00:00Teşekkür ederim Sayın Başkan. Değerli milletvekilleri
00:08televizyonları başında ve sosyal medyadan bizleyen sevgit
00:11bizleri izleyen sevgili yurttaşlarım herkesi saygıyla
00:15selamlıyorum. Evet bugün bütçenin on ikinci günü hem
00:19plan bütçe aşamasında komisyon aşamasında hem de genel kurul
00:23aşamasında büyük özverilerle çalışmalar yapıldı. Bu
00:28çalışmalara katkı sunan tüm milletvekili arkadaşlarımı ama
00:32bizden daha çok mesai yapan meclis emekçilerini
00:48Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içerisinde de yedinci
00:52bütçe buraya geliyor. Bir konuşma yapacağım. Yirmi
00:56dakikalık süre boyunca bu konuşmayı tablolarıyla beraber
01:00an itibariyle linkini verdim. Sosyal medyaya yüklemiş
01:03durumdayım. Bunu neden yapıyorum? Verdiğimiz tüm
01:07veriler ve konuşmalarda kullandığımız olgular
01:10denetlemeye açık olacaktır. Hiçbir şekilde verilerden ve
01:16olgulardan uzaklaşan bir hayalcilik içerisinde
01:18olmayacağız. Ayrıca artık AKP'nin yirmi iki yıldan sonra
01:24mazeret üreten bir muhalefet partisi gibi konuşan ya da
01:30gelecek zaman cümleleri kuran bir parti olamayacağı çok
01:34açıktır. Yirmi iki yıldır bu memleketi yönetiyorsunuz.
01:38Dolayısıyla bu bütçeyi değerlendireceğiz. Makro
01:42verileri ortaya koyacağız. Arkasından da bu parayla ne
01:46yaptığınızı, ne yapmadığınızı değerlendireceğiz. Dinledik.
01:49Dokuz Aralık'tan bu yana Cumhurbaşkanı yardımcısını
01:53grup başkan vekillerini, bakanları, milletvekillerini
01:56şimdi değerlendirelim. Büyüme oranlarından bahsediyorsunuz.
02:00Öyle bir anlatıyorsunuz ki Türkiye müthiş büyümüş AKP
02:04döneminde. Gerçek ne? Bin dokuz yüz yirmi üç ila iki bin yirmi
02:08dört arasında memleketin tarihsel büyüme oranı yüzde
02:12beş nokta üçtür. Tek iskısnası Atatürk dönemidir. Yirmi üç,
02:17otuz dokuz döneminde bu memleket yılda yüzde yedi nokta üç
02:21büyümüştür. Tarihsel ortalama hangi dönemlerde
02:25gerçekleştirmiştir? Bin dokuz yüz otuzlardaki büyük ekonomik
02:29buhran, bin dokuz yüz kırklarda ikinci dünya savaşı, yetmişlerde
02:34petrol krizi, Türkiye'yi uzun yıllar boyunca etkileyen etkisi
02:38altına alan terör, koalisyon hükümetleri, kapitalizmin birik
02:42birikim krizleri bunların tamamında yüzde beş nokta üç
02:47büyümüştür. Peki son yirmi yılda siz ne yaptınız? Son yirmi
02:51yılda iki bin üç ila iki bin dokuz arasında bu orandan
02:56farklılaşan bir olumlu büyüme temposu ama iki bin dokuzdan
03:00itibaren bu tempoya hatta bu temponun altına düşen bir yapı.
03:05Hiç kimse bize on beş Temmuz'dan şikayet etmesin.
03:09Yaratan sizsiniz. Kimse bize on yedi yirmi beş lafını
03:14mazeret olarak ortaya koymasın. Önce rüşvetçilerin
03:18hesabını verin. Hiç kimse bize büyük ekonomik krizden
03:25dünyadaki stratejik sorunlardan, bölgesel savaşlardan bahsetmesin.
03:29Siz yüzde beş nokta üçlük tarihsel büyüme oranlığı
03:34yakalayamamış bir siyasal partisiniz. Gelelim kişi başına
03:38bildiği gelir oranlarına. Bu şüphesiz bölüşümü göstermez.
03:42Ama yine de bakalım. Iki bin sekiz yılında on bir bin on
03:47sekiz dolar. Iki bin yirmi ikide on bin altı yüz elli
03:51dokuz dolar. Iki bin yirmi üçte on üç bin iki yüz kırk üç
03:54dolar. Yani kişi başına gelir de Türkiye en azından on beş
03:59yıldır yerinde sayıyor. Peki bu bir ölçüt müdür? Dediğim gibi
04:04hem liberallerin hem de bu gerçekleri örtmeye çalıştıkların
04:10özellikle kaçtıkları bir olgu vardır. O da bölüşüm. Gelin
04:14size ben bir bölüşüm ilişkisi vereyim. Türkiye'nin en zengin
04:17yüzde yirmisi villigelerin yüzde kırk sekiz nokta
04:21yedisini alıyor. Türkiye'nin en yoksul yüzde yirmisi ancak
04:26yüzde altısını alıyor. Dolayısıyla bir tarafta
04:30parmağında bal tutan damağına bal çaldığınız yandaşlar
04:35inanılmaz ölçüde zenginleşirken diğer tarafta
04:39mutfağını kaynatamıyor insanlar. Yeni bir elbise
04:42alamıyorlar. Çocuklarını okula gönderemiyorlar. Çocuklarını
04:46okula gönderirlerse onlara harçlık veremiyorlar. Işte
04:50Türkiye'nin tablosu budur. Şimdi bir sefalet endeksi var
04:56arkadaşlar. Memleketi dünyada ilk on ekonomiye sokacaktınız.
05:02En sefil ilk yedi ülkesi içine soktunuz. Yüz elli yedi ülkenin
05:09yer aldığı sefalet endeksinde memleket yedinci. Önümüzde
05:13Zimbabva var, Suriye var, Sudan var, Vildan var ve benzeri
05:18ülkeler var. Şimdi Abdullah Bey konuşma yapmaya hazırlanıyor.
05:22Diyecek ki bunlar dış güçlerin etkileri. E be kardeşim bunun
05:27nasıl hesaplandığı ortada. Ben buradan okuyayım tam olsun.
05:30Yıl sonu işsizlik, enflasyon ve banka kredisi oranlarının
05:35toplamından kişi başına düşen reel gayri salfi yurt içi
05:40hasıladaki yıllık yüzde değişimi çıkartıyorsunuz. Sefalet
05:45endeksini buluyorsunuz. Bütün dünyanın rakamları ortada. Diğer
05:50ülkelerinkini de hesaplayın. Kendi ülkenizinkini de
05:53hesaplayın. Dış güçler dış güçler demekten vazgeçin.
05:57Sefalet endeksi böylesine yanlış hesaplanıyor deyin.
06:00Diyemezsiniz. Ne denir biliyor musunuz? Çünkü tablo ortada
06:04Türkiye'nin maalesef sefaleti ortada.
06:14Gelelim bütçeden yapılan mutlaka Yahudiler hesaplamışlardır.
06:18Dediğimi duyun. Bütçeden yapılan faiz ödemeleri.
06:22Arkadaşlar yirmi iki yıllık iktidarınızda toplam üç
06:27trilyon dört yüz yetmiş iki milyar TL bütçeden faiz
06:31ödemesi yaptınız. Ama bunun iğnesine bakınız. Elli milyar
06:37TL düzeyindeydi faiz ödemeleri. Iki bin üçten iki bin on yediye
06:41kadar. Sonra bir füze etkisi oldu. Iki bin on sekizde yetmiş
06:45dört. Iki bin on dokuzda yüz. Iki bin yirmide yüz otuz dört.
06:49Iki bin yirmi birde yüz seksen bir. Iki bin yirmi iki yılında
06:53üç yüz on bir milyar TL ödediniz. Ama esas sıçrama
06:57buradan sonra oldu. Bakın rakam veriyorum size. Iki bin
07:02yirmi üçte altı yüz yetmiş beş milyar. Iki bin yirmi dört
07:06yılında bir trilyon iki yüz doksan sekiz milyar. Iki bin
07:10yirmi beşte bir trilyon dokuz yüz elli milyar TL faiz
07:15ödüyorsunuz. Benim bu yirmi dakikalık konuşmam boyunca bu
07:18memleket yetmiş beş milyon TL faiz ödüyor. Peki peki
07:25arkadaşlar bunun bütçedeki anlamı ne? Sağlık Bakanlığı'na
07:30bunun yarısını Milli Savunma Bakanlığı'na bunun üçte birini
07:34geriye kalanını da ancak Tarım Bakanlığı'na verebiliyorsunuz.
07:38Yani siz İsrail bize saldıracak derken, sağlık sistemi
07:43çökerken, tarım iflas ederken bu üç bütçenin toplamını gidip
07:49faize yatırıyorsunuz. Ha burada şunu izledik, duyduk. Dediler
07:53ki geçin onları geçin. Faizin tutarı önemli değildir. Milli
07:59gelire oranı önemlidir dediniz. Öyle dediniz değil mi
08:02arkadaşlar? Ben size bir şey söyleyeyim. Türkiye Cumhuriyeti
08:06tarihinde ilk ilk kez dış borçla faiz ödemelerinin tutarı asıl
08:12borcu geçti. Neden bahsediyorsunuz? Bu liberal
08:15tezlerle kendinizi de memleketi de kandırmayın. Dış borç
08:19almazsanız makro ekonomiyi çeviremez durumdasınız.
08:22Memleketin durumu bu kadar acıklı durumda. Peki siz ne
08:27yaptınız? Söyleyeyim. Vergi aslı ve faizi olarak toplam yedi
08:33buçuk milyar lira yandaşların faizini sildiniz. Burada Maliye
08:38Bakanı oturuyordu Mehmet Şimşek. Defalarca sordum.
08:42Hepsinde dedi ki tarihat tarihat. Ben de defalarca
08:46dedim ki geç tarihatı uzlaşma komisyonunda kaç parayı
08:50sildiniz? Söyleyemedi. Sonra biz söyledik. Yedi buçuk milyar
08:55lirayı sildin kardeşim. Onun üzerine dedi ki ama artık
08:59aslını vergi aslını silmeyi yasakladık. Ne zaman yasakladı?
09:04Üç ay evvel. Iki Ağustos tarihinde. Niye yasakladı?
09:08Çünkü yıllarca anlata anlata anlata artık utandırdık. Bu
09:13nedenle yasaklamak zorunda kaldınız. Peki bugüne kadar
09:18yurttaşın hangi vergisini sildiniz? Hangi uzlaştırma
09:21komisyonunda esnafın prim borcunu sildiniz? Yurttaşın
09:24emlak vergisini vatandaşın motorlu taşıtlar vergisini
09:28hangi uzlaştırma komisyonunda sildiniz? Hiçbirinde
09:31silmediniz. Daha düne kadar asgari ücretten vergi
09:35alıyordunuz. Burada övünerek anlatıyorsunuz almıyoruz diye.
09:38Sebebi ne? Yıllarca anlattık. Ayıp ayıp utanın dedik. En
09:43sonunda vazgeçtiniz asgari ücretten vergi almaktan. Tablo
09:47bu kadar açıktır. Şimdi sevgili dostlarım bir de vergilere
09:52bakalım. Yirmi iki yıllık iktidarınızda yüzde altmış beşi
09:56dolaylı vergi olmak üzere iki trilyon dokuz yüz
Yorumlar