Skip to playerSkip to main content
  • 7 hours ago
Değerli takipçilerimiz bizi izleyip takip ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Dileriz izledikleriniz ilgi , alakanıza göre olup keyifli vakit geçirmenizi sağlar.
Yayınlarımızı;
https://www.youtube.com/live/kACSYjRFtGo
https://jintv.net/tr/
adreslerinden,
Twitter @jintvofficial_t
Instagram jintvofficialtr
Telegram JinTvOfficial
Bluesky @jintvofficialtr.bsky.social‬
Digital Medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz

Category

📺
TV
Transcript
00:14Müzik
00:22Herkese merhabalar.
00:24Bugünkü konu yıllardır tanış oldum, tanıdığım.
00:28Aslında arkadaşız da, sivil toplum örgütleriyle çünkü içinde çalıştığım projeye çok fazla buluşmalar yaşadı.
00:36Ve ben Pınar'ı, yani senin Pınar ilk izi oradan tanıyordum.
00:39Sonra öğrendim bir başka kimliğin.
00:42Birincisi bir nehir söyleşi kitabı, Sevin Okya ile, çok sevdiğim Sevin Okya ile.
00:47Ama iki tane öykü kitabının da olması.
00:50Bir tanesi yeni çıktı zaten.
00:51O şekilde aslında ben Pınar dedim benim programa gelmen lazım.
00:55Ve ikisini de okuyamadan, çünkü konserler dönemine rastladı Pınar'cığım.
00:59Ama büyük bir hevesle bütün söyleşilerini okudum.
01:03Pınar ne yapmış diye.
01:05Ve şimdi kitabını alıp okuyacağım.
01:07Evet, zaten adını söyledim.
01:09Pınar ilk iz konu.
01:10Girişim çok uzun oldu.
01:12Çünkü gerçekten seninle ilgili söyleyecek çok fazla şey var seni tanıtırken.
01:16Dediğim gibi ben seni asıl aktivist olarak biliyordum.
01:19Ve birden öykücü bir kadın da çıktı karşıma.
01:22Hikayeni, yani hiç bilmeyenler için Pınar.
01:24Pınar ilk izi.
01:25Biliyorum, en nasıl söyleyeyim, çok hızlı geçiştirmek istediğimiz bölümdür de o.
01:30Hikayeni bir anlat dediğimde ben böyle işte 5 yaşında şarkı söylemeye başladım.
01:33Sonra şarkıcı oldum falan diye anlatırım.
01:35Senin nasıl hikayen?
01:37Ben genel olarak kimdir diye sorduğunuzda ilk cevabım meraklı biridir.
01:42Beni diri tutan şey genelde meraklı olma.
01:45Benim özel sektörde başladı.
01:47Yani işte gazeteler vesaire derken hep aynı şekilde anlatırım ben de.
01:53Sivil toplumda çalışan arkadaşlarım vardı ve sivil toplumda çalışan bir arkadaşınız varsa
01:56hep su çok güzel gelsene der.
01:59Bana da öyle demişlerdi.
02:01Çok güzel.
02:0111 yılında işte sizinle, seninle, görüşmama vesile olan Uluslararası Af Örgütü'nde çalışmaya başladım.
02:084 sene orada çalıştım.
02:10Bu 4 senenin sonunda oradan ayrıldım ve işte sivil toplumla çalışan bir ajans kurduk.
02:15İki ortaklı, Pikan diye bir ajans kurduk ve o dönemde ben yavaş yavaş yazmakla ilgili olan
02:22bütün faaliyetlerime biraz hız verdim.
02:25Ve İlknur, İlknur Üstün, işte ilk Nehir Söyleşi'nin editörüydü Ayız yayınlarında.
02:31İlknur dedi ki ya sen bize bir kitap yapsana.
02:34Ben de düşünüyorum, düşünüyorum hani kim olur, kim olur.
02:38Ya burnumun dibinde Sevin Hoca var.
02:40Asistanlığını da yapmışım.
02:41Bu ikinci baskısı değil mi?
02:43Evet.
02:43Hakikaten Sevin Okya.
02:45Çünkü Sevin Hoca bütün söyleşi boyunca o kadar fazla hakikaten demişti ki.
02:49O yüzden ben de en gerçek yüzüyle Sevin Okya diyorsun sanmıştım.
02:54Yani şöyle, Sevin Hoca'yı tanıyanlar zaten hep aynı şeyi söylemişti.
02:57Yani bu kitap çok ince diye.
02:59Ama sonra Cem Altın Saray'da yanılmıyorsam şey demişti.
03:02Yani Sevin Okya'yı bu kadar konuşturmuş olmak bile bir başarı diye.
03:06Öyle mi?
03:07Dolayısıyla işte onunla başlayan bir süreçti.
03:10O dönemde öyküler yazmak vardı aslında hayatımda.
03:14Bir iki yere öyküler yazıyordum.
03:15İşte biri bu Hande Ortaç'la Subaşbuğ'un hazırladığı Altsin diye bir dergi vardı.
03:21Yani o dönem bizim için çok hayati bir şeydi.
03:24Oraya öyküler yazıyordum.
03:25Büyük keyfe rakılı öyküler yazıyordum.
03:28Derken derken günün sonunda böyle bu birikmeye başladı.
03:33Ve işte yavaş yavaş Hande Ortaç'ın kitabı çıktı.
03:37İletişim yayınlarından.
03:39Ve işte o zaman Hande de hadi sen de bir dosyamı yapsam, bir dosyamı yapsam.
03:42Yine su çok güzel gelsene diyen arkadaşlarım sağ olsun.
03:45Ve ilk öykünün, ilk öykü kitabının dosyasını hazırladım.
03:49Yayın evine gönderdim.
03:51Tabii elimiz böğrümüzde bekliyoruz.
03:53Yani hani ne oldu?
03:54Çok heyecanlı değil mi?
03:55Gerçekten çok heyecanlı.
03:56Çünkü hiç süreci bilmeyen birisi için.
03:59Yani işte o bir havuza gidiyor, birisi okuyor.
04:02Onunla ilgili rapor hazırlıyor.
04:04Ondan sonra o rapor geliyor.
04:05Çok mu uzun sürüyor o işler?
04:06Biz okuyucu olarak çok iyi.
04:08Yayın evine göre değişiyor.
04:09Yani şimdi bazı yazarların söyleşilerinde işte iki sene bekledim diyen var.
04:13İşte hemen basıldı diyen var.
04:15Biraz yayın evinin programına göre, biraz yazdığınız şeyin ağırlığına, hafifliğine, inceliğine, kalınlığına göre değişiyor.
04:23Benim de işte 2024'ün 5 Nisan'ı olması gerekiyor.
04:28Ya 5'i ya 6 Nisan.
04:30İlk öykü kitabı çıktı.
04:31Ayşe Hanım.
04:32Delilik.
04:33Tam bir delilik.
04:34Şimdi kitap çıktı.
04:35Bu ismi de çok güzel.
04:37Bir söylesene çok uzun.
04:37Soğan doğradığın çıplak eller.
04:39Acayip güzel.
04:41Direkt şey yapıyor.
04:42Kadınları çağırmıyor mu?
04:43Evet.
04:43Ve bu arada hep şey esprisini yapıyorum.
04:45Merak etmeyin.
04:46Kitapta kimse soğan doğramıyor gibi.
04:48Kitap çıktığında şöyle bir şey oluyor.
04:50Yani kitap bir kere sizden tamamen çıkıyor.
04:52Ve artık herkesin erişebildiği, okuyabildiği.
04:55Mesela bir arkadaşım şey demiş.
04:56Günlüğünü okuyor gibi hissediyorum demişti.
04:58Yani dolayısıyla tamamen sizden bağımsız ve herkesin aslında üstünde fikir beyan edebileceği bir şey haline geliyor.
05:05Bir yandan çok güzel.
05:07Çünkü hani eleştirileri alıp yola öyle devam etmek istiyorsunuz.
05:10Ama bir yandan da çok korkutucu.
05:12Korkutucu.
05:13Hiç görmediğiniz insanların yaptığınız şeyle ilgili bir fikri var.
05:17Tabii orada dönüp şöyle oluyorum.
05:20Eee sen de okurdun.
05:21Sen de aynı şeyi yapıyordun.
05:22Değil mi?
05:23Diye.
05:24Ve işte zaman içinde insan alışıyor dersem yalan olur.
05:27Hiçbir zaman alışamıyor.
05:28Çünkü her seferinde başka bir şey oluyor.
05:31Ha arada inanılmaz güzel şeyler oluyor.
05:33İnanılmaz güzel okumalar yapan oluyor öyküler üstüne.
05:36Ve işte senle de az önce konuştuğumuz gibi.
05:39Yani hiç öyle bakmamıştım.
05:41Ama evet aslında altında yatan şey bu dediğim bazı inanılmaz güzel konuşmalar oluyor.
05:46O kral tane söyleyişiniz çok güzel mesela.
05:49Yani onu ben genelde program yapmadan bir gün önce böyle bir gece oturup bütün videoları şey yapıyorum.
05:55Hatırlamam lazım, bilmem lazım.
05:57Öncesinde yaptığım hazırlıktan farklı olarak.
06:00Ona böyle gecenin üçü müydü dördün mü?
06:02Saplandım kaldım.
06:03Ya diyorum yani bence Pınar da hayret ediyor bazı saptamalara.
06:07Yani kalkıp böyle bir nasıl söyleyeyim?
06:09O öykü kitabı hakkında yeni bir kitap yazmış gibi.
06:15Yazmış yani notları öyleydi.
06:17Unuttum kusura bakmasın.
06:18Hiç önemli değil.
06:19Ayşe Görkem Kozanoğlu.
06:20Onun da 160 kilometreden şiir kitabı var.
06:23Dolayısıyla yani böyle okumalar, böyle sorular inanılmaz insanı motive ediyor.
06:29Yani bu kitapla ilgili de işte Cihangir'de Bukbar diye bir mekanda yine iletişimin yazarlarından olan Yelena Tayfur bana sorular yöneltmişti.
06:39Ve sorular o kadar güzel ki böyle şey oluyorum.
06:43Evet aslında.
06:44Yani evet şimdi ortadan üçe diyoruz.
06:47O zaman evet aslında biz bu katmanı böyle bölüyoruz vesaire diye.
06:50Yani o çok verimli oluyor.
06:52Ve konuşma konuşmayı açıyor bir noktadan sonra.
06:55Şey ilk öykü kitabın ismi, ismi gerçekten şey yani neden güzel buldum.
07:02Şaşırtıyor bir kere.
07:03Yani şöyle mutfakta yani daha doğrusu görünmeyen ev içi emekli hayatını geçiren, orada yaşayan evin içinde dört duvar arasına kapılmış
07:13kadınların hikayesini anlatıyorsun gibi.
07:15Ama öyle değil.
07:17Sen onu bir aç.
07:18Yani orasında da yani bununla ilgili şunu söyleyebilirim.
07:21Ne zaman hatırlamıyorum.
07:22Muhtemelen pandemi döneminde işte bu çok fazla online'da atölyelere, seminerlere katıldığımız zamanlar.
07:28Aslı Koto Man'ın bir tane seminerine katılmıştım ve orada şeyi anlatıyordu.
07:33O çok dikkatimi çekmişti.
07:34Yani resimlere baktığınızda yıllar içinde, belirli bir yıla kadar kadınlar hep evin içinde resmedilmiş.
07:41En fazla işte camın önünde dışarı bakıyor.
07:44Ama belirli bir dönemden sonra kadınlar artık evin dışına çıkmış.
07:48Kadınları daha sokakta, kırlarda vesaire pazar yerlerinde görmeye başlıyoruz.
07:53Şimdi bunu düşündüğüm zaman bizim yaşadığım yani kadınların yaşadığı şeyler genel olarak evin içinde gerçekleşiyor.
08:03Ama sadece evin içinde de gerçekleşmiyor.
08:05Bazen sırf zihnimizin içinde, bedenimizin içinde bile dünya kadar şey yaşıyoruz.
08:10Dolayısıyla kitaba adını veren soğan doğradığın çıplak eller de aslında bir hisle ilgili bir şey.
08:14İşte onu yeniden görmek soğan doğradığın çıplak ellerle gözünü avuşturmak gibiydi diyor.
08:19Çünkü yani o bir can havliyle yapılmış bir şey.
08:22Biz onun bizi kurtarmasını isterken aslında tam tersi bir öykü yaratıyor.
08:26Evet ve dolayısıyla işte aslında bu küçük şeyler, bu küçük hisler.
08:30Yani böyle inanılmaz ayrılma, kavuşma ya da çok büyük şeylerin hikayesi değil.
08:37Hem soğan doğradığın çıplak ellerde hem de ikinci öykü kitabında.
08:40Yani genel olarak bazen öyküler bir nesnenin etrafında bile şekillenebiliyor.
08:45Dolayısıyla birinci öykü kitabının içindeki öykülerin çoğu kadın öyküsü.
08:51İçinde erkeklerin baş karakter olduğu öyküler de var.
08:54Ama genel olarak baktığınızda ya biz ne yaşıyoruz ya da ne yaşatılıyoruz.
08:59Neyin içinde kalmaya mecbur kalmışız, neyin içine sıkışıp kalmışız biraz bunları anlatıyor aslında.
09:06Şimdi birinci öykü kitabı diye ayırıp ikisinin birbirine karıştığı çok şey oluyor benim zihnimde.
09:11Çünkü çok yakın zamanlar zaten iki sene çok şeydir aslında bir şey biriktirmişsin sanki ikiye bölüp yayınlıyor.
09:19Yani tabii ki iki senede de insan hayatta çok şey değişir.
09:22İnsan hayatta bakışında da çok şey değişebilir.
09:24Ama sanki böyle yıllardır biriktirdiğin bir şeyler varmış şu anda bize vermeye başlamışsın gibi bir his uyandı bende.
09:30Evet yani ben deki...
09:315-10 senede bir şey soru sorusun.
09:32Ya ben deki aslında şöyle oldu yazar mıyım, yazıyorum, yazabilirim, evet yazılabiliyor diye.
09:41Çok tatlı, film çekilmiş.
09:41Ya 2000'lerin ortasıydı galiba bu yaşam boyu öğrenme merkezleri yeni yeni türüyordu.
09:49Bilgi Üniversitesi'nde de yine böyle kurslar vesaireler veriliyor.
09:53Orada bir tane kurs vardı yazmasam delirecektim diye.
09:55Çok güzeldir o laf ya.
09:57Gidemedim ama böyle şey oldum.
09:58Sait Faik miydi o?
10:00Galiba hatırlamıyorum ve böyle orada ondan sonra işte bizim bu işte 80'lerde doğanların meşhur şeyidir.
10:06Akacak mecrağı arıyorum vesaire derken derken yani günün sonunda şu oldu.
10:12Yazabildin.
10:13Akacak mecrağı.
10:15Yani yazılmıyordun bir dakikaya, ölümdür.
10:1880 kuşağı öyle mi konuşur?
10:21Yazabildin.
10:22Yazabildiysen bunu yapabilirsin.
10:24Çünkü bir yandan da şöyle bir şey var.
10:27Ben de aynı soruyu mesela sana sorayım.
10:30Şarkı söylediğin zaman bütün dünya duruyor değil mi?
10:33Ya tabii ki.
10:34Yani ben de şeyi söylerim bazı röporta şarkı söylemesem delirdim herhalde.
10:37Zaten azıcık delilik hepimizde var da başka bir şey olmazdı benden diyorum.
10:42Dolayısıyla işte hani hep psikoloji vesaire alanlarında da söylerler.
10:47İşte yazmanın sağaltıcı bir yanı vardır.
10:50Var ama işte bazı insanlar da daha yaşamsal bir yerde duruyor.
10:53Dolayısıyla yazmak için kapanıyor olmak bu arada öyle işte kapıları kapatmak vesaire gibi değil.
11:00Yani zihni kapatıp sadece o sırada yazabiliyor olmak benim hayatta kalmamı sağlıyor.
11:06En hafif haliyle onu söyleyebilirim.
11:08Dolayısıyla birinci kitap çıktıktan sonra ben hemen tekrar yazmaya başladım.
11:14Bir yandan da...
11:15Nasıl bir motivasyonsa değil mi?
11:16Evet yani çünkü insan bazı şeylerin de kaçıp gitmesini istemiyor.
11:20Her şeyi unutuyoruz.
11:22Yaşla ilgisi var, ülke gündemiyle ilgisi var, işte hastalıkla ilgisi var, ustalıkla ilgisi var.
11:26Unutuyoruz yani o ya da bu sebepten.
11:29Dolayısıyla işte yani şu telefonlar not defterine döndü, sesli kayıtlar hatırlatıcılara döndü gibi gibi şeylerle biraz biraz böyle işte küçük
11:40parçalar bırakıp sonra o küçük parçaları birbirine bağlamak.
11:43Yine söyleşilerde çokça sana sorulan sorulardan bir tanesi ki yazmak için onun gerektiğini hissederim zaten hep.
11:53Vapurda, metroda, yolda yürürken, eylemlerde orada burada sürekli insanları bir dikkatle seyretme hali oluyor değil mi?
12:00Yazarlık biraz onu gerektiriyor.
12:02Gerektiriyor ama etik çizgiyi de çizmek gerekiyor.
12:06Çünkü işte o günlüğünü okuyorum gibi deyince bir arkadaşım şeyi hissettim.
12:10Ben yani çevremdeki insanları da yazmıyorum ama diye sonra bu özdeşlik kurmakla ilgili.
12:18Yani yarın öbür gün sen de bir karakter olabilirsin ama kalkıp da işte çok güzel şarkı söylüyor, şöyle şahane bir
12:25insan işte saçları çenesindeydi, kırmızı elbise.
12:28O kadar da değil yani o biraz sınırı ihlal etmek gibi oluyor.
12:32Şimdi mesela ikinci kitap şöyle bir şey var ama kişi herhangi bir kitapta.
12:39Benim bir tane arkadaşım kitap yazsa ve kitaptaki karakterim ben olduğumu anlasam çok mutlu olurum.
12:44Bunu da yaşadık bu arada.
12:47Bizim Hakan James Dedoğlu diye bir arkadaş vardı.
12:50Yani hala var.
12:52Bunu biz istedik diye bir, adını umarım yanlış söylemedim, bir romanı vardı mesela.
12:57Ve orada onunla mahalleden arkadaştık abimle, ilkokul arkadaşıydı onlar.
13:02Böyle mahalle anlatıyor bir tane ve bizi görüyorum hani bunlar biziz diye böyle ve o his çok hoşuma gitmişti.
13:10O yüzden mesela şimdi ikinci kitapta karakterleri hayatımın çok çeperinde duran insanlardan yaptım.
13:16Bir iki özelliklerini aldım.
13:18Mesela hiçbir şeye benzemiyor ama ikisinin de dövmesi aynı.
13:23Hani hiçbir şeye benzemiyor ama ikisiyle de aynı yerden arkadaşız.
13:27Hafif böyle işaretler koyarak yollayıyorsun.
13:29Evet yani hani böyle şey gibi biraz da hani madem ben bunu yapabiliyorum, tarihe bir şekilde yazılı olarak not düşebiliyorum.
13:37Bunu niye beni bugüne kadar var kılmış insanlarla yapmayayım dedim.
13:41Çok güzel.
13:41Ve dolayısıyla aslında onları da birer böyle karakter olarak yaşattım ikinci öykü kitabımda.
13:46Ben bunu çok yaparım da metroda.
13:48Senin de yapıyor olman çok hoşuma gitti.
13:51Böyle birisi bir telefon, ya maşallah bizim metrolarda falan da, metrobüste falan da çok yüksek sesle konuşuyor ya halkımız.
13:57Bütün yani bir gün önceki olayları da öğrenirsin, duymamaya çalışsın ama öğrenirsin.
14:02Ama bazen ufacık bir cümle vardır.
14:04İşte ne bileyim ben akşam şunlar geliyor falan.
14:06İşte ne bileyim ya da çayı koy geliyorum falan.
14:09Oradan hikaye yazmaya başlıyorsan benim çok hoşuma gider.
14:12Yani muhtemelen yazar olsaydım ben de oralardan hep bir hareket ederdim.
14:16Bir gün metrobüste gidiyoruz.
14:18Kadın çok sinirlenmiş.
14:20Yanındaki iş arkadaşına anlatıyor.
14:21Tam iş çıkış saati zaten.
14:23Diyor ki neymiş 50 lira toplayacaklarmış.
14:26Doğum günü varmış.
14:27Bir sor bakalım benim 50 lira verecek durumum var mı?
14:30O sırada ben başladım.
14:31Bu kadın nasıl bir evde yaşıyor, hangi iş yerinde çalışıyor, evde kimler var, nasıl bir bakım yükü var, kaç kişinin
14:38eve katkısı var.
14:40Gittimse o sırada çok daha zecili kuyuya gelmiştim zaten.
14:43Ama böyle yani buna bir hareket noktası olabiliyor değil mi?
14:47Tabii.
14:47Yani şey diyorsun ya bence de o çok güzel.
14:50Okuyan şey ya evet ben de böyle yaşıyorum.
14:54Mesela şey diyorsun ya hani eve gideriz birisiyle bir tartışma yaşamışızdır.
14:59Söyleyemedim şeyleri evde şey yaparım.
15:01Niye bunu söylemedim falan.
15:02Tabii o gece o yastıklarda.
15:04İşte onu söylediğinde ben aaa Pınar beni anlatıyor falan dedim.
15:09Öykülerini okuyanların da bunu hissetmesi hoşuna gidiyor değil mi mesela?
15:12Bu çok önemli.
15:12Yani çünkü şöyle bir şey var.
15:14Çok klasik bir şey var.
15:16İşte ne yazmaktan hoşlanıyorsunuz?
15:18Yani okunmayı seveceğim şeyleri yazmaktan hoşlanıyorum.
15:21Bu da çok klasik bir cevap.
15:23Ama günün sonunda bir ara benden çok dalga içiyorlardı.
15:25Birinci kitaptan sonra çünkü söyleşilerde hep şey diyordum.
15:28Yani niye bu öykülerde kimse akbil basmıyor?
15:31Niye hani bu insanlardan biri değil diye.
15:34Tabii bu arada şeyi de fark ettim.
15:35Geç oldu ama akbil deyince de yaşımız çıkıyormuş diye böyle.
15:38İstanbul kartı oldu.
15:39Ona artık İstanbul kart diyorlar diye.
15:41Yani dolayısıyla kişinin illa akbil basmasına gerek yok.
15:45Ama günün sonunda benim hayatımdan çok uzak bir hayatın hikayesini ya çok uzaktan bir izleyici olarak okuyabilirim ya da gerçekten
15:54özdeşlik kurarak.
15:55Ben özdeşlik kurmayı tercih ederim mesela.
15:57Dolayısıyla işte ikinci kitapta bir tane karakter yüz yogası yapıyor mesela.
16:03Çünkü yani şimdi günümüzde insanlar ya kendine bakıyorlar ya diyetlerine çok şeyler ya işte ek gıda kullanıyorlar, takviye kullanıyorlar, yüz
16:14yogası yapıyorlar, işte pilatese gidiyorlar.
16:16Bu hayatın artık bir parçası haline geldi.
16:19Biraz şey oldu değil mi? Etrafımızda YouTube kanalı açan açana ve onlara nasıl para kazanması lazım?
16:24Arkadaşlar size çok önemli bir açıklama yapacağız diye sabah başlıyorlar ya.
16:28Ve ayrı bir korku iklimi yaratıyor.
16:30Allah'ım işte bu bilimle bilmem ne yağıyla kapatmadığım için yarın uyanamayacağım falan hani.
16:38Dolayısıyla malzemen çok artmadı mı aslında?
16:41Arttı, artmaz olur mu?
16:41Onları izle ve bir sürü şey yaz değil mi?
16:44Evet.
16:44Yani çünkü şöyle oluyor.
16:46Şimdi bir onları izliyorum, bir onların dünyası var.
16:49Bir de onları izleyip hani hep şey olurdu ya böyle işte aman beni eleştirenler de evde dizi çıkmış eşofmanıyla oturanlar
16:57falan diye hani böyle bir küçümseme hali vardı.
17:00E o dizi çıkmış eşofman, yani benim de dizi çıkmış eşofmanım var.
17:04Tabii canım.
17:04O ben de olabilirim.
17:05Dolayısıyla ben ona baktığımda ne hissediyorum?
17:09Olmuyor.
17:09O zaman işte nasıl oluyor bu?
17:11Yani bunu kim hissederdi?
17:13Bunun alıcısı kim?
17:14Bunun almayanı kim?
17:15Almayan niye izliyor?
17:16Niye hala bunun bir parçası olmaya çalışıyor?
17:19Gibi gibi sorular.
17:20Sordukça zaten bir şey inşa olmaya başlıyor.
17:22Peki şey çok plasik ama bunu sormasam olmaz.
17:27Aktivist kimliğin herhalde senin bu şeyi, insan hikayelerini, ya sen çok fazla insan, hikaye demek basitleştiriyor ama gerçek yaşanmış ve
17:36yaşanmakta olan ve aslında sistemimiz değişmeli, yaşanacak olan şeyler.
17:41Çok fazla insan tanımışsındır eminim.
17:43Çok fazla insan, bir kere AFÖ örgütünde çalışmak, başlı başına şey değil mi?
17:47Ne muhabbetler duymuşsundur?
17:50Tabii çok fazla vaka oluyordu.
17:52Biraz o aktivist kimliğinden, nerelerde ne yaptın, onlardan bir bahsedin, nelerle karşılaştın, neyle mücadele ettin?
17:59Ya da niye böyle bir ihtiyaç duydun da buralara girdin?
18:03Yani biraz aileden, işte avukat kızı olmanın getirdiği bir şey de var.
18:08Biraz da yani yetiştiriliş tarzıyla ilgili bir şey.
18:11Yani hani günün sonunda şöyle bir şey oluyor.
18:13Temel insan hakkı.
18:15Hani bir yerden bakarsınız, aa çok basit, su, suyu bunun içine koyarız işte nedir ki?
18:21Ama bir noktadan sonra şunu fark ediyorsunuz, özellikle yankı odasının dışına çıkınca.
18:26Can bardakta hayatında hiç su içmemiş bir insan için suyu bunun içine koymak o kadar da kolay değil.
18:31Şimdi bu mantığı her şeye uygulayabilirsiniz.
18:34İşte hayatında şarkı söylememiş biri, hayatında öykü okumamış biri.
18:38Hayatında temel insan haklarının hakkı olduğunu bilmemiş biri dediğimiz noktada iş başka bir yere getiriyor bizi.
18:46Dolayısıyla özel sektörde çalışıp sonrasında af örgütünde çalışmaya başlamak da benim hayatımda tabii ki çok büyük bir kırılma yarattı.
18:54Yani birkaç fikriniz oluyor ama gerçekten insan hakları alanında çalışan bir yerde çalışmaya başlayınca bil fiil,
19:01tamamen bu işin içine girince o başka bir kas ekliyor sizi.
19:05Şaşırıyorsun değil mi haklarımızı bilmeden nasıl büyümüşüz ilkokuldan itibaren?
19:09Ve çok basit şeyler aslında ama yani çoğu insan bunun böyle bir hakkı olduğunu bilmiyor.
19:16Bununla beraber işte af örgütündeki süre boyunca ya da ondan sonraki dönemde de işte yeri geldi TİHİV'le yolum kesişti,
19:25yeri geldi İHADE'yle yolum kesişti ya da işte mesela hakikat, adalet, hafıza merkeziyle yolum kesişti.
19:32Bütün oralardaki şeyler de bana inanılmaz bir şeyler kattı.
19:37Ama orada da şöyle bir parantez açayım.
19:41Bu benim yazdığım şeylere yansıdı mı?
19:43Tabii ki yansıdı ama tabii ki en başta söylediğim gibi oradaki o etik şeyi her zaman korumaya çalıştım.
19:50Çünkü hakikat, adalet, hafıza merkezinin faili belli diye bir internet sitesi var ve orada işte fail meçhullerle ilgili bütün davaları
19:59takip ediyorlar ve orada bilgiler var.
20:02Orada gördüğüm bir fotoğraftan hareketle mesela Altınova olması gerekiyor, Vartinis davası, bir köy yakma davası.
20:12Onunla ilgili bir öykü yazmıştım.
20:14Ama orada sadece bir fotoğraf gördüm ve sadece o fotoğrafla ilgiliydi.
20:19Çünkü inanılmaz bir şekilde dosyayı okusaydım, işte duruşmaların özetlerine baksaydım, öyle böyle olsaydı bu sefer bir şeyin ihlali olacaktı.
20:28O yüzden bir fotoğrafın üzerinden ne olabilir diye.
20:33Mesela Ortadan Üç'e de de yani İkinci Öykü kitabında da Kirsti Bell'in Dip Akıntıları diye bir kitabını okumuştum.
20:39Mesela orada da bir yerde bu Nazi dönemindeki bütün yaşananlarla yüzleşmek için tökezleme taşlarından bahsediyor.
20:49Tökezleme taşı yapmışlar, bayağı Arnavut kaldırımı gibi düşünün.
20:52Sadece birazcık daha çıkıntılı ve bütün bu soykırımda hayatını kaybedenlerin isimleri yazıyor.
20:58Dolayısıyla o bir geçmişle yüzleşme projesi aslında.
21:02Mesela ülkelerden bir tanesi onunla ilgili.
21:04Ama ben orada ne soykırım anlatıyorum, ne Almanya anlatıyorum, ne başka bir şey anlatıyorum.
21:10Hikayeye dair hiçbir fikri olmayan ama bir şekilde buna temas etmiş birisinin hayatında bu nasıl bir fark yaratmış ya da
21:18nasıl bir etki yaratmış onu anlatıyorum mesela.
21:21Çok ilginç.
21:22Peki şimdi ikisi çok farklı bir yerde duruyor gibi ama yani sanat ve gerçek şey, aktivizm, sokaktaki ya da işte
21:29içinde yer aldığın seyitörlerdeki.
21:32İkisinin de aslında şöyle bir şeyi var ya, derdimiz ne sadece çok şahane, sesim güzel mi değil mi bunu ölçmek
21:41falan diye sahneye çıktığında yapmaya çalıştığım şey aslında.
21:44Dünyayı biz nasıl görüyoruz, neyine itiraz ediyoruz?
21:48Bir yerde yani şeye bulaşıyorsun, yaşadığın coğrafyayla, dünyayla alakan varsa hele dertlerin oluyor dünyaya dair ve onu sanat aracıyla insanlara
21:59anlatmaya çalışıyorsun.
22:01Sen iki farklı imiş gibi görünen alanda varsın, var oldun ama herhalde ikisinin buluştuğu şey bu değil mi?
22:10Evet.
22:11Dünyaya dair dertlerin.
22:12Şöyle bir şey oluyor yani ben Aför Gütü'nde çalışmaya başladığımda 5. iş günümde kendimi Nazım abinin, Nazım Akman'ın
22:22canlı yayınında bulmuştum.
22:24Yanımda da rahmetli Celalettin Can vardı ve o zaman küresel bir mektup yazma eylemi vardı onunla ilgili.
22:33Vicdanler Etçi Halil Savda ile ilgili orada işte kampanyayı anlatmıştım.
22:38Dolayısıyla bütün bunlar aslında küçük küçük insana işliyor.
22:41İlk kitapta silah kelimesini geçirmemek için ekstra ceba sarf ettim mesela.
22:46Hiç silah geçmez.
22:47Ama bununla beraber çoğu erkek karakterin de adı geçmez.
22:50Öyle mi?
22:51Babası, babası, babası, babası aşağı babası yukarı, eşi aşağı eşi yukarı falan mesela böyle hani bu mikrofeminizm dedikleri şey buna
22:59dahil mi bilmiyorum ama bütün o edindiğim kaslar, refleksler, o şekillenmelerin hepsi aslında o yazının içinde o şekilde.
23:08Yani çünkü iletişim söylediklerimiz kadar söylemediklerimizde.
23:12Dolayısıyla ben bilinçli bir şekilde onu orada geçirmemeye çalışıyorsam ya da bir karakterin cinsel yönelimiyle ilgili biraz kafa karıştırıyorsam bile
23:21bu benim için yeterli oluyor mesela.
23:24Şey gibi değil mi?
23:25Dildeki dikkat ettiğimiz şeyler bir yaştan sonra oluyor gerçekten bir yerden sonra.
23:30Nasılsın bomba gibiyim falan demiyoruz ya.
23:34Aynen.
23:34O çok alıştığımız bir şey değil yani.
23:38Türklerin isim koyduğu tek şey.
23:40Kılıç, Kalkan.
23:41Kılıç, Balı ve Kalkan, Murat Belge mi söylerdi?
23:45Diğerleri, Uskumrular, Onlar, Bunlar, Türklere ait değilmiş ama nasıl bir iklimde.
23:50Kılıç ve Kalkan, iki tane balık ismi biz koymuşuz.
23:53Gerisi bize ait değil falan.
23:55Çok enteresan gelmişti bana.
23:57O yüzden aslında bir süre sonra zaten şeye dikkat etmeye çalışıyorsun.
24:01Şiddet, militer dile, Ata Erkin'in bize öğrettiği dile, ön yargılardan arındırmaya çalışıyorsun dilini.
24:11İşte benim içinde yer aldığım şey, projeler ve yer aldığım dünya, kendime ait hissettiğim dünya, herkesin eşitliğine inanan.
24:20Dolayısıyla o dildeki çocukken öğretilmiş ön yargı dilini temizlemeye çalışıyorsun falan.
24:27Biraz kastettin o aslında değil mi?
24:29Yani dilini kurarken de acayip dikkat ediyorsun.
24:31Şimdi Kardeş Türküler sahneye çıktığında niye Türkçe söylemiyor sadece?
24:35Çünkü başka bir şeyin mümkün olduğunu göstermek için.
24:38Evet, mümkün olduğunu.
24:38Ya da var olduğunu.
24:39Evet, abimin kızıyla.
24:41Bir kere Kardeş Türküler konserine geldik.
24:43Abimin kızı da bizimleydi.
24:45İşte iki sene önce falan olması gerekiyor.
24:47Muhtemelen 12 yaşında vs.
24:49şey diye sormuştu, niye hepsi beyaz giymiş diye sormuştu mesela.
24:54Yani bir çocuğun bile dikkatini çekiyor olması çok güzel.
24:59Bir de mesela bazen hiçbir şeyi doğrudan söyleme zorunda hissetmeyip aralara gömme hali vardır ya.
25:05Mesela ilk kitapta şeyi hala çok severim.
25:09İnsanın kendinden anıtı yapması nasıl bir şey bilmiyorum ama.
25:12Güzel bir şey.
25:13Eşik diye bir öykü vardı.
25:15Orada şeyden bahsediyorum.
25:16Yani kim karar veriyor ki kötü şeylerin hep evin dışından geldiğine diye.
25:21O soru orada dursun.
25:23Onu hiç düşünmemiş olanlar bir okusun bir düşünsün.
25:26Aa çok güzel.
25:27Onların dünyasında bakalım nasıl bir karşılık bulacak mesela.
25:30Valla şahane de bir final oldu.
25:31Çünkü
25:34biraz uzatacağım.
25:35Uzat uzat.
25:36Bir şeyin rivayeti vardır işte dünyanın en kısa yüksünü Hemingway yazmıştır işte bir çift çocuk ayakkabısı bebek ayakkabısı satılık işte
25:45diye ondan sonra işte bunu Hemingway söyledi söylemedi.
25:49Şimdi burada çok bariz bir kuşak farkı olduğunu fark ettim.
25:52Çünkü bu bizim için bir evlat kaybı.
25:55Daha genç kuşaklarda bir kere bunu konuştuğumuzda beğenmemişler satıyorlar dedi.
25:59Hadi canım.
26:00Şimdi hiç evlat kaybına dair fikri olmayan biri için ve satılık bir ayakkabının onun hayatındaki karşılığı beğenmemiş ve satıyor.
26:09Yani şimdi o kadar fazla ikinci el kıyafeti satan.
26:11Kesinlikle bu yeni kuşaklar bizi şaşkınlığa uğratmıyor ama alışacağız bir gün de.
26:15Çok şaşırıyorum.
26:16Ben bu sırada şeyi de fark ediyorum yani bambaşka bir dünya.
26:20Evet.
26:21Bambaşka bir dünya olduğu için mesela o başka dünya bu kitapları okusa ne kadar mutlu olur, ne kadar kendinden bir
26:30şey bulur ya da bulamaz.
26:31Bu hep şey vardır ya kitap okuyucusunu bulsun.
26:33Bundan daha güzel bir dilek yok bence gerçekten.
26:36O yüzden işte zaman içinde şunu da fark ediyorum.
26:39Benim için çok açık ve net olabilir yazdığım şeylerdeki o mesajlar ama bazıları için hiç olmayabilir mesela.
26:47Ya da yaşanmışlığa göre fark eder tabii ki.
26:49Aynen öyle.
26:50Bir tane öykünün içinde çünkü şey demiştim yani kazanın doğurduğuna inanıyorsunuz da demiştim.
26:55Sonra dedim ki yani şimdi nasıl ettin hocaya burada nasıl gideceğiz gideceğiz diye.
27:00Sonra dedim ki onu da baksınlar.
27:02Arama motoruna yazsınlar oradan baksınlar diye.
27:04Evet.
27:04Çok güzel.
27:06Pınar'cığım çok teşekkür ederim.
27:07Ben şu şey sesim var ya ben genelde söyledim ya sana bir muhabbetin sonunda bir değil mi Aynur?
27:13Böyle bir çökerim yığılırım koltuğa.
27:15Hep böyle bir dik durma ihtiyacı hissettim.
27:17Bilmiyorum fark ettin mi?
27:18Acayip kanlı canlı böyle enerjik bir aktivist kadın sesi.
27:22Öykü yazan aktivist kadın.
27:24Tabii bu arada şeyin hakkını vermek lazımdı.
27:26Bunu da okuyacağım.
27:28Sevin okuyayım.
27:28Çok da sevdiğim bu bizim şey 90'lar 2000'ler memleketin her şeye rağmen güzel dönemleri çok gazetelerin olduğu bir
27:36dönem.
27:36Benim sinema yazılarını heyecanla takip ettim.
27:39Bir dönem bir defa da kardeşlikler hakkında çok güzel bir yazı yazmış olan Sevin Okyer.
27:43Onu da okuyacağım.
27:44Her şey için eline sağlık.
27:46Kitaplarını mutlaka okuyacağım.
27:48Biz seninle tanıştık ama bir de Öykücü Pınar İlkiz'le tanışmak çok iyi oldu.
27:52Çok güzel geldi.
27:53İyi ki geldin programımıza.
27:54İyi ki davet ettin.
27:55Çok teşekkür ederim.
27:56Ben teşekkür ederim Pınar'cığım.
27:58Sevgili izleyiciler gelecek hafta yine güzel bir konukla karşınızda olacağım.
28:01Görüşmek üzere.
28:02Hoşçakalın.
Comments

Recommended