00:00Kemal, şehrin en lüks semtlerinden birinde, pencereleri boğaza bakan gösterişli bir dairede ışıltılı bir hayat sürüyordu.
00:10İşleri yolundaydı, çevresi kalabalıktı ve ajandası her zaman önemli toplantılarla doluydu.
00:17Dışarıdan bakıldığında her şeye sahip, kusursuz bir adamdı.
00:21Ancak bu, ışıltılı hayatın tam ortasında, ona ve modern yaşantısına ayak bağı olduğunu düşündüğü sessiz bir varlık vardı.
00:32İhtiyar annesi Zeliha Hanım.
00:34Zeliha Hanım, gençliğini, sağlığını, tüm ömrünü oğlu Kemal'e adamış, yememiş yedirmiş, giymemiş giydirmiş, fedakâr bir Anadolu kadınıydı.
00:46Saçındaki her beyaz telde oğlunun bir hatırası vardı.
00:49Ama artık yaşlanmıştı.
00:52O güçlü eller şimdi titriyor, o keskin hafıza günden güne zayıflıyordu.
00:58Evde bazen bir bardağı elinden düşürüp kırıyor, bazen aynı soruyu birkaç dakika arayla tekrar tekrar soruyordu.
01:06Kemal'in lükse düşkün eşi bu durumdan açıkça rahatsız oluyor, evdeki huzursuzluk her geçen gün artıyordu.
01:13Kemal ise annesinin bu çaresiz halini, o kusursuz sosyal hayatına ve konforuna bir tehdit, bir engel olarak görmeye başlamıştı.
01:23Bir akşam yemeğinde, kristal avizelerin altında sessizce çorbasını içmeye çalışan Zeliha Hanım'ın eli yine titredi.
01:32Kaşık elinden kaydı ve bembeyaz, ütülü masa örtüsüne biraz çorba döküldü.
01:38Kemal'in eşi yüksek sesle oflayıp peçeteyi sertçe masaya atarken, Kemal derin ve sıkıntılı bir nefes aldı.
01:48O an, o masada, annesinin kaderini belirleyen o acımasız kararı verdi.
01:53Ertesi sabah, yüzüne sahte bir gülümseme takınarak annesinin odasına girdi.
01:57Zeliha Hanım, oğlunun bu beklenmedik ilgisine çocuk gibi sevindi.
02:11Sandığından en güzel, en kıymetli kıyafetlerini çıkardı, özenle giyindi.
02:17Yola çıktılar.
02:19Lüks araba şehrin dışına doğru hızla ilerlerken, içeride ağır bir sessizlik vardı.
02:24Kemal direksiyonu sıkıyor, tek kelime etmiyordu.
02:29Zeliha Hanım ise, buğulu gözlerle camdan dışarıyı, akıp giden manzarayı izliyor,
02:35oğlunun gerginliğini hissediyor ama o, kötü ihtimali aklının ucundan bile geçiremiyordu.
02:42Sonunda şehrin gürültüsünden uzak, soğuk, gri, yüksek duvarlı bir binanın önünde durdular.
02:49Tabelada büyük harflerle huzurevi yazıyordu.
02:52Zeliha Hanım o an her şeyi anladı.
02:57Yüreğine bir kor düştü, gözlerindeki o son umut feri de söndü ama yine de tek kelime etmedi, isyan etmedi.
03:06Kemal, annesinin içinde birkaç parça eşya olan küçük eski bavulunu görevliye teslim ederken,
03:12utancından annesinin o yaşlığı, kırışık yüzüne bakamıyordu.
03:16Ayrılık vakti geldiğinde başını öne eğerek sadece şunu diyebildi.
03:23Burada sana daha iyi bakarlar anne.
03:26Burada rahat edersin, sıcak yemeğin önünde olur.
03:29Hem bize de ayak bağı olmazsın.
03:31Zeliha Hanım, titreyen dudaklarıyla kendisini bir eşya gibi oraya bırakan oğluna son kez baktı.
03:38Ve sadece, Allah işini rast getirsin, ayağına taş değdirmesin oğlum, dedi.
03:45Kemal, bu duanın ağırlığı altında ezilerek, arkasına bile bakmadan hızla oradan uzaklaştı.
03:52Bu hayatın koşturmacası içinde bazen en değerli varlıklarımızı, bizi karşılıksız sevenleri ihmal edebiliyoruz.
04:01Eğer siz de anne ve baba hakkının ödenemeyeceğine ve yapılanın bir gün mutlaka karşımıza çıkacağına inanıyorsanız,
04:09bu videoyu beğenerek ve kanalımıza abone olarak bu önemli mesajın daha çok kişiye ulaşmasına destek olun.
04:17Şimdi aradan geçen yılların Kemal'e neler getirdiğine bakalım.
04:22Yıllar su gibi değil, sel gibi akıp geçti.
04:27Zeliha Hanım, o soğuk ve kalabalık odada, her gün pencerenin kenarında oğlunun yolunu gözleyerek,
04:34hasret ve kırgınlık içinde hayata sessizce veda etti.
04:39Kemal ise yaşlandı.
04:41Zaman acımasızdı.
04:43Bir zamanlar güçlü, tuttuğunu koparan, etrafına emirler yağdıran o adam gitti.
04:49Yerine beli bükülmüş, çeşitli hastalıklarla boğuşan, ilgiye ve bir tatlı söze muhtaç huysuz bir ihtiyar geldi.
04:58Artık şirketi ve işleri oğlu Mert devralmıştı.
05:02Mert de tıpkı babasının gençliği gibi hırslı, meşgul ve kendi dünyasındaydı.
05:07Yine bir akşam, o lüks sofrada, bu kez farklı yüzlerle yemek yenirken,
05:14Kemal'in hastalıktan titreyen eli yüzünden dolu bir su bardağı devrildi.
05:19Su, masaya ve Mert'in önemli evraklarına yayıldı.
05:24Masadaki çatal bıçak sesleri bir anda kesildi, ölüm sessizliği oldu.
05:28Kemal, korku dolu gözlerle, mahcup bir çocuk gibi,
05:34''Özür dilerim, elim titredi, tutamadım.'' diyebildi.
05:38Oğlu Mert, elindeki çatalı sertçe porselen tabağa bıraktı.
05:43Derin bir nefes aldı, babasına döndü, gözlerinin ta içine,
05:47buz gibi bir ifadeyle baktı ve Kemal'in dünyasını başına yıkan o cümleyi kurdu.
05:52''Baba, artık olmuyor. Eşim de ben de çok yoruluyoruz, sana yetemiyoruz.
05:59Seni yarın iyi bir huzur evine yerleştirelim.
06:03Orada sana daha iyi bakarlar, doktorun hemşiren başında olur.
06:07Burada rahat edersin, bize de ayak bağı olmazsın.''
06:11Kemal kulaklarına inanamadı.
06:14O an zaman durdu, mekan silindi.
06:17Karşısında oğlu Mert'i değil, yirmi yıl önceki genç Kemal'i gördü.
06:22Kendi sesi kulaklarında yankılandı.
06:25Kendi oğlu, onun yıllar önce o gri binanın önünde annesine kurduğu o acımasız cümlenin aynısını,
06:32kelimesi kelimesine, aynı soğuklukla ona kuruyordu.
06:36Kemal'in yanaklarından, yıllardır tuttuğu pişmanlık gözyaşları süzülmeye başladı.
06:42Ne itiraz edebildi, ne de kızabildi.
06:45Çünkü biliyordu ki, bu onun kendi ektiği tohumun acı meyvesiydi.
06:49O gün, o sofrada acı bir gerçeği anladı.
06:54İnsan annesinin gözyaşları üzerine mutluluk kuramazdı.
06:58Ve hayat, eninde sonunda, er ya da geç, herkese kendi yaşattığını aynen yaşatırdı.
07:05Rabbim bizleri, anne ve babasının kıymetini saken bilen,
07:09onların hayır duasını alan hayırlı evlatlardan eylesin.
07:12Kimseye yaşattığını yaşamadan ölmek nasip olmazmış.
07:18Eğer bu ibretlik, hikaye sizi de düşündürdüyse,
07:22anne babanız hayattaysa hemen onları arayın.
07:26Yorumlara bir amin bırakmayı ve bu videoyu sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın.
07:33Bir sonraki videomuzda görüşmek üzere.
07:35Allah'a emanet olun.
Yorumlar