak bu diş macunu üretiminde mütabık kalmış, mütabakat yine diyorum, mütabık kalmış 6 kişiyle bunun üretimini
13:16gerçekleştiriyoruz ve bunu resmi işlemlerini, süreçlerini kooperatifse kooperatif, homemade üretimse homemade üretim biçiminde ilerler.
13:25Sabun üretimimiz atık yağlardan sabun üretiyoruz.
13:28Günümüzde ciddi düzeyde kızartılmış fast food ve bunlardan arta kalan yağlar var.
13:33Bu yağlardan temizlik malzemeleri üretiyoruz.
13:36İşte çamaşır deterjan üretiyoruz, bulaşık deterjan üretiyoruz.
13:39Hem bu atıkların tekrar doğaya bir temizleyici olarak dönmesini hedefliyoruz.
13:44Hem de bunun için ekstra insanların tüketebileceği, yiyebileceği yağları kullanmaktan ziyade kullanılmış çöpe gidecek, çöpe gittiğinde doğaya zarar verebilecek olguları
13:54dönüştürerek ekonomik faaliyetle yürütüyoruz.
13:57Ekonomi deyince sadece bir şey üretimi değildir.
14:00Bir akademi kurduysanız bu ekonomidir.
14:02Bir hane kurduysanız bu ekonomidir.
14:04Çünkü ekonomi evi yönetmek, yürütmek manası taşır.
14:07Ama bizim yönetimlerimiz bir kişi değildir.
14:10Komünaldir.
14:11Yani herkesin onun o işin yürümesine iştirak ettiği bir süreç biçimidir.
14:17Ama tabii ki komün günümüzde insan insan ilişkileri bile oldukça tehlikedeyken, birey birey ilişkileri bile bu kadar tehlikedeyken.
14:25Komünden bahsetmek bazen ütopik gelebilir.
14:28Bunun için önce öyküleşiyoruz dedim.
14:30Yani davetle geliniyor.
14:31Bir seferde bin kişiyle hadi burada siz bunu yapın.
14:33Biz bunu yapıyoruz.
14:34Siz de gelin.
14:35Bu bir karmaşa doğru.
14:36Kargaşa doğru.
14:38Komünleri savunan kurumlar, yapılar dahi komünlere büyük itiraz ederler.
14:44Çünkü komünalizmin içinde, komün yaşamın içinde iktidar yoktur.
14:49İktidarsız bir yaşam tahayyül edemeyen bir toplumsallıkla karşı karşıyayız.
14:53Çünkü bunun pratiğini verebilecek ne bir bilim çevresi var, ne bir siyaset çevresi var.
14:59Bu toplumsal bir olgudur.
15:00Bir toplum olarak bunu inşa etmeliyiz.
15:02İnşa etmek için toplumun birer parçası olarak böyle bir pratiğin içine girdik.
15:07Bir pazar yaratma durumu da oluyor mu ürettiğiniz malzemeleri?
15:12Kapitalist bir ifade anlamında söylemiyorum.
15:14Hayatı devamlılığını sağlamak açısından.
15:16Yerinde tüketimi tercih ediyoruz.
15:18Ürettiğimiz envanterleri önce yerinde ekonomik ağın içerisine sürüyoruz.
15:27Sadece bir pazar değil, pazarsız pazar dediğimiz bir ekonomik biçimimiz var.
15:33Bunun içerisinde takas ve ekonomiyi, yani nakit ekonomik karşılığı bir arada yürütüyoruz.
15:39Buradaki amacımız önce yerelin ihtiyaçlarından ürün üretmek, sonra yerelin ihtiyaçlarından üretilen üründen eğer arta kalan varsa bir sonraki çepere bunu
15:53taşımaktır.
15:54Yoksa büyük bir lojistik ağıyla bir satış planımız yoktur.
16:00Çünkü bu da ekolojik bir sarfiyattır.
16:04Yani siz ne kadar çok sermaye para veriyorsanız, bu hem sizin toplumunuzdan gasp ettiğiniz, hem akademinizden, hem kendi emeğinizden gasp
16:11ettiğiniz bir olgudur.
16:12Yerinde tüketmek hem üreticiyi besler, hem de yerinden üretime ulaşan tüketicinin en efektif unsura ulaşmasına sebebiyet verir, olanak sağlar.
16:28Birçok işe ütopik gelebilir ama kulağı da çok hoş geliyor.
16:32Son şey olarak, Diyarbakır'da en son yapmayı planladığınız ne vardır diyerek sonlandırmak isterim.
16:39Diyarbakır'da her perşembe öyküleşme atölyesi yapıyoruz.
16:43Önce öyküye ihtiyacımız var.
16:44Büyük bir savaş ve travmanın beşiğinden çıktık.
16:48Ve her an ortada o bir savaş girdabı altında.
16:52Öyküleşmemiz gerekiyor ki en azından kendi iç çatışmalarımıza engel olabilelim.
16:58Çünkü içerideki çatışmalar dışarıdan biri size en ufak bir fiske vurduğu vakit çok büyük sarsıntılara sebebiyet verir.
17:07Ekonomi işte budur.
17:09Önce evi yürütebilmek.
17:10Kendi bulunduğumuz, dokunabildiğimiz ilk yerden öyküyle birbirimize daha fazla temas edip daha fazla bir kabulün içerisine girmek.
17:18Üretim bundan sonra gelecek bir aşama.
17:21Çünkü ağır bir hastalık altındayız.
17:24Bu hastalığın adı yeme ve iktidar hastalığı.
17:27Birbirimize abinin kardeşe, abinin ablaya, ablanın kardeşe insanın bütün olgularıyla insana büyük zararlar verebildiği durduk yere insanların bir trafikte bir
17:39korna yüzünden öldürülebildiği bir dönemde önce bu ilişkileri oturtmamız gerekiyor.
17:43Bolca öyküleşmeliyiz.
17:45Çok çok teşekkür ederim.
17:46Biz teşekkür ediyoruz.
17:47Bolca öykü ve bu sohbetin içerisinde aklımda kalan şey teşhir, teşhis, tedavi.
17:55Sergen Sucu her ne kadar ütopik şeyler anlatıysa da bence olabilitesi çok yüksek şeyler.
Yorumlar