- 8 saat önce
Yaşanmış Gerçek Hikayeler kanalına hoş geldiniz...
Duygularınıza tercüman olacak hikayeler arıyorsanız doğru adrese geldiniz. Gerçek hayattan esinlenerek kurgulanmış yaşanmış gerçek hikayeler ile her hafta yeni duygulara birlikte yelken açacağız. Sizleri derinden etkileyen duygusal hikayelerin yanı sıra ibretlik yaşam hikayeleri ile bazen birinci ağızdan bazen de üçüncü ağızdan hikayelerimizi anlatacağız. Hikayelerimizi ailenizle birlikte gönül rahatlığı ile hem izleyebilir hem de dinleyebilirsiniz. Hikayeler hakkındaki duygularınızı ve görüşlerinizi de yorumlarda mutlaka bizimle paylaşın.
🔔Gerçek hikayelerin izini sürmek için şimdi abone olun ve bildirimleri açarak hiçbir hikayeyi kaçırmayın...
📩 İletişim & İş Birlikleri: yghikayeler@gmail.com
⚠️ YASAL UYARI: 🎬 Bu videoda izlediğiniz sinematik görseller ve atmosferik sahneler, hikaye anlatımını zenginleştirmek amacıyla Pexels stok videoları ve en yeni yapay zeka teknolojileri (Veo 3) kullanılarak tarafımızca titizlikle kurgulanmıştır.
✍️Hikaye ve Kurgu: Hikayelerimizin tamamı özgün olarak yazılmakta ve her sahne hikaye akışına uygun şekilde özel olarak tasarlanmaktadır. Hikayedeki karakterler ve olaylar tamamen KURGUSALDIR!
🎙️ Seslendirme: Videodaki seslendirme yapay zeka değildir. TAMAMEN GERÇEK İNSAN SESİDİR.
🎧Hikayeyi ruhunuzda hissetmek için kulaklıkla dinlemenizi tavsiye ederiz.
✨ Kanal Kimliği: Videoda ara ara gördüğünüz hikaye anlatıcısı karakter (avatar), kanalımızın resmi temsilcisidir.
📚 Kaynaklar ve Atıflar:
🎥 Görsel Tasarım: Veo 3 AI & Özel Video Kurguları
🎥 Stok Görüntüler: Pexels (https://www.pexels.com/)
Yaşanmış Gerçek Hikayeler olarak, teknolojiyi yaratıcılıkla birleştirerek sizlere en kaliteli deneyimi sunmayı hedefliyoruz.
🎵 Müzik:
#gerçekhikayeler #yaşanmışhikayeler #ilginçhikayeler #gizemlihikayeler #duygusalhikayeler
Duygularınıza tercüman olacak hikayeler arıyorsanız doğru adrese geldiniz. Gerçek hayattan esinlenerek kurgulanmış yaşanmış gerçek hikayeler ile her hafta yeni duygulara birlikte yelken açacağız. Sizleri derinden etkileyen duygusal hikayelerin yanı sıra ibretlik yaşam hikayeleri ile bazen birinci ağızdan bazen de üçüncü ağızdan hikayelerimizi anlatacağız. Hikayelerimizi ailenizle birlikte gönül rahatlığı ile hem izleyebilir hem de dinleyebilirsiniz. Hikayeler hakkındaki duygularınızı ve görüşlerinizi de yorumlarda mutlaka bizimle paylaşın.
🔔Gerçek hikayelerin izini sürmek için şimdi abone olun ve bildirimleri açarak hiçbir hikayeyi kaçırmayın...
📩 İletişim & İş Birlikleri: yghikayeler@gmail.com
⚠️ YASAL UYARI: 🎬 Bu videoda izlediğiniz sinematik görseller ve atmosferik sahneler, hikaye anlatımını zenginleştirmek amacıyla Pexels stok videoları ve en yeni yapay zeka teknolojileri (Veo 3) kullanılarak tarafımızca titizlikle kurgulanmıştır.
✍️Hikaye ve Kurgu: Hikayelerimizin tamamı özgün olarak yazılmakta ve her sahne hikaye akışına uygun şekilde özel olarak tasarlanmaktadır. Hikayedeki karakterler ve olaylar tamamen KURGUSALDIR!
🎙️ Seslendirme: Videodaki seslendirme yapay zeka değildir. TAMAMEN GERÇEK İNSAN SESİDİR.
🎧Hikayeyi ruhunuzda hissetmek için kulaklıkla dinlemenizi tavsiye ederiz.
✨ Kanal Kimliği: Videoda ara ara gördüğünüz hikaye anlatıcısı karakter (avatar), kanalımızın resmi temsilcisidir.
📚 Kaynaklar ve Atıflar:
🎥 Görsel Tasarım: Veo 3 AI & Özel Video Kurguları
🎥 Stok Görüntüler: Pexels (https://www.pexels.com/)
Yaşanmış Gerçek Hikayeler olarak, teknolojiyi yaratıcılıkla birleştirerek sizlere en kaliteli deneyimi sunmayı hedefliyoruz.
🎵 Müzik:
#gerçekhikayeler #yaşanmışhikayeler #ilginçhikayeler #gizemlihikayeler #duygusalhikayeler
Kategori
😹
EğlenceDöküm
00:00BAYRAMLAR KIMI İÇİN NEŞEYLE KIMI İÇİN DE İKİ DAMLA GÖZYAŞIYLA GEÇER
00:04ANNESİZ GEÇEN BİR BAYRAMIN NE DEMEK OLDUĞUNU İSE SAÇLARI OKŞANMADAN BÜYÜYENLER ANLAR SADECE
00:11ANNE ŞEFKATI DİYE BİR ŞEY VAR AMA NASIL BİR HIS OLDUĞUNU İNANIN ÇOĞUMUZ HATIRLAMIYORUZ
00:17HELE BİR DE BAYRAMLIK GIYMEDEN BÜYÜMÜŞ ÇOCUKLARIN ANNE ÖZLEMI VAR Kİ SORMAYIN
00:21Onlar annesizliği en iyi bilenlerdir. Ne başları okşanır ne de yeni bayramlık alınır.
00:28Annesizler her bayramı bir köşede iki damla gözyaşıyla geçirir.
00:32Bu hikayemizi annesiz bayramların en derinden hissedildiği evlere armağan ediyoruz.
00:38Umarım beğenirsiniz. İyi seyirler.
00:40Yaşanmış Gerçek Hikayeler kanalına abone olmayı ve videoyu beğenmeyi ihmal etme.
00:45Sabahın ilk ışıkları toprak damlı evlerin arasından çekingen bir serinlikle süzülüyordu.
00:53Havanın griliği, sokağın sessizliği ve insanların yüzündeki yorgun ifade bayram sabahının geldiğini yalnızca takvim yapraklarından öğrenmiş gibiydi.
01:03Mahallenin çocukları yıkanmış avlulara dizilmiş çamaşırların arasından sevinçle koştururken tek katlı evin köşesinde sessizce bekleyen iki çocuk vardı.
01:14Murat ve Zeynep.
01:15Neşeyle oynayan diğer çocukların aksine gözlerinde alışıldık bir burukluk taşıyorlardı.
01:21Kapının önüne oturmuş, ayaklarını yere sürüyerek oturan Zeynep ince kollarını dizlerine sarmış, başını önüne eğmişti.
01:29Yanında sessizce duran abisi Murat ise uzaklara dalmış Iraz ablanın evinden gelen seslere kulak kesilmişti.
01:37Iraz ablanın şehirden gelen torunları rengarenk bayramlıklarıyla bahçede dönerek oyunlar oynuyorlardı.
01:44Kız çocuklarının elbiseleri fırfırlıydı, erkek çocukların ayakkabıları parlıyordu.
01:50Hepsi Barış Manço'nun bugün bayram şarkısını söylüyordu.
01:54Gülüşüyorlar, dönüyorlar sonra yeniden başlıyorlardı.
01:57Zeynep'in gözleri yaşlı bir insanın hatıralara daldığı gibi ağır ağır hareket etti.
02:04Karşıdaki renkli kalabalığı izlerken gözleri hafifçe doldu.
02:08O şarkıyı ilk kez annesinden duymuştu ve şimdi de Iraz ablanın torunlarından tekrar duymuştu.
02:15O anın anlamını bilmeden sadece sözlerini ezberlemiş gibi dinliyordu.
02:21Anlamını ise yıllar sonra bir kaset çalar kapağında, bir şarkı anısında ve bir mezar taşında öğrenecekti.
02:28Evlerinin içi sessizdi.
02:31Baba sabah namazından sonra evden çıkmış, muhtemelen caminin avlusunda yaşlılarla bayramlaşmaya gitmişti.
02:38Ne onlara bayramlık alınmıştı ne de şeker konulmuştu tabaklara.
02:43Her yıl aynıydı.
02:45Komşuların çocukları yeni kıyafetlerini giyerken,
02:49Zeynep geçen yılki elbisesini ve dar gelen ayakkabısını zorla giymeye çalışmış ama becerememişti.
02:56Murat'ın pantolonu ise dizinden yırtıktı.
03:00Bakkalın oğlunun geçen yılki pantolonuydu.
03:03Annesi vefat ettiğinden beri kim ne verirse onu giyiyorlardı.
03:08Zeynep başını kaldırdı.
03:10Abi dedi, sesi zar zor duyuluyordu.
03:15Murat cevap vermedi, sessizce başını salladı.
03:19Bu bayram da öyle geçecekti.
03:21Ne bir ziyaret ne de kapıya gelen bir misafir.
03:25Anneleri öldüğünden beri bayram sabahları sessizdi.
03:29Babaları içe kapanmış, çocuklar ise zamanla her şeyin adını unutmuştu.
03:35Iraz abla onları çağırmadı.
03:37Belki çekinirler diye, belki de torunlarının neşesine gölge düşmesin diye.
03:42Bahçedeki çocuklar dönüp onlara bakmıyordu bile.
03:46Sanki aynı mahallede değillerdi.
03:48Aynı bayram sabahını paylaşmıyorlardı.
03:52Zeynep ayaklarını çekti, avlunun duvarına sırtını dayadı.
03:55Annem olsa bayramlık dikerdi değil mi abi? dedi.
03:59Murat gözlerini kapattı.
04:02Dudaklarını kıpırdatmadan başını salladı.
04:04Hatırlamak zordu.
04:06Ama en zor olanı, hatırlanacak kadar bayramı anneleriyle geçirmemişlerdi.
04:11Uzaklardan insanların uğultusu duyulmaya başladı.
04:14Mahalle yavaş yavaş canlanıyordu.
04:17Komşular kapı önlerine şeker tabakları koyuyor,
04:20çocuklar ellerinde poşetlerle ev ev geziyordu.
04:24Ama bu evin kapısı çalınmayacaktı.
04:26Zeynep ve Murat dışarı çıkmayacaktı.
04:29Çünkü üstlerinde bayramlık yoktu.
04:32Ellerinde şeker poşeti yoktu.
04:33Ve en önemlisi, yanlarında anneleri yoktu.
04:37Güneş henüz doğmamışken Zeynep uyanıktı.
04:40Gözleri tavanda, elleri yorganın ucunda.
04:43Yanında uyuyan abisine bir süre baktı.
04:46Üzerindeki pijamalar solmuştu.
04:48Diz kapakları incelmişti kumaşın.
04:50Zeynep'in ise geceliği artık dizine kadar zar zor geliyordu.
04:56Kalktı, sessizce camın önüne gitti.
04:59Sokağın köşesine bırakılan naylon poşetleri,
05:02rüzgarla kıpırdayan ağaç dallarını izledi.
05:05Onların evi ise annesizlik kokuyordu.
05:09Mahalledeki diğer evler uyanmıştı.
05:11Iğraz ablanın evinden yine kahkahalar yükseliyordu.
05:15Şehirden gelen torunlar bağırış çağırış birbirlerine sesleniyordu.
05:20Zeynep usulca perdeyi araladı.
05:23Gözleri kapının önündeki yeni ayakkabılara takıldı.
05:27Rugan, tokalı, yepyeni bayramlık ayakkabılar.
05:30Çocuklardan biri döndü, annesine seslendi.
05:34Üzerindeki elbise gıcır gıcırdı, kırmızı kurdeleli.
05:37Zeynep perdeyi kapattı.
05:39İçinde büyüyen sıkışıklık boğazına düğüm oldu.
05:43Murat, kız kardeşinin pencere önünde dikildiğini fark ettiğinde
05:46içini bir boşluk kapladı.
05:49Sessizce kalktı, yanına geldi.
05:52Zeynep'in yüzünü okşadı.
05:54Hazırlanalım mı? dedi sadece.
05:57Bayramdı neticede.
05:59Komşuların kapısını çalacak, şeker toplayacaklardı.
06:02Belki birer lokma börek ikram ederlerdi, belki de et.
06:06Belki birileri onları fark ederdi.
06:08Yıkanmış ama eskimiş giysilerini giydiler.
06:11Zeynep'in eteği dizinden yukarıdaydı.
06:14Murat'ın gömleği omuzlarından çekiştiriyordu.
06:17Yine de aynanın karşısına geçip gülümsediler.
06:20O anlık kendilerine bile yalan söylediler.
06:23Bayramlıkları varmış gibi yaptılar.
06:26Sokağa çıktıklarında mahallenin diğer çocukları şenlik içindeydi.
06:30Ellerinde poşetler, ağızlarında renkli şekerler.
06:35Iraz ablanın torunları kapı önünde sek sek oynuyordu.
06:38Üzerlerinde tüllü elbiseler, yeni pantolonlar.
06:41Bir tanesi Zeynep'e döndü.
06:43Parmağıyla gösterdi.
06:45''Senin bayramlığın nerede?'' dedi.
06:48Kıkırdadı.
06:49Zeynep başını eğdi.
06:51Murat bir adım öne çıktı ama çocuk zaten arkasını dönmüştü bile.
06:55Onlar daha önce de dışlanmıştı.
06:57Ama bu sabah her şeyin daha keskin olduğu bir sabah gibiydi.
07:00Çünkü annesiz geçen bayramlar başka hiçbir güne benzemezdi.
07:05Komşuların kapılarını çaldılar.
07:07Bazıları yüzlerine gülümseyerek, bazıları telaşla kapı aralığından ikram etti şekerleri.
07:13Birkaç evde börek verdiler.
07:15Bir evin kadını Murat'a hafifçe eğilip saçlarını okşadı.
07:20''Anneniz sağ olsaydı şimdi ne güzel giydirirdi sizi'' dedi.
07:24Ardından hemen sustu.
07:27Kelimelerinin fazlalığını fark etmiş gibiydi.
07:30O gün sokakları dolaştılar.
07:32Şeker poşetleri ellerinde ağırlaşırken içlerinde bir eksiklik büyüyordu.
07:37Her evin kapısından sonra, her kahkahadan sonra, her çocuk oyunundan sonra o yokluk bir kez daha iliklerine kadar işliyordu.
07:46Öğleye doğru hava ısındı.
07:49Iraz ablanın torunları sokakta oyun oynarken yine aynı şarkıyı mırıldanıyordu.
07:54Barış Manço'nun o bilindik şarkısı.
07:57''Bugün bayram, erken kalkın çocuklar.''
08:01Zeynep başını çevirdi, gözleri doldu.
08:04Murat sesin geldiği yöne baktı.
08:06Çocuklar şarkının ne demek olduğunu bilmeden dans ediyordu.
08:10Şeker dolu poşetleriyle şarkıya tempo tutuyorlardı.
08:14Ama Murat biliyordu.
08:15Öğrenmek zorunda kalmıştı daha doğrusu.
08:18Bildiğini ise kimseye hissettirmemeye çalışıyordu.
08:22Mezar taşına bırakılan şekerleri, annenin yokluğunu, yalnız bir sabahı.
08:27İşte o an çocukluğunun gerçekleriyle yüzleşti.
08:31O şarkının kahkaha atılarak oynanacak bir ezgi olmadığını, bir yara olduğunu ilk defa hissetmişti.
08:39O gün bayramlıkları olmadan eve döndüler.
08:42Ellerinde birer poşet dolusu şeker vardı ama içlerinde hiçbir tat yoktu.
08:48Zeynep yatağın ucuna oturdu, elleriyle şekerleri dizdi, renklerine baktı.
08:53Sonra tek tek ayırıp abisine uzattı.
08:56Sen en kırmızıları al abi, hem de gül kokuyor, aynı annem gibi, dedi.
09:02Murat gülümsedi.
09:04Kırmızı annelerinin en sevdiği renkti.
09:07Eski bir fistanı vardı.
09:09Hala hatırlıyorlardı.
09:11Gerçekten anneleri gül gibi kokuyordu.
09:14Bahçede yağ tenekelerine güller dikerdi anneleri.
09:18Kırmızının onlar için başka bir anlamı vardı.
09:21Şekerin bile.
09:22Annesiz geçen bayramlar.
09:24Yine eksik, yine yalnız, yine annesiz.
09:29Bu arada mahalledeki kalabalık biraz dağılmış, şehirden gelen misafirler evlerde toplanmıştı.
09:36Kimi balkonlarda çay içiliyor, kimi avlularda kahkaha atılıyordu.
09:40Ama o seslerin hiçbiri Murat ve Zeynep'in penceresinden geçip içeri girmiyordu.
09:45O ev sessizdi.
09:47Yıllardır olduğu gibi.
09:49Zeynep sabah erken kalkmıştı yine.
09:52Ayakkabılarını giymeden sessiz adımlarla evin önüne çıktı.
09:55Bir köşeye oturdu.
09:57Günlerdir göğsünün altında bir yük taşıyor gibiydi.
10:01Yaşı küçük olsa da içinde tuttuğu sorular büyümüştü.
10:04Başını kaldırdı.
10:06Gökyüzüne baktı.
10:07Iraz ablanın evinin balkonuna göz gezdirdi.
10:11Renkli çamaşırlar asılmıştı.
10:13Kurdeleli elbiseler, parlak tişörtler.
10:15Tıpkı oyuncak vitrinleri gibi.
10:18Bir an gözleri doldu.
10:20Tam o sırada biri yaklaştı yanına.
10:23Mahallenin yaşlı kadınlarından biriydi.
10:25Eğildi.
10:26Saçlarını okşadı.
10:28Annen olsa şimdi seni de giydirirdi kuzum, dedi yavaşça.
10:32Ardından çantasından bir mendil çıkardı.
10:35Zeynep'in eline tutuşturdu.
10:37Üzerinde küçük işleme vardı.
10:39Bu annen gibi gül kokmaz ama belki hatırlatır, dedi.
10:44Zeynep kadına teşekkür edemedi.
10:46Boğazında bir şey düğümlenmişti.
10:48Mendili sıkıca tuttu.
10:50O küçük beyaz mendil birden her şeyi hatırlattı.
10:55Annesi bayramlarda saçlarına gül kokulu mendil bağlar, sonra çantasına aynısını takardı.
11:01İkisi aynı desenle gezerdi sokaklarda.
11:04O kadar netti ki hafızasında o görüntü sanki dokunsa o ana geri dönecek gibiydi.
11:11Murat içeriden onu izliyordu.
11:13Kapıya geldi, yavaşça dışarı çıktı.
11:16Zeynep'in yanına oturdu.
11:18Gözleri mendildeydi.
11:19O da tanımıştı deseni.
11:21Sessizce kardeşinin elini tuttu.
11:24O gün bayramın geri kalanı için hiçbir plan yapmadılar.
11:28Mahallenin diğer çocukları hala koşturuyor, kapıları çalıp şeker topluyordu.
11:33Ama Murat ve Zeynep başka bir oyunun içindeydiler.
11:37Sessiz, ağır, hatıralarla dolu bir oyunun.
11:41Öğleye doğru İraz ablanın torunları dışarı çıktı.
11:44Yeni oyuncak arabalarını ve bebeklerini getirmişlerdi.
11:47Sokağın ortasına bir örtü serdiler.
11:50Tüm mahalle çocukları başlarına toplandı.
11:53Zeynep ve Murat biraz geride durdu.
11:55Kimse onları çağırmadı.
11:57Sanki o örtüde oturmak, bayramlık elbise giymiş olmakla mümkündü.
12:02Sanki o oyuna ancak parlak rugan ayakkabılarla katılabiliyordun.
12:06O sırada İraz ablanın torunlarından biri yere düştü.
12:10Dizini yaraladı.
12:11Ağlamaya başladı.
12:13Çocuklar panikledi.
12:15Murat hızla yaklaştı.
12:17Cebindeki eski mendili çıkarıp dizine bastırdı.
12:20Dur, kanamasın, dedi.
12:22Çocuk sustu.
12:23O anlık herkes durdu.
12:26Murat'ın elleri kan içindeydi ama gözlerinde başka bir şey vardı.
12:30Sessiz bir öfke.
12:32Sessiz bir yorgunluk.
12:34Çocukluğundan daha ağır bir şey taşıyordu bakışlarında.
12:37Çocuğun annesi geldi.
12:39Murat'tan mendili aldı.
12:41Teşekkür etti ama sonra hemen yüzünü çevirdi.
12:44Belki borçlu kalmak istemedi.
12:46Belki göz göze gelmekten korktu.
12:49O akşamüstü Zeynep oyuncakların toplandığı sokağa tekrar gitti.
12:54Tüm çocuklar gitmişti.
12:56Yerde bir oyuncak bebek kalmıştı.
12:58Kıyafeti parıltılı.
13:00Başını kaldırdı.
13:02Gökyüzüne baktı.
13:03Güneş batıyordu.
13:05Bebeği almadı.
13:06Sadece uzandı.
13:08Başını kaldırıma yasladı.
13:10Sessizlik geldi sonra.
13:12Ne çocuk sesi kaldı mahallede.
13:14Ne bayram kahkası.
13:16Murat kapının eşiğinde ayakta duruyordu.
13:19Zeynep uzaktı.
13:20Gözleri kapalı.
13:22Belki de rüzgârlar getirecekti annelerinin nefesini.
13:25Ama ne ses vardı ne de nefes.
13:28Ertesi gün sabah ezanıyla birlikte uyanan ilk yine Zeynep oldu.
13:33Ama bu kez pencereden gelen ışıkla değil, duvardan sarkan eski bir takvim yaprağının kıpırtısıyla gözlerini açtı.
13:41Rüzgâr cam aralığından giriyor, o takvim yaprağını usulca sallıyordu.
13:47Üzerinde bir bayram resmi vardı.
13:49Mutlu bir aile masanın etrafında oturmuş, gülümsüyordu.
13:54Zeynep resme uzun uzun baktı.
13:57Annesi olsa belki o sofrada yer olurdu onlara da.
14:00Belki yumurtaları ikiye bölmek zorunda kalmaz, bayram şekeriyle doymaya çalışmazlardı.
14:07Kalktı.
14:08Abisi henüz uyanmamıştı.
14:10Sessizce mutfağa girdi.
14:12Raflardan birinde eski bir kavanoz buldu.
14:14İçinde birkaç tane renkli bonibon vardı.
14:18Kim bilir ne zamandan kalmıştı.
14:20Birini cebine koydu, diğerini yavaşça ağzına attı.
14:24Şekerin diliyle buluştuğu an gözlerinden yaş aktı.
14:28Tatlı değildi.
14:29Acıydı.
14:30Çok beklemişti çünkü.
14:32Çok bekleyince şeker bile acıyordu.
14:35Öğlene doğru sokaktan bir ses yükseldi.
14:38Çocuk kahkahaları arasında tanıdık bir melodi vardı yine.
14:42Bugün bayram, erken kalkın çocuklar.
14:45Barış Manço'nun o iç burkan, umut dolu şarkısıydı bu.
14:50Ama çocuklar oyuna çevirerek söylüyorlardı.
14:53Zıplıyorlar, alkışlıyorlar, melodiyi eğip bükerek gülüyorlardı.
14:58Iraz ablanın torunlarıydı yine.
15:00Bir teyp getirmişlerdi şehirden.
15:03Şarkıyı açmışlar, üstüne kendi neşelerini eklemişlerdi.
15:08Ama o ses, Murat ve Zeynep'in evine ulaştığında başka bir şeye dönüştü.
15:13Gülüşlerin yerini buruklu kaldı.
15:15Zeynep dışarı çıktı.
15:17Ayağında terlik bile yoktu.
15:19Teybin yanına kadar gitti.
15:21Çocuklar onu fark etmedi bile.
15:23O ise sadece dinliyordu.
15:25Gözlerini kapattı.
15:27Annesinin saçlarını tararken mırıldandığı şarkıyı hatırladı.
15:30Ama böyle neşeyle değil.
15:32Sessiz, yumuşak, hüzünle.
15:35Zeynep annesinin kendisini gördüğünü düşünerek şöyle mırıldandı.
15:39Bugün bayram.
15:40Ağlama anne.
15:42Zeynep içeri girdiğinde Murat pencerenin önündeydi.
15:46Şarkıyı duymuştu.
15:47Başını eğdi.
15:48Söylenecek bir şey yoktu.
15:50O an anladılar.
15:51Bu şarkı onların hikayesiydi.
15:53Sadece kimse fark etmemişti.
15:56O gün yemek yemeyi unuttular.
15:58Karınları acıkmadı.
15:59Çünkü bazı günler insan sadece susar.
16:03Açlık bile konuşmaz.
16:05Akşam üzeri Iraz abla kapılarına geldi.
16:08Elinde bir tabak dolma vardı.
16:10Alın kuzum.
16:11Bayram günü aç kalınmaz.
16:13Dedi.
16:14Murat teşekkür etti.
16:16Ama gözlerinin içine bakamadı.
16:18Tabağı alıp kapıyı kapadı.
16:20Zeynep dolmaları saydı.
16:23Yedi tane vardı.
16:24Üç tanesini bir peçeteye sarıp dolabın üst rafına koydu.
16:28Sanki bir gün anneleri gelir de acıkırsa yesin diye.
16:32O gece Murat deftere bir şeyler karalamaya başladı.
16:36Bu annesine yazılmış bir mektuptu.
16:39Murat artık içindekileri annesine haykırmak istiyordu.
16:42Bir mektup yazıp annesinin mezarına gömmeye karar verdi.
16:46Annesinin o mektubu okuyacağına inanıyordu.
16:49Sonra aldı kalemi eline ve yazmaya başladı Murat.
16:54Keşke yanımda olsaydın anne.
16:56Keşke yanımda olsaydın da dizlerinde ağlasaydım.
17:00Sen kız kardeşimin saçlarını tararken izleseydim yine seni.
17:04Ama sen gittikten sonra kardeşimin saçlarını hep ben taradım biliyor musun?
17:09Senin gibi tarayamıyorum anne kardeşimin saçlarını.
17:12Senin gibi öremiyorum onun saçlarını.
17:14Ve biliyor musun anne?
17:16Kardeşimin saçlarını her bayram yine ben tarıyorum.
17:19Sen gittiğinde ne yapacağımızı bilemedik.
17:22Babam babalık yapmayı biliyordu sadece.
17:25Keşke kız kardeşim ablam olsaydı.
17:28Belki o zaman o bana annelik yapardı öyle değil mi?
17:31Ama ben ona hem annelik hem de abilik yaptım.
17:35Anne babam bilmiyor senin gibi yemek yapmayı.
17:37Neredesin gel artık.
17:39Sen olsaydın sabah salçalı yumurta yerdik.
17:42Babam bahçedeki domateslerden nasıl salça yapacağını da bilmiyor.
17:46Salçamız da bitti zaten.
17:48Ben biliyorum aslında nasıl yapacağımı.
17:50Ama sensiz elim varmıyor.
17:52Hem Zeynep de küçük zaten.
17:54Sürekli yoruluyor.
17:56Bahçede senin oturduğun yere oturuyorum güneş batarken.
17:59Tıpkı senin yaptığın gibi güneş batarken tepenin ardına doğru uzatıyorum gözlerimi.
18:05Hep merak ettim o tepenin ardında ne gördüğünü.
18:08Yoksa gideceğin yere mi bakıyordun?
18:10Ya da birini mi bekliyordun?
18:12Babama sordum.
18:14Sustu ve ağladı sadece.
18:16Ben de komşumuz Iraz ablaya sormuştum.
18:19Bana Azrail'i bekliyormuş demek ki demişti.
18:24Neden Azrail'i bekliyormuş ki dedim Iraz ablaya?
18:28Ananı Azrail aldı gülüm dedi bana.
18:30Azrail niye benim annemi almıştı ki şimdi?
18:33Hem de bayram zamanı.
18:35Anne, niye bayram günü gittin ki sen?
18:39Beklemeseydin olmaz mıydı Azrail'i?
18:41Ya da yaşlanınca gitseydin ya Azrail'le?
18:45Veya sorsaydı bize biz izin vermezdik ki gitmene.
18:50Ama seni hala genç hatırlıyorum biliyor musun?
18:53Çünkü benim annem hiç yaşlanmayacak biliyorum.
18:55Sen hep genç kalacaksın anneciğim ve güneş narin yanaklarını okşarken rüzgar ile dans edecek saçların.
19:03Biliyorum sen o dağın tepesinden izliyorsun bizi.
19:06Bu arada babam evlenmedi merak etme.
19:09Geceleri o da ağlıyor.
19:10Zeynep ile gizlice dinliyoruz.
19:13Sonra biz de ağlıyoruz.
19:14Ama seni hep genç hatırlıyoruz annem.
19:17Ağladığımızı görüyorsan üzülme sakın.
19:20Seni çok özlüyoruz da ondan.
19:22Bazen de gözümüze toz kaçıyor.
19:25Ama babamın her gece gözüne toz kaçıyor.
19:28Belki kalkıp yüzünü yıkasa geçer.
19:31Ama babam da seni unutmaktan korkuyor.
19:34Yüzünü yıkasa gözündeki toz gidecek.
19:37Gözündeki toz giderse yaş da gidecek.
19:41Babam ağlamazsa seni unutur anne.
19:43Bizim gözümüze toz kaçmazsa bize küsebilirsin.
19:47Biz ne seni unuturuz ne de gözümüzdeki tozu yıkarız tamam mı?
19:51Çünkü seni çok özlüyoruz.
19:53Bu arada Zeynep sana küsmüş anne.
19:56Niye küstün diyorum.
19:58Annem ben küsünce barışmak için gelir de ondan diyor.
20:01Senin gittiğin yerden gelmeyeceğine inanmıyor anne.
20:05Sana dolma bile ayırdı biliyor musun?
20:07Ama yine de bir gün dönersin diye her sabah küsüyor.
20:11Akşam olunca tekrar barışıyor seninle.
20:13Anne sen bir bayram sabaha gittin ya hani.
20:16Artık hiçbir bayram eskisi gibi olmuyor.
20:18Babamla bayram namazından döndüğümüzde Zeynep senin gibi kahvaltı hazırlamaya çalışıyor.
20:23Ama Zeynep de senin gibi yapamıyor.
20:26Üzülmesin diye çok güzel olmuş diyorum.
20:28Sonra sofrayı topluyoruz.
20:30Seninle oturduğumuz asmanın altına gidiyoruz üçümüz.
20:34Gözlerimiz kapıya bakıyor.
20:35Elinde yine çayla birlikte baklava getireceksin diye bekliyoruz.
20:39Ama sen gelmiyorsun.
20:41Neden gittin anne?
20:42Niye geri gelmiyorsun?
20:44Nereye gittiğini biliyorum ama yine de gelirsin diye bekliyorum.
20:47Ben de geleceğim yanına merak etme.
20:50Ama önce Zeynep büyüsün olur mu?
20:52Ben de gelirsem o babamla yalnız kalır.
20:55Bu sefer ikimizi de özlerler.
20:57Hem ikisi de güzel çay demleyemiyor.
20:59Ben senin öğrettiğin gibi çay demliyorum.
21:02Tadı seninki gibi olmuyor anne ama olsun.
21:06Zeynep'in çayına biraz su koyuyorum senin gibi.
21:08Sıcak içemiyor yani.
21:10Ondan işte.
21:11He bir de senin yağ tenekelerine diktiğin güller var ya.
21:15Onlar bir güzel açıyor ki aynı sen gibi kokuyor.
21:20Zeynep gülleri her kokladığında.
21:22Abi güller neden annem gibi kokuyor?
21:25Diye soruyor.
21:27Hani seni yıkadıktan sonra gül suyu dökmüşler ya saçlarına.
21:31İşte ondan güller senin gibi kokuyor.
21:33Biliyorum.
21:34Ama Zeynep'e söyleyemiyorum.
21:36Ben senin saçlarını son kez kokladım.
21:39Ama zaten sen hep gül kokardın ki anne.
21:42Zeynep'e de öyle söyledim.
21:44Annem hep gül kokardı Zeynep.
21:46Senin gibi o da gül kokardı.
21:48Dedim.
21:49Anne sana bir şey söyleyeceğim ama kızma ne olur.
21:52Biz artık bayramları sevmiyoruz.
21:54Çünkü sen gittikten sonra insanlar bize gelmez oldu.
21:58Eskiden sen varken evimize gelirlerdi bayramda.
22:01Sonra biz giderdik onlara.
22:03Şimdi ne biz birinin evine gidiyoruz ne de birileri bizim evimize geliyor.
22:08Babam da bayram namazına kaldırmıyor artık.
22:12Bayramın geldiğini nasıl anlıyoruz biliyor musun?
22:15Iraz ablanın şehirden gelen torunları var ya, hani işte onlar şarkı söylerken anlıyoruz.
22:20Bir şarkı var ya, hani Zeynep'e söylediğin, o şarkıyı her bayram söylüyorlar.
22:26Iraz ablanın torunları hep bir ağızdan, bugün bayram, erken kalkın çocuklar.
22:31Giyelim en güzel giysileri, elimizde taze kır çiçekleri, üzmeyelim bugün annemizi diyorlar.
22:38Herkes o şarkıda oynuyor ama Zeynep sürekli ağlıyor.
22:42Çiçek toplayıp senin yanına gelmek istiyor.
22:45Çiçek tamam da bizim güzel giysilerimiz yok ki anne.
22:48Iraz ablanın torunlarında cırt cırtlı spor ayakkabı bile var biliyor musun?
22:53Zeynep kırmızı ayakkabıları çok seviyor.
22:56Çocuklar oynarken Zeynep'in gözleri hep o kırmızı ayakkabılarda.
23:00Bir gün param olunca Zeynep'e o kırmızı ayakkabılardan alacağım.
23:04Babamın parası yok biliyorum, o da bayramlık alamıyorum diye çok üzülüyor.
23:09Zeynep babamın üzülmesine de kıyamıyor ve babama,
23:13''Baba baksana ayakkabıma papatya koydum, Iraz ablanın torununda papatyalı ayakkabı yok ki'' diyor.
23:20Zeynep çok içli bir çocuk oldu anne.
23:22Babam Zeynep'i teselli edecekken Zeynep babamı teselli ediyor ama sana söz anne.
23:28''Zeynep'e o kırmızı ayakkabıları alacağım. Çiçekli etek de alacağım. Zeynep de bayramlık giysin. Ben giymesem de olur.
23:36Babama da alacağım anne, babam da bayramlık giysin. Zaten yırtıklarını dikmekten o da yoruldu.
23:42Zeynep elbiseleri eskimesin diye mavi önlüğünü üstünden çıkartmıyor. Ama Zeynep'in önlüğü de eskidi.
23:49''Sen merak etme anne. Ben hem babama hem de Zeynep'e bayramlık alacağım. Senin yanına gelirken bayramlıklarımızı da giyip öyle
23:57geleceğiz.
23:58Bu bayram bayramlıklarımız yok ama çiçeklerimizle geldik yanına. Bu mektubu da başucuna gömeceğim.
24:05Melekler bu mektubu sana getirir. Okursan ağlama olur mu anne? Zeynep büyüsün. Söz ben de senin yanına geleceğim.
24:12Hem Zeynep büyürse korkmaz. Bir de babam Zeynep'e gülüm diye sarılıyor. Zeynep de aynı anne gibi kokuyorum değil mi
24:22baba? diye mutlu oluyor.
24:24Şimdi ben de gidersem üzülür. Anne, annem, gül kokulu annem. Sana hiç bayramlıklarımızı giyip de gelemedik.
24:33Ama başucuna gül dikecekmiş babam. Biz o gülü koklarken sen de yanaklarımızı okşa olur mu?
24:40Sana söz bir gün Zeynep'e, babama ve kendime bayramlık alacağım. Mezarının başına bayramlıklarımızla geleceğiz.
24:48Belki sonra Azrail bizi de götürür senin yanına olur mu? Ya da sen bize gelirsin.
24:53Çünkü biz her bayram sabahı asma ağacının altında seni bekliyor olacağız.
24:59Bayramın son günü, sokak artık daha sessizdi. Misafirlikler azalmış, şehirden gelenlerin çoğu dönmeye başlamıştı.
25:07Iraz ablanın torunları bavullarını toplamış, kalabalık bir uğurlamayla minibüse bindirilmişti.
25:13Herkes el sallarken, Murat ve Zeynep evlerinin penceresinden sadece bakıyordu.
25:19Ne gelen vardı ne giden. O yüzden veda etmeye de alışkın değillerdi.
25:24O gün öğle saatlerinde hava kapandı. Gökyüzü griye büründü.
25:30Rüzgar sokağın tozunu havalandırdı.
25:33Zeynep pencere önünde eski bir lastik tokayla saçlarını toplamaya çalışırken,
25:37birden camın dışına çarpan yağmur damlalarının sesiyle irkildi.
25:42Yağmur hızlı başlamıştı.
25:44Camdan aşağı süzülen her damla, sanki Zeynep'in gözlerinden düşüyormuş gibi görünüyordu.
25:50Murat odanın köşesinde yazdığı mektubu bir poşete koyduktan sonra annesinden kalan eski bir şalı düğümlerle birbirine bağlamaya çalışıyordu.
26:00Ne yaptığını söylemiyordu. Sormak da istemiyordu kimse.
26:05Bir süre sonra kapı çalındı. Zeynep koştu. Kapının önünde yaşlı bir adam duruyordu.
26:11Elinde kahverengi, yıpranmış bir poşet vardı.
26:15''Babanız evde mi?'' dedi. Zeynep başını iki yana salladı.
26:21''Anneniz?'' diye sordu bu sefer.
26:25''Rahmetli!'' dedi Zeynep kısık sesle.
26:28Adam sustu. Gözlerini kaçırdı.
26:32Zeynep sadece kapıyı biraz daha araladı.
26:35Sokağın yağmuruna baktı.
26:37Adam poşeti ona uzattı.
26:39''Bayram yardımıydı bu. Muhtarlık yolladı. Geç kalmışız biraz.'' dedi.
26:44Sonra da dönüp gitti.
26:47Poşetin içinden bir paket makarna, birkaç adet konserve ve iki tane şeker paketi çıktı.
26:54Şekerlerden birinin poşeti açılmıştı.
26:56Bazıları nemlenmişti.
26:59Zeynep elleriyle kurulamaya çalıştı.
27:01Sanki onları kurtarırsa annesini de kurtaracakmış gibi bir telaşla.
27:06Murat poşeti masaya koyduktan sonra dışarı çıktı.
27:10Yağmur hala yağıyordu ama o yürümeye devam etti.
27:14Ayakkabılarının ucu derinmişti.
27:16Çorapları su çekmişti.
27:17Ama o fark etmiyordu.
27:19O gün başka bir yere gidiyordu.
27:21Mezarlığa.
27:23Annesinin mezarına vardığında çevrede kimse yoktu.
27:26Toprak ıslak, otlar sarkmıştı.
27:29Mezar taşının kenarındaki harfler bile sanki daha silik görünüyordu.
27:33Murat diz çöktü.
27:36Konuşmadı.
27:37Ağlamadı da sadece başını eğdi.
27:40Ellerini toprağa bastı.
27:42Bayram geldi.
27:43Ama sen yoksun anne.
27:45Bu mektubu oku olur mu?
27:47Sözümü tutacağım.
27:48Dedi sadece ve mektubu annesinin mezarına gömdü.
27:52Dönüş yolunda Zeynep'le karşılaştı.
27:55O da annesinin mendilini alıp peşinden gelmişti.
27:59İkisi birlikte eve döndüler.
28:01Yolda hiç konuşmadılar.
28:03O gece pencerenin kenarında otururlarken elektrikler kesildi.
28:08Her yer karanlık oldu.
28:10Murat kibritle bir mum yaktı.
28:13Işık çok zayıftı ama o zayıf ışıkta Zeynep bir şey fark etti.
28:17Duvardaki çatlak büyümüştü.
28:19Üstünden yağmur suyu sızmış, boyayı kabartmıştı.
28:23Cam kenarındaki saksı da devrilmişti.
28:25Her şey küçük küçük kırılmış gibiydi.
28:29Zeynep bir anda kalktı.
28:31Camın yanına gitti.
28:32Perdeleri açtı.
28:34Yağmur durmamıştı.
28:35Sonra dönüp Murat'a baktı.
28:36Bayram geçti değil mi abi?
28:38Dedi.
28:39Murat başını salladı.
28:41Evet, dedi.
28:42Zeynep tekrar camdan dışarı baktı.
28:44O zaman artık annem gelmez, dedi.
28:47Sesi mumun alevi kadar titrekti.
28:49Ve o gece, o evde bayramdan geriye kalan
28:52sadece cam kırıkları gibi dağılmış sessizlikti.
28:56Kimse duymadı.
28:57Kimse fark etmedi.
28:59Ama o ev çocukluğunu bir kez daha kaybetti.
29:03Aradan yıllar geçti.
29:05Murat ve Zeynep büyüdü.
29:07Murat hem okudu, hem de kız kardeşi Zeynep ile babasına baktı.
29:12Kız kardeşini de okuttu.
29:14Bir süre sonra onlar da şehre taşınmak zorunda kaldılar.
29:18Her bayram gidemediler annelerinin mezarına.
29:21Çünkü Murat annesine söz vermişti mektubunda.
29:25Merak ediyorsunuz biliyorum.
29:27Merak etmeyin.
29:28Murat sözünü tuttu.
29:30Kendisine, kız kardeşi Zeynep'e ve babasına bayramlık aldı.
29:34Annesinin mezarına söz verdiği gibi bayramlıklarıyla geldi son kez.
29:38Murat'ın ve Zeynep'in yaşadığını hiçbir çocuk yaşamamalı.
29:42Daha doğrusu hiçbir çocuk annesiz bayramları yaşamamalı.
29:46Belki de anneler hiç ölmemeli.
29:49Anneler ölmesin ne olur?
29:51Ya da anneler bayramlarda geri gelsin.
29:54Anneler bayramlarda geri gelsin ki gül kokulu bayramlar yaşasın çocuklar.
30:00İşte o zaman bayramlar neşeyle geçer işte.
30:03Çünkü bayramlar anne kollarında tebessüm eden çocukların gülüşlerinde gizlidir.
30:09Bu hikaye anne özlemi çeken, anne şefkatine muhtaç ve her bayram annesinin toprağını okşayarak sulayan tüm iyi insanlara armağan olsun.
30:18Kendinize çok iyi bakın.
30:20Görüşmek üzere.
Yorumlar