Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 ay önce
Bugün 10 Kasım... Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 87 yıl önce bugün hayata gözlerini kapadı. İleri görüşlülüğü, ilkeleri, büyük mücadelesiyle, bir milletin kaderini değiştirdi. Bağımsızlık için Türk milletine bir ömür adayan Atatürk'ün son günleri, CNN TÜRK Muhabiri Ümit Uzun'un hazırladığı "Vizör"de...

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
01:00Fakat henüz bundan kimsenin haberi yoktu.
01:49Herkes bir takım böyle karıncaları, işte bunu köşkte karınca gördük, yok Şankaya'da gördük, özellikle Riyaset'i, Riyaset Cumhur köşkü Yalova'da gördük.
02:07Onlardır diyorlar ama esasında bunun gerçek bir alakası yok çünkü ona hani hatta bazen sofrada efendim bende de kaşıntı oluyor demek ki karıncalardan gibi katılıyorlar.
02:16İyi geleceği düşüncesiyle Yalova'da kür tedavisi görmeye başladı. Bu sırada Şankaya Köşkü ilaçlanarak karıncalardan arındırıldı.
02:25Fakat hastalık ilk ciddi belirtilerini göstermişti. Kür tedavisi gördüğü sırada Dr. Nihat Reşat Belger tarafından burada muayene edildi.
02:33Karaciğeri üç parmak büyümüş ve sertleşmişti. Atatürk'e hastalığının karaciğeriyle ilgili olduğu teşhisi ilk kez burada kondu.
02:41Hastalığının karaciğeriyle ilgili olduğunu öğrenen Atatürk, Dr. Reşat Belger'e şöyle söyledi.
02:48Şimdi ne yapacağız?
02:49Yalova'da 11 gün geçirdi. Bu kısa tedavi sonrası kaşıntısı azalmış, iştahı artmıştı. Neşesi de yerine gelmişti.
03:06Dr. Nihat Reşat Belger tedaviye 3 hafta daha devam edilmesinde ısrarcıydı.
03:10Fakat Atatürk, Yalova'dan ayrılıp Bursa'ya gitti.
03:212 Şubat 1938'de Bursa'da fabrika açılışına katıldı.
03:26Gece belediye sarayında onuruna balo düzenlendi.
03:29Açılış valsini yine kendi yapacaktı. Bu, en sevdiği danstı.
03:37Kolalı gömleği ve beyaz yeleğiyle hafif ve zarif hareketlerle dans ediyordu.
03:42Vals bittiğinde salon alkışlarla inledi.
03:45Hastalığını bilenler odasına çekilip dinlenmesini bekliyordu.
03:57Ama yanılıyorlardı.
03:58Atatürk, orkestrayı durdurdu ve
04:00''Zeybek!'' diye seslendi.
04:03O an tüm gözler hayranlıkla üzerindeydi ve
04:16hafızalardan silinmeyecek bir zeybek oynadı.
04:19Bu, en çok 9 ay yaşar teşhisi konulan Atatürk'ün
04:22ölüme meydan okuma dansıydı.
04:33Hastalığı durdurulamıyor ve gittikçe ilerliyordu.
04:39Ancak ortada ''Şahsi meselemdir'' dediği Hatay konusu vardı.
04:43Hastalığının duyulmasını istemiyor,
04:45yabancı hekim çağrılmasını reddediyordu.
04:47Türk hekimlerine tedavi olmayı tercih etmişti.
04:50Siroz onu içten içe bitiriyordu.
04:52Artık iyi bir tedavi şarttı.
04:54Celal Bayar, yabancı hekimde ısrarcıydı.
04:57Paris Tıp Fakültesi'nden Prof. Fisenge getirildi.
05:003 ay yataktan çıkmayacak,
05:02perhize uyacak, içki içmeyecekti.
05:05Atatürk, Fisenge'nin bu isteklerini yaparım diye cevapladı.
05:09Atatürk'e şöyle diyor,
05:11büyük bir kumandana olabilirsiniz,
05:13büyük zaferler de kazanmış olabilirsiniz.
05:14Fakat bu işin kumandanı benim diyor.
05:16Bana itaat edeceksiniz diyor.
05:18İyileşmek için bana itaat edeceksiniz.
05:20Atatürk bu hitaptan çok hoşlanıyor.
05:22Tamam uyuyorum diyor, itaat ederim diyor.
05:24Evet ama itaat etmiyor yani, uymuyor.
05:26Uyumadığını görüyoruz.
05:27Birkaç hafta doktorların tavsiyesine uydu.
05:30Kilo almıştı.
05:30Fakat hastalık büyümeye devam ediyordu.
05:34Doğum günüm dediği 19 Mayıs günü Ankara'daydı.
05:36Aklında hep Hatay vardı.
05:39Milletine vaat ettiği, şerefle sonuçlandırmak istediği milli davayı çözmekten başka bir şey düşünmüyordu.
05:44Trenle önce Mersin'e sonra Adana'ya gitti.
05:4740 dakika boyunca ayakta resmi geçit törenini izledi.
05:51Çok yorgundu ama dünyaya verecek bir mesajı daha vardı.
05:55Sağlıklı olduğunu hissettirmek için her şeyi denedi.
05:58Yalnız resmi geçinin hızlı bitmesi için bizzat marş marş kumandasını verdi.
06:03Daha sonra Celal Bayar'a talimatta bulundu.
06:09Ecnebi sefirlerine diyiniz ki Atatürk Mersin'dedir ve Hatay meselesini halledinceye kadar da Mersin'de kalacaktır.
06:16Ankara Palası'na otururken bakıyor ki Fransızların sömürge mahallelerinden Poneşet var.
06:22Orada onu görüyor.
06:23Diyor ki bu Mersin'i benim masama davet edin.
06:26Masamı da ortaya kurun diye herkes görsün.
06:28Eyvah diyorlar Kazım Özalpaşa şimdi bir hadise olacak.
06:31Neyse çağırıyorlar geliyor davet icap ediyor.
06:33Ve ona diyor ki bakın beni üzüyorsunuz diyor.
06:38Beni üzüyorsunuz.
06:39Beni başka yollara zorluyorsunuz, zorlamak zorunda bırakıyorsunuz diyor.
06:44Bu şekilde konuşuyor.
06:45Bir tümen yollarım Hatay Sancı'yı hak edebilirim diyor.
06:49O sırada arkadan bir çocuk Kılıçhan'la anlatıyor bunu.
06:52Üzülme Atatürk.
06:53Arkanda biz varız diyor.
06:54Ona birden böyle sert bir şekilde dönüyor.
06:56Zannediyorlar ki Atatürk onu paylayacak.
06:57Müdahale etti araya.
06:59Evet çocuk bunu bildiğim için böyle rahat konuşuyorum diyor.
07:02Birkaç gün sonra İngiliz ve Fransız elçilikleri tüm koşulları kabul ettiğini bildirdi.
07:07Hatay Atatürk'ün kesin kararlılığı ile kendi hayatı pahasına kazanılmıştı.
07:11Dik duruşuyla Hatay sorununu çözmüştü.
07:14Fakat kendini de bitirmişti.
07:16Ve o günden sonra bir daha Ankara'ya dönemedi.
07:19Dolmabahçe Sarayı'ndaki 71 no'lu oda Atatürk'ün yatak odası.
07:32Mustafa Kemal Atatürk hayatının son günlerini işte bu odada geçirdi.
07:37Ceviz ağacından oyma, bronz işlemeli yatağında sürekli olarak doktor kontrolündeydi.
07:43Atatürk'ün keyifsiz olduğu bir gündü.
07:46Yatağından hiç kalkmamıştı.
07:48Bu sırada pencereden bakan Nuri Ulusu Sarayburnu önlerinden gelen bir yat gördü.
07:53Bu Atatürk'ün aylardır dört gözle beklediği Savarona'ydı.
07:57Nuri Ulusu Atatürk'e dönerek heyecanla paşam Savarona geliyor dedi.
08:11Bunu duyan Atatürk pek sevinmişti.
08:14Pencerenin önüne geldi.
08:15Zarif beyaz gövdesi ve sarı iki bacasıyla bir kuğuyu andıran Savarona'nın gelin gibi süzülerek Dolmabahçe'ye doğru gelişini seyretti.
08:23Birdenbire o keyifsiz hale gitmiş, gözleri gülmeye başlamıştı.
08:28Atatürk'ün yatı Savarona gelmişti.
08:36Savarona Dolmabahçe önüne demirledi.
08:39Atatürk, Nuri Ulusu'ya dönerek hazırlanın, hadi hep beraber gemiye gideceğiz dedi.
08:45O gün ilk kez Savarona'ya ayağını bastı.
08:48Atatürk'ün keyifsiz başladığı gün en mutlu günlerinden birine dönüştü.
08:51Atatürk, son yazını, çok sevdiği ve özlemle yolunu gözlediği Savarona'da geçirecekti.
09:07Savarona, Atatürk'e iyi gelmişti.
09:10Fakat bu günleri kısa sürecekti.
09:12Kara ciğerindeki hastalık ikinci evresindeydi.
09:15Ve gittikçe ağırlaşıyordu.
09:17Su toplanan karnı daha da şişiyordu.
09:19Savarona'da yatsında o kadar sıcak var ki, bunu Şükrü Kaya söylüyor.
09:22Girdim Atatürk'le görüşmeye diyor.
09:24Baktım salonlarında vantilatörler var, bir de buz leğenler var.
09:27Leğenler dışında buzlar var.
09:28Serentime çalışıyorlardı.
09:29Atatürk dedi ki, bak Şükrü, benim de bağırsaklarım böyle buzlar gibi tutunca yüzüyormuş dedi, üzüldüm diyor.
09:35Hastalığının ciddiyetinin farkındaydı.
09:38Acı sonu biliyordu.
09:39Tüm dinlenme uyarılarına rağmen dil ve tarih çalışmalarını sürdürdü.
09:43Durumu ağırlaşınca artık buna mecali kalmadı.
09:47Bütün gün hiç dinlendirilmeden akan su gibi gramofondan müzik dinliyor, yatağından çıkamıyordu.
09:53Ve bir gün ağzından herkesi duygulandıran şu sözler döküldü.
09:57Bu yatı bir çocuğun oyuncağını beklemesi gibi beklemiştim.
10:01Meğer bana bir hastane olacakmış.
10:02Atatürk, Savarona'da günlerce yataktaydı.
10:10Ancak hastalığı gittikçe ilerliyordu.
10:1325 Temmuz'da fenalaştı ve yattan Dolmabahçe Sarayı'na taşındı.
10:18Hastalığı artık son evresindeydi ve umutlar tükeniyordu.
10:32Atatürk, merdivenleri çıkmakta zorlanır olmuştu.
10:38Bunun için Dolmabahçe Sarayı'na özel olarak bir asansör tasarlandı.
10:42Ve Atatürk işte bu asansörü kullanarak yatak odasının bulunduğu kata çıkıyordu.
10:46Bütün bu sarayda nöbet tutan bir askerden uzaklaştırıyor.
10:49Elektrikleri de söndürüyorlar bahçeli vs.
10:51Kimse Mustafa Kemal Atatürk'ü öyle rahatsız görmemeli.
10:54Çünkü bu dışarı dışarıda iyi bir şey uyandırmayacak.
10:57Asansörü üst kata çıkmak istiyor.
10:58Atatürk çıkarıyorlar.
10:59Ben buradan yürüyeceğim diye hakikaten yatağa kadar yürüyorlar.
11:02Ve o son yürüyüşü artık.
11:04Yalnız yatak odasının hemen karşısındaki banyoya gitmek için yataktan çıkıyordu.
11:08Sıcaktan bunalıyor, nefes almakta zorlanıyordu.
11:12Saray o kadar sıcaktı ki itfaiye yatak odasının cephesini her gün iki defa soğuk suyla ıslatıyordu.
11:18Hastalığının ıstıraplarına bunaltıcı sıcaklarda katılıyordu.
11:24Durumu gittikçe ağırlaşıyordu.
11:34Olacağın farkındaydı.
11:365 Eylül 1938'de el yazısıyla vasiyetini kaleme aldı.
11:40Malların gelirleri kız kardeşi Makbule ile 5 manevi kızına ödenecekti.
11:44İsmet İnönü'nün oğullarının eğitimi içinde para ayrılacaktı.
11:48Gelirin kalanı Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu arasında paylaştırılacaktı.
11:54Atatürk'ün odasında yatağının tam karşısındaki duvarda asılı olan bu tablonun adı 4 mevsim tablosu.
12:06Kendisine Rusya'dan gönderilen bu tabloyu çok severdi ve bakınca memleketimin dört bir yanını da görüyorum derdi.
12:14Uzun uzun dalıp giderdi.
12:16İlkbaharın kır çiçekleriyle süslenmiş yemyeşil bir yamaç üzerinde birkaç azametli serviyle biri çiçek açmış,
12:24diğeri tomurcuklanmış iki meyve ağacını, arka planda bir göl parçasını ve ta uzaklarda heybetli karlı dağları tasvir eden çok güzel, çok canlı bir tablo.
12:35Sıcak ve hastalıktan bunaldıkça uzun uzun seyrettiği bu tabloda herhalde öyle bir yerde hasret kaldığı serinlik ve huzura kavuşabileceğini düşünüyordu.
12:4529 Ekim günü kurduğu Cumhuriyet'in 15. yılında Ankara'da olmak istiyordu.
13:01Salih Bozok ve Kılıç Ali'yi çağırdı.
13:03Ankara'ya gitmenin planını yapıyordu.
13:06Ankara'ya gidelim, ne olacaksa orada olayım dedi.
13:10Atanın bu son hayali imkansızdı.
13:13Atatürk, Cumhuriyet'in 15. yılında Ankara'da olamamanın üzüntüsünü yaşıyordu.
13:17O sırada 29 Ekim kutlamalarından dönen Kuleli askeri listesi öğrencilerinin taşıyan vapur Dolmabahçe önünden geçiyordu.
13:24Öğrenciler, atamızı görmek istiyoruz diye bağırdı.
13:27Bunu duyan Atatürk, arkadaşlarının yardımıyla birlikte pencerenin önüne getirildi.
13:32Ve Atatürk'ü gören gençlerden bazıları vapurdan atlayarak saraya doğru yüzmeye başladı.
13:37Ve hep bir ağızdan 10. yıl marşını söylediler.
13:42Karnı çok su toplamıştı.
14:03Artık dayanamıyordu.
14:05Doktorlara ısrar etti.
14:07Bu ağrıdan kurtulmak istediğini söyledi.
14:09Operasyonla karnındaki su alındı.
14:12Diyor ki bu doktor, 12 litre su çekti karnına Atatürk'ün diyor.
14:1512 litre.
14:16Ama Atatürk'e 8,5 litre söyledik diyor.
14:188,5 litre dedik diyor.
14:19Bu da dedik diyor.
14:20Dedi ki Atatürk, bu bir gaz senekesi kadar yapar.
14:24Bu insan karnına nasıl taşıyabilir?
14:26Dedi ki hayret et.
14:26Fakat o anda Atatürk rahatladı diyor.
14:28Sırada ilk koma vardı.
14:31Atatürk'ü yatırdılar.
14:32Sayıklamaya başladı.
14:33Yaverleri, yakınları başucunda endişeyle bekliyorlardı.
14:37İlaçlar verildi.
14:39Atatürk hafif ateşle uykuya daldı.
14:4128 Eylül sabahı gözlerini açtığında başucunda Afet İnan vardı.
14:47Bana ne oldu?
14:48Bana bir şey oldu dedi.
14:50Sonra da Afet İnan'ın kulağına fısıldadı.
14:53Ölüm demek böyle olacak kızım.
14:55Üç gün sonra Atatürk komaya giriyor.
14:58Bu koma sırasında doktorlar hep farklı şeyler söylüyor.
15:00Mesela diyorlar ki Atatürk'ü yola kurtaramayacağımızı düşündük.
15:04Hatta geliyorduk ayaklarına böyle iğnelip oturuyorduk parmak uçlarına.
15:07Oradan anlıyorduk reaksiyon vermesinden.
15:09Fakat bazen birden uyanıyordu.
15:11İşte değil aman değil diyordu.
15:14Böyle kesin kesin bu kelimeleri söylüyordu diyor.
15:15Atatürk uzun zaman sonra oldukça rahatlamıştı.
15:19Canı ilk kez enginar yemek istedi.
15:21O mevsimde İstanbul'da enginar bulunamadı.
15:24Hatay'a ısmarlandı.
15:25Enginarlar geldiğinde ise hastalığı ağırlaştı.
15:28Ve yemesi mümkün olmadı.
15:30Hasan Rıza diyor ki sağa çeviriyor yüzünü ve saati soruyor.
15:33Saat var.
15:33Nurucan kereyle ettiği bir saat var hemen kontrol üzerinde.
15:36Saat kaç diye soruyor hatta o sırada.
15:38Yedi efendim bir Hasan Rıza soyak.
15:40Bir kez daha soruyor.
15:41O yine cevap biliyor.
15:42Üçüncü kez soruyor gene.
15:43Saat yedi.
15:44Atatürk'ün aslında manası olabilen anlamlı son sözü.
15:47Saat kaç sorusu.
15:478 Kasım akşamı yedide soruyor.
15:49İkinci koma 8 Kasım 1938'de geldi.
15:53Gece saatlerinde şiddetli bir nöbet geçirdi.
15:56Ardından komaya girdi.
15:57Bu son komaydı.
15:59Ve bir daha çıkamayacaktı.
16:01Artık ümit yoktu.
16:02Neşet Ömer yaklaştı diyor.
16:08Profesör dedi ki dilinizi lütfen çıkarır mısınız?
16:12Dilini çıkardı diyor.
16:13Lütfen biraz alırsınız.
16:15Deyince birden çekti diyor dilini.
16:16Ve aniden baş hareketiyle döndü diyor.
16:19Doktora baktı diyor.
16:20Ve dedi ki ve aleyküm selam.
16:22Ve gözlerini kapadı.
16:32Dolmabahçe Sarayı'nda derin bir sessizlik hakimdi.
16:42Baş ucunda doktorlar, gözyaşları içindeydi.
16:4510 Kasım sabah Mimka Melek'e biliyorsunuz.
16:48Trablus, Karapar'ın etibaren hep yanında olan kişi.
16:50Ve tedavi süresince başına bulmuş son dakikalara kadar başına bulmuş bir kişi.
16:53O vakte kadar diyor metanitini hiç kaybetmeyen diyor Hasan Rıza Soyak.
16:57O da hışkırıklarına sahip olamadı diyor.
16:59Ölüm diyor.
17:00İhissasız ölüm diyor.
17:01Hayatına son darbeyi indirmekteydi diyor.
17:05Birdenbire de başını çevirdi.
17:06Asker baş çevirmesi gibi diyor.
17:08Gözlerini açtı bize baktı diyor.
17:10Sanki diyor bir şey ihtar edercesine baktı.
17:12İşte bu son bakış ve son nefesiydi diyor.
17:16Atatürk hayata veda ediyor.
17:18Kimsenin elinden bir şey gelmiyordu.
17:20Saat 9'u 5 geçe Atatürk hayata gözlerini kapadı.
17:31Gidiyor, rast gelemez bir daha tarih işine.
17:42Gidiyor, 17 milyon kişi takmış peşine.
17:46Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla.
17:49Gidiyor, göğsünü çep çevre saran bayrakla.
17:52Gidiyor, izleri üstünde birikmiş yaşlar.
18:00Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar.
18:04Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi.
18:07Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meşalesi.
18:10Yine bir devr açacakmış gibi en başta o var.
Yorumlar

Önerilen