Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
İslam’da evlilik sadece iki insanın aynı evi paylaşması değildir; evlilik bir ibadettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) evliliği fıtratın gereği olarak görmüş, “Nikâh benim sünnetimdir” buyurarak bu birlikteliğin ne kadar kıymetli olduğuna dikkat çekmiştir. Dolayısıyla evlilik; sabır, emek, anlayış ve fedakârlık isteyen uzun soluklu bir kulluk yolculuğudur.

Günümüzde ise ne yazık ki birçok genç, evliliğin daha ilk aylarında hatta ilk yıllarında boşanma yoluna gidebiliyor. Bunun temelinde, evliliğin bir sorumluluk ve imtihan alanı olduğu gerçeğinin yeterince idrak edilmemesi yatıyor. Oysa hayatın kendisi gibi evlilik de kusursuz değildir. İslam, zorluklar karşısında hemen vazgeçmeyi değil; sabretmeyi, konuşmayı, orta yolu bulmayı ve birbirini incitmemeyi öğütler.

Hasan ve Ayşe Kalyoncu çiftinin 70 yıl süren evlilikleri, tam da bu anlayışın canlı bir örneğidir. Yoklukta da varlıkta da, gurbet yıllarında da zorluklar karşısında da “ben” değil “biz” diyebilmişlerdir. Sevgi, saygı ve huzuru merkeze alan bu yaklaşım, Kur’an’ın aileye yüklediği merhamet ve sükûnet anlayışıyla birebir örtüşmektedir.

Unutmamak gerekir ki hayatta hiçbir şey dört dörtlük değildir. Evlilikte karşılaşılan sıkıntılar, ibadetin bir parçası olan imtihanlardır. Sabırla, dua ile ve karşılıklı anlayışla aşıldığında ise bu zorluklar aileyi daha da güçlendirir. Kolay zamanlarda herkes birlikte olabilir; asıl kıymet, zor zamanlarda birbirine omuz verebilmektir.

Bu yönüyle Kalyoncu çiftinin hayatı, gençlerimize şunu hatırlatmaktadır:
Evlilik terk edilecek bir yük değil, emek verilecek bir emanettir.
Ve bu emaneti hakkıyla taşıyanlar, hem dünyada huzuru hem de ahirette karşılığını bulur.

“Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması da O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Rum Suresi, 21. Ayet)

İşte Hasan ve Ayşe Kalyoncu çiftinin 70 yıla yayılan evliliği, bu ayetin hayata yansımış hâlidir:
Huzur, sevgi, merhamet ve sabır…
Gençlerimiz için en güçlü örnek de tam olarak budur.
Döküm
00:10Sen şimdi mi gelin biraz?
00:14Ve kulaklık da istemedi.
00:17Öyle kaldı.
00:18Şimdi gene güzel konuşam iyi.
00:21Dili basıldı biraz.
00:25Güzel bak şeye.
00:31İyi misin şimdi? Nasıl iyi misin?
00:34İyi misin şimdi?
00:35İyi mi?
00:5256'ın sonunda şey ettim burayı.
00:56Geldim 56'da.
00:58Nasıl tanıştık?
00:59Görücü usulüyle.
01:00O birbirimizi bilmezdik.
01:03Babalarımız şey etmiş.
01:04Eee babam verdi.
01:06İyi ocak yer dedi.
01:07Verdi.
01:08Ben de geldim.
01:09Hiç şaşırdım bir kere.
01:11Nasıl işte öyle?
01:12İşle, güçle, çocuklarla.
01:16Öyle geçti günümüz.
01:18Anede dirilik, birlik olduktan sonra geçinmek birbirinle uyuştu mu geçim oluyor.
01:24O şeydir sen ses etmeyeceksin.
01:27Sen daha üstte çıkayım dersen hepten hane bozulur.
01:31Öyle geçindik işte.
01:32Ama öyle kavgamız, gürültümüz olmadı hiç.
01:35Varlık olmuş, geçim olmamış.
01:37Onun kıymeti yok.
01:38Birbirimize gene eşeğimiz hiç bitmez.
01:40Öyle olmasaydı zaten geçinemezdik.
Yorumlar

Önerilen