00:00Annesi, siz hiç kitap okumaz mısınız?
00:26Ben okur, bazen. Ben hiç görmedim de.
00:33Biliyor musunuz, abim Robert College'de o kadar çok okurmuş ki, kütüphaneye girmesi yasaklanmış.
00:38Bunun üzerine abim arkadaşlarını gönderip kitapları aldırmış, yorganın altına gizlice Fener'le okumaya devam etmiş.
00:45Ben bilmiyordum onu.
00:46Abim gibi bir bibliofille evlendiğinize göre ona uyum sağlasanız iyi olur. Eşler arası ahin pek mühimdir.
00:56Babamın kütüphanesinde İtalyanca kitaplar var Haneyesi yengeciğim. İsterseniz babam size verir.
01:01Sağ ol. Hayat uzun. Her şey güzellik değil. Mesela 40 yaşınıza geldiğinizde bu güzelliğinizden eser kalmayacak.
01:09Öyle mi?
01:15Yok anneciğim, siz tabii ki hala çok güzelsiniz de, yani gençken daha güzel değil miydiniz? Herkes öyledir.
01:24Yok, herkes öyle değildir. Hatta bazısı gençken de bir şeye benzemez.
01:38Ne yapalım? Civat kitaplar çok seviyor. Ben o kadar sevmiyorum. Ben dans seviyorum. Dans çok seviyorum.
01:47Deniz seviyorum. Deniz seviyorum. Perçe. Özgür.
01:56Allah aşkına niye uğraşıyorsun şu kızcağızla?
01:59Ne uğraşacağım canım, ben onun iyiliği için.
02:02Sen onu külahıma anlat.
02:06Hani sanat okulunda tanışmışlardı, hiç lafı yok. Sözde heykel yapıyormuş. Katiyen inanmıyorum, yalanmış.
02:13Sus artık.
02:18Merhaba.
02:44Kolay gelsin.
02:45Sağ olun.
02:48Sen mi bakıyorsun bunlara?
02:50Evet.
02:52Senin anne ve baba nerede Selacığım?
02:55Öldüler.
02:58Ben de ölürdüm de, paşam beni görüp aldı. İstanbul'a getirdi. Küçüktüm o zaman. Bana Türkçeyi öğretti. Hem de kendisi öğretti. Sonra da okula gönderdi.
03:12Gerçekten mi?
03:14Paşam en çok bu pembe güllerini sever.
03:18Öyle mi?
03:19Evet.
03:21Çok güzel.
03:22Paşam isim bile verdi bu güllere.
03:26Rozali.
03:28Rozali.
03:30Evet. Roz gül demekmiş Fransızca. Rozali de, o da öyle bir şey.
03:37Ben hem Orkidelerin hem de Rozalilerin bakımında Paşa'ya yardım ediyorum. Başka kimse dokunamaz bunlara. Bahçıvanlar bile. Sadece ben.
03:48Demek Paşa seni çok seviyor.
03:50Ben de onu çok seviyorum.
03:53Kolay gelsin o zaman.
03:55Sağ olun.
04:07Selahattin çok tatlı bir çocuk.
04:11Bana Rozalileri gösterdi.
04:14Neleri?
04:16Rozalileri.
04:17Rozali. Rozali dediğiniz nedir yengecim?
04:26O pembe güller.
04:28Selahattin dedik ki Paşa onlara Rozali diyor. Böyle bir isim verdi.
04:34Aa ben hiç bilmiyordum.
04:38Roz Fransızca'da gül demek.
04:41Neleri?
04:42Yeter tamam.
04:45Kesin şu saçma konuyu. Besbelli uydurmuş o aptal çocuk. Koskoca Paşa'nın işi yok çiçeklere isim mi takacak?
04:51Niye öyle söylüyorsun ablacım? Bu ailede her şeye bir isim takılır.
04:54O çiçeklere takılmadı.
04:56O kadar.
05:21Gel.
05:38Yürü.
05:51Yürü.
Yorumlar