Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 7 saat önce
Merhaba Güzel Vatanım izle , Merhaba Güzel Vatanım 2019 Filmi Türkçe Dublaj Altyazili Full izle – Ahmet Ümit ve Nazim Hikmet’in çalkantılı hayatlarının dokunaklı bir tasviriyle film, Moskova’dan Türkiye’ye uzanan coğrafi bir alanda birçok dönemin panoramasını sunuyor. Ahmet Ümit sanattan ilham alırken, Nazim Hikmet ise dünya çapında tanınan eserler yazdı.
Döküm
00:00:28İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:00:58İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:01:28İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:01:58İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:02:28İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:02:58İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:03:01Passaport.
00:03:02Passaport.
00:03:39Ne kadar param var?
00:03:49Bu kadar mı?
00:03:50Evet.
00:03:53Beni takip et.
00:03:55Sen de.
00:04:37Bunlar ne?
00:04:39Ne?
00:04:47Ne?
00:05:07Ne?
00:05:07Ne?
00:05:18Ne?
00:05:20Ne?
00:05:23Ne?
00:05:24Bak bakayım.
00:05:27Yük gemisin.
00:05:32Devam.
00:06:12Kaptan ben Nazım.
00:06:14Ben Nazım Hikmet.
00:06:17Ben şair Nazım Hikmet.
00:06:20Beni gemiye alın.
00:06:22Beni gemiye alın.
00:06:25Beni gemiye alın.
00:06:26Yok olmayacak, beni tanımadılar.
00:06:28Tanıyacaklar, tanıyacaklar.
00:06:30Vaziyeti anlamadılar.
00:06:32Nazım!
00:06:33Nazım Hikmet!
00:06:35Türk şairi, komünist Nazım Hikmet!
00:06:38Komünist, Nazım Hikmet.
00:06:54Bu kadarcık parayla Bulgaristan'a giremezsiniz.
00:06:58Amacınız ne?
00:07:00He?
00:07:00Ne yapmak istiyorsunuz?
00:07:02Biz Türk komünistleriyiz.
00:07:04Bulgaristan Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin de konuklarıyız.
00:07:07cidimizdeki paranın ne önemi var?
00:07:11Bize konuk olduğunuz söylenmedi.
00:07:17Belki de ajansınız.
00:07:19Türk hükümeti ile aramızı bozacaksınız he?
00:07:22Nereden bileyim ben?
00:07:24Gideceğimiz yer Rilo Otel.
00:07:26Arayın sorun.
00:07:27Söylediklerimi doğrulayacaklar.
00:07:29Arayın diyorum size.
00:07:34Bunu yapmam için bir sebep yok.
00:07:40Sizi Türkiye'ye geri göndereceğiz.
00:07:45Zaten treniniz de çoktan gitti.
00:07:52Türkiye'de askeri bir diktatörlük var.
00:07:55Bizi geri yollarsanız hapse atarlar.
00:07:57İçkence yaparlar.
00:07:58Belki de öldürürler.
00:07:59Sorumlusu da siz olursunuz.
00:08:06Belki de öldürürler.
00:08:10Bir trafik etmeliyen.
00:08:13Bir trafik etmeliyen.
00:08:14Meleğini odaklanın.
00:08:20Ben de...
00:08:24Bir trafik etmiliyle mi?
00:08:25Ben de...
00:08:30Bir trafik etmeliyen.
00:08:31Bu yüzdennya ben de varsam.
00:08:36Ahmet.
00:08:54Lik lik bakayım yüzüme.
00:08:56Abinin hapse girmesi yetmedi mi?
00:08:58Bir de senin soğucun başımızı belaya.
00:09:08Babamdan yediğim tokat o dönemin simgesi gibiydi.
00:09:11O tokat işte bu ev katılmıştı.
00:09:1312 Mart 1971'de askerler yönetime el koymuşlardı.
00:09:17İlericileri, devrimcileri tutukluyor, işkencelerden geçiriyorlardı.
00:09:21Sadece Marx, Lenin gibi devrimci önerilerin kitaplarını değil,
00:09:25Nazım'ın kitaplarını da yasaklamışlardı.
00:09:27O dönem evlerde kitaplar yırtılıyor, yakılıyor, saklanıyorlar.
00:09:31Bu evlerden biri de bizimkiydi.
00:09:33Abim tutuklanmış, kitapları tavan arasına saklanmıştı.
00:09:36Bütün bunlardan korkan babam, haklı olarak bana Nazım'ın şiirlerini yasaklamıştı.
00:09:41Zavallıcık, böyle yaparak bu önlemlerle yedi çocuğu koruyacağını zannediyordu.
00:09:46Oysa dönemin politik rüzgarları hayatımızı çoktan belirlemeye başlamıştı.
00:09:51Tıpkı yarım asır önce Nazım Hikmet'in hayatını belirlediği gibi.
00:10:00Memleketin üstüne çöken kara bulutu görüyor musun Banu?
00:10:03Artık buna tahammül edemiyorum, bir şeyler yapmak lazım.
00:10:06Ne yapabiliriz ki Nazım?
00:10:09Baksana vaziyete.
00:10:12İstanbul'da bu iş zor.
00:10:14O zaman biz de Anadolu'ya gideriz canım kardeşim.
00:10:17Böyle eri kolu bağlı olmak ölümden beter.
00:10:21Ben Nazım Hikmet.
00:10:23Hikmet'in oğlu.
00:10:25Ben Türk şairi.
00:10:26Kendimi bildim bileli vatanperver, kendimi bildim bileli insansever.
00:10:33Ben 19 yaşına geldiğimde, vatan perişan, insanlık korkunç haldeydi.
00:10:40Birinci dünya savaşı sona ermiş, koca imparatorluk çökmüş, İstanbul emperyalist ülkelerce işgal edilmişti.
00:10:48İstanbul yas içindeydi.
00:10:50Ülke yas içindeydi.
00:10:52Hepimiz yas içindeydik.
00:10:53O karanlık günlerde her namuslu Türk genci gibi, biz de üzerimize düşeni yapmaya hazırdık.
00:11:00Bu iradeyle, Kurtuluş Savaşı'na katılmak için Vanu'yla birlikte Anadolu'ya geçtik.
00:11:06Sıkıntılı bir serüvenin ardından Ankara'ya gitmek üzere İnebolu'ya ulaştık.
00:11:10İşte bu küçük Anadolu kasabasında karşılaştığım insanlar, hayatımı değiştirecekti.
00:11:15Kurtuluş Savaşı'na katılmak için, Almanya'dan ülkeye dönen Spartakist devrimcilerin sözleri,
00:11:21bana yepyeni bir kader çizecekti.
00:11:41Asıl mesele, dünya devrimi.
00:11:43Bizim milli mücadele bir başlangıç.
00:11:45Elbette bu savaşı kazanmak zorundayız.
00:11:47Ama orada öyle durmak olmaz.
00:11:49Ardından Sosyalist devrim gelecek.
00:11:52Yani işçilerin, köylülerin iktidarı.
00:11:54Yani sosyalizm.
00:11:56Yani Rusya'daki gibi mi?
00:11:57Aslında Almanya'da olacaktı.
00:11:59Ama yenildi.
00:12:00Marx, Sosyalist devrimin gelişmiş kapitalist ülkelerde olacağını söylemişti.
00:12:05Ama Marx kim?
00:12:06Yahu arkadaşlar, siz nasıl aydınlarsınız?
00:12:09Daha Marx'ı duymamışsınız.
00:12:11Karl Marx yahu, komünizm düşüncesinin babası.
00:12:14Yaratıcısı.
00:12:22İki arkadaş, İnebolu'dan Ankara'ya tam sekiz günde geldik.
00:12:27Çileli bir yolculuktu.
00:12:29Yorgun ama umutluydu.
00:12:31Ankara yeni kurulmaktaydı.
00:12:33Genç Cumhuriyet, önemsiz bir kasabanın kaderini değiştiriyordu.
00:12:38Tıpkı bir halkın kaderini değiştirdiği gibi.
00:12:41İşte bu tarihsel girişimde, biz de önemli vazifeler almak istiyorduk.
00:12:45En önde savaşmak, gerekirse ölmek istiyorduk.
00:13:15Genç sahiller, paşam.
00:13:16Elbette bu ne Vanu'ya, ne de bana yeterli gelecekti.
00:13:22Şiir yazıyorsunuz demek.
00:13:23Güzel.
00:13:25Lakin gençler, modern olsun diye son zamanlarda mevzulu şiirler yazıyorlar.
00:13:31Sizden ricam, kaili şiirler yazınız.
00:13:35Paşam.
00:13:46Uğradığımız hayal kırıklığına rağmen söyleneni yaptık.
00:13:49Bize verilen vazifeyi yerine getirmek için, Bolu'da öğretmenliğe başladık.
00:13:54Dönemin Bolu'su geri kalmış bir kasabaydı.
00:13:57Ne Vanu, ne de ben mutluyduk burada olmaktan.
00:13:59Zihinlerimize düşen sosyalist düşünceler ufkumuza açmış, ülkenin kurtuluşunun dünyadaki mazlum milletlerin ve çalışan sınıfların kurtuluşundan ayrı olmadığını anlamaya başlamıştık.
00:14:10Buna bir de halkla uyum sağlayamamamız eklenince, kendimizi bir cendere içinde hissetmeye başlamıştık.
00:14:16Bizim için tek kurtuluş yolu, Rusya'da başlayan devrimdi.
00:14:22Nasıl ki ülkemizde Osmanlı Hanedanlığı yıkılıp, yerine cumhuriyet kurulduysa, kuzey komşumuzda da Romanov Hanedanlığı yıkılmış, yerine Sovyetler Birliği kurulmuştu.
00:14:33Bu genç devlet, dünyadaki ezilen sınıfların ve mazlum halkların umudu olma yolunda hızla ilerliyordu.
00:14:40Bizim gibi onların da düşmanı, emperyalizmdi.
00:14:43Bu yüzden sosyalizm, gitgide bizi daha çok cezbediyordu.
00:15:04Ahmet Ümit henüz 15 yaşındaydı.
00:15:07Çocukluktan gençliğe geçerken, kendine yeni bir kimlik bulmuştu.
00:15:11Saygın, onurlu ve hayranlık uyandıran bir kimlik.
00:15:16Devrimcilik.
00:15:28Böyle tek tek kitap almak işe yaramaz Ahmet.
00:15:32En iyisi biz seninle ortak kitaplık kuralım.
00:15:36Ama bizde olmaz.
00:15:38Babam bozuluyor.
00:15:40Sizde olsa...
00:15:42Tamam Ahmet.
00:15:44Anlam anlamaz zaten, ders kitabı zanneder.
00:15:48Biriktirdiğimiz paralarla da her hafta bir kitap alalım.
00:15:50Diğer arkadaşlarla okutalım.
00:15:52Devrimciliği okula yayalım Halil.
00:15:54Yayalım.
00:15:56Zaten solcu olan ağabeylerinin etkisindeydi.
00:15:59Buna, deniz gezmişlere duyduğu büyük hayranlıkla eklenince, kendini devrimci hareketin saflarında bulacaktı.
00:16:05Önce arkadaşı Halil'le birlikte, sol düşünceleri kavramak için kitaplara yöneldiler.
00:16:11Deliler gibi okumaya başlamışlardı.
00:16:13Ama devrimciliğin, örgütün, direnişin ne olduğu konusunda hiçbir fikirleri yoktu.
00:16:19Ta ki, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'nin gençlik örgütünden sorumlu, Enver Kurt'la karşılaşıncaya kadar.
00:16:27Güzel roman.
00:16:28Ama sadece kitap okuyor, devrimci olunmaz.
00:16:31Eylem yapmak lazım.
00:16:34Eylem içinse, örgütlü olmak lazım.
00:16:38Lenin, bana devrimcilerden kurulu bir örgüt verin.
00:16:43Rusya'nın altın üstüne getireyim demişti.
00:16:45Yani, örgütlü olmak şart Ahmet.
00:16:49Tamam da, devrimciliğin ne olduğunu bilen yok ki ama.
00:16:54Öğrenecekler.
00:16:56Ama onca onların haklarını savunan, öğrenci devrimlikleri kurmalısınız.
00:17:01Okulun içinde mi?
00:17:03Tabii.
00:17:04Fabrikadaki sindikalar gibi.
00:17:07Öğrencilerin haklarını savunursanız,
00:17:11bunları kazanırsınız.
00:17:14Böylece Ahmet, yeni tanıştığı örgütle, yeni tanıştığı arkadaşlarıyla artık aradığı kimliği bulmuştu.
00:17:23Arkadaşlar, bugün 6 Mayıs.
00:17:25Bundan tam 4 yıl önce, emperyalizmin eli kanlı katilleri, askeri diktatörler,
00:17:31Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ı katlettiler.
00:17:34Böylece, biz devrimcileri korkutacaklarını, yükselmekte olan devrimci hareketi engelleyeceklerini sandılar.
00:17:41Ama nasıl ki denizler, gözlerini kırpmadan inançları uğruna ölüme gittilerse,
00:17:46bizleri de hiçbir baskı, hiçbir zulüm yıldıramayacak.
00:17:50Bizler, onlardan aldığımız bayrağı daha da yükselteceğiz.
00:17:54Akın var, güneşe akın.
00:17:56Güneşi zapt edeceğiz.
00:17:58Güneşin zaptı yakın.
00:18:03Atılgandı, gözü pekti, insanları etkilemeyi biliyordu.
00:18:08Daha lise çağında olmasına rağmen, şimdiden bir gençlik önderi gibi forumlarda konuşuyor,
00:18:14arkadaşlarıyla boykotlar örgütlüyor, grevlere destek veriyordu.
00:18:17Sanki bir anda büyümüş, olgun bir adama, kararlı bir militana dönüşmüştü.
00:18:22Çok geçmeden, seçtiği yaşam biçiminin son derece tehlikeli ve zorlu bir yol olduğunu öğrenecekti.
00:20:11Siyasi şubedeki sivil polis, hakiki bir tehlikeden söz ediyordu.
00:20:15Üstelik ben de bunun farkındaydım.
00:20:17Ağabeyim içeriden yeni çıkmıştı, devrimcilere yönelik zulmün yakın tanığıydım.
00:20:21Ama bu kez saldırı bize yönelmişti.
00:20:23Burada okulumuzun bahçesinde Halil vurulmuş, ben öldüresiye dövülmüştüm.
00:20:28Oysa sadece 16 yaşındaydım.
00:20:30Önümde yaşanacak günler vardı.
00:20:31Eğer bu yolda devam edersem, özgürlüğüm kısıtlanabilir, sakat kalabilir, hatta öldürülebilirdim.
00:20:37Tıpkı 1922 yılında Nazım'ın Batun'da bir otel odasında vereceği bu önemli kararın arifesinde gibiydim.
00:20:49Mustafa Süpler'i öldürdüler, Nazım.
00:20:52Bize de yaşam hakkı tanımayacaklar.
00:20:56Biliyorum.
00:20:57Bizi de öldürebilirler.
00:21:04Örnekten korkmuyorum Manu.
00:21:08Sıkat kalmak fena.
00:21:10Daha kötüsü kör olmak.
00:21:12İşin ucunda hapiste var.
00:21:14Yıllarını dört duvar arasında geçirmek.
00:21:18Hepsini düşündüm.
00:21:20Hepsiyle bütün korkularımla yüzleştim.
00:21:24İnsanlık için, daha güzel bir dünya için, hepsini göze aldım.
00:21:30Buna değer var mı?
00:21:48Dünya devriminde yer almak için Tiflis'ten bir trenle yola çıkmıştım.
00:21:52Fakat yolda gördüklerimiz, kafamızdaki romantik devrim ideallerine pek uyguluyordu.
00:22:15Bak.
00:22:16Görüyor musun hala?
00:22:18Benim gördüğümü görüyor musun sen?
00:22:24O kadar genç, o kadar idealistik ki, devrimin sihirli sopası deyince, yeryüzünün bir cennete dönüşeceğini sanmıştım.
00:22:32Oysa yapmak için, önce yıkmak gerekiyordu.
00:22:36Ve o yıkım anında insanlar perişan olacaklardı.
00:22:40Bu kaçınılmazdı.
00:22:42Öyle olmasına rağmen, yine de kafamız karışıyordu.
00:22:45Ama Moskova'ya gidecek olmanın heyecanı bütün duygularımızı bastırıyor, içimizi tarifsiz bir sevinçle dolduruyor.
00:23:02Soru soru bitmiyor Nazım.
00:23:05Memlekete dönünce bir daha patates yersin.
00:23:09Yersin, yersin.
00:23:11Çabuk unuttun Banu.
00:23:13Tiflis'ten gelirken yolda gördüğümüz açları hatırla.
00:23:16Şu savurup attığın patateslerden biri onların elinde olsa dünya onlara cennet olurdu.
00:23:21Biz buraya eğlenmeye gelmedik.
00:23:23Rusya halklarıyla birlikte sosyalizmi kurmaya geldik.
00:23:26Onların dertlerine ortak olmaya, acılarını içimizde hissetmeye, kendi acılarımız gibi dile getirmeye geldik.
00:23:32Değil birkaç, değil beş on, otuz milyon aç bizim.
00:23:35Onlar bizim, biz onların.
00:23:37Dalgalar denizin, deniz dalgaların.
00:23:39Değil birkaç, değil beş on, otuz milyon, otuz milyon.
00:23:44Açlar dizilmiş, açlar.
00:23:45Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız.
00:23:48Sıskacınız, eğri büğrü dallarıyla eğri büğrü ağaçlar.
00:23:51Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız.
00:23:54Açlar dizilmiş, açlar.
00:23:59Açların göz bebekleri şiirini yazarken, Türk şiirine yepyeni bir soluk getirdiğimin farkında değildim.
00:24:06Ama anlayacaktım.
00:24:08Şairlerin üslubunu belirleyen şey, kişisel tarihleridir.
00:24:12Benim şiirim de yaşadığım hayattan ayrı düşünülemezdi.
00:24:16Moskova, bana sadece Marksizm, Leninizm öğreten bir okul değil,
00:24:20aynı zamanda şiirimi ve sanatımı geliştiren bir sanat eleştirmeni de olmuştum.
00:24:25Devrimi sanat cephesinde doya doya yaşıyordum.
00:24:28İşte o toplantıların birinde, devrimin Asi Ozan'ı Mayakovski ile tanıştım.
00:24:34Ey beni ağzı açık dinleyen adam!
00:24:36Belki arkamdan bana bu kalbini haykırana kaçık diyen adam!
00:24:40Sen de eğer ötekiler gibi kassan, bir mana koyamazsan sözlerime,
00:24:44bak bari gözlerime!
00:24:45Bunlar deli göz bebekleri, göz bebekleri!
00:24:50Nasıl?
00:24:51Güzel olmuş mu?
00:24:52Dert etme Turku!
00:24:54Nasıl olsa okuyanlar, istedikleri gibi anlayacaklar!
00:25:05Güne hızla akmaktaydım.
00:25:07Devrim, normal koşullarda aylarca sürecek eğitimimizi kısaltıyor,
00:25:11hayatı çok daha çabuk kavramamızı sağlıyordu.
00:25:14Artık Rusça konuşuyor, Marksizmi kavrıyor ve Sovyet devrimini benliğimizde hissediyordum.
00:25:20Bu arada müthiş bir gelişme oldu.
00:25:2228 Kanuni Saniye adlı eserim, Moskova'da bir tiyatroda sahnelendi.
00:25:27Düşünün, ilk kez bir eserim oyuncular tarafından canlandırılıyordu.
00:25:31Hayatımdaki değişim sadece sanatsal alanda sınırlı değildi.
00:25:35Aşk hayatımda da önemli değişimler oldu.
00:25:38Türkiye'den tanıdığım, sevdiğim Nusret'le evlenmiştim.
00:25:42Vala Nurettin'i de bir Rus kızıyla baş gözetmiştik.
00:25:44Fakat Nusret bir süre sonra Türkiye'ye dönmek zorunda kalmıştı.
00:25:48Bense Moskova'da kalarak devrimi yaşamayı sürdürüyordum.
00:25:52Ama elbette bu durum sonsuza kadar devam etmeyecekti.
00:26:11Hayrola Nazım?
00:26:12Ne düşünüyorsun öyle kukuma akuşu gibi?
00:26:15İşte, öyle kukuma akuşu olmaktan kurtulmayı düşünüyorum Banucum.
00:26:20Artık vakit geldi.
00:26:22İnsanlarımla arasına karışacağım.
00:26:24Türkiye'ye dönüyorum.
00:26:27Kıdan okulum kadar ders yeter.
00:26:29Memleket beni bekler.
00:26:441924 yılın Haziran ayında Nazım Hikmet Moskova'dan İstanbul'da dönüyordu.
00:26:49Ondan yıllar sonra ben, o zamanlar küçük Moskova olarak anılan Gaziantep'ten İstanbul'a gidiyordum.
00:26:55Gaziantep'e küçük Moskova diyenlerin kendilerince haklı nedenleri vardı.
00:26:58Çünkü şehir, yerici, devrimci potansiyelin çok yüksek olduğu bir yerdi.
00:27:02Yerici güçler, işte bu potansiyeli kırmak için kalmış suikastlere başlamışlardı.
00:27:06O suikastlerden birinde, benim için çok kıymetli olan bir insan, arkadaşım, yoldaşım, Enver Kurt ne yazık ki öldürülecekti.
00:27:30Ahmet, Ahmet, kalk hele, kalk uyan evladım.
00:27:41Ne oldu baba? Kötü bir şey mi oldu?
00:27:45Hüseyin arkadaşın, Enver.
00:27:47Evlerinin önünden geçiydim.
00:27:49Ağıt sesleri geliydi.
00:27:51Bir şeyler olmuş.
00:27:53Ne?
00:27:54Ne olmuş?
00:27:58Başın sağ olsun oğlum.
00:28:00Enver'i vurmuşlar.
00:28:21Enver'in ölümüyle birlikte, Gaziantep, Ahmet için son derece tehlikeli bir şehir olmaya başlamıştı.
00:28:27Pek çok arkadaşı gibi, karşıt görüşlü grupların ölüm listesindeydi.
00:28:32Polisin gözü önündeydi.
00:28:34Dost, düşman, herkes tarafından tanınıyor, evi, adresi biliniyordu.
00:28:40Bir keresinde, 30 kişinin saldırısına uğramış, ölümden zor kurtulmuştu.
00:28:45Adeta bir bıçak sırtında yaşıyordu.
00:28:47Böyle giderse ya hayatını kaybedecek, ya da hapse girecekti.
00:28:52İşte tam o anda aldığı bir mektup, bütün hayatını değiştirecekti.
00:28:55Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesini kazanmıştı.
00:28:59Önce şaşırdı.
00:29:01Üniversite sınavlarına girmiş olmasına rağmen, kazanacağını umuyordu.
00:29:05Ama kazanmıştı işte.
00:29:08Sevinir gibi oldu, ama annesinden babasından ayrılmak zor geldi.
00:29:13Fakat sonra, Deniz Gezmiş'i hatırladı.
00:29:16Onun yaşadığı şehre, İstanbul'a gidiyordu.
00:29:18İşçi sınıfının kalbine, devrimci hareketin merkezine.
00:29:22Keleri, tasayı, hasreti boş verip, hevesle valizini hazırlamaya başladı.
00:29:28Bu yolculuk, onu çocukluğunun şehrinden koparacak, ama dünyaya açılmasını sağlayacaktı.
00:29:49İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:30:04İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:30:36İstanbul'a gelince, hiç zaman yitirmeden politik faaliyetlere başladım.
00:30:40Teşekkür ederim.
00:30:41Aydınlık dergisinde, işçi ve emekçilerin haklarını savunan makaleler kalem alıyor.
00:30:47Başka dergilerde de hem sanatsal hem politik yazılar yazıyordu.
00:30:51Elbette bu durum çok sürmeyecekti.
00:30:531925 yıl ortalarında, Ankara İstiklal Mahkemesi, beni 15 yıl kürek cezasına mahkum etti.
00:31:00Sebep?
00:31:02Yasaklanan Türkiye Komünist Partisi'ne üye olmamdı.
00:31:04Ve ne yazık ki bu durum, beni yeniden ülkemden koparacaktı.
00:31:28Nazım, sana bir haberim var.
00:31:31Hayır olsun.
00:31:3815 yıl.
00:31:42Bize de bu yakışırdı zaten.
00:31:45Daha az verseler de kırılırdım valla.
00:31:50Dalga geçme Nazım, bu işin şakaya gelir tarafı yok.
00:31:54Parti ülkeden çıkmanı istiyor.
00:31:56Nasıl yani?
00:31:57Yeni mi?
00:31:58Evet, senin yakalanmanı göze alamayız.
00:32:01Karar kesip, Türkiye'den ayrılacaksın.
00:32:11Vatana dönmenin üzerinden 10 ay bile geçmeden, yeniden Moskova'ya dönüyordu.
00:32:16Yolda artık açlarla karşılaşmıyordu.
00:32:19Geçtiğim şehirlerde yeni yapılar inşa ediliyordu.
00:32:22Yollar, köprüler kuruluyordu.
00:32:24Sosyalizm görülmedik bir hızla ilerliyordu.
00:32:27Bu beni ziyadesiyle mutlu ediyordu.
00:32:29Sadece politik olarak değil, sanatsal olarak da en verimli yıllarımdı.
00:32:34Moskova'da kaldığım 3,5 yıl boyunca düzenli bir sanat yaşamım oldu.
00:32:38Bir yandan şiirlerimi yetkinleştirirken, bir yandan da ikinci göz ağrım olan tiyatroya zaman ayırdım.
00:32:45Meğer oldum, Stanislavski, Tratyakov gibi büyük ustaları izledim.
00:32:49Onlardan esinlenerek oyunlar yazdım.
00:32:51Ama ben bu değildim.
00:32:53Moskova kollarını bana dostça açsa da, benim yerim vatanımdı.
00:33:12Nitekim, 1928 yılının yaz aylarında, partinin aldığı bir kararla,
00:33:17arkadaşım Laz İsmail'le birlikte kaçak yollardan Türkiye'ye dönmeye karar verdik.
00:33:21Fakat sınırdan gizlice geçerken, Opa'da yakalandık.
00:33:52İsmail, bunlar niye bize böyle bakıyorlar İsmail?
00:33:55Siyasi olduğumuz için mi?
00:33:58Onlar gibi olmadığımız için güvenmiyorlar bize.
00:34:00E bizi tanımıyorlar ki, nasıl güvensinler?
00:34:03Öyle ama, biz de onları tanımıyoruz aslında.
00:34:06Eee?
00:34:07Tanışsak mı?
00:34:10Havuşşav, senin adın nedir Orda?
00:34:15Muhittin'dur Bey abi.
00:34:17Siz kimsiniz?
00:34:18Niye buraya gelsiniz?
00:34:20Muhittin.
00:34:25Nazım.
00:34:27Opa benim ilk hapishanemdi.
00:34:29Ama ne yazık ki sonuncusu olmayacaktı.
00:34:33Sonunda, ellerimiz kelepçeli olarak Ankara'ya sevk edildik.
00:34:38Mahkeme beni 3 ay hapis cezasına mahkum etti.
00:34:41Fakat yattığımız güne sayıldığı için serbest kaldım.
00:34:44Evet, nihayet özgürdüm.
00:34:47Ve yine İstanbul'daydım.
00:34:49Artık politik faaliyetlerime de devam edebilirdim.
00:35:26Ne yapıyorsunuz orada?
00:35:29Yazı yazıyoruz.
00:35:31Ne yazıyorsunuz?
00:35:33Faşizme geçit yok yazıyoruz.
00:35:35Faşistler gelip de sizi evinizde rahatsız etmesinler diye.
00:35:41Tamam.
00:35:42Yaz ama güzel yaz.
00:35:44Öyle eğri büğrü olmasın.
00:35:47Ahmet İstanbul'a gelir gelmez şehirdeki gençlik örgütüyle buluştu.
00:35:52Zaten daha o gelmeden namı İstanbul'a gelmişti bile.
00:36:01Gaziantep gibi küçük bir şehirden sonra İstanbul gibi bir metropolde de kavganın ortasına düşmüştü Ahmet.
00:36:07Hiç gocunmadı.
00:36:09Hiç yüksünmedi.
00:36:10Hiç korkmadı.
00:36:11Zamanını okumak için geldiği üniversitede değil, örgütün kendisine verdiği görevleri yerine getirmek için sokaklarda, eylem alanlarında geçirmeye başladı.
00:36:19Göz altına alındı, çatışmalara girdi ama üzerine düşenleri fedakarca yerine getirdi.
00:36:28En çok ziyaret ettiği yerler, ne sinemalar, ne tiyatrolar, ne de kitap evleriydi.
00:36:34En çok ziyaret ettiği yerler, morg ve mezarlıklardı.
00:36:38Çünkü her hafta bir arkadaş öldürülmekteydi.
00:36:41Dönem o kadar korkunçtu ki, hem sağdan, hem soldan, hem de politikayla hiç ilgisi olmayan insanlar öldürülmekte,
00:36:49gencecik hayatlar acımasızca söndürülmekteydi.
00:36:52Çünkü birileri daha karanlık bir ülke yaratmak istiyorlardı.
00:36:57Kardeşler, umudun ve ekmeğin kardeşleri.
00:37:00Bugün, Amerikan emperyalizminin savaş makinesi olan NATO'nun kuruluşlu dönümü.
00:37:05Bu zor koşullarda davasına inadına sımsıkı sarılan Ahmet,
00:37:09tıpkı çeliğe su verilmesi gibi giderek daha inançlı bir devrimci, daha gözü kara bir militana dönüştü.
00:37:15İşte bu yüzden biz devrimciler NATO'ya hayır diyoruz.
00:37:18Hayır!
00:37:19Hayır!
00:37:19Hayır arkadaşlar, bizler dünyada silahsız ve sömürüsüz bir dünya istiyoruz.
00:37:24Ne olayım?
00:37:24Ne olayım?
00:37:25Ne olayım?
00:37:25Kaçın!
00:37:26Kaçın!
00:37:26Kaçın!
00:37:27Kaçın!
00:37:27Ama bütün bunlar, hayatın tuhaf cilvelerini engelleyemiyor.
00:37:32O sert ortamda bile sıra dışı olayların yaşanmasını durduramıyor.
00:37:40Üçündüz,
00:37:40Allah!
00:37:41Allah!
00:37:41Allah!
00:38:00İyi ki faşistler görmedi bu olumuza.
00:38:02Yoksa devrimcilerin alayı sabık diye...
00:38:05...beş sütün üstünden manşet atarlardı şerefsiz.
00:38:07Ayşe tanırak da senin fotoğrafını başka bir şeye basarlardı yoldaş.
00:38:25Ahmet Ümit polisten kaçarken kapağı attığı sinemada arkadaşlarıyla birlikte erotik bir film izlemek zorunda kalırken...
00:38:32...ben de yıllar önce geçimimi sağlamak için İstanbul'da sinema işine girmiştim.
00:38:43İpek film için senaryo yazıyor, yönetmen yardımcılığı yapıyordum.
00:38:47Ama bu arada asıl uğraşım olan şiirimi asla bırakmamıştım.
00:38:52Çok uzaklardan geliyoruz, çok uzaklardan.
00:38:54Kulaklarımızda hala sesi var sapan taşlarının.
00:38:59Kulaklarımızda hala şimşekli sesi var sapan taşlarının.
00:39:04835 satır yayınlanmıştı.
00:39:07Şehir tiyatrosunda oyunlarım sahneleniyordu.
00:39:10Elbette bu durumda uzun sürmeyecekti.
00:39:13Yazdıklarım hükümeti rahatsız ediyor, hakkımda ardı ardına davalar açılıyordu.
00:39:18Üstelik bu süreçte Türkiye Komünist Partisi içerisinde de tartışmalar başlamıştı.
00:39:23Ben de o dönem muhalefet grubunda yer aldım.
00:39:25Bu yüzden kendi yoldaşlarım tarafından suçlandım.
00:39:27Hiçbirini umursamadım.
00:39:30İnancıma ve sanatıma sımsıkı sarılarak ayakta kalmaya çalıştım.
00:39:33Ve o dönem kavgamı daha çok sanatsal alanda vermeyi sürdürdüm.
00:39:38Putları yıkıyoruz diye bir kampanya açarak
00:39:40yılların şairi ve yazarlarıyla hesaplaşmaya geliştim.
00:39:44Bu yazarlar içerisinde dönemin iktidarına biat eden
00:39:47Yakup Kadri, Peyami Safa gibi dev kalemşörler de vardı.
00:39:51Sonunda istedikleri oldu.
00:39:53Beni, Türk şairi Nazım Hikmet'i
00:39:561934 yılında
00:39:574 yıl ağır hapis cezasını çarptırdılar.
00:40:01Ama yılmadım.
00:40:03İçeride de direndim.
00:40:04Ayakta kaldım.
00:40:062 yıl sonra gene lafla serbest bırakıldım.
00:40:09Serbest kalınca
00:40:091930 yılında tanıştığım
00:40:12hayatımdaki en kıymetli kadınlardan biriyle
00:40:14Hatice Piraye ile evlendim.
00:40:17Bir yandan eşimin ve iki çocuğumun geçimini sağlarken
00:40:20bir yandan da şiirlerimi yazmaya devam ediyordum.
00:40:23Bu arada davaların ardı arkası kesilmiyordu.
00:40:27Şükür çoğundan aklandım derken
00:40:291938 yılında bir konflöre kurban gittim.
00:40:33Askeri öğrencileri isyana teşvik etmek gibi bir uydurma suçlamayla
00:40:36toplam 28 yıl 4 ay ağır hapiste cezalandırıldım.
00:40:46Aksız ve korkunç bir cezaydı.
00:40:50Aksız olması kimsenin umurunda değildi.
00:40:52Korkunç olması da kimsenin vicdanını incitmedi.
00:40:55Amaç en sert şekilde cezalandırılmam,
00:40:58mümkünse bir daha hapishanenin dışını görmememdi.
00:41:04Nazım hapishatanlar tam da böyle düşünüyordu.
00:41:07Onu dört duvarın arasında çürütmek, ağır ağır öldürmek.
00:41:11Zaten sağlık sorunları da başlamıştı.
00:41:13Ama Nazım teslim olmayacaktı.
00:41:15Nitekim tedavi olmak amacıyla hapishanenin diziniyle
00:41:19buraya, Sevinaz Otel'in kaplıcalarına geliyordu.
00:41:22Düşmana inat bir gün fazla yaşamak için.
00:41:24Nazım müthiş iradesi, olağanüstü yaratım gücüyle
00:41:27düşmanların planlarını boşa çıkaracaktı.
00:41:29Sanatsal yaratımına sımsık sarılarak
00:41:32en güzel aşk şiirlerini burada, Bursa'da yazacaktı.
00:41:35En gerçekçi eserlerini hapishanede yaratacaktı.
00:41:38Nitekim bir başyapıt olan memleketinden insan manzaraları
00:41:42işte o zorlu yılların ürünüdür.
00:41:44Hapishanede bir şair olarak ustalaşacak,
00:41:47bir insan olarak ilgileşecekti.
00:41:49Birlikte hapiste yattığı Orhan Kemal, Kemal Tahir ve Balaban gibi
00:41:53sanatçıların gelişimine yardım edecek büyük katkıda bulunacaktı.
00:42:07Nazım ağabey.
00:42:14Sen de mi portreni yaptırmak istiyorsun?
00:42:16Yok, ben yapmak istiyorum.
00:42:18Ha resim mi yapmak istiyorsun?
00:42:20Bir iki ders aldın mı? Bu işe yatkınlığın var mı?
00:42:23Sen verirsen olur.
00:42:27Adı ne senin?
00:42:29İbrahim Balaban.
00:42:30Balaban.
00:42:32Gel bakalım.
00:42:36Otur.
00:42:43Al bakalım.
00:42:52Karşaya bak.
00:42:53Kulaktayız.
00:42:56Yavaş.
00:42:57Yumuşak, yavaş.
00:42:58Evet.
00:43:43Sizi de böyle her seferinde.
00:43:44sıkıntı.
00:43:45Sorun değil.
00:43:49Kirahi, hoş geldin.
00:43:51Hoş bulduk.
00:43:52Ben sizi baş başa bırakayım.
00:44:03Ne çok özlemişim seni.
00:44:06Mektuplar hasreti gidermiyor.
00:44:07Çok özledim.
00:44:08Ben de çok.
00:44:09Bu defa başka türlü.
00:44:12Ama sen çok zayıflamışsın.
00:44:13Çok zayıflamışsın.
00:44:14Neden öyle?
00:44:15Çok yoruluyorsun tabii burada değil mi?
00:44:17Yok, sen beni boş ver.
00:44:18Siz ne yapıyorsunuz İstanbul'da?
00:44:19Yakacağınız var mı?
00:44:20Çocuklara defter kitap alabildiniz mi?
00:44:21Alırız, alırız, alırız.
00:44:22Sen bizi düşünme.
00:44:23Biz iyiyiz.
00:44:24Senin buradan yolladığın para gerçekten bizim çok işimize yarıyor.
00:44:28Ama sen ne olacaksın böyle?
00:44:30Sen, sen, sen şiir mi yazacaksın?
00:44:33Sen bize mi bakacaksın?
00:44:34Sen üzülme canım, o niçin?
00:44:37Senden ve çocuklarımızdan daha güzel şiir yok dünyada.
00:44:51Olmaz güzel kardeşim.
00:44:52Bunlar şiir değil.
00:44:54Bence sen şiiri bırak.
00:44:57Yok yok, şiir olmayacak.
00:44:59Düz yazıya yönel.
00:45:00Bence sen roman yaz.
00:45:03Tabii, memleketin romancıya da ihtiyacı var.
00:45:05Bence çok başarılı bir romancı olacaksın.
00:45:15Orhan Kemal, hapishane yıllarını Nazım Hikmet'le 3,5 yıl adlı eserinde yazmıştı.
00:45:20O kitabı okurken yazar olmak aklımın ucundan bile geçmiyordu.
00:45:23O satırlarda beni etkileyen şey, bir yazarın verdiği öğütlerin içeriğinden çok Nazım Hikmet'in genç bir sanatçıya yardım elini uzatmasıydı.
00:45:31Çünkü o zamanlar ben İstanbul'da şiirler, öyküler, romanlar değil, öldürülen arkadaşlar için bildiriler yazıyordum.
00:45:55İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:46:27Bu metinde politik analiz yok Ahmet.
00:46:30Ne emperyalizmden bahsetmişsin, ne de derinleşen ekonomik krizden.
00:46:34Yaklaşan devrimci dalgayı anlatman gerekiyordu.
00:46:38Sen romantik sözler yazmışsın.
00:46:41İyi ama kitleleri etkilemek için daha etkileyici sözcükler seçmemiz gerekmiyor mu arkadaş?
00:46:46Tamam da roman değil, bildiri yazacaksın.
00:46:50Öyle şairanın sözleriyle kitleleri bilinçlendiremezsin.
00:46:54Hakikati anlatmalısın, çıplak hakikati.
00:46:57Çünkü sınıf mücadelesi romantizmi hayatı tanımayacak kadar sert ve vahşidir.
00:47:05Silahlı kuvvetle, aziz Türk milletinin hakkı olan refah ve mutluluğu, vatan ve milletin bütünlüğü ve cittikçe etkisi azaltılmaya çalışılan Batatürk
00:47:15ülkelerine yeniden güçlü işleri kazandırmak,
00:47:18kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine okutmak,
00:47:23kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis etmek için yönetime el koymak zorunda kalmıştı.
00:47:32Yıllardır süren kanlı çatışmalar birden kesilmişti.
00:47:36Silahlı çatışmaları yaratan o karanlık el birden ortalıktan çekildi.
00:47:41Üniversitelerden, fabrikalardan, sokaklardan ölüm haberleri artık gelmez oldu.
00:47:45Çünkü amaçlarına ulaşmışlardı.
00:47:48Aksak da olsa yürüyen demokrasi artık tümüyle yok edilmişti.
00:47:52Canım ülke, yere açık bir cezaevine dönüşmüştü.
00:47:59Güya terörü önlemek için geldiklerini söyleyen cuntacılar, görülmemiş bir terör istirmeye başladılar.
00:48:05Suçlu suçsuz demeden yüz binlerce insanı tutukladılar, işkencelerden geçirdiler, sokaklarda kurşunladılar, idam ettiler.
00:48:15Annelerin yürekleri dağlandı.
00:48:17Genç gelinler hapishaneye yol edindi.
00:48:19Çocuklar babalarını göremeden büyüdü.
00:48:23İşçi grev diyemez hale geldi, memur hakkını arayamaz duruma düşürüldü, millet ağzını açmaya bile korkar oldu.
00:48:30Dehşet yaratan bir korku imparatorluğu kurdular.
00:48:35Örgütleri kapatılan Ahmet ve arkadaşları da büyük bir tehdit altındaydılar.
00:48:39Her an tutuklanabilir, işkenceden geçirilebilir, öldürülebilirlerdi.
00:48:45Ama onlar yılmadılar.
00:48:47Darbecilere karşı dövüşmek için ilerici gençler olarak yer altına geçtiler.
00:48:52Ahmet Ümit de bu karara uyarak arkadaşlarıyla beraber mücadele etmeye başladı.
00:49:03İşte faşizme karşı sokakta düzenlenen o eylemlerden biri, rastlantı sonucu Ahmet'in bir öykü kalemi almasına neden olacaktı.
00:49:11Rapor değil, hikaye yazmışsın yoldaş.
00:49:15Ellerine sağlık, çok da güzel olmuş.
00:49:18Bilmeli bize bütün dünya.
00:49:20Bilmeli diktatörlüğe karşı verdiğimiz savaşı.
00:49:24Öğrendin mi yani?
00:49:27Edebiyattan çok anlamam ama güzel yazmışsın bizim hikayemizi.
00:49:31Bu öyküyü partiye yoluyacağım, mutlaka basılmalı.
00:49:37Böylece, amatörce de olsa Ahmet'in yazım hayatı başlamıştı.
00:49:41Artık romanları, öyküleri, şiirleri bir okur gibi değil,
00:49:45ben yazsaydım nasıl yazardım diyen bir yazar adayı olarak okuyordu.
00:49:50Kafasında yeni hikayeler kurguluyor, yaşadıklarıyla onları bütünleştirmeye çalışıyordu.
00:49:55Zaten birkaç yıl önce de medeni hayatında değişiklik olmuş,
00:49:59İstanbul'a geldiğinde tanıştığı Vildan Hanım'la evlenmişti.
00:50:031981 yılında, Gül adında bir de kızları oldu.
00:50:07Bu çekirdek ailenin, direniş örgütünün bir parçası olduğu,
00:50:10mahallede kimsenin aklına gelmiyordu.
00:50:13Böylece, Ahmet, yeraltı gençlik örgütünü güvenlik içinde yönetiyordu.
00:50:17Bu sevimli aile o kadar iyi bir kamuflaj olmuştu ki,
00:50:21Ahmet, o karanlık dönemi boyunca siyasi polise hiçbir zaman yakalanmayacaktı.
00:50:24Almayacaktı.
00:50:26Almayacaktı.
00:51:57İtiraf etmeliyim ki ben tutkularıyla yaşayan bir insanım.
00:52:01Hele aşk söz konusuysa akan sular durur benim için.
00:52:05Nitekim dayı kızı münevveri görür görmez alt üst olmuştu.
00:52:08Öyle güçlü bir duyguydu ki bu.
00:52:1112 yıldır birlikte olduğum pirayeyi bırakma kararı almıştı.
00:52:13Çünkü aşk yoksa birlikte olmanın da bir anlamı yoktu.
00:52:19Ama bir kadını sevdiysem, gerçekten sevdiysem ona bağlanır, sorumluluklarımı fedakarca yerine getirirdim.
00:52:26Hapisteyken bile kimi zaman kumaş dokutarak, kimi zamanda oyun, piyes yazarak, elimden geldiğince para kazanarak dışarıdaki pirayeye destek olmaya çalışmıştım.
00:52:36Belki de hayatımın en güzel aşk şiirlerini ona yazmıştım.
00:52:40Ama artık yüreğim münevver için çarpıyordu.
00:52:44Evet, aşk dünyanın en iyi mazeretiydi.
00:52:49Fakat duygusal açıdan hiç de kolay değildi bu.
00:52:53Öte yandan uzun hapis hayatının olumsuz sonuçları da kendini göstermeye başlamıştı.
00:52:59Karaciğerim ve kalbim isyan ediyordu.
00:53:01Sağlığım giderek bozuluyordu.
00:53:03Adım adım ölüme doğru gidiyordum.
00:53:06Bu kritik durumu bilen dostlarım, ülke içinde ve ülke dışında tepkilerini yükseltmeye başlamışlardı.
00:53:18Bu protestolar, dünya çapında bir özgürlük kampanyasına dönüştü.
00:53:22Dışarıda insanlar benim için çırpınırken, öyle eri kolu bağlı oturamazdım.
00:53:288 Nisan 1950 tarihinde, açlık grevine başladım.
00:53:46Tamam.
00:53:52Gel bakayım sen.
00:54:01Niye yemiyorsun baroları?
00:54:04Bak bu lavuş da var tazecik.
00:54:08Dostandan yeni geldi.
00:54:09Niye yemiyorsun bakayım sen?
00:54:11Beğenmedin mi?
00:54:20Anladın.
00:54:23Haklısın.
00:54:27Özgürce koşup oynayamadıktan sonra.
00:54:51Bunlar vicdansı da oğlum.
00:54:53Bunlar kalpsiz.
00:54:54Bunlar bırakmaz seni.
00:54:56Artık vazgeç bu işten.
00:54:58Kötüye gidiyorsun evladım.
00:55:03Bu işin dönüşü yok anne.
00:55:05Haksız yere tutuyorlar beni içeride.
00:55:09Yeter artık böyle yaşamak istemem.
00:55:12Bir daha zindana dönmeyeceğim.
00:55:15Ya özgür kalırım ya cesedini çıkar buradan.
00:55:20Açlık grevin memleketimde ve bütün dünyada büyük sarsıntı yarattı.
00:55:24Ahmet Emin Yalman cesaretini kuşanarak akşam gazetesinde kaleme adı bir yazıyla açıkça beni destekledi.
00:55:32Dayanışma çığ gibi büyümeye başlamıştı.
00:55:34Hatta benim adımla Nazım Hikmet diye bir dergi bile çıkardılar.
00:55:38Annem, Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat gibi şair dostlarım da açlık grevine başladılar.
00:55:46Sonunda zalimin direnci kırıldı.
00:55:4814 Temmuz 1950 tarihinde çıkan genel af yasasıyla özgürlüğüme kavuştum.
00:56:04Kurtuldum Nazım.
00:56:06Nihayet kurtuldum.
00:56:07Kurtuldum bir evvel.
00:56:10Sayenizde kurtuldum.
00:56:11Arkadaşlarımın, dostlarının sayesinde.
00:56:52İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:57:22İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:57:23İzlediğiniz için teşekkür ederim.
00:57:24Özgürlük güzeldi.
00:57:26Aşk güzeldi ama ekmek parası kazanmam gerekiyordu.
00:57:30Yeniden İpek Film Stüdyoları'nda çalışmaya başladım.
00:57:33Senaryo yazımı, düzeltmenlik, seslendirme yönetmenliği, yönetmen yardımcılığı, aklınıza ne gelirse çeşitli işlerde çalıştım.
00:57:41İpek Film'den aldığım avansla Kadıköy'de Bodrum katında bir daire tutdum.
00:57:46Çok geçmeden münevver hamile kaldı.
00:57:49Mutluluğunu tahmin bile edemezsiniz.
00:58:10Nazım Bey, müjde, müjdemi isterim.
00:58:13Ne oldu bu?
00:58:14Evet, bir oğlunuz oldu.
00:58:15Karınızın nur topu gibi bir oğlan doğurdu.
00:58:18Münevver, münevver nasıl?
00:58:19İkisi de sağlıklı maşallah.
00:58:24Dünyalar benim olmuştu.
00:58:25Artık babaydım.
00:58:27Artık Mehmet'im, bir oğlum vardı.
00:58:30Ama partiyle de bağlantım kopmamıştı elbette.
00:58:33Tıpkı Ahmet Ümit'in 34 yıl sonra yaşadığı gibi ikili bir hayat sürüyordu.
00:58:38Evet, 1985 yılında Ahmet'le benzer bir hayatın içindeydi.
00:58:43Bir yandan örgütsel faaliyetini sürdürürken, bir yandan da eşi ve kızıyla gündelik hayatına devam etmekteydi.
00:58:49Ancak tıpkı benim peşimdekiler gibi Ahmet'in peşinde de polisler vardı.
00:58:541984 yılında üniversitede toplu bir tutuklama olmuş, muhtemelen polis Ahmet'in eşgalini tespit etmişti.
00:59:01Ve parti, tıpkı benim gibi Ahmet'in de bir süre Moskova'ya giderek gözden uzak kalmasını istemiş,
00:59:07yine benim gibi Marksizmlerin izm öğrenmesine karar vermişti.
00:59:12Ahmet!
00:59:16Gitmen gerekiyor yoldaş.
00:59:18Peşimdeler mi?
00:59:19Tespit etmişler mi beni?
00:59:20Kimliğin açığa çıkmadı.
00:59:22Ahmet eşgalini tespit etmişler.
00:59:24Tutuklamalarda konuşanlar olmuş.
00:59:25Bir süre Türkiye'den uzaklaşmalısın.
00:59:28Sovyetlere gideceksin.
00:59:30Marksizm eğitimini görmeye.
00:59:32Sovyetlere mi?
00:59:34Muhtemelen Moskova'ya.
00:59:37Yakında nereye gideceğini öğrenirsin.
00:59:40Moskova ha?
00:59:42Nazım gibi yani.
00:59:48Hayvallah.
00:59:50Götü bir şey mi var?
00:59:54Polisler eşgalini tespit etmiş.
00:59:58Gitmem gerekiyor.
00:59:59Nereye?
01:00:07Muhtemelen Moskova'da.
01:00:09Ahmet!
01:00:11Yakalanmandansa uzakta olman daha iyi.
01:00:15Hem Moskova'ya gideceksin.
01:00:19Gideceğim.
01:00:20Ama geri geleceğim.
01:00:23Mutlaka geri geleceğim.
01:00:40Çok önemli tren garlarından biridir sirkeci benim için.
01:00:44Yıllar önce karımı ve 4 yaşındaki kızımı İstanbul'da bırakıp cebimde sahte bir pasaportla buradan çıkmıştım o tehlikeli yolculuğa.
01:00:52Tek tesellim hayallerimin şehri Moskova'ya gidecek olmamdı.
01:00:56Kitaplardan okuduğum sosyalizmi gözlerimle görecek bile bir yaşayacaktım.
01:00:59Üstelik İstanbul'da kalsam belki polis tarafından yakalanacak, işkence görecek, hatta öldürülecektim.
01:01:05Yani benim için kaçınılmaz bir yolculuktu bu.
01:01:07Tıpkı 1951 yılında karısını ve küçük oğlunu İstanbul'da bırakıp Moskova'ya giden Nazım Hikmet gibi.
01:01:29Bizim Refik'in bulduğu bir sürat teknesiyle denize açıldık.
01:01:33Yine ayrılmak zorunda kalıyordum vatanımdan.
01:01:35Yine tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkıyordum.
01:01:38Bu mavilikler, bu köpükler, bu tekne beni güvenli bir limana götürebilecek miydi?
01:01:45Yoksa mezarım mı olacaktı bu soğuk sular?
01:01:48Belki de Türkiye'ye bir daha hiç dönemeyecektim.
01:01:51Sevdiklerimi bir daha hiç göremeyecektim.
01:01:53İçim acıyla, kahırla doluydu.
01:01:56Ama gitmekten bu tehlikeli yolculuğa çıkmaktan başka çarem de yoktu.
01:02:01Tam da umudumuz kesilirken, açıkta Plehanov adlı Romanya gemisini gördük.
01:02:06Ve çılgınca el sallamaya başladık.
01:02:08Sıkıntıyla geçen saatler sonunda beni gemiye aldılar.
01:02:1220 Haziran 1951'de Romanya'ya ulaştım.
01:02:169 gün sonra da Moskova'da, Unukovski Havaalanı'nda, Sovyet Yazarlılar Birliği tarafından çiçeklerle karşılandım.
01:02:22Yine Sovyetler Birliği'ndeydim.
01:02:54İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:02:56Çiğ adlar ne kadar geniş.
01:02:58Trafik de çok az.
01:03:02Şu pencerelerin dibindeki paketler ne?
01:03:05Yiyecek içecek.
01:03:07Bozulmasın diye oraya koyuyorlar.
01:03:10Malum, hava soğuk oluyor yoldaş.
01:03:14Evlerinde buzdolabı yok mu?
01:03:16Elbette var.
01:03:17Ama bazı dairelerde iki ya da üç ayda birden kalıyor.
01:03:21Buzdolabı yetmiyor.
01:03:23Akrabalar mı?
01:03:24Hayır.
01:03:26Birbirini tanemeyen insanlar yoldaş.
01:03:29Ahmet hayallerinin şehrine indiğinde hissettiği ilk duygu şaşkınlık olmuştu.
01:03:35Şehri sadece dışarıdan görmesine rağmen kafasındaki Moskova'nın bu olmadığını hemen anlamıştı.
01:03:44Moskova'da yaşamaya başladıkça bu şaşkınlık daha da derinleşecek, giderek bir hayal kırıklığına dönüşecekti.
01:03:51Çünkü onun kitaplarda okuduğu sosyalizm, uğruna dövüştüğü yeryüzü cenneti öyle bir yer değildi.
01:03:58Tıpkı benim Moskova'ya üçüncü gidişimde hissettiğim gibi, onun da dilinde aynı cümle dolanıp duruyordu.
01:04:05Bu işte bir yanlışlık olmalıydı.
01:04:16Kardeşlerim, hapiste sonuna kadar dayanabildiysem, Moskova tiyatrolarını düşlediğimdendir.
01:04:23Evet, içeride Meğer oldu, Mayakovski'yi hayal etmek umudumu arttırıyordu.
01:04:29Bir zamanlar sokaktaki devrim, sahnedeki devrime dönüşmüştü.
01:04:33Ama şimdi Moskova tiyatrolarında ne görüyorum?
01:04:37Kendini sosyalist gerçekçilik diye yutturabilen yavan bir küçük burcuma sanatı.
01:04:42Sahnede, sokakta yaltaklanmaların her türlüsü.
01:04:46Boyun eğerek nasıl devrimci olunabilir?
01:04:49Yakında kendisine büyük hayranlık duyduğum bir yoldaş Stalin'le görüşeceğim.
01:04:53İki komünist gibi kendisiyle karşılıklı konuşup, şu sokaktaki sayısız portre ve heykellerinin kaldırılması için bir şeyler yapmasını söyleyeceğim.
01:05:02Bütün bunlar o kadar bayağı ki.
01:05:07Evet, ne yazık ki ben de tıpkı Ahmet gibi Moskova'da şaşkınlık ve hayal kırıklığı yaşamıştım.
01:05:13Son geldiğimden bu yana geçen 23 yılda anlayamadığım değişiklikler olmuştu.
01:05:18Sosyalizmin ruhuna tümüyle aykırı olan tek kişiye tapınma, kara bir bulut gibi toplumun üzerine çökmüştü.
01:05:24Devrimin dinamik, çok sesli ruhu ortadan kaldırılmış, tek kişiye biat, ülkenin her yanını bir kanser gibi sarmıştı.
01:05:32Devrimin ortadan kaldırdığı tek kişinin hükümranlığı, bambaşka bir görünümle sanki yeniden iş başına gelmiş gibiydi.
01:05:40Elbette buna sessiz kalamazdım.
01:05:42Benim anladığım denince anlayış buna tümüyle tersti.
01:05:47Yeniden Marx'a dönüyoruz yoldaşlar.
01:05:49Yeniden Len'le dönüyoruz.
01:05:51Yıllar süren yanlışların üzerimizde yarattığı bıkkınlığı, kirliliği, hantallığı atıyoruz.
01:05:57Evet, yeniden devrim günlerine dönüyoruz.
01:06:00Nasıl yani?
01:06:01Bugüne kadar yapılanlar yanlış mıydı?
01:06:03Biz sosyalizm diye yanlış bir şey mi savunduk?
01:06:07Siyaset de tarih gibi karmaşık bir süreçtir yoldaş.
01:06:10Uzun bir süre yanlışların egemenliği altındaydık diyelim.
01:06:13Ama artık parti silkinliyor.
01:06:15Artık Sovyet halkı uyanıyor.
01:06:17Dünya devrimci hareketi yeni bir ivme kazanacak.
01:06:19Sosyalizm eskisinden daha da güçlü olacak.
01:06:32Ne yazık ki öyle olmadı.
01:06:33Evet, yıllar sonra yine Moskova'da, yine okulumun önündeyim.
01:06:37Bu okul artık dünyanın dört bir yanından gelen ilericileri, devrimcileri itmiyor.
01:06:42Bankacılar, borsacılar, finansçılar yetiştiriyor.
01:06:44Komünist Partisi'nin 1985 yılında bir umut olarak sunduğu 27. Kongre, Sovyetler Birliği'nin kronikleşmiş sorunlarına çözüm bulamadı.
01:06:53Sosyalizmi yıkımdan kurtaramadı.
01:06:54Ama 34 yıl önce ben bu serüvenin böyle sonuçlanacağına inanmıyordum.
01:06:59Dünyadaki bütün ilerici devrimciler gibi partinin yeniden Marksizme döneceğine, sorunları çözeceğine ve insanlık için yepyeni bir umut aşılayacağına inanıyordum.
01:07:07Bir yandan da yazma serüvenimi Moskova'da sürdürüyordum.
01:07:10Çünkü Moskova'da sanat ve edebiyat her yerdeydi.
01:07:13Puşkin, Dostoyevski, Tolstoy, Gorki, Mayakovski ve elbette ki Nazım Hikmet manevi olarak benimle birlikteydi.
01:07:54Neşeniz dolu olsun yoldaşlar.
01:07:55Sağ ol yoldaş.
01:07:58Müjdemi isterim Ahmet.
01:08:00Ne müjdesi?
01:08:01Ülkemize mi döndürücüksü?
01:08:03Yok yok daha önemli bir şey var.
01:08:04Öykün basılmış.
01:08:06Bunun ne demek olduğunu biliyor musun Ahmetciğim?
01:08:08Öykün 40 aylı dilde yayınlanan bir dergide basıldı.
01:08:16Ahmet'in hayatındaki belki de en önemli kırılma noktası o gün gerçekleşti.
01:08:20Yazdığı ilk öykü 40 dilde yayınlanan bir dergide basılmıştı.
01:08:25Bunun anlamı o kadar büyüktü ki kendisi bile tam olarak fark edememişti olan biteni.
01:08:30Ancak aynı dergiyi kendi dillerinde okuyan Yunanlılar, Brezilyalılar, Yemenliler, İspanyollar, yani okuldaki farklı ülkelerden gelen öğrenciler onu koridorda durdurup tebrik
01:08:40ettiklerinde anlamıştı işin önemini.
01:08:43İşte ilk kez o zaman tanıdı edebiyatın o müthiş gücünü.
01:08:54Türkiye'den ayrılınca iki farklı duyguyu bir arada yaşadım.
01:08:57Dayanışma gösteren yurt dışındaki dostlarımın ilgisi ve desteğinin artarak sürmesi beni mutlu ederken,
01:09:03Sovyetler Birliği'nde gördüğüm aksaklıklar, eksiklikler beni derinden üzüyor, rahatsız ediyordu.
01:09:11Tabii ki bir devrimci olarak buna sessiz kalmadım.
01:09:14Dost sohbetlerinde, toplantılarda anlattığım eleştirilerimi sanatsal bir yolla dile getirdim.
01:09:22İvan İvanoviç var mıydı, yok muydu adlı oyunumu yazdım.
01:09:25Ancak ne yazık ki, Türkiye'dekine benzeyen bir tepkiyle karşılaştım.
01:09:31Oyunum, kendi yoldaşlarım tarafından yasaklandı.
01:09:34İşe bakın ki, aynı dönemde ülkemde de bana karşı baskılar, iftiralar, kara çalmalar sürüyordu.
01:09:41Bir gün memleketten gelen bir gazetede, vatan haini ilan edildiğimi okudum.
01:09:50Nazım Hikmet'in vatan haini ilan edildi.
01:09:55Alçaklar, alçaklar.
01:10:00Demek ben vatan hainiyim.
01:10:02Demek ben yurt hainiyim.
01:10:04Nazım Hikmet vatan haini yine devam ediyor hala.
01:10:07Ülkeyi Amerika'nın arka bahçesi yapanlar, Mehmetçik emperyalizmin çıkarları için ölüme yolu yanlar,
01:10:12vatan denince akıllarına sadece kendi tarlaları, kendi fabrikaları, kazanacakları paradan başka bir şey gelmeyenler,
01:10:16memleketin kanını, iyiliğini sömürenler, utanmadan, sıkılmadan bana vatan haini diyorlar.
01:10:22Ama elbette tarih gerçekleri yazacaktır.
01:10:26Elbette yaşananlar kimin vatansever, kimin vatan haini olduğunu ortaya çıkaracaktır.
01:10:31Zaman elbette hakikati teslim edecektir.
01:10:35Bana bu iftirayı atanlar, gerçekte kalbimdeki vatan sevgisinin kırıntısını bile hissedemeyecek kadar küçük adamlardı.
01:10:43Kendimi bildim bileni, ülkemi, halkımı derice sevdim.
01:10:48Hayatım boyunca vatanımın bağımsızlığı için çaba sarf ettim.
01:10:51Halkımın daha özgür, daha adil, daha mutlu yaşaması için mücadele verdim.
01:10:56Bunun için ölüm dahil çok şeyi göze aldım.
01:10:59Bana ihtira edenlerin bu duyguyu anlamaları çok zordu.
01:11:03Çünkü onlar ne gerçekten vatanlarını sevdiler, ne de bunun için bir bedel ödediler.
01:11:43İstanbul'dan geldiğimden beri haber almadım ki bize telefonla, mektupta yasak.
01:11:55Moskova'nın havası ne Nazım Hikmet için ne de benim için alışıldık bir iklim değildi.
01:12:01Soğuktu, sertti, karlıydı.
01:12:04Günlerce güneşi görmediğimiz olurdu.
01:12:05Ama bu karanlık atmosferden daha beteri, karımdan, kızımdan, ailemden haber alamayışımdı.
01:12:12İllegal koşullar nedeniyle Türkiye'ye mektup yazanıyor, telefon edemiyorduk.
01:12:16Burada kaldığım süre boyunca ailemle tek bir bağlantım bile olmadı.
01:12:20Böylece Nazım Hikmet'in şiirlerindeki bu acı hasret duygusunu etimde, kemiğimde, kanımda, benliğimin derinliklerinde hissettim.
01:12:27Ve asıl o zaman anladım insanlığı sevmeyenlerin vatanını da sevemeyeceğini.
01:12:32Bu Moskova'nın bana verdiği ilk dersti.
01:12:34İkinci ders ise en az bunun kadar kıymetli, başka bir şey olacaktı.
01:12:38Ve ben kendimle ilgili büyük bir hakikati öğrenecektim.
01:12:42Gel.
01:12:45Selam yoldaş.
01:12:47Ahmet gel, gel, hoş geldin.
01:12:50Şu pazuna bakacağım.
01:12:51Ver bakayım.
01:12:52Sık, sık, sık.
01:12:56Hiç şaşırma evlat.
01:12:57Tolstoy Savaş ve Barış'ı 25 bin sayfaya astı.
01:13:0120 bin sayfasını attı, geriye 5 bin sayfa kaldı.
01:13:04Hiç böyle düşünmemiştim.
01:13:06Evet.
01:13:07Güçlü olmalısın yoldaş.
01:13:09Ama sadece bedelen değil, ruhen de güçlü olmalısın.
01:13:13Özgürce düşünmeli, bağımsızca yaratmalı, istediğini de yazmaktan korkmamalısın.
01:13:19Biliyorum.
01:13:20Burada siyaset okuyorsun ama dünyayı siyasetçiler değil, sanatçılar değiştirir.
01:13:25Tostoy gibi, Dostoyevski gibi, Puşkin gibi, Gorki gibi sanatçılar.
01:13:31Eğer bir halkın böyle sanatçıları yoksa, o ülkede ne devrim olur ne de ilerleme.
01:13:51Yazdıklarınla dünyayı değiştirmek, yeryüzünü daha iyi bir yer haline getirmek, insanı özgür kılmak.
01:14:04Moskova'ya Marksizm, Derenizm öğrenmeye giden Ahmet, yazar olma kararıyla İstanbul'a dönmüştü.
01:14:10Bir anlamda, benim yıllar önce Moskova'dan İstanbul'a dönüşüm gibi, yüreği büyük eserler yaratmanın moduyla kıpır kıpırdı.
01:14:17Polis korkusuymuş, geçim derdiymiş, yaşam gailesiymiş, bütün bunlar yazma heyecanının yanında önemsiz kalıyordu.
01:14:24Aklını ve yüreğini ele geçiren yazma tutkusu, hayatı bambaşka gözlerle görmesini sağlıyordu.
01:14:31Evet, artık kesin kararını vermişti.
01:14:34Kendi sözünü söyleyecek, bir yazar gibi mücadele edecek, bir yazar gibi yaşayacaktı.
01:14:53Ne güzel çizmişsin Abidin, ne zaman içime işleyen bir resim görsem, bir ulu ırmak belirir gözlerimin önünde.
01:14:59İlk insan eli, mağaraya ilk biz onu çizdiği günden bu yana akan büyük bir ırmak.
01:15:04Her türlü engellemeye karşın, önü kesilemeyen, kurutulamayan, set çekilemeyen o büyük ırmak.
01:15:10Ve o ırmak bütün dünyanın kültürlerini sular Nazım.
01:15:13Sadece sanatı değil, bilimi de.
01:15:16Bizim Mevlana'yı düşün.
01:15:18Bakır içerisinde birden dönmeye başlayan Mevlana Celaleddin-i Rumi'yi,
01:15:23atomun çekirdeği etrafında döner gibi, bir eli gökte, bir eli yerde.
01:15:28Ama dilinden inci gibi şiirler saçılırken çevreye.
01:15:30İşte işin tüf noktası bu Abidin, kültür.
01:15:34Bütün devrimlerin önünü açan gerçek lokomotif kültürdür.
01:15:38Eğer kültürü değiştiremezsen, dünyayı değiştiremez.
01:15:41Yeri silahı afu güzel.
01:15:46Çok güzel günler yaşadım Paris'te.
01:15:49Vera'yla birlikte dostlarla buluştuk.
01:15:52Aragon, Elsa, Abidin Dino, Güzin Dino ve Yaşar Kemal'le birlikte Picasso'ya gittik.
01:15:59Rönesans çağında yaşıyor gibiydim.
01:16:1160 küsur yıllık hayatım, acılar, zulümler, hasretlikler içinde geçmişti.
01:16:17Ama şimdi düşüp ölsem gam yemezdim.
01:16:19Çünkü ben sadece yaşamadım.
01:16:23Yaşadıklarımı yeniden ürettim, yeniden yarattım, yeniden anlattım.
01:16:29Övmek gerekmez ama bu her insana nasip olmayacak türden bir şey.
01:16:32Ve nefes aldığım her gün, kalem tutmaya gücümün yettiği her dakika, düşünebildiğim her an bu benzersiz eğrimi sürdürecek, yazmaya devam
01:16:42edecektim.
01:16:43Ama hastalığım bir düşman ordusu gibi an be an ilerliyordu bedenimde.
01:16:48Yaklaşmakta olan ölümü ruhumun derinliklerinde hissediyordum.
01:16:53Azrail en utangaç haliyle Moskova'da bir yerlerde beni bekliyordu.
01:16:58Biliyordum.
01:17:19Nazım sanki öleceğini biliyor gibiydi.
01:17:21Moskova'ya döndükten beş ay sonra yaşama gözlerini umdu.
01:17:23Şimdi burada Mayakovski, Çehov, Gogol gibi dünyayı sonsuza kadar değiştirmiş büyük edebiyatçılarla birlikte uyuyor.
01:17:31Onun bedeni çoktan toprağa karışmış olsa da, Nazım Hikmet o çok sevdiği Türkiye'sinde, İstanbul'da, ülkenin en ücra köşesinde, okuyan, düşünen,
01:17:41sanatla ilgilenen insanların kalbinde yaşıyor.
01:17:43Ve her sabah daktilosunun başından bütün insanlığa gülümsüyor.
01:17:47Merhaba kardeşlerim diyor.
01:17:49Merhaba, güzel günler göreceğiz.
01:17:52Güneşli, güzel günler göreceğiz.
01:18:45İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:19:11İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:19:17Kimi zaman Moskova, kimi zaman Bursa oluyor.
01:19:20Kahramanlar kimi zaman Nazım Hikmet, kimi zaman Ahmet Ümit, kimi zaman Sabahattin Ali, kimi zaman Orhan Kemal oluyor.
01:19:28Ama o büyük hikaye hiç değişmiyor.
01:19:32Ben Nazım Hikmet'in açtığı yoldan geçen yazarlar, şairler, tüm sanatçılar, bayrağı elden ele vererek, daha güzel bir hayat nasıl
01:19:41olabilir, daha adil bir dünya nasıl yaratılabilir, insan nasıl daha iyi olabilir, hep bunu anlatıyorum.
01:19:47Anlatmıyor da sanki umut ediyorum.
01:19:51Bu gerçek hikayede anlatılan iki yazar ve onların şehirleriydi.
01:19:56Benim ve Ahmet Ümit'in hayatını değiştiren Moskova'ya anlattık.
01:20:00Büyük hasretimizi her defasında yeniden, yeniden, merhaba güzel vatanım diyişimizi anlattık.
01:20:08Acımasız siyasetin sert toprağında yürümüş iki genç insanın nasıl birer sanatçıya dönüştüğünü gösterdik.
01:20:14Evet hayat zor, insan hiç de iyi bir varlık değil, hiçbir siyaset, hiçbir ideoloji mükemmel değil.
01:20:23Ama sanat olduğu sürece iyileşme umudu var, özgürleşme, güzelleşme, adil bir yaşam umudu var.
01:20:30Ancak o umudu dili tutan insanlar hayata yön verebilir.
01:20:34Ancak o insanlar uğruna dövüşülebilecek anlamlar yaratabilir.
01:20:38Evet dostlar, hayat kısa ama sanat kesinlikle uzun.
Yorumlar

Önerilen