00:00Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı şu eşsiz
00:04misralar kahraman Mehmetçiklerimizin büyüklüğünü
00:07ne güzel tarif eder. Sana dar gelmeyecek makbeli kimler
00:11katsın? Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın. Evet
00:15şehitlerimiz yalnızca toprağın değil tarihin bağrında ebediyen
00:20yaşamaktadır. Şehitler tepesi boş değil. Toprağını
00:24kahramanlar bekliyor. Ve bir bayrak dalgalanmak için rüzgar
00:29bekliyor diyor şair. Işte biz de şimdi o tepelerin birinde
00:34Anadolu coğrafyasının iffet ve izzetini ne cana dayanların
00:39şehri Erzurum'da sizlerle birlikteyiz. Bu topraklarda
00:44şehitlerimizin yazdığı destan milletimizin birliğinin,
00:49kardeşliğinin ve vatan sevgisinin en asil
00:52nişaresidir.
00:55Kardeşim. Yani Dumlu'nun ilk şehidi budur. Dumlu'nun
01:04evladını. Şimdi kardeşimiz Allah rahmet eylesin. Zaten
01:09bu durumda haline bakarsanız
01:55Allah'a emanet olun.
02:13Hoş geldin.
02:17Şehitler
02:26Duygum her zaman. Yani sadece benim şehidim aklıma gelmiyor.
02:33Benim buradaki şehitler de aklımdadır.
02:47Üzgünlük duygusu işte. Geliyoruz üzülüp üzülüp gidiyoruz. Ben
02:52babamın askere geldiğinde üç günlük bebeğimişim. Konyasının
02:56geldiğinde altı aylık olmuşum. Bu kadarını biliyorum. Başka bir
02:58şey bildiğim yok. Yok. Ben şeyden geliyorum. Çorum'dan
03:04geliyorum. Çorum Sungurlu köyünden. Her sene o zaman
03:07Erzurum'a gelip babamızı ziyaret edip dönüyorsunuz
03:10doğru mudur? Geliyorum. Zira ziyaret ediyorum. Altı yedi
03:13senedir geliyorum işte. Ankara Şafakulu Yılmaz iki yüz kırk
03:18yedi piyade alanının askerlerindenim Karagah
03:21Bölüğü'nün eee gece eğitiminden gelmiştik. Salı'yı
03:25Çarşamba'ya bağlayan gece sobalarımız yanıyordu. Sobanın
03:29biri geçmiş on bir bir posta umbasını nöbetçileri
03:32dağıtıyor. Geliyor soba yanmamış halen. Koğuş nöbetçisine
03:35diyor ki sobayı yakın. O da gidiyor garajdan kendi
03:40arabasından ambulanslı şoförü diyor. Ambulans ambulanstan
03:43çanta bidonla benzini alıyor ki koğuşa getiriyor. Içeriye
03:47bırakıyor. Tekrar garaj odasına dönüyor. Oradan bir
03:50küçük kutumuz var. Onu alıp ondan sobaya dökecekmiş.
03:54Koğuşun ricasına geldiğinde içeriden patlamayı duyuyor.
03:57Kutuyu fırlatıyor. Ön tarafa koşuyor. Bakıyor ki alev
04:00çıkıyor. Umbaşı beklememiş. Sobaya dökmüş benzini. Işte o
04:05arada sobada alev yok. Ateş yok yalnız. Isı var. Kürt soba.
04:10Isıdan buharlaşınca buharlamadan patlama yapıyor. Çanta
04:14bidonu dışarıya kaçırmaya çalışırken ağzı da açık.
04:17Düşürüyorlar. Koğuşun içine benzin yayılıyor. Işte bir
04:21uyandığında üstümde bir Adenalı arkadaşın sesi. Pencereleri
04:25kırın diyor. Onun sesini duydum. Üst ranzaya çıktım. Bütün
04:30pencerelerden alev çıkıyordu. Bir en dip pencere vardı. Benim
04:33yattığım tarafa yakın. Pencerenin önünde üç dört kişi
04:37vardı. Bilmiyorum sıramı bekledim mi çıktım. Aradan mı
04:40daldım? Pencerelerimiz küçüktü zaten. Bir İskenderun
04:45arkadaşın üstüne o da böyle emekleyerek tepe üstüne düştü.
04:48Ben de onun üstüne atladım. Atlet kilo çıktı işte. Birkaç
04:53kişi daha çıktı o pencereden. Ondan sonra oradan da alev
04:56çıkmaya başladı. Deli koyun gibi o yana bu yana koşuyoruz bir
05:00atlet kilo gecenin bir yarısı. Yani bir asker olarak bir
05:04faydamız bir şeyimiz de olmadı. Tek bir gazi diye bir
05:08arkadaşı böyle pencereden alevin içinden Adenalı bir arkadaş
05:11uzandı aldı. Iıı yüz kırk dört kişi kazan sayısına göre yat
05:16mevcudu. On sekiz nübetçi hariç on sekiz nübetçi hariç yüz
05:20kırk dört kişi yat mevcudumuz vardı. Bölüğün kantincisiydi
05:24o da. Onun cenazesini ayırdılar. İstanbul'dan annesi
05:29babası geldi. Eğer sizce bir sakıncası yoksa arkadaşlarından
05:33ayırmayın diye. Ondan sonra tekrar bir tören yapıldı. Onu da
05:36tekrar buraya defnettik. Serçiz Ege. Adı yazıyor. Ismi de
05:42burada beşinci altıncı sırada asıl. Ismi de yazıyor.
05:46İnanma gibi gözümün önünden hepsi geçiyor yani. Artık iki
05:50gündür ağlıyorlar, gözümde yaş kalmadı deyip
05:52anlattırıyorlar. Her anlatırımda da
Yorumlar