Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
#NazanUysalHarzadın #FonksiyonelBeslenme

Söyleşi: Ebru D. Dedeoğlu

Bir sabah uyanıyorsunuz ve yorgunluğunuzun sadece uykusuzluktan değil, bedeninizin ihtiyaçlarından geldiğini fark ediyorsunuz. Doğan Kitap’tan yayımlanan Fonksiyonel Beslenme adlı kitap, Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın’in hem bilimsel birikimi hem de kişisel deneyimiyle vücudumuzu nasıl dinlememiz, ihtiyaçlarımızı anlamamız ve tekrar nasıl bir bağ kurmanız gerektiğini anlatıyor. Her lokma için “bir mesajdır” derken kastettiği tam da bu: Yediklerimiz hücrelerimizi etkiler, hormonlarımızı yönlendirir, bağışıklığımızı şekillendirir.

Harzadın’i yıllardır yakından takip ediyorum. Özellikle Instagram hesabında sağlıkla ilgili karmaşık ve çetrefilli konuları korkutmadan, adım adım nasıl uygulayabileceğimizi göstererek binlerce kişiye rehberlik ediyor. Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın ile online görüştük, fonksiyonel beslenme, sağlıklı gıda ve pestisitlere kadar zihnimizi karıştıran konuları konuştuk.
Döküm
00:00Hoş geldiniz.
00:01Kitabınızı tek tek okudum.
00:03Her sayfayı neredeyse okudum.
00:07Çok soru çıkarılacak kitaptan kısımlar var ama tabii yer sınırlı.
00:12O yüzden ikinci röportaj alıyorum Esri.
00:16İlk olarak annenizden başlamak istiyorum.
00:20Annenizin troit ameliyatıyla başlayan yolculuğunuz, sizin tıbba ve sonra da fonksiyonel tıbba ilginizi hakkında biraz konuşalım.
00:29Türkiye'de kadınların hala en görünmez endoktrin sorunlarıyla boğuştuğunu görüyoruz.
00:35Tiroit sorunları birçok kadında var.
00:38Çevremizde de çok var.
00:41Bu tiroit vakalarının artışını beslenme şekline bağlayabilir miyiz?
00:46Bununla ne kadar ilgili?
00:48İlk olarak ondan başlamak istiyorum.
00:51Tiroit tabii çevreden, beslenme de dahil çevreden en çok ve ilk etkilenen organ.
00:59Ne bileyim dışarıda neler oluyor, bitiyor.
01:03Hani nöbetçi gibi düşünün tiroidi.
01:05Dışarıda olup bitenden ilk etkilenen.
01:09Özellikle tiroit problemi varsa o kişi bence son derece hassas.
01:15Özellikle olaylara karşı hassas.
01:18Böyle bir bünyesi var anlamına gelir.
01:22Tabii ham madde eksiklikleri de tiroitle ilgili problemin bir diğer nedeni.
01:27Yani tiroidin temelde istediği iki şey var.
01:30Hep söylediğimiz işte daha böyle huzur, güven ortamı, sakinlik ister.
01:37Bir de kendisinin kullanacağı maddeleri bol bol ister.
01:42Hani bolluk ister.
01:43İyot mu bu kendi istediği maddelerden biri de?
01:47Bir tanesi de iyot.
01:49Tabii bunun dışında çinko, selenyum, vitaminleri, D vitamini, A vitamini bayağı kalabalık bir vitamin, mineral şeyi var.
01:59Peki.
02:00Peki ülkemizde bu iyot bir süreye kadar hani çok verilmiyordu ve fazlası zarar deniliyordu.
02:07Ve biz kadınlarda çoğunlukla da iyot eksikliği görülüyor.
02:11Iyot'u gerçekten de kontrollü kullanmak gerekiyor.
02:15Iyot'un azlığı da çokluğu da vücudun istemediği, vücudun tepki gösterdiği bir durum aslında.
02:23Hani iyot azsa işte tiroidimiz hormon üretemiyor.
02:29Bağırsak bariyeri ve bağışıklık olumsuz etkileniyor.
02:33Tabii genel vücut direncini, beyin çalışmasını birçok şeyi etkiliyor iyot.
02:39Ama fazlaysa da bir bakıyorsunuz tiroid diyor ki bu kadar iyot bana zarar veriyor diyor.
02:47Kendini kapatıyor ve varlık içinde yokluk çekmeye başlıyor.
02:51Bu kez beyin diyor ya tamam kapattın ama hormon yok bana gelen giden.
02:57Bu kez TSH yani beyinden tiroide uyarı gönderen hormon yükseldikçe yükseliyor.
03:04Yani yüksek doz iyot aldığımızda TSH'lar yükseliyor maalesef.
03:10Bu konuda dünyada iyot hareketi diye bir şey var.
03:18Hani varsın yüksek olsun TSH.
03:21Biz iyota doyduralık vücudun.
03:23Anladığım kadarıyla.
03:24Partişma konusu.
03:26Onlar bu tarafı savunuyor ama maalesef ki otoyümün tarafı hani TSH'ın fırlaması da tamam yükseldi.
03:36Onlar hani önemli değil bu yükselebilir diyor.
03:39Ama maalesef otoyümün tiroid problemlerini de bu tetikleyebiliyor.
03:43O yüzden herkes için tek bir doğru yok.
03:46Ben güvenli iyot dozunda ve aralığında gitmeyi tercih eden gruptayım.
03:52Güvenli aralık bazı kişiler için bir miligramın altı bazı kişiler için sıfır beş miligramın altı oluyor.
04:02Aslında hani o yüksek dozda bayağı bir elli miligramları verenleri duyuyorum ben.
04:11Bayağı yüksek dozları.
04:12Galiba burada da denge ve doktor kontrolü en önemli iki kilit kelime burada da sanıyorum.
04:18Evet önce hani hep bizim tıf fakültesine başladığımızda hocalarımızın söylediği bir şey vardı.
04:26Önce zarar verme.
04:28Çok güzel.
04:28Hipokratın lafı aslında hani ilk günden itibaren önce zarar verme sisteme.
04:37Zaten vücudumuz mükemmel çalışan bir makina.
04:40Sen ona çalışacağı optimal düzeyleri ortamı sağladığında o kendi dengesini zaten kuracaktır, bulacaktır.
04:48Peki bu kronik hastalıkların altında üç temel neden olduğunu söylüyorsunuz.
04:53Bunlar nedir?
04:54Tam olarak bize biraz anlatabilir misiniz?
04:59Aslında üç şart gerekiyor bir kronik hastalığın ortaya çıkabilmesi için.
05:06Genetik zemin hani ailesinin yani genetik zeminin varmıyı anlamak ailede otoimmün hastalığı olan herhangi birinin olması.
05:18Gerçi günümüzde otoimmün spektrum içinde değerlendirdiğimiz bir sürü hastalık var.
05:25İşte tamam hani alzheimer, parkinson, haşimato, greves, vitiligo bunların hepsi otoimmün hastalık olarak tanımlanıyor.
05:38Ama diğer taraftan otoimmün spektrum içinde değerlendirilen işte kalp damar hastalıkları, kan şeker dengesizlikleri, diabet hatta kanserler yine spektrum içinde değerlendirilen
05:55Son zamanlarda çünkü ortaya çıkış şartları ve kontrol altına alınma şartları aslında otoimmün hastalıklardaki gibi.
06:05Dolayısıyla hani ailede geriye doğru baktığınızda mutlaka birisinde bu hastalıklardan biri var anlamına geliyor.
06:14Hani bana sorarsanız bu yüzyıl insanı bu yüzyıl yaşam tarzına tarzıyla sıkıntı çekiyoruz.
06:21Yani bizim bedenlerimize uymayan yaşam tarzları yaşıyoruz.
06:26İşte beslenmemiz yine öyle.
06:29Daha stresli bir ortamdayız.
06:31İşte masa başında oturuyoruz.
06:34Besinlerimiz değişti.
06:36Bunların hepsi bizi otoimmün hastalıklara yatkın hale getirdi.
06:40Yani genetik olarak hepimiz yatkın haldeyiz.
06:43İkincisi bağırsak dispiozisinin olması.
06:46Neden hani şimdi bağırsaklar durduk yere ne alaka?
06:50Nasıl bu hale geldik?
06:51Nasıl bu hale geldik?
06:54Şimdi otoimmün hastalık kafası karışmış.
06:59Kendi işini yapmayan hatta yanlış işler yapan bağışıklık sistemi demek.
07:04İşte kanserli hücreyi bulup yok edemeyen bir bağışıklık sistemi.
07:08Ya da kendi vücuduna saldıran işte Haşimato'da tiroide saldıran bir bağışıklık sistemi.
07:15Romatöyterit de ekleme saldıran bir bağışıklık sistemi gibi düşünebiliriz.
07:19Yanlış işler yapan bir bağışıklık sistemi.
07:23Hani bunlar nerede?
07:25Kafalar nerede karışmış olabilir?
07:28Neden işini yapmıyor diye baktığımızda bağışıklık sistemi hücrelerinin yüzde yetmişi bağırsak aslarının iç yüzeyinde.
07:35Diyoruz ki burada bir şeyler yolunda gitmiyor ki bunların kafası karışıyor ve yanlış işler yapıyor.
07:42Üçüncüsü de tetikleyici bir olay olması.
07:45Bu ikisi varsa tetikleyici yani artık sadece bir kibrit çakmaya bakar.
07:52Tetikleyici olaydan kastımız bu.
07:56Hastalığın ortaya çıkabilmesi için.
07:58Tetikleyiciden kastettiğim de şu.
08:01İnsan vücudu rutini çok seviyor.
08:03Aynı yerde uyanayım, aynı kişiler olsun çevremde, aynı şeyleri yapayım ister.
08:08Rutin dışına çıkaran iyi veya kötü her şey tetikleyici olabilir.
08:13Mesela evlenmek tetikleyici olabilir.
08:17Boşanmak, çocuk sahibi olmak, isteyip olamamak, ev değiştirmek, iş değiştirmek, şehir, ülke değiştirmek, evde tadilat yaptırmak,
08:26terfi almak, birini kaybetmek, bir sınavı başarmak ya da başaramamak.
08:32Bunların hepsi vücut için yeni bir düzenlemeyi gerektirir.
08:36Vücut için bir stres.
08:38Mesela kanser teşhisi almış hastalarıma sorduğumda sıklıkla bu tetikleyiciyi çok net bir şekilde söylüyorlar.
08:46Şu olay oldu ondan sonra ben bunu yaşadım.
08:50Kanserli bir hücrenin gelişebilmesi için son 7 yıla bakmak gerekiyor mesela.
08:56Neler yaptın, ne içtin, ne yedin, nelere maruz kaldın, nasıl bir ortamdı, çok mu stresliydi gibi.
09:07Yani bu 3 şartın bir araya gelmesi gerekiyor bir hastalığın ortaya çıkabilmesi için.
09:13Yani stres için rutinlerimizi bozmamamız gerekiyor ya da tetikleyici olabiliyor rutinlerin bozulması.
09:22Ama beyin sağlığımız için de rutinleri biraz bozmamız gerekiyor değil mi?
09:26Ya evet ama orada kritik dengeyi, bizi derinden sarsan rutinlerin bozulması, derinden sarsan bir şey olmamasından bahsediyoruz.
09:37Rutine evet her zaman gittiğin yoldan gitme, farklı yoldan gitme, yine farklı uyarılar gelsin, her zaman aynı yemeği yeme, tamam rutin önemli ama birkaç alternatifin olsun bunlar kıymetli.
09:48Ama diğer taraftan derinden sarsacak olaylara karşı da tabii vücudumuzda kuvvetli hale, yani otoyemin hastalığı tetikleyebileceği için kuvvetli hale getirmemiz gerekiyor.
10:03Yani bundan sonra hayatımızda hep tetikleyiciler olacak.
10:09Bizim bundan korunma yollarını, özellikle bu tetikleyicilerin olduğu dönemlerde, mesela mevsim geçişleri de tetikleyicidir.
10:18Özellikle sonbahar, ilkbahar da aynı şekilde.
10:22Mesela alerjileri de biz.
10:23Orada bizim saçları çok daha fazla dökülüyor, işte daha halsiziz, yorgunuz ya da uyumak istiyoruz gibi bunları da sayabiliriz herhalde değil mi?
10:34Tabii yani mesela gripal enfeksiyonlar bile aslında kışın soğukta o kadar çok olmaz, baharda daha çok olur.
10:43Özellikle ilkbahar, sonbaharda.
10:46Hem bu tetikleyicilerin, hani tetikleyici gibi vücut, mesela şu an vücutlarımız sıcak havaya alıştık.
10:54Ama birdenbire soğuk havaya yeni bir adaptasyon gerekiyor.
10:57Hani kabaca bunu bile düşünsek.
10:59Mesela şimdi okullar açılıyor, pek çok çocuk için aslında bu okula başlamayı nasıl aldığına bağlı olarak tetikleyici olabilir.
11:09O yüzden hani anne babalar buna bu konuda kendi kendileri de stres yaşıyor olabilirler.
11:17Stresi yönetme becerilerini daha düzenli böyle zamanlarda uygulamak gerekiyor.
11:22Bir de metilasyon dediğimiz hücrelerin içinde bir kimyasal döngü var.
11:29Ana kontrol merkezi gibi değerlendiriyorum ben.
11:33Bu tetikleyicilerin olduğu dönemlerde metilasyonu daha iyi korumaya da odaklanmak gerekiyor.
11:40Hasta olmamak için ya da sağlığı korumak için.
11:44Peki.
11:46Ben sizi hep böyle işte pazardan alışveriş yaptığınız falan izliyorum.
11:51Çünkü ben de bir pazar hastasıyım çok seviyorum.
11:54Doğal beslenmeye çalışıyorum.
11:56Ama kitabı okuyunca şu soru aklıma geldi.
12:00Hocam bunları biz tamam görüyorum sizi yıllardır izliyorum ama sağlıklı gıda nedir?
12:05Gerçekten pazardaki de sağlıklı mıdır?
12:09Ki ben öyle inanıyorum.
12:10Ama galiba kilit bir soru bu oluyor.
12:13Çünkü hepimizin bu konuda kafası karışık.
12:15Aynen öyle.
12:17Hani sağlıklı beslenme kurallarını ne kadar konuşsak da hatta bilsek de en büyük sorunumuz sağlıklı gıdaya ulaşmak bu dönemde bu yüzyılda.
12:31Sağlıklı gıda aslında sağlığımızı daha iyiye götüren gıda gibi düşünebiliriz.
12:43Ama tabii bunun kuralları var.
12:46İşte mevsiminde olacak, doğal halinden uzaklaşmamış olacak, doğadaki formuna en yakın formda olacak, işlenmemiş olacak.
12:55Tabii tarım ilacı gibi sorunlar ya da kimyasallarla temasta olmaması gerekiyor.
13:06Birçok kuralları var.
13:08Hani bu ürün kim yetiştirdi, nerede yetişti, nasıl şartlarda biraz onları da gözetmemizi gerektiriyor.
13:15Hani en doğal haliyle tüketsek bile.
13:18Mesela bizim şimdi evden ben çıkıyorum, spora gidiyorum.
13:25Yürüyüş alanımda hemen yolun kenarında kendiliğinden çıkmış.
13:29Bir tarafta incir, bir tarafta da şeftali ağacı var.
13:32Ama yani hiç kimse bakmıyor.
13:34O tamamen kimsenin sahip olmadığı bir alanda.
13:39İncirin başı incir dolu.
13:41Şeftalin başı da şeftali dolu.
13:43Evet çok doğal görünüyorlar.
13:45Ama arabalar sürekli oradan geçiyor.
13:46Yani ilaçlama yapılmıyor ama sürekli egzoz dumanına maruz kalıyor.
13:51Egzoza maruz, kimyasallara maruz kalıyor.
13:54Ne kadar kendi halinde yetişiyor bile olsa, nerede yetiştiği önem kazanıyor burada.
14:02O yüzden hani bu yüzyılın bence en büyük problemi ve hiçbir şekilde kendiniz yetiştirmediğiniz müddetçe emin olmamız mümkün değil.
14:11Ama her şeyi de kendimiz yetiştirmemiz mümkün değil.
14:13Şehir hayatında bu çok zor, apartmanın hayatında çok mümkün değil.
14:18O yüzden ulaşabildiğimizin en iyisine ulaşmaya, hani obsesyon düzeyinde değil ama ulaşabildiğimiz en iyisine ulaşmaya çalışacağız.
14:31Bir de bu sağlıklı beslenmeyi konuşuyorsak hani böyle basamak basamak aslında.
14:38Önce sen basamağın neresindesin bir onu değerlendirmek gerekiyor.
14:43Yani sadece marketten alışveriş yapıyorsan bu basamaklardan biri belki o olabilir.
14:47Önce marketin iyisini almakla başlayabilirsin.
14:51İşte gidip paketli ürün almak yerine işte daha doğasından uzaklaşmamış besinleri alabiliriz marketten.
15:00Ama bir süre sonra ona alıştığımızda diyeceğiz ki ya marketin evet ben sebze reyonunu kullanıyorum ama buradaki sebzeler en erken hasat edildikten 5 gün sonra benim elime ulaşıyor.
15:12Ben aynı gün hasat edilmiş olanını bulmaya çalışacağım diye kafaya takıyoruz bir süre sonra.
15:19İşte semt pazarlarını kullanmaya başlıyoruz.
15:22Semt pazarında şimdi o kişi ne kadar yetiştiriyor onu bilemiyorsun.
15:26Tarım ilacı mı kullandı, bahçesi neredeydi?
15:29Ben bunların hepsini sorgulamaya çalışıyorum mesela.
15:32Sohbet ediyorum bahçenlerde.
15:35İşte gelebilir miyim, ziyaret edebilir miyim?
15:37Bir sonraki aşama o oluyor.
15:38İşte organik pazarları takip etmek yine bir çözüm olabilir ama organiğin de Türkiye'deki tanımıyla ilgili denetimler noktasında özel firmalar yapıldığı için hani yaptığı için denetimleri hani bugün için tartışılan konulardan bir tanesi.
15:57Gerçekten denetimler yeterince hakkıyla yapılıyor mu diye.
16:01Belgeler gerçekten doğru mu?
16:04Doğru mu diye.
16:05O yüzden organik evet bir çözüm gibi görünse de organiği de kim yetiştiriyor onu da sormak gerekiyor.
16:13Belki en üst basamak her şeyi işte sebze mi, koyunu mu, keçi mi ne bileyim yumurta mı, tavuğu mu her şeyi kendim yetiştirdiğim bir basamak belki de.
16:25Ben orada değilim.
16:25Orada olmayı çok isterim ama değilim yani.
16:27Bir de bu olayı da çok obsese edince de bu sefer psikolojik hinseslikler var.
16:33Aynen öyle.
16:34Bu da başka türlü vücudu tetikleyici streslere neden oluyor.
16:39Kesinlikle katılıyorum.
16:40Ben kendimde de bir dönem yaşadığım için o zaman daha büyük bir kaotik bir hale geliyorsunuz.
16:46Burada yapacağımız şey ulaşabildiğimiz ne bileyim en iyisine hani obsesyon düzeyinde değil yaşam konforumuzu mümkün olduğunca bozmayacak ulaşabildiğimiz ham maddeye, besinlere ulaşıp biraz vücudumuzun da çok güzel bir detoksifikasyon sistemi var aslında.
17:05Orayı desteklemek, o tarafta da çalışmak, kuvvetli hale getirmek ve ipuçlarını toplamaya çalışmak.
17:15Yani bir besini yedikten sonra sivilceniz bir şeyiniz çıkıyorsa o besinle ilgili bir sorun var anlamına gelir.
17:21Vücudunuz ona bir tepki vermiş anlamına gelir.
17:23Ya da yediniz o besini çok şiddetli hani ishal kusma, karın ağrısı olmadıktan sonra biz her şeyi yolunda sanıyoruz.
17:33Ama dikkati toplayamama, konsantre olamama gibi şikayetler oluyorsa o besine özgü bir şey de olabilir.
17:39Tabii sizin metabolik dengenizdeki problemler de hep yaşıyorsanız biraz oralara da bakmak gerekebilir.
17:48Kitabınızda pestisitler kısmı çok önemli ve bence Türkiye'deki en büyük problemlerden biri de bu gıda sorunu.
17:56Yani gıda pestisit olayı, geri dönen ürünler falan yurt dışından hepimiz bu konuda tehdit altındayız ve yani çaresiziz.
18:06Kitapta da çevre çalışma grubunun en kirli 12 listesi yer alıyor.
18:12Üzümden çileye kadar gıdalar mevcut.
18:16Peki bu gıdalar nedir hani kısaca bahsetsek ve ne yapmamız gerekiyor?
18:22Bunlardan nasıl arayacağız?
18:24Karbonat, sirke falan yeterli mi?
18:27Ya da hani bilmiyorum ben de çok çaresizim.
18:30Ne yapmamız lazım hocam?
18:33Ya evet en çaresiz olduğumuz konu gerçekten de.
18:37Şimdi çevre çalışma grubu Amerika'da bir kar amacı gütmeyen bir topluluk.
18:43Hani tartışılan şeyleri var işte analizleri kendisi alıyor şey yapıyor ama analiz parası için de kuruluşlardan bağışlar topluyor.
18:53Bu konuda tartışılıyor ama sonuçta şu an doğru düzgün bir şeyle konuşmamız gerekiyorsa bir o var elimizde.
18:59İnşallah Türkiye'de de bununla ilgili devlet eliyle üstelik.
19:03Bu denetimler de aslında iyi oluyor.
19:06Biz de geri dönenlerden herhalde hesapta.
19:08Sivri biber falan hani kim hangisi geri döndüyse çeri domatesler.
19:15Evet yani bir de tahşiş listeleri var.
19:18Hani onlar da bizim için bir yol haritası olabiliyor gerçekten de.
19:22Şimdi bu çevre çalışma grubunun listelerini şöyle önemsiyorum.
19:28Aslında evet Amerika'da yapılan bir şey ama bütün dünyada geçerli.
19:34Mesela ilk o kirli 12 sıralama sıklıkla yıllardır aynı.
19:42Çilek birinci sırada.
19:43İşte şeyler biberler ne bileyim şeftali nektarin ondan sonra hani listenin o ilk baştaki o 12'si üzüm var değişmiyor.
19:59Dolayısıyla şöyle olabilir.
20:01Yani ben mesela çilek kesinlikle almıyorum.
20:05Kim ürettiğinden ürettiğini biliyorsam ve eminsem ancak o zaman alıyorum.
20:10Çileği çok seviyorum ama almıyorum.
20:14Bir de hani çilek çok arsız da bir bitki açıkçası.
20:18Küçücük bir hani annemlerin yazlığının bir bahçesinin bir köşesine dikmiştim ben yıllar önce.
20:25O kadar büyüdü de büyüdü o bile böyle.
20:28Atmak zorunda kaldılar bir kısmını hani.
20:31Bir saksıda hani çiçek yetiştirmeyi seven birisiyseniz bir saksıda eğer çileği çok seviyorsanız yetiştirmenizi öneririm açıkçası.
20:39Şimdi tabii en temizler listesi hep avokado işte soğan hani daha ülkemizde de analizlerini yaptırdım diyorlar.
20:51Ama ben diyorum ki yani zaten bunlar en temiz de çok hani buna çok da şey değil.
20:55Hani bu en kirliler ve en temizler listesi biz neyi nasıl ve nereden alacağımız konusunda dikkat etmemiz noktasında bizi yönlendirdiğini düşünüyorum.
21:09Mesela taze fasulye bence en çok tarım ilacı kullanılan domates en çok tarım ilacı mesela benim ilaç tarım ilacı bayisi olan hastam var.
21:21Diyor ki iki ayda on üç kez o tarla ilaçlamak üzere bana ilaç almaya geliyor.
21:30Yani bu kadar çok kullanılıyor diyor.
21:32Bazı hangi besinlere dikkat etmemiz konusunda bu listeleri önemsiyorum.
21:36Ama onun ötesinde hani nasıl temizleyebiliriz ne yapabiliriz biz hani bu kirli diye mi yola çıkacağız yoksa tamam temizdir deyip mi yola çıkacağız.
21:51Aslında o besini eğer hangi şartlarda yetiştiğini bilmiyorsak o besini pişirecek miyiz çiğ mi tüketeceğiz nasıl tüketeceğiz biraz buna göre de karar vermek gerekiyor.
22:06En sıkıntılı olan tüketme şekli salatalar hani çiğ olarak tüketeceğimiz.
22:11Çünkü pişirmek birçok tarım ilacını bir miktar azaltmayı hatta bazılarını tamamen azaltmayı sağlıyor.
22:17İşte fermente etmek yine tarım ilaçlarından kurtulmaya ilacın cinsine bağlı olarak yardımcı olabiliyor.
22:25Ama en büyük sıkıntı salatalarda çiğ tüketeceğimiz şeylerde.
22:29%100 tarım ilacından kurtulmak mümkün mü?
22:34Evet birçok yöntem kullanılıyor ama hangi ilaç kullanıldığına bağlı olarak çok mümkün değil.
22:41Yani püskürtülen ilaçlar var bitkinin üzerine bunları bir miktar işte karbonatlı suda beklemek tuzlu suda bekletmek bunları bir miktar azaltıyor.
22:54Ama büyük oranda azaltanları da var ama ilacın ağacın köküne verip bütün bitkinin içeriden öz suyuyla işte neyse meyveye kadar ulaşan şeyler de var ilaçlar da var.
23:09Onlar da kurtulmak çok mümkün değil.
23:11Hani biz mutfakta bilmediğimiz şeyi karbonatlı önce tuzlu suda sonra karbonatlı suda bekleterek salata yapacaklarımızı özellikle bu şekilde tüketmekte fayda var.
23:24Ama bunlar tabi devletin politikalarla yapması gereken buradaki sınırlandırmaları hani bizim biraz daha dışımıza çıkan bir konu oluyor.
23:36Maalesef peki paketli gıdaların sadece katkı maddeleri değil ambalajından bile bisphenol A, filatat gibi işte kimyasal geçtiğini anlatıyorsunuz.
23:48Gerçekten etiket okumayı yeni öğreniyoruz.
23:54Hani son bir on yıllık mesele belki de.
23:58Peki bu gıda etiketleri yeterince şeffaf mı?
24:01Mesela bu sizin o kitabınızda okuduğum maddelerin çoğu yazmıyor o etiketlerin üzerinde.
24:07Biraz o konuya değinelim mi?
24:09Hani okusak da o şeffaflığı sağlıyorlar mı bize?
24:14Ben hep kural olarak şey diyorum.
24:18Ya adın sanını ilk kez duyduğunuz şeyler varsa o gıdanın içinde onu tüketmeyin.
24:25Yani en basiti yulaflı bir bisküvi alıyorsunuz marketten.
24:30İçinde işte yulaf olduğunu, şeker olduğunu, belki yağ olduğunu düşünüyorsunuz.
24:37Ama adını sanını belki de ilk kez duyduğunuz en az on tane daha içindekiler kısmında olduğunu görüyoruz.
24:46Hani bir tane bile bilmediğiniz bir şey varsa içinde onu almamakta fayda var.
24:52Özellikle çocuklara bunu tembih etmek.
24:54Hani biz kendimiz bunu uygulayabiliriz ama çocuklara tembih etmek çok kıymetli.
24:59Küçükken oğlum bana soruyordu bunu alabilir miyim diye.
25:03İçindekileri oku bilmediğim bir şey varsa alamayız diyordum.
25:07Çocuklar hani sebeplerini de anlatarak.
25:10Çünkü sıklıkla anneler o abur cubur çekmecesinin dolu olması.
25:16Sanki onlara ödülmüş gibi verildiğini hissediyorlar.
25:21Tabii benim bildiğim o içindekileri yazmakla yükümlüler.
25:27Yani öyle bir şey var içinde ne varsa o ürünün yazmak zorunda üreticiler.
25:33Bir tek sıkıntı o kadar minik ve okunması zor yerlere basılıyor ki o içindekiler.
25:41Böyle paketin kıvrımının içine falan minicik.
25:46Ben telefonumla fotoğrafını çekip büyütüp öyle şey yapıyorum.
25:50Yakın gözlüğü falan da işe yaramıyor.
25:52Bir şey yaramıyor mümkün değil kesinlikle.
25:55Kesinlikle hani içindekilere bakmaya çalışacağız yani bakacağız.
26:00Bir de tabii bazen sadece doğal şeyler olsa da içinde mesela hurma suyu son zamanlarda elma suyu konsantresi.
26:09Bunlar sanki çok doğalmış gibi ama sürekli tüketimde bunlar da zarar veriyor.
26:14Üstelik de herkes için uygun olmayabilir.
26:17Biraz şekerden glikozdan kaçarken fruktoza tutulduk yakalandık gibi oluyor.
26:24Bir dönem yağ zararlı deyip karbonhidrata yüklendiğimiz gibi bu yüzyılın da bence en büyük sorunu şu anda.
26:33Onu da onu soracaktım.
26:34Şeker zararlı deyip şeker yemeyip o tatları alternatifleriyle tatmin etmeye ya da gidermeye çalışıyoruz.
26:43Orada da fruktoz tehlikesi karşımızda.
26:47Yani elma suyu satılıyor.
26:49Elma suyu şekeri deniliyor.
26:52Böyle konsantrelerde falan.
26:53Almayacağız.
26:54Almayacağız değil mi onu sormayacağız.
26:56Yani mesela canımız bir tatlı bir şey istiyorsa bence en iyi seçenek pişmeyen reçeteler için bal kullanabiliriz.
27:10Balla tatlandırabiliriz.
27:12Ama pastörize edilmemiş ham bal hem içindeki polifenollerle vücudumuzu daha iyi besleyebilir.
27:18Sağlığımızı daha iyi götürebilir.
27:20Pişen reçeteler için de keçi boynuzu unları satılıyor öğütülmüş halleri.
27:27Bunu kullanabiliriz.
27:28Ya da işte dut satılıyor kuru dut.
27:31Bunu alıp öğütüp kullanabiliriz.
27:34Ama her zaman taze meyveler ilk tercihimiz olacak.
27:38Mesela ben elmayı rendeleyip birazcık pişirince buna şeker muamelesi yapıyorum.
27:46İnanılmaz tatlı oluyor.
27:47Hani şeker yerine bunu kullanıyorum.
27:52Pişmiş elma diye kek veya bir benzeri bir şey yapacaksam.
27:56Peki meyve yememizde dozajında ya da günlük porsiyonumuzda bir sorun yok değil mi?
28:02Çünkü bazı doktorlar ya da diyetisyenler de meyveye karşı olanlar da var.
28:08Ama ben meyveyle büyüdüm ve meyveyi gerçekten çok seviyorum.
28:12Hani yemezsem olmuyor.
28:16Ama tabii hani karpuzu çok sınırlandırdım mesela.
28:19Yani çünkü insülin direncimden dolayı.
28:21Ne yapmamız gerekiyor bu meyve konusunda?
28:24Orada iki dosya ilikesiyle karşı karşıyayız.
28:30Evet.
28:30Herkes için tek bir doğru yok ama herkes için aynı kural geçerli.
28:35Bir kere meyvenin kendisini kullanacağız.
28:38Bu herkes için kural.
28:40Mümkün olduğunca kabuklarıyla birlikte şey yapacağız.
28:43Ama işte o noktada pestisipler bizi bayağı bir sınırlandırabiliyor.
28:47Kaynak önemli.
28:48Ama herkes için tek bir doğru yok.
28:51Yani işte sizin insülin direnciniz var.
28:54Bir başkasının kalp problemi var.
28:56Bir başkası kanser atlatmış.
28:58Dolayısıyla herkes için aynı evet elmayı ya da meyveyi şu miktarda yiyebilirsin diyemiyoruz.
29:05Ama kabaca bir porsiyon olarak hani bir maksimum iki porsiyonda kalmak genel önerim olabilir.
29:16Yumruğunuzun en küçük hali bir porsiyon.
29:20İnsülin direnci varsa şekerle ilgili problem varsa bir porsiyonu kesinlikle geçmemeye çalışmak gerekiyor.
29:28Ama bunlarla ilgili sorun yoksa iki bazen iki buçuk porsiyon gibi olabilir.
29:33Hani bu alayım iki kilo meyve onu oturayım yiyeyim noktasında da olmaması gerekiyor.
29:39Bir de öğünlerin sonunda olmalı ki aç karnına veya ara öğün olarak yenmemesi gerekiyor.
29:48Sofradan kalkmadan tatlı niyetine olmalı ki kan şekerimizi çok yükseltmesin.
29:53Tercihan tohumlarla kuru yemişlerle karıştırılmış olarak yensin ki yine kan şekerimizi çok etkilemesin.
30:02Mesela chia pudingini çok önemsiyorum işte bir yemek kaşığı chia'yı dört yemek kaşığı suyla jelleştirip içine istediğin meyveyi koyup kuru yemiş koyabilirsiniz.
30:13Cevizdir, fındıktır, bademdir sevdiklerinizden.
30:16Tahin koyabilirsiniz ya da o fındık ezmesi, badem ezmesi gibi ama yüzde yüz olacak.
30:20Bunlarla hem yağ hem karbonhidrat hem de işte şeker olmuş oluyor.
30:27Böyle bir şekilde yemek en sağlıklı formu hem hatta en tatmin edici formu.
30:34Ama bunda yine kişiye göre karar vermek gerekiyor.
30:37Mesela işte sporcuysa işte spor ağırlık çalışıyorsa ya da mesela bu chia pudingine bitkisel protein tozları eklenebilir.
30:50İşte badem protein tozu ya da kenevir protein tozu gibi bir şey eklenebilir.
30:56Hani çeşitlendirilebilir kişinin tercihleriyle keyif, zevk aldığı formlarla tercihlendirilebilir.
31:06Tabi bir de hangi meyveyi yiyeceğimiz konusu var.
31:10Yani her meyve aynı etkinlikte aynı şeyde değil.
31:16Şeker içerikleri açısından.
31:19Bazı meyveler daha tatlı şeker ve fructoz içerikleri daha fazla.
31:24Bazıları biraz daha düşük şekerli.
31:28Glisemik indeks listelerinden düşük glisemik indeksli olan meyveleri görüp hani bunları tercih edebilirler.
31:36Bir de evet meyveyi çok seviyoruz ama günümüzde biz aslında meyveleri de çok değiştirdik.
31:44Hani eski meyvelere baktığımızda mesela tadı, dokusu, şekli her şeyini değiştirmişiz.
31:56İşte elma mesela geçen oğlumu işte yurt dışında okuyacak.
32:03Onu götürdüm.
32:05Orada bir parkta şey yapıyoruz.
32:07Şöyle minicik elma ağacım.
32:09Çok minik elmaları.
32:11Şey gibi.
32:12Yapın elmaları diyorlar galiba ona.
32:14Evet kiraz gibi falan böyle.
32:16Ondan sonra o elmaları toplayıp hani bizim alıştığımız elmalar gibi de değil tadı.
32:24Böyle hafif buruk biraz şey hatta ikram ettiğim kişiler yiyemedi.
32:30Ben biraz yiyip sonra onu turşu yaptım.
32:33Çok güzel oldu turşu.
32:34Süper.
32:35Peki Tahıl Bey'in kitabıyla glütensiz mutfağa bir yer açmışsınız.
32:42Tahıl Bey'in kitabını okuduktan sonra sisteminizi daha farklı bir sisteme yerleştirmişsiniz.
32:49Glütensiz beslenme gerçekten herkes için mi yoksa sadece çölyak hastaları için mi?
32:56Sağlığımız için glütensiz ne ara vermeli miyiz?
33:00Ki ben de glütensiz besleniyorum.
33:02Çok faydasını gördük bunun ailece.
33:05Biraz bize bu kendi yolculuğunuz ve şu anki durumdan biraz bahseder misiniz?
33:11Kitapta derin anlatılmış bunlar çünkü.
33:14Şimdi glüten pek şu an hala pek çok uzman tarafından tartışma konusu.
33:22Kimisi diyor ki glütenle ilgili hiçbir problem yok yiyebilirsiniz.
33:26Kimisi şey diyor.
33:27Açıkçası benim okuduklarımdan ve gözlemlerimden ve kendi vücudumdaki deneyimlerimden ve hastalarımdan gördüğüm glütenle ilgili problem yaşamak için çölyak hastası olmak gerekmiyor.
33:43Bir otoimmün ya da spektrumdaki bir problem varsa glütenle ilgili problem vardır anlamına geliyor.
33:51Çünkü glütenin yaptığı şey bağırsak bariyerini bozmak büyük bir molekül glüten sindiremiyoruz parçalayamıyoruz.
34:02Hatta böyle dört büyük parçayı kesecek makasımız yok.
34:06Enzimlerimiz yok.
34:07Dört büyük parça olarak kılıyor.
34:09Ve glüten bağırsak hücrelerinin arasında böyle çok sıkı bağlantılar var.
34:17Bu sıkı bağlantıları açmaya neden olan bir protein, zonülün dediğim bir proteinin üretilmesine neden oluyor.
34:27Ve zonülünün kontrolsüzce üretilmesi de bağırsak bariyerinin açılmasına sebep oluyor.
34:33Yani şöyle düşünün ben evimin anahtarlarını kapısına giriş anahtarını çoğaltıyorum elimde bir sürü.
34:44Gelen geçene diyorum ki arada uğrarsınız dağıtıyorum.
34:48Zonülün böyle bir molekül.
34:50İşte glüten zonülünün çok fazla üretilmesine ve bağırsak bariyerinin açılmasına neden oluyor.
34:56Bunu aslında kendisi o büyük parçalayamadığımız moleküllerin içeri girmesini sağlamak amacıyla bir noktada yapmış oluyor.
35:06Ama bizim yediğimiz, sindiremediğimiz birçok molekül de içeriye giriyor.
35:13Hatta kendi bakterilerimiz de bağırsak bariyerinden içeriye giriyor.
35:17Hani pek çok kişinin son zamanlarda rastlıyorum ben.
35:22Diabetiniz var, insülin direnciniz var ama glüteni bırakmanıza gerek yok.
35:27İşte glütenden ben bırakınca fayda gördüm diyorsunuz ama aslında siz tahıl yemediğiniz için fayda gördünüz gibi cümleler de duyuyorum.
35:36Aslında doğru bir şey değil.
35:38Çünkü diabeti, insülin direnci hatta kalp damar hastalığı olan kişilerde bağırsak bariyeri geçirgenliği artmış oluyor.
35:46Bağırsak bariyer sorunu oluyor.
35:48Mesela bugün kalp bağırsak ve kalp beyin aksından bahsediliyor.
35:55Yani bağırsakta siz bir şeyleri bozduğunuzda kalp hastalıkları ortaya çıkıyor.
36:00Ya da diabetli kişilerin bağırsak bariyerine baktığınızda zonülün düzeylerinin yüksek olduğu bağırsak geçirgenliğinin olduğu görülüyor.
36:09Dolayısıyla hani evet olay sadece insülin ve kan şeker dengesindeki problemmiş gibi görünse de dipteki asıl yangın bağırsak bariyer problemi.
36:20O yüzden zonülünü çölyak hastası olmasanız da non-çölyak gluten sensitivity dediğimiz hassasiyeti dediğimiz problemi yaşıyoruz pek çoğumuz.
36:32Yani glutenle bir şey yedikten sonra siz kendinizi gözlem yapın.
36:36Bir uyku hali, bir rehavet hali, dikkati toplayamama, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı gibi şikayetler ya da kaşıntılar, döküntüler var ise
36:49glutenle ilgili sorunumuz olduğu söyleyebiliriz.
36:53İlle de ishal olmanıza gerek yok.
36:55Bu arada zaten pesticide buğdayda da çok fazla kullanılıyor.
36:59Evet, maalesef.
37:01Ve en az meyveler kadar değil çok çok fazla kullanılıyor.
37:04Kesinlikle, kesinlikle.
37:06Tahılların yani onları da kitapta da belirtmiştim.
37:11Tabii tabii.
37:11Zaten ben her şeyi kitabınızdan öğrendim.
37:13Her şey, sağlığa harika.
37:15Peki.
37:16Bu bağırsak bari yerlerine geçmişken biraz probiyotiklerden bahsedelim.
37:24Şu an çok büyük bir pazar oluşuyor.
37:27Herkes probiyotik mutlaka kullanmalısınız diyor.
37:30Probiyotiklerden hakkında neler düşünüyorsunuz?
37:33Yani doğal olan ve doğal olmayan dışarıdan edinilenler hakkında.
37:37Probiyotik besin ve probiyotik yiyecekler, bağırsak bakterilerimizi, şimdi vücudumuzda bağırsak bakterileri diyoruz ama aslında vücudumuzun her yerinde var.
37:51Yüzümüzde, gözümüzde, burnumuzun içinde, her yerdeler.
37:55Ama yüzde yetmişi bağırsak bari yerinin üstünde bir tabaka halinde bulunuyorlar ve bari yerin çok önemli bir parçası.
38:04Probiyotik yiyecek ve probiyotik takviyeler bağırsak bari yerini oluşturan bu bakterilerimize ek bir kuvvet, ek bir güç gibi vermiş oluyoruz yediğimizde.
38:17Yani şöyle düşünün, ilk savunma hattı, savaş bir alanını düşünün.
38:26Savaş alanındaki askerlere dışarıdan siz yeni askerler koymuş gibi düşünün probiyotik yiyecekler yediğinizde ya da takviye içtiğinizde.
38:37Ama bunlardan, şimdi o anki savaşı kotarmak ise iş, tamam ikisini de yapabiliriz.
38:45Ama oradaki şeylerin, askerlerin sayısını bir savaş olmaksızın sürekli arttırmak, çeşitliliğini arttırmak istiyorsak takviye yerine orada kolonize olabilen,
39:00oradaki çeşitliliği, bakteri dengesini bir yerde manipüle edebilen probiyotik yiyecekler oluyor.
39:09Çünkü probiyotik yiyecekler hem oradaki, onların genomunu da etkileyerek bakteri çeşitliliğini etkiliyor.
39:20Hem de sıklıkla içinde probiyotik besinlerle birlikte ve hatta postbiyotik dediğimiz o bakterilerin ürünleriyle birlikte yemiş oluyoruz.
39:29Her bakımdan orayı da eseklemiş oluyor.
39:31Tabi bu şöyle yanlış anlaşılmasın, probiyotik takviyelere karşı değilim kesinlikle.
39:40Gerektiği zaman, hatta gerekli dozda, hatta bazen ben yüksek dozları bile hastalarıma verebiliyorum.
39:49Probiyotik takviyeler çok gerekli olabiliyor.
39:53Ama sürekli kullanmayı düşünen, mesela hiç bırakmayan, sürekli ben kullanmak istiyorum diyen hastalarım var.
40:01Ya diyorum yani kullanabilirsin ama o kolonize olamıyor.
40:04Sen bunun gerçeğini şey yap.
40:06Hani boşuna oraya günü kurtarırsın, kullandığın müddetçe günü kurtarırsın.
40:11Boşuna oraya yatırım yapma, besinler tarafıyla yatırım yap.
40:16Bu minvalde kıvas, fermente turşular evde yapılmış.
40:21Bunları özellikle öneriyorsunuz değil mi?
40:23Kıvas önemli değil ya da Kambuça.
40:25Hani kendimiz yapabilirsek ne ala ama hani.
40:29Tabi evde yaparsak en güzeli.
40:32Ama hani ben görüyorum içinde bakteri içeren gayet güzel üretilmiş şeyler de var hazır.
40:41Hani hiç yapamayanlar için.
40:42Onları da tercih edebilirler.
40:44Hani mümkünse içinde canlı bakteri içerenleri tercih etsinler.
40:49Son zamanlarda o da tartışılıyor.
40:51İşte pastörize edildiğinde bakteri ölüyor diye.
40:53Canlı bakteri ille şart mı diye.
40:56Hatta son yıllarda yapılmış güzel bir makale var.
41:02Diyor ki mesela eskiden probiyotik takviye alırken de biz.
41:07Ya mide asitini geçsin, bağırsakta açılsın.
41:10Böyle şartlar arıyorduk.
41:11Artık bunların çok da gerekli olmadığı söyleniyor.
41:14Çünkü burada yapılan şey verdiğimiz probiyotik yiyecek veya probiyotik takviye.
41:19Bağırsaklara geldiğinde yani bakterinin kendisini veriyoruz biz.
41:23Bağırsaklara geldiğinde olan şey bağırsak bariyerini ayarlayan.
41:29Yani üç katlı bir bariyer var orada.
41:31Kendi hücrelerimiz en altta.
41:33Arada böyle sımsıkı bağlantılar var.
41:35Onun üzerinde kaygan, yapışkan, sümüksü bir tabaka var.
41:40Bataklık gibi düşünmek lazım.
41:42Bataklık tabakası ne kadar kalınsa biz o kadar güvenliyiz.
41:46En üstte de bakterilerimiz var.
41:48Hani bakteri diyorum ama aslında içinde büyük çoğunluğu bakteri.
41:54Ama onun dışında virüs, maya, mantar, parazit.
41:57Bir grup canlı.
41:58Bunların dengesi önemli.
42:00İşte gün içinde bağışıklık sistemi bu bağırsak duvarının altında, bu bariyerin altında bağışıklık sistemi hücreleri var.
42:11Bunların içinde bir tane hücre var ki dendritik hücre dediğimiz böyle upuzun şeyi var denizaltının periskopu gibi.
42:20Gün içinde defalarca o bakterilerin olduğu yere o periskopunu uzatıp oradan örnek alıp bakıyor.
42:28Yukarıda ne kadar bakteri var, ne kadar çeşitlilik var, ne kadar sayı var.
42:33Ve o bakteri sayısına göre mukuz salgılayan hücreye diyor ki yukarıda bu kadar bakteri var, biraz daha mukuz salgıla, aramızdaki mesafeyi koruyalım.
42:44Hani iyi komşular, iyi çitler, iyi komşular kazandırır.
42:49Hani o bariyeri mukuz kalınlığını arttıralım ki kendi bakterilerimizle aramızdaki dengeyi, yoksa içinde mesela eşe eşeğe koli var.
43:01Bütün besin zehirlenmelerinin en önemli şeyi, nedeni, koli basili yani o bakterilerin içinde.
43:09Dolayısıyla o aramızı korumak için böyle bir düzen var.
43:13İşte biz dışarıdan probiyotik yiyecek veya takviye verdiğimizde oradaki bakteri sayısını ve çeşitliliğini arttırmış oluyoruz.
43:21Dendritik hücre diyor ki burada sayı artmış, biraz daha fazla mukuz salgıla diyor.
43:27Bariyeri daha sağlam hale getiriyoruz.
43:29Tabi arka planda yaptığı bağışıklık sistemi dengesi anlamında probiyotik şeyler,
43:35enflamasyon tarafını baskılanıyor bu oradaki bakteri çeşitliliği, iyi bakteriler yönünde arttığı için.
43:43Enflamasyon yani savaşa neden olan yolaklar baskılanıyor.
43:48Daha böyle anti enflamatuar, sakinlik, huzur tarafı çalışmaya başlıyor.
43:54Hangi suyu tercih etmeliyiz? Hangi sular sağlıklıdır?
43:57Evet, en sıkıntılı konulardan biri.
44:02Hep sıkıntılı sorular sormuşum.
44:04Evet, öyle oldu.
44:09Ben önce, evet kitapta birçok şey, o bölüm baya çok kafa yordum, baya çok literatür.
44:19Siz ne yapıyorsunuz?
44:20Birçok şey, o bölüm baya çok kafa yolladım.
44:22İşte oğlumu okuluna yerleştirmek üzere, yurt dışı, işte Hollanda'da okuyor şimdi.
44:31Oraya gittiğimde, yine benim görümcem İsviçre'de yaşıyor, yurt dışına gittiğimde,
44:36oradaki herkes musluktan akan suyu içiyor.
44:39Hiç bizim gibi böyle damacana mı, o mu, bu mu, bunların derdine düşmüyor.
44:44Avrupa'da da aynı, İtalya'da da aynı, Avrupa'da genel.
44:48Kesinlikle öyle.
44:49Ve bence asıl burası konuşulması lazım.
44:53Bizim ülkemizde neden biz musluktan akan suyu içemiyoruz?
44:57Ne problemimiz var?
44:58Aslında içebilmemiz lazım.
45:03Bizim su kaynaklarımız son derece güzel.
45:06Belki burada su hatlarımız kötü.
45:10Yani evimize kadar bu suyu ulaştıran borular, şunlar bunlar, o kısmı.
45:18Bir de kullanılan suyu dezenfekte eden yöntemlerimiz kötü.
45:25Yani musluklarımızdan hemen içemeyeceğimiz derecede klordu şeyler akıyor, su akıyor.
45:34Ağır metal analizleri, denetimleri ne kadar sıklıkla yapılıyor.
45:38İşte bir dönem arsenikle ilgili şüpheler vardı Ege bölgesi adına.
45:44Hani biraz buralarda devletimizden destek istiyoruz.
45:49Bizi bu su ikileminden veya beşleminden kurtarması adına en son ki işte oğlunu okuluna yerleştirip geldiğimde uçakta bunları düşünüyordum bir taraftan.
46:04Şimdi tabii elimizdekilere bakarsak ne içiyoruz, ne yapıyoruz bakarsak birçok seçenek var önümüze sunulan.
46:12Ama bilimsel tarafa baktığımızda doğal kaynak sularının en iyi seçenek olduğu söyleniyor.
46:20Evimizdeki musluk sularını içemediğimize göre hani evde filtre mi edelim?
46:28Ya filtreyle ilgili birçok yöntem var.
46:31Her yöntemi onaylayamıyorum açıkçası.
46:33Birçok plastik borularının arasından geçiyor.
46:36Birçok kimyasal süzgeçlerden geçiyor.
46:38Hani belki çok profesyonel bir yöntem ise o filtre edilmiş sular belki kullanılabilir ama ev tipleri olanlar birçok kimyasalla maruz bırakılıyor o sular.
46:51O yüzden ben onları çok öneremiyorum açıkçası.
46:56Damacanayla eve su taşıma tarafı olabilir.
47:00Ama orada da işte cam damacana mı, plastik mi, işte nereden geliyor birçok sorun var.
47:10Hani evimde gönül ferahlığıyla ben şunu kullanıyorum ama çok rahatım diyeceğim bir konu değil maalesef.
47:20Şu an ben cam damacana kullanıyorum.
47:22En aklıma yatan tarafı bu olduğu için.
47:25Ama mutlu muyum?
47:26Yani aynı durumdayız.
47:30Herkes galiba o durumda.
47:31pH değerine bakıyoruz falan ama yine de.
47:34pH değerine çok bakmıyorum.
47:37Sadece nerede üretildi, nereden geliyor ona bakıyorum.
47:40Çünkü pH değerleri siz ne kadar yani normal işte nötr pH'i zaten daha şeyse bir kontaminasyon vardır.
47:51Daha sidik taraftaysa ama bazik taraf çok fazlaysa vücudumuza girdiğimizde, girdiğinde o su, vücudun bir tampon sistemi var.
48:01O acilen zaten nötr tarafa geliyor.
48:04Hani siz alkali su içtiğinizi zannediyorsunuz ama vücut zaten onu normale çekiyor.
48:09Yani onlar birazcık kimse soru vermesin.
48:13Ben pazarlama stratejisi olarak.
48:15Hangi vitaminleri almalıyız hocam?
48:17Kafam çok karışık bu kadar.
48:18Herkes diyor ki işte şunu al, şunu al, şunu al, menopoza girdim bunu al falan.
48:22Bir bakıyorum çok fazla hepsine bütçe yetmesine imkan yok.
48:28Zaten ekonomik krizdayız.
48:30Gerçekten ne almalıyız?
48:33Herkes için tek bir doğru yok.
48:35Bir liste yok.
48:37Yani önce bir kan tahlili yaptırıp bakmakta fayda var öncelikle.
48:41Ama kan tahlili yaptıramıyorum.
48:45Ne yapabilirim mi gelirsek?
48:48Ben o meklusu kestim.
48:49Kitapta folik asit kullanımıyla ilgili de çok detaylı ve güzel bir bilgi var ki folik asitin önemini de orada özellikle okumalarını okuyuculara da söylemek isterim.
49:01Baya aydınlatıcıydı.
49:02Teşekkür ediyoruz.
49:03Ben teşekkür ederim.
49:04Bu kadar detaylı okuduğunuz için gerçekten beklemiyordum bu kadar detaylı okuyup bu konuşmayı yapacağımızı.
49:14Folik asit gerçekten, yani sadece folik asit değil, kullandığımız takviyelerin aktif formlarını kullanmanın kıymetli olduğunu buradan anlatmak isterim.
49:24Hani ve bize sunulan şimdiye kadar pek çok takviye içinde bize sunulan maalesef ki aktif formları değil.
49:34Yani işte B12'nin siyanokobalamin, siyanür içeren, evet çok düşük dozla da olsa siyanür olan kombinasyonu kullanılmış.
49:46Folik asitin yine aktif formu kullanılmıyor sıklıkla.
49:50Bunlara dikkat etmek gerekiyor.
49:52Yani hangi takviyeyi kullanmaktan, kullanmak kadar hangi kombinasyonda veya içerikteyi kullanmak daha önem bile kazanabiliyor.
50:04Şimdi hani herkesin ihtiyacı aynı olmayabilir.
50:08O yüzden bir kan tahliliyle takviye planını yapmak her zaman çok daha doğru olacaktır ve daha sağlıklı olacaktır.
50:15Ama kabaca hani ne diyebilirim omega 3 ile ilgili bence hani özel bir çabamız yoksa işte ne bileyim balığı haftada iki işte omega 3 içeren özellikle işte vahşi yakalanmış somon,
50:32uskumru işte hamsi, sardalya hep bunlardan yiyorsak pişirme yöntemine çok böyle kızartmayıp omega 3'ü koruyucu işte limonlu karabiberli bir sosla böyle biraz az pişirerek dikkat ediyorsak omega 3 ile ilgili ve omega 6'yı çok tüketmiyorsak omega 3 ile ilgili problem yaşamayabiliriz.
50:54Ama benim gördüğüm kendimde dahil omega 3 ile ilgili genellikle bir eksiklik tarafında yani omega 3, omega 6 dengesi önemli.
51:03Bu dengeyi sıklıkla koruyamadığımızı görüyorum.
51:07O yüzden rutinde bir şey kullanacaksam bu omega 3 olmalı birinci sırada.
51:12İkinci sırada magnezyum mutlaka olmalı.
51:16Magnezyum hani kan düzeyi önemli değil.
51:20Eksiklik belirtilerine daha çok odaklanmak gerekiyor.
51:23Yani işte kabızlık mı var, var mı?
51:27Uyku ile ilgili problem varsa yine magnezyum eksik demektir.
51:31Daha kolay sinirlenip daha kaygı düzeyimiz yüksek her şeye vesvese mi yapıyoruz?
51:36Biraz böyle çikolata mı istiyor canımız sürekli bir şeyle böyle çikolata olsa gibi mi şey yapıyoruz?
51:45Bunlar hani eksiklik belirtileri.
51:47Bunlarla ilgili bir sorun varsa magnezyum eksikliğine odaklanmak daha doğru.
51:52Magnezyum hepsini bir arada olan formunda mı yoksa sabah akşam ayrı formunda mı öneriyorsunuz?
51:58Sabah akşam şeklinde ben önermiyorum açıkçası.
52:00Bununla ilgili bizim kendi laboratuvarda yaptığımız deneylerimiz var.
52:05Magnezyumun 24 saatlik bir ritmi vardır vücudumuzda.
52:08Bu ritmi korumak adına bir defa da vermek hem kan düzeyini hem de doku düzeyini yakalamada, etkin seviyeyi yakalamada daha etkili.
52:19O yüzden özellikle uykuyu da desteklemesi ve yemeklerden biraz uzakta olması adına gece yatmadan önce,
52:27işte o son bir saat içinde almayı öneriyorum.
52:31Bir defa da işte kadınlar için hani kabaca 320, erkekler için 400 miligram dense de eksiklik belirtilerine göre bazen bu seviyeler 1000 miligramlara kadar çıkarabiliyoruz.
52:44İşte kabızlığı çözmek ya da uyku problemini çözmek yani herkes için tek bir değer yok.
52:51Bazen de 250 miligram yetebiliyor mesela diyor ki az kullanıyorsunuz ya biraz büyük abdesti yumuşama yaptı o zaman biraz azalt dozu diyorum.
53:02Kombinasyon ürünleri kullanılabilir ama ben açıkçası glisinat ve sitratlı kombinasyonları ya da bunların tek tek hallerini daha çok seviyorum.
53:14Evet amaca göre değişebilir hani ne bileyim daha çok kabızlığı çözmek birinci planda önemliyse sitrat ağırlıklı bir takviye,
53:25magnezyum sitrat ağırlıklı bir takviye daha uygun olabilir.
53:29Ama uykuyu da desteklemek, işte kaygı düzeyini azaltmak gibi bir plan varsa magnezyum bis glisinat gibi bir seçenek daha iyi olacaktır.
53:41En son onu henüz asistanım yeni gönderdi yayınlanan benim üniversitede çalışırken yaptığımız benim o dönemde asistanımın teziydi.
53:56Yeni yayınlandı o çalışma henüz paylaşmadım şey dedi yakında paylaşacağım.
54:01Mesela magnezyum malat orada ki eğer kasları hedefliyorsak magnezyum malatı daha ön planda ve daha etkin dozda onu kullanmak gerekiyor.
54:14Şimdi gördüğüm genellikle evet çok kombinasyon ürün var ama magnezyum malattan böyle çok az bir damla kadar koyuyor pek çok kişi.
54:23Oysa ki kasla ilgili bir problem ya da bir etki bekleniyorsa magnezyum malat düzeyi yüksek takviye seçmek daha uygun olacaktır.
54:34Beyin için de galiba magnezyum takviyesi...
54:37Tryonat'ı şey yapıyorlar ama tryonat'la ilgili çok fazla çalışma henüz yok.
54:45Bisiklisinat da gayet güzel geçiyor ama tryonat'lı kombinasyonlar olabilir.
54:50Magnezyum tryonat şu an en pahalı magnezyum seçeneklerinden biri.
54:55O yüzden hani o kadara girmeye gerek yok.
54:57Beyini başka şeylerle de destekleyebiliriz diye düşünüyorum.
55:01Yine D vitamini, D3, K2 bence herkes için iyi bir seçenek olacaktır.
55:10Kabaca hani 10 kiloya 1000 ünite gibi düşünülebilir ya da kilogram başına 100 ünite gibi herkes kendi hesaplayabilir.
55:21Piyasada ülkemizde çok güzel D3, K2 damlaları var.
55:26Bunlarla kendilerine etkin dozu hesaplayabilir ya da doktorlarından yardım isteyebilirler.
55:33Tabii bunun ötesinde B kompleks bence çok etkili, çok hemen herkese önerdiğim bir kombinasyon oluyor.
55:44Ama B kompleksin metilasyon problemi varsa herkes için o doz aynı etkinlikte olmayabiliyor.
55:55Bazılarında şikayetleri arttırabiliyor.
56:00O yüzden bu gibi takviyeleri doktorlarıyla birlikte planlamak daha uygun olacaktır.
56:06C vitamini ben çok önemsiyorum.
56:10Yani bir multivitamin olarak kullanabilirler ama multivitaminlerin içinde genellikle diğer hani vitamin, mineral özellikle vitaminler aktif formlarında bulunmuyor.
56:24Sıklıkla en hani işte ascorbik asit ya da B12, cyanokobalamin şeklinde oluyor.
56:31İşte folik asit, folat formatında değil de folik asit formatında oluyor.
56:36Hani düşük dozlu olduğu için çok zararlı bir etki olmayabilir.
56:41Ama vücuttaki etki görme adına aktif formlarına göre daha düşük etki görünebilir.
56:49O yüzden multivitamin seçiyorsak içindekilere detaylı bakmakta fayda var.
56:56Eğer multivitamin içinde C vitamini yoksa ben C vitaminini ayrıca muhakkak almayı öneririm.
57:02Çok teşekkür ederim.
57:03İyi ki varsınız.
57:04Sayenizde müthiş bilgiler ediniyoruz.
57:07Kitabınızda çok insana ulaşır umarım.
57:10Tekrar görüşeceğiz.
57:11Ben bol bol kapınızı çınlatacağım gibi geliyor.
57:15Ben çok teşekkür ederim.
57:16Çok keyifli bir sohbetti.
57:18Ve kitabımı bu kadar detaylı okuduğunuz için ayrıca teşekkür ederim.
57:22Harika bir kitap yazmıştınız.
57:24Herkesin okuması gerekiyor.
57:26Ellerinize, kaleminize ve umumuna sağlık.
57:29İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen