00:00Tamam mı? Başlayalım mı?
00:06Değerli basın mensupları illerde gerçekleştirdiğimiz il
00:12buluşmalarının Kütahya ayağındayız. Kütahya
00:15il başkanımız, belediye başkanımız, merkez ilçe
00:18başkanımız, eğitim sekreterimiz ve tüm
00:21yöneticilerimizle birlikte sabah saatlerinde eğitimcilerimizle
00:27bir araya geldik. Öğretmenlerimiz,
00:28akademisyenlerimiz, sendikacılarımız eee ve
00:32yurttaşlarımızla bir araya geldik. Gün içinde yine sayın
00:36valimizi, rektörümüzü diğer kurumlarımızı ziyaret edeceğiz.
00:39Akşam saatlerinde de Kütahya halkıyla bir araya gelerek
00:43eğitime dair önerilerini, hayallerini, beklentilerini,
00:46eleştirilerini hep birlikte konuşuyor olacağız. Cumhuriyet
00:50Halk Partisi olarak eğitim buluşmalarımızdan çok
00:53besleniyoruz. Eee Kütahya'nın da bugünkü başladığı şekliyle
00:57de çok verimli geçeceğine inanıyorum. Hepimizin bildiği
01:00üzere iki bin yirmi dört, iki bin yirmi beş eğitim, öğretim
01:04yılımız dokuz Eylül tarihinde başladı. Tabii dünyada çok az
01:10görülebilecek oranda bir nüfusumuz eğitim hayatının
01:14içerisinde. Yirmi milyona yakın öğrencimiz var. Yedi milyon
01:19üniversite öğrencimiz var. Bir nokta iki milyon öğretmenimiz
01:22var. Bir milyon atanmayan öğretmenlerimiz var.
01:26Akademisyenlerimiz var. Yani her sabah otuz milyon
01:30yurttaşımız eğitimle ilgili bir sürecin içerisinde. Dolayısıyla
01:35eğitim Türkiye'nin en büyük alanı, en büyük sektörü ve
01:40doğal olarak da sorunları oldukça fazla olan çözüm
01:45bekleyen bir alan. Bugün öğretmenlerimiz başta olmak
01:50üzere eğitim personelimizin sorunlarıyla ilgili konuşmak
01:53istiyorum. Çünkü eğitimin en temel bileşini aslında eğitimde
01:57emek veren, katkı yapan öğretmenlerimiz ve eğitim
02:02personelimiz. Bildiğiniz gibi bir nokta iki milyon
02:06öğretmenimiz var. Bu öğretmenlerimizin sorunlarını
02:11görüşeceğimiz meslek kanunu maalesef iki yıl önce on iki
02:16maddelik çok kısa hiçbir sorunu çözmeyen anayasaya
02:20uygun olmayan bir teklif olarak gelmişti. Cumhuriyet Halk
02:23Partisi olarak itiraz etmiştik. Maalesef AKP iktidarı bunu
02:27dinlemedi ve Anayasa Mahkemesi'nden bazı maddeleri
02:30döndü. Şimdi yine bir meslek kanunuyla karşı karşıyayız. Ve
02:34bu meslek kanunu da aslında temelinde öğretmenlerimizi
02:39diplomalarını geçersiz kılmaya çalışan onları elemeye çalışan
02:43bir model olarak karşımıza geldi. Ve gerek komisyonda
02:46gerekse genel kurulda yapılan tartışmalar da yoğun bir
02:49tepkiyle karşılaşınca durduruldu. Ben yaklaşık iki
02:54aydır sayın bakana sesleniyorum. Diyorum ki sayın
02:58Yusuf Tekin önümüzde çok kıymetli bir zaman var.
03:02Türkiye'nin öğretmenlik mesleği kanununa geride kalan tüm
03:08meslekleri de dahil edecek şekilde tartışmasına ve bir
03:11milli eğitim personel kanununa ihtiyacı var. Gelin eğitim
03:17sendikalarını, eğitim fakültelerini gerekli diğer
03:20uzman kuruluşları içine dahil ederek yeni bir tartışma
03:23süreci yapalım ve tüm kesimlerin beklentileri
03:26karşılansın. Çünkü bu meslek kanunu maalesef bir nokta iki
03:31milyon öğretmenimizin özlük hakları sorunlarını çözmüyor.
03:34Şube müdürlerimizin sorununu çözmüyor. Depremzede
03:38öğretmenlerin sorunlarını çözmüyor. Ücretli öğretmenlik
03:41sözleşmeli öğretmenlik, engelli öğretmenlik gibi sorunları
03:44çözmüyor. Köy öğretmenlerinin kırsalda yaşayan öğretmenlerin
03:48sorunlarını çözmüyor. Öğretmenleri aday haline
03:52getirerek onların memuriyet haklarını elinden alarak bir
03:55partizanca uygulamayı devreye sokuyor. Fakat maalesef Sayın
04:00Binli Eğitim Bakanı'ndan bir hayır cevabı bile alamadım.
04:04Tamamen bir ölü taklidi yapma durumu söz konusu. Çünkü gerçek
04:09ihtiyacın bu olduğu biliniyor. Gerçek ihtiyacın bu olduğu
04:13biliniyor. Şimdi Sayın basın mensupları bir nokta iki milyon
04:19öğretmen özlük hakları açısından belki de tarihteki
04:23en zor koşulları yaşıyorlar. Bakın eğitim öğretim yılına
04:28hazırlık ödeneği dört bin seksen beş lira. Iki bin iki
04:33Eylül ayında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar olduğunda
04:37asgari ücret iki yüz elli liraydı. Yeni göreve başlayan
04:41öğretmen maaşı beş yüz kırk liraydı. Eğitim öğretim yılına
04:46hazırlık ödeneği yüz yetmiş beş liraydı. Yani öğretmen maaşının
04:50yüzde otuz iki nokta dördüydü. Bugün bu rakam yüzde yirmi
04:55dördüne gerilemiş durumda. Kırk bir bin lira olan maaşın dört
05:00bin seksen beş lirasına gelmiş durumda. Yüzde dokuz nokta
05:05doksan altı oranında. Neredeyse her gün bu sorunları dile
05:12getiriyoruz. Öğretmenlerimizin aldıkları maaşların iki bin
05:16ikiye kıyasla yarı yarıya azaldığını rakamlarla ortaya
05:21koyuyoruz. Peki elimizde ne var? Basamaklandırılmış bir
05:25öğretmenlik yaşamı var. Öğretmenlerimiz uzman öğretmen,
05:31baş öğretmen, sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen,
05:35kadrolu öğretmen, şimdi bir de öğretmen adayı icadı aynı dersi
05:40veren öğretmenler ünvanlarıyla ayrıştırılıyor. Öğretmenlere
05:44verilen sözler maalesef tutulmuyor. Oysa
05:49öğretmenlerimize uzmanlıklarını beş yıl sonunda alacakları
05:53söylenmişti. Bu hatırlanmıyor. Öğretmenlerimizin maaşları
05:58yoksulluk sınırının altında. Oysa öğretmenlerimiz
06:02saygınlıklarını ekonomik özgürlükleriyle de bir biçimde
06:06güçlendirmeliler. Öğretmenlerimizin bir maaş
06:09ikramiye verilmesi teklifi yirmi dört Kasım'da iktidar
06:13tarafından reddediliyor. Hazırlık ödeneğinin sadece
06:17öğretmenlere değil, milli eğitimdeki tüm bileşenlere tüm
06:21çalışanlara verilmesi, onların da bir hazırlığa ihtiyacı
06:24olduğu önerileri duyulmazlıktan geliniyor. Bakın Sayın Bakan bu
06:30yıl yirmi bin öğretmen anası nasıl yapılacağını söyledi.
06:33Kendi ifadesiyle söylersek yüzde doksan beş öğretmen
06:37olduğuna göre aslında kırk sekiz bin öğretmen açığı var.
06:40Daha önce bu rakamı altmış sekiz bin olarak telaffuz
06:43etmişti. Sayıştay daha fazla telaffuz etmişti ve seksen beş
06:47bin ücretli öğretmen var. Demek ki yirmi üç bin altı yüz yetmiş
06:51öğretmenimizin de emekli olduğunu düşünürsek aslında
06:53bu yirmi bin sayısı geçen yıl olan öğretmenden daha az
06:59öğretmenimiz olduğu anlamına geliyor. Önce bu tespit yapalım.
07:02Ikincisi Sayın Bakan mülakat sonuçları için bizim ve bazı
07:07sendikaların Danıştay'a açtığımız davanın sonucunu
07:10beklediğini söylemişti. Diyordu ki Sayın Bakan biz mülakatları
07:14tamamladık ama Danıştay'da açılan iptal davası nedeniyle
07:17mülakat sonuçlarını açıklayacak durumda değiliz. Çünkü orada
07:21yüzde elli yüzde elli yani atama notlarının oluşturulmasında
07:25öyle bir durumla karşı karşıyayız. Adli tatil bitiyor,
07:28Danıştay'ın kararından sonra da öğretmen adayı
07:31arkadaşlarımızın mülakat sonuçlarını açıklayıp
07:33atamalarını yapacağız dedi Sayın Bakan. Peki bugün on altı
07:38Eylül. Ne zaman atayacaksınız? Geçen yıl mezun olmuşlar kadar
07:42bile öğretmen atayamıyorsunuz. Öğretmenlerimiz atama bekliyor.
07:46Acaba asıl derdiniz tasarruf tedbirleri çerçevesinde
07:51öğretmenleri bir ay bile olsa geç atamayı başarmak mıdır?
07:54Çıkın. Kamuoyuna açıklayın. Peki ne oldu? Öğretmen ataması
08:00atamalarında karar bekliyor Milliyetim Bakanımız. Peki
08:06madem Danıştay'ın kararını burada bekliyorsunuz da
08:08Türkiye yüzyılı marif modelinde niye beklemiyorsunuz
08:11Danıştay kararını? Yangından mal kaçırır gibi okul öncesi
08:15bir, beş, dokuzda ders kitapları bile hazır olmayan
08:18bir eğitim öğretim yanına başlamaya çalışıyorsunuz.
08:20Hiçbir pilota olmayan bir çalışmayı yürütmeye
08:22çalışıyorsunuz. Şimdi tabii biliyorsunuz Sayın
08:27Cumhurbaşkanı bu mülakatlarla ilgili olarak mülakatları
08:31kaldırdık demişti. Dönemin Bakanı Sayın Mahmut Özer
08:35kendisine sorulan soru üzerine mülakatlar kalktı. Bundan sonra
08:39KPSS'yle alacağız dedi. Fakat Sayın Bakan gelir gelmez dedi
08:44ki mülakat gibi mülakat yapacağız. Yani daha önce bir
08:50oldu. Bunu kabul ediyoruz. Biz yirmi iki yıldır mülakatları
08:53mülakat gibi yapmıyorduk. Şimdi mülakatları mülakat gibi
08:57yapacağız dedi Sayın Bakan. Yani partizanlıklarını itiraf
09:01etmiş oldu. Tabii herhangi bir siyasi partide seçim öncesinde
09:06bu kadar açık bir vaat verilirse ve seçim sonrasında
09:11bu kadar tersi yönde bir karar alınırsa biraz da olsa yüzlerin
09:18kızarması beklenir. Biraz da olsa sorumlu bakanın çıkıp
09:22evet biz size seçimden önce böyle söz vermiştik ama seçimden
09:26sonra fikrimizi değiştirdik demesi beklenir. Ya da sizi
09:30kandırdık. Oylarınızı aldık ama mülakat yapmaya ve
09:34partilerimizi doldurmaya devam edeceğiz. Biz bundan
09:37vazgeçmeyeceğiz. Itirafı beklenir. Mülakatları mülakat
09:41gibi yapacağız demek geçmişten bugüne yapmadık demektir.
09:44Mülakat yapmayacağız diyerek seçime girip mülakat yapmaya
09:48devam etmek yurttaşları ve öğretmenlerimizi kandırmak
09:52demektir. Bakan tamamen sanal ortamda kodlamalar üzerine
09:57yürüyen bir sistemle kamera kayıtları ve yazılı
Yorumlar