Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 22 saat önce
 Beylerbeyi'nde bulunan Hamid-i Evvel Camii, 18. yüzyılda inşa edilen selatin camileri arasında "yalı camileri"nin en seçkin örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Kategori

🏖
Seyahat
Döküm
00:00Bir kubbe altında genişçe sayılabilecek bir mekanda birbirleriyle sütunlarla bölünmeden durabilmelerine imkan vermesi diyebilirim.
00:11Kubbenin bütün ağırlığı duvarlara ve 4 tane büyük, çok da büyük değil ama sütun üzerinde kubbe yerleşmiş durumda.
00:23Cemaat mekanda çok rahatlıkla dolaşabilmektedir.
00:26Ön tarafta bir mihrap sofası diyebileceğimiz bir girintili bir alan var.
00:33Orada çineli bir pano görüyoruz.
00:36Ayetel Kürsü'nün yazılmış olduğu.
00:39Bir de üst tarafında İhlas Suresi'nden bir bölümün yazıldığı madalyon var.
00:44Bunlar da yapının klasik havadaki dikkat çekici ayrıntıları.
00:48Diğer süslemelerinde daha çok batı tarzı özellikle desen anlayışı hakim.
00:54Bir de içerisinin böyle çok camlı olması dolayısıyla ve renkli vitraylarla bezeli olması dolayısıyla
01:03özellikle güneşli günlerde rengarenk ışık huzmeleriyle zenginleşmiş olduğuna şahitlik yapabiliriz.
01:12Bir de bu camiye galiba has çok önemli bir özellik olduğunu düşünüyorum.
01:16Camideki yazı programı yani nereye ne yazılacağıyla alakalı dikkat çekici bazı durumlar var.
01:23En önemlisi de mihrap tarafında olmasını beklediğimiz yani mihrabın olduğu istikamete
01:32işaret edeceğini düşündüğümüz ayetin deniz tarafındaki çıkış kapısında olduğunu görmemiz.
01:39Burada tabi şey var caminin çeşitli bölümlerinde yarılan yazılarda böyle enteresan bir mesaj var.
01:49Veyahut da camideki giriş çıkışlardaki bu yazıları gören kişilere çok ilginç tavsiyeler ve hatırlatmalar var diye düşünebiliriz.
02:00İbadet bittikten sonra camiyi terk etmek üzere kapılardan deniz tarafındakine yöneldiğinizde
02:06karşınızda dünya hayatının denizi, güzelliği, karşıdaki güzel yapıları, başka başka yalıları falan gelen geçen gemileri görmektesiniz.
02:16Bu tabi insanın dünyaya yönelik atmak üzere olduğu adımlarda karşısında bu ayeti görerek kendisine gelmesini temin ediyor.
02:30Fevelli ve çeke diye başlayan ayet
02:34Fevelli ve çeke şetral mescidil haram diye ifade edilen ayet buraya yazılmış.
02:42Yönünüzü tekrar mescidi harama çevirin diye bir hatırlatmak.
02:48Bunun karşısında mihrapta ise
02:51Küllemâ dehali aleyhâ zekeriye el mihrab diye bildiğimiz
02:55Yani çoğu mimari yapıda, mihrapta görmeye alışık olduğumuz ibare var.
03:01Bu tabi içinde mihrap kelimesi geçtiği için genellikle buralara yakıştırılan bir ayet olup
03:08Aslında kıble istikametini işaret etmemekte ama böyle bir gelenek dolayısıyla orada yer alıyor.
03:16Diğer girişlerde de mesela cenaze kapısı denilen taraftan çıktığımızda
03:21Çıkmak istediğimizde orada da
03:26Vâbüdü Rabbeke hattâyi itiyekel yakîn diye başka bir ayetle karşılaşıyoruz.
03:32Yani bu kapı cenaze kapısı, cenazelerin cenaze namazları kılındığı bahçeye açılan kapı.
03:39Burada da bir hatırlatma yapılıyor.
03:41Yani ibadet bitti, camiyi şu an terk ediyoruz ama bitmiş sayılmaz.
03:47Son nefesimize kadar yine ibadet mantığıyla hayatımızın her aşamasında ibadetle meşgul oluyormuş gibi davranmamız gerektiği burada hatırlatılıyor.
03:59Hatta üst katta Hünkar Mahfeli'nin giriş çıkışlarında da hep böyle sultanın kendi sarayının bir parçası olarak tasarlanmış bölümlere geçerken
04:10hep böyle tevazu içerisinde ve sultanlığını unutarak basit sade bir kul olarak yaşantısını sürmesinin gerekliliğini hatırlatacak ifadeler yer almakta.
04:22Bu caminin etrafında tabii yine bizim İstanbul'da eskiden çok fazla olduğunu düşündüğüm fakat günümüzde böyle çok dikkat çekmeyen ayrıntılardan bir
04:34tanesi olarak binek taşı var.
04:37Bu cenaze kapısı dediğimiz en dıştaki cadde tarafından yaklaşıldığında atlara binek hayvanlarına rahat bilmek için iki basamaklı kırmızı renkli galiba
04:48öyle hatırlıyorum.
04:50Yarı değerli bir taştan bir merdiven gibi duran bir parça orada duruyor.
04:57Bunlar da tabii muhafaza edilmesi gerekiyor.
05:00Yani kültür tarihi bakımından Osmanlı'daki sokakta bulunan aslında böyle sokak mobilyası diyebileceğimiz bir tarzda bir şey.
05:07Güneş saatleri var camilerin, güneş gören cephelerinde.
05:11Burada da silik bir şekilde bu fark ediliyor.
05:16Batı tarafındaki girişten yaklaştığımızda duvarda cephede fark ediliyor.
05:22Fakat gölge verecek olan çubuğu olmadığı için biraz da işte erozyondan falan bir şeylerden etkilenmiş olabilir.
05:31Şu an atıl durumda.
05:32Fakat vaktiyle bu güneş saatleri kullanılıyor.
05:38Caminin içerisinde de mekanik olarak antika saatler bulunuyor.
05:43Böyle Selatin camisi dediğimiz tipte camilerde saat bulundurmak, saatle ilgili insanların, müminlerin böyle saatli bir yaşamı sürdürmeleri için önemli bir
05:57cihaz.
05:59Bir Müslümanın hayatında hep böyle vakit olması, bir yön bilgisi, bir istikamet, yani kıble algısı ve zamanı kullanma konusu.
06:10Kur'an-ı Kerim'in birçok ayetinde de böyle üzerinde durulan bir konu.
06:14Böyle başıboş yaşamamak ve istikamet olmadan, ne yaptığını bilmeden yaşamak pek tavsiye edilen bir şey değil.
06:23Onun da örneklerini burada görebiliyoruz.
06:25Caminin içerisinde ayrıca camideki ibadetlerin bazılarına eşlik eden, mesela vaaz kürsüsü ve minberi bu örnekte, kıymetli bir mobilya olarak karşımıza
06:40çıkıyor.
06:40Çok önemli bir, çok incelikli işçiliklerle, kemik, abanoz, fil dişi, bir takım malzemelerle yapılmış olarak birer sanat eserime aitinde caminin
06:52içerisinde yer alıyor.
06:53Bunlar tabii bugün hala kullanılıyor.
06:55Kullanılmaması bu eserlerin daha böyle atıl kalmasına, yıpranmasına yol açabiliyor.
07:03Ne kadar böyle özenli, dikkatli değerinin farkına vararak, önemseyerek kullanılırsa,
07:10geçmişle günümüz arasında ve gelecek arasında da bir böyle özen gösterilmesi gereken, titizlenmesi gereken bir hatırlatıcı bağlantı olarak yaşamına devam
07:20ediyor.
Yorumlar

Önerilen