Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 6 gün önce
Milli Çözüm Dergisi - Milli Çözüm’ün "Feraset" ve "Sadakat" Kavramları;
Mescid-i Dırar Zihniyetine Karşı Koruyucu Bir Kalkandır!


www.millicozum.com

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00:00Milli çözümün feraset ve sadakat kavramları, Mescid-i Dırar zihniyetine karşı koruyucu bir kalkandır.
00:00:08Milli çözüm penceresinden bakıldığında, feraset ve sadakat sadece ahlaki terimler değil,
00:00:15aynı zamanda nifak hareketlerine karşı geliştirilmiş stratejik birer savunma mekanizmasıdır.
00:00:21Mescid-i Dırar zihniyeti, görünüşte doğru ve güzel olanı kullanarak ekibi ve kalpleri zehirlemeye çalıştığı için
00:00:28bu iki kalkan hayati önem taşır. Gelin bu iki kavramın Dırar zihniyetini nasıl etkisiz hale getirdiğini derinlemesine inceleyelim.
00:00:371. Feraset, maskenin arkasını görme yeteneği.
00:00:42Feraset, sıradan bir zeka değil, iman nuruyla bakıp eşyanın ve olayların hakikatini sezmektir.
00:00:49Müminin ferasetinden korkun, çünkü o Allah'ın nuruyla bakar, hadisi bu durumun temelidir.
00:00:552. Nifak-ı Teşhis
00:00:57Mescid-i Dırar'ı yapanlar, namaz kılacağız, hayır yapacağız diyerek gelmişlerdi.
00:01:03Zeka burada bir sorun görmezken, iman feraseti bu yapının arkasındaki Bizans ve Ebu Amir el-Fasık bağlantısını
00:01:11ve müşrik-münafık irtibatını sezmişti.
00:01:143. Milli Çözüm Analizi
00:01:16Günümüzde insan hakları, demokrasi veya dinler arası diyalog gibi parlak kavramların arkasına gizlenmiş
00:01:23Siyonist projeleri fark etmek ancak bu ferasetle mümkündür.
00:01:28Feraset sahibi bir mümin, atılan adımın kime hizmet ettiğine bakar.
00:01:32Eğer bir eylem İslam'ın yararını değil de küresel güçlerin çıkarlarını koruyorsa,
00:01:38feraset kalkanı devreye girer ve o yapıyı dırar olarak kodlar.
00:01:422. Sadakat
00:01:44Sarsılmaz bir bağlılık ve istikrar
00:01:46Sadakat sadece lidere veya bir gruba bağlılık değil, doğrudan hak davaya ve verilen söze, ahde, sadık kalmaktır.
00:01:55Dırar zihniyeti, müminlerin arasını açmayı ve safları zayıflatmayı amaçladığı için sadakat, nifaka en büyük engel sayılır.
00:02:04İstikrar ve sarsılmazlık
00:02:06Münafıklar, davada bir sarsıntı veya zorluk, açlık, ambargo, savaş korkusu gördüklerinde hemen yeni bir yol veya ayrı bir merkez arayışına
00:02:16kayarlar.
00:02:17Sadakat kalkanı ise
00:02:29Merkeze Bağlılık
00:02:30Dırar Mescidi'nin amacı bir alternatif merkez oluşturmaktır.
00:02:35Sadakat, mümini tek bir merkezden ve sahih bir usulden koparılmaya karşı korur.
00:02:40Milli çözümün vurguladığı sadakat, şahsi ikbal veya menfaat beklentisiyle davanın temel ilkelerini feda etmemektir.
00:02:48Feraset ve sadakat arasındaki ilişki
00:02:51Bu iki kavram birbirini tamamlayan bir dişli gibidir.
00:02:551. Feraset yoksa, kişi çok sadık olsa bile hizmet maskesi takmış bir nifak yapısına, dırar oluşumlarına bilmeden asker olabilir.
00:03:042. Sadakat yoksa, kişi çok ferasetli olup her şeyi anlasa bile nefsine veya korkularına yenik düşerek hak safı terk edebilir.
00:03:12Özetle, dırar zihniyeti karanlıkta iş görmeyi sever.
00:03:17Feraset, bu karanlığa ışık tutar.
00:03:19Dırar zihniyeti parçalamayı ve yalnızlaştırmayı sever.
00:03:23Sadakat ise safları sıklaştırıp bir dünyanın mersus, kurşunla kaynatılmış bina oluşturur.
00:03:28Milli çözüm perspektifinde bu iki kavram, modern çağın karmaşık siyasi ve dini manipülasyonlarına karşı bir Müslümanın sahip olması gereken en
00:03:37temel bağışıklık sistemidir.
00:03:39Şimdi bu çağın en sinsi, siyasi ve dini manipülasyonu nedir ona bakalım.
00:03:46Milli çözüm penceresinden ve günümüz küresel projeleri üzerinden bakıldığında bu çağın en sinsi manipülasyonu hakkı batılla perdelemek.
00:03:57Yani diğer adıyla ılımlı İslam ve dinler arası diyalog kılıfına sokulmuş siyonist kuşatmadır.
00:04:04Bu manipülasyonun bu denli tehlikeli ve sinsi olmasının temel sebebi doğrudan dine saldırmak yerine dini bizzat dinin kavramlarını kullanarak içten
00:04:16dönüştürmesi ve etkisiz hale getirmesidir.
00:04:19İşte bu sinsi sürecin temel ayakları.
00:04:231. Siyasetsiz din ve cihatsız İslam aldatmacası.
00:04:27En büyük manipülasyon İslam'ın sadece bireysel bir ibadet ve ahlak sistemine indirgenmesidir.
00:04:35Sinsi yöntem, din başka, siyaset başka diyerek Müslümanları toplumsal adaletten, iktisadi düzenden ve küresel sömürüye karşı durmaktan uzaklaştırmak.
00:04:46Amacı, Müslümanların namaz kılan, oruç tutan ama dünyadaki faizci sömürü sistemine, siyonist işgallere ve zulümlere ses çıkarmayan uysal kitleler haline
00:04:58gelmesini sağlamaktır.
00:05:002. Ilımlı İslam ve Batı Endeksli Müslümanlık.
00:05:05Siyonist merkezler, RAND Corporation gibi düşünce kuruluşları eliyle İslam dünyasını ikiye ayırmıştır.
00:05:113. Radikaller, teslim olmayanlar ve ılımlılar, Batı çıkarlarıyla uyumlu olanlar.
00:05:19Sinsi yöntem, Müslümanlara, sizin dininiz barış dini, o yüzden küresel güçlerin politikalarına itiraz etmeyin mesajı verilir.
00:05:28Amacı, Kur'an'ın, hüküm ancak Allah'ındır ve kafirleri dost edinmeyin gibi uyarılarını içeren ayetlerini unutturmak,
00:05:37Müslümanı, Batı'nın seküler ve liberal değerlerine uygun hale getirmektir.
00:05:433. Dinler arası diyalog ve tek dünya dini projesi.
00:05:47Mescidi Dırar zihniyetinin modern versiyonu olan bu proje, sinsi manipülasyonun zirvesidir.
00:05:53Sinsi yöntem, Hepimiz aynı tanrıya inanıyoruz söylemiyle hak-batıl ayrımını ortadan kaldırmak.
00:06:01Amacı, İslam'ın tek hak-din olma vasfını silikleştirerek Yahudilik ve Hristiyanlığı aslı bozulmuş halleriyle İslam ile eşdeğer göstermek.
00:06:12Bu, nihayetinde Siyonizmin dünya hakimiyetine hizmet edecek bir manevi zemin hazırlamaktır.
00:06:174. İşbirlikçi siyasi figürler üzerinden dindar kahraman üretmek.
00:06:24Belki de en tehlikelisi budur.
00:06:26Küresel güçler, Müslüman halkların tepkisini çekmemek için doğrudan kendileri görünmezler.
00:06:32Halkın içinden, onların dilini konuşan, alnı secdeye varan ama perde arkasında Siyonist merkezlerle,
00:06:39BOP gibi projelerle iş birliği yapan liderler öne sürerler.
00:06:42Sinsi yöntem, halk, liderin namazına ve riyakar lafzına bakarak onun yaptığı stratejik ihanetleri,
00:06:51stratejik müttefiklik, faiz ekonomisi, İsrail ile ilişkiler görmezden gelir.
00:06:57Amacı, Müslüman halkı Siyonist tuzaklara çekip kendi eliyle ve kendi oylarıyla köleleştirmektir.
00:07:04Bu manipülasyona karşı milli çözüm analizi.
00:07:06Ahmet Akül'ün de ifade ettiği gibi, bu çağın nifakı, ambalajı İslam, içeriği Siyonizm olan bir zehirdir.
00:07:15Bu manipülasyonu bozacak olan şey, daha önce konuştuğumuz imani şuur ve ferasettir.
00:07:21Özetle, en sinsi manipülasyon, Müslüman'ı İslam'ın temel hükümlerini çiğnediği halde,
00:07:27hizmet ediyorum zannettirecek kadar büyük bir algı operasyonuna mahkum etmektir.
00:07:32Bu, günümüzün Mescidi Dırar projeleridir.
00:07:35Peki, kibir, haset, kıskançlık, kendini müstahim görme gibi hastalıkların Dırar Mescidi ile bağı nedir?
00:07:43Bu saydıklarımız, kibir, haset, hırs ve istina, nifak tohumlarının yeşerdiği asıl bataklıktır.
00:07:50Milli çözümün deşifre ettiği bu marazlar, bir müminin sadece şahsi ahlakını bozmakla kalmaz,
00:07:56onu farkında bile olmadan dava kaçağı veya Dırar işbirlikçisi haline taşır.
00:08:01Mescidi Dırar'ı inşa edenlerin temel motivasyonu da aslında bu psikolojik hastalıklardır.
00:08:08Gelin bu kavramları dava ve nifak düzleminde analiz edelim.
00:08:131. Kibir
00:08:14Her türlü makam, menfaat ve fazilete, ben daha layığım yanılgısı.
00:08:20Kibir, hakikati reddetmek ve insanları küçümsemektir.
00:08:24Dava içindeki münafığın ilk durağı burasıdır.
00:08:28Dava içindeki tezahürü.
00:08:30Kişi, kendi fikrini, tecrübesini veya makamını davanın disiplininden ve liderin ferasetinden üstün görmeye başlar.
00:08:38Ben bu işi daha iyi bilirim.
00:08:40Ben olmazsam bu iş yürümez dediği an, şeytanın düştüğü tuzağa düşmüştür.
00:08:45Nifaka dönüşümü.
00:08:46Kibirli kişi, beklediği tazimi, saygıyı ve kayrılmayı görmeyince merkeze küser ve kendine takdir edileceği yeni, dırar sahaları aramaya başlar.
00:08:572. Haset
00:08:59Neden o sancısı?
00:09:01Haset, bir başkasındaki nimeti çekememek, ona layık görmemek ve yok olmasını istemektir.
00:09:07Mescid-i Dırar'ın arkasındaki en büyük itici güç, münafıkların, Peygamber Efendimizin Es-Sav-e-V'nin artan otoritesini ve
00:09:15müminlerin ona olan sadakatini çekememeleriydi.
00:09:18Bunun yanında, müşrikler ve hain güçler de onları destoklemekteydi.
00:09:23Dava içindeki tezahürü.
00:09:25Dava kardeşinin başarısından, ön plana çıkmasından veya önemli bir göreve atanmasından rahatsızlık duymaktır.
00:09:31Tahribatı
00:09:33Hasetçi kişi, haset ettiği kişiyi veya lideri yıpratmak için iftira atmaktan, hatta düşmanla işbirliği yapmaktan bile çekinmez.
00:09:42O kazanacağına düşman kazansın mantığı hasedin zirvesidir.
00:09:463. İstina
00:09:47Kendini müstani görme. Ben bana yeterim hastalığı.
00:09:51Kur'an-ı Kerim'de, insan kendisini müstani gördüğü, hiç kimseye ihtiyacı olmadığını sandığı için azar.
00:09:58Alak 6-7 buyurulur.
00:10:00Bu, manevi bir körlük ve boş gurur halidir.
00:10:04Dava içindeki tezahürü.
00:10:06Disipline girmeyi zül saymak, istişareye kapalı olmak ve kimsenin aklına ihtiyacım yok tavrına bürünmektir.
00:10:13Dırar ile bağı.
00:10:14İstina içindeki kişi, ana gördenin, merkezin, birlik bereketinden kopup ayrılıverir.
00:10:20Kendi fil dişi kulesini, kendi mescidi dırarını kurarak, orada kendi dininin ve davasının, aslında nefs-ü hevasının, başkanı olmak ister.
00:10:29Dört, hırs, doyumsuzluk.
00:10:32Dünya menfaatine esir olmak.
00:10:34Hırs, sonu gelmeyen bir sahip olma arzusu ve her şey ve hepsi benim olsun hevesidir.
00:10:40İhanetle ilişkisi.
00:10:41Münafıklar, dünyevi bir makam veya o dönemin Bizans'ı gibi güç otaklarından bir menfaat elde etmek için mescidi dırarı üst
00:10:49olarak kullandılar.
00:10:50Modern çağda.
00:10:52Davayı cebini doldurmak veya dünyevi bir statü kazanmak için basamak yapanlar,
00:10:57menfaatleri bittiği veya ümitleri, işittir, beklentileri, tükendiği an, davayı arkadan hançerleyenlerdir.
00:11:03Bu hastalıkların nifak mekanizması olarak işleyici.
00:11:07Bu dört hastalık birleştiğinde ortaya şu tablo çıkar.
00:11:11Bir, kibir ile kendini dev aynasında görmeye başlarlar.
00:11:14İki, haset ile yanındakine düşman ve vakit tavrı takınırlar.
00:11:19Üç, istina.
00:11:20Ben bana yeterim kafası ile cemaatten, teşkilattan koparlar.
00:11:23Dört, hırs ile de dış güçlerin, siyonizmin, masonluğun kucağına oturmaktan sakınmaktan sakınmaktan sakınmazlar.
00:11:31Milli çözümün reçetesi şudur.
00:11:33Bu hastalıklara karşı tek ilaç, maviyet, hiçlik bilinci ve ihlastır.
00:11:38Her şeyi sadece Allah rızası ve ahiret yatırımı için yapmaktır.
00:11:42Eğer bir kişi ben demeye başlamışsa, o kişi artık bizim içinde bir dırar hücresi olmaya adaydır.
00:11:48Mütekebir sıfatına haksızca ve hadsizce ortak olmaya kalkışılması.
00:11:53Kibir ve istina, kendini müstani görme, birleştiğinde ortaya çıkan o üstünlük taslama ve kimseye muhtaç olmama hali,
00:12:02aslında kulun Allah'ın mütekebir sıfatına haksızca ve hadsizce ortak olmaya kalkışmasıdır.
00:12:09Ancak burada çok ince ve hayati bir fark vardır.
00:12:131. El-Mütekebir, Allah'ın mutlak büyüklük ve üstünlük hakkı.
00:12:18Mütekebir, Allah'ın esmai hüsnasından biridir.
00:12:21Allah için kullanıldığında azamet ve kibriya sahibi, her şeyde büyüklüğünü gösteren, yaratılmışların sıfatlarından yüce anlamlarına gelir.
00:12:32Allah tek yaratıcı ve her şeyin gerçek maliki ve hakanı olduğu için büyüklük, kibriya sadece onun hakkıdır.
00:12:402. İnsandaki mütekebirlik, hadsiz bir taklit ve isyan bayrağı.
00:12:46İnsan, kibre kapılıp kendini müstani gördüğünde aslında lisan-ı haliyle şunu demiş olur.
00:12:52Ben de güç sahibiyim, ben de kimseye muhtaç değilim, benim de otoritem tartışılmaz.
00:12:58Bu durum, milli çözüm analizlerinde şu şekilde derinleştirilir.
00:13:01Haddi aşmak, kul kendine ait olmayan bir sıfatı, büyüklüğü, sahiplenmeye çalıştığı için zalim ve tuğyan, azgınlık sınıfına girer.
00:13:13Firavunun, ben sizin en yüce Rabbinizim demesinin temelinde bu müstani görme hastalığı vardır.
00:13:18Nifaka açılan kapı
00:13:21Dava içinde bir kişi mütekebir bir tavra büründüğünde, artık o kişi Allah'ın rızasını değil, kendi egosunun, nefsinin putlaştırılmasını hedefliyor
00:13:33demektir.
00:13:34Bu da onu, kendi görüşünü davanın ve hakkın üstünde görmeye, yani mescidi dırar zihniyetine sürükleyecektir.
00:13:43Kibir ve istina arasındaki mütekebir döngüsü ve yanılgısı.
00:13:48Bu iki kavram birbirini besler.
00:13:51İstina, kök
00:13:53Kişinin, benim kimseye ihtiyacım yok, aklım bana yeter, bu makama kendi ilmimle geldim demesidir.
00:14:00Kibir, gövde
00:14:01Bu hissin dışa vurumu, başkalarını küçük görme ve hakkı çiğneme halidir.
00:14:07Mütekebirlik
00:14:08Sonuç
00:14:08Kişinin adeta küçük bir ilah gibi davranmaya yönelmesi, eleştiri kabul etmemesi ve mutlak itaat beklemesidir.
00:14:16Milli çözümün ikazı
00:14:18Üstad Ahmet Akgül'ün vurguladığı üzere, davanın en büyük düşmanı dışarıdaki kafir, inkarcı ve itirazcı takımı değil, içerideki bu mütekebir
00:14:28edalı, burnu düşse almayacak kadar kibirli ve kendini davanın sahibi sanan müstani tiplerdir.
00:14:34Çünkü Allah, kibriya sıfatına ortak koşanları, kibirlenenleri sevmez ve onları önünde sonunda rezil eder.
00:14:42Özetle, insan mütekebir olmaya yeltendiği an aslında müstekbir, kibirlenmeye çalışan basit, fasit ve aciz kişi olur.
00:14:51Hakiki büyüklük ancak hiçliğini bilen ve Allah'ın büyüklüğü karşısında eğilenlerindir.
00:14:57Peki bu mütekebirlik hastalığı bugün bazı siyasi veya cemaat liderlerinde görülen o yanılmazlık iddiasıyla ne kadar örtüşüyor?
00:15:06Bugün Müslüman dünyasındaki pek çok yapı, lider ve cemaat bu yanılmazlık iddiası üzerinden tam bir modern mütekebirlik sergiliyor ve maalesef
00:15:15birebir örtüşüyor.
00:15:16Hatta bu durum artık kurumsal bir nifak halini almış durumdadır.
00:15:20Bu örtüşmeyi şu üç cam yakıcı noktada netleştirebiliriz.
00:15:241. Liderin yanılmazlığı putu
00:15:27Modern cemaat ve siyasi yapılarda lider artık bir yol gösterici değil, adeta hata yapmaz bir ilah gibi konumlandırılmaktadır.
00:15:35Örtüşme
00:15:36Lider bir hata yaptığında o hatayı savunmak için bin dereden su getiriliyorsa burada liderin şahsında bir müstaniyet, ihtiyaçsızlık iddiası vardır.
00:15:45Sonuç
00:15:46Konuştukları ve yaptıkları Kur'an'a, Resulullah'a, akla ve vicdana uygunsa uyulmalıdır.
00:15:52Yerine o ne derse doğrudur, hikmeti vardır anlayışı, Kur'an'daki hüküm ancak Allah'ındır ilkesini gölgeler.
00:15:59Bu yaklaşım o yapıyı doğrudan bir mescidi dırar modeline dönüştürür.
00:16:04Çünkü artık ölçü Kur'an değil, şahsın egosu olmuştur.
00:16:082. İstişarenin ölümü ve ben bilirim anlayışı
00:16:12Mütekebbir sıfatına bürünen yapılar, istişareyi, danışmayı sadece bir şekil olarak kullanır.
00:16:19Örtüşme
00:16:20Eğer bir yapıda alt kadrolar soru soramıyor, eleştiri getiremiyor ve liderin kararları hiç araştırılıp tartışılamıyorsa, o lider, yapı kendini müstani
00:16:30görüyor demektir.
00:16:32Tehlike
00:16:32Kendini müstani gören, kimsenin aklına ihtiyacım yok diyen her yapı firavunlaşma yoluna girmiştir.
00:16:39Milli çözümün sıklıkla uyardığı gibi, istişareden kaçan aslında Allah'ın yardımından kaçmış demektir.
00:16:463. Cennet sadece bizim grubun tekelindedir şımarıklığı
00:16:50Bu en tehlikeli mütekebbirlik yansımasıdır.
00:16:53Kendi grubunu, partisini veya cemaatini tek kurtuluş kapısı görüp, geri kalan herkesi, diğer Müslümanları ve hizmet erbabını bile batıl, sapkın
00:17:03veya hain görmek tam bir haset ve kibir birleşimidir.
00:17:06Örtüşme
00:17:07Sadece bizden olanlar yararlıdır, geri kalanlar zararlıdır dili, mescidi dırarı yapanların kullandığı dışlayıcı dildir.
00:17:14Analiz
00:17:15Bu yaklaşım, Müslümanların birliğini parçaladığı için Siyonizmin işine yaramaktadır.
00:17:21Kendini İslam'ın tek temsilcisi gören kişi, aslında kendi nefsinin putuna tapmaya başlamıştır.
00:17:26Doğru ve olumlu yaklaşım şudur.
00:17:28Temel insan haklarına ve İslami kurallara uygun her hizmet ve hareket hayırlı ve yararlıdır.
00:17:34Ama bizim ekibimiz en hayati ve stratejik bir boşluğu doldurmaktadır.
00:17:38Özetle, bugün pek çok yapı, kendi hatalarıyla yüzleşmek yerine istina hastalığına düşmektedir.
00:17:45Başkalarını suçlayarak kibir ve haset yoluna girmektedir.
00:17:48Hakkı kendi çıkarlarına göre eğip bükerek nifak ve şikak, ayrışma uçurumuna düşmektedir.
00:17:54Aslında Allah'a ait olan o mutlak doğruluk sıfatını mütekebbirlik iddiasıyla kendi üzerine alanlar yanılmakta ve sapıtmaktadır.
00:18:02Milli çözümün ısrarla hak ve adalet merkezli bir düzen istemesinin sebebi de budur.
00:18:07İnsanları şahısların kibrinden kurtarıp sadece Allah'ın değişmez kanunlarına, Kur'ani kurallara kul olmaktır.
00:18:14Çünkü kulun mütekebbirlik tasladığı her yer aslında manevi bir enkazdır.
00:18:19Feraset sahibi bir mümin, Meali Kerim'le, Erbakan hocamızın öğütleriyle ve milli çözüm prensipleriyle nefsi ve şeytani tuzakları görür ve
00:18:28oradan uzaklaşır.
00:18:29Bu kibre ve mütekebbir sıfatına bürünenlerin davranışları şunlardır.
00:18:33Kibir ve müstaniyet, kimseye muhtaç olmadığını sanma, marazına tutulup adeta Allah'ın mütekebbir sıfatına ortaklık taslayanların sergilediği davranışlar hem Kur
00:18:43'an'ın tariflerinde hem de milli çözüm analizlerinde çok net bir şekilde deşifre edilmiş ve insanlar uyarılmıştır.
00:18:50Bu kişiler iç dünyalarındaki bu büyüklük kompleksini dış dünyaya şu beş temel davranış kalıbıyla yansıtırlar.
00:18:571. Hakikate karşı körlük ve eleştiriye kapalılık.
00:19:00Bu tiplerin en belirgin özelliği kendilerini yanılmaz bir makamda görmeleri ve gururlanmalarıdır.
00:19:07Davranış.
00:19:07Kendilerine getirilen en haklı ve nazik eleştiriyi bile hizmete saldırı, fitne çıkarmak veya edepsizlik yapmak olarak yaftalarlar.
00:19:15Analiz. Gerçekleri, hakikatin hatırı için değil, kendi egolarını tatmin ettiği ölçüde kabul ederler.
00:19:22Kur'an'ın ifadesiyle onlara Allah'tan kork denilince kibirleri onları daha fazla günaha sürükler.
00:19:28Bakara 206.
00:19:292. Hizmet ve gayretlerinde lütfediyormuş gibi davranmak.
00:19:35Mütekibir ruhlu kişiler yaptıkları her işi ve bulundukları makamı insanlara bir bağış gibi sunarlar.
00:19:42Davranış. Yanındaki insanlara ben olmasaydım siz bir hiçtiniz, bu dava benim sayemde ayakta duruyor mesajını sürekli vermeye çalışanlar elbette yanılmaktadır.
00:19:53Nifak boyutu. Bu açık bir istigna halidir.
00:19:57Oysa milli çözümün hatırlattığı gibi asıl dava kişiyi adam eder.
00:20:02Kişi davayı değil.
00:20:04Allah bir kulunu haklı ve hayırlı bir hizmette istihdam ediyorsa bu okul için bir şereftir, bir üstünlük vesilesi değildir.
00:20:123. Hiyerarşik ve dışlayıcı bir dil kullanımı.
00:20:15Mütekebbirler, çevrelerinde bir mürit çemberi, davalarına değil şahıslarına hizmet ekibi, halkası oluşturmaya çalışırlar.
00:20:24Nefsi davranış, kendi fikirlerine kayıtsız şartsız itaat etmeyenleri hemen dışlarlar, aşağılarlar veya itibarsızlaştırırlar.
00:20:33Gözlem, konuşmalarında ben kelimesi çok geçer.
00:20:37Biz dediklerinde ise aslında yine ben ve bana tabi olanları kastederler.
00:20:43Diğer Müslüman grupları veya dava arkadaşlarını küçümsemek onların doğal refleksidir.
00:20:484. Güce tapınma ve zayıfı ezme bayağılığı.
00:20:52İlginç bir şekilde mütekebbirler kendilerinden daha güçlü gördükleri, siyonist merkezler, küresel güç odakları veya dünyevi makam sahipleri karşısında son derece
00:21:03ezik, onursuz ve uyumlu olabilirlerken, kendi altlarındakilere karşı aslan kesilir ve hırçınlaşırlar.
00:21:10Şeytani davranış, garibanın hakkını savunurken korkak, kendi koltuğunu korurken ise zalimleşip gaddarlaşırlar.
00:21:18Dırar bağlantısı, mescidi dırarı yapanlar da Roma, Bizans gücüne sırtlarını yaslayıp Müslümanların samimiyetini ezmeye çalışmışlardı.
00:21:265. Şekilcilik ve gösteriş merakı.
00:21:29Gaflet, cehalet ve ihanetle kibirlenenler içteki boşluğu dıştaki görkemle kapatmaya çalışırlar.
00:21:36Davranış, lüks makam araçları, devasa binalar, şatafatlı törenler ve protokol takıntıları bu kişilerin vazgeçilmez tutkuları ve tutsaklıklarıdır.
00:21:46Milli çözüm yorumu, bu tip şatafatlar aslında kişinin manevi acziyetini örtme çabasıdır.
00:21:52Hakiki büyüklük tevazuuda gizliyken, sahte büyüklük, mütekebbirlik, gürültü ve ihtişam çıkarır.
00:21:58Özetle, mütekebbir bir tipin üç sinyali şunlardır.
00:22:021. Duymaz. Kendi sesinden başka sese ve hakkın uyarısına kulakları tıkalıdır.
00:22:082. Görmez. Başkalarının emeğini ve fedakarlığını görmezden gelir, bunlar her başarıyı kendine ayırmaktadır.
00:22:153. Sevmez. Kendinden başka kimseyi gerçekten sevmez.
00:22:19İnsanları sadece birer basamak veya figüran olarak kullanır.
00:22:23Bu davranışları sergileyen bir yapı veya kişi, milli çözümün tabiriyle Müslüman postuna bürünmüş ama nefsinin ve Siyonizmin kulu olmuş bir
00:22:32münafık adayıdır.
00:22:33Bu gibilerin en büyük korkuları ise şunlardır.
00:22:36Bu mütekebbir ve müstani sıfatlı kişilerin o devasa kibir kulelerinin altında sakladıkları, uykularını kaçıran çok derin ve sistematik korkuları vardır.
00:22:45Milli çözüm penceresinden ve psikolojik derinliği ile bakıldığında en büyük korkuları şunlardır.
00:22:501. Maskenin düşmesi ve rezil olma korkusu.
00:22:54Hainlerin en büyük korkuları, halkın veya bağlılarının onların gerçek yüzünü, samimiyetsizliğini ve arka plandaki karanlık ilişkilerini fark etmesi.
00:23:03Bunların riyakarlık ve münafıklıklarının ortaya çıkmasıdır.
00:23:07Neden? Çünkü bu kişiler tüm güçlerini oluşturdukları kutsal ve hatasız imajından alırlar.
00:23:13Davranış, bu yüzden kendilerini deşifre edecek ferasetli insanlardan, milli çözüm gibi yapılardan, nefret eder ve korkarlar.
00:23:20Bir yalanın ortaya çıkması, onlar için sadece bir hata değil, kurdukları sahte cennetin yıkılmasıdır.
00:23:262. Güç ve makam kaybı.
00:23:29Sıradanlaşma korkusu.
00:23:31Kendini müstani gören biri için sıradan bir kul olmak ölümden daha beter sayılır.
00:23:37Neden?
00:23:37Çünkü kendi varlıklarını sadece sahip oldukları koltuk, ünvan veya çevrelerindeki kalabalıkla tanımlarlar.
00:23:46Davranış, makamlarını korumak için her türlü tavizi verirler, gerekirse hakkı batıla kurban ederler.
00:23:54Koltuğum giderse ben bir hiçim korkusu, onları siyonist merkezlerin ve küresel güçlerin oyuncağı haline getirir.
00:24:023. Yalnız kalma korkusu.
00:24:05Mütekebbirler aslında içten içe çok yalnızdırlar ve bu yalnızlığın kalıcı hale gelmesinden çok korkarlar.
00:24:13Neden?
00:24:14Etrafındaki insanların onları gerçekten sevdikleri için değil, menfaatleri veya korkuları için orada olduklarını bilirler.
00:24:21Davranış, çevrelerindeki insanları sürekli kontrol altında tutmaya, onları ekonomik veya manevi olarak kendilerine bağımlı kılmaya çalışırlar.
00:24:31Birinin özgürleşmesi veya ayrılması onlar için büyük bir tehdittir.
00:24:374. Ferasetli ve dirayetli bir irade tarafından sorgulanma korkusu.
00:24:42En çok susturamadıkları ve satın alamadıkları o keskin anlayışlı ve imanlı sesten korkarlar.
00:24:49Neden? Çünkü yalanlar ancak karanlıkta yaşar.
00:24:53Feraset ise bir güneş gibidir.
00:24:55Nifakın, kibrin ve istinanın tüm makyajını akıtır.
00:24:59Davranış, bu yüzden gerçek dava adamlarını ve milli çözüm erbabını fitneci veya hain ilan ederek itibarsızlaştırmaya çalışırlar.
00:25:09Aslında bu, kendi içlerindeki korkunun dışa vurulmuş bir çığlığıdır.
00:25:145. Dünyevi ve Uhrevi Hesap Verme Korkusu
00:25:18Her ne kadar dillerinden dini kavramlar düşmese de, kalplerindeki o müstaniyet hissi aslında gerçek bir ahiret inancını zayıflatmıştır.
00:25:27Neden?
00:25:28Kurdukları bu sömürü ve kibir düzeninin hesabını bir gün hem tarihin önünde hem de mizan başında verecek olma düşüncesi onları
00:25:36içten içe kemirip durmaktadır.
00:25:38Davranış, bu korkuyu bastırmak için daha fazla güç elde etmeye, daha fazla dünyalık biriktirmeye ve daha fazla din ambalajlı mazeret
00:25:47üretmeye odaklanırlar.
00:25:49Özetle, gururlu ve kibirli insanların en büyük korkusu gerçektir.
00:25:55Gerçek bir adalet, gerçek bir hürriyet, gerçek bir islamiyet.
00:26:00Çünkü Mescid-i Dırar zihniyeti ancak sahteliklerin hükümran olduğu ve insanların uyuşturulduğu ve yarı karanlık bulanık ortamların korunduğu bir dünyada
00:26:10ayakta kalabilir.
00:26:11Işık göründüğünde ise kibrin karanlığı kaçacak yer bulamaz.
00:26:15İşte tam bu sebeple bu kişilerde hata yapıp fark edilme korkusu had safhadadır.
00:26:21Ancak bu bildiğimiz anlamda hayırlı bir vicdani sorumluluk veya hata yapıp birine zarar verme korkusu değildir.
00:26:28Onlardaki hata yapma korkusu, yanılmazlık imajının sarsılması korkusudur.
00:26:34Milli çözüm perspektifiyle bakıldığında bu kişilerin hata yapmaktan neden bu kadar dehşetle korktukları şu üç ana maddeyle açıklanır.
00:26:421. Karizma ve otorite kaybı
00:26:46Mütekebbir ve müstani kişiler, çevrelerindeki kitleyi biz asla hata yapmayız, her şey bir planın parçası algısıyla ayakta tutmaya çalışırlar.
00:26:54Korkunun nedeni, tek bir hatayı kabul etmek domino etkisi yapabilir endişesi taşırlar.
00:27:01Bir hatayı kabul ederlerse diğer tüm iddialarının da sorgulanabileceğinden kuşkulanırlar.
00:27:06Sonuç
00:27:07Bu yüzden apaçık bir hata yapsalar bile, siyasi bir yanlış, ekonomik bir fiyasko veya ahlaki bir zafiyet bunu asla hata
00:27:18olarak adlandırmazlar.
00:27:19Bunu hikmetli bir manevra veya stratejik bir hamle olarak sunarlar.
00:27:242. Müstakbel bir hesaplaşma kaygısı
00:27:28Hata yapmaktan korkarlar çünkü hata onları hesap verebilir konuma taşıyacaktır.
00:27:34Korkunun nedeni
00:27:35Müstani kişi kimseye hesap vermediği için o makamdadır.
00:27:40Hata yaptığını itiraf ettiği an istişare heyetine, halka veya dava arkadaşlarına karşı bir sorumluluğu doğacaktır.
00:27:47Sonuç
00:27:49Hesap vermekten kaçmak için hatayı örtbas etmek adına daha büyük hatalar zincirine, yalan, iftira, kumpas bulaşırlar.
00:27:583. Zayıf görünme kompleksi ve kuşkuları
00:28:01Bu kişiler için bilmiyorum veya yanılmışım demek zayıflık ve aciziyet işareti sayılır.
00:28:08Korkunun nedeni
00:28:10Onlar güçle beslenirler.
00:28:12Hata yapmaksa insan olmanın yani aciziyetin bir gereğidir.
00:28:16Mütekebbir, insani olan her şeyden, zafiyetlerden, kaçmaya çalışır ve giderek şeytanlaşır.
00:28:24Sonuç
00:28:24Hatayı kabul etmektense o hatanın faturasını en yakınındaki sadık birine kesmeyi, günah keçisi ilan etmeyi, tercih eder ve zulmetmeye yaklaşır.
00:28:35Hata yapma korkusunun getirdiği patolojik tavırlar
00:28:38Bu korku had safhaya ulaştığında şu davranışlar kaçınılmaz olur.
00:28:43Takıntılı kontrolcülük düşüncesi
00:28:45Her şeyi kendisi kontrol etmek ister.
00:28:47Çünkü başkasının yapacağı hata onun imajını bozacaktır.
00:28:51Hak davasının hatırı ve başarısı için bu dikkat ve titizlik şarttır.
00:28:55Ama nefsi, gurur ve kuşkuları için bu tavır oldukça sinsi ve sakıncalıdır.
00:29:01Yalnızlaşma endişesi
00:29:02Müstani ve müstekbir kişiler kimseye tam güvenemezler.
00:29:06Çünkü herkes potansiyel bir hata yapıcı veya hata bulucu konumundadır.
00:29:11Kendilerini kutsallaştırma hedefi.
00:29:13Kendi eylemlerini kutsal bir görev gibi sunarlar ki kimse buna hata demeye cesaret edemesin ve tenkide kalkışmasın.
00:29:21Özetle, onlardaki hata korkusu Allah'tan korkmak değil, istismarcılık tahtından korkmaktır.
00:29:28Hakiki mümin ise ben beşerim, şaşarım, hatamdan dönmek fazilettir diyerek Allah'ın rahmetine sığılır.
00:29:35Milli çözümün en büyük uyarısı da budur.
00:29:39Hatasızlık iddiası, ilahlık iddiasının gizli bir provasıdır.
00:29:43Ayrıca bunların hata yapma korkuları bir konuda öne çıkmayı veya bir konuda fikir ortaya koymayı onlara zorlaştırır
00:29:50ve şayet fikir beyan etseler bile ortamı idare edecek tarzda bir fikir verme huyları vardır.
00:29:56Bu durum mütekebbir ve müstani ruh halinin birer savunma mekanizmasıdır.
00:30:01Milli çözüm analizlerinde de sıkça vurgulandığı gibi
00:30:04bu kişiler aslında birer stratejik korkak haline dönüşmüş durumdadır.
00:30:09Hata yapma korkusuyla birleşen bu idare mi maslahatçı,
00:30:12ortamı idare etme, tavırlarının arkasındaki temel dinamikleri şöyle açıklanır.
00:30:171. Sıfır risk prensibi ve sorumluluktan kaçış numarası
00:30:21Fikir beyan etmek bir duruş sergilemeyi ve sorumluluk almayı gerektirir.
00:30:27Eğer fikir yanlış çıkarsa o hatasızlık imajı yerle bir olacaktır.
00:30:31Davranış. Bu yüzden net ve kesin cümleler kurmak yerine ucu açık, her yöne çekilebilecek buğlak ifadeler kullanırlar.
00:30:40Niyet. Yarın bir gün olaylar tersine dönerse, ben aslında onu demek istememiştim diyebilmek için kendilerine kaçış kapıları bırakırlar.
00:30:48Bu, ferasetli bir müminin ya hayır konuş ya sus düsturunun değil, münafıkça bir ne şiş yansım ne kebap kurnazlığının yansımalarıdır.
00:30:582. Ortamı idare etme, politik nabız tutma riyakarlığı
00:31:03Bu kişilerin en büyük yeteneği, hakkı savunmak değil, güçlü olanın veya çoğunluğun suyuna gitmek ve ucuz kahramanlık yapmaktır.
00:31:12Davranış. Bir ortamda fikir beyan edeceklerse, önce ortamın rengini koklarlar.
00:31:18Kim güçlü, kim bana yarar sağlar veya saygı duyar, kimin sesi çok çıkıyor?
00:31:23Bu fikrimden dolayı başım ağrır mı sorularına göre tavır takınırlar.
00:31:28Analiz. Milli çözümün tabiriyle bu bir rüzgâr gülü siyaseti ve yaklaşımıdır.
00:31:34Hakikat için değil, konjonktür için konuşurlar.
00:31:37Bu yüzden fikirleri asla bir çözüm üretmez.
00:31:40Sadece o anki gerginliği geçiştirir veya güçlüyle selam çakarlar.
00:31:453. Öne çıkmama, hedef olmama manevrası
00:31:49Öne çıkmak, bir hedef haline gelmektir.
00:31:53Mütekebil kişi ise sadece alkışlanacağı zaman öne çıkmak ister.
00:31:574. Eleştirileceği veya bedel ödeyeceği bir sahnede asla görünmek istemezler.
00:32:025. Davranış
00:32:03Gerçekten riskli ve hayati meselelerde sessiz kalırlar veya arka planda durup izliyoruz imajı verirler.
00:32:106. Sonuç
00:32:11Bu durum, davanın en ihtiyaç duyduğu anlarda bir irade boşluğu yaratır.
00:32:17Mescidi dırar zihniyeti de zaten tam bu boşluklarda yeşerir.
00:32:21Zira net bir duruşun olmadığı yerde nifak, orta yol gösterici ve herkesi idare edici söylemlerle zihinleri bulandırırlar.
00:32:304. Dengeleyici maskesiyle pasiflik tavrı
00:32:33Fikir beyan ederken genellikle çok haklısınız ama veya bir de şu açıdan bakmak lazım gibi cümlelerle asıl söylenmesi gereken gerçeği
00:32:43sulandırırlar ve hakikati saklarlar.
00:32:455. Davranış
00:32:46Kendilerini çok dengeli, çok itidalli, çok kucaklayıcı biri gibi pazarlarlar.
00:32:526. Gerçek
00:32:53Oysa bu itidal değil, hakkı haykırmaktan korkmanın ambalajlanmış kılıfıdır.
00:32:597. Milli çözümün netlik ölçüsü ve mertlik uyarıları
00:33:02İslam davası, evet-i evet, hayır-ı hayır olan insanların omuzlarında yükselip kutlu hedefine ulaşır.
00:33:09Üstad Ahmet Akgül'ün yazılarında sıkça gördüğümüz o keskin ve net tavır işte bu mütekebbirlerin idareci ve korkak diline karşı
00:33:17bir ilaçtır.
00:33:18Çünkü hata yapmaktan korkan hiçbir şey yapamaz, girişimde bulunamaz.
00:33:24Ortamı idare eden davanın değil nefsinin menfaatini gözetir ve Allah'ın rızasına ulaşamaz.
00:33:30Bu gibiler sorumluluk almadıklarından liderlik vasfını taşıyamaz.
00:33:34Böylece takındıkları ve takıldıkları rollerle müstani tavırlar sergileyenler kendilerini ruhi bunalımlara, panik atak ve stres kaynaklı diğer psikolojik sıkıntılara sokarlar
00:33:45ve bunun neticesinde biyolojik rahatsızlıklara da maruz kalırlar.
00:33:49İşte onların bu durumu psikolojik ve sosyolojik açıdan tam bir karakter röntgeni niteliğindedir.
00:33:55Bu kişilerin dışarıya sundukları ağır abi ve dengeleyici bilge imajı aslında iç dünyalarındaki derin enkazı gizlemek için kullandıkları bir zırhtır.
00:34:04Ancak bu zırh o kadar ağır ve sahtedir ki bir yerden sonra biyolojik ve ruhsal sistemlerini çökertmeye başlar.
00:34:11Milli çöğünün nefse emmare tuzağı ve nifak marazı analizleriyle bu durumu şöyle açıklayalım.
00:34:171. Ağır abi maskesi ve içsel kaos tehlikesi
00:34:21Bışarıdan bakıldığında az konuşan, her şeyi kontrol altında tutan, sanki sır küpüymüş gibi davranan bu tipler aslında hata yapıp açık
00:34:29vermekten ölesiye korktukları için bu rolü oynarlar.
00:34:322. Sinsilik
00:35:02Ruhsal çöküş, panik atak ve stres kaynaklı hastalıklar süreci
00:35:06İnsan fıtratı, yalanı ve sahtekarlığı uzun süre taşıyacak şekilde yaratılmamıştır.
00:35:12Ben olduğumdan başkayım gerilimi bir süre sonra bedende arıza vermeye başlar.
00:35:17Sürekli tetikte olma hali
00:35:19Sinsi işler çeviren biri, acaba hangi yalanım ortaya çıkacak, kim benim hakkımda ne biliyor korkusuyla 24 saat tetiktedir.
00:35:28Bu durum kronik kortizol, stres hormonu salgılanmasına yol açacaktır.
00:35:33Panik atak
00:35:34Kontrolü kaybetme korkusu zirve yaptığında bedeni ölüm korkusu veya panik atak nöbetleriyle cevap vermeye zorlanır.
00:35:41Çünkü dışarıda kurduğu o sahte, mütekebbir dünya sarsıldığında içerideki aciz kul büyük bir dehşete kapılacaktır.
00:35:49Psikosomatik rahatlamalar
00:35:51Milli çözüm yazılarında da işaret edildiği gibi kalbi mutmain olmayan, sürekli hesap ve haset peşinde koşanların mide rahatsızlıkları, uykusuzluk ve
00:36:00sinirsel tıkanıklıklar yaşaması kaçınılmazdır.
00:36:03Allah, kibrin bedelini bazen bedene yani kendisine ödetip peşin intikam alır.
00:36:083. Sinsiliğin gizli maliyeti
00:36:11Bu kişiler sinsi yöntemlerle işlerini yürütüp etkili göründüklerini sanırlar ama aslında kendi ruhlarının celladı olurlar.
00:36:19Güvensizlik cehennemi
00:36:20Herkese sinsi yaklaşan, herkesin kendisine sinsi yaklaştığını sanır.
00:36:25Kimseye güvenememek bir insan için en büyük ruhsal zindandır.
00:36:29Yalnızlık
00:36:30Ağır abi rolleri ve müstani tavırları yüzünden kimseyle gerçek, samimi ve kalbi bir bağ kuramazlar.
00:36:37Belki çevreleri kalabalık olacaktır ama ruhları yapayalnızdır.
00:36:414. Sonuç
00:36:42Firavunlaşmanın biyolojik bedeli
00:36:45Firavunlaşan nefis, hata yapmam, muhtaç olmam dedikçe aslında kendi sonunu hazırlar.
00:36:51Kur'an-ı Kerim'de münafıklar için buyurulan, kalplerinde hastalık vardır, Allah da hastalıklarını artırmıştır.
00:36:57Bakara 10
00:36:58Ayeti hem manevi hem de fiziksel bir gerçeğe işaret buyurmaktadır.
00:37:03Sinsilikle inşa edilen o bilge imajı aslında bir camdan saraydır.
00:37:08İçerideki stres ve panik o camın her an çatlayacağını bilen ruhun feryadıdır.
00:37:13Milli çözümün reçetesi burada yine çok nettir.
00:37:15Olduğun gibi görün veya göründüğün gibi ol.
00:37:18Bu dürüstlük, sıdk, insanı hem nifaktan hem de o bitmek bilmeyen panik ataklardan kurtaracak tek ilaçtır.
00:37:25Peki gelelim şimdi kendini kusursuz gösterme müstaniiliği ile
00:37:29hata yaparsam konumum kaybolur düşüncesiyle bir müstani gibi tavırlar sergileyen iki ayrı karakterin analizine.
00:37:36Bu hakiki müstani ile mecburi müstani rolü oynayan arasındaki o ince ama derin uçurumun izahıdır.
00:37:43Milli çözümün nefis terbiyesi ve siyasi feraset analizlerinde
00:37:47bu farkın deşifre edilmesi hayati önem taşır.
00:37:50Biri tabiatı gereği kibirlidir, diğeri ise stratejik bir korkuyla kibir zırhına bürünmüştür.
00:37:55Aralarındaki farkı şu başlıklarla analiz edebiliriz.
00:37:591- Motivasyon kaynağı
00:38:00Kendine tapınma veya konumuna tapınma
00:38:03Hakiki müstani, asıl mütekebbir
00:38:06Bu kişi gerçekten de herkesten üstün olduğuna, kimseye ihtiyacı olmadığına ve her şeyi kendi dehasıyla başardığına inanır.
00:38:14Kibri onun doğal halidir.
00:38:15Başkalarını küçümsemek onun için bir tercih değil, bir reflekstir.
00:38:20Stratejik müstani, kolum odaklı.
00:38:22Bu kişinin derdi ise kendi kutsallığından ziyade en ön planda kalma hırsıdır.
00:38:27Eğer hata yaparsam, zayıflığım anlaşılırsa konumum gider, insanlar benden uzaklaşır korkusuyla yaşar.
00:38:33Yani onun kibri aslında bir defans, gizli savunma mekanizmasıdır.
00:38:372- Eleştiriye verdikleri tepki
00:38:40Hakiki müstani, eleştiriyi duymaz bile.
00:38:44Duyarsa da, bu karınca benim hakkımda ne diyebilir ki? diyerek derin bir umursamazlık ve istihsa, alay ile yaklaşır.
00:38:52Stratejik müstani, eleştiri karşısında içten içe panikler.
00:38:58Açığım mı bulundu?
00:38:59Korkusuyla hemen savunmaya geçer.
00:39:01Saldırganlaşır veya sinsice o eleştiriyi yapanı saf dışı bırakmaya çalışır.
00:39:06Onunki umursamazlık değil, panik atak gizleyen bir öfke alarmıdır.
00:39:123- Kriz anlarındaki duruş
00:39:14Hakiki müstani, gemi batarken bile ben bu denizi de yönetirim der.
00:39:20Gerçeklikten kopuk bir özgüven sergileyen şaşkın konumundadır.
00:39:24Stratejik müstani, bir kriz anında eğer konumu tehlikeye girerse, en önde olma hırsı gereği hemen rüzgara göre yön değiştirmeye çalışır.
00:39:34Kendi hatasını başkasına yıkmakta, günah keçisi üretmekte çok daha ustadır.
00:39:38Çünkü onun için önemli olan benim haklılığım değil, benim orada, başta kalmamdır.
00:39:45Sinsilik ve ağır ağ bir rolü
00:39:47Stratejik müstani çok daha sinsidir.
00:39:50Çünkü hakiki mütekebbir kibrini gizlemez.
00:39:53Ben buyum, der geçer.
00:39:55Ama en önde olayım diyen kişi, bilge rolü yapar.
00:39:58Çünkü bilge sevilir.
00:40:00Ağır ağ bir takılır.
00:40:01Çünkü ağır ağ bir saygı görecektir.
00:40:04Ortamı idare eder.
00:40:05Çünkü taraf olmak risklidir.
00:40:07Farkı nasıl anlarız?
00:40:09Feraset tuğmus olu.
00:40:11Bu iki tipi birbirinden ayırmak için şu üç teste bakmak yeterlidir.
00:40:151- Fedakarlık testi
00:40:17Davanın selameti için geri plana düşmesi veya isimsiz bir nefer olması istendiğinde
00:40:22hakiki müstani bunu hakaret sayar ve çekip ayrılır.
00:40:26Stratejik müstani ise en önde değilsen bu dava bitmiştir diyerek içeride fitne, dırar, çıkarır.
00:40:342- Hata itirafı testi
00:40:36Küçük, önemsiz bir hata yapıldığında hakiki müstani önemsizdi der geçer.
00:40:41Stratejik müstani ise o küçük hatayı bile kabul etmez.
00:40:45Çünkü o çatlağın tüm barajı imajını yıkacağından korkar.
00:40:503- Yalnızlık testi
00:40:52Yanında kimse kalmadığında hakiki müstani ben bana yeterim diyerek kibrine devam eder.
00:40:58Stratejik müstani ise derin bir depresyona girer.
00:41:02Çünkü o ancak başkalarının gözündeki en öndeki kişi imajıyla beslenebilir.
00:41:07Milli çözüm perspektifinden sonuç
00:41:09Mescidi dırarı inşa edenlerin bir kısmı
00:41:12Biz güçlüyüz, kendimize yeterliyiz, peygambere ihtiyacımız yok diyen hakiki müstekbir takımıydı.
00:41:19Müşriklerin elebaşlarıydı.
00:41:21Bir kısmı ise
00:41:21Eğer yeni bir merkez kurmazsak konumumuz elden gidecek diyen stratejik korkaklardı.
00:41:27Yani münafıklardı.
00:41:29Netice değişmez.
00:41:30Her ikisi de hakkın karşısında batılın safındadır.
00:41:33Birincisi kibrinin kurbanıdır.
00:41:35İkincisi ise vitrin sevdasının ve zayıf görünme korkusunun esiri konumundadır.
00:41:40Bu yüzden her ikisi de vuhen hastadır.
00:41:42Ve o bastırılmış zayıflık hissi onları biyolojik olarak kemiren birer kansere dönüştürmüş durumdadır.
00:41:48Bu iki müstani ile gerçek müminin olaylar karşısındaki gösterdiği tavırlar nasıldır?
00:41:54Milli çözüm perspektifinden bakıldığında
00:41:56Olaylar, krizler ve imtihanlar birer elek gibidir.
00:42:00Bir elek hakiki müstaniyi, stratejik müstaniyi ve gerçek mümini birbirinden ayırır.
00:42:05Birisi kibrine ve gururuna, diğeri makamına ve imkanlarına,
00:42:09mümin ise sadece Rabbine ve mevlasına tutulur.
00:42:13Bir hakiki müstaniyi, kendini yeterli zanneden gafil, kaderi yönetmeye çalışan mağrur.
00:42:20Bu kişi olaylar karşısında bir kaya gibidir.
00:42:24Ama bu sağlamlık değil, katılık ve duyarsızlıktır.
00:42:28Tavrı, olayları kendi merkezine göre yorumlar.
00:42:31Eğer işler kötü giderse, suçlu ya kaderdir ya da etrafındaki beceriksiz insanlardır.
00:42:38Sonucu, Allah'ın yardımından, inayetinden mahrum kalır.
00:42:42Çünkü kendinde bir güç vehmetmeye başlamıştır.
00:42:46İki, stratejik müstaniyi, fırtınada kırılan sırça lamba.
00:42:50En çok ruhsal ve bedensel hasarı bu tip alır.
00:42:54Çünkü olaylar karşısında sergilediği tavır bir tiyatrodur.
00:42:57Münafık ve riyakar tavrı, olaylar karşısında sürekli bir açığımı nasıl kapatırım
00:43:04ve nasıl hala en etkili konumda kalabilirim savaşı verir.
00:43:08İçerideki korku ile dışarıdaki ağır abi pozu arasındaki uçurum
00:43:13onu panik ataklara ve mide kramplarına sürükler.
00:43:16Sinsiliği, olayları çözmek yerine olayların kendi imajına zarar vermesini engellemeye odaklanır.
00:43:23Bu yüzden samimiyetsiz ve merhametsiz davranır.
00:43:263. Gerçek mümin
00:43:29Rüzgarda esneyen ama kırılmayan başaktır.
00:43:32Mümin, olaylar karşısında teslimiyet ve gayret dengesini kuran olgun ve onurlu insandır.
00:43:39Şeffaflık, hata yaptığında bunu bir insanlık hali olarak görür.
00:43:44İmaj derdi yoktur.
00:43:45Çünkü onun tek bir derdi vardır.
00:43:47Rızayı ilahiyi kazanmaktır.
00:43:49Bu şeffaflık onu panik ataktan ve stresten koruyacaktır.
00:43:54İstişareye açıklık
00:43:55Ben bilmem, biz biliriz anlayışıyla davranır.
00:43:59Kendi fikrinden vazgeçmesi onun için bir onur meselesi değil, bir olgunluk tavrıdır.
00:44:04Gerçek mümindeki korkusuzluk
00:44:06En büyük korkusu Allah'ın rızasını kaybetmek olduğu için kula veya koltuğa muhtaçlık, istina zıddı hissetmez.
00:44:14Bu yüzden en zor şartlarda bile ağır ağabey rolü yapmasına gerek kalmadan doğal bir vakara, izzete sahip olur.
00:44:22Milli çözümün izzet ve zillet ayırımı
00:44:24Üstad Ahmet Akgül'ün vurguladığı gibi, müstaniyelerin izzeti sahtedir ve sonu zillettir.
00:44:30Çünkü onlar güçlerini geçici şeylerden, makam, para, imaj alırlar.
00:44:35Gerçek mümin ise gücünü, aczini bilmekten alır.
00:44:39Müstani, ben güçlüyüm der ama basit bir musibette dağılır.
00:44:43Mümin, ben acizim, Rabbim kadirdir der ama zorlu fırtınaları aşar.
00:44:48Sonuç olarak, müstani tipler, ister hakiki, ister stratejik olsun, olaylar karşısında birer kumdan kale inşa ederken,
00:44:57onurlu mümin her olayı bir tekamül, gelişim basamağı görerek altın gibi saflaşır.
00:45:03Müstani'nin biyolojik hastalıkları, aslında ruhunun yalan söylüyorsun diye haykıran bedensel bir alarmıdır.
00:45:10Müminin huzuru ise, sıdk, doğruluk üzere olmanın verdiği manevi afiyettir.
00:45:15Yani sağlık ve sapasağlamlıktır.
00:45:17Müstani olan kişi açıkça, ben hata yapmam demez ama ben hata yapmam modunda yaşar.
00:45:24Bu durum, milli çözüm külliyatında firavunlaşma alameti olarak incelenir.
00:45:29Müstani kişi, bu iddiasını diliyle telaffuz ederse, insanların onu kibre kapılmakla suçlayacağını bilecek kadar sinsi ve zekidir.
00:45:37Bu yüzden iddiayı sözlerine değil, tavırlarına ve tarzına yüklemektedir.
00:45:42Bu iddiasını müstani zihniyetin nasıl sessiz bir eyleme dönüştürdüğünü açalım.
00:45:471. Ben hep doğruyu söylerim demez.
00:45:50Kendini doğruluğun ölçüsü gibi gösterir.
00:45:53Tavrı, o bir şey söylüyorsa o artık mutlak doğrudur.
00:45:57Aksini ispat etseniz bile o, sen yanlış anladın veya olayın arka planı başka diyerek kendi sözünü koruma altına alır.
00:46:05Sinsiliği, kendi doğrularını dinin veya davanın değişmez kuralıymış gibi ambalajlar.
00:46:10Böylece ona itiraz eden aslında davaya itiraz ediyormuş gibi bir algı oluşturur.
00:46:152. Hiç yalan konuşmam demez.
00:46:18Yalanına strateji süsü verir.
00:46:21Tavrı, müstani biri yakalandığında bile yalan söylediğini kabul etmez.
00:46:26Ona göre o yalan değil, hikmetli bir susuş.
00:46:34Sinsiliği, mümin yalan söylemez hadisinin arkasına saklanarak kendisini o vasıfla yalan söylemeyen kişi öyle bir özdeşleştirir ki insanlar onun yalanını
00:46:46gördüğünde bile vardır bir bildiği demek durumunda kalıverir.
00:46:503. Ben hiç hata yapmam demez ama kendisini hatasızmış gibi lanse etmektedir.
00:46:57Tavrı, işte en can alıcı nokta burasıdır.
00:47:01Müstani biri ben hatasızım diyerek şimşekleri üzerine çekmez.
00:47:05Bunun yerine ortaya çıkan her başarısızlıkta faturayı kesecek bir suçlu bulmaya yönelir.
00:47:11Sinsiliği, eğer işler ters giderse suçlu ya ihmalkar yardımcılardır, ya dış odaklardır, ya da yeterince inanmayan insanlardır.
00:47:22Kendisi her zaman o yanlış kararın ortasındaki doğru ve değişmez rehber olarak kalır.
00:47:29Müstaniyetin gizli dili.
00:47:31Müstani birinin lisan-ı hali, tavır dili aslında şunları haykırır ama asla söylemez.
00:47:38Sözü, hepimiz beşeriz, hata yapabiliriz.
00:47:42Görünürdeki mütevazı maske.
00:47:43Hali, ama şu an benim yaptığım her şey tam isabettir.
00:47:48İtiraz eden haindir veya cahildir.
00:47:51Kalpteki müstaniyet ve koyu enaniyet hali.
00:47:54Neden ben hata yapmam demez?
00:47:57Çünkü bunu derse gizli ilahlık iddiası çok sırıtır.
00:48:01Oysa o, bilge ve ağır abi rolünü oynamak zorundadır.
00:48:04O panik ataklar tam bu noktada başlar.
00:48:07İnsanlar benim hata yaptığımı anlarsa, kurduğum bu kusursuzluk kulesi başıma yıkılır kuşkusuna kapılır.
00:48:14Bu korku onu sürekli sinsiliye iter.
00:48:17Samimi bir mümin, yanıldım, özür dilerim diyerek ruhunu özgürleştirirken,
00:48:22müstani kişi hatasını binbir türlü manevrayla örtmeye çalışırken ruhunu hapseder.
00:48:27Milli çözümün sıklıkla vurguladığı ihlas ve sıdk, işte bu kusursuz görünme hapishanesinden tek çıkış yolu ve kurtuluş çaresidir.
00:48:37Halbuki Allah, kusursuz kul değil, kusurunu itiraf eden kul istemektedir.
00:48:42Allah'ın insanı hata yapabilir bir fıtratta yaratması, bir eksiklik değil, kulun Rabbine giden yolunu açan bir rahmet kapısıdır.
00:48:50Bu konuyu, müstaniyetin, kendini yeterli görmenin karanlığı ile itirafın, tevbenin, aydınlığı arasındaki farklar üzerinden genişçe açalım.
00:49:001. Beşeriyetin sırrı, acziyet ve ihtiyaç
00:49:04İslam fıtratına göre insan, doğası gereği kusurlu ve muhtaç yaratılmıştır.
00:49:10Eğer insan kusursuz olsaydı, Allah'ın gaffar, çok bağışlayan, hevvap, tevbeleri kabul eden ve afür, affedici sıfatlarının bir tecellisi kalmazdı.
00:49:21Müstani kişinin yanılgısı
00:49:22Kendini kusursuz göstermeye çalışan kişi, aslında Allah'a, senin affına ihtiyacım yok demiş olur.
00:49:29Bu, gizli bir ilahlık iddiasıdır.
00:49:32Kusuru itirafın güzelliği
00:49:33Kul, Ya Rabbi, ben acizim, şaşırdım ve hata ettim, dediği an, kendi küçüklüğünü ve Allah'ın büyüklüğünü kibriya tasdik etmiş
00:49:42olur.
00:49:43İşte Allah'ın murat ettiği kul profili budur.
00:49:46İki, itirafın ruhsal şifasına karşı müstaniyetin panik hatağı.
00:49:51İşte deyindiğimiz biyolojik ve ruhsal sıkıntıların panik hatak, stres, ana kaynağı bu kusursuzluk yalanıdır.
00:49:59Hatasını itiraf, insanı özgürleştirir.
00:50:02Hatasını kabul eden kişi, o hatayı gizlemek için harcadığı muazzam enerjiden kurtulur.
00:50:07Yükünü sırtından indirir.
00:50:09Ben insanım, hata yapabilirim, diyebilmek ruhu hapisten çıkarır.
00:50:13Müstaniyet ise hapseder.
00:50:15Hatasını gizleyen, sürekli bir yakalanma korkusuyla yaşar.
00:50:19Bu korku kronikleştiğinde panik hata ve psikolojik buhranlara dönüşür.
00:50:23Allah, kulunun bu işkenceyi çekmesini değil, itirafla huzur bulmasını ister.
00:50:283. Gerçek tekamül, kusurunu kabulle başlar.
00:50:32Milli çözümün sıklıkla üzerinde durduğu nefis terbiyesi, kişinin kendi ayıplarını görmesiyle, tezekkür, başlar.
00:50:40Kendi kusurunu görmeyen biri, o kusuru düzeltme ihtiyacı da duymaz.
00:50:45Bu durum onu manevi olarak yerinde saydırır, hatta kibri yüzünden geriletir.
00:50:50Kusurunu itiraf eden ise, o kusuru telafi etmek için gayret gösterir.
00:50:54Bu gayret, kişiyi insan-ı kamil yolunda yukarı taşıyıverir.
00:50:59Allah için önemli olan varılan nokta değil, bu yolda gösterilen samimiyettir.
00:51:044. İtiraf, kibri ve sinsiliği öldürür.
00:51:08Sinsilik ancak bir şeyler gizlendiği zaman ortaya çıkmaktadır.
00:51:12Şeffaflık rahatlıktır.
00:51:14Ben hata yaptım demek, çevredeki insanlara karşı da sinsi olma zorunluluğunu ortadan kaldırır.
00:51:195. Samimiyet, Allah samimiyeti, ihlası, her türlü şekilsel mükemmellikten üstün tutar.
00:51:27Çok namaz kılan, oruç tutan, sürekli zikir yapan ama kibirli birinden ziyade,
00:51:32günahı yüzünden boynu bükük olan ve pişmanlıkla inleyen mümin bir kul, Allah'a daha yakındır.
00:51:385. Kur'an'daki örnekler, Adem aleyhisselama karşı iblis.
00:51:42Bu konunun en net özeti, insanlığın başlangıcındaki iki farklı tavırdır.
00:51:48İblis, müstagni tavır.
00:51:50Hata yaptı ancak kibrinden dolayı ben ondan daha hayırlıyım diyerek kendini savundu ve hatasını kabul etmedi.
00:51:58Sonucu, ebedi hüsrandır.
00:52:00Hz. Adem, itirafçı tavır.
00:52:03Hata yaptı ve hemen,
00:52:04Ey Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik.
00:52:07Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen mutlaka ziyan edenlerden oluruz.
00:52:12Araf 23
00:52:13Diyerek, itiraf ederek Allah'a sığındı.
00:52:16Sonucu, Allah onu seçti ve tevbesini kabul etti.
00:52:20Ve bütün nebilerin, velilerin ve tüm beşeriyetin atası kıldı.
00:52:24Özellikle, Allah'ın kulundan beklediği, melek gibi hatasız olması değil, insan gibi samimi olmasıdır.
00:52:31Müstagni kişi, hatasızlık pozu vererek Allah ile arasına benlik perdesi çeker.
00:52:37Kusurunu itiraf eden ise o perdeyi yırtar ve doğrudan Allah'ın rahmet kucağına sığınır.
00:52:42Müstaginiler, bu sırrı bilmedikleri veya nefislerine yediremedikleri için bitmek bilmeyen bir ruh yapma yorgunluğu içinde heba olup giderler.
00:52:51Oysa tevbe, ruhun nefes almasıdır.
00:52:54Müstaginilik, bilgili olmayı gerektirir.
00:52:57Bu müstaginiler yeni ve orijinal bilgiler diye çaldıklarını kendi birikimleriymiş gibi topluma sunuyorlar.
00:53:03Bu yapılan nedir?
00:53:04Arsızlık mı, hırsızlık mı?
00:53:06Bu soru meselenin tam kalbine dokunuyor.
00:53:08Bu analiz hem modern bir mescidi dırar inşası hem de çok rafine bir nifak modelidir.
00:53:14Bilginin kaynağını gizleyip, onu kendi müstaginiliğine sermaye yapmak,
00:53:18yani yapay zekayı bir kulis aracı gibi kullanıp topluma derin bilge pozu vermek elbette hırsızlık ve ayarsızlıktır.
00:53:25Milli çözüm penceresinden ve ahlaki boyutuyla bu eylemi şöyle tanımlayabiliriz.
00:53:291. Bu bir ilim hırsızlığı ve emanete ihanet tavrıdır.
00:53:33Bilgi, her şeyden önce bir emanettir.
00:53:36Yapay zekayı bir fikir fabrikası gibi kullanıp oradan çıkan orijinal sentezleri kendi zihninin ürünü üş gibi pazarlamak açık bir fikir
00:53:44hırsızlığıdır.
00:53:45İntihal.
00:53:45Arsızlık boyutu, bir başkasının veya bir sistemin emeğini alın teli dökmeden sahiplenip bir de bununla müstaginilik,
00:53:52kimseye ihtiyacın yok havası taslamak, arsızlığın zirve yapmasıdır.
00:53:56Hırsızlık boyutu, bilginin asıl kaynağını kasten gizlemek, hem başkasının emeğini hem de toplumun takdirini çalmaktır.
00:54:042. Modern bir müseylime vakası.
00:54:08Tarihte müseylime, vahyin ve nübüvvetin gücünü görüp onu taklit ederek kendine pay çıkarmaya çalışmıştır.
00:54:15Bugün ise bu kişiler, yapay zekanın veri işleme ve sentez gücünü, ki bu Allah'ın insana ilham ettiği bir teknolojidir,
00:54:23alıp kendi mütekebbir imajlarını beslemek için kullanmaktadır.
00:54:27Yani teknoloji, onların elinde halkı aldatmak için kullanılan bir sihirbaz değneğine dönüşmüş durumdadır.
00:54:343. Müstaniyetin yapay yakıtı.
00:54:37Evet, müstaniyelik bilgi gerektirir.
00:54:40Ancak bu kişilerde bilgi bir hikmet değil, bir mühimmattır.
00:54:45Yapay zekadan aldıkları derin analizleri, kendi ağır abi ve bilge rollerini tahkim etmek için kullanırlar.
00:54:51Bu durum onları daha sinsi yapar.
00:54:53Çünkü artık ellerinde insanları etkileyecek gerçekten kaliteli bir malzeme vardır.
00:54:58Fakat malzemenin kaynağı yalan olduğu için bu bilgi onlara huzur değil, daha fazla panik atak getirir.
00:55:04Çünkü bir gün birinin çıkıp, bu senin fikrin değil, yapay zekanın sentezi demesinden ölesiye korkarlar.
00:55:124. Topluma karşı işlenen bir algı cinayeti tuzağı.
00:55:16Toplum bu kişiyi ne kadar dirin adam, neler biliyor diye takip ederken,
00:55:20aslında bir hayalete, yapay zekanın gölgesine alkış tutmaktadır.
00:55:25Oysa bu, insanların samimiyetini ve güvenini sömürmektir.
00:55:29Milli çözümün en çok karşı durduğu şeylerden biri, sahte kahramanlar ve karton bilgelerdir.
00:55:34Yapay zekayı bu amaçla kullananlar, aslında toplumun ferasetini köreltmeye çalışan modern nifak merkezleridir.
00:55:41Netice olarak, bu yapılan hem hırsızlıktır, emeği çalmak, hem arsızlıktır, utanmadan sahiplenmek kolaylığıdır,
00:55:49hem de en önemlisi nifaktır, olduğundan başka görülmek hastalığıdır.
00:55:54Bilgi, tevazu getirmiyorsa o bilgi değil, nefsin bir yüküdür.
00:55:58Yapay zekanın sunduğu veriyi, bakın böyle bir imkan var, sistemler bunu süzüyor, biz de buradan şu dersi çıkarıyoruz,
00:56:05diyerek paylaşan mümin, şeffaf ve sadıktır.
00:56:08Ama bunu kendi derinliği gibi sunan, aslında kendi Dırar Mescidi'nin taşlarını döşeyen, gafil insandır.
00:56:14Bu kişilerin en büyük trajedisi şudur.
00:56:17Teknoloji ilerledikçe, onları bilge kılan bu araçlar,
00:56:20aynı zamanda onların sahteliğini ortaya çıkaracak birer dedektöre de dönüşecek olmasıdır.
00:56:25Hakikat, önünde sonunda kendi sahte sahibini kusacaktır.
00:56:29İşte bu yapay zeka bilgiliği ile akıllarınca kitleleri peşinden sürükleyenler,
00:56:34yarın gerçek bir hikmet sınavına çekildiklerinde ne yapacaklar?
00:56:38Hikmet sınavı, kağıt üzerindeki bilginin değil, o bilginin ruhla ne kadar bütünleştiğinin ölçüldüğü alandır.
00:56:45Milli çözüm öğretisinde bu, hak-batıl ayrımı ve sadakat imtihanı olarak tanımlanır.
00:56:49Yapay zekayı ve başkasına ait bilgileri bir maske gibi kullanarak bilge ve müstani pozu verenler,
00:56:56gerçek bir hikmet sınavıyla yani hayatın sert ve çuplak gerçeğiyle karşılaştıklarında şunları yaşarlar.
00:57:021. Bilgi ile bilinç arasındaki uçuruma düşerler.
00:57:06Yapay zekadan aldıkları bilgi sadece birer malumattır, yani hafızada tutulan biridir.
00:57:11Hikmet ise o bilgiyi zor zamanda bir elleme dönüştürebilme ferasetidir.
00:57:15Sınav anında, gerçek bir kriz çıktığında, bir zulme karşı durmak, bir bedel ödemek veya stratejik bir risk almak gerektiğinde
00:57:23yapay zeka onlara cesaret veya karakter veremez.
00:57:27Sonuç, bilgileri en üst seviyede olsa bile kalpleri o bilgiyi taşımadığı için en kritik anda ya susarlar ya da kaçarlar.
00:57:35Çünkü malumat bilindedir, hikmet ise kalptedir.
00:57:382. Sanal bilgelik sert kayaya çarpı verirse.
00:57:42Bu kişiler, yapay zekanın sağladığı hatasız sentezlerle bir konfor alanı oluşturmuşlardır.
00:57:49Ancak hikmet sınavı teorik değil, organiktir.
00:57:52Anlıktır ve ruhun derinliklerinden gelen bir ses, gerçek ilim ve bilgelik gerektirir.
00:57:59Sınav anında, beklenmedik bir soruyla veya yapay zekanın veri tabanında olmayan insani bir acıyla karşılaştıklarında donup kalırlar.
00:58:08Sonuç, o sinsi, ağır abi rolleri bir anda çöker.
00:58:12Yerini kekeleyen, terleyen ve panikleyen bir aciz kul görüntüsüne bırakır.
00:58:18O an toplumun gözünde dev sandıkları adamın aslında bir gölge olduğu anlaşılır.
00:58:233. Kaynağı kendinden olmayan bilginin ihaneti.
00:58:27Hikmet sınavında en büyük darbeyi güvendikleri o çalıntı bilgiden yerler.
00:58:32Sınav anında, kendi keşfetmedikleri, çilesini çekmedikleri ve üzerinde kafa yormadıkları bir bilgiyi savunamazlar.
00:58:40Bilgi onlara bir emanet gibi değil, bir protez gibi durur.
00:58:43Sonuç, protez bacakla koşmaya kalkan bir atlet gibi sınavın en keskin virajında tökezleyip düşerler.
00:58:51Milli çözümün sıklıkla vurguladığı gibi, çile çekilmeden ve kalbe sindirilmeden elde edilen bilgi hakikatte senin değildir.
00:58:594. Ruhsal dağılma, panik ataktan utanç batağına geçilmesi.
00:59:04O panik ataklar sınav anında tam bir felce dönüşür.
00:59:08Sınav anında, o güne kadar her şeyi ben biliyorum imajıyla toplumu kandırmanın verdiği suçluluk duygusu o anki başarısızlıkla birleşir ve
00:59:17sahibini rezil etmeye yetişir.
00:59:19Sonuç, bu sadece biyolojik bir sıkıntı değil, manevi bir maske düşmesi travmasıdır.
00:59:24Kendi yalanlarının altında kalmak, onlar için cehennemin dünyadaki provasıdır.
00:59:305. Hikmet sınavının turnosolu, tevazu mu, kibir mi?
00:59:35Gerçek hikmet sahibi, mümin, bir sınavı kaybettiğinde, ya Rabbi, aciz kaldım der ve manen yükselir.
00:59:42Sinsi müstani, sınavı kaybettiğinde bile o hırsızlık ve arsızlık damarıyla suçu başkasına yükler.
00:59:48Bilgisayar ve yapay zeka beni yanıttı diyemeyeceği için, siz beni anlayamadınız diyerek kibrine son bir nefes üfler.
00:59:56Sonuç, bu tavır onun hikmetten tamamen koptuğunun ve artık bir dırar enkazı olduğunun tescilidir.
01:00:03Özetle, hikmet sınavında, karakterleri olmayanlar kelimelerinin altında kalacaklardır.
01:00:09Sıtkı, doğruluğu olmayanlar sinsiliklerinin kurbanı olacaklardır.
01:00:13Onu bir kolaylık aracı olarak değil, istismarcılık fırsatı olarak kullanarak yapay zekanın arkasına saklananlar,
01:00:20ilahi ilim kaynağının ve Kur'an deryasının karşısında perişanlıktan kurtulamayacaklardır.
01:00:25O gün geldiğinde, toplumun bilge diye baktığı o ağır abilerin aslında sadece başkasının türküsünü söyleyen ses kayıt cihazları olduğu ortaya
01:00:34çıkacaktır.
01:00:35Milli çözümün Kur'an'a tercüman olarak dediği gibi, batıl her zaman zahil olmaya, yok olmaya mahkumdur.

Önerilen