00:00Emekliyim. Memnun değilim. Ekonomik şartlardan. Yeme,
00:05içme, barınma, elektrik, ısınma, su, sağlık
00:08sorunları için memnun değilim. Hayat şartları bugünkü
00:11insanların yaşayamaz hale geldiğini artık temel
00:15ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak durumda
00:18olduklarını anlatıyor. Genellikle emekli kesimi, büyük
00:22bir emekli kesimi. Maaşım on sekiz bin lira. Ev kirası
00:28olmadığı için ııı diğer bir takım da ek gelirlerimiz
00:31olduğu için bana yetiyor. Tam anlamayana normal bir yaşantımız
00:35yok tabii. Kıt kanaat şartlarda yetiyor. Pazar pahalı
00:40meyve ve zepsili o çok pahalı. E bu tabii üreticilerin de zor
00:46durumda olduğundan eee satan zor durumda, alan zor durumda.
00:50Insan onların da yaşamları çok zor olduğu için isterseniz
00:54fiyatları Türkiye'nin ekonomisi uyarak şey yapıyorlar,
00:57arttırıyorlar. Ama bu biraz da eee girdilerin herhalde tarım
01:01girdilerinin masraflarının işte gübre ona benzer yangının fazla
01:05olduğundan kaynaklanıyor. Süt ve hayvancılık ülkede bitmiş
01:11olduğu için hayvancılığın ek giderleri çok fazla. Yem eee
01:17bakıcı işte altı, üstü bilmem ne hayvancılık zor durumda
01:20olduğu için ve üreticinin sütü de ucuz. Üreticiden
01:26aldıkları ucuz sütü diğer büyük şirketler eee marketler
01:29üretim yerleri üzerine fazla koyarak satıyorlar. Ya
01:34ülkenin gündemi göz önünde geçinebiliyorsak bu bu aylıkla
01:38onlar bir hafta geçinsinler bir şey demiyorum yani. Bir kilo
01:42kime odur? Yedi yüz liraya çıkıyor. Nasıl geçinebileceğim?
01:44Penir üç yüz dört yüz lira nasıl geçineceğim? Yani gıda ama
01:49temel madde yani gıda ihtiyaç olan bir madde yani. Böyle bir
01:53çerez dört yüz beş yüz lira neyle geçineceğim? Insan gibi
01:57yaşamaksa yani ama hayvan gibi yaşamaksa o farklı. Yani bir
02:01çöme koy çıkar yani. Bizim böyle olmuş yani. Bir kuru
02:05ekmekle yetiniyor. Şükür şükür bize. Adamlar saraylarda yaşıyor.
02:08Şükür bize. On iki bin beş yüz. Az önce söyledim ya. Ben bunun
02:14neyini yedim? Bir tip değiştiriyorum. Tip ya. Sekiz
02:16yüz liraya. Bir tip ya. Neyine yetecekler? Peynir göz önünde,
02:21et gözü önünde. Yani bunlar temel ihtiyaçlar yani. Emekli
02:27maaşının ne kadar olması gerekir? Vallahi en normal yani
02:31bir yirmi beş olması. Vallahi ülkenin gündemi de gözünde. En
02:35az yirmi beş olsa bir geçinebilirsin yani. Yirmi beş.
02:41Vallahi bazen boğazımdan sıksa da geliyor ama artık onlar da
02:45o parayı kabul etmiyor. Yüz liraya iki yüz lira verirsem
02:48onlar da kabul etmiyor artık. Çocuklar hemciğin. Çünkü iki
02:52yüz lira yirmi lira olmuş. Yirmi lira değeri değiller.
02:55Emekliyiz. Peki ne kadar emekli maaş oldunuz? On dokuz kusur.
03:04Benim yetiyor. Ailem de emekli. Iıı o nedenle yetiyor. Ama
03:09hakikaten emekli arkadaşlarımın durumları var. Çok kötü. Iıı ev
03:15kiraları çok pahalı. Artı çocuklarının üniversitede veya
03:20yüksek okullarda okuyan çocuklar için biriktirmelere
03:24gelen para para tabii ki bu emekli maaşıyla mümkün değil.
03:29Böyle olunca da zorluk içinde çok arkadaşım var. Iıı tabii
03:34onların durumu bizleri üzüyor ama yapacak bir şey yok. Emekli
03:39maaşının şu ortamda, şu enflasyonist piyasada en az en
03:44azama diyorum. Yirmi beş milyon lira olması lazım. Eğer iyi
03:49hayat şartları altında geçinmek istiyorsa bir
03:52Avrupalı emekli gibi geçinmek istiyorsa bir emekli maaşının
03:56en az kırk milyon lira olması lazım ki yurt içinde
03:59seyahatlerini yapabilsin, çoluğunu çocuğunu iyi
04:01besleyebilsin, yurt dışı seyahatleri yapabilsin. Yani
04:05insan gibi özgürce yaşayabilsin isterim yani. Yoksa ııı çift
04:10maaşla tabii ki yirmi yirmi beş milyon lira da yetebilir diye
04:14düşünüyorum. On beş. Vallahi on gün, on beş gün yetiyor.
04:20Geziyoruz.
04:23Yani otuz milyon olması yok. Ne için geçsin? Nereden? On iki
04:29buçuklarıyla ev ev mi kirası vereceksin? Yoksa alışveriş mi
04:34yapacaksın? Ne yaparsın bu parayla? Yapamazsın bir şey.
04:37Vallahi en önden en damalı bir yirmi yirmi beş olması lazım
04:42Kurbanlar kurbanı görüyoruz etin yüzüne. Niye yetmiyor?
04:47Pahalı et şey pahalı. Et pahalı. Para yetmiyor. Para.
04:50Tamam et yerindir ama para yetmiyor. Ürünleri çok pahalı
04:57yani. Yem pahalı. Yem pahalı. Ürünü. Hükümet denetim yok.
05:03Her şeyde denetim yok. Herkes bildiği fiyatı gidiyor.
05:11Araya soran yok. Araya yok. Soraya yok. Emekliyim. On iki bin
05:19beş yüz. Yeter mi abi ya? Sen bilmiyor musun hemşerim
05:23ortalığı? Mahalli oldu. Otuz olmasın abi. Bak sabah nereden
05:29gidiyorsun hemşerim ya? O hiç gidilecek durum var mı?
05:32Mahallilik, ortalık, çok pahalı. E peki peynir? Işte
05:39çarşıdan alıyorum. Bir parça parça alıyorum işte şu
05:41pazarlarda. Çarşı pazarlarda peynir. E yiyemezlik yapıyoruz.
05:47Sen memnun musun? Ben memnun değilim. Hani memnun varsa
05:53bilmem onu ya. Şimdi işin doğrusu çıkıyoruz. Ne yapacaksın
05:57şimdi? Çocuk var. Az çokluğu şeyle alıp veriyoruz abi. Ne
06:00yiyeyim? Ne yedireceksin çocuklara? Okuyan bir torun
06:03var. Okuyan bir çocuğumuz var. Boş nasıl nasıl o yemek yiyecek
06:08ki? Nasıl edeceğiz o yemek? Mecburen en kötü gidiyoruz
06:14hani. Halimize kadar alıyoruz. Kurban bayramı dört yüzden
06:18bekliyoruz ya. O boş dert bir kurban alıyoruz. Onu kesiyoruz.
06:22Işte bir sene yemeye çalışıyoruz ama. Abicim şimdi
06:26peynir şimdi ne diyelim? Ha şuradan ot pay istiyorum. Ha
06:30peynir pahalı mı? Değil. Köl diyor. Tüt pahalı, yem pahalı,
06:36yoğuncu pahalı, ot pahalı. Mecburen de peynir pahalı
06:40oluyor. Bunu üretirken mazot pahalı, elektrik pahalı, pahalı
06:45da pahalı. Tüt aslında on üç lira pahalı değil. Ucuz değil.
06:49Şöyle ucuz değil. Ha girdiler onların da ucuz olsa efendim
06:54diyelim ki yem eee diyelim ki ucuz olsa, mazotu ucuz olsa,
06:59elektriği ucuz olsa bu aramda on üç lira tüt iyidir ama. Ama
07:06sen aldın on liraya sattın beş lira. Saçacak başka bir yerin
07:10de yok. Nereye satacak? Otuz bin lira olmazsa. Neredesin
07:13bu arada? Benim vallahi çalışıyor. Hı hı. Gidiyorum
07:19sana benim ev kendi evimiz duruyor. Dedik ki ben kendine
07:22zor yetiyor. Bir çocuğunu zor yetiyor. Bak şimdi ben de şunu
07:29teslim ediyorum. Otuz bin lira olduğunu istemiyorum ben. Şunu
07:34anlatmayayım. Fiyatlar yerini tuttu. Aşk her şeyde iki kat
07:40koydu. Ne anladın? Aynen. Doğru. Doğru mu Aziz?
07:46Derek on beş lira olsun ama girdilerimiz ucuz. Zor zahmet.
07:53Kıt kımırı yani yiyeceğimizden içeceğimizden kesiyoruz. Kıt
07:57kımırı geçinmeye çalışıyoruz. Öyle şimdi şöyle biz artık
08:03biliyorsun Ege'ye açıldı. Ege'ye gidiyoruz. Emekliler de
08:08yüzde yirmi indirim yaptı zaten başkanımız Topuktepe'miz. Onun
08:15için oradan alıyoruz. Ucuzlarından alıyoruz yani.
08:18Işte üç yüz elli, üç dört yüz lira peynir. E yüz elli lirada
08:23iki yüz liralık peynirden almaya çalışıyoruz. Ondan az
08:26bir şey alıyoruz da yani bir tuttu mu bir daha yani. Vallahi
08:29geçim şartlar artık her şey yüzde iki yüz dört. O tuyuk
08:35mıdır? Tikbet mi nedir? O yanlış sapı sapı sapan şeyle
08:39söylüyor. Yani inandırıcı değil halk için. Gelsinler bizim
08:44içimize yaşasınlar bizlerle beraber de onları da
08:47gösterelim. Şöyle uzun biber, İzmir biberine geçen gün sordum
08:52iki yüz lira dedi. Iki yüz liraya ben nasıl biber alıp
08:56yerim ya. Kendileri güllük gülüstendik, yiyip içtik. Ah
09:01gel keyfim gel ama emekliye geldi mi? Yok. Bizi zaten
09:04ölsünler diye bakıyorlar. Değil mi? Hani biz eğer olduğum
09:08için biraz doğayı seviyoruz. Doğayı sevdiğimizde biraz
09:11doğayı kaçıyoruz yani. Ondan biraz daha uzun yaşayacağız.
09:14Biz de hep ölecekler diye bakmasınlar yüzümüze. Biz
09:19oturan çöpün rengine idare ederiz. Ya emekli maaşı şu
09:23günün şartlarında en az yirmi beş bin lira olsun ki emekli
09:27şöyle bir al canı alabilsin. Üç kuruş para. Çocuk torunu
09:32geldiği zaman harçlık verebilsin. Bayramlarda mesela
09:36bizim yaşımızdaki kişiler torunlarım gelecekti benden
09:41harçlık istedilerdir. Utancından yerin dibini
09:43saklanıyor. Geldiklerini istemiyor adamlar. Bu hükümet
09:48Değişmediği müddetçe bu ortam olmaz. Yanlış yani yaptıkları
09:54poyantı bu da hep yanlış. Ben öyle görüyorum. Ha düzgün
09:57yaptıkları yer de var.
Yorumlar