00:00T24 ekranından herkese merhaba. Ben Ayşe Naz Bulamur.
00:13Ben Azal Sipahi. Ekran aşkına da bizi ekrana bağlayan dizi, film, belgesel gibi yapımları mercek altına alıyoruz.
00:19Peki hocam bu bölümde merceğimizin altında hangi yapım var?
00:22Bu hafta Netflix dizisi Pera Palas'la gece yarısını tartışalım.
00:26Genç gazeteci Esra Pera Palas'ın 130 yıllık tarihini araştırmaya başlar ve otel müdürü Ahmet ile otelin gizemli bir odasındaki bir zaman kapısını keşfeder ve geçmişe doğru bir yolculuğa çıkar.
00:40Fakat 1919 ve 1941'e doğru yaptığı yolculuklarında aslında kendi aile sırlarıyla yüzleşmiş olur.
00:47Evet Pera Palas'la gece yarısı da aslında Charles King'in aynı isimli kitabından bir uyarlama.
00:53Ama mesela hani dizideki baş kahramanımız Esra Köksüz gibi bir baş kahraman yok bu kitapta.
00:59Daha çok araştırma tarih kitabı.
01:01Yani kurmaca sanıp alanlar hayal kırıklığına uğramasınlar diye bunu belli etme ihtiyacı hissettim.
01:07Çünkü internette böyle yorumlar yapılmış. Kitabı aldım başka bir şey çıktı işte fantastik bir kurgu okuyacağımı sandım falan deniyor böyle.
01:16Pera Palas'la gece yarısının ilk sezonu Mart 2022'de yayınlanmıştı.
01:20İkinci sezonu da iki buçuk yıllık aranın ardından 12 Eylül 2024'de izleyiciyle buluştu.
01:27İşte günümüzde başlayan dizide gazeteci Esra Köksüz otel hakkında bir araştırma yapmak için gidiyor.
01:33Daha sonrasında Agatha Christie'nin kaldığı 411 numaralı odadan da 1919'e önce gidiyor.
01:42Daha sonrasında da 1941'e gidişini izliyoruz sizin de dediğiniz gibi.
01:47Peki hocam dizi 1919'un tarihi atmosferine nasıl yansıtmış dersiniz?
01:53Nasıl bir İstanbul nasıl bir ülke izliyoruz?
01:55Ve bu köksüzlük yani Esra bir köksüz ya orada nasıl bir vurgu neye tekabül ediyor dersiniz?
02:03Şimdi Esra öz annesini arıyor ve aslında bu yolculukta belki 1919'dan bugüne de böyle sahipsiz yalnız bir İstanbul görüyoruz.
02:15Yani şehirde Esra gibi kendi kimliğini arıyor gibi geldi.
02:19Ve bütün bu zaman yolculuğunda da zaten Türkiye'deki sosyal politik tribülanslara da şahit oluyoruz.
02:25Önce 1919'a gidiyor ve o sırada Atatürk'e karşı İngilizlerin planladığı bir suikast var.
02:32Bunu engelliyor başarıyla.
02:34Ve bir İngiliz subayı diyor ki işte Osmanlı işgalinden beri İstanbul'da medeniyet yok.
02:39Medeni bir nüfusa ihtiyacı var şehrin diyor.
02:42Ve ona göre bunu da getirebilecek olan İngilizler.
02:46Ve Esra da geldiğiniz gibi gideceksiniz diye tam böyle ideal bir Türk kadın olarak davranıyor orada.
02:54Ve Esra belki de henüz kendi babasını bulamamış olsa da belki de Atatürk'ün hayatını kurtararak yani yaşadığı ülkenin öksüz kalmasını engelliyor.
03:04Evet zaten bu Atatürk'ü de aslında baba Türk gibi de söyleyebiliriz.
03:10Bu founding fathers söyleminden yola çıkarak tam da öyle bir durum söz konusu oluyor sizin dediğiniz gibi.
03:19Dizide Esra'yı önemli dönüm noktalarında önemli hamleler yapan bir kadın olarak izliyoruz.
03:25Hem 1919'da hem 1941'de Esra önemli dönüm noktalarında belirleyici bir insan oluyor.
03:32Ve özellikle de ikinci sezonunda dizinin kadın cinayetleriyle mücadele eden bir karakter olarak karşımızda.
03:38Ama tabii ben sırf Pera Palas'ta kaldı diye kadın düşmanı olan Alfred Hitchcock'un ikinci sezonda yer almasından pek hoşnut olmadım.
03:49Yani birazcık talihsiz buldum kadın düşmanlığıyla nam salmış birinin şeyde yer almasını.
03:55Ama zaten kovuyorlar otelden Esra'ya aşık olan Halit karakteri Alfred Hitchcock Esra'ya kur yapıyor diye.
04:02Bayağı ters davranıp otelden gönderiyor bir sahnede.
04:05Bir de Kuşlar filminin fikir annesinin Esra olabileceğine dair de bir ipucu alıyoruz.
04:11Kuşlar filmi de bayağı tartışmalı bir film.
04:13Gerçek kuşların kullanıldığı, oyuncunun kuşlar tarafından Alfred Hitchcock'un da yönlendirilmesiyle gerçekten saldırıya uğradığı da Hitchcock hakkında konuşulanlar arasında.
04:25Peki hocam bu dizide zaman yolculuğu yapılan 1919 ve 1941 yıllarında kadın mücadelesine, dayanışmasına ve güçlenmesine dair neler görüyoruz?
04:34Gözümüzü kısan şeyler de var mı?
04:36Şimdi 1919'da Esra Atatürk'ü bombalı bir gemiden kurtarıyor.
04:41Aslında böylece tarihe yön veren bir kadın olarak görüyoruz onu dizide.
04:47Ve sonra da 1941'de de kadın hakları mücadelesinde ön planda orada Tan Gazetesi'nde çalışmaya başlıyor.
04:55Ve o sırada sokaklarda bir sürü protestolar var.
04:58İşte kadınların yeri evdir, vazifeleri çocuk bakmaktır diye.
05:03Ve bir kadın düşmanı bir katil var ve mektup yazıyor Esra'ya.
05:08Diyor ki işte kadın erkek eşit değildir olmayacaktır sözlerini.
05:12Ya gazetede yazacaksınız ya da bir kadın daha ölecektir diyor.
05:15Aslında cinayetlerden bir nevi Esra'yı sorumlu tutuyor burada bir nevi.
05:21Bu sahneler bana bu 19. yüzyıldaki karın deşen jokada hatırlattı.
05:27Birçok insan diyordu ki ama zaten öldürdükleri kadınlar ev kadını değil.
05:32İşte gece gece sokaklarda gezen tırnak içinde ahlaksız kadınlar diyorlardı.
05:37Ve bu cinayetlerde meşrulaştırılmıştı bir nevi.
05:40Bu dizide de aynı şeyi görüyoruz aslında.
05:43Yani iş sahibi olan çalışan kadınlar hep hedefte.
05:48Ve Halit'in dediği gibi 1941'de evet sokaklar kadınlar için güvenli değil.
05:53Ve maalesef şu anda da gittikçe artan kadın cinayetlerle de durumun değişmediğini ve tarihin tekerrürden ibaret olduğunu görüyoruz.
06:01Evet ve benim bir de dikkatimi çeken şey oldu.
06:05Feride'nin failinin kıskançlık nedeniyle bu cinayeti işleyen Sonya oluşu da beni bozmadı değil.
06:13Peki günümüzün kadın düşmanlığını ve cinsiyet eşitsizliğini nasıl anlatıyor dizi?
06:18Şimdi önce bence Sonya'ya dönecek olursak ben orada bir kadın katil figürü olmasını da sevdim.
06:25Yani dizide şiddeti tamamen erkeklerle özdeşleştirmemiş.
06:28Ben de 19. yüzyıldaki romanlarda kadın katiller üzerine bir kitap yazdığım için bu şiddetin cinsiyetleştirilmesine de karşıyım.
06:37Ama benim sorum burada aslında katilin kadın değil de neden yabancı olması.
06:42Onun dışında zaten dizinin açılış sahnesinde birinci sezonda Esra bir gazeteci ve bir görev dağılımı yapılıyor toplantıda.
06:50Bir sosyete cinayetleri var ve bu sırada Esra diyor ki ben Agatha Christie'yi çok okumuş biri olarak polislerden daha önce bulurum katili diyor.
07:00Ama tabii bir kadın olarak özgüven ona yakıştırılmadığı için görev bir erkek meslektaşına veriyor.
07:08Ve burada çok ironik müdürü Esra'yı her şeyi kurcalamakla suçluyor.
07:13Aslında o gazeteci zaten işi bu.
07:15Yani buradaki mesele çok ironik ama Agatha Christie'nin de romanlarına baktığımızda birçok romanda aslında cinayetleri Miss Marple çözse de
07:24hep akılda kalan detektif işte tırnak içinde rasyonel mantıklı Hercule Poirot.
07:31Ve Esra'ya da böyle arga kelimeler kullandığı için, kendine fazla güvendiği için, cinsiyet rollerine uymadığı için de kimse güvenmiyor iş yerinde.
07:41Gelelim zaman yolculuğu meselesine.
07:43Dizinin akışında Esra'nın günün sonunda Tansu Bişer tarafından canlandırılan Ahmet abisinin cici annesi pozisyonunda girişi bana Very Turkish TV geldi.
07:54Aslında yine böyle farklı boyutlar zaman yolculuğu meselesi Dark'ta da işlenmişti.
08:01Ama nedense herhalde Türkiye televizyonlarının sicilinden olsa gerek, Türkiye'de böyle bir yapım izlediğimde daha böyle şey oluyorum, daha fazla batıyor.
08:09Belki bana daha gündüz kuşağını dönüyoruz gibi hissettiriyor olabilir.
08:14Peki siz bizdeki zaman yolculuğu unsurunu nasıl buldunuz?
08:18Evet ben de şu sahneyi hatırlıyorum.
08:20Esra kendi bebekliğini aslında kucağına alıyor.
08:23Hani belki bir nevi evet hala küçük bir kız çocuğu annesini arayan ve yaşadığı toplum da kendi yönünü arıyor bir nevi.
08:31Ama bence gene de sanki yani bu dizide mekanlar güzel, çekimler güzel ama diziyi oluşturan bütün bu parçalar bir araya geldiğinde ben sanki bir bütün oluşturamadığını hissediyorum.
08:46Yani bu zaman yolculuğu beni çok sürükleyemedi, etkileyemedi.
08:51Belki bu gizemli Perepalaz başlı başına da bir karakter olabilirdi diye düşünüyorum dizide.
08:58Peki mesela tarihi olaylarla olan etkileşim, tarihi figürlerle olan etkileşim sizce diziyi daha ilginç bir hale getirmeyi başarabiliyor mu?
09:07Şimdi tarihi karakterlerin ve kurgusal karakterlerin bir arada olması aslında çok güzel.
09:12Atatürk'ü görüyoruz, sonra da Sabiha Serteli görüyoruz.
09:16Fakat yani gene de bence çok da etkileyici olamamasının sebebi bu verilen sosyal mesajlar var sürekli özellikle kadın cinayetleriyle ilgili ki çok doğru, çok güzel mesajlar.
09:29Ama bu mesajları veren karakterler çok derinlemesine işlenmemiş.
09:33Mesela Halit karakteri de bir belki Jekyll and Hyde olamadı ama çok daha çetrefilli bir karakter olabilirdi.
09:40Esra da öyle ve Sabiha Sertel de sonuçta ilk kez yargılanan kadın gazeteci ünvanı var.
09:48Onun da çok farklı yönlerini belki görebilirdik ama karakterler yüzeysel olduğu için bu gerçekle kurgunun buluşması etkileyemedi.
09:59Pera'ya rağmen yani Pera'nın yıldızlı gecelerine rağmen ben de çok etkilenemedim.
10:03Peki hocam Pera Palas'ta gece yarısı neden izlenir dersiniz?
10:10Bu tarihi karakterlerin bir dizide nasıl temsil edildiğini görmek için ya da Pera Palas'ın nasıl gene tahayyül edildiğini görmek için belki izlenebilir, bilinir.
10:20Evet güzel bir Pera Palas araştırması yapıldığını ben de kamera arkası videolarından öğrendim.
10:27O anlamda bence de izlenebilir ama dürüst olacağım ben çok çok çok zorlu ayağımın başına otururken ve başına işte ara verip tekrardan oturmaya çalışırken.
10:36Yani tabii bir de sevdiğim oyuncuları görmek, Pera Palas tarihi, bu unsurlar merak konusu olabilir ama zorlandığımı da söylemeden geçemeyeceğim.
10:48Peki neden izlenmez dersiniz?
10:50Şimdi oyuncular gene bence çok iyi, çekimler çok güzel ama buna rağmen dizinin ritmi tutmamış.
10:56Belki de daha iyi bir kurguyla, daha iyi bir senaryoyla çok daha iyi başarılı olabilirdi.
11:03Ben de yani iki gazeteci kadının yer aldığı bir diziyi izlemekte niye bu kadar zorlandım?
11:09Çok da böyle problematik bir şey yokken diye kendime hep sordum.
11:13Ve hani izlemeyin demiyorum ama mutlaka izleyin de diyemiyorum gibi bir pozisyondayım.
11:21O zaman bir sonraki bölümümüzde buluşmak üzere diyelim mi?
11:25Evet, Ekran Aşkı'na da tekrar görüşmek üzere.
11:27Görüşürüz.
Yorumlar