00:00Evet Huzur Kundura Tuncay Bey ile şimdi Tuncay Bey burada bir makineler görüyorum
00:06nedir bu büyükten küçüğe mi küçükten büyüyemeyiz ne söylemek ister misin?
00:08Orada montayı bitirdikten sonra buraya geliyorum.
00:11Geldik buraya. Fırını açtık. Fırını açtık. Nasıl bir yer böyle?
00:15Fıraplar var. Böyle kalıpları şey ayakkabıları sıralar kalıbıyla beraber böyle.
00:19Evet. Sonra kapadık.
00:21İyice kapadık. Sonra açtık. Böyle çalıştırdık.
00:25E tabii şimdi bu fırını görünce bir süresi var.
00:27Biz bir sıcaklık bekliyoruz. Tabii tabii.
00:29Ama içeride kartonlar gördüm. Niye yanmıyor onlar?
00:31O demirlerin üstüne ayakkabıları izi yapmasın diye koyduğunuz zaman
00:35Hayır o sıcaklıktan onlar yanmıyor mu?
00:37Yok yanmaz. O ayrı.
00:39O zaman şu soruyu soruyorum. Kaç dereceye?
00:41Şu an 100 derece. Bakın bunun 300'e kadar derecesi var.
00:44100 derecede ayakkabı yanmıyor mu?
00:46O sizin bildiğiniz o derece değil.
00:48Onu merak ediyorum.
00:49Bu ayakkabıya göre ayarlanmış bir makine ona göre ısı veriyor.
00:52Yapmayacak şekilde içinde öyle ateş çıkmıyor.
00:54Sadece ısı fön makinesi gibi düşün.
00:56Bir daha söyleyelim bu makinenin adını.
00:58Fırın.
00:58Fırın bu.
00:59Ayakkabıları fırınlıyoruz.
01:00Ayakkabı fırına.
01:01Yaş olmasın. Çıktığı zaman yaş olmasın.
01:04Güzel. Kendini toplasın.
01:06Kırışıklıkları gerdirsin.
01:08Güzellik katsın ayakkabıya. Daha sağlam olsun diye.
01:11Peki eskiden yoktu bunlar. Ne yapıyordu ustalar o zaman?
01:14Eskiden yoktu. Çok güzel bir soru.
01:16100 yıl önce.
01:17Eskiden Erol abi var.
01:18Erol abi ne oluyordu?
01:19Eskiden ayakkabı deriydi.
01:22Evet.
01:22Şimdi imitasyon.
01:24Aradaki fark bu.
01:25Deri ayakkabıyı en son...
01:27Güneşte kurutuyorsunuz abi.
01:28Hayır güneş falan yok.
01:30İçinin malzemesi...
01:31Deri.
01:32Meşin.
01:32İçine kullandığımız...
01:34Şu...
01:35Şu malzeme.
01:36Öyle imitasyon değil.
01:37Fort değil.
01:38Perçem dediğimiz.
01:39Yani köselenin incesiydi.
01:43Bunlar...
01:44Kendi kendine kurur.
01:46Kurudukça da gerer ayakkabıyı.
01:48En son usta...
01:49Böyle tüplerde falan değil.
01:51Böyle...
01:52İspürt ocağı vardır.
01:54İspürt o deriyi gerer.
01:55Ustanın sanatıdır o.
01:57Usta bunları böyle yapar.
02:00Bir bakmışsınız.
02:01Kırışık bile...
02:03Kendini güzelleştirmiş.
02:04Evet.
02:04Pisterizma değil mi?
02:05He.
02:07Pisterizma.
02:07Pisterizma deri.
02:08Deri ayakkabıları da kullanır.
02:10İspürt o...
02:11İşte...
02:12Cila kapağının içine koyarsın.
02:14Evet.
02:14Ya da pamuk bir şeyini.
02:16Yakarsın.
02:16Onun dumanıyla, ateşiyle...
02:19Ayakkabıyı ısıtıp...
02:20Pisterizme yaparsın.
02:21Ne büyük sanat.
02:21Önce cila sürersin.
02:22Oysa şimdi fabrikalarda tık tık tık tık tık tık.
02:25Tabi.
02:26Şimdi fabrikada değişik makine sistem.
02:28Tabii.
02:28Renklendirme efekti.
02:29Mesela derilerde efekt ediyorlar ona.
02:31Bir tarafı kahve koyu oluyor.
02:33Bir tarafı açık kahve.
02:34Bir tarafı siyah oluyor.
02:35Son 10 saniye.
02:36Aslında fabrika ayakkabılarıyla bizim böyle sanat ayakkabılarımızın arasında
02:39ayak sağlığı içinde bir fark var mı?
02:42Yok.
02:43Hiçbir fark yok.
02:44Fabrikayla el yapımı daha sağlıklı ona bak.
02:47El yapımı daha sağlıklı.
02:48Tabi ki.
02:48Fabrikada kullanıldığı ilaçlara bağlı şeye bağlı ama...
02:51Çok bir fark yok.
02:53Peki.
02:53Bir sonraki videomuza geçiyoruz.
02:55İzlediğiniz için teşekkür ederim.
02:55Bir sonraki videoda görüşmek üzere.