- 6 saat önce
Kategori
🗞
HaberlerDöküm
00:00Sevgili izleyenler yayınımıza hoş geldiniz efendim.
00:02Maalesef ülkemizde çok uzun zamandır, uzun yıllardır hep tutsaklıklardan, çoğu kez de Silivri'den bahsediyoruz.
00:09Ben de haftanın dört günü Silivri'de oluyorum.
00:12Stüdyoyu da, arkadaşlarımı da burada yayın yapmayı da çok özlemişim.
00:16Şimdi yine Silivri'de filizlenen, Silivri'de yazılan tutsaklıkla örülü bir hikayeden bahsedeceğiz bugün.
00:22Çok sevgili meslek büyüğüm Ercüment Akdeniz'in Silivri'de yazmış olduğu Kanatlarını Göçte Bırakanlar Kardeşim Boro kitabını konuşacağız.
00:32Sağolsun kendisi de beni kırmadı, buraya geldi. Hoş geldin abi.
00:35Hoş bulduk İrem.
00:37Şimdi aslında şuradan başlamak gerekiyor.
00:40247 gün biraz da bu kitaba vesile olan Silivri tutsaklığın beraatle bitti.
00:462 Haziran'da, 3 gün önceki duruşmanda aslında senin boş yere, durduk yere 247 gün özgürlüğünden mahrum kaldığında tescillenmiş oldu.
00:56Şimdi ben de dün aslında son sayfasını bu kitabın Silivri'de kapattım.
01:00Hep şey düşünüyorum, çok Silivri, çok tutsaklık var hayatımızda.
01:05Bana hep öyle geliyor.
01:06Biraz bu beraat kararını ve bu sürekli tutsaklık konuşmamızı da değerlendirir isterim.
01:11Bugün bir de İsmail'in duruşması var.
01:13Şimdi o aklıma geldi.
01:14Ya İsmail'den tahliye bekliyorum, umuyorum.
01:19Zaten beraat etmesi lazım.
01:21Utku Çakır Özer'le de Cumhuriyet Halk Partisi'nin vekili bugün bir yayınımız vardı.
01:26Ona da söyledim.
01:27Yani kayyum döneminde kayyumların kalkması için bir girişim oldu mecliste.
01:3210-11 parti beraber bu konuda ortak bir şey verdiler, teklif verdiler.
01:36Bu 217A maddesi var ya, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak.
01:41Gazetecilerin hep başında sıkıntı yaratan bu maddenin değişmesi için tek tek partiler değil de hep beraber bir şey yapsanız.
01:48Çünkü dün ben cezaevindeydim çıktım, Merdan Yanardağ'a girdi, İsmail girdi.
01:56Şimdi İsmail çıkacak, sonra bir başkası girecek.
01:59Yani sistemde bir sorun olduğu sürece, o yasal şey, gazetecileri baskıladığı sürece bu değişmiyor.
02:06Hep birine seviniyoruz, sonra birine üzülüyoruz.
02:08Böyle bir tablo var.
02:09Benim açımdan da İrem, yani başından beri ben beraat edeceğimi biliyordum.
02:16Yani hep bunu söyledim, her yerde, duruşmalarda da söyledim.
02:19En küçük bir şüphem yoktu.
02:22Bitti, beraatle sonuçlandı.
02:25İyi bir karar oldu.
02:27Ama ya şöyle düşünüyorum.
02:29Şimdi ben ne kazandım, benim hakkımda iddiayı, makamı, suçlamayı yapanlar ne kazandı?
02:36Valla ben de 8 ay yatırdılar yani.
02:39Yani 8 ay yatırıyorsun bir gazeteciyi, haber alma hakkından mahrum bırakıyorsun, haber yapma faaliyetinden mahrum bırakıyorsun değil mi?
02:48Tabii.
02:48Onun üzerinden bütün gazetecilere, bakın ha, sen de fazla ileri gidersen başına bu gelir diyorsun.
02:57Topluma bir gözdağı oluyor.
02:59Onun dışında da yurt dışı yasağı koydular zaten.
03:02Aylarca, yılı geçti yani, 15-16 ay yurt dışına gidemiyorsun, uluslararası sempozyumlara katılamıyorsun, haberlerini yapamıyorsun.
03:11Böyle yani win-win gibi bir şey oldu yani hem suçlayanlar hem şey bakımdan.
03:16Ama sonuçta ben Merdan Yanardağ'ın da, Ali İsmail'in de, dün arkadaşımız çıktı, Ali Canoğlu'nun da, bütün bu
03:24davaların.
03:24Öyle ya da böyle beraatle sonuçlanacağını düşünüyorum.
03:29Ama mesele şu, basın özgürlüğünü güvence altına alacak yasal düzenlemeler için çok güçlü bir cephe lazım.
03:37Basın mesleki örgütleri, demokrasi cephesi, meclisteki partiler, burada bir zayıflık görüyorum yani.
03:44Evet.
03:44Yalnızca bizim değil tabii kazanılan çokça hakta da geriye gidişin olduğunu görüyoruz.
03:49Şimdi biraz kitaba gelelim istiyorum. Dediğim gibi böyle hep Silivri yollarında okunan, biraz da o anlamda garip hissettiren bir kitap
03:58oldu benim için.
03:59Bir yandan yanımda yeni Silivri'den tahliye ettiğimiz Furkan. Onunla kitap üzerine konuşuyoruz falan.
04:05Şimdi şunu düşündüm, ben hani seni haberlerinden tabii çalışmalarından tanıyorum ama biraz edebiyatçı Ercüment Akdeniz'de yeni tanışmış oldum.
04:12Ve açıkçası çok da sevdim, daha çok da okumak istedim.
04:15Biraz otobiyografi olması sebebiyle de aslında mahrem de bir kitap.
04:21Yani sanıyorum biraz yıllarca bir pişmesi de gerekti.
04:25Tabii Silivri'deki gözlemlerini, kuşları, orada hissettiklerini okuyoruz.
04:29Sonra bir flashback, hemen bir geçmişe, bir anına gidiyoruz.
04:32Hem kardeşim Boru'yu hem de seni küçüklükten itibaren bir tanıyoruz.
04:36Çok bir mesele var içinde, onlara da girmek isterim ama
04:38bir otobiyografi yazmak hem zor mu, nasıl bir şey onu soracağım.
04:43Hem de biraz bu kitabın çıkış, demleniş sürecini soracağım.
04:48Önce şeyden başlayayım, Furkan'dan başlayayım.
04:51Şimdi bizi koğuşta götürüyorlar, gardiyanlar, avukat görüşü olduğu zaman.
04:58Ben siyasilerin olduğu koğuştayım.
05:01Furkan Karabay arkadaşımız da adlilerin olduğu koğuşta.
05:06onu oradan, beni buradan getiriyorlar.
05:08Bazen yan yana geliyorduk ama tabii selam vermek yasak, sarılmak yasak falan.
05:13Yasaklar da yasaklar falan.
05:15İşte birbirimizin gözüne falan bakıyoruz.
05:17Ona giden avukat bana da geliyor ya da bana gelen avukat arkadaş ona da gidiyor.
05:22Öylelikle Furkan'ın öykülerinden haberim oldu.
05:25Hatta bir öyküsünü okudum.
05:27Taslağını okudum falan.
05:29Ya dedim bu nasıl bir çocuk, nasıl bir kumaş var bunda?
05:32Bir de ben adlileri merak ediyorum.
05:35Adlilerde nasıl bir cezalvi sosyolojisi var?
05:38Onu merak ediyordum falan.
05:39Çıkınca benim kitabı bitirme, redaksiyon aşaması, baskı aşaması bitirme şansım oldu.
05:45Furkan benden önce çıkarttı zaten.
05:48Onun için Furkan'ın bizim burada ne işimiz var?
05:52Silivri kitabı ile Kardeşim Boru aslında kardeş kitaplar gibi oldu.
05:56Yani biri siyasilerin koğuşundan yazıldı.
05:59Oraya dair gözlemler de var.
06:01Diğeri adliler şeyi var.
06:03Dolayısıyla her yerde söylüyorum.
06:05Yani bu iki kitap bir arada okunabilir yani.
06:07Furkan'ı da unutmayalım.
06:08Çok iyi bir kalite.
06:10Diğer soruya gelince,
06:14yani bu maalesef cezaevinde yazmak nasip oldu.
06:18Eğer cezaevi olmasa yazabilir miydim?
06:21Herhalde yazamazdım.
06:22Cesaret edemezdim.
06:23Daha uzun sürerdi.
06:24O demlenme süreci.
06:25Çünkü ikimiz de gazeteciyiz.
06:26Çok yoğun bir tempoda çalıştığımız için
06:29yani yoğunlaşma ve bunu çıkartma şeyi zor olur.
06:33Çünkü duygusal boyutu var, edebiyat boyutu var.
06:36Bir de şöyle bir şansım oldu.
06:38Yani herhalde 40-50 tane roman okumuşumdur cezaevinde kaldığımda.
06:42Orada İran edebiyatından çok yararlandım.
06:44Yani kurgu, teknik bakımından falan.
06:46Hani 29 yıldır nasıl yazarım, nasıl yazarım diye düşünüyordum ama
06:51o 50 kitap içinde bir kitap buldum ki, işte o İran edebiyatından.
06:55Tamam dedim ya, budur dedim.
06:58Oradan yürüme şansı oldu.
07:00Yani dolayısıyla demlenme 29 yıl, yazım 8 ay.
07:04Öyle diyebilirim.
07:05Bazen galiba bu uzun yıllar bazı eserlerin ortaya çıkması için
07:09son bir parçanın da tamamlanması gerekiyor.
07:12Öyle bir şey olmuş gibi hissettim.
07:14Şimdi bir yandan, tabii aslında bu kitabı okuduğumuzda
07:18senin neden göç konusuyla çok ilgilendiğini,
07:21neden bu konuda hem hassas olduğunu hem de çok önemli bulduğunu,
07:25buraya yöneldiğini anlayabiliyoruz.
07:27Çünkü aslında göçlerle örülü bir hayat da var tüm aile hikayesinde.
07:33Hem iç göçten hem dış göçten bahsediyoruz.
07:36Önce bir göç meselesinde yani senin bu hikaye,
07:40bu ailenin hikayesi acaba göçe yönlendirmiş mi,
07:43o çalışmalara yönlendirmiş mi seni onu bir sormak istiyorum.
07:47Çok iyi bir soru.
07:50Şöyle düşündüm ben İrem.
07:542011 Suriye Savaşı'ndan sonra, 2012'den itibaren göç haberleri yapmaya başladım.
08:00Evrensel gazetesinde başlamıştım.
08:03Dünya görüşüme duygun, ben insanları ayırmıyorum.
08:06Göçmen mi, vatandaş mı ya da yerli mi, yabancı mı?
08:09İnsanların genel olarak haklarını savunan bir habercilik üzerinden yapmaya başladım falan.
08:13İşte giderek uzmanlaşma süreci oldu, kitaplar oldu, ödüller oldu falan filan.
08:19İşte yakın zamanda böyle şey başladı.
08:22Ya ben niye, aynı soru niye ben acaba hep göç çalıştım falan filan diye.
08:26Orada iki şey vardı yani babam aslında,
08:30çünkü babam Suudi Arabistan'da 9 yıl çalıştığı bir gurbetçi işçisiydi ve göçmen işçiydi.
08:37Biz de bir göçmen aileydik.
08:399 yıl babadan ayrı kalmak ne demek?
08:41O Arabistan çöllerinde, biz İskenderun'un bir yoksul mahallesinde yol bekle,
08:46o sılayı bekliyor falan böyle çok hikayeler var.
08:50Herhalde onun izi kaldı çocukluğumda falan diye düşünüyordum.
08:53Ama kitabı yazmaya başladım ve bitmeye yakın şunu anladım,
08:57ya kardeşimin de çok etkisi varmış.
08:59Yani onu sonradan fark ettim, hiç yoktu aklımda.
09:02Çok enteresan bir şey.
09:03Yani yıllarca bu kitabı yazmayı düşündüğüm halde,
09:06bilinçaltımda onun o kadar güçlü olduğunu hissetmemiştim.
09:09Çünkü o da bir siyasi mülteci kendisi.
09:14Ve şöyle bir şeye de oturdu, o kadar iyi oldu ki mutluyum kitabı yazmaktan.
09:20Çünkü bizim insanlarımız göçmen insanlar zaten.
09:24Yani 1912 Eylül darbesinde, askeri darbesinde, öncesinde Sivas Maraş katliamında,
09:30Alevilerin yaşadığı zulümde, Kürtlerin yaşadığı eziyette,
09:33emekçilerin yoksulluğunda, Almanya'ya işçi göçü falan.
09:37Yüz binlerce, milyonlarca insanımız zaten gitmiş dışarıda göçmen, sürgün ya da mülteci
09:42ya da vatandaş olmuş ama ikinci, üçüncü kuşak vatanını özlüyor.
09:47On binlerce insanımız Körfez Arap ülkelerinde hala işçi,
09:51o işçi kamplarında zulüm çekiyor, yani çile çekiyor falan.
09:54Ve Anadolu'nun zaten kendi iç göçü var.
09:57Evet, evet.
09:57Durmayan bir göçü.
09:58Dolayısıyla hepsini topladığımızda,
10:00ya bizim derdimiz sadece Türkiye'nin dışından buraya gelen insanların,
10:05mültecilerin, göçmenlerin derdini yazmak değil ki,
10:08biz kendi insanımızın da meselesini konuşuyoruz.
10:11Dediğim bir kitap oldu herhalde.
10:12O tamamladı puzzle'ın parçalarını.
10:15Evet, aslında ben okuduğumda tabii Boron'un göçü,
10:18sonra yaşananların da çok etkili olmuş olabileceğini hissetmiştim aslında.
10:23Anlattığın, aktardığın duygularda da o biraz geçiyor.
10:26Tabii göç, göçü anlatan bir kitap bu ama göçün yanında aslında biraz Türkiye'nin yakın siyasi tarihine de,
10:33senin kuşağına, çocukluğu ve gençliği seninle denk gelenlere de biraz bu benim hikayem dedirtecek bir kitap.
10:41Çünkü içeride 80 darbesinin travmaları var,
10:44yine o göçün getirmiş olduğu sorunlar, getirmiş olduğu travmalar var.
10:49Bir yandan yoksulluk, bir yandan emek sömürüsü, bir yandan o siyasi koşulların değişmesi,
10:55bir yandan azınlıkların, işte o mezhep çelişkilerinin normal bir insanın hayatına nasıl yansıdığı dersek,
11:01ben hepsini buldum kitapta.
11:03Ve gerçekten de aslında çok insanın hikayesi bu kitaptaki, yalnızca senin ve aileninki değil.
11:08O yüzden bir anlamda bana bir sosyal tarih kaynağı, önemli de bir sosyal tarih kaynağı gibi geldi. Ne dersin?
11:14Ya çok sağ ol.
11:16Şöyle bir örnek vereyim.
11:18Ya şimdi mesela bizim dört kuşak göçümüz bu.
11:22Yani işte babamlar, onların babası falan, onların babası işte böyle başlayan bir göç.
11:28Hiç durmamışlar ki Anadolu'yu sürekli göçmüşler bir sürü meseleden dolayı yani.
11:33Daha çok da yoksulluktan.
11:35Ya gelmişiz şimdi tamam mı?
11:37İskenderun'a yerleşmişsiz.
11:39Biz çocuğuz yani çocuk.
11:40Çocuğun politik düşüncesi olur mu?
11:42Olmaz.
11:43Yani bizim politik bir bilincimiz falan yoktu ilk okulda ama çok dayak yiyorduk yani.
11:47Niye biz bu kadar dayak yedik?
11:49Niye bu kadar eziyet gördük ya?
11:51Bir görüşümüz yok yani.
11:53İtiraz edecek bir durumumuz yok herhangi bir şeye.
11:56İşte İskenderun'un yoksul tepelerinden aşağı düzlükteki okullara gelen çocuklar,
12:02işte Alevi diye kodlanarak çok dayak yediler.
12:07Yani o 12 Eylül'ün eğitim müfredatına yansıyan kısmı o oldu.
12:11Evet.
12:12Yani işte selamün aleyküm diyor din öğretmeni.
12:15Ona aleyküm selam demiyorsan, günaydın öğretmenin böyle bir hani şirinlik yapıyorsan yiyorsun yumruğu yere oturuyorsun.
12:22Öyle günlerden geçtik.
12:25Dolayısıyla aslında bir junta sonrası yetişen kuşağın aslında nasıl yetiştiğini gösteren sosyolojik bir çalışma oldu diyebilirim.
12:37Çok da bir varyasyonu var.
12:39Yani işin emek boyutu var, başka yönleri var.
12:42Biraz onu da anlatmak istedim.
12:44Yani geri dönüşlere bakıyorum.
12:45Hani okuyan insanlar ne diyor?
12:47Bu arada hani koğuşta da ona çok dikkat ettim.
12:50Ve çok iyi okuyan biri ki hani öğretmen ya da işte beyaz yakalı okuyan, edebiyattan da anlayan birine de okutuyordum.
12:57Hiç yani arkası olmayan, okuma işlerinde çok zorlanan birine de okutuyordum ki hani nasıl şeyler falan filan.
13:05Ama toplamda bana gelen tepkiler, eğilimler şu.
13:08Aslında çok da bilinmiyor.
13:10Yani çok yakınımdan, kendi çocuğumdan ya da Boron'un kızına yazdım ben bunu.
13:14Onun kızından gelen tepkiler ya hani niye bize daha önce bu kadar anlatmak istedim?
13:20Anladın oldu.
13:21Çünkü bir insanı anlatmak değil mesele.
13:24O insanla beraber bir evrensel hikayeyi anlatabilmek.
13:27Sosyolojik, siyasal, psikolojik, arka planını anlatabilmek herhalde faydalı olur diye düşünüyorum.
13:33Evet o kuşaktan kuşağa aktarımı da biraz sağlamış o açıdan.
13:37Umut Deniz de dediğin gibi belki o aile hikayesini biraz bu kitapla öğrenmiş oldu.
13:41Biraz şöyle bir yönü de vardır belki abi bilmem katılır mısın.
13:44Bazen de yazarken çıkıyor.
13:47Yani kendi kendine düşündüğünde ya da birine anlattığında bile belki tam doğru ifade edemediğim bütün o hikayeler biraz yazmakla da
13:54kendi kendini doğuruyor gibi hissederim ben hep.
13:57Şimdi biraz kitabın içeriğine de gelmek istiyorum.
14:00Teknik olarak bir İran Edebiyatı'ndan okuduğum bir romandan esinlendiğini söyledin.
14:05Şöyle bir hava vardı ben okurken hep.
14:08Aslında bir Silivri anı.
14:09İşte Silivri'ye gelen kuşlar senin onlara dair gözlemlerin ya da belki bir başka mahpusla yaşadığın bir diyalog.
14:15Oradaki başka bir gündem.
14:17Belki avluda işte gökyüzüne bakarken düşündüklerin.
14:21Ben hep gözümün önüne geldi bunlar.
14:23Sanki çok perdeye de uygun bir eser olduğunu düşündüm.
14:26Hatta sanki flashback ile bir anda sen Ablu'da Silivri'deki serçeleri izlerken işte 1990'lı yıllarda hayatının bir anına gidip onu
14:35düşünüyorsun sonra da oturup yazıyorsun gibi.
14:37Öyle bir şey hayal ettim açıkçası.
14:40Öyle mi oluyordu?
14:40Tam olarak öyle oldu.
14:42Evet yani.
14:44Çünkü şey insan ya ben şimdi bunu söylerken utanıyorum tabii.
14:49Yani 8 ay tutuklu kalarak cezaevi anısı anlatmak zul geliyor.
14:53Çünkü yıllarca cezaevi yatan arkadaşlarımız var, gazeteci arkadaşlarımız bile var ama bu zamanın az olması, çok olması önemli değil.
15:03Özgürlüğünüzden oluyorsunuz ve dört duvar arasındasınız.
15:06Orada duyarlı oluyor daha çok insan.
15:09Çok duyarlı oluyor.
15:10Yani işte kuşa, bulutlara, gökyüzünün renklerine, tonlarına, güneşin çarpışına, güneşin tonlarına, gölgelere, gölge oyunlarına vesaire.
15:20Bütün onlar aslında yazmayı da güçlendiriyor, hafızayı da diri tutuyor, derinleşmeyi de güçlendiriyor.
15:30Bir de yüzleşmeyi de.
15:31Yani insan kendisiyle de yüzleşiyor.
15:33Bütün yaşadıklarını, yazmak istediklerini bir iç muhasebe yapmayı sağlıyor.
15:41O açıdan enteresan bir dönem oldu.
15:45Ama buradan tabii şu çıkmaz, yazmak için cezaevine girin, kimse girmesin tabii.
15:49Dışarıda da yazılabilir, dışarıda da çok güzel eserler yazılıyor.
15:53Evet.
15:54Şunu söyleyeyim, dediğim gibi ben de bir yandan çok sinemayla ilgilenirim.
15:59Hep bu kitabın bir filme de çok güzel dönüştürülebileceğini düşündüm.
16:02Belki ilerleyen süreçte ben böyle dillendiriyorum ama olur mu? Olur.
16:06Şöyle bir yandan da tabii aslında sen geçmişteki kendi ailenin göç hikayelerini anlattın ama sen hala göç hikayesi anlatıyorsun.
16:15Daha son olayla ilgili şimdi soracağım birazdan.
16:18Yazdın yazıyı yeni okudum.
16:20Biraz acılar da değişmiyor.
16:22Yani tüm dünyada hep göçmen işçi kombinasyonu aslında ezilen, belki o hiyerarşik olarak sınıfların en altında kalan, en az görülen,
16:33en az hakka sahip olan
16:34ne Türkiye'deki bu darbelerden kaynaklı, siyasi müdahalelerden kaynaklı tutsaklık, aile travmaları değişiyor, belki biçimleniyor, çeşitleniyor ama
16:46ne de bu göçün acısı değişiyor.
16:48Bugün hala benzeri acıları, benzeri yemek sömürüsünü, mücadele sonucunda aslında insanların belki göç etmek zorunda kalması olayını hala yaşıyoruz.
16:58Biraz da şey diyorum, hep acaba bunun içinde kavrulan bir coğrafya mı olacak Türkiye'ye ya da işte bu coğrafya?
17:05Evet, aslında dünya öyle biraz.
17:08Küresel dünya, güney, kuzeye doğru sürekli göçüyor.
17:13Hep öyle olmuş.
17:14Doğu toplumları, doğu coğrafyası da batıya doğru.
17:18Merkez kapitalist ülkelere, sanayinin, endüstrinin olduğu yerlere doğru göçmüş.
17:22E savaşlar da hep doğuya ya da güneye gitmiş.
17:25Yani kolonyalizm ya da sömürü dediğimiz şey de oraya gitmiş.
17:29Bu döngü çok değişmiyor.
17:31Bu devam edecek.
17:32Yani kapitalizmin genel özelliği bu maalesef.
17:35Ama öyle bir raddeye geldi ki 300 milyon insan var şu an yere, yani yüzer gezer.
17:41Ben buna 8. kıta diyorum.
17:43Dünya üzerinde yeni bir kıta kadar nüfus var.
17:46Ve bunun 160-180 milyon kadarı işçi.
17:50Yani ana gövdesi işçi.
17:52Ben bugüne kadar İrem hep göçmen işçi, göçmen emeği meselesinde alt işler, güvencesizler, en kötü, en pis, en ölümcül işlerde
18:05çalışan işçileri yazdım.
18:06Yani onların hikayelerini yazdım.
18:09Şimdi var ya beyaz yaka göçü var.
18:11İnanılmaz.
18:12Yani bizim ülkemizden o kadar çok genç gidiyor ki her tarafa.
18:16Yani Rusya'ya, Suudi Arabistan'a, Katar'a, Avrupa'ya, Kanada'ya, Amerika'ya genç durmuyor yani.
18:23Çünkü burada iş yok, istihdam yok, yeterince ücret alamıyor vesaire.
18:28Ama gittiklerinde de inanılmaz bir sömürü yaşıyorlar.
18:31Ben hep şöyle düşünüyorum.
18:33Bu sorduğun soru aklıma onu getirdi.
18:36Altı kitap yazdım.
18:38Epey de haber, makale yazdım.
18:40Ama bu beyaz yaka göçünü umarım bir arkadaş yazar.
18:43Yani o çok önemli bir hikaye.
18:44Çünkü artık sadece en alttakiler değil, yani böyle orta sınıf kesimde de bir göçmenleşme ve muazzam bir göç sömürüsü var.
18:55Öyle bir dünyaya geldik.
18:56Bu da artık en yukarıdaki pastanın çok daha genişlemesinden, yani o servetlerin daha da artmasından kaynaklanıyor tabii ekonomik yönünde bu
19:06şekilde.
19:06Şimdi şunu soracağım.
19:08Hena Ebu Zeynep ile ilgili ben yazdığını okudum.
19:11Aklıma hemen Muhammed Nurteni geldi.
19:13Aynı bir vesikalık fotoğraf.
19:16Aslında tek bir fotoğraf bırakıp ardında yani aileleri var mıydı, onlara ne oldu, onlar nerede yine bilmediğimiz.
19:23Muhammed Nurteni de bir göçmen işçiydi ve yakılarak öldürülmüştü.
19:26Hena Ebu Zeynep de üniversite öğrencisi ama işte kafede çalışıyormuş harçlık çıkarmak için orada ölü bulunuyor.
19:33Henüz ona da ne olduğunu bilmiyoruz.
19:36Aslında biraz güncele de gelmeyi istedim.
19:38Hem bu meseleyi en doğru sen anlatacağından hem de konumuzla da çok bağlantılı.
19:43Hala bu göçmen sömürüsü ülkemiz açısından da dünya açısından da en yakıcı mesele aslında belki çok konuşamıyoruz ama.
19:51Ya bu iki olayla ilgili önce Nurteni ile başlamam lazım.
19:55Çünkü cezaevinden bir mektup yazmıştım.
19:59Sonra o yayınlandı galiba.
20:02Nurtani davasını bırakmayın diye.
20:05Çünkü çok takip ediyordum onu.
20:07Çok üzerine gittim o olayın.
20:09Göçmen dayanışma avukatlar da çok uğraştılar tabii ama yani bunun görünür olması için çok şey yapıyordum.
20:17Şimdi cezaevine konunca yani acaba kim takip edecek?
20:21Yeterince haber olacak mı?
20:22Hep içimdeydi ve yani Rezir Muhammed Nurtani'nin eşi Kamer Hanım, çocukları, iki engelli çocuklar hep onlar gözümün önüne geliyordu.
20:33Yani çok sahipsiz, çok güvencesiz.
20:34Ne olacaklar?
20:35Hani baba da yok, eş de yok falan filan.
20:38Sonra çıkar çıkmaz haber yaptım tamam mı yani?
20:42Yani çok zorlandım.
20:43Çünkü aile de çok yorulmuş.
20:45Yani kolay değil.
20:47Sınır dış edilme tehlikesi var.
20:49Bir sürü sıkıntı var falan.
20:51O haber çok etkili oldu ve haberden dolayı demiyorum.
20:56Ama uluslararası koruma aldılar yeniden en azından.
21:00O beni çok rahatlattı.
21:03Çocuğunun protez meselesi vardı.
21:05O da çözülüyor sanırım.
21:06Bir meslek odası üstlendi.
21:10Söylemeyeyim şimdi.
21:10Onlar istemediler bunun şey olmasını.
21:13Reklam olmasın diye.
21:16Ve çok büyük bir duyarlılık gördüm ben.
21:19Yani toplumumuzda bu haberden sonra gelen tepkilere baktım.
21:23İnanılmaz bir duyarlılık var.
21:25Herkes yazıyor.
21:26Nasıl yardımcı olabiliriz bu aileye?
21:28Yani para yardım göndermek istiyoruz falan filan.
21:31Öyle bizim toplumda hoşgörü şey var aslında.
21:34Yani bir kucaklama şeyi var.
21:36Ben de bir gazeteciyim.
21:37Haberi yaptım.
21:38Yani ben kuruluşu değilim.
21:40Doğru da değil gazeteciliğin bir yere yönlendirmesi.
21:42Yani ilgili kurumlar neyse gerekeni yaptılar.
21:47Hanne olayıyla ilgili de yeni sıcak bir olay.
21:51Konya'da bir öğrenci.
21:53Necmettin Erbakan Üniversitesi'nde bir öğrenci.
21:56Haber birkaç yerde çıktı.
21:58Sosyal medyada biraz paylaşıldı falan.
22:01Yerel basında falan çıktı.
22:04Kafede çalışırken ölü bulunuyor.
22:06Yani intihar etti diye haberler geçiyor.
22:11Sonra bazıları yani ne intiharı elleri arkasından bağlı halde ölü bulunmuş.
22:16Yani bu şüpheli ölüm böyle intihar mı olur falan filan deyince ailesine ulaştım bir şekilde.
22:22İki ablasıyla, abisiyle görüştüm.
22:26Olay çok sıcak.
22:28Ve biz gazeteciyiz.
22:29Yani soğuk kanlı olmamız lazım.
22:31Çok şey anlattılar.
22:33Hepsini yazmadım.
22:34Çünkü bazı şeylerin teyide ihtiyacı var.
22:38Otopsi raporunu görmek lazım.
22:41Ama aile tabii ki şüpheleniyor.
22:44Yani bunun bir intihar olduğuna inanmıyor.
22:46Sonucunda ne çıkar bilmiyorum.
22:49Ama biz ailenin bütün şüphelerini ortaya koyduk.
22:53Burada önemli olan hikaye şu.
22:58Kendi canına mı kıydı bilmiyoruz.
23:01Bir cinayet miydi ona bir süs mü verildi bilmiyoruz.
23:04Ama bildiğimiz bir şey var.
23:06Bu kadın öğrenci, bu mülteci öğrenci ölüme sürüklendi.
23:11Bunu kimler nasıl ölüme sürüklediler?
23:13Bu soruların peşindeyiz.
23:15Yani bunu takip ediyorum.
23:16Çünkü çalıştığı kafede sigortası yok.
23:19Bu olmaz.
23:21Aldığı para saatlik 110 lira.
23:231000 lirayı falan buluyor akşama kadar.
23:25Orada bir kahve içseniz, bir pasta şey yapsanız zaten 500-600 lira.
23:30Bu koşullarda insanlar güvencesiz hala çalıştırılıyorsa yıllardır.
23:34Sadece mülteciler de değil yani.
23:36Bizim gençlerimiz de bu koşullarda çalışıyor maalesef.
23:39Elbette tabii.
23:40Hayatını kaybediyorlar.
23:41Onun takipçisi olacağız İrem.
23:42Söyleyebileceğim şey bu şimdi.
23:44Aslında her koşulda bir cinayete çıkıyor kapı.
23:47Tabii işçi sağlığı ve güvenliği meclisi, İSİK meclisi zaten böyle tanımlıyor.
23:53Biliyor ki bir iş yerinde bir ölüm varsa, kendi de canını kıysa ya da diyelim iş kazası da olsa o
24:00bir iş cinayetidir.
24:01Çünkü o iş yerinde gerekli güvenlik sağlanmamıştır.
24:03İşte psikolojik olarak, fizik olarak.
24:06Herhalde onlar da o verilerin içerisine alacaklar.
24:08Elimde daha fazla bilgi de var.
24:10Ama teyitli olmadığı için yazmadım, paylaşmıyorum şimdilik.
24:13Evet, peki.
24:14Senden takip eder, öğreniriz diyeyim.
24:16Kitaba dönmek ve öyle bitirmek istiyorum aslında.
24:19Şimdi evet, senin ailenin hikayesi ama biraz kardeşin boru üzerinden anlatmayı istemişsin.
24:25Ne kadar, şimdi biraz spoiler da olmasın istiyorum.
24:28O yüzden ne kadar bilgi vermek istediğini bilmediğimden de çok ben öyle ayrıntı sormayacağım ama.
24:33Boroyla başka bir ilişkin var.
24:35O çok belli.
24:37Ve Boroy'un da aslında kendi içinde yani sizden bağımsız, gerçekten ekstrem bir hikayesi var.
24:42Hem genç yaşlarında, darbe dönemlerinde yaşadığı mahpustuk, sonrasındaki travmalar, bir aşk hikayesi var.
24:50Yine o mezhep çatışmalarıyla örülü.
24:53Sonrasında yine bir göç var dışarıya.
24:55Dolayısıyla hem Boroyla ilişkin, hem de bu kitabı neden onun üzerinden anlatmak, neden onun hikayesini önüne çıkarmak istedin onu da
25:03dinleyeyim bitirmeden.
25:04Ya, Boroy, yani, Boroy, biz niye Boroy diyorduk?
25:08Çünkü bizimkiler isimleri hep kısaltırlar.
25:12İşte benim adım Ercüment, Erco derler.
25:14Bir kardeşimin adı Mevive, Mebo derler.
25:18Erduran aslında adı kardeşimin.
25:20Ona da Boroy demişler.
25:21Boroy da işte böyle zazaca şey, böyle sarı, çakır gibi bir şey.
25:28Öyle demişler, öyle kalmış.
25:31Kendine münasir çok ilginç bir karakter.
25:35Onu anlatmaya kelimeler yetmez.
25:37Ben ona aşkla bağlıydım.
25:39Yani kardeşlik ilişkimiz öyle bir şeydi.
25:42Bir devrimciydi, sosyalist bir insandı.
25:45Ve çok genç yaşta, yani 16-17 yaşlarında işkenceye maruz kalmış bir insan.
25:51Ve o zaman ya sev ya terk et diye bir kampanya vardı.
25:56Gerici bir kampanyaydı.
25:58Ve ondan dolayı yurdunu terk etmek zorunda kalan, sürgün olan yüz binlerce insandan bir tanesiydi.
26:06Onu zaten anlatmak istedim.
26:09İki, bu bir vefa kitabı.
26:10Kızına böyle bir şey bırakmak istedim.
26:14Ama en önemlisi, bütün bunları yazarken, evrensel bir göç hikayesinin içerisine,
26:19hem Anadolu'nun iç göçü, bizim kendi iç göç hikayelerimiz, hangimizin yok ki?
26:24Yani hepimiz gitsek şöyle dört kuşa bir sürü göç hikayesi çıkar.
26:27Onun içerisine yerleştirmek istedim.
26:31Hem de tabii 2000'li yılların Silivris'i, işte 90'lı yılların Malatya cezaevi,
26:37yani darbe dönemleri geride kaldı diyoruz ama
26:41mapusluk, esaret, baskılar, birçok açıdan aslında mekansal, zamansal benzerlikler var.
26:47O zamanda geçişler de o açıdan siyaseten de aslında
26:51Türkiye'nin makus talihinin çok da değişmediğini gösteriyor.
26:55Ama bunun için bir değişim mücadelesi ve umut da var tabii.
26:58Hem hayatın içinde var hem kitabın içinde var.
27:00Evet, peki.
27:02Çok teşekkür ederim.
27:02Ayaklarına sağlık.
27:03İyi ki geldin, anlattın.
27:05Ben de okuduktan hemen sonra böyle sıcağı sıcağında seninle konuşmuş oldum.
27:09Çok iyi oldu.
27:09Sağ olun.
27:11Sevgili izleyenler sizler için efendim meslek büyüğüm gazeteci ve yazar Ercüment Akdeniz'i ağırladım.
27:16Kendisini göç çalışmalarıyla, göç haberleriyle tanıyoruz.
27:19Zaman zaman da hatta yine bu stüdyoda bu konuları konuştuğumuz programlar yapıyoruz.
27:24Bu kez kitabını konuştuk.
27:25Kendisini daha geçtiğimiz gün beraat ettiği bir davadan 247 gün hapiste kaldığını hatırlarsınız.
27:31Aslında kendisi boşu boşuna özgürlüğünden mahrum olduğu bu anlarda bir eser ortaya koydu.
27:38Anlattığına göre uzun yıllardır da kafasında dönen pişirdiği bir hikayeyi sonunda
27:43Silivri Tutsaklığı'nda bizlerinde okuyabileceği bir şekle şemayla büründürdü efendim.
27:48Kanatlarını göçte bırakanlar kardeşim Borodan söz ediyoruz.
27:51Tekin Yayın Evi'nden çıktı.
27:52Sizler de daha ayrıntılı bakmak, öyküleri okumak isterseniz her mecradan ulaşabilirsiniz diyelim.
27:58Şimdilik noktalayalım. Hoşçakalınız.
Yorumlar