00:00Günaydın. Biraz erken geldim galiba. Çok değerli genel
00:05başkan yardımcılarım, parti meclis üyelerimiz ve
00:09milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, Türkiye
00:12Belediye Birliği ve İstanbul İlşehir Belediye Başkanı'm,
00:15il başkanım ve Türkiye'nin dört bir yanında görev yapan çok
00:19sevgili yol arkadaşlarımız, çok zor bir dönemde görev alan
00:23arkadaşlarımız, hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz
00:25efendim.
00:28Türkiye olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz. Tüm
00:35çalışma alanlarında tüm istatistiklerde ülkenin maalesef
00:41geriye gittiğini görüyoruz. Kuşkusuz, kuşkusuz, Nurten
00:46Vekilim şöyle alabilir misin? Nurten Vekilim şöyle.
00:51Kuşkusuz her alan çok önemli. Bunlar ülkenin geleceği için,
00:59kalkınması için, toplumumuzun refahı için çok kıymetli. Fakat
01:03eğitimin bunların hepsinden farklı bir boyutu var.
01:06Türkiye'de her sabah bir nokta iki milyon öğretmen okula
01:11gidiyor. On dokuz milyon çocuk okula gidiyor. Yedi milyon
01:16üniversite öğrencimiz var. Yüz binlerce akademisyenimiz var.
01:20Bu iktidarın sorumluluğu nedeniyle okula gitmeyi
01:24maalesef evinde bekleyen bir milyon atamayan öğretmenimiz
01:28var. Dolayısıyla otuz milyona yakın insanımız eğitim sektörün
01:33içerisinde. Ve annelerini, babalarını, kardeşlerini yani
01:37birinci halkadaki aile mensuplarını da katarsanız
01:41aslında Türkiye'de eğitimle ilgili olmayan hiç kimse yok.
01:44Herkes eğitimin bir parçası. Ve maalesef Adalet ve Kalkınma
01:49Partisi iktidarında eğitimle ilgili tüm istatistiklerde tüm
01:53uygulamalarda geriye gittiğimizi görüyoruz. Eğitim
01:57tabii ülkenin sadece bugünüyle ilgili değil. Eğitimde
02:00kaybettiğiniz her günün on yıllara sahari sonuçları var.
02:03Bir gün kaybettiğinizde onu telafi etmek için yapmanız
02:07gereken çok daha fazla iş var. Türkiye maalesef Adalet ve
02:13Kalkınma Partisi döneminde eğitim alanında tam bir çöküş
02:17halinde. Işin kötüsü eğitimi sadece olumsuzluklarıyla
02:21konuşuyoruz. Oysa eğitim ülkenin geleceğini kurmakta en
02:25temel alan bir beka sorunu. Kurtuluş Savaşı sırasında Gazi
02:29Mustafa Kemal Atatürk'ün öğretmenleri toplaması bundan.
02:32Çünkü bir gelecek ancak eğitimle kurulabilir. Seksen
02:36altı milyon nüfusu olan ciddi ekonomik problemleri olan
02:40kültürel, toplumsal, çevresel problemleri olan bir ülke ancak
02:44eğitimle kalkınabilir. Eğitimle güçlenebilir. Ve maalesef
02:47burada umut verici bir tabloyla karşı karşıya değiliz. Birkaç
02:53istatistik paylaşmak istiyorum sizinle. Tabloyu daha net
02:56görebilmemiz için. OYCD ülkelerinde ilk öğretimde yapılan
03:01harcama on bir bin dokuz yüz on dört dolar. Türkiye'de üç bin
03:06yüz otuz üç dolar. Devletin eğitim harcamalarına baktığımızda
03:10gayri safi yurt içi hasılaya oranına baktığımızda iki bin
03:15on sekizde yani AKP iktidarının içinde iki bin on sekizde yüzde
03:20dört nokta üçken bugün yüzde üç nokta bir. Eğitim bütçesine
03:26baktığımızda şu anda mecliste bütçeyi görüşüyoruz. Geçen yıla
03:30göre daha düşük bir gerçek bütçe var. Geçen yıla göre bütçe yüzde
03:36otuz üç nokta on beş arttı. Ama sadece değerleme oranı
03:40yaklaşık yüzde kırk dört. TÜİK ki istatistik kurumunun
03:46başarıları hepimizin malumu enflasyonu yüzde kırk sekiz
03:49virgül elli sekiz. En ak enflasyonu yüzde seksen dokuz
03:53nokta yetmiş yedi. Yani bunun pratik karşılığı şu. Bu sene
03:57itibariyle Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütçesi geçen
04:00yıla göre satın alma gücü açısından iş yapma potansiyeli
04:04sadece enflasyon karşısında bile daha az. Adalet ve Kalkınma
04:09Partisi mensuplarını her dinlediğinizde geçmişten bugüne
04:12bir takım sayılar veriyorlar. Tabii aradan bir çeyrek yüz yıl
04:15geçince doğal olarak sayılarda bir artış var. Ama sayıların
04:18gerçek anlamına bakmamız gerekiyor. Mesela ülkede
04:22eğitim alanındaki eksikleri kapatmamız için gereken yatırım
04:25bütçesi. Yatırım bütçesi bin dokuz yüz doksan sekizlerde
04:28yüzde otuzlar civarındaydı. Adalet ve Kalkınma Partisi
04:31iktidar olduğunda yüzde on yedi virgül on sekizdi. Bugün
04:35aradan bir çeyrek yüz yıl geçtikten sonra yatırım bütçemiz
04:39yüzde dokuz virgül yetmiş üçe düşmüş durumda. Eğer yatırım
04:43bütçeniz yoksa artan bu nüfusu, artan ihtiyaçları,
04:46dijital gereklilikleri nasıl karşılayacaksınız? Nasıl
04:50bunları giderebileceksiniz? Ya da çokça övündükleri
04:54üniversitelerle ilgili bir rakam paylaşmak istiyorum.
04:56Iki bin ikide yetmiş altı yüksek öğretim kurumumuz var. Burada
05:01yetmiş beş bin akademisyen bir nokta sekiz milyon öğrenci
05:05var. Bugün itibariyle iki bin yirmi dört rakamlarıyla iki yüz
05:09sekiz yüksek öğretim kurumu yüz seksen beş bin öğretim üyesi
05:13dört nokta bir milyonu örgün öğretimde olmak üzere yedi
05:17milyon üniversite öğrencisi var. Adalet ve Kalkınma Partisi
05:20bunu bize büyük bir başarı olarak anlatıyor. Bir ülkenin
05:23gelişiminde üniversitelerin artması, öğretim üyelerinin
05:26artması elbette çok önemli. Peki bütçe de durum ne olmuş?
05:29Sadece iki bin on altıyla karşılaştırırsak yüzde dört
05:33nokta on dörtten yüzde üç nokta otuz bire düşmüş. Yani aslında
05:37iki bin iki yılında aldıkları ülkeden bugüne geldiğinde
05:40bütçenin aldığı payda bir artış yok. Üniversitelerin sayısı
05:43artıyor, öğrencilerin sayısı artıyor, öğretim üyelerinin
05:46sayısı artıyor ama kullandığımız kaynak
05:48artmıyor. Doğal olarak aslındamış gibi, üniversitelerimiz
05:52varmış gibi, yüksek okullarımız varmış gibi, liselerimiz
05:56varmış gibi. Peki sonuç ne oluyor? Türkiye'de bugün
06:00öğleden sonra sevgili Buğra Gökçe İPA Başkanımız bizimle
06:04verileri paylaşacak. Veri temelli çalışmaya çalışıyoruz.
06:07Her işimizi veri temelli yapmaya çalışıyoruz. Üç yüz bine yakın
06:10öğrencimiz yurt dışına gitmeyi tercih ediyor. Eskiden üniversite
06:14sonunda yüksek lisans ve doktora için giderdi öğrenciler değil
06:18mi? Hepiniz öyle hatırlıyorsunuz. Şimdi bırakın
06:21üniversiteye gitmeyi liseden sonra Türkiye'nin en başarılı
06:26öğrencileri Türkiye'nin dışındaki okullara okumaya
06:29gidiyorlar. Özel okullar artıyor ama özel okulların
06:32başarısı düşüyor. Ve yaşadığımız sonuçları oluşturan
06:38başka gerçekler var. Iktidarın bize anlattığı bir hikaye var.
06:43Dünya bizi kıskanıyor. Dünya liderimizin başarılarını bir
06:48şekilde çekemiyorlar diye. Türkiye'de hane halkının
06:52ortalama harcaması ııı baktığımız zaman yüzde on
06:57dokuzlar seviyesinde. OECD ortalaması yüzde beş. Devletin
07:02eğitimi harcamaları yüzde iki bin on beşte yüzde seksenken
07:06şu anda yüzde yetmiş yediye düşmüş durumda. Bu OECD
07:10ortalamasına baktığımızda yüzde doksan üç. Yani yüz zarının
07:13doksan üç lirasını devlet harcıyor. Kendini Finlandiya
07:17Milli Eğitim Bakanı zanneden bir bakanımız var biliyorsunuz.
07:19Sürekli Finlandiya'dan örnek veriyor. Diyor ki işte akşamları
07:23kitap okuyun, televizyon izlemeyin, cep telefonunuzla
07:25oynamayın. Ben çok katılıyorum kendisine. Peki Finlandiya'da
07:28durum ne? Hane halkının ilk öğretimdeki harcamaları
07:31Türkiye'de yüzde on dokuz OECD'de yüzde beş,
07:35Finlandiya'da sıfır. Orta öğretimde yine sıfır. Bizde
07:39yüzde on sekiz. Demek ki meseleler sadece bir
07:42perspektiften açıklanamıyor. Bunların bir arka planı var.
07:46Peki okullaşma oranlarında durum ne? Okullaşma oranına
07:49baktığınız zaman Türkiye'nin ilkokulda yüzde doksan beş,
07:53ortaokulda doksan bir, orta öğretimde seksen yedi olduğunu
07:57görüyoruz. Bunların altı yıl önceye göre daha geri olduğunu
08:01bir kenara not etmek isterim. Ama daha enteresan bir rakam
08:04paylaşmak istiyorum size. Türkiye'de yabancı uyruk
08:07ilkokullaşma oranı yüzde doksan yedi. Türkiye Cumhuriyeti
08:11yurttaşı olan çocuklar doksan beş. Ortaokullarda yabancı
08:15uyruklarınki yüzde doksan beş Türkiye Cumhuriyeti nüfusuna
08:17kayıtlı çocuklarımızın yüzde doksan bir. Dolayısıyla iktidarın
08:20neyle ve nelerle uğraştığını enerjisini nerelerde harcadığını
08:24görüyoruz. Tabii bunlar eğitimin istatistikleri. Bu
08:28istatistiklerden neden başladım? Bunların sonuçları var. Türkiye
08:32PİSA araştırmasına göre iki bin ikiyle karşılaştığında FENDE'de
08:37okuma alanında da matematikte de daha geride. Okullaşma
08:40oranlarının bu halde olmasıyla birlikte öğrencilerimizin
08:45önemli bir kısmı okulları terk ediyorlar. Çocuk işçilik
08:49oranları artıyor. Türkiye'deki beş öğrenciden biri okuduğunu
08:54anlama basit matematik işlemleri yapma ve bilimsel süreçleri
08:57izleme becerisinde maalesef en alt düzeyde bulunuyor. OECD'ye
09:03göre fen bilimlerinde dokuzuncu, matematikte on
09:06dokuzda okumada yirmi puanlık bir fark var. Bunun da pratik
09:09karşılığı şu. Neredeyse bir okul yılı geride Türkiye'de
09:13çocuklar. Bir okul yılı geride. Bunlar eğitimin niteliğiyle
09:18ilgili, eğitimin ııı istatistikleriyle ilgili konular.
09:21Peki biz Türkiye'de neleri tartışıyoruz? Yaz boyunca bu
09:25iktidarı uyardım. Illerimize gittik. Gökhan Başkanım'a da
09:29çok teşekkür ediyorum. Yerel yönetimlerimizle,
09:32ilbaşkanlarımızla birlikte yaz boyunca on dokuz ilde bugün
09:35itibariyle otuz ilde eğitim buluşmaları gerçekleştirdik.
09:38Akademisyenlerle, sendikacılarla, öğretmenlerle,
09:42velilerle, çocuklarla bir araya geldik. Büyük halk buluşmaları
09:45yaptık. Herkes eğitimi konuştu, anlattı, perspektiflerini
09:48paylaştı. Biz iktidarı uyardık. Dedik ki bugün itibariyle bu
09:53okulları temizleme becerisine sahip değilsiniz. Siz hiç kendi
09:59çocukluk döneminizde
Yorumlar