00:00Emekliyim. Geçinemiyoruz ağabeyim. Yetmiyor. Ben bir de hastanelere düştüm. Şu anda işimi kötü yaşlı. Hastayım da.
00:06Valla anlatacak bir şeyim yok. Ben kütahyalıyım ama zor şu anda geçinmem zorunda.
00:11Sizin yanındayım. Hastaneye düştüm. Yine doktor aldım. Allah razı olsun. Ama işim kötü yani.
00:15En az yirmi beş. En az yirmi beş olmasın.
00:19Ağabeyciğim oralara girmeyelim. Oralara girersek biz işte artan martan idare edeceğiz. Şükür edeceğiz.
00:25Yapacak bir şey yok. Bayramda bir kurban gezebilecek.
00:30Her şey ortada. Bir şey söyleyecek bir şey bulamıyorum. Karşı karşıya kaldığımız olaylardan biri.
00:35Satışlar birinci seksen düştü.
00:40Bu sorunu yaratanlar çözümü de onlar bulmalılar.
00:44Benim bir esnaf olarak bir şey söyleyecek durumda değilim.
00:48Kiraların yirmi lira, on beş lira olduğu ülkede emekli maaşının on üç lira olduğu yerde ne söylenir?
00:55Asgari ücretsiz. Onun da onun emekten farklı değil ki.
01:00Birilerinin saltanat içinde yaşaması için birilerinin sefaret içinde ölmüş olması gerekiyor.
01:05On yedi altı yüz. Tarım işçiliğine gidiyorum. Zeytin'e gidiyorum. Ova'ya gidiyorum. Tarım işçiliği yapıyorum.
01:12Gücümüz yetmiyor. Her şeye gücümüz yetmiyor.
01:17Kurbandan kurbanı et alıyoruz yani. Balık alıyoruz, tavuk alıyoruz ama ne kadar alabiliyoruz?
01:24En az otuz lira olmasını isterim.
01:26Emekli. On iki buçuk lira alıyorum. Getiremiyorum.
01:30Şu anda fiyatlar aşırı yüksek.
01:35Durmadan zam geldi. Yumurta yüz elli lira oldu.
01:40Ondan da alıcı eşyalarına eritilmiş gibi sekiz yüz elli lira oldu.
01:45Getiremiyorum. Aldığım maaş zor yetiyor.
01:50Getiremiyorum. Hiç alamıyorum. Hiçbir zaman alamıyorum.
01:54Neden?
01:55Küçük fiyatlar. Bütün şey yetmiyor.
02:00Otuz kat olursa daha iyi olur.
02:03Ulaşım fiyatları yüksek.
02:06Şimdi ayın yirmi beşinden zamdan reklanıyor.
02:09Zamdan da ne olacak?
02:11Günlük, çarşamba veya cuma günlerine pazar çıktığın zaman, ulaşım iş yaptığın zaman fiyatlar yüksek.
02:17Durmadan zam diyor.
02:19Ne yapacağım? Nasıl geçineceğim?
02:21Emekliyim. On iki bin beş yüz lira maaş alıyorum.
02:25Evim kira. On beş bin lira kira veriyorum.
02:29Domates altmış lira.
02:31Peynir üç yüz lira. Et altı yüz lira.
02:34Bunları zaten göremiyoruz.
02:36Bir ekmek on lira. Simit on iki buçuk lira.
02:39Simitle yaşasak bu da çok zor.
02:43Çünkü her gün sabah akşam simit yenmez.
02:46Yani ülkenin koşulları ortada.
02:48Şimdi hükümet zam verecek. Kaç para verecek? Bilmiyoruz.
02:53Yani bizim işimiz çok kötü.
02:56Ne yapacağız bilmiyorum.
02:59Valla yalan söylemiyorum. En az iki senedir ne kasap gördüm.
03:05Manav'a gidiyorum. Mecnun'a gidiyorum.
03:07O da sadece oraya gidebiliyoruz.
03:09Kıspanak, Kırasa. Bu gibi şeylerle yaşamaya çalışıyoruz.
03:13Başka da bir şey gördüğümüz yok zaten.
03:15On iki bin beş yüz lira maaş.
03:17On beş bin lira kira veriyorum.
03:19Elektriğim var, suyum var.
03:21Yanlışlarda çalışmasam zaten hayatta duramam.
03:25Temizliğe gidiyorum, kahveciliğe gidiyorum, garsonluğa gidiyorum.
03:29Bu gibi işlerde çalışarak kendimi yaşatmaya çalışıyorum.
03:33Ama yarın öbür gün bir sekat varsa, sekat kalsa bunları da kazanamam.
03:39Nasıl yaşayacağız bilmiyorum.
03:41Emekli maaşın en az insanca yaşayabilmesi için otuz beş kırk lira olması lazım.
03:47Bunun dışında zaten ücret hala sefaret ücreti olur.
03:52Çünkü yani on iki bin beş yüz lira.
03:55Bunu üç katı yapsam anca belki insanca yaşayabilecek seviyeye gelir.
04:00Belki öyle kasaba gireriz. Belki öyle daha rahat, biraz daha rahat yaşarız.
04:06Tüm sektörde şu anda kan ağlıyor.
04:09Çünkü insanlar alım gücü çok zayıflı.
04:14Çarşı pazarda da ben maalesef istediklerimi tam olarak alamıyorum.
04:23Örnek veriyorum, hanım diyor üç kilo domates al, ben alıyorum bir kilo domates.
04:29Yani bizim olarak da esnaflar olarak da yeteri kadar kazancımızın olmadığından dolayı
04:37biz de maalesef yeteri kadar evimize besin olsun
04:44ya da diğer isteklerimizi tam anlamıyla yerine getiremiyoruz.
04:51Kasaba gidebildik mi? Güzel bir soru oldu bu.
04:55Kasaba gitliyoruz, şöyle gidiyoruz.
04:59Hanımın bizden istediğinin biraz daha aşağısını alıp bu şekilde evimizdeki ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyoruz.
05:11Hanım bizden yarım kilo istiyorsa biz onun yüz elli iki yüz gram alıp o şekilde evdeki ihtiyacı karşılamaya çalışıyoruz.
05:22Peynirimizi de yine aynı şekilde yani peynirde de peynir, süt gibi ihtiyaçlarda da
05:30işte bir kilo ya da yarım kilo onun da altı şekilde iki yüz elli gram bir şekilde evimizi günlük ihtiyaçlarla çevirmeye çalışıyoruz.
05:42Şimdi esasında sigorta bizim halkımızın hayatı garantisi.
05:48Sigorta demek garanti demektir esasında.
05:50Herhangi bir olumsuzluğu karşısında sigorta bizim garantimizdir, garantörümüzdür.
05:57Fakat insanlar artık bu şekilde bakmıyor olaya.
06:00Nasıl bakıyor? Sigorta zorunluluk olarak bakıyor.
06:04Mesela trafik sigortası aracı sigorta bittiğinde bizden sadece aracının sigortasını yaptırıyor ya da deprem sigortası.
06:16Adı nedir? Zorunlu deprem sigortasıdır.
06:18Fakat zorunlu deprem sigortasını devletimiz eğer bir şart koştuysa elektriği, suyu üzerine alacaksa ya da bir evi yeni aldı ise sadece o zaman deprem sigortasını yaptırıyor.
06:33Onun dışında yeniletmesi geldiğinde deprem sigortasını yeniletmesini yapmayı düşünmüyor vatan.
06:48abone olmayı unutmayın
Yorumlar