00:11İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:58İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:13İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:17İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:25İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:29İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:41İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:57İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:01İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:05İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:34İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:40İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:51İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:54İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:54İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:59İzlediğiniz için teşekkür ederim.
03:05İzlediğiniz için teşekkür ederim.
03:08İzlediğiniz için teşekkür ederim.
03:29İzlediğiniz için teşekkür ederim.
03:42İzlediğiniz için teşekkür ederim.
03:44Septim gibi bir anlaşmak olabilir.
04:11Sonra ya da
04:14Bu konu yoksa gurlu.
04:17Normalde bu konuşma
04:19özel konuşma
04:20Bu konuşma belediye bir yeri
04:23bir an pairs
04:26bir de var yaavana
04:31Bu
04:32bilmemiz için bitti
04:33Başka bir soru var.
04:46100 oniyah neyo?
04:49Odeyse 꽃seğe naladın?
04:54100 oniyah?
04:56Ne.
04:57Bu ne?
04:59Bu ne?
05:00Bu ne?
05:00Bir zaman çok iyi bir şey var.
05:02Müzik...
05:04Müzik...
05:06Ben...
05:07Müzik...
05:08Yıl...
05:10Yıl...
05:11Yıl...
05:11Yıl...
05:11Yıl...
05:27Yıl...
05:28Ne?
05:29Bir şey yapalım mı?
05:31Bir şey yapalım mı?
05:34Bir şey yapalım mı?
06:005 yıl önce bu dağları görmek için başladık.
06:05Buraya gelip gitmeye çalışıyor.
06:085 yıl önce neymiştik?
06:12Suriye'de bir işe'dirmiş.
06:14Bir de bir işe'dirmiş.
06:18Bir de bu işe'dirmiş.
06:19Bir de bu işe'dirmiş.
06:19Bu dağları güzel görünüyor.
06:51게스트하우스 문을 열고 들어왔어요.
06:56저를 엄청 괴롭히던 사람이었는데.
07:00그분도 마침 저 같은 곳으로 휴가를 온거죠.
07:05그날 밤 그분이 저에게 뭐라고 했는지 알아요?
07:12뭐라고 했지?
07:16미안하다고.
07:19어쩔 수 없었다고.
07:26여긴 마법 같은 곳이에요.
07:29사람을 바뀌게 하는 마법.
07:39그런 특별한 감정.
07:41어차피 돈 앞에서는 아무것도 아니야.
07:48아끼던 책방이 재개발로 사라져서 울고 있는 너에게 내가 말했죠.
07:53어머니가 말했던 책방은 어떤 곳이었어요?
08:03어제 말했죠.
08:05여긴 바다와 담소를 나누는 장소라고.
08:09편하게 속마음 말해도 괜찮아요.
08:19좋아.
08:21속는 셈 치고 말해줄게.
08:23어렸을 때 난 소설가가 되고 싶었어.
08:28물론 어머니가 반대했지.
08:33어머니 몰래 매일 헌 책방을 다녔어.
08:37주인 아저씨는 책을 진심으로 사랑하는 분이었고
08:41나에게 언제든 와서 책을 보라고 했지.
08:47그곳은 내가 유일하게 꿈을 꿀 수 있는
08:50이 책들은
08:52소중한 장소였어.
08:54억만금을 줘도 바꾸지 않을 만큼
08:56균 가치가 있단다.
08:59하지만
09:01헌 책방 건물은 재개발로 인해 철거되었고
09:05슬퍼하던 나에게
09:08어머니는 말했어.
09:10이 자리에 빌딩이 세워지면
09:12가치는 수십 배 오른다.
09:16감정이 아닌 숫자가
09:19너의 미래를 지켜준다.
09:23그때부터
09:26난 돈 외에 다른 가치 따윈 안 믿어.
09:31그랬구나.
09:33어머니 말이 맞아.
09:35숫자가
09:37돈이
09:39내 미래를 지켜줄 거야.
09:42돈이 자신을 지켜주지 못한다면요?
09:46뭐?
09:47오히려 돈이
09:48자신을 괴롭히면요?
09:52자신을 소중하게 생각해봐요.
09:56그럼
09:57특별하지 않은 것도
09:58특별해지니까요.
10:06아
10:07그리고 사장님 내꺼에요.
10:11어?
10:12제가 그림자 밟고 있거든요.
10:15사장님 영어는 내꺼.
10:19뭐야 갑자기
10:21저기
10:21미치하게 그림자 밟기네.
10:23예
10:24또렷어
10:26야
10:33이리 와
10:34여행
10:35나 다가야 돼.
10:39예
10:40아
10:40나 다가야 돼.
10:45예
10:45나 다가야 돼.
11:12İzlediğiniz için teşekkür ederim.
11:39İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar