00:00Bir Hayal İçin Kurban Edilen Çocuklar
00:06Sizin de çevrenizde çocuklarını kıyasıya eleştiren ebeveynler vardır eminim.
00:11Bu ebeveynlerin çocuklarını, peşinen talihsiz çocuklar olarak sayabiliriz.
00:17Talihsiz çocuklar en az yaşıtları kadar çalışkan, başarılı, asi, saygın, neşeli, özgüvenli olabilirler.
00:25Dışarıdan bakıldığında onlar da hiçbir kusur göze çarpmayabilir.
00:30Oturup konuştuğunuzda onlar da hiçbir anormallik sezmeyebilirsiniz.
00:34Size gayet normal.
00:36Hatta başarılı çocuklar olarak da görünebilirler.
00:39Ama nitelikleri ne olursa olsun, bu çocuklar ebeveynlerinde bir hoşnutluk oluşturmayı başaramazlar.
00:46Ebeveynleri onlar da azarlanacak bir şeyler bulma konusunda her zaman mahirane davranırlar.
00:52Herhangi bir çocuğa gösterilmesi gereken asgari nezaketi, sevgiyi ve anlayışı kendi çocuklarından esirgeyebilirler.
01:00Siz de bu tür davranışlara şahit olmuşsunuzdur.
01:03Bu tip velileri arkadaşlarının içinde çocuğunu küçük düşürürken görmek son derece üzücü bir durumdur.
01:10Küçükken mahalle maçı yaptığımızda ve maç gereğinden fazla uzadığında bizim kadar şanslı olmayan bazı arkadaşlarımız,
01:17babası kulağından çekerek götürdüğü için maçı bırakmak zorunda kalırlardı bazen.
01:22Arkadaşımızın gidişini içimiz parçalanarak izlerdik.
01:26Herkesin keyfi kaçar.
01:28Çocuk yüreğimize kötü mü kötü bir his otururdu.
01:31O gece uyumadan önce, onun o akşamı nasıl geçirdiğini düşünmekten kendimi alamazdım mesela.
01:36Çekilen kulağa, kabaran ama taşmayan göz pınarları, kimseye değil boşluğa bakan gözleri tavandan beni izlerdi sanki.
01:45Kulağından tutulup götürülen ben olsaydım, ne kadar utanç duyacağımı hayal ederdim öyle gecelerde.
01:51Bir daha o arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağımı.
01:54Böyle bir olay başıma geldikten sonra, onların arasına hiçbir şey olmamış gibi, karışmanın ne kadar zor olacağını düşünürdüm.
02:02Arkadaşımın o haline üzülürken, içinde bir yerlerin, kızarıp yanan kulağından daha çok acıdığını tahmin etmek hiç de zor olmazdı.
02:11Zaten ertesi gün maç yapmak için bir araya geldiğimizde, onun bir önceki akşam olanları ne kadar içerlediğini düşük omuzlarından ve maça katılmak konusundaki çekingenliğinden anlardık.
02:21Çoğu zaman maç başlar ama o arkadaşlarımız, kendilerini maça kaptırmaktan alıkoyamayacaklarını düşünerek, sahanın kenarından izlemeyi yeğlerlerdi.
02:31Annesinin öfkeli sesini hiçbir zaman duymamış, babasından dayak yememiş biri olarak, hayatım boyunca bu tip çocukları düşük omuzlarından ve bir yerlerden ansızın çıkacak anne ya da babalarından dolayı kaygıyla dolu duruşlarından tanımakta güçlük çekmedim.
02:45Ne giyinseler, hangi kisveye bürünseler kapanmayacak yaralarla hayata tutunuyordu bu çocuklar.
02:52Herhangi bir sorunla karşılaşıldığında suçu üzerlerine almaya, kendilerini değersizleştirmeye, varlıklarını hor görmeye herkesten daha fazla hevesli oluyorlardı.
03:02Sanki anne ve babalarının yıllarca sürdürdüğü rolü onlar üstleniyorlardı farkında olmadan.
03:07Kendilerini hiçbir iyi şeye layık görmüyor.
03:10Hayatın güzelliklerinin hep başkalarının hakkı olduğunu düşünüyorlardı.
03:13Yenilgilerin değişmez kaderleri olduğunu hissediyorlardı besbelli.
03:19Bir yerde konuşsalar cılız ve tereddütlü seslerinden, ne söyleyeceğini bilmeyen kararsız hallerinden, az sonra saçmalayacağım.
03:27Endişesiyle kızaran yüzlerinden tanıyabiliyordunuz onları.
03:30Yahut ancak art arda alınan yaralardan dolayı ruha yapışabilecek melankolik hallerinden.
03:36Kerli ferli yetişkinler de olsalar, onların o kızarıp yanan kulaklarını görebiliyordunuz.
03:40Bu çocuklar, hayattaki en yakınları tarafından tam gelişme çağlarında duygusal olarak sakatlanmışlardı.
03:48Alttan alta, hayattaki bütün çabaları, kimseye göstermek istemedikleri o sakatlığı iyileştirmeye çalışmakla ilgiliydi.
03:56Ne sakatlıkla ne de o sakatlığa neden olan anne babalarıyla, hiçbir zaman ölçüsünü tutturamadıkları tuhaf, hınç dolu bir ilişki içindeydiler.
04:04Bu tür sorunlu ebeveynleri Allah'a, ben böyle bir çocuk istemiyorum, diye şikayet eden kimselere benzetmişimdir hep.
04:13Allah onlara tıpkı diğer çocuklar gibi eşsiz bir varlık hediye etmiştir oysa.
04:17Ancak bu kişiler, sanki sunulan hediyeden memnun olmuyor, onun değişmesi mümkün olmayan yanlarına bahaneler buluyor gibiydiler.
04:25Memnuniyetsizliklerinin nedeni kafalarındaki hayali evlada dair o görkemli portreydi.
04:31O portre, dışarıdan görüp beğendikleri komşularının ya da akrabalarının çocuklarına aitti belki de.
04:38Kim bilir, o hayali portreyi o kadar seviyorlar ve çocuklarının doğasından o kadar haz etmiyorlardı ki var güçleriyle kendilerine verilen çocuğu, o hayali portreye benzetmeye çabalıyorlardı.
04:49Allah'ın eşsiz yaratısı olan çocuğu, onun daha önce yarattığı bir şeye benzetmek için kurban etmekten çekinmiyorlardı.
04:57Bunun Allah'ın yaratıştaki sonsuz çeşitliliğine bir isyan olduğunu düşünmeden yaşıyor.
05:02Belki de kendilerini pek dindar görüyorlardı.
05:05Hallerinin, evlatlarını putlara kurban eden putperestlerden farklı olduğunu düşünüyorlardı.
05:11Ki insan her fırsatta cehaletine ve zulmüne kendince gerekçeler uydurmayı bilmiştir.
05:16Bir anne baba, şayet çocuğu için bir iyilik tasarlıyorsa, bunun ilk adımı o çocuğu olduğu gibi, doğruları ve yanlışları, güzellikleri ve çirkinlikleri, aydınlıkları ve karanlıklarıyla kabul etmek olmalı.
05:30Kabul etmek, bir anne baba çocuğuna hazır bir evlat şablonu ile bakmamalı ki o çocuğun doğasındaki kimseye benzemezliği, yeganeliği, şahsına münhasırlığı görmek güçleşmesin.
Yorumlar