Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 6 hafta önce
Söyleşi: Fulya Canşen

Nermin Abadan Unat, 1921 yılında Viyana’da başlayan ve bir asrı geride bırakan ömrüyle modern Türkiye’nin en güçlü akademik hafızalarından biriydi. Henüz 14 yaşındayken hiç Türkçe bilmemesine rağmen, Atatürk Türkiyesi’ne duyduğu büyük hayranlıkla Budapeşte’den tek başına bir tren yolculuğuna çıkarak Türkiye’ye geldi. Bu cesur kararı, sadece kendi kaderini değil, Türkiye’de sosyal bilimlerin gelişimini de kökten değiştirdi.

Akademik kariyerine Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (Mülkiye) başlayan Unat, bu köklü kurumun ilk kadın asistanı ve ardından ilk kadın profesörü oldu. Türkiye’de iletişim biliminin temellerini atan, kamuoyu araştırmalarını bilimsel bir zemine oturtan ve Avrupa’ya göç eden Türk işçileri üzerine yaptığı öncü çalışmalarla "göç biliminin kurucusu" kabul edilen, dünya çapında bir otoriteydi.

11 Aralık 2025'te 104 yaşındayken hayatını kaybeden ve 'Hocaların Hocası' olarak anılan Unat; Zafer Toprak, İlber Ortaylı, Emre Kongar, Baskın Oran ve Ahmet N. Yücekök gibi pek çok önemli ismin yetişmesinde büyük emeği olan, hayatını kadın hakları savunuculuğuna ve demokrasi mücadelesine adamış bir Cumhuriyet aydınıydı. Almanca, Fransızca, İngilizce, Macarca ve Türkçe dillerine olan hakimiyetiyle kültürler arası bir köprü kuran Nermin Hoca, bitmek bilmeyen çalışma azmi ve sarsılmaz duruşuyla her zaman genç kuşaklara ilham veren bir figür olarak oldu.

T24 yazarı Fulya Canşen'e 2022 yılının sonlarında, 101 yaşındayken verdiği bu söyleşide 'Hocaların Hocası'; Almanca ve Macarca bilip tek kelime Türkçe bilmeden geldiği Türkiye’de nasıl bir bilim insanına dönüştüğünü anlattı.
Döküm
00:00Siyasal bilgilerdeyken Profesör Nermin Abadan Umat'tan hiç ders almadım.
00:05Onunla tanıştığımda tam 101 yaşındaydı.
00:08O ilk resim gözümün önünden hiç gitmiyor.
00:11Işığı kıt bir sahnede, kırmızı takımını giymiş, kırmızı rujunu sürmüş,
00:16tekerlekli sandalyesini bir kenara bırakmış, dimdik duruyordu.
00:20Benim sonu güzel biten bir göç hikayem var diye başladı sözlerine.
00:24Göçün, göçmenlerin şeytanlaştırıldığı bu günlerde bu cümle sanırım ondan aldığım ilk dersti.
00:32Benim de sonu güzel biten bir göç hikayem olduğunu hatırladım.
00:37Türkiye'den Almanya'ya göçe dair araştırmalarını okuduğumda hemen her cümlenin güncelliğini koruduğuna şaşarak şahit oldum.
00:45Suriye, Irak, İran gibi pek çok ülkeden gelen göçmenlere ev sahipliği yapan Türkiye,
00:51çoktan göç ülkesi olma yoluna girmişti ve Nermin Hoca'nın kitabı Türkiye siyasetine anlatılan bir ders gibiydi.
01:00Hocanın katıldığı toplantıda ben 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yine Türkiye'den Almanya'ya giden yeni göçmenlere anlatmıştım.
01:09Sunumum bittikten sonra kulağıma eğilerek,
01:11İstanbul'a geldiğinde bana uğra ve bu yeni göç dalgasını anlat lütfen, dedi.
01:16Anladım ki Nermin Abba'dan Unat'ı hayatta tutan en bariz duygu hiç dinmeyen merakıydı.
01:23Bir de gençlere duyduğu hayranlık.
01:25Öğrenmeye duyduğu açlık o kadar büyüktü ki,
01:28daha 15 yaşına girmeden Türk Büyükelçisi'nin yardımıyla Budapeşte'den İzmir'e,
01:34dilini hiç bilmediği bir ülkeye göç etme cesaretini göstermişti.
01:38Hocamın teklifini geciktirmedim.
01:40İstanbul'da evini ziyarete gittim.
01:43İkimizin de kendi evinde hissettiği iki dilde Almanca ve Türkçe konuşarak başladı söyleşimiz.
01:50Onunla geçirdiğim her dakika ders niteliğindeydi ve mutlaka sizinle paylaşmak istedim.
01:56Macaristan'a neden gittiniz?
01:58İkimizin de bir lütfeniz.
02:03İkimizin deSU'nin Bu tarifin.
02:08İkimizin de Türkiye'de'ye geçmişti.
02:20Baya da ben de her semaine.
02:26Bir sonraki günü mümkünün sonunda kalın.
02:31Ve bu dağda sonunda kalın.
02:36Bu dağda sonunda kalın.
02:40Bu dağda birçim çok seviyor.
02:50Bu da tedarlık bir bu daçları bir süreçlik şüle.
02:58Yılın bir süreçli bir dönemde kılнуть.
03:07Burada sen bu da fazla idene alnabı dağılır.
03:11Sonra bana dedi ki,
03:18Steno'da
03:21Dastylo'da
03:22Masinasyon'da
03:29ve Steno'da
03:33Yenemek için hayatımın nasıl bir hayatınıza devam edebilirsiniz.
03:40Ama ben deyemek hiç.
03:43Yenemek çok seviyorum.
03:46Yenemek çok seviyorum.
03:48Yenemek çok seviyorum.
03:53Ve ocağımızın Türkiye'de devam ediyor.
04:07Ve ocağımızın her haftasını yazdı.
04:17ve ikili yöntem,
04:22ve ikili yöntemde
04:24ve ikili okulun.
04:26Ama ikili bir soru
04:29ve sonlandı mıydı?
04:31Etrafında,
04:33ve ozlarım
04:36bir yılın Türkiye'de
04:41ve Budapest'i
04:43Botsâfteri besuchte, çünkü
04:48bir süreçte hazırladığı için
04:52alışkanı için
04:54bu tarzı için
04:56bir günlük bir günlük
04:58alışkanı
05:00ve Botsâfteri
05:02kıyafet.
05:03Batsızın
05:0614 yaşında
05:08ve bu
05:34Davet unsan hoşété min
05:35ve
05:53ile benim gördümse
05:57söztenols endorslawsмат
05:57Çünkü
05:59ikluwasyon
06:02gelişt sağ pytan
06:03Fransızca Gouvernantin meymişti,
06:09ve evde meymişti.
06:11Ve yüzeymişti.
06:15Yüzeymişti.
06:20Ve yüzeymişti.
06:28Ve sonra da bir sonraki,
06:31ki girip de bir günsteyiz,
06:35sonra ben size çok daha önce
06:38yapamadık.
06:41Ve boğaya başlamıştım ve
06:44sağlıklarım ve mağur ve
06:47heriflerden sonra da
06:50Türkiye'deye geri gelip,
06:52siz daha çok çok düşündüm.
06:56Hayır, ben de dedim.
06:58Ben de benim Onkel'un gelmeye başlamıştım.
07:02Ben de geldim, ben de geldim.
07:05Ben de geldim.
07:07Ben de geldim.
07:09Ben de geldim.
07:11Ben de geldim.
07:13Dünnsttig ben de geldim.
07:17Er hazırlamıştık.
07:19ve
07:21ve
07:23ve
07:26ve
07:31kısımlar
07:33için
07:37bir
07:38ve
07:39ve
07:40bir
07:43bir
07:44kısımlar
07:47İstanbul'u
07:48ve gelip bir gelip
08:18İrti-Bahn-Orient-Express'e başlamıştık.
08:25Ama değil en Luxus değil,
08:29sondern en 3. Klası.
08:33Bu bir kupe ile 6 kişi var.
08:40Bir adamım, bir deymişti, bir deymişti.
08:49Bu çok sevdi.
08:51Bir deymişti.
08:55Bir deymişti.
08:56Bir deymişti.
09:00Bir deymişti.
09:01ve meydan sonraki durdurmaya başladı ve durdurmaya durdurmaya başladı.
09:11Diyan sonra 3 günahe gittik.
09:15Diyan sonra 2 günahe gittik.
09:26Dünsttü, Donnerstag ve İstanbul'dan dağın mıydı?
09:34Sonra dağın mıydı?
09:38Sonra dağın mıydı?
09:42Sonra dağın mıydı?
09:45İstanbul'da dağın mıydı?
09:50İzmir'in bir tanıdı.
09:54İzmir'in bir tanıdı.
10:05İzmir'in bir tanıdı.
10:07İzmir'in bir tanıdı.
10:14Bir tanıdık.
10:18Bir tanıdık.
10:24İzmir'in bir tanıdık.
10:28Karatkabine geben,
10:30aber sie sind Gast
10:32an meinem Tisch
10:33und wir
10:36werden einen Tag fahren.
10:42Nachts können
10:44sie
10:44sich
10:45auf dem Kanapé
10:48auf dem Sofa
10:50hinstrecken.
10:52Nächsten Morgen
10:54sind wir dann dort.
10:56Und tatsächlich
10:57hat das
11:02alles so sich
11:03abgewickelt.
11:07Etwas,
11:08was unwahrscheinlich
11:10schön ist und ich nie
11:11vergessen werde, ist
11:13die Einfahrt
11:15mit dem Schiff in die Bucht
11:18von Ismil. Das ist
11:20wunderbar.
11:21Bei Sonnenaufgang,
11:24also frühmorgens,
11:26herrlich schön.
11:28Und dann sind wir
11:29schließlich angekommen
11:31am Keh
11:32und
11:34ich bin dann
11:35herunter
11:37gestiegen.
11:39Ich hatte einen ganz
11:40kleinen Koffer
11:41und der
11:43Botschafter
11:48hat an alles
11:48gedacht,
11:49sogar
11:50an ein bisschen
11:52Geld
11:52hat er mir gegeben,
11:54damit ich eine Kutsche
11:55nehmen kann.
11:56Damals
11:56gab es noch
11:58keine
11:58Autos,
12:00Taxis oder so
12:01und ich
12:02kannte die
12:03Adresse
12:04auswendig.
12:06Übrigens
12:07ist sie
12:08heute,
12:10das Haus
12:11meines Onkels
12:13ist noch
12:13immer heute
12:14da.
12:16Es
12:16wurde
12:17umgebaut,
12:19aber es
12:26ist neben
12:27dem
12:28Museum
12:30von Atatürk,
12:31wo er
12:32nach
12:35Ismir
12:35gekommen ist,
12:37gehaust
12:37hat.
12:38Und
12:38das ist
12:40nicht verloren
12:41gegangen.
12:42Super.
12:42Und
12:43dann habe
12:43ich an die
12:44Tür
12:44geklingelt
12:47und ein
12:48junges
12:49Mädchen
12:49ist rausgekommen
12:50und sie
12:51hat gesagt,
12:52als sie
12:53mich gesehen
12:54hat,
12:55ich bin
12:55Perisat
12:56und darauf
12:57habe ich
12:58gesagt,
12:59ich bin
12:59Nermin.
13:00Und
13:01dann hat
13:01sie mich
13:02mit der
13:02Hand
13:02genommen
13:03und
13:03heraufgebracht
13:05zu ihrer
13:06Mutter.
13:08Und
13:08in dem
13:09Augenblick,
13:12also
13:12sobald
13:14meine
13:14Tante
13:15mich
13:16gesehen
13:16hat,
13:17befohlen
13:22uns
13:23beide,
13:24wir
13:25sollen
13:25also
13:25auf
13:25die
13:26Straße
13:26gehen
13:26oder
13:27spazieren
13:27gehen.
13:28Und
13:29dann
13:29ist
13:29ein
13:30Krawall
13:31entstanden,
13:32weil
13:33meine
13:33Tante
13:34hat
13:34gedacht,
13:35dass
13:35mein
13:36Onkel
13:36geheim
13:39mich
13:40kommen
13:40lässt
13:41und
13:42sie
13:43hatte
13:43drei
13:43Kinder
13:44und
13:45ein
13:45viertes
13:46wollte
13:46sie
13:47nicht
13:47haben.
13:47Sie
13:49wusste
13:50natürlich,
13:50dass
13:51ich
13:51existiere,
13:52weil
13:53mein
13:55Onkel
13:56natürlich
13:56war
13:57der
13:57Bruder
14:28Onun öğretmeni de unuttum. Yani şey değil.
14:37Önemli değil.
14:38Önemli değil, hayır.
14:42Peki, Almanya'daki Hitler dönemini hatırlıyor musunuz?
14:48Yani Almanya'daki Hitler dönemini şöyle hatırlıyorum.
14:58Yani onlar yalnız radyo zaten duyulabiliyor.
15:09Yani radyo yoluyla propaganda yaptılar.
15:16Başka bir şey yoktu.
15:18Ne televizyon ne bilmem ne.
15:21Sadece radyo.
15:22Ve Türkiye'de ben dünya savaşını çok az duydum.
15:40Çünkü İsmet Paşa ne kadar davet ediliyorsa da şeye işte dünya savaşının başında olan liderler tarafından işte Roosevelt, Churchill vesaire.
16:06O her zaman gidiyor, peki diyor, peki demiyor.
16:18Şunu isterim, bunu isterim deyip hiçbir zaman yani tam vaatte bulunmuyor.
16:27Şey etmiyor.
16:28Katılmıyor savaşa.
16:29Hayır, hayır.
16:31Bunu hissetmedik değil mi o zaman?
16:34O zaman bu savaşı hissetmedi Türkiye.
16:38Yani şey atlatmak, atlatmaya çalıştı.
16:44Her zaman.
16:45Barıştan yana, barıştan yana yani savaşa girmemek.
16:56Türkiye'ye şey düşünürseniz Yunanistan'a girdi düşman.
17:08Ama Türkiye'ye giremedi.
17:12Yani şimdi İsmet Paşa'yı ben şahsen tanıdım.
17:22Yani nesini takdir ediyorum.
17:28Çok itinalı bir, yani çok dikkatliydi.
17:33Kolay bir söz çıkmıyor ağzından.
17:41Ve işte o şekilde hareket ederekten Türkiye'yi savaşa sokmadan çıkarttı.
17:49Eğer savaşa girseydik, Türkiye'den bir şey kalmazdı.
17:57Bir şey, bir tek takvim geldi.
18:04Biraz sonra size gösteririm.
18:07Orada İsmet Paşa, pardon yani İsmet Paşa'yı değil de iki tane harita var.
18:18Birinde şey haritası, yani düşmanın, yani bizim şeyimizin kabul ettiği noktalar.
18:35Yani bir Samsun'dan Şire'ye kadar, yani Trabzon'a kadar, o kadar bile değil.
18:49Geri kalan hepsi başka ülkelere verilmiş.
18:54Bütün Türkiye parçalanmış falan.
18:57Ondan sonra sevr, yani bu sevr bize kabul ettirmek istedikleri.
19:06Sevr anlaşması.
19:08Evet.
19:08Ama İsmet Paşa geldikten sonra Lozan geliyor.
19:14Lozan'da biz bütün şeylerimizi, topraklarımızı geri alıyoruz.
19:21Yani önemli bir şey, çok sabırlı bir adamdı.
19:32Yani benim tam tersi.
19:35Yani ben sabırlı değilim ama İsmet Paşa'nın bir özelliği de son derece sabırlı olması.
19:43Yani direnip direnip direnip sonunda istediğini alabilmesi.
19:50İzmir Kız Lisesi'ne gelelim.
19:53Siz İzmir Kız Lisesi'nde okula gittiniz.
19:55Hatta bir dönem yatılı okudunuz.
19:58Sizin en unutamadığınız anınız neydi orada okurken?
20:02Evet, İzmir Kız Lisesi o zaman çok güzeldi.
20:07Yalnız kızlar içindü.
20:10Tepenin üstündeydi.
20:12Yani çok severek gittim.
20:17Benim işte akrabalarımın arasında barınmam kolay olmadığı için güzel anılarım hep okulda.
20:30Fakat en güzel anı Atatürk'ün öldüğü gün.
20:40Onu hiç unutamıyorum.
20:42Ben işte okula yayan gidiyorum şeyden birinci kordondan konağa kadar yayan gidiyorum Sabahleyin.
20:57Ve bir noktadan sonra herkes ağlıyor.
21:07Herkes durmuş ağrıyor.
21:10İnanılmaz bir şey.
21:13Ama ben tabii gazete yok o zaman.
21:18Ne olduğunu farkında değilim.
21:22İşte okula geldim.
21:25Okulun en alttaki merdivende bir kız arkadaşımdan öğrendim.
21:35Ondan sonra çıktıkça daha çok ağlayan var.
21:47Yani inanılmaz bir hatıra.
21:51Bütün İzmir ağlıyor.
21:56Ve asıl önce önemli olan bence
22:01Atatürk 38'de öldü.
22:12Ve ondan sonra onu Ankara'ya götürdüler.
22:15Geçici olarak Etnografya Müzesi'ne.
22:20Ondan sonra ama
22:23O geçici bir yerdi.
22:31Sonra hükümet
22:34Anıtkabri yaptırmak kararını veriyor.
22:41Anıtkabri'de bir Türk, biri de Alman.
22:53İki kişi resmi planını hazırlıyor.
23:00Biri Onat isminde bir mimar, Türk mimarı.
23:11Ondan sonra ona yardım eden bir Alman mimarı.
23:18O da diyor ki ben de diyor yaratıldım diyor.
23:24Ona çerçeve olsun diye Bonat, Bonat Stuttgart şeysini yapmış vaktiyle.
23:34Ve o şey 15 sene sonra kaldırılıyor.
23:46Ben bütün şeyler Ankara'daki meslek mensupları yani ben de işte eşimle beraber bütün üniversite yürüdü.
24:01Ama doktorlar yürüdü, herkes yürüdü.
24:05Yani 15 sene sonra da aynı hüzün, aynı keder duydular.
24:16Yani bir şey yok.
24:19Yani bugün de çok büyük bir bağlılık var Atatürk'e.
24:28Bugün?
24:30Bugün.
24:31Bugün var mı?
24:32Var.
24:33Bugün var.
24:35Eğer ifade etmiyorsa o bir sebepten dolayı.
24:42Önce hukuk fakültesinde okudunuz, sonra siyaset bilimine yöneldiniz.
24:47Neden hukukta kalmadınız?
24:49Önce hukuk okudum.
24:52Çünkü bilhassa sizlere de bunu söylemek istiyorum.
25:00Yani ben o kadar yani hala hayatta olduğuma göre demek ki çok yani gerçi 101 yaşındayım ama yine de henüz hayattayım.
25:18Yani o zaman Türkiye'de bir tek İstanbul'da üniversite var, bir tek ve bir de İstanbul'da mühendis mektebi.
25:34Başka hiçbir şey yok.
25:36Yani başka hiçbir şey yok.
25:39Yani siyasal bilgiler fakültesi sonradan oldu tabii.
25:45Önce bir mülkiye vardı.
25:47İşte bir mülkiye o ta şeyden 19. yüzyılda şey Osmanlı Paşaların münasip gördüğü yani 1855'te 59'da kuruldu.
26:09Ve mülkiye yani valinin şeyin bütün idarenin yapacağı elemanları yetiştirecek.
26:23Yani o öyle bir şey o sonradan siyasal bilgiler fakültesi oldu.
26:34Ama siz hukukçu olmadınız.
26:37Ben hukuk okudum.
26:40Hatta şey avukatlık stajı da yaptım.
26:50Okumadım şey yani yapmadım.
26:54Yani yapmadım çünkü bana göre avukatlık yapmak şey yapmaktır.
27:09Yani birtakım insanların arzusuna göre hareket etmek yani kimin tarafında olursanız onun görüşünü şey etmek.
27:21O benim hoşuma gitmedi.
27:23Benim sevdiğim şey anlamadığım bir şey bilim yardımıyla anlamı adamak.
27:32İşte siyaset bilimi de bu.
27:40Siz 33 yıl boyunca Mekteb-i Mülkiye'de ders verdiniz.
27:44Yani bugünkü siyasal bilgiler fakültesinde.
27:47Bu fakültenin sizin için anlamı nedir?
27:50Ve bu fakültenin ülke için anlamı nedir?
27:53Şimdi ben 33 sene ama Mekteb-i Mülkiye'de çalıştığım zaman artık onun ismi Mekteb-i Mülkiye değildi.
28:10Siyasal bilimler okulu oldu.
28:13Önce sonra siyasal bilgiler fakültesi oldu.
28:18Ben işte o eski siyasal bilgiler okulunun sonra fakülte hale geldikten sonra orada ders verdim.
28:33O arada bir de Amerika'ya gittim.
28:37Bir sene kaldım ve o Amerika'da kaldığım şey önce Michigan'de sonra Michigan'de kaldım.
29:02Hiç çok rahatsız oldum çünkü telefon bir irtibatı yoktu Türkiye ile ve eşimle telefonda konuşamıyordum.
29:19Yani zor geçti. Çok zor geçti.
29:24Peki siyasal bilgiler ne anlam ifade ediyor size? Seviyor musunuz?
29:31Bana şey ifade ediyor. Yani iktidar partisi nasıl kurulur? Muhalefet nedir?
29:46Yani iki taraf birbirinden farklı şeyler, farklı görüşler savunuyorlar.
29:53Her zamanda iki değil. Kimi zamanda beş on tane şey var.
30:05Yani bugün mesela çok sayıda muhalif parti var fakat tek parti diyebiliriz.
30:17Yani iki parti de iktidar. Bu şey bir ülke için ülkenin şeysi…
30:36Yapısı…
30:37Yapısı…
30:38Hayır… Cumhur… şey… vatandaşı için zor bir durum.
30:52Yani fazla partilerin şey olması…
30:59Koalisyon…
31:00Mahalif olması…
31:02Zor bir şey. Yani kolay anlamıyoruz.
31:08Ve sonra tabi bugünkü şartlar çok değişik.
31:13Bugün…
31:14Peki mülkiye… Bu ülkeye ne kattı?
31:19Türkiye bu… Mülke bu… Türkiye… Bence çok şey kattı.
31:26Çünkü dayanışma yarattı. Öğrenciler arasında ülkeye sahip çıkmak.
31:38Sadece… Trambaya biner gibi fakülteye girip çıkmak değil.
31:47O mülkiyede bir müthiş bir dayanışma vardı.
31:52Çünkü mülkiye her zaman siyasal bilgiler fakültesi de olduğu zaman yatılıydı.
32:00Ve tabi o kızlar sonradan onlara kapı açıldı ama onlar yatılı değildi.
32:12Ama ötekiler, erkekler yatılıydı.
32:17Ve onlar için ülkeyi, şeyleri yatakhanede konuşulur.
32:27Yatakhanede sabaha kadar konuşulur.
32:30Evet. Sonra emekli oldunuz, Boğaziçi'ne geçtiniz.
32:36Evet. Emekli oldum. Artık şey olmaz, kalamazdım.
32:45Çünkü şeye tabi tabi ben tam öğretim üyesiydim.
32:55Ve dedim ki Ankara'da kaldım artık. Çok uzun zaman kaldım Ankara'da.
33:05Çünkü şey olarak geldim Ankara'ya.
33:11Falih Rüfku Atay'ın davetiyle Ulus Gazetesi'nde çalışmak için.
33:20Artık zaman şeye gitmek, denizi görmek.
33:27Denizi göreyim dedim. Ve İstanbul'a geldim.
33:32Ama burada da böyle evde oturmak istemedim.
33:37Onun için yarı zamanla Boğaziçi'ne girdim.
33:42Güzel zaman geçti.
33:45Boğaziçi'nde değişik oldu.
33:52Çünkü o arada şeyler çıktı.
33:58Erasmus programı çıktı.
34:05Çok sayıda yabancı gençler geldi.
34:09Bir semestir okumak için yahut iki semestir okumak için.
34:14Onlarla şey ettim.
34:19İlgiler geçirdim.
34:21Yani benim için artık bu yaşta işte yeter artık diyorum.
34:31Ama belki de bugün deseler yine yaparım.
34:38Gene ders veririm diyorsunuz.
34:40Evet yani gençleri severim.
34:44Siz Boğaziçi'ndeki protestolara da katıldınız değil mi?
34:49Evet protesto hareket ettim.
34:51Çünkü bir kere bir kurumda siz olursanız ve o kurumda haksızlık yapılırsa mutlaka ses çıkarmak lazım.
35:05İster ders okutun ister okutmayın.
35:09Ben orada ders okuttum.
35:11Bir de baktım şey farklı kararlar almışlar.
35:21Onu protesto etmekte boynumun borcu.
35:26Tabii.
35:27Bir de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu'nun mahkemesine katılıp ona destek verdiniz.
35:34Niye?
35:35İmamoğlu'na geldim.
35:37Ona da şey için gittik.
35:44Arkadaşımla beraber gittik.
35:47Biz o karara protesto ediyoruz.
35:53Yani hayatta olduğu müddetçe insanlar düşüncesini ifade etmesi lazım.
36:04Ben ona inanıyorum.
36:06Yani oraya da giderim, buraya da giderim.
36:12İşte nasıl olsa bir gün bir yere çağrılacağım.
36:18O zaman ben karar vermeyeceğim de o bir güç beni davet edecek.
36:27Önümüzdeki sene Cumhuriyet 100 yaşına giriyor.
36:31Evet.
36:33Ne hissediyorsunuz?
36:35Ne hissediyorsunuz?
36:37Gençler, bugünkü gençler başka türlü.
36:41Onlar kendi başlarına dünyayı da alt üst ederler.
36:49Ben gençleri her zaman çok beğenirim.
36:53İnanıyorsunuz gençlere.
36:55Efendim?
36:56İnanıyorsunuz gençlere.
36:58E inanıyorum tabii.
37:00Yani inanmayıp de yani muşmula, yanlış şey, yaşlılara ne diye inanıyor.
37:09Yani gençler görüyor ne mümkün olduğunu.
37:14Onlar bazen aceleci oluyorlar ama hiçbir zaman bir genç, bir yaşlıyı mukayese etmem.
37:29Ben etmem.
37:31Son soru, son.
37:33Fühlen Sie sich deutsch oder türkisch?
37:37Natürlich die türkische Identität.
37:40Ich denke gar nicht an das Deutsche.
37:45Das war ein Teil meiner Mutter.
37:48Ich meine, ich habe sehr viele Bekannte in Deutschland.
37:53Ich schätze deutsche Bekannte.
37:56Aber ich bin 100% Türkin.
38:00Dankeschön.
38:02Teşekkür ederim.
38:03Estağfurullah.
Yorumlar

Önerilen