Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 9 saat önce

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:12İlk 4-5 yaşlarında hatırlıyorum yani 1980'lerin başı, 70'lerin sonu 80'lerin başında hatırlıyorum.
00:19Aşağı yukarı 4-5 yaşlarındayım.
00:21Mesela o zamanın çok müstesna bir zaman olduğunu, Ramazan'ın gelmekte olduğunu böyle o günkü çocuk aklımda emarelerden, alametlerden, değişimlerden
00:30idrak edebiliyordum.
00:32Mesela babamların evine böyle çuvalarla mesela unun alındığını, çuvalarla mesela böyle şekerlerin alındığını falan hatırlıyorum.
00:38Böyle yiyecekler alınıyordu ve bir hazırlık vardı.
00:41Tatlı bir telaş başlıyordu insanlarda ve anlıyordum ki o zaman bir değişim olacak, bir şey olacak.
00:46İnsanlar Ramazan'a Ramazan gibi davranıyorlardı.
00:50Ramazan da onlara Müslümanla muhatap olduğu gibi oluyordu.
00:54Nasıl marifet iltifata tabidir?
00:58İlk teravihi hiç unutmuyorum yani ilk teravihi.
01:00Benim hayatım, çocukluğumda biz Sakarya mahallesinde otururduk İskenderun'da.
01:05Fakat hemen yakınımızda orada bir cami yoktu.
01:08Fakat Sakarya mahallesine en yakın mahalle, komşu mahalle arada bir yol vardı.
01:13Orada Yunus Emre mahallesi vardı.
01:15Hayatımda, çocukluğumda ve Ramazanlarda Yunus Emre Camisi, Yunus Emre Ekmek Fırını, Yunus Emre İlkokulu'ndan mezunum.
01:23Yunus Emre İlkokulu, babacığımın bir kütüphanesi vardı.
01:27O kütüphanede Yunus Emre Divanı vardı.
01:29Bu dört Yunus Emre'nin arasında geçti benim çocukluğum.
01:33Ve Ramazan hatıralarımın merkezinde Yunus Emre var yani.
01:36Şimdi Yunus Emre Camisi'ni hatırlıyorum.
01:38Çok güzel bir cami ve çok erken zamanda babam iyi ki de elimizden tutup götürmüş.
01:43Şimdi böyle kardeşimle bazen benden bir yaş küçük kardeşim var.
01:46Onunla birlikte bazen böyle değerlendirmeler yaparız çocukluğumuza dair.
01:49Ve iyi ki diyorum babam o zaman elimizden tutmuş ve camiye götürmüş ve Ramazan'ın ne olduğunu biz camide öğrenmişiz.
01:56Çünkü normal zamanlarda da bazen babam götürürdü.
02:00Ramazan'da normal zamanlarda olmayan bir değişim olurdu.
02:03Mesela caminin bir minaresi vardı.
02:06Bu minarenin böyle şerefesi vardı.
02:08O zaman böyle şerefenin ışıklarını yakmak.
02:11Camide işte avizeler var, bir ana avize var.
02:13Etrafında küçük küçük avizeler var.
02:15Bütün bu avizelerin hepsini yakmak falan.
02:17Yani o zaman da büyük bir masraf olarak görüldüğünden, imkanlar sınırlı olduğundan yakılmazdı.
02:22Ama Ramazan geldiğinde o caminin minaresinin şerefesinin nasıl yandığını,
02:27caminin bütün avizelerinin nasıl böyle yakıldığını,
02:29yakıldığını, sonra caminin nasıl böyle hınca hınç lebalep insan dolduğunu,
02:35insanların nasıl böyle dışarılara kadar taştığını, halıların serildiğini,
02:39hiç simalarına aşina olmadığım insanların camiye geldiğimi,
02:43oradaki telaşı, oradaki böyle dikkati, rikkati, hassasiyeti hissetmişim.
02:48Ve bunu mesela hafızama kazıdığımı görüyorum yani o dönemde.
02:52Bunu çok müstesna bir şey olarak hatırlıyorum.
02:55Ve şunu gördüm, şunu anladım.
02:57Bizim geleceğe taşıdığımız şey, kendi adımıza, evlatlarımızla aramızdaki ilişki adına,
03:03eşimizle, etrafımızdaki, alk komşumuzla,
03:05geleceğe dair bırakacağımız hatıra sözle ilgili,
03:09anlattığımla ilgili bir şey olmaktan ziyade,
03:11yaşamayla ilgili bir şey diye hatırlıyorum yani.
03:14Şimdi bugünkü aklımla, o günkü çocuk gözümle gördüklerimi muhakeme ettiğimde,
03:19muhasebe ettiğimde, Ramazan'a dair elde ettiğim şey bu.
03:22İyi ki çok erken bir vakitte, 4-5 yaşlarında, babacığım elimizden tutmuş,
03:27bizi o camiye, o mescide götürmüş diye şimdi dua ediyorum.
03:30Mesela ilk sahuru hiç unutmuyorum.
03:32Bir dönem dedemlerle birlikteydik.
03:34O dönemi ben hatırlıyorum, dedemlerle birlikte yaşıyorduk.
03:36Dedem emniyet görevlisiydi, bekçi olarak çalışıyordu ama tarlalarımız vardı.
03:41O tarlalarda hasatlar yapılıyordu.
03:43Bundan yani ne kadar?
03:4544-45 yıl öncesine döndüğünüz zaman yaz mevsimine geliyordu.
03:49Tam hasat mevsimine geliyordu.
03:50Mesela sahurlarda, Allah rahmet eylesin,
03:54dedemin öbür gün çalışacak tabii oruçtan da taviz vermiyor.
03:58İşini de yapması gerekiyor, geçim derdi var, ihtiyaçlar var.
04:02Böyle şehriyeli pilavla hoşafı hiç yemekten eksik etmediğini,
04:06mesela benim için şehriyeli pilavla hoşaf sahuru simgeler
04:09ve Ramazan'a dair böyle bir hafıza oluşturmuştur bende.
04:13Efendimizin çok meşhur ifadesidir.
04:16Tesahharu fe inne fissahuri bereke buyuruyor Peygamberimiz.
04:19Yani sahur yapın, mutlaka sahura kalkın.
04:21Çünkü iftara herkes yapar, mecburen yapacaksınız,
04:23uyanıksınız, işte hayatın içindesiniz falan ama
04:26sahur zamanı paranteze alan bir şey.
04:30Sahura kalktığınız zaman döngüyü kırıyorsunuz.
04:32Yani uyuma, uyanma, mutat işleri yapıp
04:36ondan sonra tekrar hayata devam etme döngüsünü sahuru kırdırıyor.
04:40Ve hayatın bambaşka bir yerine bir pencere açıyor.
04:43Şimdi ben şunu gördüm, sordunuz ya o zamana dair,
04:464-5 yaşlarına, 6 yaşına dair Ramazan'la ilgili hatırladığım
04:49en önemli şeylerden bir tanesi o ilk sahurdur mesela.
04:52Bir kalktığımda hatırlıyorum, beni de kaldırdılar.
04:55Hatta Ramazan gelecek işte sahura kalkacak falan dendiğinde
04:58sahurun ne olduğunu sorduğumda işte gece kalkıp kahvaltıyı gece yapacağız
05:02dediklerini hatırlıyorum.
05:03Ben de kalkmam lazım, benim de kalkmam lazım dediğimi hatırlıyorum.
05:06Kalktığımda o insanların yüzündeki o farklılığı çok derinden hatırlıyorum.
05:10Ve şunu gördüm, bir çocuk için sahura kaldırılmak,
05:14kalkılan bir sahur Ramazan'ın, feyzinin, bereketinin
05:16sonraki yaşlara taşındığı bir hafıza niteliği taşıyor.
05:20Bunu kendim o halimle, o zamanki durumda tespit etmişimdir.
05:23İlk iftara hatırlıyorum mesela, ilk iftar zamanı hatırlıyorum.
05:27İşte 1980'lerin başı, o ortam, o dönem, şöyle biraz tahayyül ettiğiniz zaman
05:32hani Efendimiz'in ifadesidir, iftarlının, böyle oruçlunun iki tane sevinci var,
05:37bir tanesi iftarda, diğeri de Allah'ın ona verdiği rızıklarla cennette olacaktır
05:42ikinci sevinci diye.
05:43Ben mesela ilk iftardaki o heyecanı hatırlıyorum.
05:46Gözümün önünde böyle canlı kareler var.
05:48İftar öncesinde böyle çok tatlı bir telaş olurdu.
05:50Hatta işte annem, nenem falan öncesinde çok böyle hazırlıklar yapılır.
05:54Belli yani, bu zaman başka bir zaman.
05:57Yani bir gün önceki yediğiniz akşam yemeği gibi bir şey yemeyeceksiniz.
05:59İnsanların böyle üzerinde orucun son demlerini yaşamadan dolayı bir sükunet, sekinet hali olurdu.
06:06İşte iftarlar açıldıktan sonra, sokağımızın arkası da böyle evimizin arka tarafında bir sokak olurdu.
06:11Bir sokak vardı.
06:12O sokakta ismini hiçbir zaman öğrenemedim ama
06:14böyle taze fındık diye bağırarak böyle güzel bir böyle fındıkçı amcanın geçtiğini hatırlıyorum.
06:20Mesela Ramazanlar'da çıkardı o piyasaya.
06:22Ramazan'ı anlamlı kılan şeylerden birisi de buydu.
06:25Bunu çok değerli görüyorum.
06:30Üstad Cemil Meriç'in çok güzel bir sözü var.
06:33Diyor ki çocuklarınıza sürekli İslam anlatıp durmayın.
06:37Sürekli bir şey anlatıp durmayın.
06:38Allah şöyle istiyor, böyle istiyor.
06:40Şunu yap, bunu yapma deyip durmayın.
06:42O dediğiniz şeyleri siz yapın.
06:45Çocuğunuzun olmasını istediğiniz şeyin bizatihi kendisi olun.
06:48Onlar zaten sizin gibi olacaklar diyor.
06:51İnsan gözden Müslüman olur, görerek Müslüman olur.
06:55Anlatarak kulaktan Müslüman olmak, kulaktan bir insana eğitmek B planıdır.
07:00O ikinci bir yoldur.
07:02Asıl yol, mesela Peygamber Efendimizle sahabenin arasındaki ilişki budur.
07:06Sohbet ilişkisi diyoruz.
07:07Belki de işte modern zamanda aile hukukunda en çok zayi ettiğimiz şeylerden bir tanesi de bu.
07:12Bu sohbet hukuku.
07:13Şimdi biz bir şeyleri sürekli anlatmayı düşünüyoruz ve birilerinin bir şeyi anlamasını ve onu yaşamasını zihnimizdeki plan ve kurgu dinin
07:23anlatılmasına dair bu.
07:24Fakat İslam'da işler böyle yürümüyor.
07:27İslam'ın erken devrinde, aslı saadette veya İslam'ın orijinal irşad yönteminde iş böyle değil.
07:33Söylemek istediğiniz, anlatmak istediğiniz şeyi bizatihi kendiniz yaşayacaksınız.
07:37İslam'ı görünür kılacaksınız.
07:38O görünür İslam'dan hareketle çocuk bir şey görecek, fark edecek.
07:42Oradan hayata ve hakikate yürüyecek.
07:44Ne yapmak gerekiyor?
07:45Ramazan'ı oturup Ramazan böyledir, öyledir değil.
07:48Çocuk Ramazan'ın rahmetinin, bereketinin sizdeki tecellisini görecek.
07:53Mesela Peygamber Efendimiz'in şu ifadesini hiç unutmadım, hatırlıyorum.
07:56Peygamber Efendimiz'in Ramazan'ın böyle bütünüyle ifade ettiği tabirleri, hadisleri var.
08:00Cennet kapılarının açıldığını ifade ediyor Peygamber Efendimiz.
08:02Cehennem kapılarının kapatıldığını ifade ediyor.
08:05Şeytanların en azılılarının böyle kelepçelere, bukalara vurulduğunu ifade ediyor.
08:10Mesela gökten bir münadinin, muhtemelen bir meleğin insanlara şöyle nida ettiğini anlatıyor Peygamber Efendimiz.
08:17Ey cennete talip olan, ey Allah'ın rızasına talip olan, gün bugündür harekete gel, gayrete gel diye nida ettiğini, haykırdığını
08:25ifade ediyor Peygamberimiz.
08:27Şimdi bunun gönlümüze, hayatımıza, duygularımıza, duruşumuza bir etkisinin olması lazım.
08:32Ramazan anlatılan bir şey değildir.
08:34Ramazan yaşanan bir olgudur.
08:35Ve çocuk baktığında sizin mesela Ramazan'daki duygusal değişiminizi, ona olan sevginizi, samimiyetinizi, muhabbetinizi, sabrınızı bir defa görmeli.
08:45Şimdi bir çocuğa sabır nasıl anlatır?
08:46Mesela orucun en önemli çıktısı budur.
08:48Ramazan'ın mümine Müslüman'a öğretmek istediği en önemli değerlerden bir tanesi takva ve sabırdır mesela.
08:54Çocuğa sabrı nasıl anlatırız?
08:55Oğlum sabırlı olmalısın, şöyle yapmalısın falan derken bir taraftan.
08:59Eğer çocuğun annesine sabırsız davranıyorsanız, tahammülsüz davranıyorsanız, incir çekirdeğini doldurmayacak mevzulardan kıyameti kopartıyorsanız,
09:08bir kaşık suda fırtınalar koparıyorsanız, siz çocuğa sabrı istediğiniz kadar lisanınızı anlatın, istediğiniz kadar dilinizi anlatın.
09:15Bunun hiçbir etkisi ve tesiri yoktur.
09:16Bir çocuğa Ramazan kültürü vermenin en önemli yolu, teravihiyle, ne bileyim sahuruyla, iftarıyla, ziyaretleşmesiyle.
09:24Mesela bizim Anadolu coğrafyasında, Anadolu irfanda çok güzel bir adettir.
09:29Arefe günleri kabir ziyaretleri yapılır.
09:31Kabir ziyaretleriyle, fakire, fukaraya, garibe, gurebaya, yetime, yetemaya, infak ile,
09:36evdeki muamelelerimizde Ramazan'ın rahmetinin bizde tecelli ettiğini ayağın beyan ete kemiğe büründürerek,
09:41evet kızdığımız şeylere kızmayı terk ederek,
09:44bütün boyutlarıyla Ramazan'ın duygusal ve eylemsel boyutta ortaya konulmasıyla,
09:48ancak çocuğun zakiresine, hafızasına, Ramazan'la ilgili bir yad-ı cemil bırakılabilir diye düşünüyorum.
09:56Onun dışındakilerin tamamı havanda su dömektir.
09:59Bir dilenmadır, bir dikotomidir.
Yorumlar

Önerilen