DAMLA PAMİR: Allah aşkıyla sevdiğim bir tanem Hocamızın sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sizler de hoş geldiniz. Buyurun Didem Hocam.
DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Başbakan Erdoğan İmralı’yla görüşmelerle ilgili yeni bir açıklama yaptı Hocam. “İstihbarat Teşkilatı yürütmenin en önemli ayağıdır. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Bizler siyasetçi olarak böyle bir görüşmenin içinde olmadık, olmayacağız. Biz terörle mücadele, siyasetçiyle müzakere ederiz. Ayrıca teröre bulaşmış suçlulara genel af asla söz konusu değildir. İmralı için ev hapsi gibi şeyler uyduruluyor. Böyle bir şey asla söz konusu değildir. Ak Parti iktidarında asla böyle bir şey mümkün değildir” dedi.
ADNAN OKTAR: Bu mühim bir açıklama. Biz kimsenin hapiste olmasını zaten istemeyiz. Ben hiç kimsenin hapiste olmasını istemem. Ama suç işlediyse; vicdanın, aklın, dinin, imanın gereği o. Gereğini yapacak. Yani suç cezasız mı olacak? Olmaz. Allah’ın kanununda bu yok. Cehennem var ahirette. Suç oldu mu karşılığını görür. İyilik de varsa, iyilik de karşılığını görür. O yüzden Başbakanımızın açıklaması iyi olmuş. Çünkü bir şüphe ve kuşku oluşmuştu, onu netleştirmiş.
DİDEM ÜRER: Fatih Altaylı BDP’nin güvenilir bir isimden aldığı bilgiye göre PKK’nın önce ateşkes yapacağını, sonra silah bırakacağını ve bunların kamuoyunun beklentisinden çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşeceğini iddia etti. Ayrıca AK Parti’nin yeni Anayasayı kısa süre içinde BDP ile uzlaşılan konulara göre yenileyeceğini ve Mayıs sonuna kadar PKK’lı teröristlerin Türkiye sınırları dışına çıkıp, sonra da silahsız bir şekilde köylerine döneceklerini öne sürdü. “Gördüğüm kadarıyla bundan sonra şehit cenazesi gelmeyecek” dedi.
ADNAN OKTAR: Fatih Altaylı diyor bunu?
DİDEM ÜRER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Yok, ben de tam aksini söylüyorum. Hiçbir şekilde PKK böyle bir şeyi kabul etmez. Ne İranlı Kürt komünistler kabul eder, ne Iraklı Kürt komünistler kabul eder, ne Suriye’deki Kürt komünistler kabul eder, ne de Türkiye’deki Kürt komünistler kabul eder. Böyle bir şey yok. Sonuna kadar komünist mücadeleye devam ederler. Sadece bizim milletimizin hassasiyetini, iradesini kırmak için antikomünist iradeyi ve kararlılığı, mücadele azmini kırmak, PKK’ya karşı gelişen direnci zayıflatmak, hassasiyeti azaltmak için yapılmış, PKK’nın atraksiyonlarından bir tanesi. Marksist- Leninist prensiplerde bu vardır; bir ileri, iki geri. Lenin’in kitabı da var bu konuda. Sadece millette oluşan nefreti sakinleştirmek için bir propaganda metodu. Köyüne dönecek… Köyüne dönüp ne yapacak adam? Tavuk mu yetiştirecek? Belli ki yeni yeni komünistler yetiştirmek için uğraşacak. Komünist propaganda yapacak. Bölgeyi komünist yapıncaya kadar kararlı bir şekilde mücadele edecek. Devlet zaten Darwinizmi, materyalizmi anlatıyor okullarda. Onlar da gidip Darwinizmi, materyalizmi anlatacaklar; ateizmi anlatacaklar; Marksizmi, Leninizmi anlatacaklar. Propagandayla asıl zaten. Propaganda yaptıktan sonra silahı adamın eline tutuşturmak zor bir şey değil ki. Gayet kolaydır. Yani silah, bir günde isteseler bölgeyi adamlar silahlandırırlar. Öyle bir konu olmaz. Kamyonla getirirler silahı. Silah sorun değil ki. Mühim olan adamların kafasındaki o düşüncenin atılması. Hala silah bırakmaktan bahsediyorlar. Nereye bırakacak silahı yani? Nereye getirip bırakacak? “Bıraktım” der adam, sen inanmak durumundasın. Yani komünist katillerin, PKK’lı katillerin sözüne mi inanacağız? “Ben silah bıraktım, köyüme döneyim” diyecek. Yani böyle mantıkta bir açıklama var mı? Bu mantık mı? Buyurun.
DİDEM ÜRER: Ahmet Hakan, Öcalan’la görüşmelerin başlamasından sonra tüm milletimizin büyük bir umutla dolduğunu; akademisyeninden mahalle bakkalına, esnafa, taksi şoförlerine, annelere, babalara kadar herkesin, “aman bu görüşmeler kösteklenmesin, bu süreç bozulmasın” diye endişe ettiğini iddia etti. “Çözüme susadığımız için, Öcalan’la görüşme sürecine yeni doğmuş bir bebeğe karşı sergilediğimiz itinaya benzer bir itina sergiliyoruz. Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan’ın çalışma arkadaşlarına yazdığı mektupta işte bu bağlamda değerlendirilmelidir.”
ADNAN OKTAR: Bunlar laf. PKK geçici olarak bir ateşkes yaptı hakikaten şu an. Saldırmıyor, bu görülüyor. Bir toparlanma sürecine girdiler anladığım kadarıyla. Yeni bir strateji ayarlıyorlar. Muhtemelen Suriye’deki komünistleri de devreye sokacak. Iraklı komünistleri de devreye sokarak çok esaslı bir atak düşünüyorlardır. Şu an kamuoyunun direncini kırma noktasında yoğun bir gayret var. Benim gördüğüm. Kamuoyu da diyecek ki; “Ne sempatik adammış bu Abdullah Öcalan. Ne iyi adammış, bak milletin iyiliğini istiyor; terörü, anarşiyi durduruyor. Başbakan durduramıyor, hükümet durduramıyor, dünya durduramıyor, ama Abdullah Öcalan durduruyor. Adam, gerçek lider oymuş” diyecekle
Yorumlar